Yerel Haberler
Antalya
ALKÜ, Muay Thai şampiyonasından 5 madalya ile döndü 19 Şubat 2026 Perşembe - 17:11:34 Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) öğrencileri, Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu tarafından 61 üniversiteden 280 sporcunun katılımıyla düzenlenen Üniversiteler Arası Muay Thai Türkiye Şampiyonası’nda 5 madalya ile şampiyonaya damga vurdular. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) spor ve sporcuya verdiği önemi her geçen gün artırmaya devam ederken bir yandan da ulusal ve uluslararası spor organizasyonlarında önemli dereceler elde ediyor. Bu yıl Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu tarafından 14-16 Şubat tarihleri arasında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinin ev sahipliğinde Üniversiteler Arası Muay Thai Türkiye Şampiyonası düzenlendi. 61 üniversiteden, 280 sporcunun şampiyonluk mücadelesi için ringe çıktığı şampiyonada ALKÜ öğrencileri önemli başarılara imza attı. Şampiyonada ALKÜ öğrencileri Emir Çelik 71 kilo ve Fatih Kaya 86 kilo B Divisyon kategorlerinde birinci, Ahmet Can Nuri 63,5 kilo B Divisyon kategorsinde ikinci olurken, Ferhat Özmen 63,5 kilo A Divisyon ve Yusuf Talha Gündür 81 kilo B Divisyon kategorilerinde üçüncü oldu. Toplamda beş madalya alan ALKÜ öğrencileri, şampiyona sürecinde elde ettiği başarıla B Divisyon kategorisinde 61 üniversite arasından takım ikincisi oldular. Rektör Türkdoğan’dan tebrik ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, ALKÜ’nün spor ve sporcuya her zaman önem verdiğinin altını çizerek bu alanda başarıların her geçen artacağını belirtti. ALKÜ’de sporcuya büyük önem verildiğini söyleyen Rektör Türkdoğan, "Sporun başkenti Alanya’mızda ALKÜ olarak bu alana her zaman özel bir önem veriyoruz. Öğrencilerimizin azim ve disiplinli çalışmaları, bizlerin destekleriyle başarıları getiriyor. Her geçen gün başarılarımızın arttığını görmek bizlerin motivasyonunu her zaman yükseltiyor. Daha önceki organizasyonlarla birlikte bu şampiyonada da başarı sağlayan öğrencilerimizi hocalarımızı yürekten tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum" dedi.
19 Şubat 2026 Perşembe - 16:07 Yanındaki kadını öldürüp aynı silahla intihar etti Antalya’da bir şahıs önce birlikte yaşadığı kadını tabancayla öldürdü, ardından aynı silah ile intihar etti. Telefonla görüşerek intihar edeceğini söylediği ablası olay yerinde sinir krizleri geçirdi. Polis ekiplerinin daireye sokmadığı abla, "Ölmemiş değil mi, polis abi. Ölmemiş" diyerek kardeşinden bir haber almaya çalıştı. Olay, saat 13.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Konuksever Mahallesi 821 Sokak üzerinde bulunan bir apartmanın ikinci katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, apartmanın ikinci katında oturan Özgür Yeke (47) ablasını arayarak intihar edeceğini söyledi. Aynı saatlerde komşuları Yeke’nin dairesinden 3 el silah sesi duydu. Yeke’nin ablası ve komşuların 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Adrese gelen ekipler, kapısı açık bırakılan daireden içeri girdiklerinde Özgür Yeke ve kimliği belirsiz bir kadını yatakta hareketsiz olarak buldu. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde Yeke ve kimliği henüz belirlenemeyen kadının hayatını kaybettiği belirlendi. Bunun üzerine adrese Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ve Olay Yeri İnceleme ekipleri sevk edildi. Kardeşi ile yaptığı görüşme sonrası Özgür Yeke’nin oturduğu ikamete gelen ablası ve yakınları gözyaşlarına hakim olamadı. Sinir krizi geçiren ve daireye girmesine izin verilmeyen abla ekiplere, "Ölmemiş değil mi, polis abi. Ölmemiş" diyerek kardeşinden bir haber almaya çalıştı. Polis ekiplerinin olayla ilgili incelemesi sürerken, Yeke’nin silahından çıkan kurşunlar sonucu hayatını kaybeden kimliğinin belirlenmesi için çalışmalar sürüyor.
19 Şubat 2026 Perşembe - 15:54 ALTSO Başkanı Erdem: ‘’Bütçeyi sağlık ve eğitim alanlarına aktaralım’’ Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) ev sahipliğinde bir araya gelen oda başkanları, Ramazan ayında düzenlenen iftar organizasyonları ile ilgili olarak görüş alışverişinde bulundu. Erdem ‘’Kaynakların başta sağlık ve eğitim olmak üzere toplumsal fayda sağlayacak alanlara yönlendirilmesinin daha anlamlı olacağı yönünde görüş alışverişinde bulunduk’’ dedi. Toplantıda, kısa süreli organizasyonlara ayrılan yüksek bütçelerin; sağlık ve eğitim başta olmak üzere kalıcı toplumsal fayda sağlayan alanlara yönlendirilmesinin daha anlamlı olacağı ifade edildi. Toplantı sonrası konuyla ilgili olarak konuşan ALTSO Başkanı Eray Erdem "Oda Başkanlarımızla, mübarek Ramazan ayının ilk gününde Odamız ev sahipliğinde bir araya gelerek önemli bir istişare toplantısı gerçekleştirdik. Toplantımızda, Ramazan ayında düzenlenen iftar organizasyonları üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Her yıl birçok oda, kurum ve sivil toplum kuruluşu tarafından verilen bu yemeklerin, kısa süreli programlar olmasına rağmen milyonlarca liralık bütçeler gerektirdiği; oysa bu kaynakların başta sağlık ve eğitim olmak üzere toplumsal fayda sağlayacak alanlara yönlendirilmesinin daha anlamlı olacağı yönünde görüş alışverişinde bulunduk. Oda başkanlarımızın tamamı bu konuda ortak hassasiyet taşıdıklarını ifade etti. Ancak bazı odalarımız bu yıl için önceden rezervasyon ve ödeme yapmış olmaları sebebiyle planlanan programlarını gerçekleştireceklerini, bazı odalarımız ise üyeleriyle istişare ederek karar vereceklerini söylediler. Önümüzdeki yıl için ise bu konuda ortak bir yaklaşım benimsenmesi yönünde fikir birliğine vardık’’ dedi. İlçe başkanları ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade eden Erdem ‘’Ayrıca süreç ile ilgili olarak birebir görüşmeler gerçekleştirdiğimiz siyasi partilerimizin ilçe başkanları da konuya olumlu yaklaştılar. Toplumsal faydayı önceleyen bu ortak yaklaşımın; şehrimize kalıcı değerler kazandıracak, özellikle eğitim ve sağlık alanında iz bırakacak hayırlı çalışmalara vesile olmasını temenni ediyoruz’’ ifadeleri kullandı.
