Yerel Haberler
Antalya
Antalya Diplomasi Forumu’nun Güney Asya oturumunda "Hürmüz Boğazı" mesajı 17 Nisan 2026 Cuma - 19:38:30 Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Güney Asya temsilcileri, bölgede ticaretin ve ekonomik entegrasyonun siyasi güven ile diyalogla güçlenebileceğini vurgularken, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmeyi umut verici olarak değerlendirdi. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen "Güvene Dayalı Ticaret: Güney Asya’da Ekonomik Entegrasyon ve İstikrarın Geleceği" başlıklı oturumda, bölgesel ticaret, enerji arzı, bağlantısallık, diyalog ve ekonomik iş birliği başlıkları öne çıktı. Oturumda konuşan temsilciler, Güney Asya’da siyasi güvenin tesis edilmeden ekonomik entegrasyonun güçlenemeyeceğine işaret ederken, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin geçişine izin vermesine ilişkin gelişmeyi de değerlendirdi. Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Mohammad Ishaq Dar, Güney Asya’da ciddi bir ticaret hacmi ve potansiyel bulunduğunu ancak bunun önündeki en büyük engelin güvensizlik olduğunu belirterek, "Bu güvensizlik giderilmeden bağlantısallığı sağlayamayız; bağlantısallık kurulmadan da iyi niyetin oluşabileceğini sanmıyorum. Bu nedenle artık Güney Asya’nın profesyonel biçimde analiz edilmesinin zamanı geldi. Bu ülkelerin neleri ithal ettiğini, neleri ihraç ettiğini, kendi aralarında hangi alanlarda ticaret yapabileceklerini ve Güney Asya dışıyla ticaretin hangi zeminde ilerleyebileceğini ayrıntılı şekilde ortaya koymak gerekiyor. Ancak burada çok büyük bir potansiyel ve kazan-kazan durumu var. Pakistan da bu krizler sırasında, Umman Devleti sayesinde çok büyük miktarda aktarma yükünü ağırlayan ve buna hizmet veren bir ülke olarak öne çıktı" dedi. "İran’ın Hürmüz’de şartsız serbest geçiş ilan etmesi çok olumlu bir işaret" Ateşkes sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Dar, önce 6 günlük, ardından 10 günlük ve daha sonra 15 günlük ateşkes sürecinin yaşandığını, çözüm için temasların sürdüğünü anlattı. ABD ile İran arasında 10 ve 11 Nisan’da uzun görüşmeler yapıldığını aktaran Dar, iki ülkenin 27 yıl sonra ilk kez Pakistan’ın da parçası olduğu bir diyalog zeminine yaklaştığını söyledi. Dar, Lübnan’daki ateşkes ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmeleri de değerlendirerek, "Bu sabah Antalya’da aldığımız son iyi haber ise, dün gece bazı işaretlerini aldığımız üzere, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda gemilerin giriş-çıkışında şartsız serbest geçişi ilan etmiş olmasıdır. Bence bu çok olumlu bir işaret" diye konuştu. Enerji tedarik zincirinin ağır darbe aldığını, krizin giderek büyüdüğünü, gelişmekte olan ülkelerin ciddi şekilde zarar gördüğünü belirten Dar, enflasyonun hızla yükseldiğini, fiyatların arttığını ve enerji piyasalarındaki primlerin 5 dolardan 30 dolara kadar ulaştığını söyledi. Tarafların üzerinde uzlaşması gereken yalnızca birkaç başlık kaldığını ifade eden Dar, umutlarını kaybetmediklerini ve anlaşmayı sonuçlandırmak için yoğun şekilde çalıştıklarını dile getirdi. "Demiryolları