Yerel Haberler
Antalya
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:16 Çocuklarda şiddet eğilimine karşı doktorlardan çağrı: "Şiddeti doğuran her türlü ortam kaldırılmalı" Çocuk doktorları, Kahramanmaraş’taki okul saldırısı başta olmak üzere yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekti. Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, "Çocuklar ellerinde silahla değil kitapla dolaşmalı. Mafyanın kutsandığı dizilerin, mafyatik ilişkilerin ön plana çıktığı bütün ortamların, her tür şiddeti doğuran ortamın ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Her yıl ülkemizdeki çocuklar arasındaki şiddetin yüzde 10 oranında arttığını vurgulamak istiyorum, alarm zilleri olarak karşımıza geliyor" dedi. Türkiye’nin dört bir yanından hekimlerin katıldığı, uluslararası konuşmacıların yer aldığı Türk Pediatri Kurumu Derneği tarafından "Umudun adı: Çocuk" çağrısıyla düzenlenen 61. Türk Pediatri Kongresi Antalya’da başladı. 15-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek kongre çerçevesinde yapılan basın toplantısına Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, Kongre Başkanı Prof. Dr. Bülent Karadağ, Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, Prof. Dr. Fügen Çullu Çokuğraş, Prof. Dr. Ömer Faruk Beşer, Prof. Dr. Nur Canpolat, Prof. Dr. Kenan Barut, Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, Prof. Dr. Ayşe Çiğdem Aktuğlu Zeybek, Doç. Dr. Esra Özek Yücel ve Prof. Dr. Metin Aydoğan, Prof. Dr. Burak Doğangün katıldı. Toplantıya Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısından duydukları üzüntüyü ifade ederken başlayan hekimler, şiddetin sonlanması için yapılması gerekenleri sıraladı. Çocuk sağlığı ve hastalıklarına ilişkin açıklamalarda bulunan uzmanlar, topluma önemli uyarılarda bulundu. "Her tür şiddeti doğuran ortamın ortadan kaldırılmasını istiyoruz" ‘Yüreğimiz yandı’ diyerek sözlerine başlayan Çocuk Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, "Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylar bizleri iyice üzen noktalara geldi. Bu şiddetin nereden çıktığını ortaya koymamız gerekiyor. Çocuklar ellerinde silahla değil kitapla dolaşmalı. Bunların özendirilmesi çocuklarda ciddi olarak şiddeti körükleyen bir unsur olarak karşımıza çıkmakta. Mafyanın kutsandığı dizilerin, mafyatik ilişkilerin ön plana çıktığı bütün ortamların gözden geçirilmesi, yaşam dışına çıkartılması gerektiğini söylüyoruz. Çocuklarımız için iyi bir geleceği kurmak için siber zorbalığın da mutlaka önlenmesi gerektiğini düşünüyor, bunlarla birlikte ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Eğer yapmaz isek bizleri gerçekten çok kötü bir senaryo bekliyor. Her tür şiddeti doğuran ortamın ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Her yıl ülkemizdeki çocuklar arasındaki şiddetin yüzde 10 oranında arttığını vurgulamak istiyorum, alarm zilleri olarak karşımıza geliyor" dedi. "Mutlaka çözümler üretmek gerekiyor" Yaşananların kabul edilemez olduğunu ifade eden ve şiddet eğilimine karşı toplumun bir bütün olarak hareket etmesi gerektiğini aktaran Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Doğangün, "Hepimiz şoktayız, biz yetişkinler de çocuk masumiyetiyle örtüşmeyen eylemler gördüğümüzde şok oluyoruz. Çok faktöre bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Kısa, orta, uzun vadede yapılacaklar var. Unutmamamız gerekiyor, orta ve uzun vadede mutlaka çözümler üretmek gerekiyor. Hepimiz tırnak içinde; suçluyuz, hepimiz risk altındayız. Kendi çocuklarımız da hem zorbalık yapabilir hem zorbalığa maruz kalabilir. ‘Sorunu, problemi böyle çözebilirim’ şiddeti böyle görüyor, öğreniyor. Bu da bir kısır döngüye sebep oluyor. Tabi çocuk erkil aile içinde de belli bir dönem sonra annenin ve babanın fonksiyonu da düşüyor yani; çocuk karar veriyor" diye konuştu. "Ekranlardan üzerimize şiddet akıyor" ‘Ekranlardan üzerimize şiddet boca oluyor’ diyen Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, "Gerçekten akıyor çünkü dünya başka bir yere evrildi. Bir Trump var, Netanyahu var, çocukların sürekli öldürüldüğü, insanların öldürüldüğü, kıyıma uğradığı bir süreç yaşıyoruz. Bunları çocuklar hem televizyonlardan hem sosyal medyadan görüyorlar. O televizyonlarda gösterilen şiddet sahnelerin herhalde çok azaltılması lazım. Belki bu oyunların ki bunlar bize özgü değil, global bir şey herhalde kısıtlanması gerekecek. Günümüzde 100 binden fazla aile çocuğuna aşı yaptırmıyor maalesef ve maalesef uzun süre görmediğimiz, eski hastalıklar hortluyor. Kızamık hortluyor, suçiçeği az da olsa vardı, boğmaca vakaları zaman zaman artıyor. Dolayısıyla daha önce neredeyse yok etmeye yaklaştığımız hastalıklar tekrardan hortlayacaktır. En korktuğumuz şey; mesela polio" ifadelerimi kullandı. "Boyun fıtığı olan 8 yaşındaki çocukları görmeye başladık, çok çok acı" Öte yandan toplantıda konuşan Prof. Dr. Kenan Barut, dijital bağımlılık sebebiyle çocuklarda çok küçük yaşlarda gördükleri hastalıklara ilişkin, "Bir çocuk romatoloji uzmanı olarak boyun fıtığı olan 8 yaşındaki çocukları görmeye başladık, çok çok acı. Normalde 40-50 yaş gibi yaşlarda gözükecekken 8-9 yaş gibi görmeye başladık" dedi. Çocuk Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım ise bilinçsiz takviye kullanımının yanlışlığına dikkat çekti, hekim önerisi olmadan ürünlerin kullanılmaması gerektiğini aktardı.
