Yerel Haberler
Bitlis
22 Şubat 2026 Pazar - 10:01 Süphan Dağı’nın eteğinde zorlu hayvancılık mücadelesi Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde Türkiye’nin üçüncü yüksek dağı olan Süphan Dağı’nın eteklerinde yaşayan besiciler, zorlu doğa şartlarının yanı sıra artan girdi maliyetleriyle ayakta kalma mücadelesi veriyor. Türkiye’nin en yüksek rakımlı yerleşimlerinden biri olan Kışkılı köyünde uzun süren kış şartları, geçimini hayvancılıkla sağlayan köylülerin yaşamını her geçen yıl daha da zorlaştırıyor. Aylarca karla kaplı kalan bölgede özellikle küçükbaş hayvancılık, merada kalma süresinin kısalması nedeniyle ciddi darbe alıyor. İlkbaharın geç gelmesi ve ani bastıran kar yağışları, meralardaki ot verimini de düşürüyor. Bu durum hayvanların doğal yollarla beslenmesini engellerken, üreticileri pahalı yem kullanımına mecbur bırakıyor. Köy sakinlerinden Ertuğrul Yoldaşçı, yaşadıkları sıkıntıyı şu sözlerle dile getirdi: "Eskiden nisan ayında yaylaya çıkardık, şimdi mayısı buluyor. Kış uzun sürünce yem masrafı ikiye katlanıyor. Hayvanı içeride daha uzun süre beslemek zorunda kalıyoruz." Bölgede yem fiyatlarındaki artış, üreticilerin en büyük şikâyetleri arasında yer alıyor. Meraların yetersiz kaldığı dönemlerde dışarıdan temin edilen yemler, yüksek nakliye giderleriyle birlikte besicilerin sırtındaki yükü daha da ağırlaştırıyor. Uzmanlar, artan maliyetlerin özellikle küçük ölçekli aile işletmelerini daha fazla etkilediğine dikkat çekiyor. Giderleri karşılayamayan bazı üreticiler hayvan sayılarını azaltmak zorunda kalırken, bu durum gelir kaybını da beraberinde getiriyor. Besiciler ise desteklerin artırılmasını ve sürdürülebilir hayvancılık politikalarının hayata geçirilmesini talep ediyor.
21 Şubat 2026 Cumartesi - 20:49 Bitlis’te yüzlerce vatandaşa iftar ikramı Bitlis Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından Ramazan ayı boyunca sorumluluk sahasında bulunan 6 ilde her gün yüzlerce vatandaşa iftar yemeği ikram ediliyor. Ramazan ayının manevi atmosferinde dayanışma ve paylaşma geleneğini sürdüren Bitlis Vakıflar Bölge Müdürlüğü, kurduğu iftar sofralarıyla ihtiyaç sahibi vatandaşlar başta olmak üzere çok sayıda kişiyi aynı sofrada buluşturuyor. Her gün özenle hazırlanan sıcak yemekler, Bitlis’te tarihi Hazo Hanında, Van’da, Hakkari’de, Muş’ta, Şırnak ve Siirt’te belirlenen noktalarda vatandaşlara ulaştırılıyor. Bitlis Vakıflar Bölge Müdürü Ali Osman Ayan, Ramazan ayı süresince iftar programının aralıksız devam edeceğini belirterek, "Vakıf geleneğimizin temelinde yardımlaşma ve paylaşma var. Bu mübarek ayda vatandaşlarımızla aynı sofrayı paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. Ayan, 6 ilde toplamda her gün 2 Bin 700 kişiye sıcak yemek ulaştırdıklarını ifade ederek bu sayının çoğunun evlere servis edildiğini söyledi. Ayan, "Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak, Türkiye genelinde 81 ilde ve birçok lokasyonda Ramazan iftarlarımız bu sene itibari ile de kutlanmaktadır. Yaklaşık 3 yıldır kutlamış olduğumuz Ramazan iftarlarımızı da Bitlis Vakıflar Bölge Müdürlüğümüze genelinde toplamda 2 bin 700 aileye Ramazan iftarını ulaştırmaktayız. Bölge bazında Bitlis ilimizde günlük 800 aileye, 500 ailemize evlerine servis şeklinde geri kalan 300 kişilikte salon iftarı olarak tarihi Hazo Hanında iftar sunuyoruz. Bütün Bitlis halkını Ramazan iftarlarımıza davet ediyoruz. Kazasız belasız bir şekilde Ramazan Bayramına ulaşmayı diliyoruz" diye konuştu.
