Yerel Haberler
Antalya
21 Mart 2026 Cumartesi - 16:25 Market tartışmasında cinayete kurban giden 19 yaşındaki gencin cenazesi morgdan alındı Antalya’nın Manavgat ilçesinde markette müşteri ile iş yeri sahibinin oğlu arasında çıkan tartışmada tabancayla vurularak hayatını kaybeden 19 yaşındaki gencin cansız bedeni, Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’ndaki işlemlerinin ardından yakınları tarafından teslim alındı. Olay, Yukarı Pazarcı Mahallesi 1064 Sokak’ta bulunan bir markette dün akşam saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, market sahibinin oğlu Hakan K. ile markete müşteri olarak gelen Hasan Şimşek (19) arasında bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Hakan K., iş yerindeki tabancayla Hasan Şimşek’e ateş etti. Silah sesini duyan çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Hasan Şimşek’in olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Şüpheli olay yerinde gözaltına alındı Cinayet şüphelisi Hakan K., olayda kullandığı tabanca ile birlikte Manavgat Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekiplerince olay yerinde gözaltına alındı. Hakan K.’nın Manavgat Devlet Hastanesi’nde yapılan alkol kontrolünde 3,87 promil alkollü olduğu tespit edildi. Cansız bedeni yakınlarına teslim edildi Olay yeri inceleme çalışmalarının tamamlanmasının ardından Hasan Şimşek’in cenazesi, otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı. Buradaki işlemleri tamamlanan Şimşek’in cansız bedeni, yakınları tarafından üzüntü içinde teslim alındı.
Ehliyet sahibi olabilmek için 48 yaşında okuma-yazma öğrenmeye başladı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:47 Ehliyet sahibi olabilmek için 48 yaşında okuma-yazma öğrenmeye başladı Antalya’da 48 yaşındaki Fuat Aydın, ehliyet sahibi olabilmek için okuma-yazma öğrenmeye karar verdi. Halk Eğitim Merkezi Okuma-Yazma Kursu’na kayıt olarak yıllar sonra defter ve kalemi eline alarak okuma yazma öğrenmeye başlayan Aydın, "Keşke zamanında öğrenseydim, çok geride kalmışız" dedi. Muratpaşa ilçesinde çay ocağı işleten 48 yaşındaki Fuat Aydın, çocukluğunda imkansızlıklar nedeniyle okula gidemedi. Yaşıtları okula giderken küçük yaştan itibaren köyünde çobanlık yapan Aydın, gençlik yıllarında köyünden büyükşehire gitti. Yaşamı boyunca turizm başta olmak üzere çeşitli sektörlerde hayat mücadelesi veren Aydın, son olarak çay ocağı işletmeciliği yapmaya başladı. Birkaç yıl önce kendisine bir otomobil alan Aydın, ehliyet sahibi olabilmek için okuma-yazma öğrenmeye karar verdi. Azize Kahraman Halk Eğitim Merkezi Okuma-Yazma Kursu’na kayıt olan Aydın, yaklaşık bir haftadır kursa gidiyor. İş yerinde defter, kalem ve silgisini bir an olsun yanından ayırmayan Aydın, çay ocağına gelen müşterilere bir yandan çay servisi yaparken bir yandan da derslerine çalışıyor. "Keşke zamanında öğrenseydim" 21 yıldır Antalya’da esnaflık yaptığını belirten Fuat Aydın, "21 yıldır Kaleiçi’nde esnaflık yaptım. Turizmle uğraşıyordum, turizm biraz kötü gidince bu işle uğraşmaya başladım. Bütün kardeşlerim turizmcilik yapıyor, ben çaycılık yapıyorum. Okuma-yazması olmayan insan büyükşehirde kör gibidir. Hiçbir şey görmüyor, büyük şehre geldiğin zaman okuma yazma gerekiyor. Köyde bilmiyorduk, biz çobanlık yapıyorduk. Arkadaşlarımız okuldan kaçıp geliyordu. Biz de iyi bir şey değil demek ki diyerek okumadık. Keşke zamanında öğrenseydim, çok geride kalmışız. Keşke 30 yıl önce öğrenseydim, her şeyi şeffaf biçimde görürdüm. Şu an okuma yazma olmadığı için büyük şehirde körüz" dedi. Ehliyet alıp, muhtar olmak istiyor Yıllarca okuma yazma anlamında büyük zorluklar yaşadığının altını çizen Aydın, "Okuma yazma bilmemem haricinde bir sıkıntım olmadı. Hesap kitabım var, ticaretten anlıyoruz. Hiç okula gitmedim, okuma yazma bilmiyorum. Öğrenmek istiyorum. Bir arabam var ama ehliyetim olmadığı için okuma yazma öğrenip ehliyet almak istiyorum. Bizim beldenin muhtarı iki dönemdir muhtarlık yapıyor. Okuma yazma öğrenip muhtarlığı kazanıp beldemde muhtarlık yapmak istiyorum. 3 ay önce halk eğitime başvurdum. Yeni başladım, 3-4 gündür okula gidiyorum. Dersler iyi gidiyor, okuma yazma çözülebilecek bir şey. Yazmayı, biraz okumayı, bazı harfleri öğrendim" ifadelerini kullandı.
