Yerel Haberler
Antalya
Büyükşehir’den toplu ulaşım araçlarına yönelik denetim 16 Nisan 2026 Perşembe - 13:43:24 Antalya Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların toplu taşıma hizmetlerinden güvenli, konforlu ve sağlıklı koşullarda faydalanabilmeleri için denetimlerini sürdürüyor. Trafik zabıta ekiplerinin yaptığı son denetimlerde mevzuatlara uymayan araç ve sürücülere cezai işlem uygulandı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı, toplu taşıma araçlarına yönelik denetimlerini sıklaştırdı. Toplu ulaşımda yolcu güvenliğini ve konforunu önceleyen Büyükşehir ekipleri, halk otobüslerine yönelik denetim gerçekleştirdi. Vatandaşlardan gelen talepleri de değerlendiren ekipler, araçların mevzuatlara uygunluğunu denetledi. Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı Trafik Zabıta ekipleri ile Ulaşım Planlama ve Raylı Sistem Dairesi Başkanlığı işbirliğinde yoğun kullanılan 9 halk otobüsü durağında eş zamanlı denetimler yapıldı. Mevzuata uymayanlara cezai işlem uygulandı Sürüş ve yolcu güvenliğini etkileyebilecek gereksiz aksesuar kullanımı, abartı ışıklandırma, havalı korna gibi eklemeler ile otobüslerin klima sistemleri, engelli rampaları, engelli koltuk kemeri, hijyen, sürücü evrak ve sürücülerin kılık kıyafetleri de denetimlerde tek tek kontrol edildi. Mevzuat kurallarına uygun olmayan uygulamalar için cezai işlem uygulandı. Cezai işlem uygulanan araç sahipleri ve şoförlere yönetmeliğin gereğini yerine getirmesi için belirli bir süre tanınacak. Süre sonunda kurallara uymayan araçlar toplu taşımadan çekilecek. Denetimlere ilişkin bilgi veren Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı Saha Şefi Hüseyin Yavuz, "Halkımızın toplu taşıma araçlarında daha konforlu ve güvenli bir şekilde yolculuk yapabilmesi için Büyükşehir Belediyesi olarak denetimlerimizi artırıyoruz. Bu kapsamda farklı güzergâhlarda belirlenen 9 durakta ve depolama alanlarında eş zamanlı denetim yapıyoruz. Tüm araçlar durdurularak mevzuata uymayan eksiklikleri raporlandı. Kurallara uymayan araç ve sürücülerimize cezai işlem uygulandı. Vatandaşımızın en iyi şartlarda güvenle ve huzurla yolculuk yapabilmesi için gece gündüz çalışmalarımız ve denetimlerimiz devam edecek" dedi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 13:43 KKTC Başbakan Yardımcısı Ataoğlu, Kepez Belediyesi’nde Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ile beraberindeki heyeti ağırladı. Heyet, başkanlık makamındaki görüşmelerin ardından Başkan Mesut Kocagöz’ün rehberliğinde Kepez’deki hizmet çalışmalarını yerinde inceleyecek. KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Antalya’nın Kepez ilçesinde Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ü ziyaret etti. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, KKTC heyetini ağırlamaktan onur duyduklarını belirtti. Makamdaki kabulde konuşan Ataoğlu, Kepez Belediyesi ile uzun yıllardır süregelen iş birliğinin önemine dikkat çekerek, kardeş belediye ilişkilerinin güçlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ataoğlu, KKTC ile Türkiye’nin "bir bütün" olduğunu vurgulayarak, iki toplum arasındaki tarihi ve kültürel bağların güçlü şekilde devam ettiğini ifade etti. Ayrıca sıcak karşılamadan dolayı Başkan Mesut Kocagöz ve belediye meclis üyelerine teşekkür etti. Başkan Kocagöz ise Türkiye ile KKTC arasındaki kardeşlik bağlarının önemine vurgu yaparak, iş birliğinin güçlenerek devam etmesi temennisinde bulundu. Başkan Kocagöz, KKTC ile Türkiye’nin güçlü bağlarına vurgu yaparak, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle turizm ve istihdam alanlarında daha da geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Dünya genelinde Türk dünyasının büyük bir nüfusa sahip olduğuna dikkat çeken Başkan Kocagöz, birlik ve beraberliğin önemine değindi. Başkan Kocagöz, KKTC Başbakan Yardımcısı Fikri Ataoğlu’na Türk bayrağı hediye etti. KKTC heyeti, makamdaki buluşmanın ardından Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün rehberliğinde Kepez’deki hizmet çalışmalarını yerinde inceleyecek.
