Yerel Haberler
Bartın
Bartın’da Aile Yılı temalı "Ailemle Ormanda" etkinliği
17 Ağustos 2025 Pazar - 18:50 Bartın’da Aile Yılı temalı "Ailemle Ormanda" etkinliği Bartın Üniversite (BARÜ), Aile YIlı sebebiyle il merkezinde bir etkinlik düzenledi. "Ailemle Ormanda" isimli etkinlikte ebeveynler ve çocuklar, ormandan topladıkları materyalleri tuval üzerine yapıştırarak bir tablo oluşturdu. BARÜ Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi koordinasyonluğunda BARÜ Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi, BARÜ Personeli Daire Başkanlığı, Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü, Bartın Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü işbirliği ile düzenlenen etkinlik, Balamba Tabiat Parkı’nda gerçekleştirildi. Çocukları ile piknik alanına gelen ebeynlere gönüllü Eğitmen Ezgi Gençoğlu eşlik etti. Ormandan topladıkları taş, toprak, yaprak gibi materyaller ile tuval üzerine çalışmalar yapan ailelerin çocukları ile birlikte doğada zaman geçirmesi amaçlandı. BARÜ Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Çakır Koçak, "Bu yıl aile yılı dedik. Çocuklar ve ailelerle birlikte buluşalım dedik. Doğada ormanın içinde hazine avına çıkacağız. Bu konuda başta Rektör hocamız ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum, iyi ki geldiniz" diye konuştu. Etkinliğe oğlu ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Müdür Yavuz Korkmaz, "Bildiğiniz gibi bu yıl Cumhurbaşkanımız tensipleriyle Aile Yılı ilan edilmişti. Bizde üniversitemiz ile beraber böyle bir etkinlik planladık. Keyifli vakitler geçirmenizi diliyorum" dedi. Balamba Tabiat Parkı’nda 15 ailenin katılım sağladığı etkinliğe eşi ve kızı ile katılan Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Rabia Kalmaz Kaptan, "İnşallah bundan sonra hem Aile Yılı hem de geçen her yıl daha güzel etkinliklere imza atacağımıza inanıyorum" diye konuştu. Dekoratif El Sanatları Usta Öğreticisi gönüllü Eğitmen Ezgi Gençoğlu, "Bu yapılacak olan etkinlikte size yol göstereceğim" diyerek aileler ve çocuklar ile yakından ilgilendi. Etkinlik, fotoğraf çekimi ile son buldu.
BARÜ’nün projesiyle mikrobiyal hastalıklara karşı yeni ilaçlar geliştirilecek
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 18:36 BARÜ’nün projesiyle mikrobiyal hastalıklara karşı yeni ilaçlar geliştirilecek Bartın Üniversitesinin (BARÜ) TÜSEB tarafından desteklenen projesiyle bakteriyel kaynaklı mikrobiyal hastalıklara karşı farklı yöntemler kullanılarak yeni ilaçlar geliştirilecek. Bartın Üniversitesi (BARÜ) Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Moleküler Biyoloji ve Genetik Ana Bilim Dalı yüksek lisans öğrencisi Buket Yıldırım’ın yürütücülüğünü yaptığı proje, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) A Grubu Acil Ar-Ge Proje Destek Programı kapsamında desteklenmeye değer bulundu. BARÜ Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünden Doç. Dr. Dursun Kısa ile Biyoteknoloji Bölümünden Prof. Dr. Ayşegül Gümüş danışmanlığında geliştirilen "DHFR Hedefli Pirimidin Türevlerinin: In-Vitro – In Silico ve Transkripsiyonel Temelli Antimikrobiyal Etkilerinin Araştırılması" başlıklı projeyle enfeksiyona neden olan bakterilerin hayati fonksiyonlarını sonlandırmak için çalışmalar yapılacak. Proje ekibi tarafından yürütülecek çalışmalarda mikrobiyal enfeksiyonları ortadan kaldırmaya yönelik farmakolojik özellikte tasarlanan 4 farklı aday bileşik sentezlenecek. Sentezlenen bu bileşiklerin ilaç olma potansiyeli farklı bilimsel analiz yöntemleriyle incelenecek. BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, insan sağlığına yönelik geliştirilen ve TÜSEB tarafından desteklenen yenilikçi projelerinden dolayı yüksek lisans öğrencisi Buket Yıldırım ile proje ekibini tebrik ederek çalışmalarında başarılar diledi.
