Yerel Haberler
Antalya
Kepez’in başpehlivanı Enes Doğan 19 Nisan 2026 Pazar - 22:04:17 10. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde başpehlivan Enes Doğan oldu. 10. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde Duacı Edip Akbayram Gençlik Parkı’nda gerçekleştirildi. Finalde kol bağlayan pehlivanların mücadelesi, izleyenlere Kırkpınar Yağlı Güreşleri atmosferini aratmadı. Günün sonunda finalde Ali Gürbüz ile mücadele eden Enes Doğan, rakiplerini geride bırakarak Kepez’in başpehlivanı unvanını kazandı. Ali Gürbüz geçirdiği sakatlık dolayısıyla final müsabakasına devam edemedi. Enes Doğan, 10. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nin altın kemeri kazanan başpehlivanı oldu. Enes Doğan’a şampiyonluk nişanesi olan altın kemeri Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz taktı. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nin 3 milyon TL’den başlayan ağalık ihalesini 7 milyon 777 bin TL ihale bedeli ile iş insanı Veli Güler aldı. Baş boyu müsabakalarında öne çıkan isimler arasında Mustafa Batu, Ali Gürbüz, Orhan Okulu, Ali İhsan Batmaz, Yusuf Can Zeybek, Feyzullah Aktürk, Recep Kara, Yıldıray Pala, Ertuğrul Dağdeviren, Yunus Emre Yaman, Yalçın Üncül, Erkan Taş, Fatih Atlı, Enes Doğan, İsmail Balaban, Mehmet Yeşil Yeşil yer aldı. "Burada diz çöken yenilmez, burada galip gelen kibirlenmez" Başkan Kocagöz, er meydanının sadece bir spor alanı olmadığını vurgulayarak, "Burada asaletin, cesaretin ve geleneğin bin yıllık yürüyüşüne şahitlik ediyoruz. Er meydanı sadece bileğin gücünün değil; ahlakın, sabrın ve mertliğin sınandığı yerdir. Burada diz çöken yenilmez, burada galip gelen kibirlenmez. Çünkü bu meydanın özü edep, ahlak ve saygıdır" 12 yıl aradan sonra güreşlerin yeniden düzenlenmesinin önemine dikkat çeken Başkan Kocagöz, "Kepez meydanı yıllardır pehlivanını, davulun zurnanın coşkusunu bekliyordu. Bugün bu hasret sona erdi. Kepez’de er meydanı yeniden kuruldu, güreş yeniden ayağa kalktı" dedi. Şiddete karşı güçlü mesaj Konuşmasında toplumsal olaylara da değinen Başkan Kocagöz, okullarda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlere Allahtan rahmet, yakınlarına da başsağlığı dileklerinde bulundu. Başkan Kocagöz, "Okul dediğimiz yer bir çocuğun hayal kurduğu, bir öğretmenin geleceği inşa ettiği yerdir. Orada gözyaşı olmamalıydı. Bugün bu meydandan sadece güreşin değil, insanlığın sesini yükseltiyoruz. Okullarda sessizlik değil, çocuklarımızın o güzel sesleri olmalıdır" diye konuştu. Sporun önemine de vurgu yapan Başkan Kocagöz, gençlerin spora yönlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Spor kötü alışkanlıkların panzehridir. Yerel yöneticiler olarak spor altyapılarını yapmaya devam edeceğiz" dedi. Konuşmasının sonunda güreş severlere seslenen Başkan Kocagöz, Kepez’de yağlı güreş geleneğinin artık kesintiye uğramayacağını belirterek şu sözlerle konuşmasını tamamladı: "Er meydanı hazır, Kepez hazır Haydi yiğitler meydan sizindir. Bugün burada gösterdiğiniz ilgi, bu geleneğin artık bir daha kesintiye uğramayacağının en büyük göstergesidir. Söz veriyoruz; bu meydan bir daha susmayacak, bu davullar bir daha durmayacak." Hem sportif rekabetin hem de toplumsal dayanışmanın ön plana çıktığı 10. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri, Kepez’de ata sporu yağlı güreşin yeniden güçlü bir şekilde hayat bulmasını sağladı.
