Yerel Haberler
Antalya
Kepez’de 19 Mayıs coşkusu GençFest ile yaşandı 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:55:14 Antalya Kepez Belediyesince 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlenen "GençFest" etkinlikleri, Hasan Doğan Stadyumu’nda gençlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Festival kapsamında 16, 17 ve 18 yaş grubundaki gençlerin doğum günü kutlanırken, sanatçı Emir Can İğrek konser verdi. Kepez Belediyesinin düzenlediği GençFest etkinliklerinde gençler, ellerinde Türk bayraklarıyla 19 Mayıs coşkusunu yaşadı. Festival kapsamında sahne alan Muhammet Büyüktepe’nin ardından Emir Can İğrek sevilen şarkılarını seslendirdi. Gençler konser boyunca şarkılara eşlik etti. Etkinliğe katılan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, konuşmasında 19 Mayıs’ın Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki önemine dikkat çekti. Bandırma Vapuru’nun yalnızca bir yolculuğun değil, milletin bağımsızlık iradesinin simgesi olduğunu belirten Kocagöz, gençlerin Cumhuriyet’in en önemli güvencesi olduğunu ifade etti. Kepez’de gençlerin spor, sanat, kültür ve eğitim alanlarında daha güçlü yarınlara hazırlanması için çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Kocagöz, "Gençlerine güvenen şehirler büyür, çocuklarının hayallerine sahip çıkan şehirler geleceğe umutla bakar" dedi. Festival kapsamında bu yıl 16, 17 ve 18 yaşına giren gençler için doğum günü kutlaması da yapıldı. Başkan Kocagöz ayrıca gençlere, Arif Nihat Asya Açık Hava Sahnesi’nde düzenlenecek konserlerden birine katılım bileti hediye etti.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:35 Direksiyon başında şoförü darp eden Litvanyalı boksör gözaltına alındı Antalya’nın Serik ilçesinde direksiyon başında seyir halindeyken telefonu şarja takmadığı gerekçesiyle tur şoförü Mehmet Özkan’ı darp ettiği iddia edilen Litvanyalı profesyonel boksör gözaltına alındı. Önceki gün Serik ilçesinde meydana gelen olayda emekli olan ve turizmde kendi aracıyla tur şoförlüğü yapan Mehmet Özkan, çalıştığı firmanın yönlendirmesiyle gittiği otelden müşterisini alıp yola çıktı. İddiaya göre seyir halindeyken müşterisinin telefonunu şarj etmesini istediğini anlayamayan Mehmet Özkan, Litvanyalı profesyonel boks yapan Robertas Kotas tarafından darbedildi. Özkan, güçlükle arayabildiği sağlık ekiplerinin tarafından müdahale edilip hastaneye kaldırıldı. Hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edilen Mehmet Özkan, saldırganın şampiyon bir boksör olduğunu ise polislerden öğrendi. Özkan, "Olay sonrası polisler, ’İyi kurtulmuşsun bunun elinden’ dedi. Resmini getirdiler, boks şampiyonuymuş. ’Sen nasıl bunla başa çıktın ?’ dediler. Ben de şok oldum. Allah’ıma şükrediyorum, ölümden döndüm" derken, Litvanyalı profesyonel boksör ise emniyetteki ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Özkan’ın avukatının şikayeti üzerine Litvanyalı profesyonel boksör Robertas Kotas, savcılık talimatı ile bugün yeniden gözaltına alındı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:35 Sellektör yapma tartışmasında 3 kişiyi öldüren şüpheli tutuklandı Antalya’nın Serik ilçesinde yol verme ve sellektör yapma nedeniyle çıkan tartışmada 3 kişiyi tabanca ile vurarak öldüren şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Serik ilçesi Kökez Mahallesi’nde önceki gece 02.00 sıralarında meydana gelen olayda, Emre Savran, Bilgin Korkut, Oğuz Avcı ile yoldan geçen Ahmet Bayar arasında yol verme ve sellektör yapma nedeniyle tartışma çıktı. Çıkan tartışmanın büyümesi üzerine Gündoğmuş ilçesinde orman muhafaza memuru olarak görev yapan Ahmet Bayar, yanında bulunan tabancayla ateş açtı. Silah seslerini duyanların ihbarıyla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilirken sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, Bilgin Korkut ile Oğuz Avcı’nın olay yerinde yaşamını yitirdiği belirlendi. Yaralanan Emre Savran kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Tutuklanarak cezaevine gönderildi Antalya Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsi işlemlerinin ardından 3 kişinin cenazeleri aile ve yakınları tarafından teslim alınarak Serik’te toprağa verildi. Olayın ardından silahıyla birlikte Serik İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne giden Ahmet Bayar ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Bayar’ın adliyeye getirilişi sırasında çelik yelek giydirilen Ahmet Bayar çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bayar’ın ifadesinde, "Karşı taraftaki bir araçtan bana selektör yapıldı. Bundan dolayı aramızda tartışma çıktı. Daha sonra 500 metre ileride bana selektör yapan araçtan inen 4 kişi üstüme doğru yürüdü. Yanımda bulunan kendime ait ruhsatlı tabanca ile ateş ettim. Yaşananlardan dolayı çok pişmanım. Keşke olmasaydı, yaşanmasaydı" dediği öğrenildi.
