Yerel Haberler
Antalya
Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX Antalya’da kapılarını açtı 22 Nisan 2026 Çarşamba - 13:48:34 Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği desteğiyle 22-26 Nisan tarihlerinde ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX), Antalya’da kapılarını ziyaretçilere açtı. "YÖREX Anadolu’nun hikayesidir" Açılışta konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, YÖREX’in sadece bir fuar olmadığını vurgulayarak, "YÖREX, emeğin değer kazandığı, kültürün kimlik bulduğu, Anadolu’nun dünyaya ses verdiği bir hikâyedir" dedi. 2009 yılında "Bu toprakların ürettiği değer hak ettiği yeri bulmalı" anlayışıyla yola çıktıklarını belirten Çandır, bugün gelinen noktada YÖREX’in bu vizyonun somut karşılığı olduğunu ifade etti. YÖREX’in düzenlendiği ANFAŞ’ta 5 gün boyunca Anadolu’nun zenginliklerinin sergileneceğini kaydeden Çandır, "Bir halıda sabrı, bir peynirde emeği, bir desende kültürü hissedeceğiz. Çünkü biz sadece ürün üretmiyoruz, değer üretiyoruz" diye konuştu. YÖREX kapsamında kurulan B2B alanına da değinen Ali Çandır, üreticilerin doğrudan alıcılarla buluşturulduğunu belirterek, "Hedefimiz ürünlerimizi dünya markası haline getirmek" dedi. "Kültürümüz bir ummandır" Antalya Valisi Hulusi Şahin ise konuşmasında milli kültürün zenginliğine dikkat çekerek, "Milli kültürümüz bir ummana, bir deryaya benzer. İçinde nice renkleri, güzellikleri barındırır. Tıpkı bir kilimin desenleri gibi her biri ayrı güzel ama aslında bir bütünün parçasıdır. Artık sadece tescil değil, tanıtım ve pazarlama aşamasındayız. Bu ürünlerden ekonomik değer üretmeli, ülkemize katkı sağlamalıyız" ifadelerini kullandı. Dünyada coğrafi işaret ekonomisinin büyüklüğüne de dikkat çeken Şahin, bu alanda Türkiye’nin daha fazla pay alması gerektiğini belirterek, zincir marketlerde coğrafi işaretli ürünlere özel alanlar oluşturulmasının önemine işaret etti. YÖREX’in Türkiye’nin vitrini olduğunu ifade eden Şahin, Antalya’nın milyonlarca turisti ağırlayan bir şehir olduğuna değinerek, "En güzel ürünlerimizi misafirlerimize sunuyoruz. Aynı zamanda bu fuar, yeni nesillere kendi kültürlerini tanıtmak için de önemli bir fırsattır. Çocuklarımızı YÖREX’e getirmeliyiz" dedi. "Coğrafi işaretlerde büyük artış" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise YÖREX’in coğrafi işaretli ürünlerin artmasında önemli rol oynadığını belirterek, "Son 16 yılda coğrafi işaretli ürün sayımız yaklaşık 18 kat artarak bin 800’ün üzerine çıktı. 46 ürünümüz de Avrupa Birliği’nden tescil aldı" ifadelerini kullandı. "Antalya fuarcılıkta da güçlü olmalı" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman da Antalya’nın turizmde güçlü bir şehir olduğunu belirterek, fuarcılıkta da aynı başarıyı yakalaması gerektiğini söyledi. "Coğrafi işaret çalışmaları hızlandı" TÜRKPATENT Başkanı Muhammed Zeki Durak ise Türkiye’nin coğrafi işaret konusunda önemli mesafe kat ettiğini belirterek, son yıllarda başvuru ve tescil sayılarında ciddi artış yaşandığını söyledi. "YÖREX kültürel mirasın taşıyıcısı" Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir ise YÖREX’in Anadolu’nun kültürel mirasını geleceğe taşıyan önemli bir organizasyon olduğunu belirtti. Tören sonunda, Avrupa Birliği’nden ticari ürün tescili alan kurumlara da protokol tarafından ödüller verildi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen yöresel ürünlerin sergilendiği YÖREX, ziyaretçilerine hem kültürel hem de ticari anlamda önemli fırsatlar sunmaya devam edecek. Fuarın açılışına Antalya Valisi Hulusi Şahin, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Muhammed Zeki Durak, ATB Başkanı Ali Çandır ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman başta olmak üzere çok sayıda davetli katıldı.