16 Nisan 2026 Perşembe - 12:38 23. Türkiye Hemofili Kongresi Antalya’da başladı Antalya’da başlayan 23. Türkiye Hemofili Kongresi’nde hemofilide kanamayı önlemeye yönelik tedavilerde gelinen aşama, son 15 yılda yaşanan gelişmeler ve deri altı uygulamaların hastaların yaşamına etkisi gündeme geldi. Tedavide profilaksi yaklaşımının son yıllarda belirgin şekilde güç kazandığını belirten Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, "Yaklaşık 30 senedir kanamanın önlenmesi, yani profilaksi dediğimiz olay üzerinde çalışılıyor. Ama geldiğimiz dönemde artık son beş senedir zirveye ulaştı" dedi. Prof. Dr. Yeşim Dargaud, "Son 15 yıl içerisinde hemofili konusunda tedaviler, ürünler olağanın üzerinde gelişme kaydetti" derken, Prof. Dr. Kaan Kavaklı ise, "Deri altı tedaviler hastalarımızın ve ailelerimizin hayat kalitesini oldukça artırdı" ifadelerini kullandı. Türkiye Hemofili Derneği ile Hemofili Dernekleri Federasyonu iş birliğinde düzenlenen 23. Türkiye Hemofili Kongresi, 15-17 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Belek turizm merkezinde gerçekleştiriliyor. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında, kalıtsal kanama bozuklukları olan hemofilide farkındalık, yaşam kalitesi ve en güncel tedavi yöntemleri ele alındı. Uzman sağlık profesyonellerinin yanı sıra hasta ve hasta yakınlarının da katıldığı kongrede, hem bilimsel gelişmeler hem de tedaviye erişimde gelinen aşama değerlendirildi. Türkiye, dünyada sürdürülen klinik çalışmalarda yüzde 10’un üzerinde yer alıyor Açılış konuşmasını yapan İstanbul Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Hemofili Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, Türkiye’nin hemofili alanındaki küresel klinik çalışmalarda önemli bir paya sahip olduğunu belirtti. Zülfikar, dünyada halen bin 102 klinik çalışma yürütüldüğünü, Türkiye’nin bunların 121’inde yer aldığını söyleyerek, "Türkiye dünyada yapılan klinik çalışmalarda yüzde 10’undan daha fazla bulunuyor. Burada öncelik hastaların derdine derman olabilmektir. Şifasına vesile olabilmektir" ifadelerini kullandı. Araştırmaların ikinci amacının bilgiyi derinleştirmek ve yeni bilgi üretmek olduğunu belirten Zülfikar, araştırma geliştirme faaliyetlerinin yayına dönüştürülmesinin ve mümkün olduğunda ürünlerin hastaların kullanımına sunulmasının önem taşıdığını ifade etti. "Bugün hastalarımız normal yaşam süreçlerini sürdürüyorlar" Lyon Üniversitesi Hemostaz Merkezi Başkanı Prof. Dr. Yeşim Dargaud ise, hemofili tedavisinde son 15 yıl içinde önemli gelişmeler yaşandığını söyledi. Dargaud, "Son 15 yıl içerisinde hemofili konusunda tedaviler, ürünler olağanın üzerinde gelişme kaydetti. Bunlar hastalar açısından gerçekten ümidimizin üzerinde gelişmeler oldu" dedi. Bu gelişmelerin hastaların geleceği açısından umut verici olduğunu kaydeden Dargaud, hemofili hastalığının tarihi seyrine de değindi. 1900’lü yıllarda hemofili hastalarının yaşam süresinin 12-13 yaş civarında olduğunu belirten Dargaud, bugün ise geliştirilen tedaviler sayesinde hastaların 60-70-80 yaşlarına kadar yaşayabildiğini ifade etti. Dargaud, "Bugün hastalarımız normal yaşam süreçlerini sürdürüyorlar. Sanki hastalığı olmayan insanlar gibi 60-70-80 yaşına kadar devam ediyorlar. Bunlar ürünler ve tedaviler sayesinde oldu" şeklinde konuştu. Çocuklarda beyin kanamalarında büyük düşüş Yeni tedavi yöntemlerinin özellikle çocuk hastalar açısından önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Dargaud, geçmişte yalnızca damardan uygulanabilen faktör tedavilerinin yeni doğan ve küçük yaş grubundaki çocuklarda büyük güçlük oluşturduğunu söyledi. Bu nedenle tüm çabalara rağmen beyin kanamaları görülebildiğini ifade eden Dargaud, cilt altı ilaçlarla birlikte bu tabloda önemli bir değişim yaşandığını dile getirdi. Dargaud, "Hemofili hastalarında yeni doğan dönemi ve özellikle yaşamın ilk 4-5 yılı en hassas dönemlerden biri. Bu süreçte bizi en çok korkutan tablo ise beyin kanamaları. Yaklaşık 10 yıl öncesine kadar yalnızca damardan uygulanabilen faktör tedavileri vardı. Ancak yeni doğan çocuklara haftada birkaç kez damar yoluyla enjeksiyon yapmak aileler için son derece zordu. Tedavinin uygulamadaki güçlüğü ve ürünlerin etki sürelerinin sınırlı olması nedeniyle, tüm çabalara rağmen beyin kanamaları görülebiliyordu. Cilt altı ilaçların devreye girmesiyle birlikte bu tabloda önemli bir değişim yaşandı. Bugün Avrupa’da bu ilaçlara neredeyse doğumdan itibaren başlanıyor. Bu sayede çocuklarda beyin kanamalarında çok büyük bir düşüş sağlandı. Nitekim ben, cilt altı ilaçların kullanılmaya başlamasından bu yana Fransa’da son 5 yılda bu tür bir vakaya rastlandığını duymadım" dedi. "Deri altı tedaviler hayat kalitesini oldukça artırdı" Hemofili Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Kaan Kavaklı da doğumsal kanama hastalıklarının genetik ve hayat boyu devam eden hastalıklar olduğunu söyledi. Bu nedenle hastaların, ailelerin ve sağlık çalışanlarının uzun süreli bir tedavi sürecinin parçası olduğunu belirten Kavaklı, kongrede doktorlar, hemşireler, hastalar ve dernek yetkililerinin bir araya geldiğini ifade etti. Hastaların geçmişte bebeklikten itibaren haftada 2-3 kez