Zorunlu göç masaya yatırıldı: "Çocuklar umudunu yitiriyor, geri dönüş güvenliğe bağlı"
13 Nisan 2025 Pazar - 10:41 Zorunlu göç masaya yatırıldı: "Çocuklar umudunu yitiriyor, geri dönüş güvenliğe bağlı" Antalya Diplomasi Forumu’nda zorla yerinden edilmenin küresel etkileri konuşuldu. Bangladeşli danışman Md. Touhid Hossain, Myanmar’daki çatışmalar nedeniyle ülkelerine dönemeyen binlerce Rohingya çocuğun "gelecekten umudunu kestiğini" belirtirken, Dış İlişkiler Direktörü Murat Yeşiltaş ise Suriyelilerin gönüllü dönüşünün ancak Suriye’de güvenlik, siyasi istikrar ve ekonomik yeniden yapılanmayla mümkün olabileceğini vurguladı."Zorla Yerinden Edilme ve Uluslararası Sorumluluk Paneli"nde, çatışma, kriz ve iklim değişikliği nedeniyle sayısı giderek artan zorunlu göçlerin küresel etkileri masaya yatırıldı. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen oturumda, yükün sadece belirli ülkelere bırakılmasının sürdürülemez olduğu belirtilerek, uluslararası dayanışmanın artırılması çağrısında bulunuldu."Üç buçuk yıldır Myanmar’da iç savaş devam ediyor"Panelde konuşan Bangladeş Halk Cumhuriyeti Danışmanı Md. Touhid Hossain, Myanmar’daki çatışmaların bölgesel etkilerine dikkat çekerek, "Üç buçuk yıldır Myanmar’da iç savaş devam ediyor. Rahanlar da bu savaşa dahil oldular ve durum son derece belirsiz. O bölgeyi kontrol edenler devlet dışı aktörler. Askeri rejim bölgede hâkimiyet kurmuş durumda, etnik gruplar ise boyun eğmiyor. Şu an onları geri göndermek çok zor. Tarihte bu tür çatışmaların müzakereyle çözüldüğüne dair örnek yok; genelde çatışmayla çözülüyor. Erk sahibi olanlar bazen suç işliyor. Yıllar geçtikçe sorun daha da karmaşıklaşıyor" dedi."Binlerce erkek çocuk, tünelin sonunda umut görmüyor"Bölgede büyük kamplarda kontrolün kaybedilmeye başlandığını ifade eden Hossain, "Bazıları terörist gruplar, bu yüzden kümülatif çözüm gerekiyor. Binlerce erkek çocuk, tünelin sonunda umut görmüyor. Sessizleşiyorlar, gelecekten beklentileri kalmıyor. Uluslararası toplum bu kişileri layıkıyla geri göndermezse, tablo bu şekilde kalacak. Ne olursa olsun bunun üstesinden geleceğiz" ifadelerini kullandı."Suç kuruluşları bu piyasadan çok para kazanıyor"Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi (ICMPD) Genel Direktörü Michael Spindelegger ise göç akınlarının arkasındaki suç şebekelerine dikkat çekti. Spindelegger, "Suç kuruluşları bu piyasadan çok para kazanıyor. Bu insanların bir kısmı göçmen. Ne gibi örgütler var diye araştırdık, büyük yapılar olduğunu düşündük ama küçük küçük yapılardan oluşuyor. Asıl sorun şu: Çözümü nasıl sunabiliriz?" dedi.Göçmenlerin Avrupa’ya giderken yanlış vaatlerle hareket ettiğini belirten Spindelegger, "Göç kaynak merkezleri kurduk, orada gerçekçi bir tablo sunuyoruz. Gidecekleri yerin cennet olmadığını görüyorlar artık. İkinci yol olarak yasal göçmenlik süreçlerinin geliştirilmesi gerekiyor. Avrupa yaşlanıyor, genç nesle ihtiyacımız var. Üçüncü yol ise, göç kaynak bölgelerindeki insanları çeşitli kurumlarla eşleştirerek onları doğru şekilde yönlendirmek. Eğer bu insanları misyon dahilinde gönderirseniz, bir daha geri dönecekler. İnsan kaçakçılarının altındaki halıyı çekmemiz lazım" diye konuştu."Türkiye gerçekten istisnai bir durum"Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesi ve SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Murat Yeşiltaş ise