21 Şubat 2026 Cumartesi - 10:06 Van Gölü canavarı efsanesi bilim kurgu romanına konu oldu Doğu Anadolu’nun en bilinen efsanelerinden Van Gölü canavarı, bu kez fantastik bilim kurgu romanının başkahramanı olarak okurların karşısına çıktı. Bölgede uzun yıllardır anlatılan, zaman zaman görüntülendiği iddia edilen ve halk arasında efsaneleşen Van Gölü canavarı, dünyayı uzaylı istilasından kurtaran bir kahraman olarak kurgulandı. Bitlisli yazar Mehmed Cihan Birlik tarafından kaleme alınan ve yazarın üçüncü kitabı olan "Dünyayı Kurtaran Van Gölü Canavarı", kısa sürede okuyucuların ilgisini çekti. Yazdığı romanı ilgili açıklama yapan Yazar Birlik, her halkın kendi kahramanını oluşturduğunu belirterek, Evliya Çelebi’den Osmanlı dönemine kadar uzanan süreçte Van Gölü canavarı efsanesine ilişkin çok sayıda anlatı, çizim ve net olmayan görüntünün bulunduğunu söyledi. Efsanenin bölgenin kültürel hafızasında önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Birlik, "Yüzyıllardır anlatılan bu figürü farklı bir bakış açısıyla ele almak istedim. Amerikalılar ve Avrupalılar kendi kahramanlarını dünyayı kurtaran karakterler olarak sinema ve edebiyata taşıdı. Bizim efsanemiz neden bir kahraman olarak anlatılmasın diye düşündüm" dedi. Birlik, kitabı kaleme almasındaki amacının, Doğu Anadolu Bölgesi’ne yönelik ilgiyi artırmak, bölgeye dair merak uyandırmak ve gençlerde bilime ile uzaya yönelik farkındalık oluşturmak olduğunu kaydetti. Fantastik bilim kurgu türündeki romanda, Van Gölü canavarının dünyayı tehdit eden uzaylılara karşı verdiği mücadele konu ediliyor. Eserde aynı zamanda Doğu Anadolu’nun doğal ve kültürel unsurlarına da yer veriliyor. Van Gölü canavarı efsanesini merkezine alan roman, ülke genelindeki kitap mağazalarında satışa sunuldu.
Bitlisli köy okulu öğrencilerine Avrupa yolu açıldı
24 Ocak 2026 Cumartesi - 09:07 Bitlisli köy okulu öğrencilerine Avrupa yolu açıldı Bitlis’te bir köy okulunda eğitim gören öğrenciler, Erasmus+ projesi kapsamında Çekya’nın başkenti Prag’a gitmeye hazırlanıyor. Uluslararası eğitim ve kültürel değişim programı sayesinde öğrenciler, farklı ülkelerden yaşıtlarıyla bir araya gelerek hem eğitim faaliyetlerine katılacak hem de farklı kültürleri tanıma fırsatı bulacak. Bitlis merkeze bağlı Değirmenaltı Köyü Ortaokulu tarafından hazırlanan ve Erasmus+ kapsamında kabul edilen proje doğrultusunda, 10 öğrenci ve 3 öğretmen Çekya’nın başkenti Prag’a 5 günlük eğitim ziyareti gerçekleştirecek. 1-7 Şubat tarihleri arasında yapılacak gezi öncesinde okulda düzenlenen bilgilendirme toplantısında aileler, öğretmenler ve öğrenciler bir araya geldi. "Kapsayıcı Eğitime Sosyal-Duygusal Öğrenme ile Güçlü Bir Adım" adlı proje Avrupa Birliği fonlarıyla finanse edilirken, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından da destekleniyor. Projenin detayları, Okul Müdürü Fikri Bakır ve Proje Koordinatörü Utku Tutgun tarafından paylaşıldı. Proje Koordinatörü Tutgun, projenin üç aşamadan oluştuğunu belirtti. Buna göre ilk aşamada, okul müdürü dâhil 3 öğretmen ile 10 öğrencinin Prag’da bir okul ziyaretine katılacağını söyleyen Tutgun, "5 gün sürecek ziyarette, Avrupa’daki kapsayıcı eğitim ve sosyal-duygusal öğrenme uygulamaları yerinde incelenecek. Öğrencilerden 