Yerel Haberler
Balıkesir
15 Mart 2026 Pazar - 11:32 Ayvalık’ta Büyükşehir Belediyesi’nden dev iftar Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen iftar programına yoğun ilgi oldu. Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin 20 ilçede gerçekleştirdiği iftar programları kapsamında Ayvalık’ta dev bir iftar çadırı kuruldu. Ayvalık’ta Eski Garaj’da kurulan iftar çadırında yüzlerce Ayvalıklı, Ramazan bereketiyle aynı sofrayı paylaştı. Kardeşliğin, paylaşmanın ve dayanışmanın ayı Ramazan’da tüm hemşehrilerini aynı sofrada buluşturan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Ramazan’ın bereketini kentin turizm alanındaki yüz akı Ayvalık’a da taşıdı. Eski Garaj’da yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen iftar programının ardından gerçekleşen Ramazan etkinlikleri ve ikramlar çocukları sevindirdi. CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan ile CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı’nın yanı sıra Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi BASKİ 2. Bölge Daire Başkanı Nejla Önsal, Ayvalık’ta faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı iftar programının yanı sıra iftar aracı ve iftar tırıyla vatandaşlara paket yemek ikramları da yapıldı. Zengin menüden oluşan sofrada gerçekleşen iftar organizasyonunda; Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin ile CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı yaptıkları kısa konuşmalarla iftara katılan vatandaşları selamladı. İftar programında konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, içinden geçtiğimiz dönemin; birlik ve beraberlik zamanı olduğunu vurgulayarak, "Ramazan ayı; şükretmenin, sabretmenin, kucaklaşmanın, küslükler varsa sona erdirmenin ve bir olup beraber olmanın ayı. En büyük duam şudur; Allah, birliğimizi ve beraberliğimizi bozmasın. Allah, devletimize ve milletimize zeval vermesin" dedi. "Etrafımızdaki ateş çemberine karşı bir ve beraber olmak zorundayız" Türkiye’nin Güneydoğu sınırında halen daha süren savaşlara dikkat çeken Başkan Akın, "Her yerimiz ateş çemberi. Hepimizin tek arzusu; büyük devletimizin sonsuza kadar var olması ve bu mücadelede birliğin ve beraberliğin daim olmasıdır. Öyle zamanlardan geçiyoruz ki; bu süreçte tek yapmamız gereken, etrafımızdaki ateş çemberine karşı bir olmak ve beraber olmaktır. Asla ayrımcılık yapmamak ve birliğimizden doğan güçle, bize karşı cephe alanlara en azından, ’Durun! Burası Türkiye Cumhuriyeti. Burası ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün memleketi. Burası, ’Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır’ diyen, ’Yurtta sulh, cihanda sulh’ diyen Atatürk’ün askerlerinin olduğu Türkiye Cumhuriyetidir" diyebilmektir. İşte bunun için biz de Balıkesir’de gerçekten farklı bir anlayışla, herkesi kucaklamaya çalışıyoruz. Bunu sonuna kadar da böyle götüreceğiz" dedi. "Balıkesir benim ailem ve tek amacım; bu güzel ve büyük ailenin hayırlı bir evladı olmaktır" Her fırsatta dile getirdiği, ’Balıkesir benim ailem’ sözlerini yürekten söylediğini vurgulayan Ahmet Akın, "Üç dönem milletvekilliği, genel başkan yardımcılığı yaptım. Her defasında bize sahip çıktınız. Bu yüzden de, benim gerçek ailemsiniz. Tek amacım; bu güzel ve büyük ailenin hayırlı bir evladı olmaktır. Onun için Balıkesir’imin 20 ilçesinden herhangi birinde, eğer bir tek çocuk yatağa aç giriyorsa, kendimi sorumlu adederim. Eğer bir sofrada iftar olmuyorsa, kendimi sorumlu sayarım. Eğer bir sabah, sahurda en ufak bir eksiklik olursa kendimi sorumlu adderim. Çünkü ben sizin evladınızım. Tek amacım, hayırlı evladınız olabilmektir. Hepinizin yaklaşan Kadir Geceniz ve Ramazan Bayramınız mübarek olsun" diye konuştu. Konuşmaların ardından iftar programı, ilahiler ve çocuklara yönelik etkinliklerle sona erdi.