Türkiye’nin göç meselesindeki özgün konumunu vurgulayarak, "Türkiye gerçekten istisnai bir durum. Gerekli uluslararası desteği bulmakta zorlandık. Türkiye’ye gereken desteğin verilmemesi, dirençli göçmenlik olarak geri döndü. Bu yük neden adil olmayan düzeyde paylaşılmıyor? Büyük aktörlerin bazı konulara yol vermesi, aksaklıklara neden oluyor" dedi.Suriye krizine dikkat çeken Yeşiltaş, "2011’den bu yana 3 buçuk milyon göçmenden bahsedebiliriz. Türkiye, stratejik zorluklarla karşı karşıya kaldı. Esad rejiminin çökmesi, Türkiye’ye yeni fırsatlar sundu ama uluslararası anlaşmaların hukuki çerçeveleri de sıkıntı oluşturuyor. Türkiye’de göçmen zıttı söylem bazı siyasal yapılarca kullanılıyor. Göçün kök sebeplerini anlayarak iletişim kurulması gerekiyor" ifadelerini kullandı."Tahmini olarak 50 bin kadar Suriyelinin Türkiye’den ayrıldığını söyleyebiliriz"Suriye’ye dönüş sürecinde henüz net bir tablonun olmadığını kaydeden Yeşiltaş, "Tahmini olarak 50 bin kadar Suriyelinin Türkiye’den ayrıldığını söyleyebiliriz. Ancak bu süreç yeni başlıyor. Güvenliğin tam anlamıyla sağlanması, anayasa yazımı, altyapının yeniden kurulması ve uluslararası ambargoların kaldırılması gibi çok yönlü bir çabaya ihtiyaç var. Uluslararası yaptırımlar kalkmadan Suriye’de kalkınma mümkün değil" diye konuştu.Yeşiltaş, son olarak Gazze’de yaşananlara da değinerek, "Gazze’de bir savaş var ve İsrail soykırım yapıyor. Bu nasıl müzakereyle çözülecek? Mülteci problemini önce burada çözmemiz gerekiyor. Şiddetin mantığıyla ilgili uluslararası bir kabul geliştirilmeden çözüm mümkün değil. Bu sadece bölgesel değil, küresel bir problem" değerlendirmesini yaptı. Panelde, sürdürülebilir geri dönüş politikalarının oluşturulması, güvenliğin sağlanması ve uluslararası hukuk çerçevesinde dayanışma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.(BA-ÖZ-Y)
Kalp krizi anında hayat kurtaracak 7 adım
13 Nisan 2025 Pazar - 09:59 Kalp krizi anında hayat kurtaracak 7 adım Türkiye’de her yıl ortalama 300 bin kişi kalp krizi geçiriyor. Bu sessiz ama ölümcül tehlike, her yaş grubundan insanı etkisi altına alıyor. Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Nuri Cömert, alınması gereken önlemler ve kalp krizi anında yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi. Dünya Sağlık Örgütü’nün son verilerine göre Avrupa’nın en genç nüfusa sahip ülkelerinden biri olan Türkiye’de kalp krizlerinin beşte biri erken yaşta gerçekleşiyor. Sağlık sorunları arasında yüzde 42’lik oranla kalp krizi ilk sırada yer alıyor. Türkiye’de bir numaralı ölüm sebebi olan hastalıklar söz konusu olduğunda; şu anda herhangi bir kalp ve damar hastalığı olsun ya da olmasın riskin, herkes için geçerli olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nuri Cömert, "14-20 Nisan Kalp Sağlığı Haftası" nedeniyle; kalp krizlerine yol açan risk faktörlerine karşı alınması gereken önlemler ve kalp krizi anında yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi. Cömert, kalp damar hastalıklarının herkes için gündem olması gerektiğini ve önlenebilir hastalıklar arasında olduğunu, düzenli kontroller sayesinde kalp krizi ve ölüm oranlarının düşürülebileceğini söyledi. Türkiye’de modern yaşamın insanları aktif bir yaşam sürdürmekten alıkoyduğunu ve bu yaşamın getirdiği hareketsizliğin kalbi doğrudan etkilediğinin altını çizen Cömert, "20 yıl önce sadece 60 yaş üstü