5’i kız, 5’i erkek olacak şekilde belirlenirken, kafile 1 Şubat’ta yola çıkıp 7 Şubat’ta yurda dönecek. Projenin ikinci aşamasında ise 5 öğretmen yine Çekya’nın Prag kentinde gerçekleştirilecek 5 günlük işbaşı eğitimine katılacak. Bu süreçte öğretmenler, farklı öğrenme modellerini inceleyerek edindikleri kazanımları kendi okullarında uygulamayı hedefleyecek. Üçüncü ve son aşamada ise Hollanda’da 5 gün sürecek bir kurs faaliyeti düzenlenecek. Bu aşama ile öğretmenlerin kapsayıcı eğitim ve sosyal-duygusal öğrenme alanlarındaki mesleki yeterliliklerinin artırılması amaçlanıyor" dedi. Öğrencilerden Asmetullah Süyük de, projeye katılmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Çok heyecanlıyım. Gidecek olan grupta olduğum için de mutluyum. Bu gezi geceleri rüyalarıma kadar giriyor" diye konuştu. Öğrencilerden Ruken Demir ise "Seçilme süreci benim için hızlı geçti. Çok heyecanlıydım. Seçileceğimi bile düşünemiyordum. Orada İngilizce konuşacağımız için dil sınavına girdik. Bende seçildim. Bundan sonra ayrı bir mutluluk geldi. Oraları araştırdım. Çok güzel yerlermiş. Oraya herkesin gidebileceği bir yer olarak bakmıyorum. Ben de her akşam orayı hayal ederek uyuyorum" ifadelerini kullandı. Dezavantajlı öğrencilerin okula uyumunu ve eğitim süreçlerine aktif katılımını güçlendirmeyi hedefleyen projenin, okul tarafından hazırlandığı ve geçtiğimiz yıl şubat ayında kabul edildiği bildirildi. Projenin bitiş tarihinin Ekim 2026 olduğu, tüm faaliyetlerin Türkiye Ulusal Ajansı ve Avrupa Birliği tarafından finanse edildiği kaydedildi.
Uzmanından Bitlis için "kar ve su hasadı" uyarısı
23 Ocak 2026 Cuma - 15:33 Uzmanından Bitlis için "kar ve su hasadı" uyarısı Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölüm Başkanı ve aynı zamanda Anadolu Sualtı Araştırmaları ve Sporları Derneği (ASAD) üyesi Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, karın yalnızca bir yük ya da tehdit olarak görülmemesi gerektiğini, doğru planlama ile önemli bir su kaynağına dönüştürülebileceğini söyledi. Bitlis gibi kentlerde yoğun kar yağışının ardından çoğu zaman karın temizlenip kenara itildiğini ya da kontrolsüz şekilde eriyerek akıp gittiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, kırsalda çığ, kent merkezlerinde ise çatı ve saçaklarda oluşan kütle ve sarkıtların can ve mal kaybına yol açabildiğini kaydetti. Bu risklerin temelinde, karın yönetilememesinin yattığını dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, bilimsel açıdan bakıldığında karın, yağmur kadar önemli bir su girdisi olduğunu vurguladı. Bu noktada "su hasadı" yaklaşımının devreye girdiğini ve su hasadının yağmur veya kar şeklinde gelen suyun kaybolması yerine planlı biçimde toplanması, yönetilmesi ve yeniden kullanılması anlamına geldiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, su hasadının az gelişmiş ülkelerde su kıtlığına karşı alternatif bir kaynak olarak kullanıldığını, gelişmiş ülkelerde ise içilemez su kullanımlarında destekleyici bir sistem ve taşkın kontrolü aracı olduğunu kaydetti. Biçen, bu uygulamanın yeni olmadığını; sarnıçlar, toplama havuzları ve çatı sistemlerinin tarihi örnekler sunduğunu hatırlattı. İklim değişikliğiyle birlikte kuraklık, düzensiz yağışlar ve