Yerel Haberler
Bitlis
BEÜ’de Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma heyecanı 04 Mart 2026 Çarşamba - 18:08:57 Bitlis Eren Üniversitesi’nde Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması gerçekleştirildi. Üniversite öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdiği program, manevi atmosferi ve anlamlı anlarıyla dikkat çekti. Bitlis Eren Üniversitesi ile Bitlis Müftülüğü iş birliğinde, Üniversiteler Arası Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması, Bitlis Eren Üniversitesi Seçmeleri yapıldı. Üniversite yerleşkesinde düzenlenen yarışmada, öğrenciler Kur’an-ı Kerim tilavetinde maharetlerini sergiledi. Katılımcılar; tecvid kurallarına riayet, makam bilgisi, ses tonu ve okuyuş ahengi gibi kriterler üzerinden jüri tarafından değerlendirildi. Programın açılışında konuşan Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, Kur’an-ı Kerim’in insan hayatındaki yerine değinerek, bu yıl 3’ncüsünü düzenledikleri yarışmaya katılanlara başarılar diledi. Elmastaş, bu yıl 3’ncüsünü gerçekleştirdikleri bu etkinliğin giderek yoğunlaşan bir programa dönüştüğünü belirterek, "Bu sene maşallah çok güzel bir ilgi var, katılım var. Onun için ben katılan herkese buradan teşekkür etmek istiyorum. İnşallah bu daha güzel bir şekilde devam edecektir. Tabii bunun üniversitemizde yapılıyor olması, Müftülüğümüzün öncülüğünde iki kurum birlikte yapıyor olması ayrı bir anlam ifade ediyor. Bizim için de bu gerçekten değerli bir program. Bizler Bitlis Eren Üniversitesi olarak ilmi çalışmalarımızın yanı sıra, manevi mirasımızı koruyan, onu yarınlara taşıyan gençlerin yetişmesine büyük önem arzu ediyoruz. Dolayısıyla bu tarz programlar, etkinlikler inşallah gençlerimizin manevi açıdan daha iyi yetişmesine de vesile olacaktır. Kur’an-ı Kerim’i okumak, Kur’an-ı Kerim ile hemhal olmak başlı başına bir şereftir hepimiz için. Bu tabii önemli bir program. Program, anlamlı bir program. Birazdan gençler burada Kur’an-ı Kerim’i okuyarak işte bir yarışma gerçekleştirilecek. Yarışmaya katılan tüm katılımcılara başarılar diliyorum." Programda konuşan İl Müftüsü Kadir Koçak ise, "Ramazan ayının manevi atmosferinde düzenlenen bu yarışmaya katılan tüm katılımcılara başarılar diliyorum" dedi. Koçak, "Bugün burada herhangi bir yarışma için değil kalplerimizi aydınlatan hayat rehberimiz olan bize hakkı, batılı, en iyiyi, en doğruyu anlatan yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in tilavetini dinlemek üzere araya geldik. Kur’an-ı Kerim’de yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor. İyilikte, güzellikte, iyi olan şeylerde, güzel olan şeylerde yarışın. Tam bugünkü Kur’an-ı Kerim yarışması da bunun aynısı. Çünkü Allah’ın kelamını okuma noktasında öğrencilerimiz inşallah yetişecekler. Peki en güzel, en iyi iş nedir? En iyi iş elbette ki bir insanın Kur’an’la tanışmasıdır. Bir insanın Kur’an’la tanışması demek onun istikbalinin aydınlanması ve çevresini de aydınlatması demektir. Çünkü Kur’an’la aydınlatmış nesiller ahlaklı, merhametli, adaletli ve sorumluluk sahibi bireylerdir. Sevgili öğrenciler, işte bizim en büyük hedefimiz de bu olmalıdır. Çevresmizi Kur’an’ın nuruyla aydınlatmak olmalıdır." Program Bitlis Eren Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim üyelerinden oluşan İlahi dinletisi ile devam etti. Daha sonra Seçici kurul üyelerinin tanıtımı ile davam eden programda yarışmacılar Kuranı Kerim yarışmasında dereceye girmek için yarıştı.