ve karayolları tek başına bağlantısallığı geliştirmez" Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun iyi işlediğini belirten Dar, bu hattın Afganistan’a genişletilmesi için Çin’i ikna ettiklerini, ayrıca 2022-2023 döneminde Özbekistan-Afganistan-Pakistan demiryolu bağlantısı girişimini başlattıklarını söyledi. Bu hattın tamamlanması halinde tüm Orta Asya devletlerinin Güney Asya’ya bağlanacağını belirten Dar, "Engeller ancak samimi çabalarla kaldırılabilir. Yalnızca demiryolları ve karayolları bağlantısallığı geliştirmez. Bizim birbirimizi samimiyetle çağırmamız, diyaloğu içtenlikle yürütmemiz gerekiyor" dedi. Bölge içi ticaret oranının yalnızca yüzde 5 seviyesinde olduğuna dikkat çeken Dar, bağlantısallığın ve bölge içi ticaretin artmasının ortak refah, daha yüksek gayrisafi yurt içi hasıla ve kişi başına düşen gelir artışı sağlayacağını ifade etti. Krizin yalnızca bölge içinde değil, bölge dışında da kayıplara yol açtığını söyleyen Dar, tedarik zinciri aksaklıkları, gıda güvenliği sorunları ve gübre kıtlığına işaret etti. "SAARC işlemiyorsa ve bu da sadece bir ülke yüzündense, o zaman alternatif yollar bulmamız gerekiyor" SAARC’ın yıllardır beklenen faydayı sağlayamadığını söyleyen Dar, "SAARC gerçek anlamda, gerçek ruhuna uygun şekilde işliyor olsaydı, meslektaşım ve kardeşim Sayın Kaleem Rehman’ın da ifade ettiği gibi, bugün SAARC ülkeleri arasındaki bölge içi ticaretin tablosu çok farklı olurdu. Bakın, Güney Asya’da temel bir mesele de var ve bu yalnızca bölgesel barış için değil, küresel barış için de gerekli bir konudur. Hepimizin birlikte mücadele etmesi gereken konu, terörizmin kök nedenleriyle birlikte ortadan kaldırılmasıdır. Çünkü bu durum ülkelerin refaha ulaşmasına, ilerleme kaydetmesine izin vermiyor ve bu nedenle çok ağır bedeller ödeyen ülkeler var. Bence hepimizin birlikte çalışması gerekiyor; zaten birlikte çalışıyoruz, birlikte çalışmayı sürdürmeliyiz. Ve bence Güney Asya ülkeleri olarak, eğer SAARC işlemiyorsa ve bu da sadece bir ülke yüzündense, o zaman alternatif yollar bulmamız gerekiyor" dedi. "Bölgede diyalog kurulmalı, ticaret ve transit siyasi gerilimlerden ayrılmalı" Afganistan Sanayi ve Ticaret Bakan Vekili Nouriddin Azizi ise Afganistan’ın kırk yılı aşkın süredir sorunlarla mücadele ettiğini belirterek, enerji, tüketim kalemleri ve hammadde ihtiyaçlarının büyük ölçüde önceden tedarik edildiğini söyledi. Afganistan’da günlük yaklaşık 10 bin ton LPG, dizel ve benzin kullanıldığını dile getiren Azizi, Orta Asya, Rusya, Belarus, Türkmenistan ve İran üzerinden ihracat, ithalat ve transit geçişlerin olağan şekilde devam ettiğini kaydetti. Küresel fiyatlardaki artışın Afganistan’daki enerji fiyatlarını etkilediğini ancak fiyatların halen kontrol altında olduğunu belirten Azizi, halkın ve Afganistan’da yaşayan 40 milyon insanın bölgedeki sorunlardan daha fazla zarar görmemesi için çaba gösterdiklerini ifade etti. Güney Asya’nın siyasi, ticari, yatırım ve bölgesel bağlantısallık bakımından dünyanın önemli bölgelerinden biri olduğunu söyleyen Azizi, yaklaşık 2 milyar insanın bu bölgede yaşadığını