Reşitköy Barajı kurtarma kazılarında 6 bin yıllık kültür tarihi gün yüzüne çıkıyor
05 Ağustos 2025 Salı - 10:08 Reşitköy Barajı kurtarma kazılarında 6 bin yıllık kültür tarihi gün yüzüne çıkıyor Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Adramytteion Araştırmaları Heyet Başkanı Dr. Hüseyin Murat Özgen, Reşitköy Barajı ve çevresinde yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarının, Edremit Körfezi’nin 6 bin yıllık kültür tarihine ışık tuttuğunu söyledi. Edinilen bilgiye göre, Balıkesir Kuvayımilliye Müzesi Müdürlüğü başkanlığında ve Dr. Hüseyin Murat Özgen’in bilimsel sorumluluğunda sürdürülen çalışmalarda, Reşitköy Barajı rezerv alanı, sulama havzası ve çevresinde taşınabilir kültür varlıklarının belgelenmesi ve kurtarılması amaçlanıyor. Özgen, yaklaşık 14 yıldır Adramytteion ve çevresinde yüzey araştırmaları yürüttüklerini, son iki yıldır ise oluşturdukları acil eylem planı doğrultusunda kazı çalışmalarına başladıklarını belirtti. Kazılarda elde edilen verilerin, Burhaniye ve Edremit Düzlüğü başta olmak üzere Körfez’in kültür tarihine dair somut veriler sunduğunu ifade eden Özgen, "Çingen Tarla mevkiinde geç Roma ve Bizans dönemlerine ait iki evreli büyük bir kilise yapısı, şarap atölyeleri, silo ve tarım aletlerine rastladık. Bu alan, geç antik dönemde ruhban sınıfı öncülüğünde yürütülen tarımsal organizasyonun izlerini taşıyor" dedi. Çalışmalar kapsamında ayrıca, Kalkolitik Dönem’den Osmanlı dönemine kadar uzanan çok katmanlı kültür tabakaları da belirlendi. Reşitköy Barajı gövdesine yakın konumda erken Osmanlı dönemine ait yerleşim izleri, 18. yüzyıla kadar kullanıldığı belirlenen bir su değirmeni ve 1. Abdülhamit dönemine tarihlenen buluntular da gün yüzüne çıkarıldı. Heyet üyesi Doç. Dr. Hasan Sercan Sağlam ise alandaki çok katmanlı kırsal yerleşimin, bölgenin Türkleşme sürecine dair önemli arkeolojik ipuçları sunduğunu belirtti. 11. yüzyıl sonu ve 13. yüzyılda iki kesintili dönemin tespit edildiğini aktaran Sercan, "Bu veriler, Malazgirt sonrası Çakabey öncülüğünde Batı Anadolu kıyılarına ulaşan Türk akınlarının izlerini taşıyor. Ancak 1. Haçlı Seferi sonrası bölgede 200 yıl süren Bizans kontrolü yeniden kurulmuş. 13. yüzyılla birlikte ise Türk hakimiyeti nihai olarak sağlanmış görünüyor" diye konuştu. Kazıların Aralık ayına kadar devam edeceğini belirten heyet üyeleri, elde edilen arkeolojik verilerin ışığında Körfez bölgesinin tarımsal geçmişini ve kültürel sürekliliğini yansıtan bir bilgi sergi evi veya müze kurulmasını hedefliyor.