19 Şubat 2026 Perşembe - 15:45 Anestezi teknikeri hastanenin otoparkında ölü bulundu Antalya’da 32 yaşındaki hastane personeli, vardiya değişimi sonrası otomobilinin içerisinde hareketsiz halde bulundu. Olay yerinde yapılan incelemede genç adamın hayatını kaybettiği belirlendi. Olay, saat 11.30 sıralarında Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi otoparkında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Anestezi Teknikeri Hüseyin Buhan’dan (32), sabah vardiya değişiminin ardından arkadaşları tarafından bir süre haber alınamadı. Buhan’ı arayan çalışma arkadaşları, hastane otoparkında bulunan 13 AAV 163 plakalı otomobili kontrol ettiğinde gencin koltukta hareketsiz yattığını gördü. Durumun 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kısa sürede bölgeye gelen sağlık ekipleri, yaptıkları ilk incelemede Hüseyin Buhan’nın hayatını kaybettiğini tespit etti. Araç içerisinde yapılan incelemelerde, hemen yanında tıbbi malzemeler bulunduğu öğrenildi. Eşi sinir krizi geçirdi Acı haberi alarak olay yerine koşan Hüseyin Buhan’ın eşi, gördüğü manzara karşısında gözyaşlarına boğularak sinir krizi geçirdi. Polis ekipleri otopark çevresinde güvenlik şeridi çekerek inceleme yaparken, acılı kadın "Yaşıyor mu, öldü mü, söylesenize" diye çevresindekilere sordu. Acılı kadını, yakınları teselli etmeye çalıştı. Soruşturma başlatıldı Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasını tamamlamasının ardından talihsiz gencin cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Polis ekiplerinin olayla ilgili geniş çaplı soruşturması sürüyor
AÜ Rektörü Prof. Dr. Özkan, ağaç dikimine Galatasaray formasıyla gelip, Fenerbahçe’ye başarı diledi
18 Şubat 2026 Çarşamba - 16:47 AÜ Rektörü Prof. Dr. Özkan, ağaç dikimine Galatasaray formasıyla gelip, Fenerbahçe’ye başarı diledi Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, İlahiyat Fakültesi’nde düzenlenen ağaç dikme etkinliğine Galatasaray formasıyla katıldı. Fakülte içerisindeki Gazze Enstalasyonu: Adı Kalanlar sergisini de gezen Rektör Özkan, "Ülke olarak birleştirici sevinçlere, aynı anda gülümsemeye çok ihtiyacımız var, özlemişiz" dedi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, İlahiyat Fakültesi’nde düzenlenen ağaç dikme etkinliğine katılarak fakülte içerisindeki Gazze Enstalasyonu: Adı Kalanlar sergisini de gezdi. Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nce toplumsal katkı, duyarlılık ve katkı projeleri kapsamında ağaç dikim etkinliği düzenlendi. Etkinliğe UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 play-off turu ilk maçında İtalyan temsilcisi Juventus’u 5-2 mağlup ederek tur için önemli bir avantaj yakalayan Galatasaray’ın formasıyla gelen Rektör Özkan, UEFA Avrupa Ligi son 16 turu ilk maçında İngiliz kulübü Nottingham Forest’ı ağırlayacak olan Fenerbahçe’ye de başarılar diledi. Özkan, "Önceliğimiz elbette Antalyaspor ama kalbimizin bir köşesi de Avrupa’da bizi gururlandıran temsilcilerimizle atıyor. Renklerimiz farklı olabilir ama inanıyorum ki üniversitemizdeki tüm hocalarımız ve gençlerimiz bu gururu aynı içtenlikle paylaşıyor. Çünkü bu bir takım meselesi değil tüm ülkenin ortak heyecanı, ortak sevinci. Ülke olarak birleştirici sevinçlere, aynı anda gülümsemeye çok ihtiyacımız var, özlemişiz" diye konuştu.