hastalarda kalp krizi görülürken; düzensiz beslenme, hareketsiz yaşam tarzı ve bilgisayar, akıllı telefon gibi elektronik cihazların kullanımının artması nedeniyle artık 45 yaş altı kişiler de kalp krizi geçirebilmektedir. Modern yaşam artık insanları aktif bir yaşam sürmekten alıkoymakta ve bu yaşamın getirdiği hareketsizlik doğrudan kalbi etkilemektedir" dedi. "Sigaradan uzak durun, kalp krizi riskini yüzde 50 azaltın" Kalp damar sağlığı konusunda yapılan en büyük yanlışların başında ise hiç kalp hastası olunmayacağının düşünülmesi geldiğini vurgulayan Cömert, "Genetik risk faktörlerinin farkında olmamak ve sigara kullanmak da diğer yanlışların başında gelmektedir. Sadece sigarayı bırakmak bile kalp krizi riski yüzde 50 azaltılabilir. Aktif bir yaşam benimsemek, düzenli ve dengeli beslenmek, sağlık kontrollerini aksatmamak ve iyileştirilmiş bir yaşam tarzını benimsemek ile kalp krizinin sizden uzak durmasını sağlayabilirsiniz. Kalp damar hastalığı riskinizi öğrenmek için şu sorulara cevap verin; ’kötü huylu kolesterol ve kan şekeri seviyeniz nasıl’ ve ’tansiyon değerlerinizi biliyor musunuz?’ Bu sorulardan herhangi birine yanıtınız ’hayır’ ise öncelikle sadece bu değerleri öğrenmek için bir uzmana başvurun" şeklinde konuştu. "Kalp krizi geliyorum der" Kalp hastalıklarının önlenebilir hastalıklar grubunda olduğunu söyleyen Uz. Dr. Nuri Cömert, "Temel testler sonrası bulunduğunuz risk grubuna göre doktorunuz muayene ve kontrol sıklığını belirleyecektir. Yüksek riskli gruptaki kişilere yıllık kontroller önerilirken, düşük risk grubundaki kişiler için kontrol aralıkları uzun tutulabilir. Kalp hastalıkları önlenebilir hastalıklar grubundadır. Erken teşhis edilen ve kalbinizin korunmuş olduğu durumdaki tedaviler son derece başarılı sonuçlar vermektedir. İstirahat halinde, göğüs orta hattında huzursuzluk, ezici, baskı veya yanma tarzında bazen sol kola, sırt ve omuza yansıyan ağrı hissediyorsanız kalp krizi geçiriyor olabilirsiniz. Ani gelişen nefes darlığı, soğuk terleme ve ölüm kaygısı da kalp krizi habercisi olabilir. Kimi zaman kalbin alt yüzeyini besleyen damar tıkanıklarında ilk şikayet bulantı, kusma ve baygınlık hissi olabilir" ifadelerini kullandı. "İlk yardım eğitimi alın" Kalp krizinin zamana karşı bir yarış olduğunun altını çizen ve ilk 3 dakikanın önemli olduğunu söyleyen Cömert, "Kalp krizinin belirtilerini bilmek ve farkında olmak erken müdahalenin temel esasıdır. Kalp krizi öncesi hissedilen göğüs ağrısının farkında olmak erken tanı ve tedavi açısından bir şans olabilir. Kalp krizinde en önemli durum kalp ve solunum durmasıdır. Ailesinde kalp hastalığı olan bireylerin ilk yardım eğitimi almaları, kalp masajı ve yaşam desteği durumunda müdahaleyi bilmeleri önemlidir. Kalp hastası olan kişiler ilaç listesi yapmalı ve bunu yanında bulundurmalıdır. Kendinizin veya yakınınızdaki birinin kalp krizi geçirdiğini düşünüyorsanız mutlaka hemen 112 Acil çağrı numarasıyla profesyonel destek istenmelidir. Varsa kişiye hemen aspirin verilmeli ve çiğnemesi sağlanmalıdır. Kişi oturtulmalı veya yatar duruma getirilmelidir. Kıyafetler sıkıysa gevşetilmelidir. Kişinin derin ve yavaş nefes alıp vermesi sağlanmalıdır. Kişiyi öksürtmek nabız farklılığı hissedildiğinde faydalı olabilir. Kalp krizi geçiren kişi yalnız bırakılmamalı, aralıklı olarak bilinç ve solunum durumu kontrol edilmelidir" dedi.