Reşitköy Barajı kurtarma kazılarında 6 bin yıllık kültür tarihi gün yüzüne çıkıyor
05 Ağustos 2025 Salı - 10:06 Reşitköy Barajı kurtarma kazılarında 6 bin yıllık kültür tarihi gün yüzüne çıkıyor Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Adramytteion Araştırmaları Heyet Başkanı Dr. Hüseyin Murat Özgen, Reşitköy Barajı ve çevresinde yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarının, Edremit Körfezi’nin 6 bin yıllık kültür tarihine ışık tuttuğunu söyledi. Edinilen bilgiye göre, Balıkesir Kuvayımilliye Müzesi Müdürlüğü başkanlığında ve Dr. Hüseyin Murat Özgen’in bilimsel sorumluluğunda sürdürülen çalışmalarda, Reşitköy Barajı rezerv alanı, sulama havzası ve çevresinde taşınabilir kültür varlıklarının belgelenmesi ve kurtarılması amaçlanıyor. Özgen, yaklaşık 14 yıldır Adramytteion ve çevresinde yüzey araştırmaları yürüttüklerini, son iki yıldır ise oluşturdukları acil eylem planı doğrultusunda kazı çalışmalarına başladıklarını belirtti. Kazılarda elde edilen verilerin, Burhaniye ve Edremit Düzlüğü başta olmak üzere Körfez’in kültür tarihine dair somut veriler sunduğunu ifade eden Özgen, "Çingen Tarla mevkiinde geç Roma ve Bizans dönemlerine ait iki evreli büyük bir kilise yapısı, şarap atölyeleri, silo ve tarım aletlerine rastladık. Bu alan, geç antik dönemde ruhban sınıfı öncülüğünde yürütülen tarımsal organizasyonun izlerini taşıyor" dedi. Çalışmalar kapsamında ayrıca, Kalkolitik Dönem’den Osmanlı dönemine kadar uzanan çok katmanlı kültür tabakaları da belirlendi. Reşitköy Barajı gövdesine yakın konumda erken Osmanlı dönemine ait yerleşim izleri, 18. yüzyıla kadar kullanıldığı belirlenen bir su değirmeni ve 1. Abdülhamit dönemine tarihlenen buluntular da gün yüzüne çıkarıldı. Heyet üyesi Doç. Dr. Hasan Sercan Sağlam ise alandaki çok katmanlı kırsal yerleşimin, bölgenin Türkleşme sürecine dair önemli arkeolojik ipuçları sunduğunu belirtti. 11. yüzyıl sonu ve 13. yüzyılda iki kesintili dönemin tespit edildiğini aktaran Sercan, "Bu veriler, Malazgirt sonrası Çakabey öncülüğünde Batı Anadolu kıyılarına ulaşan Türk akınlarının izlerini taşıyor. Ancak 1. Haçlı Seferi sonrası bölgede 200 yıl süren Bizans kontrolü yeniden kurulmuş. 13. yüzyılla birlikte ise Türk hakimiyeti nihai olarak sağlanmış görünüyor" diye konuştu. Kazıların Aralık ayına kadar devam edeceğini belirten heyet üyeleri, elde edilen arkeolojik verilerin ışığında Körfez bölgesinin tarımsal geçmişini ve kültürel sürekliliğini yansıtan bir bilgi sergi evi veya müze kurulmasını hedefliyor. (EME-
Ayaklarıyla hayata tutunuyor