04 Mart 2026 Çarşamba - 18:07 Bitlis’te çığ tatbikatı gerçeğini aratmadı Doğu Anadolu’nun çetin kış şartlarıyla bilinen şehirlerinden Bitlis’te gerçekleştirilen çığ tatbikatı, gerçeğini aratmayan görüntülere sahne oldu. Muhtemel bir çığ felaketine karşı hazırlık amacıyla düzenlenen tatbikatta ekipler, senaryo gereği kar altında kalan vatandaşları kurtarmak için zamanla yarıştı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca (AFAD) Bitlis’te çığda arama kurtarma tatbikatı gerçekleştirildi. Bitlis El Aman Hanı Kayak Merkezi’nde gerçekleştirilen tatbikata Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Barış Soyal, İl Emniyet Müdürü Koray Şensoy, İl Özel İdare Genel Sekreteri Adem Aydoğdu, AFAD İl Müdürü Kerem Oruk, kurum amirleri ve Sivil Toplum Örgütü temsilcileri katıldı. Senaryo gereği kayak yapanların üzerine çığ geldiği ihbarı üzerine olay yerine giden ekipler Bitlis Valisi Ahmet Karakaya’nın talimatıyla arama kurtarma çalışmalarına başladı. Muhtemel afet ve acil durumlarda ekipler arasında iletişimi ve koordinasyonu güçlendirmek, birlikte çalışma kültürünü yaygınlaştırmak, hızlı ve etkin müdahale sağlamak ve Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında görevleri eksiksiz yerine getirmek için çalışmalar aralıksız sürdürülüyor. Başarıyla yapılan tatbikatta çığ altında kalanlar kurtarıldı. Tatbikat sonrası açıklamalarda bulunan Bitlis İl AFAD Müdürü Kerem Oruk, tatbikatı 16 kurum, 15 sivil toplum kurumu, 228 personel ve 53 araçla tamamladıklarını söyledi. Oruk yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Seviye 1 Arama Kurtarma Tatbikatımızda senaryo gereği 4 vatandaşımız kayak yaparken kusurlu bölgeye girip çığ altında kalmıştır. Alınan ihbar üzerine önce jandarma koruyucularımız bölgeye kısa arama yaptı, UMKE ekiplerimiz alana girip detaylı tarama yaptı. Bir vatandaşımızı Life Sign Beep (Yaşam Sinyali) ile, diğerini köpekli arama ile ve 2 vatandaşımızı da son arama çalışmalarıyla bularak UMKE ekiplerine teslim ettik. Tatbikatımızı sorunsuz tamamladık; hedefimiz koordinemizi geliştirmek ve başarılarımızı bir üst seviyeye taşımaktır." Tatbikata, AFAD, Jandarma Komando Arama Kurtarma Timleri (JAK), Polis Arama Kurtarma (PAK) UMKE, İtfaiye, Türk Kızılayı ve AFAD Gönüllülerinden oluşan arama kurtarma ekipleri yer aldı.