artan su stresinin, su hasadını stratejik bir planlama aracı hâline getirdiğini vurgulayan Biçen; Avrupa ülkeleri, ABD, Japonya, Hindistan ve Avustralya’da yeni yapılarda bu sistemlerin ya zorunlu tutulduğunu ya da teşvik edildiğini söyledi. Türkiye’de de 2024 yılında yürürlüğe giren Su Verimliliği Yönetmeliği ile su hasadının bina, parsel ve kentsel ölçeklerde planlama süreçlerine entegre edilmesinin hedeflendiğini belirten Biçen, "Su hasadı artık gönüllü bir tercih değil, planlamanın bir parçasıdır" dedi. Soğuk iklimlerde su hasadının kar üzerinden yürütüldüğünü ifade eden Biçen, karın doğru yönetildiğinde kentsel sistem için önemli bir girdiye dönüşebileceğini söyledi. Çatı temelli su hasadı sistemlerinin ABD ve Kuzey Avrupa’daki kentlerde hem su talebini hem de yüzey akışını ciddi biçimde azalttığını belirten Biçen, bu sistemlerin basit oluklardan ibaret olmadığını; doğru eğim, filtrasyon ve depolama içeren entegre yapılar olması gerektiğini vurguladı. Yol ve kamusal alanlardan kar yönetimine de değinen Biçen, Japonya ve Norveç’te yol karının doğrudan kanalizasyona verilmediğini, özel toplama ve eritme alanlarında kontrol altına alındığını; Güney Kore’de ise yol güvenliği sağlanırken eriyen suyun yönlendirildiği altyapı sistemlerinin kullanıldığını aktardı. Bitlis özelinde tek tip bir çözümden söz edilemeyeceğini ifade eden Biçen, kent merkezinde çatı temelli sistemlerin, yol ve meydanlarda ise karın doğrudan eritilmesi yerine pilot toplama ve arıtma alanlarının denenebileceğini söyledi. Biçen, kırsal ve yüksek kesimlerde ise karın erken erimesini önleyen, depolamaya dayalı yaklaşımların daha uygun olacağını belirtti. "Mesele, karın ne kadar yağdığı değil, yağan karla ne yaptığımızdır" "Bitlis gibi karla yaşayan kentler için mesele, karın ne kadar yağdığı değil; yağan karla ne yaptığımızdır" diyen Biçen, karın yalnızca bir risk olarak görülmesi hâlinde kayıp yaşanacağını, su hasadının bir parçası olarak ele alındığında ise kentin iklim değişikliğine karşı daha dayanıklı hâle geleceğini ifade etti. Su hasadının yalnızca teknik bir uygulama değil, suya bakış açısını değiştiren bütüncül bir planlama yaklaşımı olduğunu vurgulayan Biçen, bunun Bitlis için kritik bir öneme sahip olduğunu dile getirdi. Ayrıca Anadolu Sualtı Araştırmaları ve Sporları Derneği bünyesinde de çalışmalar yürüttüğünü belirten Biçen, özellikle havza ölçeğinde su ve doğal kaynakların sürdürülebilirliğini güçlendirmeye yönelik saha araştırmaları yaptıklarını, bilimsel veri ürettiklerini ve kamuoyunda farkındalık oluşturmayı önemsediklerini ifade etti. Biçen, "Suyu yalnızca tüketilen bir kaynak değil, korunması gereken bir ekosistem bileşeni olarak ele alıyoruz" dedi. Anadolu Su Altı Araştırmaları ve Sporları Derneği (ASAD) Başkanı Mehmet Salih Aygün de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, dernek olarak özellikle havza ölçeğinde su ve doğal kaynakların sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti. Bu kapsamda saha araştırmaları yürüttüklerini, bilimsel veri ürettiklerini ve kamuoyunda farkındalık oluşturmayı önemsediklerini ifade eden Aygün, suya yalnızca tüketilen bir kaynak olarak değil, korunması gereken bir ekosistem bileşeni olarak yaklaştıklarını vurguladı.