05 Ağustos 2025 Salı - 09:49 Ayaklarıyla hayata tutunuyor Balıkesir’in Gömeç ilçesinde, bu yıl "Engelsiz Yaşam" temasıyla düzenlenen 4. Uluslararası Keremköy Festivali’ne katılan Ayşe Işık, başarılarıyla kendisi gibi engellilere umut ışığı saçıyor. 5 yaşında geçirdiği kaza sonucu kollarını kaybeden ressam Ayşe Işık, ayaklarını ellerinin yerine kullanmayı öğrenmesinin ardından, 19 yaşında resim yapmaya başlayarak, ayaklarıyla yaptığı yüzlerce eserle yaklaşık 40 sergiye imza attı. Bununla yetinmeyen 38 yaşındaki Işık, Engelliler Türk Milli Takımı formasıyla katıldığı para taekwondo uluslararası şampiyonalarında dünya ikinciliğiyle Avrupa şampiyonluğunu ülkeye getirdi. Kollarının eksikliğini hissetmeden, 20 yıldır doğanın renklerini tuvallerine, ayaklarında tuttuğu fırçayla yansıtan 38 yaşındaki Işık, üretkenliğiyle engelli bireylere de örnek olmaya çalışıyor. Adıyaman’da henüz 5 yaşındayken, buğday helezonuna kaptırdığı iki kolunu da kaybeden Ayşe Işık yaptığı açıklamada, "Kollarımı kaybettikten bir yıl sonra annem bir yakınımızın cenazesine gitmişti. Gün boyu cenaze evinde kaldı. Annem evde olmadığı için babaannemden ve ablamdan yemek yemedim ve aç kaldım. Annem eve döndüğünde, ’bu böyle olmaz’ dedi ve bacaklarımı kullanmam gerektiğini söyledi. O günden sonra da kaybettiğim kollarımın yerine bacaklarımı kullanmaya başladım. İlköğretimi Adıyaman’da tamamladım. İlkokul birinci ikinci sınıfta zorlandım ama üçüncü sınıfa geldiğimde ayaklarımla tamamen her ihtiyacımı görebiliyordum. Şimdi evde birçok işimi kendim görebiliyorum" dedi. 2002 yılında daha iyi eğitim alabilmesi için ailesiyle İstanbul’a taşındıklarını aktaran Işık, "2003 yılında da bir resim hocasıyla tanıştım. Bu arada engellilere yönelik sivil toplum kuruluşlarının da çalışmaları içinde yer alıyordum. Orada tanışmıştım resim hocamla. Sağolsun bana ders vermeye başladı. Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum resim sanatı bir anda hayatım oldu. Resim yapmaya başladıktan 6 ay sonra yaptığım 20 eserimle ilk sergimi 2002’de 19 yaşındayken açtım" diye konuştu. Minik kızı: "Al kolumun biri senin olsun" 4 yıldır evli olduğunu aktaran Ayşe Işık, "Şu anda 2 buçuk yaşında Melek isimli bir kızım var. Evimizdeki rutin işlerde, sağolsun babası da yardımcı oluyor. Ben de elimden geldiğince ilgileniyorum. Zaten kreşe gidiyor öncesi de bakıcısı vardı. Çok şükür bu anlamda sıkıntı yaşamıyoruz. Kızım bana hiçbir zaman, ‘neden böylesin’ diye sormadı. Ama yakın zamanda bir şehirde sergi açılışına gitmiştim. Akrabamızın çocuklarından biri, ‘ablanın kolları yok’ ifadelerini kullanmıştı. Kızım da ondan duymuştu. Eve geldik. Ertesi gün, ‘Anne neden kolların yok? Niye böyle? Al benim kolumun biri senin olsun’ gibi şeyler söyledi" dedi. Ayaklarıyla hayata tutundu Kendi hayatından kesitler sunduğu "Ayaklarımla Tutundum Hayata" kitabıyla ilgili de açıklamalarda bulunan Ayşe Işık, "Bu kitapta kendi hayatımı yazdım. Çok beğenildi. Bunun dışında ayaklarımı rahat kullanabilmek için bir antrenörün tavsiyesi üzerine tekvando sporuna başladım. Bu alanda