Dökülen çöpler kargıların yanmasına neden oldu
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:26 Dökülen çöpler kargıların yanmasına neden oldu Antalya’nın Manavgat ilçesinde, çöp dökme yasağına rağmen atıkların bırakıldığı alanda çıkan yangın itfaiye ekipleri ve belediye iş makinelerinin müdahalesiyle söndürüldü. Yangın, Manavgat Atatürk Stadı ve Atıksu Arıtma Tesisi yolu üzerinde, Manavgat Belediyesi Asfalt Şantiyesi’nin karşısındaki kargılık alanda meydana geldi. İhbar üzerine bölgeye Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi Manavgat Birimi ile Manavgat Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Yangına ilk müdahaleyi, yanan çöplerin üzerine toprak döken belediye iş makineleri yaptı. Kısa sürede olay yerine ulaşan itfaiye ekiplerinin de desteğiyle alevler kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangının çıktığı bölgenin, kargıların arasında bulunduğu için yoldan geçen vatandaşlar tarafından görülmediği, alanda otellerden gelen park ve bahçe atıkları, inşaat molozları ve çeşitli çöplerin bulunduğu öğrenildi. Yangının bu atıklardan kaynaklanmış olabileceği değerlendiriliyor. Uyarılara rağmen çöp dökmeye devam ediyorlar Manavgat Belediyesi Asfalt Şantiyesi’nde görev yapan çalışanlar, bölgeye çöp dökülmemesi için giriş ve çıkışlara kepçe ile toprak dökmelerine rağmen yasağa uymayan bazı kişilerin alana çöp dökmeye devam ettiğini belirtti. Yangınla ilgili inceleme başlatıldı. (AK-SM-
"Oğlumu tarla gibi yapmış" diyerek gözyaşı dökmüştü, davada tanıklar konuştu
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:25 "Oğlumu tarla gibi yapmış" diyerek gözyaşı dökmüştü, davada tanıklar konuştu Antalya’da 26 yaşındaki gencin eski kız arkadaşının evinin önünde bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin biri tutuklu 4 sanığın yargılandığı davada tanıklar dinlendi. Mahkeme, suçlamaları reddeden tutuklu sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Olay, 25 Aralık 2024’te Aksu ilçesi Pınarlı Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Seyit Muhammet Talay (26), bir süre önce ayrıldığı kız arkadaşı A.S.’nin (23) evinin yakınında aracında beklemeye başladı. Durumu fark eden A.S.’nin babası Ömer S. ve yakınları, Talay’ın yanına gelerek tartışmaya başladı. Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda Talay, karnından bıçaklandı. Ağır yaralanan genç, kaldırıldığı Kepez Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Olay sonrası baba Ömer S., kızları A.S. ve D.S. gözaltına alındı. Şüphelilerden Ömer S. tutuklanırken, diğerleri serbest bırakıldı. Cep telefonu kamerasına yansıyan görüntülerde sanıkların Talay’ı "evin önünden geçmemesi" yönünde uyardıkları, tartışmanın namus meselesine dönüşeceği yönünde uyarılarını sürdürdüğü görüldü. Ömer S. ve kızları A.S., D.S. hakkında ’kasten öldürme’ suçlamasıyla iddianame düzenlendi. İddianamede sanıkların birlikte hareket ettikleri, maktul yaralı haldeyken de saldırıya devam ettikleri belirtildi. Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın beşinci celsesinde sanıklar, katılan taraf ve tanıklar dinlendi. "Daha önce de dövdüler, tehdit ettiler" Tanık S.E., olaydan önce de sanıkların maktule saldırdığını ileri sürerek, "4 Kasım 2024’te Ömer S. ve ailesi Seyit’in yolunu kesip darbetti" dedi. S.E., "İlk olayda S.T., Muhammet’i iki defa arayıp evinin önüne çağırdı. Biz gitme dedik ama ‘Konuşacağız’ diye gitti. Ömer S. da oradaymış. S.T. ve Seyit konuşurken Ömer S. içeriden gelmiş, kovalamaca başlamış, 200 metre ileride yakalayıp dövdüler. Bağırtıları duyunca gittim. Seyit’in üstündelerdi, Ömer S. boğazını sıkıyordu. Biri arabadan kırmızı saplı bir bıçak çıkardı ama ‘Polis geliyor’ deyince tekrar arabaya koydu. Olaydan sonra Seyit’i eve götürdük. Annesi darp izlerini görünce şikayetçi oldu ama sanıklar ‘Kelle koltukta kalmaz’ diyerek şikayeti geri çektirdiler. Kavgadan bir hafta sonra A.S. bakır sülfat içti, babasına haber vermeyin dediler. Ardından Seyit’e ‘ben içtim, sen de iç’ diyerek onu da zehir içmeye zorladı. Onun da midesi yıkandı. Olay günü Seyit beni aradığında sadece bağırış sesleri duydum. Gittiğimizde bıçaklanmıştı" şeklinde konuştu. Tanık S.E., "Olaydan 2-3 gün önce Ömer S. bana, ‘Seraları devredeceğim, gel konuşalım’ dedi. O esnada bütün bu planları kurmuşlar. Olaydan 1-2 gün önce de Ömer S.’ye ‘Senin yaşın büyük, gördüğün yerde görmemezlikten gel, çocuğa çatma. Bu iş büyümesin’ dedim. Seyit’i öldürdükleri gün Dokuma’ya misafirliğe gitmiştim, kardeşim Serdar’ı Muhammet aradı, ‘Serdar yetiş, önümü kestiler’ dedi. 20.51’de aradı, olay yerine vardığımızda 21.20 idi. Olay yerine geldiğimizde çocuk bıçaklanmıştı, olay yerinde ambulansa binip götürdük" dedi. Tanıklar dinlendi Tanık Ş.D. ise, "4 Kasım’da S.T.’lerin sokağında rahmetliyi dövdüklerini gördüm. 3 kız, anne, baba ve S.T. birlikte dövüyordu. Olaydan sonra F.D.’nin evine başsağlığına gittik, F.D., ’Olay günü aşağı indik’ dedi. F.D. bana ’İnanmıyorsanız arkadaşımdan dinleyin’ diyerek, T. adlı bir arkadaşını aradı. Telefonun hoparlörünü açıp konuşmaları dinletti. Telefonun karşısındaki T., F.D.’ye ’Her şeyi gördün, 6 kişi katletti dedin ya’ dedi. Bunları karşıdaki anlatırken duyduk. F.D. bize, ’S.T. benim konuşmamı istemiyor. Olay günü oradaydım, ayırdım, ambulans çağıramadım arkadaşım aradı, olay yerinde 6 kişi vardı’ dedi" ifadelerini kullandı. "Olay spontane gelişti" Tutuklu sanık Ömer S., suçlamaları reddederek, "Tanıklar doğru söylemiyor. Pusu kurduğumuz iddiası doğru değil. Olay spontane gelişti. Daha önceki kavgada S.T. ile Muhammet sözlü tartışıyordu, biz ayırmaya çalıştık. Evime aracımla dönerken Muhammet önüme geçti. Birbirimizi itekledik, bizi ayırdılar. Bu olayın asıl görgü tanığı benim, olay günü bunlar aralarında birbirleriyle kavga ettiler. Asıl husumet Talay ailesinin kendi arasında oldu" dedi. Tutuksuz sanık A.S. ise, telefonunu vermediğinden inceleme yapılamaması üzerine, "Telefonum bozulmuştu, yeni bir telefon almadım. Bu nedenle inceleme yapılamadı. Tanık beyanları tamamen yalan" dedi. "Çocuğumu 6 kişi öldürdü" Maktulün annesi Sevim Talay ise, "Benim çocuğumu 6 kişi öldürdü. Güçlü bir çocuktu, bir kişiyle olmaz. Önce beynine vuruldu, sonra arabadan indirildi. Kontağı bile kapatılmamış. Vahşice katledildi. 