Antalya’da zorunlu göç masaya yatırıldı: "Çocuklar umudunu yitiriyor, geri dönüş güvenliğe bağlı"
12 Nisan 2025 Cumartesi - 19:43 Antalya’da zorunlu göç masaya yatırıldı: "Çocuklar umudunu yitiriyor, geri dönüş güvenliğe bağlı" Antalya Diplomasi Forumu’nda zorla yerinden edilmenin küresel etkileri konuşuldu. Bangladeşli danışman Md. Touhid Hossain, Myanmar’daki çatışmalar nedeniyle ülkelerine dönemeyen binlerce Rohingya çocuğun "gelecekten umudunu kestiğini" belirtirken, Dış İlişkiler Direktörü Murat Yeşiltaş ise Suriyelilerin gönüllü dönüşünün ancak Suriye’de güvenlik, siyasi istikrar ve ekonomik yeniden yapılanmayla mümkün olabileceğini vurguladı. "Zorla Yerinden Edilme ve Uluslararası Sorumluluk Paneli"nde, çatışma, kriz ve iklim değişikliği nedeniyle sayısı giderek artan zorunlu göçlerin küresel etkileri masaya yatırıldı. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen oturumda, yükün sadece belirli ülkelere bırakılmasının sürdürülemez olduğu belirtilerek, uluslararası dayanışmanın artırılması çağrısında bulunuldu. "Üç buçuk yıldır Myanmar’da iç savaş devam ediyor" Panelde konuşan Bangladeş Halk Cumhuriyeti Danışmanı Md. Touhid Hossain, Myanmar’daki çatışmaların bölgesel etkilerine dikkat çekerek, "Üç buçuk yıldır Myanmar’da iç savaş devam ediyor. Rahanlar da bu savaşa dahil oldular ve durum son derece belirsiz. O bölgeyi kontrol edenler devlet dışı aktörler. Askeri rejim bölgede hâkimiyet kurmuş durumda, etnik gruplar ise boyun eğmiyor. Şu an onları geri göndermek çok zor. Tarihte bu tür çatışmaların müzakereyle çözüldüğüne dair örnek yok; genelde çatışmayla çözülüyor. Erk sahibi olanlar bazen suç işliyor. Yıllar geçtikçe sorun daha da karmaşıklaşıyor" dedi. "Binlerce erkek çocuk, tünelin sonunda umut görmüyor" Bölgede büyük kamplarda kontrolün kaybedilmeye başlandığını ifade eden Hossain, "Bazıları terörist gruplar, bu yüzden kümülatif çözüm gerekiyor. Binlerce erkek çocuk, tünelin sonunda umut görmüyor. Sessizleşiyorlar, gelecekten beklentileri kalmıyor. Uluslararası toplum bu kişileri layıkıyla geri göndermezse, tablo bu şekilde kalacak. Ne olursa olsun bunun üstesinden geleceğiz" ifadelerini kullandı. "Suç kuruluşları bu piyasadan çok para kazanıyor" Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi (ICMPD) Genel Direktörü Michael Spindelegger ise göç akınlarının arkasındaki suç şebekelerine dikkat çekti. Spindelegger, "Suç kuruluşları bu piyasadan çok para kazanıyor. Bu insanların bir kısmı göçmen. Ne gibi örgütler var diye araştırdık, büyük yapılar olduğunu düşündük ama küçük küçük yapılardan oluşuyor. Asıl sorun şu: Çözümü nasıl sunabiliriz?" dedi. Göçmenlerin Avrupa’ya giderken yanlış vaatlerle hareket ettiğini belirten Spindelegger, "Göç kaynak merkezleri kurduk, orada gerçekçi bir tablo sunuyoruz. Gidecekleri yerin cennet olmadığını görüyorlar artık. İkinci yol olarak yasal göçmenlik süreçlerinin geliştirilmesi gerekiyor. Avrupa yaşlanıyor, genç nesle ihtiyacımız var. Üçüncü yol ise, göç kaynak bölgelerindeki insanları çeşitli kurumlarla eşleştirerek onları doğru şekilde yönlendirmek. Eğer bu insanları misyon dahilinde gönderirseniz, bir daha geri dönecekler. İnsan kaçakçılarının altındaki halıyı çekmemiz lazım" diye konuştu. "Türkiye gerçekten istisnai bir durum" Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesi ve SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Murat Yeşiltaş ise Türkiye’nin göç meselesindeki özgün konumunu vurgulayarak, "Türkiye gerçekten istisnai bir durum. Gerekli uluslararası desteği bulmakta zorlandık. Türkiye’ye gereken desteğin verilmemesi, dirençli göçmenlik olarak geri döndü. Bu yük neden adil olmayan düzeyde paylaşılmıyor? Büyük aktörlerin bazı konulara yol vermesi, aksaklıklara neden oluyor" dedi. Suriye krizine dikkat çeken Yeşiltaş, "2011’den bu yana 3 buçuk milyon göçmenden bahsedebiliriz. Türkiye, stratejik