ve bunun dünya nüfusunun dörtte birine karşılık geldiğini belirtti. Büyük nüfus, genç ve nitelikli iş gücü, transit güzergahlara erişim ve ekonomik büyüme imkanlarının ticaret ve yatırımı artırmak için uygun zemin sunduğunu vurgulayan Azizi, "Ticareti artırmanın en önemli adımı, güvenlik eksenli bakış açısının kaldırılması, siyasi güvenin tesis edilmesi ve ortak çıkarların, bölgede ekonomi merkezli bir anlayışın oluşturulması yönünde kavranmasıdır" dedi. Bölgesel düzeyde konuşulması, birbirini dinleme ve meselelerin diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini belirten Azizi, Afganların her zaman küresel güçlerin gerilimlerinin kurbanı olduğunu söyledi. Bugün ise bölge ülkeleri için ticaret, transit, bağlantısallık ve ekonomik programlar yoluyla birbirine daha fazla yakınlaşma fırsatı bulunduğunu ifade eden Azizi, bunun Afganistan’ı ekonomik istikrara taşıyabileceğini belirtti. "Afganistan ile Pakistan arasında yaklaşık 6 milyar dolarlık ticaret vardı" Durand Hattı’nın iki tarafında "iki kardeşin" yaşadığını dile getiren Azizi, Afganistan ile Pakistan arasında yaklaşık 2,6 milyar dolarlık ticaret hacmi, 3 milyar doları aşan transit taşımacılık olduğunu, toplam hacmin yaklaşık 6 milyar dolara ulaştığını söyledi. Bu durumdan hem hükümetlerin hem halkın zarar gördüğünü kaydeden Azizi, en fazla zararı Afganistan ve Pakistan’da tarımla uğraşan yoksul kesimlerin gördüğünü belirtti. Afganistan’ın Pakistan’a yaptığı ticaretin önemli bölümünün tarım ürünlerinden oluştuğunu ifade eden Azizi, bu kesimlere yardım edilmesi, destek olunması ve ihracatlarına önem verilmesi gerektiğini vurguladı. Pakistanlı yetkililerle planlamalar yaptıklarını, görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Azizi, transit ve ticaret meselelerinin siyasi konular, gerilimler ve sorunlardan ayrı tutulması gerektiğini savunduklarını dile getirdi. Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Çin’e teşekkür eden Azizi, iki kardeş Müslüman ülke arasındaki gerilimde araya girilerek çözüm için çaba gösterildiğini söyledi. Afganistan’ın hiçbir komşu ya da uzak ülkeye zarar verme niyeti taşımadığını kaydeden Azizi, "Eğer bazı sorunlar yaşandıysa bunlar geçicidir. Afganistan hiçbir zaman Pakistan’dan ayrı değildir, Pakistan da Afganistan’dan ayrı değildir" dedi. Azizi, küçük ve büyük tüccarlara güvence vererek, ticaretin yeniden canlandırılacağını, meselelerin çözülebilir olduğunu ve halka fayda sağlamak için çalıştıklarını ifade etti. "Boğazın açık olması herkes için iyi haber" Bangladeş Dışişleri Bakanı Khallur Rahman da tünelin ucunda bir ışık görünmeye başlandığını ifade ederek, "Bunun son örneği de İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin geçişine izin verme kararı oldu. Bu herkes için iyi bir haber" dedi. Uluslararası Enerji Ajansı’nın mevcut enerji krizinin toplam boyutunun 1970’lerdeki iki büyük petrol krizini aşacağını söylediğini aktaran Rahman, bu tür krizlerin geçmişte Güney ülkelerinin ekonomilerini derinden sarstığını, 1980’lerin kalkınma açısından kayıp bir on yıla dönüştüğünü anlattı. Özellikle Afrika’da bunun