damar yoluyla tedavi almak zorunda kaldığını belirten Kavaklı, "1-2 yaşından başlayarak 10 yaşına, 15 yaşına, 35-40, 50-60 yaşına kadar bu tedaviyi götürmek oldukça zordu. Neyse ki son 5-6 yılda deri altından uygulanan ilaçlar ortaya çıktı. Onlar da Türkiye’ye geldi çok şükür, hastalarımızın ve ailelerimizin hayat kalitesini oldukça artırdı" diye konuştu. Özellikle bebek ve çocuk hastalarda bu ilaçların başarılı sonuçlar verdiğini belirten Kavaklı, diğer yaş gruplarındaki hastaların da bu tedavilerden yararlanmasını istediklerini söyledi. Geri ödeme sisteminde yeni beklenti Kavaklı, Türkiye’de SGK tarafından damar yoluyla kullanılan temel ürünlerin geri ödeme kapsamında karşılandığını, bu ürünlerin hastaların kanamadan ölmesini engellediğini ve ameliyat olmalarını sağladığını kaydetti. Deri altı ürünlerin yeni yeni Türkiye’ye girdiğini belirten Kavaklı, "Deri altı tedavi seçenekleri Türkiye’de henüz yeni uygulanmaya başlandığı için bu alandaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Daha fazla hastamızın bu tedavilerden yararlanabilmesi, uzun yıllar kullanabilecekleri daha kolay uygulanan yöntemlere geçebilmesi için geri ödeme sisteminde de önemli katkılar bekliyoruz" dedi. "Kanamayı önlemede son 5 yılda zirveye ulaşıldı" Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, 17 Nisan Dünya Hemofili Günü kapsamında farkındalığı artırmayı amaçladıklarını belirterek, benzer şikayetleri olan kişilerin hekime ve sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini söyledi. Kalıtsal kanama bozukluğu olanlarda artık yalnızca kanamayı durdurmanın değil, kanamayı önlemenin ön plana çıktığını belirten Zülfikar, "Hastalarımızla konuştuğumuzda bir kanama yaşandığında sık sık ‘Ne kadar şansım var?’ sorusuyla karşılaşıyoruz. Çünkü burada temel mesele kanamayı durdurabilmek. Kanama, hayatın en büyük risklerinden biri; kontrol altına alınamadığında ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle tıp dünyası, kanamanın nasıl durdurulacağı ve nasıl önleneceği üzerine yoğun şekilde çalışıyor. Kalıtsal kanama bozukluğu olan bireylerin ise bu riski hayatın olağan bir parçası olarak her gün hissettiğini unutmamak gerekiyor. Başkaları için savaş ya da cinayet gibi olağanüstü durumlarda akla gelen kanama riski, bu hastalar için günlük yaşamın içinde karşılık bulan bir tehlike. Bu yüzden günümüzde kalıtsal kanama bozukluğu olan hastalarda yalnızca kanamayı durdurmak değil, kanamanın hiç oluşmamasını sağlamak da öncelikli hedef haline geldi. Yaklaşık otuz senedir kanamanın önlenmesi yani profilaksi dediğimiz olay üzerinde çalışılıyor. Ama geldiğimiz dönemde artık son beş senedir zirveye ulaştı. Son 10 senede de tedavi araçlarının, tedavi malzemelerinin daha kolay ulaşılabilir ve daha kolay uygulanabilirliği üzerinde gidiyoruz. Ülkemiz bu ürünlere ulaşımı sağladı, erişilebilir oldu bu ürünler. Ama bu erişilebilir ürünlerden tedaviyi kolaylaştıracak olanlara geçişimiz üzerinde konuşuyoruz" ifadelerini kulandı. Tedavideki ilerlemelerin hastanede kalış sürelerini, cerrahi müdahale maliyetlerini ve faktör ücretlerini azalttığını belirten Zülfikar, yeni yöntemlerin maddi açıdan da önemli sonuçlar doğurduğunu söyledi. Zülfikar, "Hastanede kalma süresi, proteze verilen ücret, ameliyat için harcadığımız faktör ücretleri bir kenara konulduğunda yapılan uygulamalar maddi açıdan da ekonomik tercihlerdir" ifadelerini kullandı. Çocuklarda yeni tablo Prof. Dr. Kaan Kavaklı, son 15 yılda geliştirilen ilaçlarla birlikte çocukların ve gençlerin eğitim ve sosyal yaşamında önemli değişim görüldüğünü söyledi. Daha önce çocukların evde kalmak zorunda olduğunu, bugün ise ilkokulu bitiren, ortaokul ve üniversiteye başlayan, meslek sahibi olan gençlerle karşılaştıklarını belirten Kavaklı, Türkiye’de yaklaşık 1-2 yıldır deri altı ilaçların kullanıldığını ve özellikle küçük çocuklar ile ailelerinin bu tedavilerden memnun olduğunu ifade etti. Kavaklı, "Şu anda ilkokulu bitiren, ortaokul ve üniversiteye başlayan, değişik mesleklere kavuşan gençlerle bir aradayız" dedi. Kadın taşıyıcılar için dikkat çeken uyarı Prof. Dr. Yeşim Dargaud, bugün cilt altı ilaçlarla profilaksi görme şansı bulunan çocuklarda eklemlerin daha iyi korunabildiğini ancak geçmişte yeterli tedavi alamamış erişkin hastalarda eklem içi kanamaların yol açtığı hasarın sürdüğüne işaret etti. Dargaud, "Bugünkü hemofili çocukları bu cilt altı ilaçlarla profilaksi görme şansı olan çocuklar, eklemlerini gayet güzel koruyabildiğimiz hastalar. Onların inşallah gelecekte böyle eklem problemleri olmayacak, proteze falan ihtiyaçları olmayacak. Ama şunu da bilmek lazım ki bu hastalar eklem içinde kanıyorlar ve kanın eklem içindeki neden olduğu tahribat geri çevrilemeyen bir reaksiyon" dedi. Erişkin hastalarda ağrı, artroz ve protez ihtiyacının sürdüğünü belirten Dargaud, "Şimdi erişkin olan hastalar, eklemleri bu şekilde olan hastalar, ilaçlarımız her ne kadar düzgün olsa da maalesef ağrıları var, maalesef artroz problemleri var ve gene de proteze ihtiyaçları var. Bunun da çaresini bulmuş değiliz" diye konuştu. Kadınlarda kanama bozukluğu olanlar mercek altına alınmalı Prof. Dr. Yeşim Dargaud, hemofili genini taşıyan kadınların