ASAT 31. kuruluş yıl dönümünü kutluyor
18 Şubat 2026 Çarşamba - 16:08 ASAT 31. kuruluş yıl dönümünü kutluyor Antalya Büyükşehir Belediyesi Antalya Su ve Atık Su (ASAT) Genel Müdürlüğü 31’inci kuruluş yıl dönümünü kutluyor. ASAT’ın kuruluş yıl dönümü olan 18 Şubat’ta Akdeniz Üniversitesi işbirliğiyle yürüttüğü proje kapsamında "İdari Su Kayıplarında Etkin Sayaç Yönetimi" konulu bir çalıştay düzenlendi. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, ASAT ailesi olarak gurur ve mutluluk verici özel bir gün yaşadıklarını ifade etti. Genel Müdür Gülebay, "Bugün iki önemli günü bir arada kutluyoruz. Akdeniz Üniversitesi ile olan bilimsel işbirliğimizi temsil eden bir çalıştay düzenliyoruz. Aynı zamanda ASAT’ın kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz. 1928 yılında Antalya Elektrik Santrali’nin kuruluşuyla başlayan, 1944 yılında ESO, 1983 yılında ASO olarak devam eden ve 18 Şubat 1995 tarihinde ASAT kimliğiyle kurumsallaşan köklü bir hizmet geleneğini temsil ediyoruz" dedi. "ASAT Antalya’nın altyapı hafızası" Bugün sadece bir kurumun yıldönümü değil; Antalya’nın altyapı hafızasını, birikimini ve sorumluluğunu da anıyoruz diyen Cengiz Gülebay, "Su, sıradan bir hizmet kalemi değildir. Su, stratejik bir kaynaktır. Su, gelecek nesillere bırakacağımız çok değerli bir kıymetimizdir. Artan nüfus, artan abone sayısı ve büyüyen kent dinamikleri içerisinde her damlanın doğru ölçülmesi, doğru yönetilmesi ve kayıpsız şekilde sisteme kazandırılması bir tercih değil zorunluluktur" diye konuştu. "Verimli altyapı, düşük kayıp oranı ve kaliteli hizmet" Cengiz Gülebay çalıştay hakkında da şunları söyledi: "Akdeniz Üniversitesi ile imzaladığımız protokol kapsamında bugün, abone su sayaçlarında ölçüm hatalarından kaynaklanan idari su kayıplarını bilimsel yöntemlerle analiz etmeyi hedefliyoruz. Bu çalışma veri temelli yönetim anlayışının bilimle işbirliğinin ve sürdürülebilir altyapı vizyonunun somut bir göstergesidir. Hedefimiz daha verimli bir altyapı yönetimi, daha düşük kayıp oranı, daha güçlü bir teknik izleme sistemi ile Antalya’ya daha kaliteli hizmeti hedefliyoruz." "100 bin sayaç değiştirildi" ASAT Sayaç ve Saha İşleri Şube Müdürü Emre Akdemir de çalıştayda bir sunum gerçekleştirdi. Akdemir, "Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, damgayı doldurmuş sayaçların ömürlerini 10 yıl olarak belirledi. Bu çalışma sonucunda belki de artık sayaçların kullanım miktarlarına bağlı olarak ömürlerini belirleyebileceğiz. İnsanların kullanımlarından ziyade direk 10 yılı doldurmuş sayaçların değişimine başlıyoruz. ASAT olarak biz de 10 yılı doldurmuş sayaçların değişimine ihaleyle başladık. 6,5 ayda 100 bin sayacın değişimini tamamladık. 2026 yılında ise 400 bin adet sayaç alımı ve değişim işinin ihale çalışmalarına başladık. Ölçülebilen su, suyun kalitesi ve tarihi açısından sayaçlardan geçen tahakkuklandırdığımız miktarları bu şekilde ölçüyoruz. Bu sayaçların daha teknolojik yapılmasıyla su kaybını azaltma en önemli hedefimiz" diye konuştu. Çalıştayda Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisi Prof. Dr. Ethem Karadirek, "Su Kayıpları Yönetimi ve Sayaç Yönetiminin Su Kayıplarına Üzerine Etkisi" konulu sunum ve Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisi Aslı Nur Rızvanoğlu da "Sayaç Yaşlandıkça Ne Oluyor" konulu sunum gerçekleştirdi.
AÜ İlahiyat Fakültesi bahçesine 100 ağaç dikildi
18 Şubat 2026 Çarşamba - 16:05 AÜ İlahiyat Fakültesi bahçesine 100 ağaç dikildi Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, İlahiyat Fakültesi’nde düzenlenen ağaç dikme etkinliğine katılarak fakülte içerisindeki Gazze Enstalasyonu: Adı Kalanlar sergisini de gezdi. Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nce toplumsal katkı, duyarlılık ve katkı projeleri kapsamında Ağaç Dikim Etkinliği düzenlendi. "100 adet limon ve portakal ağacı dikildi" İlahiyat Fakültesi arka bahçesinde düzenlenen etkinlikte konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Bugün burada çok anlamlı ve değerli bir iş için bir aradayız. İlahiyat Fakültemizin bahçesini 80 portakal ve 20 limon fidesiyle buluşturmanın sevincini yaşıyoruz. Bu sadece bir dikim faaliyeti değil; toprağa, hayata ve geleceğe dair bir sorumluluk beyanıdır. Peygamberimizin (sallallâhu aleyhi vesellem) "Yarın kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz" sözü, bize bu vazifenin ehemmiyetini öğretir. İnancımız, insanla birlikte doğayı da korumayı; emeği, bereketi ve emaneti gözetmeyi öğütler. Bugün attığımız bu adım, tam da bu anlayışın sahadaki karşılığıdır" dedi. "Dinimizin temeli güzel ahlaktır" Çağın en büyük hastalıklarından birinin açgözlülük olduğunu ifade eden Rektör Özkan, "Daha çok tüketmek, daha çok sahip olmak, daha çok harcamak Bu hırsın bedelini ise çoğu zaman fark etmeden doğa ödüyor; toprak yoruluyor, su azalıyor, iklim dengesi bozuluyor. Kuraklık bugün ülkemizin de çağımızın da en büyük meselelerinden biri. Belki her gün manşet olmuyor, belki sessiz ilerliyor ama etkisi hayatın tam ortasında. İşte bu yüzden bu mesele yalnızca teknik bir konu değil; aynı zamanda ahlakî bir mesele, bir emanet meselesi. Tam da burada dinin rehberliğine ihtiyacımız var. İsrafın karşısında duran, ölçüyü, dengeyi, hakkaniyeti öğreten bir değer dünyasına ihtiyacımız var. Dinimizin temeli güzel ahlaktır. Bu dinin rehberliğini toplumsal hayatta daha fazla hissettirmek; merhameti, adaleti, sorumluluğu gündelik hayatın içine taşımak zorundayız. Bu noktada ilahiyata, hocalarımıza ve gençlerimize gerçekten büyük görev düşüyor: Sadece anlatmak değil, örnek olmak; iyi olanı çoğaltmak. Ben, İlahiyat Fakültemizin bu anlamda daha çok hayatın içinde olması gerektiğine yürekten inanıyorum" şeklinde konuştu. Rektör Özkan, etkinliğe katkıda bulunan Antalya Hacı-Mehmed Gebizli Dînî İhtisas Merkezine ve Toplumsal Duyarlılık ve Katkı Komisyonuna teşekkür etti. "Gazze Enstalasyonu: Adı Kalanlar" sergisi Ağaç dikimi sonrası Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve beraberindekiler, İlahiyat Fakültesi -1. Katında, Akdeniz Akademi Topluluğu’nca hazırlanan ve tasarımı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Odabaş’ı tarafından yapılan Gazze Enstalasyonu: Adı Kalanlar Sergisini ziyaret ederek bilgi aldı. Savaşın gölgesinde can veren çocuklara yönelik bir tanıklık alanı sunan, sessizlik, boşluk ve yıkım kavramları üzerinden kurgulanan çalışma, izleyiciyi insanlık, empati ve hafıza kavramları üzerine yeniden yöneltiyor. Sergi ziyaretinin ardından Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Sözen’i de makamında ziyaret ederek fakülte ile ilgili bilgiler aldı. Ağaç dikim etkinliğine Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Şükrü Özen, Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre, Antalya İl Müftüsü Aydın Yığman, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Sözen, Prof. Dr. Sabri Yılmaz, Prof. Dr. Ali Kürşat Turgut, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.