etkilerinin uzun yıllar sürdüğünü, yönetişimin çöktüğünü aktaran Rahman, "Eminim kardeşim İshak Dar da o günleri hatırlıyordur; bu krizler Güney ülkelerinin ekonomilerini nasıl tehlikeye atmıştı. Öyle ki 1980’ler bizim için kalkınmada kayıp bir on yıl hâline geldi. Birçok ülkede, özellikle Afrika’da, bunun etkisi zaman içinde devam etti; pek çok toplumda yönetişimin tamamen çöktüğünü, iç çatışmaların patlak verdiğini ve hatta sürecin barış gücü müdahalelerine kadar uzandığını gördük.Geriye dönüp baktığımızda, tüm bu çabaların insani ve mali açıdan, eğer birlikte hareket edip etkileri kolektif biçimde sınırlamaya çalışsaydık katlanacağımız bedelden çok daha ağır olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla sıkıntıdayız. Bu konuda hiçbir şüphe yok. Etkisi ağır olacak; hatta şimdiden ağır. Bizim ülkelerimizin bu şoku absorbe etme kapasitesi yok. Hem enerjiye sübvansiyon sağlama kabiliyetimiz bakımından hem de genel ekonomik dayanıklılık açısından bunu taşıyamıyoruz" dedi. "Hiçbir ülke bunu tek başına göğüsleyemez" Küresel değer zincirinde daha avantajlı konumdaki ülkelerin bu süreçte daha iyi durumda kaldığını, diğer ülkelerin ise geride kaldığını ifade eden Rahman, yeni nesil ticaretin de bu krizler içinde yeniden şekillendiğini söyledi. Çözümün kolektif eylem olduğuna dikkat çeken Rahman, "Bunun başka hiçbir yolu yok. Hiçbir ülke bunu tek başına göğüsleyemez" diye konuştu. Rahman, bütün çabalar sayesinde ticaretin yeniden açıldığını belirterek, "Bugün de bütün bu çabalar sayesinde ticaretimiz yeniden açılmış durumda ve dünya, yapılan çalışmalar dolayısıyla Pakistan’a topluca teşekkür etmelidir. Bu birinci husus. İkinci olarak da bunun bu şekilde devam etmesini umalım, tamam mı? Çünkü aksi senaryo çok daha kötü olurdu. Hiç kimse bunun yaşanmasını istemez. Kaydedilen ilerleme ve boğazın şimdi yeniden açık olması, tarafların bu çatışmanın dünya ülkelerinin ekonomileri ve genel olarak küresel ekonomi üzerindeki etkisine ne kadar duyarlı olduğunu gösteriyor. Benim içten temennim, küresel deniz yollarının kesintiye uğratılmaması gerektiği anlayışını da yansıtan bu çok önemli gelişmenin üzerine yeni adımlar inşa edilmesidir. Bunların tümü uluslararası hukukla güvence altındadır ve ne karada ne denizde küresel ticareti engelleyecek herhangi bir adım atılmamalıdır. Umarım bu gelişme aradığımız istikrarı getirir. Umarım bütçelerimiz üzerindeki büyük baskı hafifler" ifadelerini kullandı. Bangladeş’in bağımsızlığını kazandığı dönemde kişi başına düşen gelirin 180 dolar, ortalama yaşam süresinin 48 yıl olduğunu anlatan Rahman, bugün kişi başına gelirin 2 bin 700 dolara, yaşam süresinin 76 yıla çıktığını belirtti. Bu kazanımların büyük emekle elde edildiğini ifade eden Rahman, dünyanın yoksulluk, kalkınma ve açlık meselelerine ilgisinin azalmak yerine artması gerektiğini söyledi. Rahman, "Bu tür krizlerin bile diyalog yoluyla çözülebileceğine inanıyorum. Eğer bu çözülebiliyorsa, her şey çözülebilir. Ve bu durum, Güney Asya’daki farklılıkların da diyalog ve iyi niyet yoluyla çözülebileceğine dair iyi bir işaret olmalıdır" dedi.