Prof. Dr. Nevin Şanlıer: "Her 10 çocuktan 2 tanesi obezite"
27 Mayıs 2025 Salı - 09:11 Prof. Dr. Nevin Şanlıer: "Her 10 çocuktan 2 tanesi obezite" Ankara Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Obezite Diyetisyenliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Nevin Şanlıer, "Türkiye’de maalesef ben 10 yıl sonra çocuklarımızın obeziteyle çok mücadele edeceğini düşünüyorum. Her 10 çocuktan 2 tanesi obezite. Yani yüzde 10 civarında. Yani hafif şişman değil benim söylediğim, gerçekten morbid obezite dediğimiz obezite. Birçok tedavi yöntemleri var. Ama biz tabii diyetisyenler olarak beslenmeyle bu işin çözüme ulaşacağını düşünüyoruz" dedi. Beslenme, fizik tedavi, fizyoterapi ve sağlıklı beslenme ile ilgili çalıştaya katılmak üzere Bitlis’e gelen Prof. Dr. Nevin Şanlıer, obezitenin erkeklere nazaran kadınlarda daha çok görüldüğünü ve ciddi hastalıklara yol açtığını kaydetti. Obezitenin kanser hastalığı başta olmak üzere migren, şizofreni ve kalp rahatsızlığı gibi hastalıkları beraberinde getirdiğini beliren Prof. Dr. Şanlıer, "Obezite çok önemli bir halk sağlığı problemi. Bizim ülkemizde de hem yetişkinler için hem de çocuklar için sıkıntılı bir durum" dedi. Şanlıer, obezitenin tüm dünya ülkelerini ilgilendiren bir sorun olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Ben obezite demiyorum, globuzite diyorum. Çünkü global düzeyde, dünya çapında bütün dünya ülkelerini ilgilendiren çok önemli bir konu. Çocukluk çağından başlamak üzere aslında bebeğin beslenmesi anne karnında başlıyor. Anne karnından annenin beslenmesiyle başlayan bir süreç ölene kadar sürüyor. Eskiden bir dirhem et bin ayıp örter diyorduk. Şimdi bütün ayıplarımızı obezite ortaya çıkarıyor. Çünkü tepeden tırnağı, yani bugün yapılan çalışmalarda migren, kanser, hatta şizofreni, depresyondan tutun osteoporoza kadar pek çok hastalıkla, kalp hastalıkları, diyabetle ilişkisinin olduğunu biliyoruz." "Artık dünyada insan ömrü artarken sanırım bir taraftan da azalacak" Prof. Dr. Şanlıer, kadınların erkeklere nazaran biraz daha obez olduğunu sözlerine ekleyerek, "Obezite, vücut ağırlığındaki özellikle yağ miktarının artması demek. Erkeklerde bu oranın yüzde 25’in üzerinde olması, kadınlarda da yüzde 32’nin üzerinde olması obezite olarak tanımlanıyor. Bizim ülkemize baktığımız zaman kadınlar biraz daha erkeklere göre daha obez. Son verilerde erkeklere göre bir buçuk kat daha fazla olduğunu görüyoruz. Ama erkeklerde de maalesef özellikle karında biriken yağlar, bizim metabolik sendrom dediğimiz diyabet, obezite, kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon disiplini dediğimiz hastalıkların üçünü kapsıyorsa biz buna metabolik sendrom diyoruz. Bu metabolik sendrom eskiden sadece yetişkinlerin problemiydi. Ancak şu an çocuklarda da metabolik sendromu görüyoruz. Artık dünyada insan ömrü artarken sanırım bir taraftan da azalacak. Çünkü bulaşıcı olmayan dejeneratif bu hastalıklar sebebiyle hepimizin herhalde yaşam süresi kısalacak. Obezite başta olmak üzere kardiyovasküler hastalıklar bütün dünyada şimdi ikinci sırada. Kanserden ölümler görülme oranı da yüksek ve beslenmeyle de çok ilişkilendiriliyor. Özellikle de bizim son yıllarda beslenme tarzımızın değişmesi, batı tipi beslenme dediğimiz testop tarzı besinlerin çok fazla kullanılıyor olması, evde çok tencere yemeklerinin yapılmaması açıkçası bu beni çok üzüyor. Bu sebeple daha çok doymuş yağ oranı yüksek, protein oranı yüksek