Oyuncu Metin Akpınar’ın biyolojik kızı Duygu Nebioğlu: "20 yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:56 Oyuncu Metin Akpınar’ın biyolojik kızı Duygu Nebioğlu: "20 yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm" Ünlü sanatçı Metin Akpınar’ın biyolojik kızı olduğu 2 yıl önce mahkeme kararıyla kesinleşen Duygu Nebioğlu’nun, babalık sorumluluğunun yerine getirilmediği gerekçesiyle açıp kazandığı manevi tazminat davasıyla ilgili, "Yirmi yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm. Bu kararla hem kendi hakkımı hem de annemin hakkını teslim ettiğimi düşünüyorum" dedi. Duygu Nebioğlu tarafından Akseki Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davanın bugün görülen karar duruşmasında mahkeme, davanın kabulüne hükmetti. Mahkeme heyeti, Metin Akpınar’ın Duygu Nebioğlu’na 6 milyon lira manevi tazminat ödemesine karar verdi. Kararın, benzer davalar açısından emsal nitelik taşıyabileceği değerlendiriliyor. "Emsal bir karar verildi" Tazminat davasını kazanan tarafın avukatı Ferihan Polat, mahkeme kararının ardından yaptığı açıklamada yaklaşık 4 yıldır süren hukuki mücadelenin önemli bir aşamasının geride bırakıldığını belirtti. Polat, babalığın benimsenmemesi nedeniyle açtıkları maddi ve manevi tazminat davasını kazandıklarını ifade ederek, sürecin önce babalık davasıyla başladığını, bu davanın sonuçlanmasının ardından tazminat davası açtıklarını ve mahkemenin yüksek tutarlı bir manevi tazminata hükmettiğini söyledi. Davaya ilişkin değerlendirmede bulunan avukat Ahmet Furkan Uludağ ise Metin Akpınar ile yaklaşık dört yıldır süren hukuki mücadelede önce babalık davası açtıklarını ve davayı kazandıklarını belirtti. Uludağ, karşı tarafın iletişime geçmemesi üzerine Nebioğlu’nun yaşadığı mağduriyet nedeniyle tazminat davası açtıklarını, yargılama sürecinde çok sayıda tanığın dinlendiğini ve kapsamlı araştırmalar yapıldığını kaydetti. Mahkemenin, sunulan deliller doğrultusunda emsal nitelikte bir karar verdiğini ifade eden Uludağ, talep doğrultusunda 6 milyon TL manevi tazminata hükmedildiğini söyledi. "Adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum" Kararın ardından konuşan Duygu Nebioğlu, yaklaşık 20 yıldır verdiği mücadelenin sonunda haklılığının ortaya çıktığını, yıllardır verdiği mücadelenin sonunda adaletin yerini bulduğunu düşündüğünü belirterek duygularını şöyle dile getirdi: "Yirmi yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm. Avukatlarım Ferihan Polat ve Ahmet Furkan Uludağ sayesinde Metin Akpınar tarafından terk edildiğimi ve annemin yaşadıklarını hukuken ortaya koymuş olduk. Bu kararla hem kendi hakkımı hem de annemin hakkını teslim ettiğimi düşünüyorum. Yıllardır yaşadığım üzüntü ve çocukluk yaralarımla yüzleşme isteğim nedeniyle bu mücadeleyi verdim ve adaletin yerini bulduğuna inanıyorum. Aldığımız kararın emsal niteliğinde olduğunu ve ailesini arayan, toplumda yer edinmeye çalışan kimsesiz çocuklara da örnek olacağını düşünüyorum. Avukatlarıma minnettarım ve mücadelemize devam edeceğiz. Ayrıca bu süreçte destek olan gazeteci Oktay Koltan’a, annemin mektubunun ortaya çıkmasına katkı sunduğu için çok teşekkür ediyorum. Yıllar önce yapılan bir iyilik bugün bir sonuca ulaştı. Yanımda olan aileme, Özdemir Nebioğlu ve Emine Nebioğlu’na teşekkür ediyorum. Beni hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Tanık olarak dinlenen Adile Şener’e ve sanat camiasından Yeşim Salkım ile Farah Yurtsever’e de destekleri için minnettarım. Manevi destek veren herkese ve kamuoyunda yanımda olan Türk halkına teşekkür ediyorum. Bugün aldığım sonuçla yaralarımı bir nebze olsun sarabileceğime inanıyorum. Bu davanın herkese örnek olmasını istiyorum." Nebioğlu, aldığı kararla yaşadığı acıların bir nebze hafifleyeceğine inandığını ve mücadelesine devam edeceğini sözlerine ekledi.