Kepez’de sünnet şöleni
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 13:04 Kepez’de sünnet şöleni Kepez Belediyesi’nin bu yıl ikincisini düzenlediği Uluslararası Kültür Festivali renkli etkinliklerle devam ederken, festival atmosferiyle birleşen geleneksel sünnet şöleni hem çocuklara hem de ailelerine unutulmaz anlar yaşattı. Dokumapark’ta 24 Ağustos Pazar akşamı çifte bayram yaşandı. Bir yanda Kepez Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Uluslararası Kültür Festivali, diğer yanda ise geleneksel sünnet şöleni bir arada yapıldı. Festival atmosferiyle birleşen bu anlamlı gün, hem çocuklara hem de ailelerine unutulmaz hatıralar sundu. Sünnet şöleninde gün boyu süren etkinliklerle çocuklar doyasıya eğlendi. Renkli şovlar ile başlayan programda minikler sahneye çıkarak keyifli anlar yaşadı. Ardından sahne alan Burak Onurlu, sevilen çocuk şarkılarıyla alandaki coşkuyu zirveye taşıdı. Neşeli dakikaların yaşandığı konserde, çocuklar dans edip şarkılara eşlik ederken, aileler de bu özel anları gururla izledi. "Büyük bir aileyiz" Antalya’nın Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de Dokumapark alanında 425 çocuğun sünnet mutluluğunu paylaştı. Başkan Kocagöz, sahneye çıkarak hem çocuklara seslendi hem de bu özel günün anlamını vurguladı. Çocuklara hitaben yaptığı konuşmada "Sevgili çocuklar, bugün sizin gününüz. Bugünü hiçbir zaman unutmayacaksınız" diyen Başkan Kocagöz, sözlerini "Biz Kepez’de büyük bir aileyiz. Burada her çocuk birbirinin kardeşidir. Bizim ayrımız gayrımız yok" diyerek sürdürdü. Kepez Kültür Festivali’nin ilkini geçen yıl gerçekleştirdiklerini hatırlatan Başkan Kocagöz, bu yıl festivali çok daha görkemli bir şekilde düzenlemek istediklerini belirterek, "Belediye başkanlarımızın özgür olmamaları bizi o coşkudan biraz mahrum etti ama biz ülkemizin geleceği için kuşku değil umut doluyuz" dedi. Bu yıl 425 çocuğun sünnetinin Kepez Belediyesi’nin Sağlık Merkezi’nde yapıldığını belirten Başkan Kocagöz, "Bu hizmet, çocuklarımızın sağlığı ve güvenliği için büyük bir titizlikle yapıldı. Hekim arkadaşlarımıza, sağlık çalışanlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Çocuklarımızın geleceği için çalışıyoruz" Sünnet şöleninin Kepez’de 2005 yılında 20 yıl önce başladığını hatırlatan Kocagöz, "O zaman belediye başkan yardımcısıydım. O günden bugüne bu güzel gelenek devam ediyor. Çünkü biz biliyoruz ki, gelenekleri yaşatmak geleceğe kurulan en güçlü köprüdür" dedi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir" sözünü de hatırlatan Başkan Kocagöz, "Biz de bu anlayışla çalışıyoruz. Çocuklarımıza iyi bir gelecek hazırlamak için var gücümüzle çalışacağız" dedi. Konuşmasının sonunda Başkan Kocagöz, sünnet olan her bir çocuğa aileleriyle birlikte vakit geçirebilmeleri için eğlence parkı bileti hediye etti.