Tuğçe Aral, canlı yayında taciz mesajlarını ifşa etti
14 Ağustos 2025 Perşembe - 16:32 Tuğçe Aral, canlı yayında taciz mesajlarını ifşa etti Ünlü manken ve sunucu Tuğçe Aral, konuk olduğu bir televizyon programında yaptığı açıklamalarla magazin gündeminde geniş yankı uyandırdı. Aral, kendisine sosyal medyadan gelen taciz mesajlarını canlı yayında program sunucularına göstererek tepkisini dile getirdi. Açıklamaları sonrası kısa sürede Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerinden biri haline gelen Aral’ın yaşam öyküsü ve kariyeri merak konusu oldu. 1991 yılında İstanbul’da doğan Aral, Gürcistan göçmeni ve Karadeniz kökenli bir ailenin kızı. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da tamamlayan Aral, Çemberlitaş Kız Lisesi’nden dereceyle mezun oldu. Lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi’nde tamamlayan Aral, üniversite yıllarında farklı kurumlarda öğretmenlik yaparak iş hayatına erken yaşta başladı. 2010’da modellik kariyerine adım atan Aral, 2013’te Best Model of Turkey yarışmasında "Best Swimsuit" seçildi. 2014’te Miss Freedom of Turkey birinciliğini elde ederek "Kraliçe" unvanını aldı. 117 santimetrelik bacak boyuyla dikkat çeken Aral, bu özelliğiyle "Bayan Bacak" olarak anıldı. İstanbul Fashion Week, haute couture defileler, ünlü tasarımcıların özel sunumları ve prestijli markaların defilelerinde yer alan Aral, aynı dönemde tiyatro eğitimi aldı. Ödül geceleri ve televizyon programlarında sunuculuk yaptı; Beyaz TV’de yayınlanan "Aşçın Olayım" adlı programı sundu. Yurt içi ve yurt dışında birçok markanın katalog çekimlerinde ve defilelerinde yer alan Aral, bugüne kadar 19 farklı modellik ve güzellik yarışmasında jüri üyeliği yaptı. TRT 1’de yayınlanan "Yürek Çıkmazı" dizisinin ana kadrosunda rol aldı. Modellik, sunuculuk, oyunculuk ve müzik alanlarında çalışmalarını sürdüren Aral, özellikle modellik ve sunuculukta kendini bulduğunu ifade ediyor. 1,78 metre boyunda, 89-60-92 ölçülerine sahip olan Aral, geçtiğimiz aylarda Londra Moda Haftası’nda baş manken olarak podyuma çıktı.
Bakan Göktaş, "Sosyal politikalarımızı ‘kimseyi geride bırakmama’ ilkesiyle gerçekleştiriyoruz"
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 17:09 Bakan Göktaş, "Sosyal politikalarımızı ‘kimseyi geride bırakmama’ ilkesiyle gerçekleştiriyoruz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Bartın ziyaretinde, kente son 23 yılda sadece bakanlık tarafından yapılan sosyal hizmet ve yatırım tutarının 2,8 milyar lirayı, toplam sosyal yardımların ise 1,83 milyar lirayı bulduğunu söyledi. Bakan Göktaş, Bartın Valiliği’nde açıklamalarda bulundu. Ziyaretinin amacına ve Bartın’ın önemine değinen Göktaş, "Bartın, doğal güzellikleri ve güçlü sosyal dokusuyla ülkemizin kıymetli şehirlerinden biri. Bugün Bartın’da yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı değerlendirmede bulunduk. Şehrimizin sosyal hizmet kapasitesini ve önümüzdeki dönem çalışmalarını ele aldık. Hane hane takip ettiğimiz ihtiyaçları, sahadaki ekiplerin tespitlerini ve vatandaşlarımızın taleplerini görüştük. 2025 Aile Yılı çalışmalarımızı değerlendirdik. Önceliğimiz aileyi güçlendirmek. Kadın, çocuk, engelli, yaşlı, şehit yakını ve gazilerimizin hayat kalitesini yükseltmek. Vatandaşlarımızın sosyal refahını artırmak. Sosyal hizmetlere en hızlı, en etkin ve en kaliteli şekilde ulaşmasını sağlamak. 81 ilimizde olduğu gibi Bartın’da da aynı kararlılıkla çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. "Sosyal politikalarımızı ‘Kimseyi geride bırakmama’ ilkesiyle gerçekleştiriyoruz" Bakanlığın sosyal politika ilkesini ve Bartın’da yürütülen faaliyetleri detaylandıran Bakan Göktaş, şunları söyledi: "Sosyal politikalarımızı ’kimseyi geride bırakmama’ ilkesiyle gerçekleştiriyoruz. Çocuğun üstün yararı, yaşlı ve engellilerin aktif yaşamı, kadınların güçlenmesi başta olmak üzere her alanda koruyucu-önleyici, destekleyici ve güçlendirici hizmetler sunuyoruz. Bu çabanın stratejik çerçevesi, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hayata geçirilen sosyal devlet anlayışıdır. Bu anlayışla Bartınlı kardeşlerimize pek çok hizmet sunduk. 