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 13:13 Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan AÜ CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi’ne tam destek Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptıkları görüşmenin detaylarını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da destek verdiği üniversite bünyesinde kurulan CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi’nde önce kan kanseri tedavilerine başlanacağını, ardından diğer kanser türleri ve kanser dışı hastalıklara yönelik çalışmaların genişletileceğini belirten Rektör Özkan, "Bu merkezde kan kanseriyle başlayacağız ve daha sonra diğer kanserleri ve kanser dışı hastalıklara yöneleceğiz. Cumhurbaşkanımızla konuşurken, sağlığın savunma sanayi kadar önemli bir konu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin ülke stratejisi anlamında buna dikkat çekti. Çünkü görüyorsunuz birçok savaş oluyor. Savaşta hava sahanız kapanıyor, kara sahanız kapanıyor. Birçok şeye ulaşmanız mümkün olmuyor. Bu anlamda kendi elinizdekilerle yetinmek durumundasınız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu için Antalya’da bulunduğu sırada Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ı kabul etmişti. Görüşmede Akdeniz Üniversitesi’nin sağlık alanında yürüttüğü projeler ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle hayata geçirilen İleri Sağlık Araştırma Merkezi bünyesindeki CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi hakkında sunum yapılmıştı. Üniversitenin son dönemde attığı en stratejik adımlardan biri olarak öne çıkan merkezde özellikle lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde kullanılan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretimi ve klinik uygulamasına ilişkin çalışmalar yürütülüyor. Akdeniz Üniversitesi’nde kurulan CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi, Türkiye’de üniversite temelli olarak hayata geçirilen ilk CAR-T altyapısı olma özelliği taşıyor. "Cumhurbaşkanımız projeyi benden daha iyi hatırladı" Görüşme ile ilgili İHA’ya açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Özlenen Özkan, göreve geldiği ilk yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan’a projeyi anlattığını, son görüşmede ise Erdoğan’ın projeyi tüm ayrıntılarıyla hatırlamasının kendisini şaşırttığını söyledi. Özkan, "İlk göreve geldiğimiz yıl, hemen akabinde Cumhurbaşkanımıza gidip ne yapmak istediğimizi anlatmıştım. Akdeniz Üniversitesi sağlıkta gerçekten bir marka. Ben de bir tıp doktoru olarak, ilk rektör olduğum anda aklıma gelen projeler sağlıkla ilgiliydi. Özellikle insanın en büyük illetlerinden bir tanesi olan kanserle ilgili bazı planlarımız vardı. Cumhurbaşkanımıza o zaman konuyu açmıştım ve sağ olsun bize destek vermişti. Bu görüşmemizde de tekrar neler yaptığımızı anlattım. O zaman ne konuştuğumuzu yeniden dile getirdim. Çok ilginç bir şekilde o konuşmamızı ve projeleri benden daha iyi hatırladı. Bu da beni açıkçası çok şaşırttı" diye konuştu. "Tam destek aldık" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın projeye büyük bir dikkatle yaklaştığını belirten Özkan, "Bir ülkenin en üst yöneticisi olarak, ülkeye çok ciddi bir hizmet getireceği için belki de çok yakından ilgilendi. O zaman da çok yakından ilgilenmişti. Hafızası beni gerçekten etkiledi. Bu konuşmamızda neler yaptığımızı ve bu merkezin daha neler yapabileceğini ele aldık ve tam destek aldık. Bu da bizi elbette çok mutlu etti" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin geç kalmaması gerekiyor" Merkezin en büyük hedefinin kanser tedavisinde en son teknolojiyi uygulamak olduğunu ifade eden Özkan, hücresel tedavilerin gelecekte çok daha geniş bir alanda kullanılacağını söyledi. Prof. Dr. Özkan, "Bu merkezin en büyük görevi kanser tedavisi. Bu, kanser tedavisinin en son teknolojisi. Bence bu süreç sadece kanserle sınırlı kalmayacak. CAR-T ve hücresel tedaviler, yalnızca CAR-T olarak değil, tüm hücresel tedaviler açısından bakıldığında önümüzdeki dönemde birçok tedavinin yerini alacak. Bu anlamda Türkiye’nin geç kalmaması gerekiyor. Biz de Türkiye’nin dünyada 8’inci merkez olarak üzerine düşen görevi yapmaya çalışıyoruz" dedi. Türkiye’nin sağlık hizmeti sunumunda güçlü bir ülke olduğunu ancak aynı zamanda teknoloji geliştiren bir ülke haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Özkan, "Türkiye çok iyi sağlık hizmeti veren bir ülke. Ancak o hizmeti sunmanın yanında, o teknolojiyi geliştiren bir ülke de olması gerekiyor. Biz de bu sorumlulukla bu işe başladık. Bu merkezde kan kanseriyle başlayacağız, daha sonra diğer kanserlere ve kanser dışı hastalıklara yöneleceğiz" diye konuştu. "Hem milli ve yerli olacak hem daha güvenli hizmet sunulacak" Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinde sağlık alanının stratejik öneminin de gündeme geldiğini kaydeden Özkan, "Cumhurbaşkanımızla konuşurken sağlığın savunma sanayi kadar önemli bir konu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin ülke stratejisi anlamında buna dikkat çekti. Çok haklıydı. Çünkü görüyorsunuz birçok savaş oluyor. Savaşta hava sahanız kapanıyor, kara sahanız kapanıyor. Birçok şeye ulaşmanız mümkün olmuyor. Bu anlamda kendi elinizdekilerle yetinmek durumundasınız" dedi. Söz konusu tedavinin en yakın uygulama merkezlerinden birinin İsrail’de bulunduğunu ve maliyetinin yaklaşık 1 milyon dolar seviyesinde olduğunu belirten Özkan, yerli üretimin stratejik ve ekonomik önemine işaret ederek, "Bu tedavi en yakın İsrail’de ve maliyeti 1 milyon dolar. Bu anlamda hem oraya gidip paramızı aktarmamamız gerekiyor hem de bunun milli ve yerli olması gerekiyor. Herhangi bir sıkıntı olduğu zaman bu hizmeti halkımıza kendimizin sunabilmesi çok daha güvenli olacak. Kendi hastanıza kendiniz sunuyorsunuz; bu da ayrıca güven veriyor. Bu açıdan baktığınızda bir taşla birkaç hedefe ulaşmış oluyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Birkaç yıl sonra hücresel tedaviler birçok alanda ilk basamak tedavi olacak" Prof. Dr. Özlenen Özkan, hücresel tedavilerin ilerleyen dönemde birçok hastalıkta ilk basamak tedavi haline gelebileceğini belirterek, "Bugün birçok hastalıkta belli algoritmalar var; önce bir tedavi uygulanır, sonuç alınamazsa başka bir basamağa geçilir. Bence bu işi şimdi yapıyor olmak çok önemli. İnşallah sonu da çok iyi olur. Çünkü biz bu işe çok iyi niyetlerle başladık. Birçok hasta da bunu umutla bekliyor" dedi. "Ruhsatı alır almaz tedaviye başlayacağız" Merkezin ruhsat sürecine ilişkin de bilgi veren Özkan, hazırlıkların tamamlandığını ve ruhsat alınır alınmaz hastaların tedaviye kabul edileceğini söyledi. Özkan, "Şu anda bir müfettişimiz burada. Biz bu merkeze ruhsatı alır almaz, ki o ruhsatı almak için de hazırlıklarımızı tamamladık, tedaviye başlayacağız. Birçok hasta da bu ruhsatı bekliyor. Umuyorum en kısa zamanda hastalarımızı alnımızın akıyla, şifayla evlerine göndeririz" diye konuştu. Yeni hastane binası ve yoğun bakım vurgusu Yeni hastane binası ve yoğun bakım kapasitesinin artırılmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Özlenen Özkan, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin bölge için bir referans merkez olduğunu vurguladı. Özkan, "Akdeniz Üniversitesi Hastanesi bir referans hastane. Birçok travmada, birçok organ naklinde ilk akla gelen merkez olmak benim adıma büyük bir gurur kaynağı. Ancak bu hizmeti verirken bizi en çok zorlayan konu yoğun bakım yetersizliğiydi. Biliyorsunuz bir bloğumuz yandı. Allah’a şükür Antalya’daki büyük kurumlar bize yardım edecek. O farkındalığın artması açısından da bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Yardımlarla birlikte yanan merkezimiz 6 ay içinde yeniden açılacak. Ayrıca Cumhurbaşkanımızın desteğiyle 900 yataklı hastanemiz de gündeme gelecek. Yoğun bakım sayımız artacak. Yoğun bakım kapasitesi, birçok tedaviyi uygularken bizi en çok yavaşlatan basamaktı. Yoğun bakım yetersizliği nedeniyle birçok hastamı kabul edemiyorum. Çünkü yoğun bakımlarım dolu" diye konuştu. Yeni hastanenin hizmete girmesiyle birlikte hem Antalya’nın hem de Türkiye’nin önemli ölçüde rahatlayacağını vurgulayan Özkan, "Bu hastane açılır açılmaz herkes çok rahatlayacak. O yüzden müteahhit firmayla çok yakın temas halindeyiz ve sürecin hızla tamamlanmasını istiyoruz. Yukarıdan gelen maddi destek de bu sürecin hızlanması açısından son derece önemli. Onlarla da sürekli temas halindeyiz. Bu hastaneyi en kısa zamanda Antalya’nın ve Türkiye’nin hizmetine açmayı çok arzu ediyorum" dedi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 12:48 Kepez’in drag pisti, 2026 sezonuna damga vuracak Kepez Belediyesi’nin Aydoğmuş Mahallesi’ne kazandırdığı modern drag pisti, 2026 sezonunda motor sporlarının önemli organizasyonlarına ev sahipliği yapacak. Türkiye Otomobil Federasyonu ve Türkiye Motosiklet Federasyonu işbirliğiyle Kepez’de, 3 otodrag ve 4 motodrag yarışları gerçekleştirilecek. Kepez Belediyesi’nin Varsak Aydoğmuş Mahallesi’ne kazandırdığı, Drag Pisti, 2026 sezonunda otomobil sporlarının en heyecanlı organizasyonlarına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Kepez’in yeni drag pisti, Türkiye Otomobil Federasyonu’nun 2-3 Mayıs tarihlerinde düzenleyeceği 1. Ayak otodrag yarışlarıyla açılacak. Türkiye’nin dört bir yanından gelecek sporcular, Kepez’de hız ve performanslarını sergileyecek. Yeni pist, 830 metre uzunluğu, 400 metrelik yarış alanı ve güvenli frenaj mesafesiyle dikkat çekerken, modern altyapısıyla yarışçılara üst düzey bir deneyim sunacak. Otodrag ve motodrag yarışları Kepez’de Türkiye Otomobil Federasyonu’nun 2026 takvimine göre Kepez’de otodrag yarışları üç ayaktan oluşacak. 