19 Nisan 2026 Pazar - 14:47 Bakan Fidan, açıklamalarının ardından soruları cevapladı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun yaptığı açıklamada, bu yıl 150 ülkeden ve 66 uluslararası kuruluştan toplam 6 bin 400 katılımcının foruma katıldığını belirtti. Ayrıca forum kapsamında 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı ile 50 bakanın ağırlandığını bildirdi. Oturumda konuşan Fidan, "Biz İsrail gibi değiliz, onlar biliyorsunuz Kıbrıs ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz onların yaptığını yapmıyoruz" dedi.Bakan Fidan, NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen ADF 2026’nın kapanışı kapsamında "ADF Youth Talk" oturumuna katılarak basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Beşinci Antalya Diplomasi Forumu’nu yoğun, nitelikli ve verimli bir programın ardından tamamladıklarını ifade eden Bakan Fidan, üç gün boyunca Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin merkezlerinden biri haline geldiğini vurguladı.150 ülkeden 6 bin 400 katılımcı bir araya geldiOturumda, Asya-Pasifik’ten Latin Amerika’ya, Avrupa’dan Orta Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanından gelen liderlerin, karar alıcıların ve uzmanların aynı çatı altında bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduğunu belirten Bakan Fidan, "Bu yıl 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı forumumuza katıldı. Bu sayı, hem kapsadığı coğrafya hem de katılımcı sayısı bakımından benzer organizasyonlarla kıyaslandığında oldukça yüksek bir düzeydedir. 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi foruma iştirak etti. Forum kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve bakanlarımız, muhataplarıyla verimli temaslarda bulundu" dedi.Uluslararası gündemi belirleyen temaslarForum kapsamında Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun ve verimli temaslar gerçekleştirdiğini dile getiren Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve bakanların da Türkiye’ye gelen muhataplarıyla önemli görüşmeler yaptığını ifade etti. Fidan, ADF süresince uluslararası gündemi şekillendirecek kritik toplantılara da forum marjında ev sahipliği yapıldığını belirterek, "Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiğimiz dörtlü toplantıda, bölgemizde barış ve istikrarı destekleyecek adımları ve seyrüsefer serbestisinin kalıcı şekilde tesisine yönelik olası girişimleri ele aldık" diye konuştu. Ayrıca Bakan Fidan, Gazze bağlamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde düzenlenen "Filistin İçin Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak" başlıklı oturumun forumun en anlamlı buluşmalarından biri olduğunu ifade etti."Arabuluculuk rolümüzü sürdüreceğiz"Diplomasinin tüm imkanlarından istifade ederek iş birliğimizi çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerimizi çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceklerini bildiren Bakan Fidan, "Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye’nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek" şeklinde konuştu.Dörtlü toplantıların temel amacı ve çalışma alanları"Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dörtlü toplantısını, üçüncüsünü de ifade ettiğiniz gibi gerçekleştirdik ve bunu kamuoyuyla paylaştık" diye sözlerine devam eden Dışişleri Bakanı Fidan, "En başından beri hedefimiz, bu dört ülkenin bölgesel sahiplenmeyi gerektiren tüm konuları ele alarak sahici, gerçekçi ve uygulanabilir bir gündemle süreci ilerletmesidir. Liderlerimizin bu konuda bir iradesi var. Bizler de dışişleri bakanları olarak bu iradeyi ekonomi, teknoloji, sağlık ve savunma gibi birçok alanda hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bizim inancımız şu, bu dört ülke aslında daha geniş bir bölgenin temsili niteliğini taşıyor. Ancak bölgedeki iş birliği imkanları yeterince kullanılmadığı için potansiyel tam anlamıyla hayata geçirilemiyor. Bu tespitten hareketle somut alanlarda iş birliğini geliştirmek için bir araya geliyoruz" şeklinde konuştu."Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular"Bakan Hakan Fidan, o bölgede çok ciddi siyasi krizler ve çatışmaların olduğunu açıklayarak "Bu çatışmaların azaltılması ve istikrarın sağlanması için de neler yapılabileceğini değerlendiriyoruz. Biz İsrail gibi değiliz yani İsrail’in söylediğiniz gibi, onlar biliyorsunuz Kıbrıs ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz onların yaptığını yapmıyoruz. Biz bölgemizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrarı nasıl hayata geçiririz onun arayışı içerisindeyiz. Biz şunu gördük: Eğer dışarıdan yardım beklemeye, kurtarıcı beklemeye bu bölge devam ederse, bu bölge ilelebet bu sorunlarla baş başa kalmaya devam edecek. Onun için akıllı aktörler hikmetle, geçmişten ders çıkartarak geleceklerine yön verirler. Diğer Gazze konusunda da yaptığımız toplantıda şu anda Gazze barış planının bir uygulama süreci var malumunuz. Gazze barış planının başlangıcına sebep olan sekizli grubun, New York’ta biliyorsunuz geçtiğimiz yıl eylül ayında Sayın Trump’la liderlerimiz bir araya geldiler. Buradan çıkan görüş ve iradeyle Gazze Barış Planı, Barış Kurulu gibi mekanizmalar hayata geçirilmeye başlandı. Şimdi bunun kurucu ruhunu oluşturan bu ülkelerle tekrar bir araya geldik. Tüm bu Gazze soykırımını durdurmaya ve tersine çevirmeye yönelik çabalarımız, çalışmalarımız geride bıraktığımız süreç içerisinde nerede? Alınan kararlar, ortaya konan vizyon, yapısal kurumsallaşmalar bizi nereye getirdi? Bununla ilgili çok detaylı tartışmaları ele aldık" şeklinde konuştu."Hürmüz Boğazı ile ilgili zihinlerde karışık bir durum var"Hürmüz Boğazı’yla ilgili şu anda zihinlerde karışık bir durum olduğunu belirten Bakan Fidan, "Zaman zaman işte tarafların açıldığı, zaman zaman kısmi bloke etmelerin olduğu yönünde beyanlar var. Uygulamayı da yakından takip ediyoruz. Deniz Kuvvetleri üzerinden, bu konuda gelişmeler oldukça biz de kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz" dedi."Umudumuz ateşkes anlaşmasına uyup bu süre içerisinde sorunlarını çözmeleri"İran ile ABD arasında Pakistan’ın ara buluculuğunda süren müzakereleri sadece yakından takip etmekle kalmadıklarını ifade eden Bakan Fidan, "Elimizden gelen bütün desteği vermeye çalışıyoruz. Hem Amerikalı hem İranlı taraflarla görüşerek Pakistanlı kardeşlerimizin mevcut çabasına ne türden katkılar yapabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Şimdi görüşmelerde kritik bir aşamaya gelindi. Ortada, yani bu herkesin malumu güzel olan şu, her iki taraf da çok ciddi bir niyetle, samimiyetle esas itibarıyla görüşmelere devam ediyor. Devam etme iradeleri var. Mevcut şu andaki ateşkesten sadece taraflar değil, bütün dünya açıkçası rahatlama içerisinde. Tabii ki bunun devam etmesi herkes için önemli ve ben savaşan tarafların da bunun bilincinde olduğunu görüyorum. Bu forumda da buluştuğumuz bütün aktörler doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden hepsi savaşın tekrar başlamaması için endişelerini sürekli bize iletiyor. Biz de bu konuda elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizi söylüyoruz. Geldiğimiz noktada tarafların hala bir tartışma içerisine olduğunu biliyoruz. Bu nokta da araya girmek istemiyoruz ama gelmeden önce Pakistan tarafı ile önemli bir görüşme yaptım. Önümüzdeki hafta ateşkesin sona ermesi ile beraber tekrar yeni bir savaşın başlamasını hiç kimse istemiyor. Umudumuz tarafların dünya kamuoyunun yaptığı baskının etkisinde ateşkes süresinin uzatılması ve ateşkes süresi içerisinde bu güne kadar çözemedikleri ama çözme iradesinde oldukları sorunları çözmeleri" diye konuştu.Rusya-Ukrayna savaşında barış çabaları ve Türkiye’nin rolüİran-ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ettikleri gibi Rusya-Ukrayna müzakerelerini de takip ettiklerini anlatan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Orada da rol alıyoruz gerektikçe. Gerçekten beşinci yılına giren bu savaş artık bitmek durumunda, çok fazla maliyet üretti. Ama savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olması da kanıksanmış durumda. Bu aslında hem Ukrayna hem Rusya için iyi bir durum değil. Barış çabalarını artırarak devam ettirmemiz gerekiyor. Türkiye olarak bu konuda bizim vizyonumuz, çabamız ortada. Tarafları geçen yaz üç defa İstanbul’da bir araya getirdik. Tekrar getirmeye hazırız. İster teknik düzeyde ister liderler