Uzmanından Bitlis için "kar ve su hasadı" uyarısı
23 Ocak 2026 Cuma - 15:31 Uzmanından Bitlis için "kar ve su hasadı" uyarısı Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölüm Başkanı ve aynı zamanda Anadolu Sualtı Araştırmaları ve Sporları Derneği (ASAD) üyesi Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, karın yalnızca bir yük ya da tehdit olarak görülmemesi gerektiğini, doğru planlama ile önemli bir su kaynağına dönüştürülebileceğini söyledi. Bitlis gibi kentlerde yoğun kar yağışının ardından çoğu zaman karın temizlenip kenara itildiğini ya da kontrolsüz şekilde eriyerek akıp gittiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, kırsalda çığ, kent merkezlerinde ise çatı ve saçaklarda oluşan kütle ve sarkıtların can ve mal kaybına yol açabildiğini kaydetti. Bu risklerin temelinde, karın yönetilememesinin yattığını dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, bilimsel açıdan bakıldığında karın, yağmur kadar önemli bir su girdisi olduğunu vurguladı. Bu noktada "su hasadı" yaklaşımının devreye girdiğini ve su hasadının yağmur veya kar şeklinde gelen suyun kaybolması yerine planlı biçimde toplanması, yönetilmesi ve yeniden kullanılması anlamına geldiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, su hasadının az gelişmiş ülkelerde su kıtlığına karşı alternatif bir kaynak olarak kullanıldığını, gelişmiş ülkelerde ise içilemez su kullanımlarında destekleyici bir sistem ve taşkın kontrolü aracı olduğunu kaydetti. Biçen, bu uygulamanın yeni olmadığını; sarnıçlar, toplama havuzları ve çatı sistemlerinin tarihi örnekler sunduğunu hatırlattı. İklim değişikliğiyle birlikte kuraklık, düzensiz yağışlar ve artan su stresinin, su hasadını stratejik bir planlama aracı hâline getirdiğini vurgulayan Biçen; Avrupa ülkeleri, ABD, Japonya, Hindistan ve Avustralya’da yeni yapılarda bu sistemlerin ya zorunlu tutulduğunu ya da teşvik edildiğini söyledi. Türkiye’de de 2024 yılında yürürlüğe giren Su Verimliliği Yönetmeliği ile su hasadının bina, parsel ve kentsel ölçeklerde planlama süreçlerine entegre edilmesinin hedeflendiğini belirten Biçen, "Su hasadı artık gönüllü bir tercih değil, planlamanın bir parçasıdır" dedi. Soğuk iklimlerde su hasadının kar üzerinden yürütüldüğünü ifade eden Biçen, karın doğru yönetildiğinde kentsel sistem için önemli bir girdiye dönüşebileceğini söyledi. Çatı temelli su hasadı sistemlerinin ABD ve Kuzey Avrupa’daki kentlerde hem su talebini hem de yüzey akışını ciddi biçimde azalttığını belirten Biçen, bu sistemlerin basit oluklardan ibaret olmadığını; doğru eğim, filtrasyon ve depolama içeren entegre yapılar olması gerektiğini vurguladı. Yol ve kamusal alanlardan kar yönetimine de değinen Biçen, Japonya ve Norveç’te yol karının doğrudan kanalizasyona verilmediğini, özel toplama ve eritme alanlarında kontrol altına alındığını; Güney Kore’de ise yol güvenliği sağlanırken eriyen suyun yönlendirildiği altyapı sistemlerinin kullanıldığını aktardı. Bitlis özelinde tek tip bir çözümden söz edilemeyeceğini ifade eden Biçen, kent merkezinde çatı temelli sistemlerin, yol ve meydanlarda ise karın doğrudan eritilmesi yerine pilot toplama ve arıtma alanlarının denenebileceğini söyledi. Biçen, kırsal