1. Ayak yarışları 2-3 Mayıs’ta start alırken, 2. Ayak yarışları 6-7 Haziran, 3. Ayak yarışları 12-13 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek. Kepez Belediyesi ev sahipliğinde, Türkiye Motosiklet Federasyonu işbirliğiyle düzenlenecek motodrag yarışları ise dört etap halinde yapılacak. Sezonun ilk yarışı 9-10 Mayıs, 2. Ayak yarışları 13-14 Haziran, 3. Ayak yarışları 19-20 Eylül ve 4. Ayak yarışları 24-25 Ekim de gerçekleştirilecek. Kepez’de heyecanlı yarışlar Mayıs, Haziran, Eylül ve Ekim aylarında düzenlenecek otodrag ve motodrag yarışlarıyla Kepez’in hız ve adrenalin dolu organizasyonlara ev sahipliği yapacağını belirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "İlçemize kazandırdığımız modern drag pistimizde sezon boyunca birbirinden heyecanlı yarışlara imza atacağız. Türkiye’nin dört bir yanından sporcuları ve motor sporlarına gönül veren herkesi Kepez’de buluşturacağız. Bu organizasyonlarla hem sporun gelişimine katkı sunacak hem de Kepez’imizi motor sporlarının önemli merkezlerinden biri haline getireceğiz. Tüm vatandaşlarımızı bu heyecana ortak olmaya davet ediyorum" dedi.
ALTSO Başkanı Erdem: "Alanya olarak çok güzel bir birliktelik içerisindeyiz"
10 Mart 2026 Salı - 17:39 ALTSO Başkanı Erdem: "Alanya olarak çok güzel bir birliktelik içerisindeyiz" Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Eray Erdem bugün yaptığı açıklamada tur operatörleri ile otelcilerin turizmin en önemli paydaşları olduğuna dikkat çekerek aralarındaki ilişkinin şeffaf ve güvene dayalı olmasının önemine dikkat çekti. Erdem, sektörün lokomatifi olan acente ve otelcilerin birbirlerine her zaman ihtiyacı olduğunu hatırlattı. Sektörün iki önemli oyun kurucusu olan acente ve otelcilerin turizm merkezlerinden binlerce kilometre uzakta devam eden savaş ve yeni yangın yönetmeliği konusunda da şeffaf ve omuz omuza hareket etmesi gerektiğinin altını çizen ALTSO Başkanı Eray Erdem, "Dünyanın en etkili ve geniş katılımlı turizm fuarı ITB’de edindiğimiz bilgiler ışığında bir önceki döneme göre içinde bulunduğumuz dönemin doluluklarının daha iyi olduğunu söylemek mümkün. 2026 sezonunun da 2025’i aratmayacağı konusunda herkes mutabık. Hal böyleyken bazı acentelerin savaş ve yangın yönetmeliğini öne sürerek otelcilerin erken ödemelerini yapmadıklarını, verdikleri çekleri geri istedikleri ve fiyat kırmaya çalıştıklarını duyuyoruz. Bu en başta iç huzuru bozar ve günün sonunda otelci gerekli yenileme yatırımlarını yapamaz, yeterli istihdam sağlayamaz. Acenteler de pazarlamada sıkıntıya düşer. Bu durumda sektörün tüm paydaşları ve ülkemiz zarar görür. Bizim dışarıya burada bir kaos olmadığını iyi anlatmamız ve aksi bir hissiyatı uyandıracak davranışlar içinde bulunmamamız gerekmektedir. Kaldı ki varsa da kritik olan bu süreci hep birlikte el ele atlatmak için çabalıyor olmamız gerekmektedir" şeklinde konuştu. "Alanya birlikteliğini koruyalım" 2026 turizm sezonunu için şu ana kadar kaygı duyulacak bir durum olmadığının bir kez daha altını çizen Başkan Erdem, ayrıca gelişmelerden bağımsız olarak turizm sektörünün pandemiden bu yana tedbirli olmayı refleks edindiğini, bu manada yeni bir uyarıya gerek duymadığını vurguladı. ALTSO Başkanı özetle çoğu otelci ile acentenin uyum içinde çalıştıklarını ama bazı duyumlar üzerine de gerekli uyarıları yapmanın kaçınılmaz hale geldiğini söylediği konuşmasına, "Alanya olarak çok güzel bir birliktelik içerisindeyiz. Kaymakamımız, Belediye Başkanımız, ALTAV ve ALTİD yöneticileri ile ITB Berlin Fuarı’nda çok güzel temaslarda bulunduk. Bizler dışında yaşanan gelişmelere rağmen umutluyuz. Umarız en yakın zamanda her yerde barış tesis olur. Ben bir yandan otelcilere fiyat kırmamaları konusunda tavsiyede bulunurken bir yandan da bazı acentelerin partnerleri olan otelcilere karşı daha dostluk, şeffaflık ve işbirliği içinde olmalarını tavsiye ediyorum. Böyle olursa yediden yetmişe herkes kazanır. Alanya turizmi geçmişte çok daha büyük sorunları başarıyla aştı. Gelecekte de el ele, omuz omuza yürürsek herkesin kazanacağını düşünüyorum" dedi.