besinler çok fazla tüketiliyor. Buna bağlı olarak da tabii ki obezite oluşuyor. Obezite gelişmiş ülkelerin sorunu mu? Hayır. Az gelişmiş ülkelerin ya da gelişmemiş ülkelerin de sorunu. Çünkü gelişmişlik derecesi arttıkça protein ve doymuş yağ alımı artarken az gelişmiş ülkelerde de karbonhidrattan beslenme tarzı artıyor. Bu nedenle de obeziteyi sıklıkla görüyoruz. Yine Türkiye’de maalesef ben 10 yıl sonra çocuklarımızın obeziteyle çok mücadele edeceğini düşünüyorum. Her 10 çocuktan 2 tanesi obezite. Yani yüzde 10 civarında. Yani hafif şişman değil benim söylediğim, gerçekten morbid obezite dediğimiz obezite. Birçok tedavi yöntemleri var. Ama biz tabii diyetisyenler olarak beslenmeyle bu işin çözüme ulaşacağını düşünüyoruz" diye konuştu. "Yaz aylarında günde en az 12 bardak su tüketilmeli" Şanlıer, kırmızı etin yerine daha çok beyaz et tüketilmesi gerektiğini ifade ederek, "İlaç tedavileri, ameliyatlar yapılabiliyor ama yaşam kalitesini arttırmak adına bir beslenme planıyla, yani kişinin yaşına, cinsiyetine, fiziksel aktivite düzeyine, özel durumuna ya da herhangi bir hastalığı varsa buna göre biz beslenme planlarımızı yapıyoruz. Herkesin beslenme planı farklıdır, parmak izi gibidir. Kişiye özel olması gerekiyor. Mümkün olduğu kadar da Akdeniz tipi beslenme. Yani ne demek? Her şeyin doğalını kullanmayı tavsiye ediyorum. Bol su tüketelim. Hele şimdi yaz geliyor, 12 bardak su içelim. Bunun dışında tam tahıllardan yapılan ekmek, tam buğday unundan yapılan ekmek, makarna, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı, kuru baklagilleri mutlaka soframızdan eksik etmeyelim mümkün olduğu kadar. Kırmızı etin miktarını azaltalım, haftada 2-3’e düşürelim. Daha çok beyaz etleri tüketmekte fayda var. Bol sebze meyve, tabii meyve ile oturup bir kasa meyve yemeyeceğiz. Bizim ihtiyacımız olan günde 2-3 porsiyon, buna göre 2-3 porsiyon tüketmek lazım. Süt, yoğurt, ayran biliyorum Doğu Anadolu’nun çok sofralarında eksik etmediği bir besin. Özellikle yoğurt. Bunun tüketimini de arttırarak sağlıklı beslenme sağlayabiliriz. Aynı zamanda iyi yağlar kullanalım. İyi yağlar dediğimiz zaman mesela ben salatama zeytinyağı kullanabilirim ama yemeklerde ayçiçek yağı, en azından üç tür yağı karıştırarak yemeklerinize ilave etmenizde yarar var diye düşünüyorum. Aynı zamanda da fiziksel aktivite. Maalesef çocuklarımız, hepimiz aslında televizyon, bilgisayar, akıllı telefonlar, bunların başında çok vakit kaybediyoruz. Hareketli olmak lazım, daha aktif yaşamak lazım. En azından haftada 3-4 kez, yarım saat, 45 dakika, gücümüz yetiyorsa 1 saat yanımızdaki biriyle konuşabilecek düzeyde yürüyüş yapsak bile spor salonuna gitmemize gerek yok. Bu yürüyüşü yapmamız bile bizim için bir fiziksel aktivite olacaktır. Obeziteli vatandaşlarımızın vücut ağırlıklarını öğrenerek en yakın sağlık kuruluşlarına veyahut da diyetisyen arkadaşlarımızın olduğu birimlerde gidip sağlıklı beslenme önerileri almalarında yarar var. Çünkü obezite artık ayıplarımızı ortaya çıkarıyor. Bizler insan olarak sağlıklı yaşama hakkımız olduğunu biliyoruz. Bu nedenle de lütfen sağlıklı beslenelim, yeterli, dengeli beslenelim. Özellikle çocuklarımıza şeker içeren meşrubatlar, gazlı içecekler, kızartmalar, paketli ürünleri tükettirmeyelim. Anne baba olarak ısrara bazen dayanamıyoruz ama lütfen hiç tükettirmeyelim. Çok istiyorlarsa ayda bir iki kez olabilir, öyle tükettirelim, daha fazla tükettirmeyelim diyorum" şeklinde konuştu.