ve yüksek kesimlerde ise karın erken erimesini önleyen, depolamaya dayalı yaklaşımların daha uygun olacağını belirtti. "Bitlis gibi karla yaşayan kentler için mesele, karın ne kadar yağdığı değil; yağan karla ne yaptığımızdır" diyen Biçen, karın yalnızca bir risk olarak görülmesi hâlinde kayıp yaşanacağını, su hasadının bir parçası olarak ele alındığında ise kentin iklim değişikliğine karşı daha dayanıklı hâle geleceğini ifade etti. Su hasadının yalnızca teknik bir uygulama değil, suya bakış açısını değiştiren bütüncül bir planlama yaklaşımı olduğunu vurgulayan Biçen, bunun Bitlis için kritik bir öneme sahip olduğunu dile getirdi. Ayrıca Anadolu Sualtı Araştırmaları ve Sporları Derneği bünyesinde de çalışmalar yürüttüğünü belirten Biçen, özellikle havza ölçeğinde su ve doğal kaynakların sürdürülebilirliğini güçlendirmeye yönelik saha araştırmaları yaptıklarını, bilimsel veri ürettiklerini ve kamuoyunda farkındalık oluşturmayı önemsediklerini ifade etti. Biçen, "Suyu yalnızca tüketilen bir kaynak değil, korunması gereken bir ekosistem bileşeni olarak ele alıyoruz" dedi. Anadolu Su Altı Araştırmaları ve Sporları Derneği (ASAD) Başkanı Mehmet Salih Aygün de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, dernek olarak özellikle havza ölçeğinde su ve doğal kaynakların sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti. Bu kapsamda saha araştırmaları yürüttüklerini, bilimsel veri ürettiklerini ve kamuoyunda farkındalık oluşturmayı önemsediklerini ifade eden Aygün, suya yalnızca tüketilen bir kaynak olarak değil, korunması gereken bir ekosistem bileşeni olarak yaklaştıklarını vurguladı.
Kaymakam Demirer: "Tatvan’da tarım, hayvancılık ve gıda güvenliği alanında yoğun bir çalışma yürütüldü"
23 Ocak 2026 Cuma - 10:48 Kaymakam Demirer: "Tatvan’da tarım, hayvancılık ve gıda güvenliği alanında yoğun bir çalışma yürütüldü" Bitlis’in Tatvan Kaymakamı Yiğit Yaşar Demirer, ilçe genelinde tarımsal üretimin artırılması, hayvan sağlığının korunması ve gıda güvenliğinin sağlanması amacıyla çok yönlü ve planlı faaliyetler gerçekleştirildiğini belirtti. Tatvan İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2025 yılı faaliyetleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Kaymakam Demirer, bitkisel üretimi desteklemek amacıyla 2025 yılında 83 çiftçiye 49 bin domates, 39 bin 600 biber ve 6 bin patlıcan fidesi, ayrıca 41 çiftçiye bin 500 adet ceviz fidanı dağıtıldığını belirterek, bu desteklerin üretimin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Planlı üretim kapsamında 9 bin 329 parselde, 107 bin 712 dekar alanda ürün tespit çalışmalarının yapıldığını aktaran Kaymakam Demirer; patates, elma ve buğday başta olmak üzere bin 700 dekar alanda entegre mücadele çalışması yürütüldüğünü ifade etti. Köylerde ürün gelişimlerinin düzenli olarak takip edildiğini, hastalık ve zararlılara karşı çiftçilerin bilgilendirildiğini belirtti. Gıda güvenliği konusunda taviz verilmediğini vurgulayan Kaymakam Demirer, 2025 yılı içerisinde 846 gıda işletmesinde denetim yapıldığını, Alo 174 hattına gelen 41 şikâyetin titizlikle incelendiğini söyledi. Yapılan kontroller sonucunda 34 işletmeye toplam 1 milyon 195 bin 547 TL idari para cezası