Antalya’da 20 yerinden bıçaklanarak öldürülen gencin cenazesi teslim alındı, cinayet zanlısı tutuklandı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:44 Antalya’da 20 yerinden bıçaklanarak öldürülen gencin cenazesi teslim alındı, cinayet zanlısı tutuklandı Antalya’da internette tanışarak evine çağırdığı kişi tarafından 20 yerinden bıçaklanarak hayatını kaybeden gencin cenazesi annesi ve yakınları tarafından teslim alınarak toprağa verilmek üzere memleketi Bursa’ya götürüldü. Cinayet zanlısı sevk edildiği mahkemece tutuklanırken, hayatını kaybeden gencin annesi cenaze alındığı sırada gözyaşlarına hakim olamadı. Dün akşam Konyaaltı ilçesi Toros Mahallesi 846. Sokak’ta bulunan 4 katlı bir apartmanın 3’üncü katında meydana gelen olayda, arkadaşlarının ulaşamadığı 26 yaşındaki İlhan Çobanoğlu, çilingir yardımıyla girilen ikametinde ölü olarak bulunmuştu. Vücudunda 20’ye yakın bıçak yarası olan Çobanoğlu’nun ölümü sonrası, Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından binanın güvenlik kameraları inceleyerek cinayet zanlısı Yusuf E.Ç’yi (21) olaydan 2 saat sonra Aksu ilçesinde yakalandı. Zanlı tutuklandı Adliyeye sevk edilip hakim karşısına çıkan zanlı Yunus E. Ç., Cumhuriyet Savcısına verdiği ifadenin ardından nöbetçi sulh hukuk mahkemesinde "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Annesi gözyaşlarına hakim olamadı Savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından İlhan Çobanoğlu’nun cansız bedeni Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılırken, gencin Bursa’da yaşayan annesi ve yakınlarına haber verildi. Oğlunun ölüm haberini alarak Antalya’ya gelen İlhan Çobanoğlu’nun cenazesi annesi, dayısı ile yakınları tarafından teslim alındı. Evladının ölümü nedeniyle bir hayli üzgün olduğu görülen Çobanoğlu’nun annesi gözyaşlarına hakim olamadı. Annesinin gözyaşları içinde teslim alınan İlhan Çobanoğlu’nun cenazesi toprağa verilmek üzere Bursa’ya götürüldü.
Antalya’da 20 yerinden bıçaklanarak öldürülen gencin cenazesi teslim alındı, cinayet zanlısı tutuklandı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:39 Antalya’da 20 yerinden bıçaklanarak öldürülen gencin cenazesi teslim alındı, cinayet zanlısı tutuklandı Antalya’da internette tanışarak evine çağırdığı kişi tarafından 20 yerinden bıçaklanarak hayatını kaybeden gencin cenazesi annesi ve yakınları tarafından teslim alınarak toprağa verilmek üzere memleketi Bursa’ya götürüldü. Cinayet zanlısı sevk edildiği mahkemece tutuklanırken, hayatını kaybeden gencin annesi cenaze alındığı sırada gözyaşlarına hakim olamadı. Dün akşam Konyaaltı ilçesi Toros Mahallesi 846. Sokak’ta bulunan 4 katlı bir apartmanın 3’üncü katında meydana gelen olayda, arkadaşlarının ulaşamadığı 26 yaşındaki İlhan Çobanoğlu, çilingir yardımıyla girilen ikametinde ölü olarak bulunmuştu. Vücudunda 20’ye yakın bıçak yarası olan Çobanoğlu’nun ölümü sonrası, Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından binanın güvenlik kameraları inceleyerek cinayet zanlısı Yusuf E.Ç’yi (21) olaydan 2 saat sonra Aksu ilçesinde yakalandı. Zanlı tutuklandı Adliyeye sevk edilip hakim karşısına çıkan zanlı Yunus E. Ç., Cumhuriyet Savcısına verdiği ifadenin ardından nöbetçi sulh hukuk mahkemesinde "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Annesi gözyaşlarına hakim olamadı Savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından İlhan Çobanoğlu’nun cansız bedeni Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılırken, gencin Bursa’da yaşayan annesi ve yakınlarına haber verildi. Oğlunun ölüm haberini alarak Antalya’ya gelen İlhan Çobanoğlu’nun cenazesi annesi, dayısı ile yakınları tarafından teslim alındı. Evladının ölümü nedeniyle bir hayli üzgün olduğu görülen Çobanoğlu’nun annesi gözyaşlarına hakim olamadı. Annesinin gözyaşları içinde teslim alınan İlhan Çobanoğlu’nun cenazesi toprağa verilmek üzere Bursa’ya götürüldü. (RB-SM-
İnternetten tanıştığı genci bıçaklayarak öldüren şüpheli adliyeye sevk edildi
18 Şubat 2026 Çarşamba - 14:50 İnternetten tanıştığı genci bıçaklayarak öldüren şüpheli adliyeye sevk edildi Antalya’da internette tanıştığı genci evinde 20 bıçak darbesi ile öldüren şahıs, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Dün akşam Konyaaltı ilçesi Toros Mahallesi 846. Sokak’ta bulunan 4 katlı bir apartmanın 3’üncü katında meydana gelen olayda, 26 yaşındaki İlhan Çobanoğlu’na ulaşamayan arkadaşları gencin oturduğu eve geldi. Kapıyı ısrarla çalan Çobanoğlu’nun arkadaşları, kapının açılmaması üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradı. Adrese gelen polis ekipleri, çilingir vasıtası ile kapının açılmasının ardından girdikleri evde genci kanlar içerisinde yatarken buldu. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Çobanoğlu’nun hayatını kaybettiği belirlendi. Vücudunda 20’ye yakın bıçak yarası olan Çobanoğlu’nu öldüren şahsın yakalanması için Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri çalışma başlatırken, gencin cenazesi savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Apartmandaki ve çevredeki güvenlik kameralarını incelemeye alan Cinayet Büro Amirliği ekipleri, katil zanlısı Yusuf E.Ç.’yi (21) olaydan 2 saat sonra Aksu ilçesinde yakaladı. Adliyeye sevk edildi İfade işlemleri için Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne getirilen Yusuf E.Ç.’nin ilk ifadesinde İlhan Çobanoğlu ile internet üzerinden tanıştıklarını, kendisini eve çağırdığını, aralarında çıkan tartışma sonrası Çobanoğlu’nun kendisine bıçakla saldırdığını ve yere düşen bıçağı alarak onu öldürdüğünü söylediği öğrenildi. Zanlı, emniyetteki işlemlerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi.