10 aydır adalet bekliyorum, bu olay tasarlanmış" dedi. "Kamera kayıtları eksik toplandı" Katılan tarafın avukatları, tüm sanıkların tutuklanmasını talep ederek, "Kamera kayıtları eksik toplandı, görüntüler araştırılmalı. Bu olay planlı, spontane değil. Sanıklar olay yerinden birkaç kez geçmiş. WhatsApp kayıtlarında A.S.’nin maktule ‘Evinin önünden geçerken dikkat et’ dediği görülüyor. Bu da önceden planlandığını gösteriyor" ifadelerini kullandı. Sanık avukatları ise tanıkların beyanlarının duyuma dayalı olduğunu savunarak, "Olayda tek bir bıçak var, o da maktulün babasının evinde. Biz maddi gerçeğe ulaşmak istiyoruz" dedi. Duruşma 18 Aralık’a ertelendi Mahkeme heyeti, maktule ait telefon ve HTS kayıtlarının getirtilmesine, tanık S.E.’ye ait telefonun olay gününe ilişkin kayıtlarının incelenmesine, tutuksuz sanık A.S. tarafından polis merkezine sunulan CD’nin aslının araştırılmasına ve olay yerini gören tüm güvenlik kamera görüntülerinin toplanmasına karar vererek, duruşmayı 18 Aralık tarihine erteledi. Dava sonunda mahkeme salonundan çıkan sanık yakınlarının basın mensuplarına sözlü saldırısı ise dikkat çekti. Bir sanık yakını, "Kaç para aldıysanız biz daha fazlasını verelim, bizi de yazın" ifadelerini kullanarak, gazetecilere yakışıksız ifadelerde bulundu.
"Oğlumu tarla gibi yapmış" diyerek gözyaşı dökmüştü, davada tanıklar konuştu
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:23 "Oğlumu tarla gibi yapmış" diyerek gözyaşı dökmüştü, davada tanıklar konuştu Antalya’da eski kız arkadaşının evinin önünde çıkan tartışmada bıçaklanarak öldürülen 26 yaşındaki Seyit Muhammet Talay’ın ölümüne ilişkin biri tutuklu 4 sanığın yargılandığı davada tanıklar dinlendi. Tutuklu sanık Ömer S., suçlamaları reddederken, mahkeme heyeti tutukluluk halinin devamına karar verdi. Olay, 25 Aralık 2024’te Aksu ilçesi Pınarlı Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Seyit Muhammet Talay (26), bir süre önce ayrıldığı kız arkadaşı A.S.’nin (23) evinin yakınında aracında beklemeye başladı. Durumu fark eden A.S.’nin babası Ö.S. ve yakınları, Talay’ın yanına gelerek tartışmaya başladı. Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda Talay, karnından bıçaklandı. Ağır yaralanan genç, kaldırıldığı Kepez Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Olay sonrası baba Ömer S., kızları A.S. ve D.S. gözaltına alındı. Şüphelilerden Ömer S. tutuklanırken, diğerleri serbest bırakıldı. Cep telefonu kamerasına yansıyan görüntülerde, sanıkların Talay’ı "evin önünden geçmemesi" yönünde uyardıkları, tartışmanın namus meselesine dönüşeceği yönünde uyarılarını sürdürdüğü görüldü. Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Ömer S. ve kızları A.S., D.S. hakkında "kasten öldürme" suçlamasıyla iddianame düzenlendi. İddianamede sanıkların birlikte hareket ettikleri, maktul yaralı haldeyken de saldırıya devam ettikleri belirtildi. Beşinci celsede sanıklar, katılan taraf ve tanıklar dinlendi. "Daha önce de dövdüler, tehdit ettiler" Tanık S. E., olaydan önce de sanıkların maktule saldırdığını ileri sürerek şunları söyledi: "4 Kasım 2024’te Ömer S. ve ailesi Seyit’in yolunu kesip darp etti. O sırada kardeşim Serdar E. aradı, ‘Abi yetiş, Seyit’i dövüyorlar’ dedi. Polikliniğe gitmiştim, hemen olay yerine geçtim. Gittiğimde Ömer S., Seyit’in üstündeydi, boğazını sıkıyor, vuruyordu. O esnada S.S. araçtan kırmızı saplı bir bıçak çıkardı. Biz ‘Polisi aradık’ deyince bıçağı sakladılar. Olaydan sonra herkes ifade verdi ama sonra aralarında şikayetlerini geri çektiler. Belli bir zaman geçtikten sonra Ömer S. beni arayıp serasına çağırdı, daha sonra eşi arayıp ‘çabuk gelin, kız ilaç içti’ dedi. Gittiklerinde A.S. bakır sülfat içmişti, arabamla Aksu Semt Polikliniği’ne götürdüm, oradan Kepez Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. İki üç gün sonra taburcu oldu. Ardından A.S., Seyit’e ‘Ben ilaç içtim, sen içemezsin’ diyerek onu da içmeye teşvik etti. Onun da midesi yıkandı. Olaydan iki üç gün önce Ömer S. bana, ‘Seraları devredeceğim, gel konuşalım’ dedi, o esnada bütün bu planları kurmuşlar. Olaydan 1-2 gün önce de Ömer S.’ye ‘Senin yaşın büyük, gördüğün yerde görmemezlikten gel, çocuğa çatma bu iş büyümesin’ dedim. Seyit’i öldürdükleri gün Dokuma’ya misafirliğe gitmiştim, kardeşim Serdar’ı Muhammet aradı, ‘Serdar yetiş, önümü kestiler’ dedi.20.51’de aradı, olay yerine vardığımızda 21.20 idi. Olay yerine geldiğimizde çocuk bıçaklanmıştı, olay yerinde ambulansa binip götürdük." "Arabadan bıçak çıkardılar" iddiası Tanık S. E., ilk kavganın da planlı olduğunu öne sürerek, "İlk olayda S.T., Muhammet’i iki defa arayıp evinin önüne çağırdı. Biz gitme dedik ama ‘konuşacağız’ diye gitti. Ömer S. da oradaymış. S.T. ve Seyit konuşurken Ömer S. içerden gelmiş, kovalamaca başlamış, 200 metre ileride yakalayıp dövdüler. Bağırtıları duyunca gittim. Seyit’in üstündelerdi, Ömer S. boğazını sıkıyordu. Biri arabadan kırmızı saplı bir bıçak çıkardı ama ‘polis geliyor’ deyince tekrar arabaya koydu. Olaydan sonra Seyit’i eve götürdük. Annesi darp izlerini görünce şikayetçi oldu ama sanıklar ‘kelle koltukta kalmaz’ diyerek şikayeti geri çektirdiler. Kavgadan bir hafta sonra A.S. bakır sülfat içti, babasına haber vermeyin dediler. Ardından Seyit’e ‘ben içtim, sen de iç’ diyerek onu da zehir içmeye zorladı. Olay günü Seyit beni aradığında sadece bağırış sesleri duydum. Gittiğimizde bıçaklanmıştı" şeklinde konuştu. Tanıklar dinlendi Tanık Ş.D. ise, "4 Kasım’da S.T.’lerin sokağında rahmetliyi dövdüklerini gördüm. 