Antalya’dan orman yangınlarına karşı yeni model: Riskli alan ve döneme özel "acil kod" sistemi
10 Mart 2026 Salı - 14:53 Antalya’dan orman yangınlarına karşı yeni model: Riskli alan ve döneme özel "acil kod" sistemi Antalya İli Yangın Önleme Projesi Tanıtım Toplantısı, Orman Bölge Müdürlüğü Binası Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda, Antalya’da orman yangınlarının önlenmesine yönelik yürütülecek çalışmalar ile projenin detayları paylaşıldı. Toplantıda konuşan Vali Hulusi Şahin, Antalya’nın Türkiye’de orman varlığı açısından birinci sırada bulunduğunu, ancak bu durumun aynı zamanda büyük bir riski de beraberinde getirdiğini söyledi. Şahin, "Antalya, orman varlığı açısından Türkiye’nin birinci sıradaki şehridir. Türkiye’nin toplam orman varlığının yüzde 5’i Antalya’dadır. Aynı zamanda bu zenginlik büyük bir riski de beraberinde getiriyor. Nitekim her yıl orman yangınları nedeniyle büyük miktarda alanımızı kaybediyoruz. Türkiye tarihinin en büyük orman yangını da 2021 yılında Antalya’nın Manavgat ilçesinde çıktı ve 60 bin hektar ormanlık alanı kaybettik" ifadelerini kullandı. "Esas olan, yangının çıkmadan önlenmesi" Orman yangınlarının söndürülmesinin hem ekonomik hem de insani açıdan çok ağır sonuçlar doğurduğunu belirten Şahin, asıl hedefin yangınların çıktıktan sonra söndürülmesi değil, hiç meydana gelmeden önlenmesi olduğunu vurguladı. Geçen yıl çok sayıda görev şehidi verildiğini hatırlatan Şahin, her yıl benzer acıların yaşandığını ifade ederek, "Orman yangınlarının söndürülmesi çok büyük zahmet, çok büyük maliyet; hem ekonomik hem de insan maliyetine sebebiyet veriyor. Geçen yıl çok sayıda görev şehidi verdik. Her yıl benzeri durumlar oluyor. Dolayısıyla esas olan, orman yangınlarının söndürülmesinden ziyade orman yangınlarının hiç oluşmadan önlenmesi. Bunu başardığınız zaman çok daha az maliyetle bu meseleyi çözmüş oluyorsunuz" dedi. Son 5 yıldaki tüm yangınlar haritaya işlendi Vali Şahin, meslek hayatının 40 yılını orman yangınlarıyla mücadelede geçiren, Orman Genel Müdür Yardımcılığı görevinden emekli Nurettin Doğan’ın fikir babalığı ve proje yöneticiliğinde yürütülen çalışma kapsamında Antalya Orman Yangınlarını Önleme Projesi’nin hazırlandığını söyledi. Proje kapsamında bir önleme planının da oluşturulduğunu belirten Şahin, bu planın kitapçık haline getirilerek tüm paydaşlara sunulduğunu kaydetti. Projede öncelikle "alan daraltma" yönteminin benimsendiğini ifade eden Şahin, 20 bin kilometrekarelik bir şehirde her noktada aynı düzeyde tedbir alınamayacağını belirterek, riskli alanların tespitine yönelik titiz bir çalışma yürütüldüğünü anlattı. Şahin, "Son beş yılda Antalya’da çıkan tüm orman yangınları tespit edildi ve haritaya işlendi. Böylece yangın yönünden kritik alanlar ortaya çıktı. Bunun yanında bölgede görev yapan, geçmişte görev yapmış, bölgede yaşayan ve bölgeyi bilen herkesle de aylardır görüşülüyor. Böylece kritik yerler net şekilde tespit edildi ve bunları paydaşlarımızla paylaştık" diye konuştu. Riskli zamanlar da ayrıca belirlendi Sadece riskli alanların değil, yangın açısından tehlikenin arttığı dönemlerin de belirlendiğini aktaran Şahin, tehdidin yaz aylarının tamamını kapsamadığını, özellikle kuzeyli rüzgarların kuvvetli estiği ve