düzeyinde. Ama taraflar başka başkentlerde de bir araya geliyor. Bizim gördüğümüz şu anda aslında bunu da konuşuyoruz. Burada da söylemekte bir sıkıntı görmüyorum. Bir taraftan İran-Amerika müzakereleri devam ederken aslında İran-Amerika savaşı daha acil sorunları birden unutturdu. Yani Ukrayna’daki barış müzakerelerini ve Gazze’deki yürüyen barış planına dünya kamuoyunun birdenbire ilgisi azalır gibi oldu. Bunun bir yansıması olarak burada birtakım aksamalarla karşılaşmayı açıkçası biz stratejik endişeyle karşılıyoruz. Bunun olmaması için tarafları şimdiden uyarıyoruz. Tekrar tekrar diyoruz ki buralardan bizim dikkatimizi dağıtmamamız lazım. Hem Ukrayna hem Gazze meselesi oldukça önemli. Bu iki konudaki dikkatimizi devam ettirmeliyiz" şekline konuştu.Doğu Akdeniz’deki askeri ittifaka ilişkin değerlendirmeİsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetiminin bir araya gelip bir askeri ittifak kurması, somut birlikler oluşturması, tehdit önceliği olduğunu söyleyen Bakan Fidan, "Yani Türkiye ile beraber diğer ülkeler. Yani bunun başka türlü bir izlenim oluşturmasını da kimse bekleyemez. Bunun aksi yönünde bize ne öncesinde ne sonrasında bir güvence veya beyan verilmedi. Kimse bu ittifaklar oluşturulurken bize ’Ya biz bunu size karşı yapmıyoruz’ demedi. Tam tersine bu ittifakın oluşturulduğu seremonide liderler yan yana iken İsrail başbakanının hem Yunanistan başbakanının hem Kıbrıs Rum Kesimi cumhurbaşkanının bulunduğu yerde yaptığı beyanlar var, bu ittifakın ruhunu tanımlayan. Neden yapıldığını? Şimdi bu gerçekler ortadayken, bizim ortaya koyduğumuz tepkinin Yunanistan’la aramızda yürüttüğümüz müzakere sürecinden dolayı az bile olduğunu düşünüyorum. Yani bu iş birliği ruhunu açıkçası biz hiçbir zaman için rahatsız etmek istemedik. Ama o toplantıda İsrail başbakanının söylediği şeyler ortada, somut askeri yapılanmalar var, askeri iş birlikleri var. Şimdi bunu görmemezlikten gelemeyiz. Hani Yunanistan bunu başka türlü anlatabilir, saklayabilir. Kendisi zaten NATO ülkesi, daha sonra diğer ülkelerle bu türden bir askeri iş birliğine girmesi, Avrupa’da Yunanistan dışında bu türden bir askeri iş birliği veya ortak birlik kurma anlaşması imzalayan hiç kimse yok. Dolayısıyla bu bir endişe kaynağı olmaya, sadece bizim için değil. Bakın bu Türkiye’nin bir sıkıntısı değil. Söylemiyorlar ama bölgedeki bütün Müslüman ülkeler ciddi endişe içerisindeler ve soru soruyorlar. Bir de son zamanlarda İsrail’in bölgedeki işgalci ve yayılmacı politikasından hareketle. Şimdi böyle bir isim varken hani sanki Türkiye burada gereksiz yere endişe üretiyormuş söyleminde bulunmak da doğru değil. Ortada gerçekler var, insanların endişeleri var bölge ülkelerinde. Türkiye kendisini koruyacak nitelikte ama bölgede daha zayıf nitelikte olup bu askeri ittifaka endişeyle bakan ülkeler var" dedi."Dünyanın başına bela olmuş durumda"Gazze’ye yönelik soruları yanıtlayan Bakan Fidan, "Gazze’deki soykırımın değişik şekillerde devam ettirilmeye çalışıldığı gerçeği ortada. Yani insanlar açlığa mahkum edilerek, soğukta kalmaya zorlanarak, gerekli barınma imkanlarının sağlanmadığı ortada, tabii ki bu var. Biz şunu görüyoruz, yani bunu her yerde de söyledik. Biz uluslararası toplum olarak bir araya geldik. Gazze Barış Planı’nı uygulamak için, hayata geçirmek için yoğun çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın bu konuda Sayın Trump ve bölge liderleriyle başlattığı yoğun müzakere süreci var son 1 yıldır. Ama buna rağmen İsrail’in asli niyeti olan Gazze’yi ister insanlarını öldürerek ister sürerek insansızlaştırmaya yönelik politikasının değişmediğini bütün herkes biliyor. Sadece söylemiyor. Herkes biliyor bunu. Dolayısıyla uluslararası toplum Antalya Diplomasi Forumu’nda da çok sık kullanıldığı gibi diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak bunu engelleme yolunda gereken adımları atma yönünde çok ciddi çaba ortaya koyuyor. Bu sorun İsrail yayılmacılığı sorunu, yani sizin anlattığınız o uzun sorunu biz öyle tanımlıyoruz. İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil, artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bu yayılmacılığın hangi yöntemlerle, uluslararası toplum