AÜ Rektörü Prof. Dr. Özkan’dan Antalya’ya susuzluk uyarısı: "Şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:46 AÜ Rektörü Prof. Dr. Özkan’dan Antalya’ya susuzluk uyarısı: "Şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir" Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya’nın karşı karşıya olduğu en kritik tehdidin su kıtlığı olduğunu belirterek, çevresel sürdürülebilirlik konusunda uyarılarda bulundu. Susuzluk riskiyle birlikte yeşil alan kaybına da dikkat çeken Özkan, "Her alanda şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok. Turizmle ilgili bir sorun varsa üniversite orada olmalı, göçle ilgili bir sorun varsa sosyoloji bölümümüz var; çocuk çalışmalarımız, çocuk hakları, hukuk, psikoloji, elimizde geniş bir uzmanlık alanı var. Bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk. Yeşilliği katlediyoruz. Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor" dedi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, tıp alanındaki yenilikler, üniversite hastanesinin mevcut durumu ve Antalya’nın öncelikli sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İhlas Haber Ajansı Antalya Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret eden Özkan, rahim naklinde dünya çapında elde edilen başarıdan yapay zekânın tıptaki rolüne, yeni hastane yatırımından su kıtlığına kadar birçok başlıkta dikkat çeken mesajlar verdi. Rahim naklinde dünya literatürüne giren başarı Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 2011 yılında dünyadaki ilk kadavradan rahim naklini gerçekleştirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu yöntemin dünya genelinde birçok merkeze örnek olduğunu söyledi. Özkan, "Biz 2011 yılında ilk rahim naklini yaptıktan sonra dünyada birçok ülke bu alana yöneldi. Önce İsveç, ardından Amerika’yı takip eden Almanya, Çin, Hindistan gibi ülkelerde rahim nakli deneyimleri gerçekleştirildi. Dünyada bugün 100’ün üzerinde rahim nakli yapıldı ve bu nakillerden doğan çocuklar var. Bunun öncüsü olmak bizim için büyük bir onur" dedi. Rahim nakli çalışmasının ilk dönemde kamuoyunda geniş yankı uyandırdığını belirten Özkan, proje hazırlıklarının uzun süre göz önünde olmadığını vurgulayarak, "Çalışmalarımızın büyük bölümü bilimsel altyapı aşamasında ilerledi. Naklin gerçekleştirilmesi dünya genelinde güçlü bir etki oluşturdu" dedi. "Deneysel aşamadan klinik gerçekliğe ulaştı" Robotik, laparoskopik yaklaşımlar ile canlı ve kadavradan nakiller gibi yeni yöntemler gelişse de temel tekniğin aynı kaldığını ifade eden Özkan, "2011’de ilk deneysel aşamada olan rahim nakli, bugün klinik gerçeklik düzeyine ulaştı. Robotik cerrahi var, laparoskopik yöntemler var. Canlıdan ve kadavradan nakiller yapılıyor. Ancak kullanılan temel teknik hâlâ ’Özkan tekniği’" şeklinde konuştu. Üniversite bünyesinde bugüne kadar iki rahim nakli gerçekleştirildiğini söyleyen Özkan, her iki vakada da başarılı sonuçlar alındığını ve bir erkek ile bir kız çocuğunun dünyaya geldiğini kaydetti. Özkan, seri nakiller yerine hasta güvenliği ve yaşam kalitesine odaklandıklarını vurguladı. Kafa ve beyin nakli tartışmaları Kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen kafa ve beyin nakli konularına da değinen Özkan, mevcut bilimsel sınırlamalara işaret ederek, "Bugün için en büyük engel sinir iyileşmesi. Merkezi sinir sistemindeki bir kesi sonrası iletimi yeniden sağlamak mümkün olmuyor. Hayati fonksiyonları ya da hareketi geri getiremiyoruz. Dünyada bu konuda yoğun çalışmalar var, ancak şu an için uygulanabilir bir tablo yok. Bilimsel engeller aşılmadan bu konular teorik düzeyde kalmaya devam ediyor" dedi. "Yapay zekâya hiçbir alan tamamen devredilmedi" Tıpta yapay zekâ kullanımının giderek arttığını belirten Özkan, özellikle veri analizi ve tanı süreçlerindeki katkıya dikkat çekti. Özkan, "Yapay zekâ bize en çok verileri analiz etme noktasında hız kazandırıyor. Doğru yönlendirme sağlıyor. Ancak sistem, girilen veri doğrultusunda çalışır. Veri olmadan doğru sonuç üretmesi mümkün değil. Onkoloji alanında ise bazı ‘pathway’leri, yani biyolojik yolakları tespit etmek amacıyla yapay zekâdan yararlanıyoruz. Yapay zekânın aktif kullanıldığı alanlar var ancak bugün itibarıyla hiçbir alanı tamamen yapay zekâya bırakmış değiliz" şeklinde konuştu. Özkan, yakın gelecekte yapay zekânın en yoğun kullanılacağı alanların radyoloji ve patoloji gibi görüntüleme temelli branşlar olacağını da sözlerine ekledi. Yeni hastane yatırımı Üniversite hastanesinde randevu ve ameliyat bekleme sürelerine ilişkin değerlendirmede bulunan Özkan, nisan ayında yaşanan yangının kapasiteyi etkilediğini belirtti. Özkan, "Yangın sonrası küçülmeye gitmek zorunda kaldık. Akdeniz Üniversitesi sadece Antalya’ya değil, birçok şehre hizmet veren bir hastane. Bundan gurur duyuyorum. Ancak bu yer sıkıntısı bizi bir hayli üzüyor. 