havayı kuruttuğu dönemlerde riskin yükseldiğini söyledi. Şahin, "Orman yangını açısından riskli alanların belirlenmesinden sonra riskli zamanları da çalıştık. Hangi dönemlerde risk oluşuyor, buna baktık. Gördük ki bunlar yaz aylarının tamamını kapsamıyor. Özellikle kuzeyli rüzgarların fazlaca estiği, fırtına seviyesine ulaştığı ve havayı çok kuruttuğu dönemlerde risk artıyor. Bu dönemlerde, bu yerlerde tedbir aldığımızda meselenin önemli kısmını çözmüş olacağız" dedi. Muhtar, çiftçi, imam, öğretmen ve kamu personeli sisteme dahil edilecek Projenin bilinçlendirme ayağına da dikkat çeken Şahin, belirlenen riskli bölgelerde yaşayan vatandaşların yanı sıra muhtarlar, çiftçiler, sulama kooperatifleri, cami imamları, okul müdürleri, öğretmenler ve bölgede görev yapan kamu personelinin sistemin bir parçası olacağını söyledi. Vali Şahin, bu kişiler için planlı bir farkındalık ve hazırlık mekanizması kurulacağını belirterek, "Böylece o bölgelerde yaşayan insanlarımız, muhtarlarımız, çiftçilerimiz, sulama kooperatifleri, cami imamlarımız, okul müdürlerimiz, öğretmenlerimiz ve o bölgede görev yapan tüm kamu kuruluşlarının personeli bu sistemin içinde olacak" ifadelerini kullandı. "Bir acil kodu yayınlandığında hepsi teyakkuza geçecek" Vali Şahin, belirlenen riskli dönemlerde ilgili kişilerin "acil kod" sistemiyle uyarılacağını, bu uyarının ardından herkesin plan dahilinde hareket edeceğini belirtti. Şahin, "Bir acil kodu yayınlandığında hepsi bu plan dahilinde teyakkuza geçecek, tedbirli olacak ve yangın ile ilgili risk teşkil eden faaliyetlerden hem uzak duracak hem de başkalarını uzak tutacak. Yani kendisi de uzak duracak, tedbirini de ona göre alacak" dedi. Yangınları önlemekten sorumlu kurumların da önlemlerini yine bu riskli alanlarda yoğunlaştıracağını dile getiren Şahin, böylece sınırlı kaynakların hedef odaklı şekilde kullanılacağını söyledi. Şahin, "Böylece biz spesifik noktalarda, spesifik dönemlerde müteyakkız olacağız. Bunu başardığımız zaman elimizdeki mahdut kaynaklarla hedef odaklı bir faaliyet yapmış olacağız" diye konuştu. Amaç, yangın mevsimi başlamadan hazırlığı tamamlamak Uygulamanın orman yangını mevsimi başlamadan önce devreye alınacağını belirten Şahin, hazırlıkların önceden tamamlanacağını, mevsim başladığında ise ilgili birimlere acil kodun ulaştırılarak tedbirlerin plan dahilinde hayata geçirileceğini ifade etti. Şahin, "Bu çalışma orman yangını mevsimi öncesinde yapılacak ve herkes hazırlıklı olacak. Mevsim başladığı zaman ise hazırlığını yapmış olduğumuz vasıtalarla bu acil kod ilgili birimlere ulaştırılacak ve tedbirler plan dahilinde harekete geçirilecek" dedi. "Başarılırsa Türkiye’ye model olacak" Antalya’da uygulanacak projenin başarıya ulaşması halinde Türkiye için örnek bir model haline gelebileceğini vurgulayan Şahin, her ağacın korunmasının büyük bir kazanım olduğunu söyledi. Vali Şahin, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Özetle Antalya ili orman yangınlarını önleme planı bu. Eğer önümüzdeki yangın mevsiminde uygulayacağımız bu projeyi başarıyla gerçekleştirebilirsek, bu aynı zamanda Türkiye için de bir model olacaktır. Ben bunu başaracağımıza inanıyorum. Her bir ağacı kurtarmak bizim için büyük bir zafer demektir. Bunun için çalışıyoruz."