tarafından nasıl durdurulacağı meselesi yine uluslararası toplumun kendi ana gündem maddelerinden biridir. Süreç içerisinde ben bu konuda da olumlu gelişmeler olacağını düşünüyorum. Bir araya geldiğimiz bütün aktörler aynı endişeyi taşıyor. Yani İsrail’in bu yayılmacılığına artık kimse bahane bulabilecek durumda değil. Sürdürülebilir de değil. Sürekli uluslararası krizlerin tetiklendiği ve uluslararası krizleri tetikleyen irrasyonel, fundamentalist bir hükümetten söz ediyoruz. Dünyanın başına bela olmuş durumda. Bu sadece Türkiye’nin sorunu değil. Bazıları çok fazla Türkiye’yle ilişkilendirmeye çalışıyor da bu sadece bizim sorunumuz değil. Sadece bölgenin de sorunu değil. Dünyanın başına bela olmuş bir güvenlik sorunundan bahsediyoruz. Orada bir fundamentalist hükümetten dolayı" diye konuştu.
Memur-Sen’den hükümetin zam teklifine protesto
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 16:29 Memur-Sen’den hükümetin zam teklifine protesto Memur-Sen Konfederasyonu’na bağlı sendikalar, hükümetin 8’inci Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde memur ve memur emeklilerine sunduğu zam teklifini protesto etti. Antalya’da yapılan eylemde konuşan Memur Sen Antalya İl Temsilcisi Eyüp Bülent Miran, "Refah payı, taban aylığa zam, gelirde adalet ve emekliyi gözeten yaklaşım bu teklifte yok" dedi. Memur-Sen Konfederasyonu’na bağlı sendikalar, hükümetin 8’inci Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde memur ve memur emeklilerine sunduğu ilk zam teklifini protesto etti. Antalya’da bir araya gelen sendika üyeleri, Defterdarlık önünde basın açıklaması yaptı. Memur Sen Antalya İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, genel merkezin eylem planı doğrultusunda gelirde adalet ve ücrette denge talebiyle toplandıklarını belirterek, kamu işvereninin teklifinin memurun yaşadığı zorlukların görmezden gelindiğini ve hayal kırıklığına neden olduğunu söyledi. Miran, işveren heyetinin 2026 yılı için yüzde 10+6, 2027 yılı için ise yüzde 4+4 zam önerdiğini hatırlatarak, bu teklifi yok saydıklarını ve gerçekçi bulmadıklarını ifade etti. "Enflasyon hedefi kadar zam teklif edilmesi kabul edilebilir değil" İşverenin teklifinde refah payı ve taban aylığa zam bulunmadığını dile getiren Miran, "İşverenin teklifinde refah payı ve taban aylığa zam yoktur. Gelirde adaleti sağlayacak oran yoktur. Emekli ve emekçiyi gözeten bakış yoktur. Kira artış oranının yüzde 41 olduğu bir zeminde, düşük belirlenmiş enflasyon hedefi kadar zam teklif edilmesi kabul edilebilir değildir" ifadelerini kullandı. ’Memurların ve emeklilerin kaybedecek iki yılı olmadığını’ söyleyen Miran, "Mesleğinde yıllarca dirsek çürüten, gecesini gündüzüne katan, daha kaliteli kamu hizmeti için kariyer yapan memurlarımıza niteliğini ve emeğini değersizleştiren bir teklif sunulmuştur. Bu teklif huzursuzluğu gidermez, ücretlerdeki adaletsizliği ortadan kaldırmaz" dedi. "Geçmiş dönem kayıplarımızın giderilmesi gerekiyor" Memur-Sen’in taleplerine de değinen Miran, "Refah payı istedik; çünkü geçmiş dönem kayıplarımızın giderilmesi gerekiyor. Taban aylığa zam istedik; çünkü görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki dengenin yeniden kurulması gerekiyor. Oransal zam istedik; çünkü kamu görevlilerinin yüksek enflasyon altında ezilmemesi gerekiyor" dedi. Miran, ayrıca ilave bir derece verilmesi, birinci dereceye 3600 ek gösterge sağlanması, akademisyen, şube müdürü, şef, amir, mühendis ve teknik personelin mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi, yardımcı hizmetler sınıfının kaldırılması, bayram ikramiyesi verilmesi, kira desteği sözünün yerine getirilmesi, gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesi, seyyanen ödemenin emekliliğe yansıtılması, tüm gelirlerin emekliliğe esas sayılması ve 4688 sayılı Kanun’un revize edilmesi gerektiğini vurguladı. Ay sonuna kadar sürecek toplu sözleşme görüşmelerinde işveren heyetinden adil ve acil bir teklif beklediklerini ifade eden Miran, "Aksi takdirde Memur-Sen Başkanlar Kurulu’nun aldığı kararlar doğrultusunda ‘Memur-Emekli Nöbette Eylem Çadırı’ kuracağız. İş bırakma, yürüyüş ve Ankara mitingi eylemleriyle tepkimizi sürdüreceğiz" dedi.