da uzun yıllar göz ardı edildiğine dikkat çekerken, kadın kanama bozukluğu olanların mercek altına alınması gerektiğini dile getirdi. "Genelde hep hemofiliyi kadınlar veriyor, kendileri hasta değil denirdi. Hayır. Kadınların bir geninde hastalık var, diğerinde yok. Dolayısıyla hafif hemofilik erkek hastalar gibi yaklaşık yüzde 30’u da kanamalı olabilir" dedi. Bu kadınların bulunması ve tedavi edilmesi gerektiğini belirten Dargaud, "Şimdi gidip bu kadınları da bulmak lazım. Çünkü onların da regl olduklarında aşırı kanamaları var, anemileri var. Bunların da tedavisini düzgün yapmamız lazım" ifadelerini kullandı. "Hemofili merkezlerinin sayısı artmalı" Prof. Dr. Kaan Kavaklı ise yeni tedavilerin gelecekte oluşabilecek hasarları önleyebildiğini, ancak geçmişte eklem kanamaları yaşamış erişkin hastalarda ortopedik sorunların sürdüğünü söyledi. Bu nedenle hemofili hastalarına yönelik ameliyatları yapabilecek uzmanlaşmış merkezlerin sayısının artırılması gerektiğini belirten Kavaklı, "Hayat boyu devam eden hastalıkta, daha önceki yıllarda imkanlardan yeteri kadar faydalanmayıp son yıllarda bu gelişmeden faydalanan hastalarda daha önceki eklem problemlerinin bir bölümü devam ediyor. Ve bunların ortopedik ameliyatlara ihtiyacı var. Şu anda yeni tanı koyduğumuz 5-10 yıldakiler çok sağlıklı gidiyor, hiçbir eklem kanamaları olmadan. Ama şu anda yaşı 15-20-30 olanlarda eskiden kaynaklanan eklem problemleri var" dedi. Türkiye’de bu ameliyatların daha çok İstanbul Üniversitesi ve Ege Üniversitesi’nde yapıldığını ifade eden Kavaklı, "Türkiye’nin her yerinden gelen hastaların ameliyatlarını yapmaya çalışıyoruz ama bu tabii 80 milyonluk bir ülkede yetmez. Demek ki daha kapsamlı hemofili merkezlerinin de sayısının artması lazım" ifadelerini kullandı. "Türkiye’de 120 bin kişilik bir topluluğa hitap ediyor" Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, hemofili hastalığına Türkiye’de 10 binde bir rastlandığını söyledi. Tanı konulamamış hastalar, yurt dışına göç etmiş aileler ve diğer kalıtsal kanama bozuklukları da dikkate alındığında çok daha geniş bir topluluğun söz konusu olduğunu belirten Zülfikar, "Sadece hemofili A değil, B’si, Von Willebrand’ı ve diğerlerini topladığınız zaman bu yaklaşık 120 bin kişilik bir kitleye hitap ediyor" dedi.
Kocagöz, Engelli Dernekleri Temsilcileriyle buluştu
30 Mart 2026 Pazartesi - 14:16 Kocagöz, Engelli Dernekleri Temsilcileriyle buluştu Antalya’da faaliyet gösteren engelli derneklerinin temsilcileriyle Dokumapark’taki Emekliler Lokali’nde bir araya gelen Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Sizlere en iyi imkanları sağlamak bizim sorumluluğumuzdur" dedi. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Antalya’daki engelli derneklerinin temsilcileriyle sabah kahvaltısında bir araya geldi. Dokumapark’taki Emekliler Lokali’ndeki buluşmada engelli bireylerin yaşadığı sorunlar ve Kepez Belediyesi olarak yapılabilecek hizmetler üzerine bilgi alışverişinde bulunuldu. Kahvaltı programında konuşan Başkan Kocagöz, "Biz bu işe gönülden ve yürekten inanıyoruz. Allah bize bir fırsat verdi; Belediye Başkanı olduk ve bunu en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Engelli kardeşlerimize pozitif ayrımcılık yapmamız gereken bir görevimiz var. Bizim bakış açımız şu: Hayatın kenarında değil, hayatın tam ortasındasınız. Ailelerimizin yaşadığı sıkıntılara bizzat şahit oluyoruz. Bizler her zaman yanınızdayız ve yanınızda olmaya devam edeceğiz. Sizlere en iyi imkanları sağlamak, bir görev değil bizim sorumluluğumuzdur" dedi. "Benim en büyük idealim" Türkiye’de yüzde 12.3 engelli bireyin yaşadığını hatırlatan Başkan Kocagöz, "İşte! Biz de engelli bireylerimiz ve ailelerinin geleceğe umutla bakacağı, bir proje gerçekleştireceğiz. Bu benim en büyük idealimdir. Herkesin erişebileceği, engelleri kaldıracak ve aileleri olmadan da yaşamlarını rahatça sürdürebilecekleri bir projeyi hayata geçirmek istiyoruz. Beraber olursak daha güzel işler başarırız, birlikte başarırız" diye konuştu. Başkan Kocagöz, derneklerle yapılan protokollere de değinerek, "Biz sizlere protokollerle değil, gönülden bağlıyız. Kepez’de bir kardeşiniz, bir ağabeyiniz var. Sizden biri burada" dedi. Toplantıya katılan dernek temsilcileri de, Başkan Kocagöz’e her zaman yanlarında olduğu için teşekkür etti. STK Temsilcileri katıldı Dokumapark’taki kahvaltı buluşmasına; Türkiye Sakatlar Derneği Antalya Şubesi, Aktif Engelliler Spor Kulübü Derneği, Antalya İşitme Engelliler Derneği, Beyaz Baston Görme Engelliler Derneği, Altı Nokta Körler Derneği, Bedensel Engelliler Dayanışma Derneği Antalya Şubesi, 07 Engel Tanımayan Spor Kulübü, Akdeniz Otizm Spor Kulübü Derneği, Antalya Görme Engelliler Spor Kulübü, Türkiye Beyazay Derneği Antalya Şubesi, Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı, Öncü Özel Sporcular Gençlik ve Spor Kulübü, Antalya Otistik Bireyler Spor Kulübü, Antalya Down Sendromlular Derneği, Engelsiz Yaşam Gençlik ve Spor Kulübü, Özel İhtiyaçlı Bireyleri Destekleme Derneği, Yansıma Özel Sporcular Gençlik Spor Kulübü, Antalya Çölyak Derneği, Erişilebilirlik Yenilikçi Çözümler Derneği ve Batı Akdeniz Çölyak Derneği temsilcileri katıldı.