3 kız, anne, baba ve S.T. birlikte dövüyordu" diyerek başladığı ifadesinde, başka tanıkların sözlerine de yer verdi: "Olaydan sonra F.D.’nin evine başsağlığına gittik, F.D., olay günü aşağı indik dedi. F.D. bana inanmıyorsanız arkadaşımdan dinleyin diyerek, T. Adlı bir arkadaşını aradı. Telefonun hoparlörünü açıp konuşmaları dinletti. Telefonun karşısındaki T., F.D.’ye "Her şeyi gördün, 6 kişi katletti" dedin ya dedi. Bunları karşıdaki anlatırken duyduk. F.D., bize; "S.T. benim konuşmamı istemiyor. Olay günü oradaydım, ayırdım, ambulans çağıramadım arkadaşım aradı, olay yerinde 6 kişi vardı’ dedi." "Olay spontane gelişti" Tutuklu sanık Ömer S., suçlamaları reddederek, "Tanıklar doğru söylemiyor. Pusu kurduğumuz iddiası doğru değil. Olay spontane gelişti. Daha önceki kavgada S.T. ile Muhammet sözlü tartışıyordu, biz ayırmaya çalıştık. Evime aracımla dönerken Muhammet önüme geçti. Birbirimizi itekledik, bizi ayırdılar. Bu olayın asıl görgü tanığı benim, olay günü bunlar aralarında birbirleriyle kavga ettiler. Asıl husumet Talay ailesinin kendi arasında oldu" savunmasını yaptı. Tutuksuz sanık A.S. ise, telefonunu vermediğinden inceleme yapılamaması üzerine; "Telefonum bozulmuştu, yeni bir telefon almadım. Bu nedenle inceleme yapılamadı. Tanık beyanları tamamen yalan" dedi. "Çocuğumu 6 kişi öldürdü" Maktulün annesi Sevim Talay ise "Benim çocuğumu 6 kişi öldürdü. Güçlü bir çocuktu, bir kişiyle olmaz. Önce beynine vuruldu, sonra arabadan indirildi. Kontağı bile kapatılmamış. Vahşice katledildi. 10 aydır adalet bekliyorum, bu olay tasarlanmış" dedi. "Kamera kayıtları eksik toplandı" Katılan tarafın avukatları, tüm sanıkların tutuklanmasını talep ederek, "Kamera kayıtları eksik toplandı, mobese görüntüleri araştırılmalı. Bu olay planlı, spontane değil. Sanıklar olay yerinden birkaç kez geçmiş. WhatsApp kayıtlarında A.S.’nin maktule ‘Evinin önünden geçerken dikkat et’ dediği görülüyor. Bu da önceden planlandığını gösteriyor" ifadelerini kullandı. Sanık avukatları ise tanıkların beyanlarının duyuma dayalı olduğunu savunarak, "Olayda tek bir bıçak var, o da maktulün babasının evinde. Biz maddi gerçeğe ulaşmak istiyoruz" dedi. Duruşma 18 Aralık’a ertelendi Mahkeme heyeti, maktule ait telefon ve HTS kayıtlarının getirtilmesine, tanık Serdar E.’ye ait telefonun olay gününe ilişkin kayıtlarının incelenmesine, tutuksuz sanık A.S. tarafından polis merkezine sunulan CD’nin aslının araştırılmasına ve olay yerini gören tüm mobese kameralarının toplanmasına karar vererek duruşmayı 18 Aralık 2025 tarihine erteledi. Dava sonunda mahkeme salonundan çıkan sanık yakınlarının mesleğini yapmaya çalışan basın mensuplarına sözlü saldırısı ise dikkat çekti. Sanık yakını, "Kaç para aldıysanız biz daha fazlasını verelim, bizi de yazın" ifadelerini kullanarak, duruşma salonunun kapısındaki gazetecilere yakışıksız ifadelerde bulundu. (BA-