zorluklarla karşı karşıya kaldı. Esad rejiminin çökmesi, Türkiye’ye yeni fırsatlar sundu ama uluslararası anlaşmaların hukuki çerçeveleri de sıkıntı oluşturuyor. Türkiye’de göçmen zıttı söylem bazı siyasal yapılarca kullanılıyor. Göçün kök sebeplerini anlayarak iletişim kurulması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Tahmini olarak 50 bin kadar Suriyelinin Türkiye’den ayrıldığını söyleyebiliriz" Suriye’ye dönüş sürecinde henüz net bir tablonun olmadığını kaydeden Yeşiltaş, "Tahmini olarak 50 bin kadar Suriyelinin Türkiye’den ayrıldığını söyleyebiliriz. Ancak bu süreç yeni başlıyor. Güvenliğin tam anlamıyla sağlanması, anayasa yazımı, altyapının yeniden kurulması ve uluslararası ambargoların kaldırılması gibi çok yönlü bir çabaya ihtiyaç var. Uluslararası yaptırımlar kalkmadan Suriye’de kalkınma mümkün değil" diye konuştu. Yeşiltaş, son olarak Gazze’de yaşananlara da değinerek, "Gazze’de bir savaş var ve İsrail soykırım yapıyor. Bu nasıl müzakereyle çözülecek? Mülteci problemini önce burada çözmemiz gerekiyor. Şiddetin mantığıyla ilgili uluslararası bir kabul geliştirilmeden çözüm mümkün değil. Bu sadece bölgesel değil, küresel bir problem" değerlendirmesini yaptı. Panelde, sürdürülebilir geri dönüş politikalarının oluşturulması, güvenliğin sağlanması ve uluslararası hukuk çerçevesinde dayanışma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Onları kendi küçük dünyalarında kendi küçük kavgalarıyla baş başa bırakıp işimize bakıyoruz"
12 Nisan 2025 Cumartesi - 18:35 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Onları kendi küçük dünyalarında kendi küçük kavgalarıyla baş başa bırakıp işimize bakıyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Havalimanı Yeni Terminal Binası Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, havalimanının kapasitesinin 35 milyondan 82 milyona çıkarıldığını belirterek, "Bu vizyoner projeyle Antalya turizmde çok daha yüksek seviyelere ulaşacak" dedi. Muhalefete de bir mesaj veren Erdoğan, "Ülkesini başkalarına şikayet edenler bu vizyonu anlayamaz. Yabancı basın kuruluşlarından medet umanlar bunu anlayamaz. Batı karşısında eğilip bükülenler, el pençe divan duranlar bizim bu dik duruşumuzu anlayamaz. Boykot bahanesiyle kendi ekonomisine suikast teşebbüsünde bulunanlar bunu anlayamaz. Hırsları akıllarını esir alanlar, kibirleri siyasi ihtirasların esiri olanlar bizim neyin mücadelesini verdiğimizi asla ve asla anlayamaz. Onları kendi küçük dünyalarında kendi küçük kavgalarıyla baş başa bırakıyor her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. İşte bugün burada olduğu gibi ülkemize yeni eserler kazandırmaya bakıyoruz" ifadelerine yer verdi.Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında Antalya’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Havalimanı Yeni Terminal Binası Açılış Töreni’ne katıldı. Açılışta önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan, havalimanının yeni terminal binalarıyla birlikte 82 milyon yolcuya hizmet verecek hale geldiğini söyledi. Erdoğan, "Artık Antalya Havalimanımız dünyanın her bir köşesinden 82 milyon misafire ‘Hoş geldiniz’ diyebilecek kapasiteye hamdolsun kavuştu" ifadelerini kullandı.Antalya’nın değerine değer katacak projeCumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, "Turizm başkentimiz de kültür, ticaret ve tabiat varlığımızın parlayan yıldızı Antalya’mızda sizlerle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. İnşallah Antalya Havalimanımızın yeni terminal binaları ile birlikte yapımı tamamlanan ek binalarının da açılışını yapacağız" dedi. Projede emeği geçenlere teşekkür eden Erdoğan, yeni terminal binalarının Antalya için hayırlı olmasını temenni etti.Turizm kenti Antalya’ya yoğun ilgiAntalya’nın her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırladığını belirten