Bitlis balı Paris’te bir kez daha ’Altın Bal’ ödülü aldı
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 09:03 Bitlis balı Paris’te bir kez daha ’Altın Bal’ ödülü aldı Fransa’nın başkenti Paris’te 200 katılımcının katıldığı uluslararası bal yarışmasında Bitlis balı, ’Altın Bal’ ödülüne layık görüldü. Türkiye’nin en önemli bal merkezlerinden olan Bitlis’te, zengin floraya sahip yüksek rakımlı yaylalarda üretilen bal, sahip olduğu kaliteyi de başarıyla ortaya koydu. Geçtiğimiz günlerde uluslararası bal yarışmaları için Paris’teki laboratuvarlara gönderilen Bitlis balı; prolin değeri, nem oranı ve polen sayımı bakımından altın bal ödülüne layık görüldü. Yaklaşık 200 arıcının katıldığı bu değerlendirmede Bitlis balının en iyi dereceyi alması, kentteki arıcılara büyük mutluluk yaşattı. Bitlisli arıcı Serdar Naci Ersan, kentin yüksek rakımlı ve zengin bitki örtüsüne sahip yaylalarında ürettiği bal ile Paris’teki uluslararası bal yarışmasına başvurduğunu belirtti. Balları 2 bin 500 rakımın üzerinde olan yaylalarda ürettiklerini ifade eden Ersan, "Öncelikle şunu en başında belirtmek isterim ki ülkemiz, zengin bitki örtüsü ve uygun iklim şartları sayesinde dünyanın önde gelen bal ülkesidir. Ülkemizde üretilen ballar, özellikle Doğu Anadolu’da üretilen ballar bir parantez daha açarak Bitlis bölgesinde üretmiş olduğumuz ballar endemik ve tıbbi bitki çeşitliliği ve bolluğu ile dünyada eşi benzeri olmayan özelliklerdedir. Biraz daha detaylandırmak gerekirse yaklaşık bin 200 çeşit bitkinin bulunduğu yüksek rakımlı yaylalarda ürünlerimizi üretmekteyiz. Bu özelliklerin hepsi toplandığında Bitlis balının diğer dünya ballarından üstün olduğunu göstermektedir" dedi. Ersan, daha önce dünyanın en prestijli bal yarışmaları olan Fransa ve Londra bal yarışmalarında son 3 yıldır üst üste ’Altın Bal’ ödülü aldıklarını belirterek, sözlerine şöyle devam etti: "Aldığımız bu kalite ödülleri de üretmiş olduğumuz bu ürünlerin bir nevi kalite garantisi etiketi ve bizler için de gayretlerimizin takdiri göstergesindedir. Üretmiş olduğumuz bu yüksek katma değerli ürünümüzü ilimiz Bitlis adına tarihinde bir ilki daha gerçekleştirerek Avrupa’ya ihracatını yapmış bulunmaktayız. İlimizde üretilen bu eşsiz ürünler artık Avrupa’nın tüm ülkelerine tedariki sağlanacaktır ve prestijli satış mağazaları tarafından raflarda yerini alacaktır. Yaptığımız ihracatın ülkemize ve ilimize ekonomik olarak katkı sunacağı için bu durumdan oldukça mutluyuz. Hedefimiz ilimiz Bitlis’te üretilen bu özel ve kadim balların tüm dünya ülkeleri tüketicilerinin damak tadıyla buluşmasıdır."