da kısa sürede başarılı olup, dünya ikinciliği ve Avrupa şampiyonluğunu kazandım. Kızımın doğumu öncesinden şimdiye kadar aradan geçen 2 buçuk yıl süresince bu spora hamilelik ve sonrasındaki süreçte ara vermiştim. Ama şimdi önümüzdeki eylül ya da ekim ayı içerisinde yurt dışında bir turnuvaya katılacağım. İnşallah yeni başarılar elde edebilirim" diye konuştu. Eşi Durgun Işık: "Ayşe ile çok mutluyum" Ayşe Işık’ın epilepsi rahatsızlığı olan eşi Durgun Işık da yaptığı açıklamada, "İzmir’de, İzmir Engelliler Derneği’ndeydim. Bizim başkan çıkardığı bir gazete kupürünü gösterdi. ‘Bakın arkadaşlar, Ayşe Işık ne kadar güzel başarılara imzalamış’ diye. Benim de soyadım Işık’tı. O yüzden de ilgimi çekmişti. Daha sonra bir gün, İzmir’den İstanbul’da bir otele gittim personel görüşmesi için. Benim insan kaynakları üzerine bir firmam var. Personel görüşmesi yaparken, bir baktım ki Ayşe, lobide resim sergisi açmış. Orada tanıştık. Daha sonra Muğla’ya kısa film çekimine gelmişti. Muğla’ya gittim. Biraz yardımcı oldum. O akşam İstanbul’a dönecekti. Ben de havaalanına kadar eşlik ettim Ayşe’ye. Uçağı da rötar yapmıştı. ‘Hadi bize gidelim. Annem ve ailemle tanıştırayım seni’ dedim. O ana kadar da ne aileme ne de birbirimize herhangi bir şey söylememiştik. Ama yürekten inanıyorduk birbirimize. Ayşe birçok başarıya imza atınca, ona ilgim daha çok arttı. Ben hayatımda hiçbir zaman basit bir kişiyi sevmemişimdir. O yüzden benim için çok farklıydı Ayşe. Üstelik bana göre; engel sadece beyindedir, düşüncededir. Oysa hakkaniyetle bakıldığında her sağlıklı birey, bir engelli adayıdır. Ben epilepsi hastasıydım. Ayşe’yle tanışınca, O beni epilepsiden kurtardı. Şu anda onunla çok mutluyum. Hayatı paylaşıyoruz. Hayat benim için zor olmuyor. O beni her akşam güler yüzle karşılasın, bu bana yetiyor. Evde yemekleri; Ayşe tarif ediyor, ben yapıyorum. Ona göre malzemelerini kullanıyorum. Her şeyi birlikte yapıyoruz. Engel diye bir şey yoktur aslında, her şey düşüncededir. Ben başarılı engellilerle tanışmak ve onların toplum tarafından kazandırılmasına çok mutlu oluyor ve gurur duyuyorum" diye konuştu. Gömeç Belediye Başkanı Melih Bağcı: "Engellilere adaletli olmak gerekir" Ayşe Işık’ı, bu yıl ‘Engelsiz Yaşam’ temasıyla düzenlenen 4. Keremköy Uluslararası Festivali’nde şeref konuğu olarak ağırlayan Gömeç Belediye Başkanı Melih Bağcı ise, merhametin engellilere bakış açısını tek başına ifade eden bir duygu olamayacağını vurgulayarak, "Toplum olarak bizlerin engellilere karşı daha çok adaletli olmamız gerekir. Merhamet, zaman zaman insanın düştüğü bir noktadır ama doğru tavır adaletli olmaktır. Engellilere de adaletli davranmak zorundayız. O yüzden engellilere onların hak ettikleri bir duyguyla bakmamız gerekir. Çünkü hiçbir engelli arkadaşımız acınacak durumda değildir" dedi.