Büyükşehir’den teknoloji meraklısı gençlere yapay zeka eğitimi
30 Mart 2026 Pazartesi - 12:47 Büyükşehir’den teknoloji meraklısı gençlere yapay zeka eğitimi Antalya Büyükşehir Belediyesi "AI Weekend Antalya 2026" etkinliğiyle gençleri yapay zekayla buluşturdu. HUB Antalya Girişimcilik Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitime gençler yoğun ilgi gösterdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, teknoloji alanında dikkat çeken bir iş birliğine imza attı. Büyükşehir Belediyesi ve Insider ortaklığında gerçekleştirilen "AI Weekend Antalya 2026" eğitimi, 28-29 Mart tarihlerinde HUB Antalya Girişimcilik Merkezi’nde yapıldı. Yapay zekâyı yalnızca teorik bir konu olmaktan çıkarıp üretim odaklı bir araca dönüştürmeyi amaçlayan eğitim programında, alanında uzman eğitmenler önemli bilgiler paylaştı. Eğitmenler, yapay zekânın gelecekte hemen her sektörde aktif olarak kullanılacağına dikkat çekti. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte, katılımcılar hem teorik bilgiler edindi hem de uygulamaya yönelik deneyim kazanma fırsatı buldu. Katılımcılar yapay zekayla içerikler ürettiler Eğitmenlerden Mert Kaplan, gençlere yapay zekayla üretilebilecek içeriklere ilişkin bilgiler verdi. Kaplan, katılımcılara yapay zeka kullanarak fotoğraf ve video üretiminin yanı sıra, farklı oturumlarda hava durumu verilerinin alınarak otomatik e-posta gönderimi gibi uygulamaların da gerçekleştirilebileceğini aktardı. Eğitimde yapay zeka ile ilk deneyim heyecanı Etkinliğe katılım sağlayan Funda Mintemur, eğitimin kendisi için oldukça verimli geçtiğini belirtti. Mintenur "Bu program sayesinde hem yeni insanlarla tanışıp güzel bağlantılar kurduk hem de yapay zekayı daha yakından tanıma fırsatı buldum. Aslında yapay zekanın hayatımızın birçok alanında zaten yer aldığını biliyordum ama bu eğitimle birlikte günlük yaşamımıza nasıl dokunduğunu ve ne gibi kolaylıklar sağladığını çok daha iyi anladım. Özellikle promptlar ve modeller üzerinden içerik üretimi denemek benim için oldukça ilginçti. Verdiğim bir komutla karda yürüyen bir kız görseli oluşturmak gerçekten farklı ve etkileyici bir deneyimdi. Bu süreç bana yapay zekanın doğru kullanıldığında hayatımıza ciddi anlamda değer katabileceğini gösterdi" dedi. Deneyimli ekiplerden eğitim aldık Adil Ataşahin ise eğitimde güncel yapay zeka programları hakkında bilgiler verildiğini belirterek, "Arkadaşlarımızla hem tartıştık hem de yeni otomasyonları geliştirdik. Ben biraz daha basitten başlamak istedim ürettiğim ilk şey bir köpek görseliydi. İlk etapta arka planını kış mevsimine çevirdim. Ardından da köpeğin mutlu bir şekilde dolaşmasını sağlayacak bir komut ürettim. Tek bir tuşla bir görselden bir proje üretmiş oldukça basit bir şeydi ama ileride daha iyi şeyler yapacağıma inanıyorum" diye konuştu.
ASAT farklı yaş gruplarına suyun önemini anlatıyor
30 Mart 2026 Pazartesi - 12:46 ASAT farklı yaş gruplarına suyun önemini anlatıyor Antalya Büyükşehir Belediyesi Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürlüğü, Dünya Su Günü etkinlikleri kapsamında su bilincini artırmaya yönelik bir dizi etkinlik gerçekleştirdi. Toplumsal sorumluluk anlayışıyla düzenlenen programlarda, farklı yaş gruplarından katılımcılar suyun önemi, sürdürülebilir kullanımı ve altyapı süreçleri hakkında yerinde bilgi alma fırsatı buldu. ASAT Genel Müdürlüğü, su kaynaklarının korunması ve doğru kullanım alışkanlıklarının kazandırılması amacıyla düzenlenen etkinliklerde, hem teknik bilgi paylaşımı hem de farkındalık çalışmaları bir arada yürütüldü. Eğitimden çevre bilincine kadar geniş bir çerçevede planlanan programlarla, katılımcıların suyun yaşam döngüsündeki kritik rolünü daha iyi kavraması ve günlük hayatta su tasarrufu konusunda bilinçli davranışlar geliştirmesi hedeflendi. Üniversite öğrencilerine yerinde eğitim Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde "Hidrolojik Analiz İlkeleri" dersi kapsamında eğitim gören 50 üniversite öğrencisi, Duraliler İçme Suyu Üretim Tesisleri’ne teknik gezi düzenledi. Öğrenciler içme suyu iletim hatlarını, pompa ve vana sistemleri ile klorlama süreçlerini yerinde inceleyerek teorik bilgilerini uygulama ile pekiştirdi. Minik öğrencilere su tasarrufu ve arıtma süreçleri anlatıldı Dünya Su Günü etkinlikleri çerçevesinde, ilkokul öğrencileri öğretmenleri eşliğinde Duraliler İçme Suyu Üretim Tesisi ile Hurma Atıksu Arıtma Tesisi’ni ziyaret etti. Gerçekleştirilen gezide öğrencilere suyun yaşam için önemi, tasarruf bilinci ve atıksu arıtma süreçleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Su kaynaklarının korunmasında yerinde farkındalık Öte yandan, yine ilkokul öğrencileri, öğretmenleri ve velilerinin katılımıyla Kırkgöz Göleti’nde bir etkinlik düzenlendi. Programda, su kaynaklarının korunmasına yönelik bilgilendirme yapılırken, çevre temizliği etkinliği de gerçekleştirilerek farkındalık oluşturuldu.