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:13 AK Parti’ye katılan Serik Belediye Başkanı Kumbul: "Hemşehrilerimize en iyi hizmeti sunmak amacıyla yeni bir yol yürümeye karar verdim" Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AK Parti) katılan Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul, "Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda Serik’imizi geleceğe daha güçlü hazırlamak, devam eden ve planlanan projelerimizi daha etkin bir şekilde hayata geçirmek ve hemşehrilerimize en iyi hizmeti sunmak amacıyla yeni bir yol yürümeye karar verdim" dedi. Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul, yaptığı açıklama ile AK Parti’ye katıldığını duyurdu. Kumbul açıklamasında, "Vatanını ve milletini seven bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak hayatım boyunca milli ve manevi değerlerimize bağlı kalmak en temel ilkem olmuştur. Hekimlik mesleğimden başlayarak kamu görevlerimde bulunduğum her noktada görevimi bir makamdan öte millete hizmet etmenin bir sorumluluğu olarak gördüm. Op. Dr. Kadir Kumbul olarak Serik Belediye Başkanlığı görevinden önce 12 yıl boyunca devlet hastanemizde çoğu zaman mütevazı şartlarda, hiçbir ayrım gözetmeden vatandaşlarımıza hizmet etmeye gayret ettim. Aynı anlayışla sürdürdüğümüz belediye başkanlığı görevimizde de Serik’imizin her kesimine dokunan, kapsayıcı ve çözüm odaklı bir hizmet anlayışıyla çalıştık. Siyaset anlayışımın temelinde her zaman milletimize hizmet etmek, ortak aklı öncelemek ve değerler üzerinden yol yürümek yer almıştır. Ancak son dönemde içerisinde bulunduğum siyasi zeminde hizmet odaklı yaklaşım yerine farklı önceliklerin öne çıkması benim benimsediğim siyaset anlayışıyla örtüşmemeye başlamıştır. Bu durum, milletimize daha güçlü ve etkin hizmet edebilmek adına yeni bir değerlendirme yapmamı gerekli kılmıştır. Benim için esas olan polemik değil hizmet, ayrışma değil birlik, şahsi hesaplar değil milletimizin menfaatleridir" ifadelerine yer verdi. "Yolumuz hizmet yolu, pusulamız Serik’tir" "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan ’Türkiye Yüzyılı’ vizyonu doğrultusunda Serik’imizi geleceğe daha güçlü hazırlamak, devam eden ve planlanan projelerimizi daha etkin bir şekilde hayata geçirmek ve hemşehrilerimize en iyi hizmeti sunmak amacıyla yeni bir yol yürümeye karar verdim" diyen bKumbul, bu doğrultuda AK Parti saflarına katılma kararı aldığını ve attığı bu adımın temelinde kişisel beklentinin değil, tamamen milletine daha iyi hizmet etme iradesi bulunduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, önceki dönem Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, MKYK Üyesi Menderes Türel, Antalya milletvekilleri, il ve ilçe yönetimine teşekkür eden Kumbul, "Beni Serik Belediye Başkanlığı görevine layık gören tüm hemşehrilerimin iradesine saygım sonsuzdur. Bundan sonraki süreçte de aynı sorumluluk bilinciyle ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, birlik ve beraberlik içerisinde Serik’imize hizmet etmeye devam edeceğiz. Yolumuz hizmet yolu, pusulamız Serik’tir" ifadelerini kullandı.