23 yılda Bartın’da toplam 46,9 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik. Bakanlık yatırım ve hizmetleri ise 2,8 milyar lira. Bu kapsamda 1 Sosyal Hizmet Merkeziyle vatandaşlarımızın yanındayız. ASDEP ile 2017’den beri 26 bin 359 haneye rehberlik ve danışmanlık hizmetleri götürüyoruz." Göktaş, engelli ve yaşlılara yönelik hizmetlere dikkat çekerek, "2 Aile Destek Merkezi (ADEM) ile kadınlar, gençler ve çocuklar için eğitim, rehberlik, danışmanlık faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Çocuklarımızın, güvenli ve sevgi dolu bir aile ortamında büyümesi için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Kuruluş bakımında toplam 46 çocuk bulunmakta. Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) hizmetleri ile çocukların ailesinin yanında büyümelerini sağlıyoruz. Bu kapsamda Bartın’da 55 çocuk için ailelere destek verdik. 2012’den beri SED kapsamında 54,5 milyon lira kaynak aktardık. 3 kadın kooperatifi ile kadınlara ekonomik yönden katkı sağlıyoruz. Engelli ve yaşlıların hayata tam ve etkin katılımı için, erişilebilir hizmetleri yaygınlaştırıyoruz. Finansmanı Bakanlığımız tarafından sağlanan 2 özel engelli bakım merkezinde 161 engelli bireyi destekliyoruz. 1 huzurevi, yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezinde 49 yaşlı bireye hizmet veriyoruz. Bugünkü ziyaretimiz kapsamında huzurevimizi de ziyaret edeceğiz. Bartın ayrıca doğurganlık hızının düşük olduğu şehrimiz. Öte yandan Evde Bakım Yardımıyla engelli ve bakıma ihtiyacı olan vatandaşlarımıza önemli bir destek sağlıyoruz. Bu sayede, ailelerinin yanında bakım hizmeti almalarını mümkün kılıyoruz. Bartın’da bugüne kadar 4 bin 324 kişi bu hizmetimizden faydalandı. 2006’dan bu yana ise evde bakım yardımına 873,2 milyon lira kaynak aktardık. İhtiyaçlara hızla cevap veren sistematik ve sürdürülebilir sosyal hizmetler sunuyoruz. 4 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı 2025’te sosyal yardımlardan faydalanan 7 bin 525 haneye 2003-2025 yılları sosyal yardımlara 1,83 milyar lira kaynak aktardık. 2002-2025 yılları 1 yatırım projesi tamamlandı" bilgisini paylaştı. 2025 Aile Yılı ve Gençlik Fonu 2025 Aile Yılı çalışmalarına da değinen Bakan Göktaş, ailenin önemini vurgulayarak, "Aile, toplumun hafızası, geleceğimizin teminatıdır. Aile, evlatlarımızın kimlik kazandığı güvenli bir çatıdır. Aile güçlü olduğunda birey özgüven kazanır. Mahalle güven verir, toplum istikrar bulur. Bu inançla aile yapımızı güçlendirecek, aile değerlerimizi koruyacak çalışmalarımıza hız kazandırdık. Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle 2025 yılını ’Aile Yılı’ olarak ilan ettik" dedi. Göktaş, Aile ve Gençlik Fonu ile doğum yardımlarına ilişkin rakamları da paylaşarak, "Diğer yandan Aile ve Gençlik Fonu’nu deprem bölgesinde pilot olarak başlatmıştık. İkinci fazını doğurganlığın en düşük olduğu illerle genişletmiştik. Bartın bu illerimizden biriydi. Şimdi ise Aile ve Gençlik Fonu’nu 81 ilimizdeki gençlerimizin istifadesine sunduk. Bugün itibariyle 542’si Bartın’da olmak üzere 299 bin 421 anne, doğum yardımlarımızdan faydalandı. 3,8 milyon lirası Bartın’da olmak üzere toplam 2 milyar 555 milyon liralık ödemeyi gerçekleştirerek ailelere destek olduk. Diğer yandan 325 çift Bartın’da olmak üzere 146 bin 831 gencimiz Aile ve Gençlik Fonu’na başvurdu" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye için yanlarındayız" Bakan Göktaş, konuşmasını terörle mücadele ve şehit yakınlarına verilen öneme değinerek tamamladı. Ziyareti kapsamında "Terörsüz Türkiye Kardeşlik Sofrası"nda şehit aileleri ve gazilerle bir araya geleceğini belirten Göktaş, şu ifadeleri kullandı: "Cumhurbaşkanımızın da vurguladığı gibi ’Terörsüz Türkiye’, şehit ailelerimiz ve gazilerimizle birlikte yürüttüğümüz bir süreç. Canı pahasına vatanını savunan tüm kahramanlarımızın emanetlerini korumak en büyük sorumluluğumuz. Her daim yanlarındayız. Bakanlık olarak, sosyal dayanışmayı güçlendiren politikalar hayata geçireceğiz. Türkiye’yi güçlü kılacak olan, güçlü sosyal politikalardır. Bu anlayışla, vatandaşlarımızın hayatına dokunan çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz. Hep birlikte daha güçlü bir Bartın ve daha güçlü bir Türkiye için çalışacağız."