Muratpaşa’dan şehit aileleri ve gazilere yürekten destek
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 12:39 Muratpaşa’dan şehit aileleri ve gazilere yürekten destek Antalya Muratpaşa Belediyesi, şehit aileleri ve gazilere yönelik hizmetlerin daha hızlı ve verimli yürütülmesi amacıyla Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi’nde (ASSİM) Şehit ve Gazi Hizmetleri Birimi’ni açtı. ASSİM’de gerçekleşen açılış töreninde Muratpaşa Belediyesi Başkanvekili Canan Keleş, hizmet birimiyle şehit aileleri ve gazilerin her daim yanında olmayı, taleplere hızlıca çözüm üretmeyi amaçladıklarını söyledi. Keleş, şöyle konuştu: "Şehitlerimiz ülkemizin bağımsızlığı ve onurunun simgesidir. Gazilerimiz, dimdik ayakta duran irademizin, cesaretimizin ve vatan sevgimizin canlı ifadeleridir. Bizim için en kutsal görev, şehitlerimizin emanetine; gazilerimizin onuruna sahip çıkabilmektir. Birimimizin sizlere güç ve destek katacağına inanıyor, aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor ve kahraman gazilerimizin önünde bir kez daha minnet ve saygıyla eğiliyoruz". ASSİM çatısı altındaki Şehit ve Gazi Hizmetleri Birimi, sadece bir hizmet noktası değil; dayanışmanın, vefanın ve minnetin simgesi olmayı hedefliyor. Birim, şehit ve gazi ailelerinin sosyal hayattaki zorluklarına çözüm bulacak, hakları konusunda rehberlik edecek, toplumsal uyumu güçlendirecek etkinlikler düzenleyecek. Çocukların eğitimi, mesleki gelişim ve psiko-sosyal destekle ailelerin geleceğe umutla bakması sağlanacak; acil durumlarda ise hızlı ve etkin hizmet sunulacak. Törende, Başkanvekili Canan Keleş, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Antalya Şube Başkanı Mehmet Yurdakul, Antalya Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkan Vekili Zülfü Aydemir, Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı Antalya İl Başkanı Fatih Selek, 15 Temmuz Vatan Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Adını Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Zeki Kılıç ve ASSİM’de yer alan sivil toplum kuruluşu temsilcileri yer aldı.
Halkın tercihi halk ekmek oldu
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:06 Halkın tercihi halk ekmek oldu Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Döşemealtı’nda yer alan EKDAĞ Halk Ekmek Fabrikasında modern şartlar, hijyenik ortam ve son teknoloji cihazlarla üretilen 25 çeşit ekmek Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı, Döşemealtı, Aksu ilçelerinde bulunan Halk Ekmek Büfelerinde Antalyalılara sunulmaya devam ediyor. Halk Ekmek büfelerinde 200 gram normal ekmek 10 TL, 200 gr. kepekli ekmek 12,5 TL, 350 gr. tam buğday, çavdarlı, sarı buğday, tost ekmeği ve çok tahıllı ekmek çeşitleri 27,5 TL ve 300 gr. köy ekmeği 18 TL satılıyor. Bu ürünlerin yanında sandviç, tost, hamburger, pide ve roll ekmek çeşitleriyle 25 türde ürün halk ekmek büfelerinde satışa sunuluyor. Günlük ekmek ihtiyacını Halk Ekmek’ten karşıladığını söyleyen Adnan Acar, "Halk Ekmek besleyici, doyurucu, güvenilir ve dışarıya göre fiyatları gayet ekonomik. Emekli bir memur olarak Halk Ekmek’i tercih ederek bütçemize katkı sağlayabiliyorum. Normal ekmek piyasada 15 TL’den başlıyor, kepekli ekmekler 20 TL civarında. Halk Ekmek’te normal ekmek 10 TL. Halkımız için gayet uygun olduğunu düşünüyorum" dedi. "Satışlarımız iyi" Halk Ekmek büfesi sahibi Recep Birol İsli ise şöyle konuştu: "Her sabah Halk Ekmek büfemi 06.30’da açıyorum. Akşam 17.00’ye kadar açık kalıyor. Halk Ekmek fabrikasından ekmeklerimiz son derece düzenli bir şekilde zamanında geliyor. Yaz ayları olduğu için günde 400-500 arası bir ekmek satışım var. Eylül ayından sonra satışlarımız artar. Satışımız günde 800 ekmeğe kadar çıkıyor " dedi.