16 Nisan 2026 Perşembe - 16:43 Polisin ’dur’ ihtarına uymadı, 15 kilometrelik kovalamaca sonucu yakalandı Antalya’da polis ekiplerinin dur ihtarına uymayarak kaçan otomobil sürücüsü yaklaşık 15 kilometrelik kovalamaca sonucu yakalanarak ters kelepçe ile gözaltına alındı. Araçta ve şahsın yola attığı poşet içerisinde çok sayıda cep telefonu ve saat çıktı. Olay, saat 15.00 sıralarında Kepez ilçesi Ünsal Mahallesi 5 Temmuz Kurtuluş Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Döşemealtı ilçesi Altınkale Mahallesi Akdeniz Bulvarı üzerinde polis ekiplerinin ’dur’ ihtarına uymayan 35 CRM 621 plakalı Fiat marka otomobil kaçmaya başladı. Polis ekiplerini peşine takarak şehir merkezi istikametine kaçmayı sürdüren araç sürücüsü bu arada otomobilden poşet içerisinde bazı malzemeler attı. Araç, yaklaşık 15 kilometrelik kovalamacanın ardından Ünsal Mahallesi 5 Temmuz Kurtuluş Caddesi üzerinde motorize yunus timleri ve devriye ekipleri tarafından önünü keserek durdurdu. Polis ekipleri tarafından araçtan indirilen ve isminin Bülent T. olduğu öğrenilen şahıs ters kelepçe ile gözaltına alındı. Şahsın kullandığı araç içerisinde ve yola attığı poşetten çok sayıda saat ve cep telefonu çıktı. Bülent T. işlemleri için polis merkezine götürülürken, araç ise inceleme yapılmak üzere çekici ile bulunduğu yerden kaldırıldı. Şahsın gözaltına aracının durdurularak gözaltına alındığı anlar ise güvenlik kamerasına yansıdı.
ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman: "Saha ile masa arasındaki farkları en aza indirmeliyiz"
29 Ağustos 2025 Cuma - 16:11 ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman: "Saha ile masa arasındaki farkları en aza indirmeliyiz" T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) iş birliğiyle düzenlenen "Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik Bilgilendirme Toplantısı", ATSO ev sahipliğinde gerçekleştirildi. ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, toplantının açılışında Antalya ölçeğinde Türkiye’yi ilgilendiren kritik bir toplantı yaptıklarını vurguladı. Yangın yönetmeliği ve uygulanabilirliği konusunu ATSO olarak sürekli dile getirdiklerini ifade eden Başkan Hacısüleyman, "Görüşlerimizi yazılı olarak Bakanlığımıza ilettik. Bakanlığımızda düzenlenen ‘Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik’ komisyon toplantısında önerilerimizi sunduk. Çıkacak olan yönetmeliği ‘mükemmel’ olarak değil, ‘uygulanabilir’ olması açısından değerlendirmeliyiz. Toplantımızın amacı da saha ile masa arasındaki farklılıkların en aza indirilmesidir" dedi. Tescilli binalarda yaşanan sorunlara dikkat çekti Yangın yönetmeliği konusunun uzun süredir gündemlerinde olduğunu ifade eden Başkan Hacısüleyman, "Yaşadığımız felaketten sonra, denetimlerin ve bugüne kadar fazla gündeme gelmeyen binalardaki yangın tedbirlerinin ve uygulamalarının boşluklarını görme durumunu yaşadık. Eksiklerimiz var mı? Evet. Ancak yönetmelikteki bazı maddelerin Antalya’da yaygın ve başarılı bir şekilde uygulandığını söyleyebiliriz" dedi. Antalya’nın Kaleiçi bölgesinde yaşanan tescilli binalara ilişkin yönetmelik uyuşmazlığının tüm Türkiye’de benzer şekilde yaşandığını kaydeden Başkan Hacısüleyman, sözlerini şöyle sürdürdü; "Tescilli binalarımızda İtfaiye Müdürlüğümüzün yangın yönetmeliğini uygulama çabası ile Koruma Kurulumuzun bu tarihi binaları koruma yaklaşımı zaman zaman birbiriyle çelişti. Bir kurum ‘Buraya rapor veremem’ derken, diğer kurum ‘Burası koruma altında, sakın bir değişiklik yapma’ dedi. Bu durum yalnızca Kaleiçi bölgesinde değil, İstanbul Fatih’te, Safranbolu’da ve ülkemizin birçok yerinde yaşanıyor. Otellerimizin ruhsatları askıya alındı, bazıları iptal edildi, yeni yapılanlara ruhsat verilmedi. Bu da ciddi sorunlar doğurdu. Turizm, ülkemizin ana gelir kaynaklarından biri. Dolayısıyla turizmde yaşanan en küçük olumsuzluk, yalnızca ülkemizin ekonomisini değil, Antalya ve İstanbul gibi turistik merkezlerin ekonomisini de çok daha fazla etkiliyor. "Can güvenliği herkesin birinci önceliği" Toplantının açılışında konuşan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, herkesin birincil