Amasra 100 bininci kuruvaziyer gemi yolcusunu ağırladı
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:31 Amasra 100 bininci kuruvaziyer gemi yolcusunu ağırladı Astoria Grande isimli kuruvaziyer yolcu gemisi Amasra’ya 100 bininci yolcusunu getirdi. Kuruvaziyer yolcu gemisiyle Bartın’ın Amasra ilçesinde adım atan Elena Milovanova, Amasra Belediyesi tarafından coşkuyla karşılandı. Amasra’yı her hafta ziyaret eden kuruvaziyer yolcu gemisi sabah saat 8.00’da Amasra Büyük Liman’a bu yıl 25’inci kez demir atarken, 995 yolcu ve 449 mürettebatla Amasra’ya 100 bininci yolcusunu ulaştırdı. Amasra Belediyesi, 100 bininci yolcuya yönelik gerçekleştirdiği karşılaşmada turistler ve vatandaşlara lokma tatlısı ve çay ikramında bulundu. Gemi kaptanlarını karşılayarak Kaptan Yuri Muntin’e plaket takdim eden Başkan Recai Çakır, Sırbistanlı olan 100 bininci yolcu Elena Milonova’ya da el emeği çanta ve şal hediye etti. Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğrul ise yolcu Milonova’ya çiçeklerden yapılan bir taç takdim etti. Elena Milonova ise kendisi için sürpriz olduğunu ve çok memnun olduğunu ifade etti. Beleidye Başkanı Recai Çakır ise, " Astoria Grande’nin Amasra’da 100 bininci yolcusunu ağırladık. Amasra topraklarına ayak basan 100 bininci yolcumuz Elena hanım oldu. Bizde 100 bininci yolcu karşılaşma törenimizi esnaf odamız ile birlikte organize ettik. Hem yolcumuza hem de kaptanımıza hediyelerimizi takdim ettik. Yine yöresel değerlerimizden olan lokma tatlımızı ikram ediyoruz tüm misafirlerinize. İnşallah 100 bininci yolcudan sonra 1 milyonuncu yolcuda da aynı töreni yaparız" diye konuştu. Bartın’ın yöresel kıyafetlerini giyerek turistleri karşılayan Belediye personeli kadınları turistlere lokma ikramına devam etti.
BARÜ ile Azerbaycan arasındaki akademik iş birliği geliştiriliyor
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 16:30 BARÜ ile Azerbaycan arasındaki akademik iş birliği geliştiriliyor Bartın Üniversitesi (BARÜ) eğitim-öğretim ve bilimsel faaliyetlerdeki iş birliklerinin geliştirilmesi noktasında Azerbaycan Bakü Devlet Üniversitesi tarafından ziyaret edildi. Bartın Üniversitesi (BARÜ) eğitim-öğretim faaliyetlerinde küresel iş birliklerinin geliştirilmesi noktasında farklı ülkelerden bilim insanlarını ağırlamaya devam ediyor. Bu kapsamda Azerbaycan Bakü Devlet Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Alemdar Cabbarlı tarafından BARÜ’ye bir ziyaret gerçekleştirildi. Cabbarlı, BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya’yı ziyaret ederek ikili iş birliklerinin geliştirilmesi noktasında fikir alışverişinde bulundu. BARÜ Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ahmet Altay’ın da yer aldığı görüşmede bilgi ve belge yönetimi alanında gerçekleştirilebilecek ortak çalışmalar üzerine de değerlendirmeler yapıldı. Görüşmede ayrıca akademik değişim programları, eğitim iş birlikleri, ortak proje ve bilimsel çalışmaların kapsamının genişletilmesi yönünde fikirler de paylaşıldı. Doç. Dr. Cabbarlı, yakın ilgileri ve misafirperverlikleri dolayısıyla Rektör Akkaya’ya teşekkür ederek ortak akademik etkinlik ve projelerin geliştirilmesinden memnuniyet duyacaklarını ifade etti. Rektör Akkaya ise uluslararasılaşma stratejileri doğrultusunda iş birliklerine yenilerini eklemeye devam edeceklerini belirterek nazik ziyaretleri ve yakın ilgileri için Doç. Dr. Alemdar Cabbarlı’ya teşekkür etti.
BARÜ’nün siber güvenlik alanına yönelik projesine TÜBİTAK’tan destek
10 Ağustos 2025 Pazar - 13:58 BARÜ’nün siber güvenlik alanına yönelik projesine TÜBİTAK’tan destek Bartın Üniversitesinin (BARÜ) TÜBİTAK-ARDEB 1001 programı kapsamında desteklenen projesiyle siber güvenlik alanındaki potansiyel risklere karşı yeni yöntemler geliştirilerek verilerin daha iyi korunması sağlanacak. Bartın Üniversitesi (BARÜ) Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümünden Doç. Dr. Ersin Alaybeyoğlu yürütücülüğündeki proje, TÜBİTAK Araştırma Destek Programları Başkanlığının (ARDEB) yürüttüğü "1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı" kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Sabancı Üniversitesinden Prof. Dr. Erkay Savaş danışmanlığında geliştirilen "IoT Verilerinin Hızlandırılmış Homomorfik Şifreleme Tabanlı Güvenliği, Birleşik Öğrenme Uygulaması" başlıklı proje ile veri gizliliği ve güvenliği alanında etkili koruma yöntemleri geliştirilecek. Kuantum bilgisayarlar ile nesnelerin interneti teknolojisinin kişisel verilerin korunmasındaki potansiyel risklerine karşı yeni şifreleme işlemleri gerçekleştirilecek. Çalışmalara iki doktora öğrencisi de katkı sağlayacak. Proje hakkında bilgiler veren Doç. Dr. Alaybeyoğlu, "Küresel siber suçların giderek artmasıyla birlikte veri gizliliği ve güvenliği alanında geliştirilen birleşik öğrenme yöntemleri, homomorfik şifreleme kullanarak kişisel verilerin daha iyi korunmasını sağlamaktadır. Bu kapsamda yapılan projeyle IoT verileri şifrelenerek birleşik öğrenme modeli geliştirilecek ve yeni nesil FPGA kartları üzerinde NTT ve INTT işlemleri gerçekleştirilecektir. Ayrıca homomorfik şifreleme ile veri merkezi oluşturulacak ve siber güvenlikle ilgili şifreleme işlemleri hızlandırılarak projenin yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Proje kapsamında yürüteceğimiz çalışmaların hem akademik hem de endüstri alanına önemli bir katkı sağlayacağını öngörüyoruz" dedi. BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya ise siber güvenlik alanında yeni ve kapsamlı yöntemlerin kullanılacağı TÜBİTAK projesinden dolayı Doç. Dr. Ersin Alaybeyoğlu ile proje ekibini tebrik ederek başarılarının devamını diledi.