Gönen Ovası’nda çeltik tarlaları susuz kaldı
04 Ağustos 2025 Pazartesi - 22:01 Gönen Ovası’nda çeltik tarlaları susuz kaldı Balıkesir’in Gönen ilçesinde Devlet Su İşleri (DSİ) Bölge Müdürlüğü’nün yaptığı planlama nedeniyle özellikle Misakça, Gebeçınar, Çifteçeşmeler ve Ulukır bölgelerinde binlerce dönüm çeltik tarlası kuruma noktasına geldi. Üreticiler, barajdan su salınımının DSİ tarafından yapıldığını, Gönen Ovası içindeki dağıtımın Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi (BASKİ) tarafından yürütüldüğünü, bazı köylerde ise sulama birliklerinin devrede olduğunu belirterek yaşanan yetki karmaşasının soruna neden olduğunu söyledi. Misakça Köyü Muhtarı Refik Öztürk, su sıkıntısıyla ilgili çok sayıda başvuru yaptıklarını ancak sonuç alamadıklarını ifade ederken, Sulama Kooperatifi Başkanı Hüseyin Gençtürk de barajda su olmasına rağmen köylünün artezyen kuyularıyla çare aradığını söyledi. Üreticiler, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çeltik ekimi için verdiği ruhsatlara rağmen yeterli sulama imkânı sağlanmamasını eleştirerek mağduriyetin giderilmesini ve zararların tazmin edilmesini istedi. Konuyla ilgili açıklama yapan 24., 25. ve 26. Dönem CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, "Burası Balıkesir Bandırma Misakça Mahallesi, burası da Türkiye’yi besleyen en kaliteli baldo pirincinin yetiştiği çeltik arazileri. 2025 Ocak ve Şubat aylarında Gönen Barajı’ndaki doluluk oranı yüzde 80’in üzerindeydi. Ancak DSİ’nin elektrik üretimi amacıyla suyu erken bırakması nedeniyle bu su tutulmadı ve bugün bu topraklar susuz kaldı. BASKİ, DSİ’ye, DSİ BASKİ’ye, Sulama Birliği Bakanlığa, Bakanlık başka kuruma topu atıyor ama ortada mağdur olan köylü. Sayın Tarım Bakanı, bu köylüler size güvenerek ruhsat aldı, peki Gönen Ovası’ndaki bazı bölgelerde çeltikler su içinde yüzüyorken Misakça’daki araziler neden susuz? Çiftçimizin çığlığını duyun, Gönen Barajı’ndan bu bölgeye acilen su bırakılmasını sağlayın" diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi.
Gönen Ovası’nda çeltik tarlaları susuz kaldı
04 Ağustos 2025 Pazartesi - 21:54 Gönen Ovası’nda çeltik tarlaları susuz kaldı Balıkesir’in Gönen ilçesinde Devlet Su İşleri (DSİ) Bölge Müdürlüğü’nün yaptığı planlama nedeniyle özellikle Misakça, Gebeçınar, Çifteçeşmeler ve Ulukır bölgelerinde binlerce dönüm çeltik tarlası kuruma noktasına geldi. Üreticiler, barajdan su salınımının DSİ tarafından yapıldığını, Gönen Ovası içindeki dağıtımın Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi (BASKİ) tarafından yürütüldüğünü, bazı köylerde ise sulama birliklerinin devrede olduğunu belirterek yaşanan yetki karmaşasının soruna neden olduğunu söyledi. Misakça Köyü Muhtarı Refik Öztürk, su sıkıntısıyla ilgili çok sayıda başvuru yaptıklarını ancak sonuç alamadıklarını ifade ederken, Sulama Kooperatifi Başkanı Hüseyin Gençtürk de barajda su olmasına rağmen köylünün artezyen kuyularıyla çare aradığını söyledi. Üreticiler, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çeltik ekimi için verdiği ruhsatlara rağmen yeterli sulama imkânı sağlanmamasını eleştirerek mağduriyetin giderilmesini ve zararların tazmin edilmesini istedi. Konuyla ilgili açıklama yapan 24., 25. ve 26. Dönem CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, "Burası Balıkesir Bandırma Misakça Mahallesi, burası da Türkiye’yi besleyen en kaliteli baldo pirincinin yetiştiği çeltik arazileri. 2025 Ocak ve Şubat aylarında Gönen Barajı’ndaki doluluk oranı yüzde 80’in üzerindeydi. Ancak DSİ’nin elektrik üretimi amacıyla suyu erken bırakması nedeniyle bu su tutulmadı ve bugün bu topraklar susuz kaldı. BASKİ, DSİ’ye, DSİ BASKİ’ye, Sulama Birliği Bakanlığa, Bakanlık başka kuruma topu atıyor ama ortada mağdur olan köylü. Sayın Tarım Bakanı, bu köylüler size güvenerek ruhsat aldı, peki Gönen Ovası’ndaki bazı bölgelerde çeltikler su içinde yüzüyorken Misakça’daki araziler neden susuz? Çiftçimizin çığlığını duyun, Gönen Barajı’ndan bu bölgeye acilen su bırakılmasını sağlayın" diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi.