900 yataklı yeni hastaneyi 2026 sonunda devralabilirsek önemli bir rahatlama sağlanacak" dedi. MR çekim sürelerinde belirgin iyileşme sağlandığını söyleyen Özkan, hedeflerinin daha kısa bekleme süresi olduğunu vurgulayarak, "Göreve geldiğimizde MR için aylar süren randevular vardı. Şimdi birkaç güne indi. Hedefimiz aynı gün ya da ertesi gün çekim" diye konuştu. Hasta memnuniyeti ve ‘güler yüz’ hassasiyeti Sağlık hizmetinde insan faktörünün belirleyici olduğunu ifade eden Özkan, hasta memnuniyetinin yalnızca tıbbi sonuçlarla sınırlı olmadığını söyleyerek, "Bizim işimiz insan. En doğru tedaviyi sunsanız bile iletişimde eksiklik varsa farklı algılanabiliyor. Güler yüzü bu nedenle çok önemsiyorum" ifadelerini kullandı. "Üniversite rehberlik yapmak zorunda" Akdeniz Üniversitesi’nin şehirle olan ilişkisine değinen Özkan, üniversitelerden yalnızca eğitim ve bilim üretmek konusunda faydalanılmaması gerektiğine işaret ederek, şu ifadelere yer verdi: "Üniversitelerin her zaman ifade ettiğim gibi iki temel görevi var: Birincisi eğitim, ikincisi bilim üretmek. Bilim üretirken de ortaya koyduğunuz çalışmanın havada kalmaması gerekir, insanlığa ve topluma somut fayda sağlaması gerekir. Üç yıl önce çok ciddi bir deprem yaşadık, ardından Covid süreci geçti. Covid döneminde çok iyi bilim insanlarımız, doktorlarımız vardı. Aynı şekilde çok nitelikli jeologlarımız, mimarlarımız, bölge planlamacılarımız var. Bu birikimin şehirde 7 gün 24 saat rehberlik yapması gerekiyor. Göç başta olmak üzere sosyolojiyle ilgili pek çok ciddi sorunla karşı karşıyayız. Bu noktada rehberlik yapacak yegâne kurum üniversitedir, bundan kaçış yok. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok. Turizmle ilgili bir sorun varsa üniversite orada olmalı. Çünkü turizm paydaşlarımızla birlikte bu şehrin temel alanlarından biri. Göçle ilgili bir sorun varsa sosyoloji bölümümüz var; çocuk çalışmalarımız, çocuk hakları, hukuk, psikoloji, elimizde geniş bir uzmanlık alanı var." "En büyük tehlike susuzluk" Antalya’nın en önemli riskinin su kıtlığı olduğunu vurgulayan Özkan, çevresel sürdürülebilirlik çağrısı yaptı. Özkan, "Bence şu anda bölgemizde çok ciddi bir susuzluk riski var. Su sadece içmek için değil; tarım ve turizm için de zorunlu. Tarım kentiyiz, sulama gerekiyor. Turizm kentiyiz, su olmadan turizm olmaz. Bu nedenle imar planlamasını da bu gerçeğe göre yapmak zorundayız. Önümüzdeki dönemde en büyük tehlikenin susuzluk olduğunu düşünüyorum. Buna bir an önce çare bulmalıyız. Yeşilliği katlediyoruz. Kundu’da oturuyorum; Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor. Biz ne diyoruz, insanlar ne yapıyor açıkçası? Bu anlamda bence bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk ve yeşilliği katletmemiz" dedi. Toplumsal konularda üniversitenin görüşlerinin zaman zaman alındığını ancak bu görüşlerin hayata ne kadar geçtiğinden emin olmadıklarını ifade eden Özkan, sorunların çözümünde herkesin sorumluluk alması ve ortaklaşa hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: "Eğer bu sürece hep birlikte katkı sunabilirsek ortaya çok daha güçlü sonuçlar çıkacaktır. Belki hemen değil, ancak yapılan bu çağrıların karşılığı ilerleyen dönemde mutlaka görülecektir. Burada hiç kimsenin kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum. Bazı konular zaman zaman gözden kaçabiliyor. Temennimiz geç kalınmaması. Biz her zaman iş birliğine hazırız. Bir adım atılsın, biz koşmaya hazırız."
AÜ Rektörü Prof.Dr.Özkan:" Şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:41 AÜ Rektörü Prof.Dr.Özkan:" Şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir" Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya’nın karşı karşıya olduğu en kritik tehdidin su kıtlığı olduğunu belirterek çevresel sürdürülebilirlik konusunda uyarılarda bulundu. Susuzluk riskiyle birlikte yeşil alan kaybına da dikkat çeken Özkan, "Her alanda şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok. Turizmle ilgili bir sorun varsa üniversite orada olmalı, göçle ilgili bir sorun varsa sosyoloji bölümümüz var; çocuk çalışmalarımız, çocuk hakları, hukuk, psikoloji, elimizde geniş bir uzmanlık alanı var. Bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk. Yeşilliği katlediyoruz. Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor" dedi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, tıp alanındaki yenilikler, üniversite hastanesinin mevcut durumu ve Antalya’nın öncelikli sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rahim naklinde dünya çapında elde edilen başarıdan yapay zekânın tıptaki rolüne, yeni hastane yatırımından su kıtlığına kadar birçok başlıkta konuşan Özkan, dikkat çeken mesajlar verdi. Rahim naklinde dünya literatürüne giren başarı Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 2011 yılında dünyadaki ilk kadavradan rahim naklini gerçekleştirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu yöntemin dünya genelinde birçok merkeze örnek olduğunu söyledi. Özkan, sürece ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Biz 2011 yılında ilk rahim naklini yaptıktan sonra dünyada birçok ülke bu alana yöneldi. Önce İsveç, ardından Amerika’yı takip eden Almanya, Çin, Hindistan gibi ülkelerde rahim nakli deneyimleri gerçekleştirildi. Dünyada bugün 100’ün üzerinde rahim nakli yapıldı ve bu nakillerden doğan çocuklar var. Bunun öncüsü olmak bizim için büyük bir onur." Rahim nakli çalışmasının ilk dönemde kamuoyunda geniş yankı uyandırdığını belirten Özkan, proje hazırlıklarının uzun süre göz önünde olmadığını vurgulayarak, "Çalışmalarımızın büyük bölümü bilimsel altyapı aşamasında ilerledi. Naklin gerçekleştirilmesi dünya genelinde güçlü bir etki oluşturdu" dedi. "Deneysel aşamadan klinik gerçekliğe ulaştı" Robotik, laparoskopik yaklaşımlar ile canlı ve kadavradan nakiller gibi yeni yöntemler gelişse de, temel tekniğin aynı kaldığını ifade eden Özkan, "2011’de ilk deneysel aşamada olan rahim nakli, bugün klinik gerçeklik düzeyine ulaştı. Robotik cerrahi var, laparoskopik yöntemler var. Canlıdan ve kadavradan nakiller yapılıyor. Ancak kullanılan temel teknik hâlâ Özkan Tekniği" şeklinde konuştu. Üniversite bünyesinde