Traktör kasalarında eğitim yolculuğunda mutlu son
30 Mart 2026 Pazartesi - 11:55 Traktör kasalarında eğitim yolculuğunda mutlu son Antalya’nın Manavgat ilçesinde ulaşım sorunu nedeniyle aylardır traktör kasalarında okula gitmek zorunda kalan öğrencilerin yüzü, sorunun çözülmesiyle güldü. İlkokulda öğrenim gören öğrencilere servis tahsis etmesiyle mutlulukları resimlerine yansıdı. Çakış Mahallesi’nde yaşayan ve Şehit Mustafa Şen İlköğretim Okulu’nda eğitim gören bazı öğrenciler, bu yıl taşımalı eğitim için açılan servis ihalesine giren olmayınca velilerinin desteğiyle okula gitmek zorunda kaldı. Traktör kasasında veya motosiklet üzerinde yol kat eden bazı öğrenciler ise kış şartlarında mağduriyet yaşarken, veliler servis sorunun çözümünü istendi. Yapılan çağrıların ardından aylardır okullarına kendi imkanlarıyla, hatta traktör kasalarında gitmek zorunda kalan çocukların yüzü gülmeye başladı. Velilerin sesini duyan yetkililerin ilkokulda öğrenim gören öğrencilere servis tahsis etmesiyle, köyde bayram havası esti. Minik Azra’nın mutluluğunu resmederek anlatması ise yürekleri ısıttı. Torunların tekrar servisle okula gitmesinden mutlu olduklarını anlatan Ismahan Çalık, "Çocuklar servisle gitmeye başladı. İkindi geldiler servisle, evin önüne indiler. Allah razı olsun büyüklerimize, sesimizi duyanlardan. Yetkililere sesimizi duyurduk. Servisimizin biri ayarlandı. Ortaokula giden öğrencilerimiz kaldı. Bir de o ayarlanırsa ne mutlu bize. Büyüklerimiz, yardımcı olurlarsa ne mutlu bize. Duamızı alırlar. bize yardımcı olurlar inşallah" ifadesini kullandı. Mutluluğunu resme döktü Kızının okula tekrar servisle gitmesi sonra mutluluğunu resim yaparak yaşadığını anlatan Alime Akın, "Kızım Azra tekrar servisle okula gittiği için dün oturmuş kendi haline resim yapıyor. Resmine baktım; servisin geldiğini ve çocukların duraktan bindiğini çizmiş. ’Kızım ne yapıyorsun?’ dedim. ’Anne, servisimiz geldiği için çok mutluyum’ dedi. Tabii yetkililerimizin 60 öğrencinin sesini duyduğu için onlara ayrı ayrı hepsine teşekkür ediyorum. Kızım ve bütün çocuklar çok sevindiler. Servisten indikleri zaman mutlulukları anlatılmayacak derecede oluyor. Emeği geçen herkese teşekkür ederim" dedi. Gözler ortaokul servisinde Kızının servisle eve dönmesinden sonra büyük mutluluk yaşadıklarını belirten Kosat Akın, "Buradaki çocuklarımızın sesini duyan, emeği geçen yetkililere teşekkür ederiz. İlkokul servisimiz başladı, ortaokul servisleri için de yetkililerden en kısa zamanda çözüm bekliyoruz. Bu çocukların mutluluğunu hiçbir şeye değişmeyiz. Servis başladığında benim kızım servisten indi, akşam işten geldim; ’Babacığım ben çok mutluyum, servisçi amcam beni götürdü getirdi’ diyerek çok mutlu olduğunu bana iletti" şeklinde konuştu. "Traktörle çocuklarımızı götürmekten kurtulduk" Ortaokula giden öğrenciler içinde servis beklediklerini anlatan Kamil Çalık, "Talebelerimizin yüzde ellisinin sorununu çözdük. Kıymetli yetkililerimizden rica ediyoruz. Bir servis daha halledilirse duamızı alırlar. Hem bizim hem çocukların duacı oluruz. Çözüm bekliyoruz. Traktörle çocuklarımızı götürmekten kurtulduk. Servisle giden talebelerimiz evimizin önünden bindi, akşamüstü gene mutlu şekilde indiler. Sevindik. Dediğimiz gibi, bir servislik talebemiz kaldı. Çözüm bekliyoruz" diye konuştu. Öğrenci velisi Ramazan Demirtaş ise, "Köyümüze yeni servisimiz başladı, 3 ay sonra. Yetkililere teşekkür ederiz. Kendi arabalarımızla götürüyorduk. Yeni yılda da olmasını isteriz. Ortaokullara da çekmesini talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Köy halkı, 64 öğrencinin mağduriyetini gideren yetkililere duacı olduklarını belirterek, eğitim yolculuğunun kesintisiz sürmesini temenni ediyor.