önceliğinin can güvenliği olduğunu vurgulayarak, "Dolayısıyla tüm işletmelerimiz, bu yönetmeliğin getirdiği şartlara uyum sağlamak için büyük bir gayret içerisindedir. Ancak mevcut tesislerimizin birbirinden farklı nitelikleri ve ihtiyaçları bulunduğu da bir gerçektir. Son dönemde sıklaşan denetimlerin ardından, özellikle turizm sektörü başta olmak üzere birçok sektörden çeşitli talepler tarafımıza iletilmiştir" dedi. Çandır, talepler doğrultusunda ilgili kurumlarla görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirterek, "Birlik Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu ve TOBB Türkiye Turizm Meclisi Başkanlık Divanı ile birlikte Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ı ziyaret ettik. Bu görüşmenin ardından, piyasada arz yetersizliği bulunan malzemelerin temini için işletmelere 31 Aralık 2025 tarihine kadar süre tanıyan mevzuat düzenlemesi yayımlandı" diye konuştu. Konuşmaların ardından, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meslek Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Murat Bayram, "Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik Değişikliğine İlişkin Bilgilendirme" başlıklı sunumunu gerçekleştirerek yeni taslağın getirdiği düzenlemeler ve uygulamada öne çıkan değişiklikler hakkında katılımcılara detaylı bilgi aktardı. Toplantı, Bakanlık uzman ve yetkililerinin katılımcıların yönelttiği soruları yanıtladığı interaktif oturumla tamamlandı. Yangın güvenliği konusunda güncel gelişmelerin, mevzuat düzenlemelerinin ve yeni yönetmelik taslağının ele alındığı toplantıya; TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meslek Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Murat Bayram, Alanya TSO Yönetim Kurulu Başkanı Eray Erdem, Manavgat TSO Yönetim Kurulu Başkanı Seydi Tahsin Güngör, Kumluca TSO Yönetim Kurulu Başkanı Fahri Özen, ATSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Pakalın, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Murat Totoş, Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Sarı, sivil toplum ve kamu kuruluşlarının temsilcileri ile iş insanları katıldı.
Çandır fasulyesi için coğrafi işaret başvurusu yapıldı
29 Ağustos 2025 Cuma - 14:59 Çandır fasulyesi için coğrafi işaret başvurusu yapıldı Konyaaltı’nın tarihi lezzeti Çandır fasulyesi için Türk Patent ve Marka Kurumu’na ‘Coğrafi İşaret’ başvurusu yapıldı. Konyaaltı Belediyesi, asırlardır Yarbaşçandır’da üretilen ve bölge için marka değeri haline gelen Çandır fasulyesi için Türk Patent ve Marka Kurumu’na ‘Coğrafi İşaret’ başvurusu yaptı. Yapılan başvuru ile Antalya piyazının hammaddesi olan ve Antalya’da meşhur olan Çandır fasulyesinin, ulusal bir marka haline gelmesi amaçlanıyor. Başkan Cem Kotan’ın bölge halkına verdiği sözlerle etkinlikleri yaylalara taşıyan Konyaaltı Belediyesi, ilçenin önemli değerlerinden olan ve Antalya piyazının olmazsa olmazı Çandır fasulyesinin tescillenmesi için de çalışmalarını sürdürüyor. Konyaaltı Belediyesi çalışmalar doğrultusunda, Çandır fasulyesi için Türk Patent ve Marka Kurumu’na ‘Coğrafi İşaret’ başvurusu yaptı. Yarbaşçandır Mahallesi’nde belediyeye ait 5 dönümlük alanda fasulye üretimi yaparak hem üretimi hem de üreticiyi destekleyen Konyaaltı Belediyesi, ürünün coğrafi işaretle tescillenerek ulusal bir marka haline getirmeyi amaçlıyor. Başvuru şartları tamamlandı Konyaaltı’nın tarihi lezzeti Çandır fasulyesi için, veri toplama ve analiz çalışmaları tamamlanarak C2025/000251 numaralı ‘Coğrafi İşaret Başvurusu’ yapıldı. Konyaaltı Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalar doğrultusunda gerçekleştirilen başvurunun Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından onaylanması halinde Çandır fasulyesinin Coğrafi İşareti’nin, Konyaaltı Belediyesi adına alınmış olacağı aktarıldı. Öte yandan Konyaaltı Belediyesi ekipleri Coğrafi İşaret alınma amacının; belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü göstermek olduğunu vurguladı. Ayrıca, Coğrafi İşaretlerin menşe adı ya da mahreç işareti olarak tescil edilmekte olduğu ve Çandır fasulyesi için menşe adı olarak başvurunun gerçekleştirildiği de ifade edildi.