Külle kaynayan lezzet, imece usulüyle sofralara taşınıyor
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:33 Külle kaynayan lezzet, imece usulüyle sofralara taşınıyor Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde, geleneksel pekmez üretimi başladı. Aileler, bağlardan topladıkları üzümleri imeceyle işliyor, asırlık yöntemlerle saatlerce süren emeğin sonunda pekmeze dönüştürüyor. Gazipaşa ilçesine bağlı Göçük Mahallesi’nde geleneksel üzüm pekmezi yapımı başladı. Ailelerin imece usulüyle sürdürdüğü bu kültürel üretim, üzüm bağlarından başlayan uzun bir sürecin ürünü. Önce üzüm bağlarında olgunlaşan salkımlar özenle toplanıyor. Kovalarla evlere taşınan üzümler, mahallede ’şırakmana’ olarak bilinen, beton zeminle kaplı küçük havuzlara boşaltılıyor. Burada çürüklerinden ayıklanan üzümler, daha sonra çizme giyilerek ayakla eziliyor. Ezme işlemiyle birlikte akan üzüm suyu, yani ’şıra’, özel kanallardan süzülerek kazana aktarılıyor. Külle kaynayan lezzet Kazanda toplanan üzüm şırasına birer avuç odun külü ekleniyor. Bu işlem, şıranın berraklaşmasını sağlarken kaynama sürecini de destekliyor. Yavaş yavaş kaynamaya başlayan karışımın üzerinde oluşan siyah köpükler sürekli alınarak saflaştırma sağlanıyor. İlk kaynatmanın ardından şıra, birkaç saat dinlenmeye bırakılıyor. Dinlenme sürecinde tortular dibe çökerken, yüzeye çıkan berrak sıvı yeniden hortumla alınarak ikinci kez büyük tavada kaynatılıyor. Bu son aşamada şıranın koyuluğu, rengi ve kıvamı sık sık kontrol ediliyor. Olgunlaşan pekmez, soğutularak cam veya plastik kaplara dolduruluyor. Bir süre dinlendirildikten sonra tüketilmeye hazır hale geliyor. Yapım aşamasını anlattı Göçük Mahallesi sakini Ahmet Kaplan, bu süreci yıllardır aynı şekilde sürdürdüklerini belirterek, "Çocuklarımızı topladık, kovalarımızı, paketlerimizi getirdik. Üzümlerimizi toplamaya başladık. Betondan bir yer yaparız, burada şırakmana deriz. Onun içine dökeriz, çürüğünü ayıklarız. Ondan sonra ayaklarımıza birer çizme giyer, dep ederiz, tepmenin gözünü. Şıra akmaya başlar. Üzümün içinde şıra bitinceye kadar teperiz. Sonra onu bir kazana koyarız. Kazana bir avuç kül atarız. Kül attıktan sonra onu ocakta kaynatırız. Siyah bir köpük gelir üstüne. Tam biraz kaynar, kaynadıktan sonra indiririz. İndirdikten sonra o çöküme alınır. Orada iki üç saat var. İstersen bir akşam, istersen akşamla indir, sabahla. Çökümü al. Oradan, o çöktü müydü ya, içine bir hortum atarız. Şıra temizce gelir. Şıra geldi miydi, onu getiririz" dedi. "2-3 saat kaynar" Zorlu emeğin ardından üzüm şıralarının 3 saat kaynatıldığını söyleyen Kaplan, "Tavamıza döker, başlarız ateşlemeye. Ateşleriz. Kayna babam, kayna babam, iki üç saat kaynar. Kaynadıktan sonra pekmezin rengine bakarız. Cıvıklığına, katılaşmasına, koyulaşmasına, onlara bakarız. Olmuşsa onu indiririz. Tam manasıyla kaynattığımız pekmezleri temiz bir kaba koyarız. Pekmezimizi bir yerde 15 gün bekletiriz. Ondan sonra yüzünden alırsın fıçılara katarsın, eşine dostuma verirsin, yersin, içersin, böylece işimizi bitiririz" ifadelerini kullandı. Baba ocağında pekmez mesaisi Kaplan’ın kızı Elmas Bayrakçı da aile üretimine katkı vermek üzere baba ocağına döndüğünü söyledi. Bayrakçı, "Bugün pekmez kaynatıyorum baba ocağında. Önce üzümleri makasla topluyoruz. Sonra şırakmanaya döküyoruz, çiğniyoruz. Kazana süzülen şıraları alıp kül ekliyoruz. Dinlendirdikten sonra tavalarda kaynatıyor ve pekmez haline getiriyoruz" şeklinde konuştu.