Üniversiteler arasında en büyük güneş enerji santrali projesi hayata geçiyor
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:14 Üniversiteler arasında en büyük güneş enerji santrali projesi hayata geçiyor Akdeniz Üniversitesinde, üniversiteler arasında Türkiye’nin en büyük Güneş Enerji Santrali (GES) projesi için imzalar atıldı. Protokol imza töreninde konuşan Rektör Özkan, yatırım bedeli 2,5 milyar TL olan projenin tamamlandığında, Akdeniz Üniversitesi’nin elektrik ihtiyacının tamamını karşılayacağını söyledi. Akdeniz Üniversitesi tarafından, üniversiteler arasında Türkiye’nin en büyük Güneş Enerji Santrali (GES) projesi hayata geçiriliyor. Temmuz ayında ihalesi tamamlanan proje için Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü Senato Salonunda protokol imza töreni düzenlendi. Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor İmzalanan protokolle elektrik enerjisi ihtiyacını güneşten karşılayarak temiz ve sürdürülebilir bir kaynağa geçişi resmen başlattıklarını belirten Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, projenin Türkiye’de üniversiteler arasında bu ölçekte kurulan ilk tesis olma özelliği taşıdığını vurguladı. Rektör Özkan konuşmasının devamında, "Çok önemli bir projeye imza atıyoruz. Bundan 5 yıl önce Cumhurbaşkanımız tarafından rektörlüğe atandığımda bizim en önemli projelerimizden bir tanesiydi. Çünkü Akdeniz Üniversitesinin hem eğitim kısmının hem hastane kısmının çok ciddi bir elektrik tüketimi var. Bu kapsamda hem maddi anlamda hem de dünyaya temiz enerji katmanının gerekliliği anlamında böyle bir şeyi hayal etmiştik, biraz zaman aldı ama hayallerimiz gerçek oldu. Rektörlük görevimiz tamamlanmadan da açılışını gerçekleştirmeyi planlıyoruz inşallah. Emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum" dedi. "Enerji ihtiyacımızı yüzde 100 karşılayacak" Projenin üniversite ve özel şirket iştiraki ile yapılan en büyük GES projesi olduğunu vurgu yapan Rektör Özkan, "Korkuteli ilçesinde inşa edilecek Güneş Enerjisi Santrali, 50 megavatlık kurulu güce sahip. Bütün yıl boyunca 100 milyon kWh bir enerji üretecek. Yüzde 24’ünde biz pay sahibi olacağız. Böylece yalnızca enerji ihtiyacımızı yüzde 100 karşılamakla kalmayacak, elektrik giderlerimizde de ciddi bir tasarruf sağlayacağız. Bu proje sayesinde enerji maliyetlerimizde yaklaşık yüzde 31 oranında düşüş yaşanacak; bugünün birim fiyatlarıyla bu, yılda yaklaşık 110 milyon TL’lik bir tasarruf anlamına geliyor. Umuyorum her iki taraf içinde çok hayırlı olur. Umuyorum en kısa zamanda da yine hep beraber kurdelesini kesip elektrik üretimine başlarız" açıklamasında bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür Projede kamu kaynağı kullanılmadığının altını çizen Rektör Özkan, "Sayın Cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ediyorum ben buradan. Çünkü ben projeyi ilk kez sunduğumda hiç düşünmeden kabul ettiler. Biz tabii Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Tarım ve Orman Bakanlığıyla, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığıyla beraber bu projeyi vücuda getirdik. Onların da hakikaten destekleri olmasaydı bu noktaya gelemezdik. Onlara da teşekkür ediyorum. Önemli noktalardan bir tanesi de böylesine büyük bir yatırımın hiç kamu kaynağı kullanılmadan gerçekleştirilecek olması. Özel iştirak ile yapmanın devlete yük olmamanın da ciddi katkı olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. Konuşmasında