İngiltere uyruklu turist çocuğun bağışlanan organı 15 yaşındaki Türk gencine yaşam oldu
29 Ağustos 2025 Cuma - 13:43 İngiltere uyruklu turist çocuğun bağışlanan organı 15 yaşındaki Türk gencine yaşam oldu Karaciğer yetmezliği nedeniyle üç yıldır hastalıkla mücadele eden 15 yaşındaki Ahmet Eren Timurtaş, Sağlık Bakanlığı bekleme listesine girdikten yalnızca iki gün sonra İngiltere’den Antalya’ya tatile gelen 10 yaşındaki bir çocuğun bağışlanan organıyla nakil oldu. Anne Handan Timurtaş, "Oğlum, ‘Ben kardeşim için, sizin için ve bana can olan o tanımadığım çocuk için yaşayacağım’ dedi, hayata böyle tutundu" derken, Ahmet Eren, "Arkadaşlarım gibi sokakta oynayabileceğim" diyerek sevincini paylaştı. Operasyonu yapan Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ise, "Bu kadar kısa sürede organ çıkması çok nadir, bağışın önemini bir kez daha gördük" ifadelerini kullandı. Üç yıldır karaciğer yetmezliğiyle mücadele eden 15 yaşındaki Ahmet Eren Timurtaş, organ bağışıyla yeniden hayata tutundu. İstanbul’da yaşayan Timurtaş, ailesiyle birlikte 11 Ağustos’ta Medical Park Antalya Hastanesi Organ Nakli Merkezi’ne başvurdu. Ancak anne ve babanın testleri uygun çıkmadı. Sağlık Bakanlığı Karaciğer Bekleme Listesi’ne alınan Ahmet için tek umut, bağışlanacak bir kadavra organıydı. 12 Ağustos’ta Antalya’ya tatile gelen 10 yaşındaki İngiliz bir çocuğun beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından ailesi organlarını bağışladı. Yapılan incelemede karaciğerin Antalya’daki üç çocuğa uygun olduğu belirlendi. İlk sıradaki 2 yaşındaki hasta için organ büyük geldi, ikinci sıradaki 9 yaşındaki hasta ailesiyle şehir dışında olduğu için yetişemedi. Sıra üçüncü sıradaki Ahmet Eren’e geldi. O sırada ailesiyle birlikte dostlarının yanında moral bulmak için Isparta’da bulunan genç, hemen hastaneye getirildi. Bir gün önce tüm testleri yapıldığı için vakit kaybedilmeden operasyona alındı. "Bu kadar kısa sürede çok nadir" Operasyonu gerçekleştiren Medical Park Antalya Hastanesi Organ Nakli Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, nakil sürecini şöyle anlattı: "11 Ağustos’ta geldi, 13 Ağustos’ta nakil yaptık. Ahmet, 15 yaşında genç bir hastamız. Yaklaşık 3 yıldır otoimmün hepatit tanısıyla tedavi alıyordu. Son dönemde siroz ve komplikasyonları gelişmişti. Anne ve babanın testleri uygun çıkmayınca, kadavra listesine aldık. Bu kadar kısa sürede organ çıkması çok nadir. Yurt dışından gelen bir turistin beyin ölümünün gerçekleşmesi ve organlarının bağışlanmasıyla Ahmet’e nakil gerçekleştirdik. Ve 10 gün sonra taburcu ettik. Şu an sağlığına kavuşmuş durumda. Ülkemizde bağış oranı düşük, maalesef yüzde 90 canlıdan, yüzde 10 kadavradan yapılıyor. Avrupa ve Amerika’da bunun tam tersi. Kadavra bağışını artırmamız gerekiyor. Ahmet gibi gençlerin ve çocukların yeniden sağlığına kavuşabilmesi için bağış çok önemli." "Biz o aileye ömür boyu dua edeceğiz" Anne Handan Timurtaş ise yaklaşık üç yıldır süren mücadelelerin ardından duygularını gözyaşlarıyla şöyle anlattı: "İki çocuğum var. Bu benim mutluluk gözyaşlarım. Üç yıldır bu hastalıkla mücadele ediyoruz. Bizim için çok zor yıllardı. İngiltere’den turist olarak gelen aile bağış yaptı, onların 10 yaşındaki çocuğu bize can oldu. Oğlum, ‘Ben kardeşim için, sizin için ve bana can olan o tanımadığım çocuk için yaşayacağım’ dedi. Hayata böyle tutundu. Organ bağışı sevindirici sonuçlar getiriyor, kimse karamsar bakmasın. Biz o aileye ömür boyu dua edeceğiz. Ahmet’in yüzündeki gülücük bize bir ömre bedel. Rabbim kimseyi evladıyla sınamasın." "Artık sokakta oynayabileceğim" Ahmet Eren Timurtaş ise üç yıl süren hastalık sürecinde yaşadıklarını ve nakil sonrası hislerini şu sözlerle dile getirdi: "Yaklaşık üç senedir karaciğer yetmezliğiyle mücadele ediyordum. Psikolojik ve fiziksel olarak çok zordu. Defalarca hastanede yattım. Arkadaşlarım dışarıda oynarken ben hastanedeydim. Sürekli oyun oynamak istiyordum ama zamanımın çoğu kontrollerle geçiyordu. Daha önce de kadavra listesine girmiştim, aylar geçti, organ bulunmadı. Antalya’ya geldikten sadece iki gün sonra nakil oldu. Bu kadar çabuk beklemiyordum. Organ çıktığında çok heyecanlandım, mutluluk, şaşırma, üzüntü, hepsini aynı anda yaşadım. Ameliyat sonrası yeniden yürümeye başladığımda bile sevinçten mutlu oldum. Babam taburcu olduktan sonra bana futbol topu aldı. Artık arkadaşlarım gibi sokakta koşup oynayabileceğim. Umarım bundan sonra normal bir hayatım olur."