Erdoğan, turizmin Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri olduğunu söyledi. Antalya Havalimanı’nın, 2023’te 36 milyon, 2024’te ise 39 milyon 230 binden fazla yolcuya hizmet verdiğini vurgulayan Erdoğan, bu yıl 40 milyon rakamının aşılacağını ifade etti. Erdoğan, 2029 hedefinin ise 45 milyon yolcu olduğunu belirtti.Yeni yatırımlarla kapasite iki katından fazla arttıErdoğan, kapasite artırımına yönelik yatırımların 5 Ocak 2022’de başladığını hatırlatarak, "Dış Hatlar terminalini 90 bin 143 metrekareden 224 bin metrekareye, İç Hatlar Terminali’ni ise 36 bin 859 metrekareden 75 bin metrekareye çıkardık. Böylece havalimanımızın yıllık yolcu kapasitesini 35 milyondan 82 milyona yükseltmiş olduk" dedi.Uçak park kapasitesi artırıldı, sosyal alanlar genişletildiProjenin detaylarını paylaşan Erdoğan, uçak park pozisyon sayısının 108’den 176’ya çıkarıldığını belirtti. VIP terminali 2 bin metrekareye, genel havacılık terminali 2 bin 800 metrekareye yükseltilirken; Devlet Konukevi, DHMİ Hizmet Binası, personel lojmanları ve cami de proje kapsamında hizmete alındı.Dev bütçeli proje, kamu kasasından tek kuruş çıkmadan tamamlandı927 milyon Euro yatırım hacmi bulunan projenin Kamu-Özel İşbirliği modeliyle gerçekleştirildiğini aktaran Erdoğan, "Devletimizin kasasından tek bir kuruş dahi çıkmadan bu yatırımı hayata geçirdik. 25 yıllık işletme süresi karşılığında 8 milyar 555 milyon Avro kira geliri elde edeceğiz. Bunun 2 milyar 138 milyon 750 bin Avrosu Mart 2022’de peşin ödendi" dedi."Havacılıkta küresel ligdeyiz"Türkiye’nin havacılıkta geldiği noktaya da dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’de 26 olan aktif havalimanı sayısının bugün 58’e yükseldiğini belirtti. Erdoğan, "Dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak şiarıyla ülkemizi dünyanın en geniş uçuş alanına sahip ülkelerinden birine dönüştürdük. Havacılık alanında küresel ölçekte en üst lige yükselttik. 2002’den bu yana 26 olan aktif havalimanı sayımızı 10 Ağustos‘ta açılışını yaptığımız Çukurova Uluslararası Havalimanımızla birlikte 58’e çıkardık. İstanbul Havalimanımız 2024’te 80,1 milyon yolcu ağırlayarak kendi kategorisinde Avrupa’da ikinci, dünyada ise yedinci sırada yer aldı. Önümüzdeki dönemde aktif havalimanı sayımızı yapımları devam eden Yozgat ve Bayburt - Gümüşhane Havalimanlarımızla 58’den 60’a çıkaracağız. Bakın biz sadece Türkiye için büyük hayaller kurmakla kalmıyor aynı zamanda bunları büyük hedeflere dönüştürüyoruz. Sonra da bu hedefleri tek tek hayata geçiriyoruz. Tarihi ile büyük, vicdanıyla büyük, iddialarıyla büyük bir milletin mensubu olmanın hakkını vermeye çalışıyoruz. Milletimizin teveccühüne mazhar olmanın gayretindeyiz" dedi."Türkiye’yi büyük hedeflerle buluşturuyoruz"Konuşmasında siyasi mesajlar da veren Erdoğan, "Ülkesini başkalarına şikayet edenler bu vizyonu anlayamaz. Yabancı basın kuruluşlarından medet umanlar bunu anlayamaz. Batı karşısında eğilip bükülenler, el pençe divan duranlar bizim bu dik duruşumuzu anlayamaz. Boykot bahanesiyle kendi ekonomisine suikast teşebbüsünde bulunanlar bunu anlayamaz. Hırsları akıllarını esir alanlar, kibirleri siyasi ihtirasların esiri olanlar bizim neyin mücadelesini verdiğimizi asla ve asla anlayamaz. Onları kendi küçük dünyalarında kendi küçük kavgalarıyla baş başa bırakıyor her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. İşte bugün burada olduğu gibi ülkemize yeni eserler kazandırmaya bakıyoruz" ifadelerini kullandı."Antalya’nın turizm potansiyelini artırmaya devam edeceğiz"Erdoğan, konuşmasını, "Vizyoner projelerle Antalya’nın turizm potansiyelini hak ettiği seviyelere getirmeye bakıyoruz. Bu millete güveniyoruz, inanıyoruz. Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun. Yeni terminal binalarımızın, yeni yapılarımızın bir kez daha şehrimiz için, ülkemiz ve milletimiz için hayırlar getirmesini temenni ediyorum" diyerek tamamladı.