Serik’te "ebru, hat ve naht" sanat sergisi açıldı
10 Mart 2026 Salı - 14:34 Serik’te "ebru, hat ve naht" sanat sergisi açıldı Serik’te, Halk Eğitimi Merkezi ile Serik Gençlik Merkezi iş birliğinde düzenlenen "ebru, hat ve naht" sanat sergisi sanatseverlerle buluştu. Mevlid-i Nebi etkinlikleri kapsamında hazırlanan temalı eserlerin yer aldığı sergi yoğun ilgi gördü. Sergide, usta öğreticiler rehberliğinde kursiyerler tarafından hazırlanan toplam 33 eser sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Ebru, hat ve naht sanatının örneklerinin yer aldığı eserler, ziyaretçiler tarafından ilgiyle incelendi. Sergi hakkında bilgi veren Halk Eğitimi Merkezi Müdürü İbrahim Türkmen, Mevlid-i Nebi etkinlikleri kapsamında anlamlı bir çalışma gerçekleştirdiklerini belirterek şunları söyledi: "Peygamberimiz Hazreti Muhammed (Sallallahü teala aleyhi ve sellem) Efendimizin doğumunun bin 500’üncü yılı dolayısıyla Serik Halk Eğitimi Merkezi olarak ebru, hat ve naht sanatlarından oluşan bir sergi düzenledik. Sergide yer alan 33 eser, kursiyerlerimizin hazırladığı çalışmalar arasından seçildi. Amacımız bu sanatları halkımıza ve öğrencilerimize tanıtarak önemini vurgulamak. Ayrıca Ramazan ayı içerisinde olmamız sebebiyle bu manevi atmosferi sanatla birleştirmek istedik. Kursiyerlerimizin yaklaşık iki aylık emeğini sergilemekten mutluluk duyuyoruz. Bu tür kurs ve sergilerimiz önümüzdeki dönemlerde de devam edecek." Serik Gençlik Merkezi spor salonunda gerçekleştirilen açılışa İlçe Milli Eğitim Müdürü İkram Ekiz, Halk Eğitimi Merkezi Müdürü İbrahim Türkmen, Gençlik Merkezi Müdürü İsa Seyyar, okul müdürleri, kursiyerler ve öğrenciler katıldı. Bir gün sürecek olan sergi, gün boyunca vatandaşların ziyaretine açık olacak.
Kepez’de her gün iftar, her gün bereket
10 Mart 2026 Salı - 13:17 Kepez’de her gün iftar, her gün bereket Kepez’de Ramazan ayının manevi iklimi, her gün kurulan iftar sofralarıyla yaşanıyor. Ramazan’ın on dokuzuncu gününde Duraliler ve Avni Tolunay mahalle sakinleri, aynı sofrada oruçlarını açmanın mutluluğunu paylaştı. Kepez Belediyesi’nin Ramazan ayının on dokuzuncu gününde kurulan iftar sofraları Duraliler ve Avni Tolunay mahalle sakinlerini bir araya getirdi. Duraliler Mahallesi kapalı pazar alanında düzenlenen ve yoğun katılımın olduğu iftar programında vatandaşlar aynı sofrada oruçlarını açmanın heyecanını yaşadı. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, iftar yemeğinde mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Başkan Kocagöz, iftar öncesinde kurulan masaları tek tek dolaşarak vatandaşlarla sohbet etti. Vatandaşların Ramazan ayını tebrik ederek, hayırlı iftar dileklerini iletti. Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhuna dikkat çeken Başkan Kocagöz, aynı sofrada buluşmanın önemine vurgu yaparak Ramazan’ın toplumsal birlikteliği güçlendirdiğini ifade etti. Ramazan ayının sadece oruç tutmak olmadığını belirten Başkan Kocagöz, "Ramazan ayı sabırlı, adaletli olmak, paylaşmak, dayanışmak, birlik ve beraberlik içinde olmak demektir. İşte bizde tamda burada Kepez Belediyesi olarak sadece hizmet üretmiyoruz. Birlik ve beraberliği sağlıyoruz. Çocuklarımızın umutları, gençlerimizin hayalleri, büyüklerimizin huzur içerisinde yaşayabilecekleri bir ilçe için gecemizi gündüzümüze katıyoruz ve sizlere layık olmaya çalışıyoruz" dedi. "Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız" Kepez yolculuğuna çıkarken, "Kepez’de hiç kimse kendini yalnız hissetmeyecek" sözlerine değinen Başkan Kocagöz, " Bizim olduğumuz yerde bir çocuğumuz üşümeyecek, bir insanımız yatağa aç girmeyecek. Belediyecilik demek budur. Yol yapmak, park yapmak bizim asli görevimizdir. Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Etrafımızda yoksul insan, çaresiz insan olmamalı Bunu hep beraber sağlayacağız" diye konuştu. Dünya’daki sıcak gelişmelere de değinerek, "Elbet bir gün bu ateşi yakanlar, o ateşte yanacaklardır" diyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ sözlerine değindi. Seçim döneminde vaat edilen 105 projenin 50’sini tamamladıklarını ve 98 projenin ise ilçede işler halde olduğunu söyledi. Duraliler ve Avni Tolunay muhtarlarına da çalışmalarından dolayı teşekkür eden Başkan Kocagöz, "Onlar bizim hizmet elçimiz Biz hizmet elçilerimiz, muhtarlarımız sayesinde mahallelerimizin ihtiyaçlarını çok daha rahat gözlemliyoruz. Elimizden geleni mahallelerimiz ve vatandaşlarımız için yapmaya çalışıyoruz" dedi. Başkan Kocagöz, Ramazan ayında Kepez’de her gün iftar sofralarının kurulduğunu, Dokumapark ve Kent Meydanı’nda da Ramazan etkinliklerinin düzenlendiğini söyledi. Kepez’in ortak gelecekleri olduğunu belirten Başkan Kocagöz, "Çocuklarımız, gençlerimiz, yaşlılarımız ve engellilerimiz Kepez’de bizim baş tacımız" ifadelerini kullandı.