Muratpaşa’da ’Yöreler Renkler Festivali’ başlıyor
29 Ağustos 2025 Cuma - 13:10 Muratpaşa’da ’Yöreler Renkler Festivali’ başlıyor Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin bu yıl 9’uncusunu düzenlediği ’Yöreler Renkler Festivali’, 6-14 Eylül tarihleri arasında kentin kültür ve sanat yaşamına renk katacak. Atatürk Kent Meydanı’nda gerçekleşecek festival, 6 Eylül’de Doğu Anadolu Gecesi ile başlayacak. Açılış gecesinde Türk halk müziğinin güçlü sesi Sabahat Akkiraz sahne alacak. Memleket özlemi çekenleri aynı meydanda buluşturacak festivalin ikinci gününde, Karadeniz Gecesi düzenlenecek. Gecede Karadeniz ezgilerini Batı müziğiyle harmanlayarak kendine özgü bir müzikal tarz benimseyen kemençenin genç virtiözü Ekin Uzunlar sahne alacak. Ayrıca, Orhan Çavuş "Horon Zamanı" gösterisiyle izleyicilere unutulmaz anlar yaşatacak. Muratpaşa Kent Meydanı’nda düzenlenecek Yöreler Renkler Festivali, her akşam farklı bir yörenin ritim ve ezgileriyle Antalyalılara kültürel bir şölen yaşatacak. Festival boyunca Muratpaşa Belediyesi Halk Dansları Topluluğu, her gece farklı yörelere özgü dans gösterileri sunacak. Kent meydanında kurulacak stantlarda ise 73 dernek, memleketlerinin yöresel yemeklerini, el sanatlarını, doğal ve tarihi güzelliklerini tanıtacak. Yöresel ürünler ve hediyelik eşyalarla ziyaretçilere adeta küçük bir Türkiye turu yaşatılacak. Stantlar her gün 12.00-23.00 saatleri arasında ziyaretçiye açık olacak, konserler ise 19.00’da başlayacak.
Anadolu’nun renkleri Kepez Uluslararası Kültür Festivali’nde
29 Ağustos 2025 Cuma - 12:57 Anadolu’nun renkleri Kepez Uluslararası Kültür Festivali’nde Kepez Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Kültür Festivali, farklı şehirlerin kültürlerini bir araya getirmeye devam ediyor. Konya ve Gaziantep gecelerinin ardından, yöresel ezgileri, halk oyunları ve geleneksel tatlarıyla bu kez Erzincan’ın kültürel zenginlikleri Kepez’in kalbi Dokumapark’a taşındı. Kepez’in 2. Uluslararası Kültür Festivali, her akşam farklı programlarla renkleniyor. Kepez Belediyesi’nin bu yıl ikincisini düzenlediği Uluslararası Kültür Festivali, birbirinden güzel etkinliklerle ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatıyor. Festivalin altıncı gününde Konya ve Gaziantep gecelerinin ardından Erzincanlılar Gecesi gerçekleştirildi. Etkinlik, Erzincan’ın kültürel zenginliklerini ve yörenin sıcaklığını Dokumapark’a taşıdı. Geceye Erzincanlı sanatçı Hüseyin Kalkan, söylediği türkülerle renk kattı. Program boyunca Erzincan yöresine ait halk oyunları sahnelendi, canlı müzik performanslarıyla coşku doruğa ulaştı. Katılımcılar, geleneksel Erzincan yemeklerinin tadına bakma fırsatı buldu. Çocuklar için hazırlanan eğlenceli aktiviteler ise ailelerden tam not aldı. "Çocuklarımız, gençlerimiz sanatla geleceğe yürüyecek" Erzincanlılar Gecesine katılan Kepez Belediyesi Başkan Yardımcısı Evrim Yalçın, Başkan Mesut Kocagöz’ün sevgi ve selamlarını ileterek şunları söyledi: "Başkanımız göreve geldiğinde, ’artık, Kepez’de kültür ve sanat konuşulsun’ demişti. Biz de bu doğrultuda çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz. Mimar Sinan Sanat Akademisi’nde yüzlerce gencimiz tiyatrodan müziğe birçok dalda eğitim alıyor. Kepez’de çocuklarımızın ve gençlerimizin sanatla geleceğe yürümelerini istiyoruz."