YÖK Başkanı Prof.Dr. Özvar Akdeniz Üniversitesi’nde
12 Nisan 2025 Cumartesi - 18:27 YÖK Başkanı Prof.Dr. Özvar Akdeniz Üniversitesi’nde Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Akdeniz Üniversitesi’ni ziyaret ederek üniversite yönetimi ve bölge üniversitelerinin rektörleriyle toplantı gerçekleştirdi. Yeni hastane binasının inşaatında incelemelerde bulunan Prof. Dr. Özvar, yangın çıkan Hastane Acil Servis binasını da ziyaret ederek hızlı ve etkili müdahaleden dolayı yetkilileri tebrik etti, geçmiş olsun dileklerini iletti. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı makamında ziyaret etti. Daha sonra Akdeniz Üniversitesi Senato Salonu’nda YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar başkanlığında, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Cengiz Toker, Prof. Dr. Şükrü Özen, dekanlar, müdürler ve senatörlerin katılımı ile Senato Toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda yapılan çalışmalar üzerine bilgi alışverişi gerçekleştirildi. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, üniversitelerle, üniversite yönetimi, senato üyeleri ve akademisyenlerle yüz yüze görüşmeyi önemli bulduğunu ifade ederek, Türkiye’de yükseköğretim hayatının ana bileşenleri üniversiteler, fakülteler, hocalar, öğrenciler ile Türkiye’nin yükseköğretim sistemini konuşabilmeyi, yükseköğretim kurumunun vizyonunu, geleceğe ilişkin planları, görüşleri paylaşmayı önemli bulduğunu söyledi. Prof. Dr. Erol Özvar, bu toplantıların Türkiye’nin küresel yükseköğretim sistemi içinde yerini konuşma ve üniversitelerin Türkiye’de genel makro yükseköğretim politikalarına intibakı konusunda da değerli bir fırsat olduğunu dile getirdi. Üniversiteler güçlü yönleriyle öne çıkmalı Yükseköğretiminin ana politikalarından bir tanesinin üniversitelerin birbirinden farklılaşması olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Erol Özvar "Üniversiteler birbirine benzememeli. Daha ziyade güçlü yönleriyle birbirinden farklılaşmalı. Bu hem kaynakların etkin kullanımı bakımından önemli. Hem rekabet hem de iş birliği imkânlarının daha fazla motive edeceği noktasından da çok önemli. Bu açıdan bazı üniversitelerimiz araştırma üniversitesi bağlamında destekleniyor. Bazı üniversitelerimiz bölgesel kalkınma misyonuyla hareket etmeye çalışıyor. Bazı üniversitelerimizi de kalkınma planlarında öncelikli alanlarda bir uzmanlık yakaladığı takdirde destekliyoruz" şeklinde konuştu. Akdeniz, araştırma üniversitesi olmaya yakın Araştırma üniversitelerinin güçlü kaynaklarla desteklendiğinin altını çizen Prof. Dr. Erol Özvar, "Öncelikle en çok kaynak desteği alanlar araştırma üniversitesi olanlar. Araştırma üniversitesi ligi her üniversiteye açık. Akdeniz Üniversitesi şu an potada olan 4 üniversiteden biri. Geçen yıl 23 üniversiteye 1 buçuk milyar TL araştırma desteği verdik. Parametreler de belli bu anlamda Akdeniz Üniversitesi’nden ekstra bir gayret bekliyoruz. Akdeniz Üniversitesi yakın, biraz gayret Akdeniz Üniversitemizin araştırma üniversitesi ligine taşımamıza vesile olur kanaatindeyim" diye konuştu. Prof. Dr. Erol Özvar konuşmasının sonunda, "Akdeniz Üniversitesi’ni biz Akdeniz’in incisi olarak görüyoruz. Bu bölgede, küresel ölçekte Akdeniz Bölgesinde önemli, kurucu lider üniversitelerinden biri, daha etkili, kuvvetli olabileceğini düşünüyorum. Bu konuda Yükseköğretim Kurulu olarak üzerimize düşen ne varsa, Yükseköğretim Kurulu üniversiteler için var. Her türlü desteği vermekten memnuniyet duyarız" dedi. Toplantının sonunda YÖK Başkanı Özvar, senato üyelerinin sorularını yanıtladı. Yeni hastane binası inşaatını gezdi Akdeniz Üniversitesi Senato Toplantısının ardından YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar başkanlığında, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve beraberindeki heyet, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi yerleşkesinde yapılan yeni hastane binası inşaatını gezdi ve teknik bilgi aldı. Prof. Dr. Erol Özvar, beraberindeki heyetle birlikte Mart ayında yangın çıkan Akdeniz Üniversitesi Hastanesi B Blok’ta da incelemelerde bulundu. Yangınla ilgili bilgi alan Prof. Dr. Özvar, hızlı müdahale ve etkin koordinasyon sayesinde can kaybı ya da ciddi bir yaralanma yaşanmamış olmasından duyduğu memnuniyeti belirterek geçmiş olsun dileklerini iletti. Daha sonra Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar başkanlığında bölge üniversiteleri rektörleri ile toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Özlenen Özkan, ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, Alanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aykut Ekinci, bölge üniversitelerinin rektörleriyle Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Cengiz Toker, Prof. Dr. Şükrü Özen katıldı.