Bakan Tunç’tan gündemdeki konularla ilgili önemli açıklamalar
10 Ağustos 2025 Pazar - 12:18 Bakan Tunç’tan gündemdeki konularla ilgili önemli açıklamalar Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, baba ocağı Bartın’ın Ulus ilçesine bağlı Ulukaya köyünde, Bartın ve Karabük’te görev yapan ulusal ve yerel medya temsilcileriyle bir araya geldi. Bakan Tunç burada yaptığı açıklamalarda, anayasa değişikliği, ’Terörsüz Türkiye’ süreci, yargı reform paketleri, vatandaşların yargıya daha hızlı ulaşımının sağlanması ile boşanma, nafaka, ortaklığın giderilmesi ve aile hukukuyla ilgili konularda çarpıcı açıklamalar yaptı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, baba evinin bulunduğu ve dünyaca ünlü şelaleye ev sahipliği yapan Ulukaya köyünde Bartın ve Karabük’te görev yapan gazetecilerle bir araya geldi. Bölgeye ve Türkiye’ye yapılan yatırımlar konusunda detaylı bilgi veren Adalet Bakanı Tunç, anayasa değişikliği konusunda açıklama yaparak, "Darbe anayasasını ne kadar vesayetçi ruhtan arındırsak da artık yamalı bohçaya dönmüş durumda. Madde sayısı kadar bir değişiklik var anayasamızda. 2002 öncesinde de yapılan değişiklikler var. Bu değişiklikler, maddeler arasındaki yeknesaklığı da bozmuş durumda. Ve kurumlar arası anlaşmazlıklara neden olmuş. Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki tartışmayı geçtiğimiz yıllarda yaşadık. Sonradan ihdas edilen kurumların yorumlanması, diğer maddelerle berber çelişmesi nedeniyle bir takım sorunlara da yol açtı. Hükümet sistemi değişikliğinden diğer önemli yapısal değişikliklere varıncaya kadar çok büyük değişikliklere, reformlara sahne oldu anayasamız. Anayasadaki bu vesayetçi ruhun azaltılması ile yetinemeyiz. Biz Türkiye Yüzyılı’na başladık. Türkiye darbecilerin yaptığı bir anayasa ile değil, sivillerin, milletin temsilcilerinin, TBMM’nin, milletvekillerinin yazdığı, yaptığı, onayladığı ve milletimiz tarafından onaylanan bir anayasa ile yoluna devam etmesi lazım. Bütün seçim beyannamelerinde anayasa vaadimiz var. Bütün partiler de yeni anayasa istiyor. Bugüne kadar Mecliste uzlaşma komisyonları da kuruldu. 60 maddeye kadar uzlaşılan durumlar da oldu ama başarıya ulaşılamamıştı. İnşallah önümüzdeki süreçte mecliste bir uzlaşma zemini sağlanır. Milletimize olan bir borcumuzu da ödemiş oluruz. Darbeciler tarafından yazılan bu anayasanın bir kenara bırakılıp, milletin temsilcileri tarafından yazılmış olması bile başlı başına çok önemli bir şeydir. Milletin temsilcileri tarafından değil, darbeciler tarafından yazılmış olması başlı başına tek ve yegane sebeptir, anayasamızın değişimi için. İnşallah ülkemiz bu noktada belli bir noktaya gelir" şeklinde konuştu. "Teröre zemin hazırlayan unsurları ortadan kaldırdık" Bakan Yılmaz Tunç, ’Terörsüz Türkiye’ sürecinin çok önemli ve hassas bir süreç olduğunu ifade ederek, "Türkiye sürecini yaşıyoruz. Bu süreç kalıcı olur. Tüm temennimiz bu. Bu noktalara kolay gelmedik. Teröre zemin hazırlayan bütün unsurları ortadan kaldırdık. Bu süreçte, bu noktaya kadar gelinmesinin en önemli sebepleri Sayın Cumhurbaşkanımızın koyduğu irade ve muhalefet partilerinin de bu iradeye sahip çıkarak, bir devlet politikasına dönüşmesi. Bu devlet politikasında bakanlıkların koordinasyonu yani gerek istihbarat teşkilatımızın, gerek Milli Savunma Bakanlığımızın, İçişleri, Dışişleri, Adalet Bakanlığımızın tam bir koordinasyon içerisinde yürüdüğünde nasıl bir başarı ortaya çıktığında hep beraber görüyoruz. Bundan sonra silahların bir daha ortaya çıkmaması, terörün bir daha hortlamaması ile ilgili hassas bir sürece girdik. Burada tüm çevrelere, herkese önemli görevler düşüyor. Bu görevleri hassasiyetle, milletimizin huzurlu geleceği için yapmamız gerekiyor. Süreci sabote etmeye yönelik girişimler olabilir. Bu girişimlere karşı uyanık olarak, milletçe Terörsüz Türkiye noktasında, önemli, hassas süreci yaşayacağız" dedi. "TBMM’de kurulan komisyonun kararları hayati öneme sahip" Yılmaz Tunç, ’Terörsüz Türkiye’ hedefiyle mecliste yürütülen çalışmaların çok değerli olduğunu vurgulayarak, "TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokratikleşme Komisyonu çok önemli. Komisyonun kurulması ve milletin temsilcilerinin bu süreci izlemesi, onların görüşleri, katkı sağlamaları ve o görüşler doğrultusunda konunun şekillenmesi, kararların alınması ve bu konudaki düzenlemeleri yapılması anlamında meclisimizin kararları hayati öneme sahip. TBMM’de kurulan ve sayın Meclis Başkanımızın başkanlığında yürütülen bu çalışmalar önemli ve değerli. O çalışmalar ışığında da yürütme de çalışmalarını sürdürecektir. İnşallah, Terörsüz Türkiye’ye adım atığımız, Türkiye Yüzyılı’nın başında, çocuklarımıza ve geleceğimiz huzurlu bir Türkiye’yi emanet edeceğimiz bir dönemi yaşarız. Terörün bizlere kaybettirdiği, maddi ve manevi kayıpları inşallah, hızlı bir şekilde telafi edeceğimiz bir sürece gireriz" ifadelerini kullandı. "Yargı reformu strateji belgemizin uygulamasına geçtik" Tunç, 5 yıllık bir dönemi planlayan yargı reformu strateji belgesinin uygulamasına geçilerek, 264 hedefin gerçekleştirilebilmesi amacıyla çalıştıklarını da kaydetti. Tunç, "Güvenilir adalet sistemi, hukukun üstünlüğüne dayanan, gecikmeyen ve öngörülebilir bir adalet sistemi vizyonu ile hazırladığımız yargı reformu strateji belgemizde, önümüzdeki 5 yıllık bir dönemi planlayan ve 264 hedefi ihtiva eden yargı reformu strateji belgemizin de uygulamasına geçtik. Şu anda o hedefleri birer birer gerçekleştirmek için çalışıyoruz. Yargı teşkilatımızın insan kapasitesini güçlendirmeye yönelik adımlarımız var. Yine kurumsal kapasiteyi güçlendirmeye yönelik adımlarımız var. Ceza adaleti sisteminin etkinliğini arttırmaya yönelik adımlarımız var. Özellikle soruşturma, kovuşturma ve infaz aşaması bakımından ceza adaleti, toplumda huzur ve güvenliğin şartı. O nedenle buna ilişkin yasal düzenlemeler ve yaptığımız yeni hazırlıklar var" ifadelerine yer verdi. "Yargıya güvenin tesisine yönelik yeni çalışma meclis onayına gidecek" Tunç, davaların kısa sürede tamamlanması ve yargıya güvenin tesis edilmesi için ciddi çalışmalar yürüttüklerini, bununla ilgili bir reform paketinin daha TBMM gündemine taşınacağını vurguladı. Bakan Tunç, "Vatandaşlarımızın adaletine erişimini kolaylaştırmak, dijitalleşme, yapay zekanın adalet sisteminde de destekçi mahiyetinde kullanılması ile ilgili çalışmalarımız var. Hukuk yargılamalarının etkinliğini arttırmak. Uzun süren davaları daha kısa sürede sonuçlandırmak. Duruşmaları 2 aydan fazla ertelememek, istinafta, Yargıtay’da 6 aydan fazla sürmemesini sağlamak, vatandaşlarımızın yargıya güvenini tesisi noktasında çalışmalarımız var. Önümüzdeki süreçte milletvekillerimizin takdirlerine arz edeceğimiz önemli hususlar var" dedi. "Aile hukuku ile ilgili sorunlar ortadan kaldırılacak" Yılmaz Tunç, aile hukuku sorunlarını da bitirmek için çalışma yürüttüklerini ve hazırlanacak reform paketinin Meclis gündemine getirileceğini söyledi. Tunç, "Aile yılındayız. Aile hukuku sorunlarını ortadan kaldırmaya yönelik bir paket var, hazırlığımız var. Özellikle boşanma davaların uzun sürmemesi, yeni evliliklerin kurulabilmesi bakımından önemli. En çok da kadınlarımız mağdur oluyor boşanma davalarında. Çünkü boşanma davalarında en fazla davaya açan yüzde 60 oranla kadınlardan oluşuyor. Süreç uzun sürdüğü takdirde, bu sefer mağduriyetler söz konusu oluyor. Bu davaların kısa sürede sonuçlanması ile ilgili bir takım yasal düzenlemeye ihtiyaç olacak. Bir takım sadeleştirmelere gitmemiz gerekiyor. Gelinen süreçte yasalarımızda yapılacak değişikleri de milletimizin ve meclisimizin gündemine getireceğiz" ifadelerini kullandı. "İstinaf süreci düşürülecek" İstinaf mahkemelerinde 1. sınıf hakim sayısının arttırıldığını ve daha da arttırılarak istinaf sürecinin ise düşürüleceğine dikkat çeken Tunç, "Şu anda yargı teşkilatımızın kapasitesi 25 bin hakim ve savcıdan oluşuyor. Son 2 yılda 3 binden fazla hakim göreve başladı. Genç bir kadro. 