doğayı ve tarım arazilerini korumanın önemine de değinen Rektör Özkan, tesisin tarıma elverişli olmayan marjinal arazilerde kurulacağını belirterek, dünyanın en büyük sorunlarından birinin gıda ve su olduğunu ve bu nedenle doğal kaynakların korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. "Proje için marjinal araziler değerlendiriliyor" Yenilenebilir enerjinin önemine değinen Kopuz Enerji Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Erman Kopuz; "Gerçekten yenilebilir enerji çok önemli Türkiye için, dünya için. Yenilenebilir enerji gerçekten adı üstünde yeşil, çevreci, hiçbir zararı yok. Proje için marjinal araziler değerlendiriliyor. Bu marjinal arazi zaten vasıfsız toprak demek. Arazide tamamen vasıfsız olduğu için izin verildiği takdirde bu tip arazilere yapılabiliyor. Ülkemiz için, üniversite adına da milletimiz adına da inşallah hayırlı olur." dedi. Akdeniz Üniversitesi ile iş birliğini önemsiyoruz Akdeniz Üniversitesi ile iş birliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Kopuz Gıda Ticaret Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Kopuz; "Biz de bu projeye girerken açıkçası yatırımcı olarak daha farklı yatırım kanallarını da bulabilirdik. Ancak bizim için Akdeniz Üniversitesiyle bir yap işlet devret de olsa bir proje yapmak bizi de motive eden en önemli unsurdu. Bu motivasyon inşallah sonucunu getirecektir diye düşünüyorum." dedi. Sözleşmeyi imzalayan şirket temsilcileri, üniversiteye verilecek payın eğitimde kullanılacağı için karşılığının nitelikli öğrenci, nitelikli meslek, nitelikli akademisyen olarak döneceğini belirterek hayırlı olmasını diledi. 2 milyarlık GES yatırımı Toplam 50,436 MW kurulu güce sahip olacak santral, üniversitelerin yenilenebilir enerji yatırımları bakımından Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor. Güneş Enerji Santrali’nin, Antalya’nın Korkuteli ilçesi Yeşiloba Mahallesi’nde bulunan 118 ada, 15, 20 ve 22 numaralı parseller üzerine kurulması planlanıyor. Kurulum maliyeti, 2025 yılı için yaklaşık 2.512.033.134,60 TL olarak öngörülmektedir. Bu dev proje sayesinde Akdeniz Üniversitesi, enerji ihtiyacının yüzde 100’ünü Güneş Enerji Santralinden karşılayacak. Yatırım 25 yıllığına ihale edilmiş olup, tüm kurulum ve işletim masrafları yatırımcı firmaya ait olacaktır. Santralin en geç iki yıl içerisinde kurulumunun tamamlanması planlanıyor. Doğaya nefes olacak Projenin faaliyete geçmesiyle birlikte, yılda yaklaşık 65 milyon kg karbon emisyonundan kaçınılması beklenmektedir. Bu miktar, yaklaşık 4 milyon ağacın bir yılda temizleyebileceği karbon miktarına eşdeğer. Yani bu proje, enerji üretmenin ötesinde doğaya nefes olacak, gelecek kuşaklara daha temiz bir dünya bırakmaya katkı sağlayacak. Ayrıca santral, termik santrallere kıyasla son derece düşük su tüketimiyle doğal kaynakların korunmasına önemli katkı sunacak. Bu da projeyi yalnızca karbon emisyonunu azaltan değil, aynı zamanda su kaynaklarını gelecek kuşaklar için koruyan sürdürülebilir ve örnek bir model haline getiriyor. Törene Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, Kopuz Enerji Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Erman Kopuz, Kopuz Gıda Ticaret Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Kopuz, Grup CFO’su Fikret Çöldemli, Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre, daire başkanları ve idari personel katıldı.