Bitlis balı Paris’te bir kez daha ‘Altın Bal’ ödülü aldı
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 09:00 Bitlis balı Paris’te bir kez daha ‘Altın Bal’ ödülü aldı Fransa’nın başkenti Paris’te 200 katılımcının katıldığı uluslararası bal yarışmasında, Bitlis balı ‘Altın Bal’ ödülüne layık görüldü. Türkiye’nin en önemli bal merkezlerinden olan Bitlis’te, zengin floraya sahip yüksek rakımlı yaylalarda üretilen bal, sahip olduğu kaliteyi de başarıyla ortaya koydu. Geçtiğimiz günlerde uluslararası bal yarışmaları için Paris’teki laboratuvarlara gönderilen Bitlis balı; prolin değeri, nem oranı ve polen sayımı bakımından altın bal ödülüne layık görüldü. Yaklaşık 200 arıcının katıldığı bu değerlendirmede Bitlis balının en iyi dereceyi alması, kentteki arıcılara büyük mutluluk yaşattı. Bitlisli arıcı Serdar Naci Ersan, kentin yüksek rakımlı ve zengin bitki örtüsüne sahip yaylalarında ürettiği bal ile Paris’teki uluslararası bal yarışmasına başvurduğunu belirtti. Balları 2 bin 500 rakımın üzerinde olan yaylalarda ürettiklerini ifade eden Ersan, "Öncelikle şunu en başında belirtmek isterim ki ülkemiz, zengin bitki örtüsü ve uygun iklim şartları sayesinde dünyanın önde gelen bal ülkesidir. Ülkemizde üretilen ballar, özellikle Doğu Anadolu’da üretilen ballar bir parantez daha açarak Bitlis bölgesinde üretmiş olduğumuz ballar endemik ve tıbbi bitki çeşitliliği ve bolluğu ile dünyada eşi benzeri olmayan özelliklerdedir. Biraz daha detaylandırmak gerekirse yaklaşık bin 200 çeşit bitkinin bulunduğu yüksek rakımlı yaylalarda ürünlerimizi üretmekteyiz. Bu özelliklerin hepsi toplandığında Bitlis balının diğer dünya ballarından üstün olduğunu göstermektedir" dedi. Ersan, daha önce dünyanın en prestijli bal yarışmaları olan Fransa ve Londra bal yarışmalarında son 3 yıldır üst üste ‘Altın Bal’ ödülü aldıklarını belirterek, sözlerine şöyle devam etti: "Aldığımız bu kalite ödülleri de üretmiş olduğumuz bu ürünlerin bir nevi kalite garantisi etiketi ve bizler için de gayretlerimizin takdiri göstergesindedir. Üretmiş olduğumuz bu yüksek katma değerli ürünümüzü ilimiz Bitlis adına tarihinde bir ilki daha gerçekleştirerek Avrupa’ya ihracatını yapmış bulunmaktayız. İlimizde üretilen bu eşsiz ürünler artık Avrupa’nın tüm ülkelerine tedariki sağlanacaktır ve prestijli satış mağazaları tarafından raflarda yerini alacaktır. Yaptığımız ihracatın ülkemize ve ilimize ekonomik olarak katkı sunacağı için bu durumdan oldukça mutluyuz. Hedefimiz ilimiz Bitlis’te üretilen bu özel ve kadim balların tüm dünya ülkeleri tüketicilerinin damak tadıyla buluşmasıdır."
Bitlis semalarında yamaç paraşütü heyecanı yaşandı
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 08:54 Bitlis semalarında yamaç paraşütü heyecanı yaşandı Bitlis Yamaç Paraşütü Kulübü ile Erzincan Yamaç Paraşütü Kulübü tarafından verilen eğitimler sonunda kursiyerler, eşsiz doğa manzaraları eşliğinde yamaç paraşütü yaparak unutulmaz anlar yaşadı. Bitlis’in yüksek rakımlı yamaçlarından biri olan Nemrut Dağı eteklerinde gerçekleştirilen etkinlikte, profesyonel paraşütçüler tarafından uygulamalı eğitimler verildi. Aldıkları eğitimlerin ardından büyük bir heyecanla gökyüzüne yükselen paraşütçüler, Bitlis’in doğal güzelliklerini kuşbakışı izleme fırsatı buldu. Bitlis Yamaç Paraşütü Kulübü Başkanı Nurullah Ulutaş, yaklaşık 3 yıldır yamaç paraşütü ile ilgilendiğini belirterek, "Aynı zamanda Bitlis Yamaç Paraşütü Kulübü Başkanıyım. Bir projemiz kapsamında bugün gençlerimize havacılığı öğrettik. Havacılığı sevdirmeye çalıştık. Üniversite öğrencilerine paramotor paraşüt gösterisi oldu. Şimdi de burada öğrencilerimizle birlikte yine değişik kurumlardan hocalarımızla birlikte tendem uçuşları yaptırıyoruz. Gençleri ve Bitlis halkımızı yamaç paraşütü ile tanıştırmak istiyoruz. Karşımızdaki manzaraya doğru uçuşlar gerçekleştiriyoruz" dedi. Türk Hava Kurumunda yamaç paraşütü öğretmenliği yapan Emre Aktepe ise bugün Bitlis’te üniversite öğrencilerini uçurduklarını ifade ederek, "Burada bir seminer ve eğitim verdik. Eğitimi bitiren öğrencilerimizi de bu eşsiz Van Gölü manzarasına karşı uçuruyoruz" dedi. Erzincan Havacılık Kulübü Yamaç Paraşütü Öğretmeni Abdülkadir Eren de, yamaç paraşütü sporunun Bitlis’te ilerlemesi gerektiğini belirterek, "Kursiyerlerimizi çok güzel bir şekilde eğittik. Şu anda Nemrut Dağı’nın eteklerinde Van Gölü’ne doğru güzel bir uçuş yaptık. Uçuşlarımız devam ediyor. Biz Bitlis’te yamaç paraşütü etkinliğini ilerletmek istiyoruz. Arkadaşlar katılım sağlarsa yöneticilerimiz de bu spora destek verirlerse bu sporu burada ilerletmek istiyoruz" diye konuştu.