Erdek’te göz göre göre işgal: Tahliye kararı sonrası enkaz kaldı
04 Ağustos 2025 Pazartesi - 15:26 Erdek’te göz göre göre işgal: Tahliye kararı sonrası enkaz kaldı Balıkesir’in Erdek ilçesi Kastri mevkiinde bulunan ve özel mülkiyete ait olan Göktur Kampı’nın, dönemin Erdek Belediye Başkanı Burhan Karışık’ın kızı Seval Ç.’ye iki yıllığına kiralandığı, kira süresi dolmasına rağmen boşaltılmadığı gerekçesiyle mahkeme kararıyla tahliye edildiği bildirildi. Balıkesir’in Erdek ilçesi Kastri mevkiinde bulunan ve mülkiyeti Mürvet Sütçüoğlu’na ait olan Göktur Kampı, kira süresinin dolmasının ardından boşaltılmadığı gerekçesiyle açılan dava sonucu mahkeme kararıyla tahliye edildi. Edinilen bilgiye göre, 1 Ağustos 2025 tarihinde Erdek İcra Müdürlüğü ve kolluk kuvvetleri eşliğinde gerçekleştirilen tahliye işlemi sonrası kamp alanında ciddi tahribat oluştu. Elektrik ve su hatlarının zarar gördüğü, kamp tabelalarının ve bazı yapıların söküldüğü alanda, mülk sahipleri duruma tepki gösterdi. Tahliye sonrası, arazi sahibinin eşi Ahmet Serdar Sütçüoğlu konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Şu anda, Erdek Kastri mevkiinde Göktur Camping arazisi içindeyiz. Bu arazi eşime ait. Dolayısıyla sizinle bazı bilgileri paylaşmak istiyorum. Bu arazi, 2021 yılı Eylül ayında, o dönemin meclis üyelerinin oylarıyla ara seçimle belediye başkanı olan Burhan Karışık’ın şahsımdan özel ricasıyla sadece ve sadece iki yıllığına kızına, Seval Ç.’ye kiralanmış olup, 2023 Eylül ayından bugüne geçen yaklaşık iki yıllık sürede kendileri eşime ait arazide işgalci durumda bulunmaktadırlar. Buna karşın Kasım 2023’te başlayan hukuki sürecimiz, birinci mahkemenin kesin kararı ve ikinci mahkeme olan istinafın da kararıyla, 17 Temmuz tarihinde Erdek İcra Müdürlüğü’ne ulaşmış olup, aradan geçen iki haftalık süre sonrasında da dün, 1 Ağustos 2025 Cuma günü, icra memurunun ve kolluk kuvvetlerinin de katılımıyla arazimiz icra memurundan teslim alınmıştır. Birazdan, teslim alınan arazimize ait nasıl terk edildiğini gösteren görüntüleri izleyeceksiniz" ifadelerini kullandı. Tahliye edilen kamp alanında çekilen fotoğraflarda, kampın uzun yıllardır kullandığı "Göktur" tabelalarının söküldüğü, ana giriş kapılarının yerinden alındığı ve büfe yapısının iş makinesiyle parçalandığı görüldü. Arazi sahibine göre, kampın ismi dahi kiracı tarafından kendi adına tescil ettirildi. Konuya ilişkin taraflardan resmi bir açıklama yapılmazken, tahliye sonrası oluşan zararın belgeleriyle birlikte ilgili makamlara iletileceği bildirildi.