Sihirli Eller Antalya’dan setlere uzanıyor
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:08 Sihirli Eller Antalya’dan setlere uzanıyor Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, sinema ve televizyon sektörüne yeni bir kapı aralıyor. Artık seyircilerin ekran karşısında nefesini tutarak izlediği patlama, kaza, fantastik karakter ya da tarihi dönüşüm sahnelerinin arkasında Muratpaşa’da yetişen sihirli ellerin imzası olacak. Muratpaşa Belediyesi, Azize Kahraman Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle Meslek Edindirme, Hobi ve Sanat Kursları (MEST) kapsamında 756 saatlik ücretsiz "Güzellik Uzmanlığı" eğitimi düzenliyor. Cilt bakımından profesyonel makyaja kadar geniş bir içerik sunan eğitimlerde, en çok ilgi gören alan ise özel efekt makyajı bir diğer adıyla SFX make-up. Lateks, silikon, jelatin, protez yapıştırıcıları, yapay kan, pigment boyalar. SFX makyajının gizli dünyasında kullanılan bu malzemeler, kursiyerlerin ellerinde adeta sihirli araçlara dönüşüyor. Bu malzemelerle protez yapımı ve uygulaması, yaşlandırma makyajı, yara ve yanık efektleri, fantastik karakter makyajları gibi tiyatro, dizi ve film setlerinde kullanılan teknikler uzman eğitmenler eşliğinde uygulamalı olarak öğretiliyor. Böylece bir sahnede genç bir yüz birkaç dakika içinde yaşlanıyor, bir oyuncu tarih öncesi bir canavara dönüşüyor ya da savaş sahnelerinin izleri ekrana gerçekçi şekilde taşınıyor. Kursiyerler, hayal güçlerini karakterlerin tenine işleyerek, ekranda unutulmaz sahnelerin görünmeyen kahramanlarına dönüşüyor.
Konyaaltı’nda Yarbaşçandır Yayla Şenliği 16 Ağustos’ta başlıyor
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:08 Konyaaltı’nda Yarbaşçandır Yayla Şenliği 16 Ağustos’ta başlıyor Konyaaltı Belediyesi, yöre kültürünü yaşatmak ve birlik beraberliği pekiştirmek amacıyla, Yarbaşçandır Yayla Şenliği’ni bir kez daha ana vatanında düzenleyecek. Şenlikte katılımcılara, meşhur Çandır fasulyesi ikram edilecek. Vatandaşları şenliğe davet eden Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, "Gelin, yaylamızın serinliğinde, türkülerimizle, oyunlarımızla ve dostluğumuzla bu güzel günü birlikte yaşayalım" dedi Konyaaltı Belediyesi tarafından düzenlenen Yarbaşçandır Yayla Şenliği, yeni yerinde ikinci, toplamda ise sekizinci kez gerçekleştirilecek. Önceki yıllarda HayatPark’ta yapılan şenlik, bölge halkının talebi üzerine Yarbaşçandır Mahallesi’nde yapılmaya başlandı. Yöresel ezgilerden halk oyunlarına kadar pek çok güzelliğin bir araya geleceği etkinlik, bölge halkını ve misafirlerini buluşturacak. Türkülerle birlikte fasulye ikramı 16 Ağustos Cumartesi günü saat 18.00’de Yarbaşçandır Yaylası’nda başlayacak etkinlik, sanatçı Cengiz Balcı, yöresel ezgilerle katılımcılara unutulmaz bir müzik şöleni sunacak. Ardından Konyaaltı Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu’nun sahneleyeceği renkli halk dansı gösterisi olacak. Programın sonunda ise sanatçı Arzu Gök sahne alacak. Bölgenin hem ekonomi hem de tanınırlığına katkı sunan ve Meşhur Antalya Piyazı’nın vazgeçilmez lezzeti Çandır fasulyesinden hazırlanmış kuru fasulye yemeği de misafirlere ikram edilecek. Kotan’dan şenliğe davet Bu tür etkinliklerin dostluk ve kardeşlik bağlarını güçlendirdiğini kaydeden Başkan Kotan, "Yarbaşçandır Yayla Şenliğimiz, hem kültürümüzü yaşatmak hem de birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek adına bizim için çok önemli ve değerli. Yaylalarımızın temiz havasında, doğanın içinde, yöresel müzikler ve halk oyunları eşliğinde, hem geçmişimizin mirasını yaşatacağız hem de geleceğe güzel hatıralar bırakacağız. Şenliğimizde sadece eğlenmeyeceğiz; aynı zamanda kültürümüzün en güzel lezzetlerinden biri olan Çandır fasulyemizi tadacak, bu lezzeti paylaşarak birlik duygumuzu pekiştireceğiz. Tüm hemşehrilerimi ve misafirlerimizi, aileleriyle birlikte bu güzel günde aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız" ifadelerini kullandı.