65 ilden bin 600 öğrenci Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırlandı
23 Mayıs 2025 Cuma - 09:39 65 ilden bin 600 öğrenci Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırlandı Cumhurbaşkanlığı’nın himayelerinde Milli Eğitim Bakanlığının organizasyon ve yürütücülüğünde devam eden "Maziden Atiye Ahlat" programıyla 1,5 yılda 65 ilden bin 600 öğrenci Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırlandı. Cumhurbaşkanlığı’nın himayelerinde Milli Eğitim Bakanlığının organizasyon ve yürütücülüğünde devam eden "Maziden Atiye Ahlat" programı, Bitlis’in Ahlat ilçesindeki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 1,5 yıldır devam ediyor. Eğitim öğretim döneminde başlatılan ve her hafta farklı illerden lise öğrencilerinin ağırlandığı program kapsamında şu ana kadar 65 ilden bin 600 öğrenci Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırlandı. Programlara katılan öğrenciler Ahlat ilçesi başta olmak üzere Van ve Muş’taki tarihi ve doğal güzellikleri görme imkanı buluyor. Ayrıca program kapsamında tarihi ve kültürel geziler dışında Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kültür sanat etkinlikleri, konser ve şiir geceleri, kitap ve sinema tahlili, söyleşi, yarışma gibi çeşitli etkinlikler de düzenleniyor. 2024-2025 yılı eğitim öğretim yılının "Maziden Atiye Ahlat" kapanış programına son olarak İstanbul, Karaman, Aksaray, Nevşehir, İzmir, Aydın illerinden gelen kız öğrenciler ağırlandı. Öğrenciler, Ahlat ilçesi başta olmak üzere bölgedeki tarihi ve doğal güzellikleri görme fırsatı buldular. Programa Nevşehir’den katılan Mehlika Zeynep Bilgin, "Ahlat programı kapsamında buraya geldim. İlk kez Ahlat’a geldim. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde konaklıyoruz. Oradayken pek çok sanatsal, kültürel eğitimler alıyoruz. Orada etkinlikler yapıyoruz. Burada pek çok akranımla beraber olmak, burada Türk dünyası için, tarihimiz için çok önemli şeylere şahitlik etmiş bir bölgede bulunmak, onların yaşadığı yerlerde gezmek, buradaki tarihi hissetmek gerçekten de çok etkileyici. Buradaki mezar taşlarına baktığımızda o insanların yaşantılarını düşünmek, onların da bizim gibi buralarda dolaştığını, hayaller kurduğunu düşünmek gerçekten de beni çok etkiledi" dedi. İzmir’den gelen Sümeyya Topçu ise "İzmir Bergama Kız Anadolu İmam Hatip Lisesinden geliyorum. Buraya ilk defa geliyorum ve devletimizin düzenlemiş olduğu bu program biz öğrenciler için hem kendi kültür mirasımızı hem de ülkemizin doğal güzelliklerini tanımış oluyoruz. Tarihi açıdan çok önemli bir konuma sahip. Hem dünya açısından hem de Türkiye açısından. Biz de bu güzellikleri görüyoruz. Devletimize bu yüzden teşekkür ediyoruz" diye konuştu.