Dünyada yılda 2 milyon Türkiye’de 22 bin kişi kolon kanseri oluyor
30 Mart 2026 Pazartesi - 10:47 Dünyada yılda 2 milyon Türkiye’de 22 bin kişi kolon kanseri oluyor Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon, Türkiye’de ise 22 bin kişiye kolorektal kanser tanısı konulduğunu belirten uzmanlar, erken teşhis ve düzenli taramanın hayati önem taşıdığını söyledi. Kolorektal kanser, küresel çapta en yaygın kanser türlerinden biri olarak gösteriliyor. Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon yeni vaka görülürken, Türkiye’de yılda yaklaşık 22 bin kişi bu hastalıkla karşı karşıya kalıyor. Bu rakamlar, hastalığın özellikle 50 yaş üstü bireyleri etkilediğini gösterse de, 50 yaş altı genç yetişkinlerde de vaka sayısında belirgin bir artış görülüyor. Türkiye’de özellikle Kuzeydoğu Anadolu, Ortadoğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da hayat kaybı oranlarında artış gözleniyor. Kolon kanseri erken evrede tespit edildiğinde yüksek oranda tedavi edilebilir olmasına rağmen, geç teşhis durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bazı yaşam tarzı değişiklikleri ile kolorektal kanser riski yüzde 30-50 oranında azaltabiliyor ve erken tanı ile 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 90’ın üzerine çıkabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, kolon kanserinin nedenleri, korunma yöntemleri ve tedavileri hakkında bilgi verdi. 50 yaş üstü kişilerin özellikle dikkat etmesi gerekiyor Kolorektal kanser, kalın bağırsak ve rektum hücrelerinin kontrolsüz büyümesiyle oluştuğunu ve genellikle poliplerin zamanla kansere dönüşmesiyle başladığını ifade eden Prof. Dr. Alihan Gürkan, "Kesin nedeni tam bilinmese de, risk faktörleri arasında genetik yatkınlık, ileri yaş (özellikle 50 yaş üstü), sağlıksız beslenme, obezite, sigara ile alkol kullanımı, hareketsiz yaşam tarzı ve inflamatuar bağırsak hastalıkları (Crohn veya ülseratif kolit gibi) yer alır. Bu faktörler hücrelerde genetik değişikliklere yol açarak kanser gelişimini tetikleyebilir" dedi. Bu belirtileri görmezden gelmeyin Kolon kanserinin belirtileri genellikle erken evrede belirgin olmadığını söyleyen Prof. Dr. Alihan Gürkan, "Belirtiler kişiden kişiye değişebilir, ancak yaygın olan belirtiler, dışkıda kan görülmesi, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik (ishal, kabızlık veya dışkı şeklinde incelme), karın ağrısı veya kramplar, açıklanamayan kilo kaybı, yorgunluk ve halsizlik. Bu belirtiler fark edildiğinde doktora başvurmak önemlidir, çünkü erken tanı tedavi şansını artırır" şeklinde konuştu. Kolon kanserinden korunma yolları Kolon kanserinden korunmak için dikkat edilmesi gerekenleri sıralayan Prof. Dr. Alihan Gürkan, "Kolorektal kanser büyük ölçüde yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinin: Meyve, sebze ve tam tahıllar açısından zengin bir diyet uygulayın. Kırmızı et ve işlenmiş et tüketimini sınırlayın. Lifli gıdalar bağırsak sağlığını korur ve kanser riskini düşürür. Sigara ve alkolü bırakın: Sigara içmek kolorektal kanser riskini artırır. Alkol tüketimini minimuma indirin veya tamamen bırakın, çünkü bu maddeler bağırsak hücrelerine zarar verir. Kilonuzu kontrol altında tutun: Fazla kilolar, özellikle karın bölgesindeki yağlanma, kanser riskini yükseltir. İdeal kilonuza ulaşmak için dengeli beslenme ve hareketli bir yaşamı tercih edin. Düzenli egzersiz yapın: Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz bağırsak hareketlerini düzenler ve kanser riskini azaltır. Her gün 30 dakika yürümek bile faydalı olabilir. Tarama testlerini ihmal etmeyin: 45-50 yaşından itibaren düzenli kolonoskopi yaptırın. Erken evrede polip tespiti, kanserin önlenmesini sağlar. Aile öyküsü varsa daha erken başlayın. Su tüketimini artırın ve kabızlıktan kaçının: Bol su içmek ve düzenli tuvalet alışkanlığı edinmek bağırsak sağlığını korur. Kabızlık, uzun vadede risk oluşturabilir" ifadelerini kullandı.
Sera işçisi genç kadının şüpheli ölümünde 4 kişi gözaltına alındı
30 Mart 2026 Pazartesi - 10:30 Sera işçisi genç kadının şüpheli ölümünde 4 kişi gözaltına alındı Antalya’da yabancı uyruklu 25 yaşındaki sera işçisi kadının ateşli silahla göğsünden vurulmuş halde evde ölü bulunduğu olayda, boş kovan ve silahın olay yerinde bulunamaması nedeniyle soruşturmayı derinleştiren Cinayet Baro Amirliği ekipleri 4 kişiyi gözaltına aldı. Dün akşam saat 20.30 sıralarında Kepez ilçesi Şelale Mahallesi 7509 sokak üzerinde bulunan müstakil bir ikamette meydana gelen olayda, bir kişinin silahla kendisini yaraladığı ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Verilen adrese gelen sağlık ekipleri göğsünden ateşli silahla yaralanmış kadın şahsın hayatını kaybettiğini belirledi. Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri yaptıkları incelemede isminin Vahda Şevvah (25) olduğu öğrenilen kadının ateşli silahtan çıkan kurşun neticesi hayatını kaybetmesine rağmen olay yerinde ateşli silah ve kovana rastlamadı. Bunun üzerine ekipler ev içerisinde ve çevresinde silahı bulmak için arama yaptı. 4 kişi gözaltına alındı Genç kadının şüpheli şekilde hayatını kaybetmesi üzerine cinayet büro amirliği ekipleri olay anında evde bulunan kayınvalidesi ve çocuklar ile eşinin ifadesine başvurdu. Göğsünden ateşli silahla vurulmuş halde ölü bulunan Vahda Şevvah’ın cansız bedeni Olay Yeri İnceleme ve savcılık incelemesinin ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılırken, genç kadının eşi H.B. Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından ifadesine başvurulmak üzere Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Olay yerinde boş kovan ve silah bulunmaması nedeniyle soruşturmayı derinleştiren Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin olayla ilgili 4 kişiyi gözaltına aldığı öğrenildi. Şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ediyor.