ASAT’tan 300 milyon TL’lik kanalizasyon yatırımı
29 Ağustos 2025 Cuma - 12:07 ASAT’tan 300 milyon TL’lik kanalizasyon yatırımı Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, 300 milyon TL yatırım bedeliyle Aksu ilçesi Altıntaş Mahallesi 2. Etap Kanalizasyon Şebekesi Yapım İşi kapsamında Altıntaş ve Ermenek mahallelerinde toplam 56 kilometrelik yeni kanalizasyon şebeke hattı çalışmasına başladı. Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, yeni yerleşim alanlarında ve hızla artan nüfus yoğunluğunun yaşandığı bölgelerde altyapı çalışmalarına devam ediyor. ASAT ekipleri bu kapsamda Aksu ilçesi Altıntaş ve Muratpaşa ilçesi Ermenek mahallelerinde kanalizasyon çalışması gerçekleştiriyor. Bölgenin altyapı eksikliklerini gidermeye yönelik başlatılan çalışma modern ve çevreci bir kentleşme hedefiyle ilerliyor. 56 kilometrelik yeni kanalizasyon hattı ASAT Genel Müdürlüğü Kanalizasyon Yapım İşleri Şube Müdürlüğü Kontrol Mühendisi Fatih Şahin, 2. etap çalışmalarının hızla devam ettiğini belirterek, "Aksu ilçesi Altıntaş ve Muratpaşa ilçesi Ermenek mahallelerindeki kollektör ve şebeke hatlarının çalışmalarını 3 ekiple eş zamanlı olarak sürdürüyoruz. Proje kapsamında 200, 300 ve 400 milimetre çaplarında 56 kilometrelik kanalizasyon şebekesi imalatı gerçekleştirilecek. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte Altıntaş ve Ermenek mahalleleri temiz, modern ve çevreci bir altyapıya kavuşmuş olacak" dedi.
Antalya Körfezi’nde deniz kirliliği ve tatlı su kaynaklarındaki bozulma
29 Ağustos 2025 Cuma - 12:04 Antalya Körfezi’nde deniz kirliliği ve tatlı su kaynaklarındaki bozulma Deniz kirliliği Akdeniz’de gözle görünür hale geldi. Antalya Körfezi’nde son günlerde denizin renginde ve canlı yaşamında dikkat çekici değişimler yaşanıyor. Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Bu yıl Antalya Körfezi’nde denizin rengi değişti, yeşilimsi, siyahımsı bir renk var denizde. Dolayısıyla su altında da görüş azaldı. Suyun koşulları değişirse bu ortamlarda yaşayabilen organizmalar gelişir, bunların bir kısmı insanlara zarar verebilir, kaşıntı ve yanma gibi etkiler görülebilir" dedi.Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Yetiştiriciliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, Antalya’da artan deniz kirliliğine ve tatlı su kaynaklarındaki bozulmaya dikkat çekti. Son dönemde kıyılarda gözlemlenen değişimlere işaret eden Gökoğlu, Antalya Körfezi’nde denizin renginin siyahımsı yeşile döndüğünü söyledi.Prof. Dr. Gökoğlu, "Bu yıl Antalya Körfezi’nde denizin rengi değişti, yeşilimsi, siyahımsı bir renk var denizde. Dolayısıyla su da görüş azaldı. Biz hemen hemen her gün bu denize dalış yapıyoruz ve takip ediyoruz" dedi.Tatlı sular da kirlenmeye başladıKentleşme baskısı, azalan yağışlar ve yanlış müdahalelerin ekosisteme zarar verdiğini vurgulayan Gökoğlu, "Tatlı sular kirlenmeye başladı. Tatlı suyun kirlenmesi demek denizin kirlenmesi demek. Ayrıca Alanya tarafına baktığınızda otellerin önü havuz şeklinde. Yani kıyı akıntılarını engelledik" diye konuştu.Nehir ağızlarındaki sazlık ve kamışların temizlenmesinin ciddi bir hata olduğunu dile getiren Gökoğlu, "Bunlar hem mekanik hem biyolojik filtre görevi görüyordu. Biz kepçelerle temizleyince filtreleme bitti. Yağışlarla gelen kirli su olduğu gibi denize geçmeye başladı. Bu yıl sıcaklık artışıyla birleşince Akdeniz’de yoğun plankton patlaması yaşandı" ifadelerini kullandı."Bir an evvel yanan alanları ormanlaştırmalıyız"Denizdeki olumsuzlukların önüne geçilebilmesi için çözüm önerilerini de sıralayan Prof. Dr. Gökoğlu, şunları söyledi: "Bir an evvel yanan yerleri ormanlaştırmamız gerekiyor. Orman suyu tutar. Ayrıca tatlı sulara dikkat etmemiz gerekiyor. Tatlı suyu kirletmemeliyiz. Kıyıda akıntıyı engelleyecek yapılaşmadan vazgeçmeliyiz. Nehir ve derelerdeki temizlik işlemleri ise kepçeyle değil, biçme yöntemiyle yapılmalı. Böylece sazlıklar daha gür çıkar, hem mekanik hem biyolojik filtrasyon daha güçlü olur."Sahillerde atık sorunuKıyılardaki kirliliğin tehlikeli boyutlara ulaştığını kaydeden Gökoğlu, "Her yer kirli. İnsanlarımıza bu bilinci vermemiz gerekiyor. Sigara izmaritinden plastik atıklara kadar her şey sahilde var. Bunlar nihayetinde denize gidiyor. Plastik kirliliğini