uygulandığını açıkladı. Hayvan sağlığına yönelik çalışmalara da değinen Demirer, 2025 yılında büyükbaş hayvanlara 25 bin doz şap ve 6 bin doz brusella, küçükbaş hayvanlara ise 36 bin 567 doz şap, 39 bin 611 doz veba ve 38 bin 280 doz çiçek aşısı uygulandığını belirtti. Demirer, ilçe genelinde 52 bin 297 büyükbaş ve küçükbaş hayvanın sağlık taramasından geçirildiğini ifade etti. Kaymakam Demirer, yol kontrollerinde mevzuata aykırı hayvan hareketlerine karşı kararlı bir tutum sergilendiğini belirterek, 2025 yılı içerisinde 180 kişiye toplam 703 bin 172 TL idari para cezası uygulandığını kaydetti. Hayvan sevk ve giriş-çıkışlarının veteriner sağlık raporlarıyla kontrol altına alındığını da sözlerine ekledi. İlçedeki tarım, hayvancılık ve gıda güvenliği alanındaki yoğun çalışmaların artarak devam edeceğini kaydeden Kaymakam Demirer, "Tatvan’da tarım ve hayvancılığın gelişmesi, gıda güvenliğinin sağlanması ve üreticimizin korunması için tüm kurumlarımızla koordineli şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Sahada emek veren tüm İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü personelimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Bitlis’te köy yollarında 3 metreyi bulan karla mücadele
23 Ocak 2026 Cuma - 08:45 Bitlis’te köy yollarında 3 metreyi bulan karla mücadele Bitlis İl Özel İdaresi ekipleri, yoğun kar yağışı nedeniyle kapanan ve yer yer 3 metreyi bulan köy yollarında 7 gün 24 saat esasına göre karla mücadele çalışmalarını sürdürüyor. Bitlis’te etkili olan yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşıma kapanan köy yollarının yeniden açılması için Bitlis İl Özel İdaresi ekipleri çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Kar kalınlığının yer yer 2 ile 3 metreleri bulduğu bölgelerde greyder, kepçe ve kar savurma araçlarıyla çalışmalarını sürdüren ekipler, özellikle yüksek kesimler ve kırsal mahallelerde ulaşımın aksamaması için yoğun mesai harcıyor. Bitlis merkeze bağlı Tabanözü köyü Akçalı mezrasında yol açma çalışmalarını yerinde inceleyen İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı Hamdullah Geylani, 3 bin 365 kilometrelik yol ağında 7 gün 24 saat çalışarak yolları açık tutmak için mücadele veren ekiplere de teşekkür etti. Geylani, "Bitlis merkeze bağlı Tabanözü köyü Akçalı mezrasında Bitlis İl Özel İdaresi karla mücadele ekiplerinin yapmış olduğu çalışmaları yerinde müşahede etmekteyiz. 10 şantiye, 92 personel ve 70 iş makinesi ile 353 köy ve 288 mezrada toplam 3 bin 365 kilometrelik yol ağında kar küreme ve yol açma çalışmaları 7 gün 24 saat esasına göre devam etmektedir. Bitlis, Doğu Anadolu Bölgesi’nin en fazla kar yağışı alan illerinden bir tanesidir. Kentimize son 2 ayda 4 metre kar yağmış durumda. Bu miktar kırsal kesimlerde 6-7 metre civarına kadar ulaşabilmektedir. Kar durmadı tabii bizler de durmadık. Son dönemlerde yüzlerce köy yolumuz ulaşıma kapanmış olsa da ekiplerimizin hızlı müdahalesiyle yeniden ulaşıma açılmıştır. Vatandaşlarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamaması adına ekiplerimiz mesai mefhumu gözetmeksizin hafta sonu da dahil olmak üzere hızlı, verimli ve etkin bir şekilde karla mücadele çalışmalarını devam ettirmektedir" dedi.