2017 yılından itibaren sisteme katılan arkadaşlarımız. Birinci sınıfa henüz çoğu ayrılmadı. O nedenle istinaftaki 1. sınıf hakim sayısını, önümüzdeki yıllarda, karşıladığımızda, istinaf mahkemelerindeki daire sayılarını arttıracağız. Bu sene de arttırdık. Önümüzdeki sene daha çok arttırma imkanımız olacak. İstinaf sürecinin daha hızlı sonuçlanmasını sağlayarak, yargı süreçlerinin daha da hızlandırılması ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. "Boşanma davaları için aile arabuluculuğu geliyor" Gazetecilerin gündemle ilgili sorularına de cevap veren Bakan Tunç, boşanma davalarındaki feri nitelikli konularda erkeğe nafaka bağlanması ve süreçte erkeğin hak kaybı yaşaması ile ilgili eleştiriler hakkındaki soruya, "Boşanma davaları ile maddi tazminat, nafaka ve mal rejimini ayırmak gerekiyor. Boşanmayı bir an önce kesinleştirip, diğer davaları devam ettirmek gerekiyor. İkisi bir arada sürdüğünde o çekişme, davaları uzatıyor. 10 yıl süren bir boşanma davasında, tarafların başka, yeni bir hayat kurma imkanı ortadan kalkıyor. Buna çalıştık. Hakimler ve savcılar kurulu ile birlikte aile mahkemesi hakimlerimizi topladık. İstinafta aile mahkemesi davalarına bakan hakimlerimiz ile istinaf dairesi başkanlarımız ve Yargıtay’ın 2. Hukuk Dairesi’nin başkan ve üyeleri ile bir araya geldik. Sorunu tartıştık. Ziyaretlerimizde, hakimlerimizle, barolarda avukatlarımız ile bir araya geldiğimizde, hep bu konuları konuştuk. Vatandaşlarımızın boşanma davalarındaki yaşadığı sorunları ortadan kaldırmak istiyoruz. Burada arabuluculuğu da tartıştık. Boşanma davası öncesinde bir arabulucuya gidilmesi önemli. Bu Avrupa ülkelerinin genelinde var, bu bizde de olabilir. Aile arabuluculuğunu da ülkemize kazandırmak istiyoruz" diye cevap verdi. Boşanma davaları öncesinde arabulucu zorunluluğunun aile hukukunda önemli bir çözüm olacağını söyleyen Tunç, "Boşanma davası öncesinde tarafların belki küçük bir tartışmadan kaynaklanarak, büyüyen aslında aralarında bir geçimsizlik yokken sadece bir kızgınlık nedeniyle avukata yazdırdığı dilekçeyle, çünkü kusuru ispatlayabilmek için dilekçede ağır ithamlar söz konusu oluyor. Ağır ithamlarla karşılaşan kadın ya da erkek, o dilekçeyi aldıktan sonra bir daha o evliliğin düzelmesi mümkün olmuyor. O da daha ağır cevap veriyor. Bu şekilde dilekçeler teatisi ile ilk duruşmaya kadar taraflar birbirlerine tam bir şekilde düşman oluyor. Duruşmaya geldiklerinde ise ailenin tüm mahremiyeti, herkesin önüne dökülmüş oluyor. Çocuklar örseleniyor. Yanında çocuklar var, velayet konuları, nafaka tartışmaları. Konunun kökten çözülmesinde aile arabulucularının çok faydalı olacağına inanıyoruz. Akademisyenlerimizin görüşleri önemliydi. Dünya uygulamalarına da baktık. Hem boşanma hususunda da anlaşabilirler, arabuluculukta. Mahkeme onayı ile kısa sürede sonuçlanır. Boşanma konusunda anlaşma olmazsa, mahkemeye gidilir ve o süreci daha sakin ve daha olgun şekilde başlatmış olurlar. Aile yılında, aile hukuku ile ilgili önemli bir yargı paketini öncelikle görüşlere açacağız, sonrasında da milletvekillerimizin takdirlerine arz edeceğiz" şeklinde konuştu. "Kira davalarında arabulucu, davaların yarıya yakını anlaşmayla bitirdi" Tunç, çok fazla mirasçıların bulunduğu ortaklığın giderilmesi davalarında arabuluculukta yaşanan tebligat süresi nedeniyle yaşanan soruyla ilgili ise, "2013 yılında arabuluculuk sistemimize girdi. 2013’te ihtiyari olarak başladı. 2018’te iş, davalarında zorunlu hale getirdik. Sonra ticari davalarda, sonra tüketici davalarında zorunlu hale getirdik. 