durdurmamız, azaltmamız gerekiyor" dedi.Plastik kirliliği ve insan sağlığıPlastik atıkların denizlerdeki en büyük tehditlerden biri olduğunu vurgulayan Gökoğlu, "Bir de son yılların en önemli kirliliği, baş belamız plastik kirliliğini durdurmamız, azaltmamız gerekiyor. Suyun koşulları değişirse o koşullarda yaşayabilen organizmalar gelişir. Yani doğal organizmaların dışında o sıcaklıklarda yaşayabilen organizmalar ortaya çıkar. Bunların da bir kısmı insanlarımıza zarar verebilir. Kaşıntı, yanma gibi etkiler görülebilir. Bakteriyolojik aktiviteler artar, çoğalma artar. Dolayısıyla bunların etkilerini görürüz ve görmeye başladık" diye konuştu."Yeni türler Akdeniz’de çoğalmaya başladı"Son yıllarda Akdeniz’de farklı deniz canlılarının hızla çoğaldığını kaydeden Gökoğlu, "Kayalıkların üzerinde yoğun şekilde Kızıldeniz’den gelen midye, istiridye ve balanus gibi türler çoğalmaya başladı. Bu türler Akdeniz’de yoktu. Nedeni kirliliktir. Plankton çoğalması onların da besini oldu. Bu durum küresel ısınmayı tetikleyecek, göçleri de artıracak" ifadelerini kullandı."Çocuklarımızın geleceğini çalıyoruz"Çevre bilincinin önemine de vurgu yapan Gökoğlu, "Bu nesilden bize bir şey gelmeyecek. Çocuklarımızı kurtaralım. Biz onların geleceğini çalıyoruz. Çocuk ne görürse onu yapar. Çocuklarımıza çevre bilincini aşılamamız gerekiyor" diyerek sözlerini tamamladı.
CW Enerji’den Tekirdağ’a 9 bin 863,6 kWp’lik arazi GES
29 Ağustos 2025 Cuma - 11:26 CW Enerji’den Tekirdağ’a 9 bin 863,6 kWp’lik arazi GES CW Enerji, 9 bin 863,62 kWp gücündeki Tekirdağ arazi GES’in anahtar teslim kurulumunu başarıyla tamamladı. CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, Tekirdağ’da devreye alınan bu projenin hem çevresel hem de ekonomik anlamda önemli kazanımlar sağladığını belirterek, "Tekirdağ’da hayata geçirdiğimiz bu santral ile birlikte bölgedeki işletmelere örnek teşkil edecek çevreci bir model ortaya koyduk. Bu tür yatırımların çoğalması, ülkemizin yeşil enerji dönüşümünü hızlandıracaktır" dedi. CW Enerji, 9 bin 863,62 kWp gücündeki Tekirdağ arazi GES’in anahtar teslim kurulumunu başarıyla gerçekleştirdi. Güneş enerji santrali ile yılda yaklaşık 957 adet ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşit olan 6 milyon 336 bin 113 kg karbondioksit salınımı önlenecek. CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, konu hakkında yaptığı açıklamada, çevre dostu uygulamaları yaygınlaştırma misyonuyla hareket ettiklerini belirterek, bu çerçevede Türkiye genelinde sürdürülebilir projelere imza atmayı sürdürdüklerini söyledi. Yılmaz, yenilenebilir enerjiye yapılan her yatırımın hem bugünün hem de geleceğin dünyası için atılmış önemli bir adım olduğuna dikkat çekerek, "CW Enerji olarak, firmaların enerji dönüşümü yolculuklarında en güvenilir çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz. Hayata geçirdiğimiz projelerle işletmelerin operasyonel verimliliğini artırmalarına ve karbon ayak izlerini azaltmalarına destek oluyoruz. Bu kapsamda Tekirdağ’da 9 bin 863,62 kWp gücündeki arazi GES’in kurulumunu tamamladık. Yüksek verimli güneş panellerimizle donattığımız güneş enerji santrali ile yılda yaklaşık 957 adet ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşit olan 6 milyon 336 bin 113 kg karbondioksit salınımı önlenecek" dedi. "Sürdürülebilir kalkınmayı desteklemeyi amaçlıyoruz" Tekirdağ’da devreye alınan bu projenin hem çevresel hem de ekonomik anlamda önemli kazanımlar sağladığını ifade eden Yılmaz, her geçen gün daha fazla işletmenin temiz enerji kaynaklarına yöneldiğini kaydetti. Yılmaz, "Biz de CW Enerji olarak bu dönüşüm sürecinde müşterilerimize özel çözümler sunuyor, yüksek verimli sistem tasarımlarımızla maksimum fayda sağlıyoruz. Tekirdağ’daki bu yatırım, sadece bir enerji üretim projesi değil; aynı zamanda çevre bilincinin ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefinin de somut bir göstergesi. Her projede sadece enerji üretmeyi değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmayı desteklemeyi amaçlıyoruz. Tekirdağ’da kurulumunu tamamladığımız bu santral ile birlikte bölgedeki işletmelere örnek teşkil edecek çevreci bir model ortaya koyduk. Bu yatırımların çoğalması, ülkemizin yeşil enerji dönüşümünü hızlandıracaktır" dedi.