bugüne kadar iki rahim nakli gerçekleştirildiğini söyleyen Özkan, her iki vakada da başarılı sonuçlar alındığını ve bir erkek ile bir kız çocuğunun dünyaya geldiğini kaydetti. Seri nakiller yerine hasta güvenliği ve yaşam kalitesine odaklandıklarını vurguladı. Kafa ve beyin nakli tartışmaları Kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen kafa ve beyin nakli konularına da değinen Özkan, mevcut bilimsel sınırlamalara şu şekilde işaret etti: "Bugün için en büyük engel sinir iyileşmesi. Merkezi sinir sistemindeki bir kesi sonrası iletimi yeniden sağlamak mümkün olmuyor. Hayati fonksiyonları ya da hareketi geri getiremiyoruz. Dünyada bu konuda yoğun çalışmalar var, ancak şu an için uygulanabilir bir tablo yok. Bilimsel engeller aşılmadan bu konular teorik düzeyde kalmaya devam ediyor." "Yapay zekâya hiçbir alan tamamen devredilmedi" Tıpta yapay zekâ kullanımının giderek arttığını belirten Özkan, özellikle veri analizi ve tanı süreçlerindeki katkıya dikkat çekti. Özkan, "Yapay zekâ bize en çok verileri analiz etme noktasında hız kazandırıyor. Doğru yönlendirme sağlıyor. Ancak sistem, girilen veri doğrultusunda çalışır. Veri olmadan doğru sonuç üretmesi mümkün değil. Onkoloji alanında ise bazı ‘pathway’leri, yani biyolojik yolakları tespit etmek amacıyla yapay zekâdan yararlanıyoruz. Yapay zekânın aktif kullanıldığı alanlar var; ancak bugün itibarıyla hiçbir alanı tamamen yapay zekâya bırakmış değiliz" şeklinde konuştu. Özkan, yakın gelecekte yapay zekânın en yoğun kullanılacağı alanların radyoloji ve patoloji gibi görüntüleme temelli branşlar olacağını da sözlerine ekledi. Yeni hastane yatırımı Üniversite hastanesinde randevu ve ameliyat bekleme sürelerine ilişkin değerlendirmede bulunan Özkan, Nisan ayında yaşanan yangının kapasiteyi etkilediğini belirtti. Özkan, "Yangın sonrası küçülmeye gitmek zorunda kaldık. Akdeniz Üniversitesi sadece Antalya’ya değil, birçok şehre hizmet veren bir hastane, bundan gurur duyuyorum. Ancak bu yer sıkıntısı bizi bir hayli üzüyor.900 yataklı yeni hastaneyi 2026 sonunda devralabilirsek önemli bir rahatlama sağlanacak" dedi. MR çekim sürelerinde belirgin iyileşme sağlandığını söyleyen Özkan, hedeflerinin daha kısa bekleme süresi olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: "Göreve geldiğimizde MR için aylar süren randevular vardı. Şimdi birkaç güne indi. Hedefimiz aynı gün ya da ertesi gün çekim." Hasta memnuniyeti ve ‘güler yüz’ hassasiyeti Sağlık hizmetinde insan faktörünün belirleyici olduğunu ifade eden Özkan, hasta memnuniyetinin yalnızca tıbbi sonuçlarla sınırlı olmadığını söyleyerek, "Bizim işimiz insan. En doğru tedaviyi sunsanız bile iletişimde eksiklik varsa farklı algılanabiliyor. Güler yüzü bu nedenle çok önemsiyorum" ifadelerini kullandı. "Üniversite rehberlik yapmak zorunda" Akdeniz Üniversitesi’nin şehirle olan ilişkisine değinen Özkan, üniversitelerden yalnızca eğitim ve bilim üretmek konusunda faydalanılmaması gerektiğine işaret ederek, şu ifadelere yer verdi: "Üniversitelerin, her zaman ifade ettiğim gibi, iki temel görevi var: Birincisi eğitim, ikincisi bilim üretmek. Bilim üretirken de ortaya koyduğunuz çalışmanın havada kalmaması gerekir; insanlığa ve topluma somut fayda sağlaması gerekir. Üç yıl önce çok ciddi bir deprem yaşadık, ardından Covid süreci geçti. Covid döneminde çok iyi bilim insanlarımız, doktorlarımız vardı. Aynı şekilde çok nitelikli jeologlarımız, mimarlarımız, bölge planlamacılarımız var. Bu birikimin şehirde 7 gün 24 saat rehberlik yapması gerekiyor. Göç başta olmak üzere sosyolojiyle ilgili pek çok ciddi sorunla karşı karşıyayız. Bu noktada rehberlik yapacak yegâne kurum üniversitedir; bundan kaçış yok. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok. Turizmle ilgili bir sorun varsa üniversite orada olmalı; çünkü turizm paydaşlarımızla birlikte bu şehrin temel alanlarından biri. Göçle ilgili bir sorun varsa sosyoloji bölümümüz var; çocuk çalışmalarımız, çocuk hakları, hukuk, psikoloji, elimizde geniş bir uzmanlık alanı var." "En büyük tehlike susuzluk" Antalya’nın en önemli riskinin su kıtlığı olduğunu vurgulayan Özkan, çevresel sürdürülebilirlik çağrısı yaptı. Özkan, "Bence şu anda bölgemizde çok ciddi bir susuzluk riski var. Su sadece içmek için değil; tarım ve turizm için de zorunlu. Tarım kentiyiz, sulama gerekiyor. Turizm kentiyiz, su olmadan turizm olmaz. Bu nedenle imar planlamasını da bu gerçeğe göre yapmak zorundayız. Önümüzdeki dönemde en büyük tehlikenin susuzluk olduğunu düşünüyorum. Buna bir an önce çare bulmalıyız. Yeşilliği katlediyoruz. Kundu’da oturuyorum; Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor. Biz ne diyoruz, insanlar ne yapıyor açıkçası? Bu anlamda bence bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk ve yeşilliği katletmemiz" dedi. Toplumsal konularda üniversitenin görüşlerinin zaman zaman alındığını ancak bu görüşlerin hayata ne kadar geçtiğinden emin olmadıklarını ifade eden Özkan, sorunların çözümünde herkesin sorumluluk alması ve ortaklaşa hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: "Eğer bu sürece hep birlikte katkı sunabilirsek, ortaya çok daha güçlü sonuçlar çıkacaktır. Belki hemen değil, ancak yapılan bu çağrıların karşılığı ilerleyen dönemde mutlaka görülecektir. Burada hiç kimsenin kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum; bazı konular zaman zaman gözden kaçabiliyor. Temennimiz, geç kalınmaması. Biz her zaman iş birliğine hazırız. Bir adım atılsın, biz koşmaya hazırız."