Genç kadın evde silahla göğsünden vurulmuş halde ölü bulundu
30 Mart 2026 Pazartesi - 09:49 Genç kadın evde silahla göğsünden vurulmuş halde ölü bulundu Antalya’da yabancı uyruklu 25 yaşındaki sera işçisi kadın silahla göğsünden vurulmuş halde evde ölü bulundu. Polis ekipleri olay yerinde silah bulamazken, genç kadının ölüm haberini alarak gelen kız kardeşi sinir krizi geçirdi.Olay, saat 20.30 sıralarında Kepez ilçesi Şelale Mahallesi 7509 Sokak üzerinde bulunan müstakil evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ikamette bir kişinin silahla kendisini yaraladığı ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Verilen adrese gelen sağlık ekipleri göğsünden silahla vurulmuş kadının hayatını kaybettiğini belirledi. Bunun üzerine olay yerine Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği, motorize yunus timleri ve çok sayıda polis ekibi sevk edildi.Tabanca ve kovan bulunamadıAdrese gelen Cinayet Büro Amirliği ekipleri yaptıkları incelemede ölen kadının Vahda Şevah (25) olduğu tespit edilirken, olay yerinde silah ve kovana rastlanmadı. Genç kadının şüpheli şekilde hayatını kaybetmesi üzerine cinayet büro amirliği ekipleri olay anında evde bulunan kayınvalidesi ve 3 çocuğu ile eşinin ifadesine başvurdu. Genç kadının kayınvalidesinin polise verdiği ilk ifadesinde namaz kıldığı sırada bir ses duyduğu, bir süre sonra odaya gittiğinde genç kadını kanlar içerisinde yerde yatarken gördüğü öğrenildi.Kız kardeşi sinir krizi geçirdiVahda Şevah’ın eşi H.B.’nin (32) ise olay anında evde olmadığını, yemek yaptırmak için birkaç kilometre ileride bulunan bir iş yerine gittiğini söylediği öğrenildi. Şüpheli şekilde göğsünden silahla vurulmuş halde ölü bulunan Vahda Şevah’ın cansız bedeni olay yeri inceleme ve savcılık incelemesinin ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Bu sırada olayı haber alarak olay yerine gelen genç kadının kız kardeşi sinir krizi geçirirken, yakınları ve polis ekipleri tarafından sakinleştirilmeye çalışıldı. Polis ekiplerinin olayda kullanılan silahı bulmak için çalışması devam ederken, genç kadının eşi H.B. Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından ifadesine başvurulmak üzere Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
Motosiklet ile bisiklet çarpıştı: 2 ağır yaralı
30 Mart 2026 Pazartesi - 09:41 Motosiklet ile bisiklet çarpıştı: 2 ağır yaralı Antalya’nın Manavgat ilçesinde motosiklet aynı istikamete seyir halindeki bisiklete arkadan çarptı. Kazada 2 kişi ağır yaralandı. Plakası bulunmayan motosikletin sürücüsünün 2.36 promil alkollü olduğu belirlenirken 107 bin 500 TL ceza uygulandı. Manavgat ilçesi Alanya-Antalya D-400 Karayolunda meydana gelen kazada, Antalya istikametine seyir halindeki Muhammed O.’ın kullandığı 07 BZL 056 plakalı motosiklet, Manavgat Çevreyolu Köprüsüne yaklaştığı sırada aynı istikamette gitmekte olan Hasan S.’nin kullandığı bisikletle çapıştı. Motosiklet ve bisikletin yaklaşık 30 metre sürüklendiği kazada sürücüler yaralandı. Kazayı gören diğer sürücülerin 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı ile olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar 112 sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırılırken, motosiklet sürücüsü Muhammed O. ve bisiklet sürücüsü Hasan S.’nin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. 107 bin 500 TL ceza kesildi Öte yandan, kazanın ardından Manavgat Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği ekiplerince yapılan kontrolde motosiklet sürücüsü Muhammed O.’nun sürücü belgesinin olmadığı, kask takmadığı, motosikletin plakasının takılı olmadığı, hastanede yapılan kontrolde de 2.36 promil alkollü olduğu belirlendi. Motosiklet sürücüsüne 107 bin 500 TL para cezası uygulanırken, motosikleti de 1 ay trafikten men edilerek yediemin otoparkına çekildi.
Genç kadın evde silahla göğsünden vurulmuş halde ölü bulundu
30 Mart 2026 Pazartesi - 00:11 Genç kadın evde silahla göğsünden vurulmuş halde ölü bulundu Antalya’da yabancı uyruklu 25 yaşındaki sera işçisi kadın silahla göğsünden vurulmuş halde evde ölü bulundu. Polis ekipleri olay yerinde silah bulamazken, genç kadının ölüm haberini alarak gelen kız kardeşi sinir krizi geçirdi. Olay, saat 20.30 sıralarında Kepez ilçesi Şelale Mahallesi 7509 Sokak üzerinde bulunan müstakil evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ikamette bir kişinin silahla kendisini yaraladığı ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Verilen adrese gelen sağlık ekipleri göğsünden silahla vurulmuş kadının hayatını kaybettiğini belirledi. Bunun üzerine olay yerine Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği, motorize yunus timleri ve çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Tabanca ve kovan bulunamadı Adrese gelen Cinayet Büro Amirliği ekipleri yaptıkları incelemede ölen kadının Vahda Şevah (25) olduğu tespit edilirken, olay yerinde silah ve kovana rastlanmadı. Genç kadının şüpheli şekilde hayatını kaybetmesi üzerine cinayet büro amirliği ekipleri olay anında evde bulunan kayınvalidesi ve 3 çocuğu ile eşinin ifadesine başvurdu. Genç kadının kayınvalidesinin polise verdiği ilk ifadesinde namaz kıldığı sırada bir ses duyduğu, bir süre sonra odaya gittiğinde genç kadını kanlar içerisinde yerde yatarken gördüğü öğrenildi. Kız kardeşi sinir krizi geçirdi Vahda Şevah’ın eşi H.B.’nin (32) ise olay anında evde olmadığını, yemek yaptırmak için birkaç kilometre ileride bulunan bir iş yerine gittiğini söylediği öğrenildi. Şüpheli şekilde göğsünden silahla vurulmuş halde ölü bulunan Vahda Şevah’ın cansız bedeni olay yeri inceleme ve savcılık incelemesinin ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Bu sırada olayı haber alarak olay yerine gelen genç kadının kız kardeşi sinir krizi geçirirken, yakınları ve polis ekipleri tarafından sakinleştirilmeye çalışıldı. Polis ekiplerinin olayda kullanılan silahı bulmak için çalışması devam ederken, genç kadının eşi H.B. Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından ifadesine başvurulmak üzere Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.