1 Eylül 20223’ten itibaren de kira davalarında, ortaklığın giderilmesi davalarında, ortaklığın giderilmesi davalarda ve komşuluk hukukundan doğan davalarında da dava açmadan önce arabulucuya gitme zorunluluğu getirdik" dedi. Kira davalarında arabuluculuk sisteminin önemli bir çözüm olduğunu anlatan Tunç, "Tabi kira davalarında yarıya yakını anlaşmayla sonuçlandı. Yüksek kira artışı nedeniyle çok tatsız tartışmalar olmuştu. Arabuluculuk o noktada önemli çözüm oldu. Yarısı arabulucuda anlaştı. Kira konusunda, yüzde 25 sınırında, tahliye taahhüdünde, yeni kira sözleşmesi konusunda anlaştılar. Kendi aralarındaki uyuşmazlığı barışarak çözdüler" ifadelerine yer verdi. "Ortaklığın giderilmesi davalarında tebligat sorunları çözülecek" Tunç, ortaklığın giderilmesi davalarında arabulucuların tebligat ve taraflara ulaşamama gibi yaşanan aksaklıkların giderilmesi için de çalışma yürütüldüğünü kaydederek, "Ortaklığın giderilmesi davalarında da zorunlu hale getirdik. Tabi çok güzel örnekleri de oldu. 40 yıllık, 50 yıllık davalar çözüldü. Mesela Konya’da 50 yıl sürmüştü, anlaşamamışlar, davası devam ediyor. Davadan ayrılarak geldiler, arabuluculuk karşısında o çok sayıda ortak beraber anlaştılar ve uyuşmazlığı çözdüler. Ama tebligat sorunları nedeniyle uzayan hususlar da var. Ortaklığın giderilmesi davalarında, tebligattan kaynaklanan aksaklıklarla ilgili çalışıyoruz. Hukuk işlerimiz bu konuda çalışıyor" dedi. "Nafaka konusunda yeni düzenleme olacak" Tunç, mevcut sistemde nafaka davalarının hakkaniyete uygun sonuçlanmasının mümkün olduğunu, mağduriyetler oluşmaması için alternatif düzenlemeler yapılacağını da ifade etti. Yılmaz Tunç, "Nafaka hassas bir konu. Kadınlarımızın mağdur edilmemesi önemli. Tabi özellikle nafaka konusundaki eleştirileri de dikkate alarak bir çözüm yolu bulmak gerekiyor. Burada her dosyanın içerisinde bir hayat vardır. Her dosyayı hakim değerlendirmesi gerekir. Dolayısıyla bazı mahkemeler toptan ödemeye de karar verebiliyor. Değişik ülkelerde değişik sistemler var. 1987 yılından itibaren medeni kanunumuzda süresiz nafaka isteyebilir şeklinde bir hüküm var. Burada özellikle dosya bazında tek tek değerlendirilerek nafakanın belirlenmesi gerekir. Zaten nafakanın kesilmesine ilişkin sebeplerde kanunumuzda var. Yargının bu sorunu tarafları mağdur etmeyecek, hakkaniyete uygun şekilde sonuçlandırması mümkün. Hakkaniyete uygun, her iki tarafı da gözeten ve mağduriyete neden olmayacak bir şekilde her dosya bakımından kararlar verilebilmesi mümkün. Böyle kararların verilebilmesiyle ilgili birkaç alternatif düzenlememiz olacak" ifadelerini kullandı. Öcalan’ın serbest bırakılması iddiaları Terörsüz Türkiye sürecinde Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılacağı yönündeki iddialara da cevap veren Bakan Tunç, "Cumhurbaşkanımız şehit ailelerine mektup yazdı. Mektubu okursanız, bizim şehit ailelerimizi üzecek, rencide edecek bir adım atmayacağımız anlaşılır. Şehit aileleri bunu çok iyi biliyor. Onlar Terörsüz Türkiye’yi de destekliyor. Başka analar ağlamasın diyorlar. Dolayısıyla milletimizi rahatsız edecek, rencide edecek, onları üzecek bir adım atmadık, bundan sonra da atmayız. Milletimizin menfaatine olan adımları atarız hep. Pazarlık süreci değil. Burada al-ver süreci söz konusu değil. Terör örgütünün silahları yakması ve feshi var. Bu fesihten sonra adımlar neler olabilir. Burada da milletimizi rahatsız etmeyecek şekilde adımlar atılır. Şehit ailelerimizi rencide edecek hiçbir adım atmayız" şeklinde konuştu. Adalet dersinin eğitim müfredatına alınması Adalet dersinin müfredatta olmasıyla ilgili çalışma olup olmadığı yönündeki soru üzerine de Tunç, "Adalet müfredatı seçmeli ders olarak var. Liselerde yok. Aslında liselerde de olması lazım. Adalet mülkün temelidir. Aslında ilkokul birden başlamak lazım adaleti öğretmeye. Burada biz onun tarafındayız ama tamamen Milli Eğitim Bakanlığımızın işi, biz tavsiye ederiz inşallah" diye konuştu. Bakan Tunç, açıklamalarının ardından çocukluğunu geçirdiği köyde gazetecilerle birlikte hatıra fotoğrafı çekildi. Programa Bakan Tunç ve gazetecilerin yanı sıra, Bartın Valisi Nurtaç Arslan, AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, Ulus Kaymakamı Fırat Kadiroğlu, AK Parti İl Başkanı Yaşar Aslan, Bartın Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Rüfai Şahin, hakimler, savcılar, askeri komutanlar, emniyet müdürleri ve il, ilçe protokolü de katıldı