Nineler ve torunları mendil geleneğinde buluştu: Ellerini öptükleri ninelerinin sardığı mendillerden hediyelerini aldılar
10 Mart 2026 Salı - 12:04 Nineler ve torunları mendil geleneğinde buluştu: Ellerini öptükleri ninelerinin sardığı mendillerden hediyelerini aldılar Antalya’da Olgunlaşma Enstitüsü tarafından kültürde ayrı bir yeri olan mendil geleneğini genç kuşaklara tanıtmak amacıyla "Nineler ve torunlar ile bayram geleneği" etkinliği düzenlendi. Kuşakları bir araya getiren etkinlikte nineler ve torunlar gelenekleri yeniden canlandırdı. Olgunlaşma enstitüsü Müdürü Emine Erkal, "Bu geleneği yaşatmak adına burada toplandık. Olgunlaşma enstitüleri olarak geleneği birlikte kucaklamaya ihtiyacımız var" dedi. Ramazan ve kurban bayramlarında unutulmaya yüz tutmuş, ziyarete gelen küçüklere mendil verme geleneği, Antalya’da Olgunlaşma Enstitüsü tarafından "Nineler ve torunlar ile bayram geleneği" etkinliği ile tekrar yaşatılıyor. Eski bayram geleneklerinin unutulmaması için gerçekleştirilen etkinlikte nineler ve torunlar birlikte mendil hazırladı. Mendillere torunların isimlerinin baş harfleri yazıldı ve geleneksel motifler işlendi. Hazırlanan mendillerin içerisine nineler tarafından para ve şeker konuldu, torunlar ise ninelerinin ellerini öperek hediyelerini aldılar. Gelecek ile gelenek arasında köprü kuran etkinlikte eski bayram günleri tekrar yaşatıldı. "Etkinliğin birliğimizi koruyacağına inanıyorum" Antalya Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Emine Erkal, teknolojideki hızlı gelişmelerin geleneklerin unutulmasına neden olduğunu söyledi. Geleneklerin tekrar yaşatmak adına etkinliği düzenlediğini ifade eden Erkal, "Ramazan bayramı öncesinde mendiller işlenir ve torunlarımıza ve çocuklarımıza hediye edilirdi. Bu geleneği yaşatmak adına burada toplandık. Mendiller işlendi. İçlerine şekerler kondu ve hep birlikte bu güzel geleneğimizi yaşatmış olduk. Olgunlaşma enstitüleri olarak geleneği birlikte kucaklamaya ihtiyacımız var. Son dönemde teknolojinin bu kadar arttığı ve iletişim sorunlarının yaşandığı günümüzde, bu tür etkinliklerin birliğimizi koruyacağına inanıyoruz" dedi "Geçmiş olmadan geleceğe bakamayız" Bedriye Bileydi İlkokulunda Öğretmen Nursen Yurtkulu bayramlarda çocuklara mendil verme geleneğini tekrar yaşatmak için öğrenciler ile birlikte etkinliğe katıldığını belirtti. Yurtkulu, kültürün inceliğine değinerek şöyle konuştu: "Nineler ile torunları buluşturduk, bayramda nasıl hediye veriliyorsa onu yaşatmaya çalıştık. Bugün çocuklar büyük bir keyif ile geldiler. Nineleri ile Mendillere baş harflerini işlediler, mutluydular. Bayramda büyüklerimiz mendil içinde çocuklara para verirlermiş, paranın mendil içinde verilmesinin sebebi çocukların etraftakilerin görüp utanmamasıymış. Gelenek ve göreneklerimizin bu kadar güzel bir inceliği var. Geçmiş olmadan geleceğe bakamayacağımız için bu köprüyü bir öğretmen olarak ben kurabilirim diye düşündüm." Etkinliğe katılan nine Hatice Çiftçi ise duygularını, "Çok güzel bir etkinlikti. Böyle bir şey tahmin etmiyordum. Heyecanlı geldim, mendilimi işledim" sözleriyle dile getirdi. Etkinliğe katılan öğrenci Esma Tanem Ekmekçi de, "İsimlerimizin baş harfini diktik. Mendilin içine ninelerimiz içine harçlık koyup bize verdiği geleneği sürdürdük. Geleneklerimizi yaşatmak çok güzel, içimde güzel bir his oldu." Etkinliğe katılan öğrenci Asya Lina Yıldırım ise "Mendillere isimlerimizin baş harfini işledik, çiçek ve kalp işledik. Bayramlarda yapılan çok güzel bir gelenek, tekrar canlandırmaya geldik" ifadelerini kullandı.