Yerel Haberler
Bolu
28 Nisan 2026 Salı - 14:29 Bolu’da ilkokulda "kartlı turnike" sistemi beğeni topluyor Bolu’da 100. Yıl İlkokulu’nda kurulan kartlı turnike sistemi sayesinde veliler, çocuklarının okula giriş ve çıkış saatlerini cep telefonlarına gelen anlık mesajlarla takip edebiliyor. Merkez 100. Yıl İlkokulu idaresi ve okul aile birliğinin girişimiyle geçen yıl ekim ayında hayata geçirilen uygulama, okuldaki güvenlik standartlarını yükseltti. Sistem kapsamında öğrenciler, okula gelirken ve ayrılırken kendilerine tanımlanan kartları turnikelere okutuyor. Öğrencilerin turnikeden geçiş anları, eş zamanlı olarak anne ve babaların cep telefonlarına kısa mesaj (SMS) ile bildiriliyor. Derse geç kalan veya okula gelmeyen öğrenciler için de saat 09.00 itibarıyla velilere uyarı mesajı gönderilen sistem, "ziyaretçi kartı" uygulamasıyla dışarıdan yabancı kişilerin izinsiz girişini de engelliyor. "Oğlumu bu sistem sayesinde güvenle tek başına okula gönderebiliyorum" Uygulamadan yararlanan velilerden Nilgün Aydın, sistem sayesinde çocuklarını okula güvenle gönderdiklerini belirtti. Çocuğunun geliş gidişinden anında haberdar olduğunu ve takibini rahatça yapabildiklerini aktaran Aydın, "Mesaj sadece bana değil, aynı zamanda babasına da gidiyor. Okulda 08.45 - 08.50 gibi zil çalıyor. Saat 09.00 oldu mu, oğlumuz okula geç gelmişse ya da hiç gelmemişse anında mesajla bilgilendiriliyoruz. Benim küçük bir bebeğim daha var ve her zaman oğlumun peşinden okula kadar gidemiyorum. Evim yakın, onu bu sistem sayesinde güvenle tek başına okula gönderebiliyorum. Yaklaşık bir senedir bu sistem var ve içimiz çok rahat etti. Bu sistemin Türkiye’deki bütün okullara gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Sadece son dönemdeki olaylardan kaynaklı değil, genel anlamda okulu dışarıdan ayıran çok güzel bir sistem. Mesela kapıya gelip ’Ben şu çocuğun dayısıyım’ diyen biri elini kolunu sallayarak içeri giremiyor. Bizler de veli olarak geldiğimizde ziyaretçi kartı alarak içeri giriyoruz. Biz haber vermediğimiz sürece babaannesi veya anneannesi dahi gelse çocuk okuldan çıkamıyor. Okul yönetimine ve okul aile birliğine hepsini düşünerek yaptıkları bu çalışma için teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. "Saniyesinde mesaj geliyor" Veli Mustafa Kırgöz de uygulamadan son derece memnun olduklarını dile getirerek, "Öğrencimiz okuldan çıkarken kartını okutuyor ve bize saniyesinde mesaj geliyor. Son zamanlarda yaşanan üzücü olaylardan sonra okullarda böyle sistemlerin kesinlikle olması gerektiğini düşünüyorum. Kesinlikle çok iyi düşünülmüş bir sistem" şeklinde konuştu.
Bir kahramanın son adımları: Eren Bülbül’ün kara lastiği
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:58 Bir kahramanın son adımları: Eren Bülbül’ün kara lastiği Bolu’da bir yüksekokul bünyesinde kurulan, "Yaşayan Ayakkabı Müzesi", sporculardan sanatçılara, yazar ve şairlerden şehitlere kadar ülke için değer taşımış kişilerin giydiği ayakkabıları bir araya getiriyor. Sergilenen en anlamlı parçalardan biri ise şehit Eren Bülbül’ün kara lastiği. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) Gerede Meslek Yüksekokulu Tekstil, Giyim, Ayakkabı ve Deri Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nurettin Akçakale, yaklaşık 2010 yılında filizlenen bir fikirle Yaşayan Ayakkabı Müzesi’nin temellerini attı. 2011’de ayakkabı toplamaya başlayan Akçakale, 2012’de müzeyi kurarak sporcu, sanatçı, yazar, şair, siyasetçi, şehit ayrım yapmadan, ülkeye değer katmış insanların giydiği ayakkabıları bir araya getirdi. Bugün 250’den fazla çift ayakkabının bulunduğu müzenin en kıymetli parçaları arasında, 2017’de Trabzon’da şehit edilen Eren Bülbül’ün kara lastiği de yer alıyor. Ayrıca müzede, ’Dünyanın en uzun insanı’ unvanlı Sultan Kösen’in 60 numara ayakkabısı, Arda Güler, Neşe Karaböcek, Nilüfer, Kenan Işık, Hidayet Türkoğlu, Rüştü Reçber, Kartal Tibet, Mete Gazoz, Nuri Alço, Mehmet Ali Birand ve Münir Özkul gibi pek çok tanınmış ismin ayakkabıları da müzede sergileniyor. "Bu müzenin diğer ayakkabı müzelerinden farkı, Türkiye’ye mal olmuş, kullandıkları ayakkabıları sergiliyoruz" Fikrin nasıl çıktığını söyleyen BAİBÜ Gerede Meslek Yüksekokulu Tekstil, Giyim, Ayakkabı ve Deri Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nurettin Akçakale, "Müzemiz fikri, yaklaşık 2010 yılında burada Yüksekokul Müdürlüğü yaptığım dönemde, aynı zamanda Ayakkabı Tasarımı Bölümü Başkanı olduğum yıllarda ortaya çıktı. O zamanlardan bu yana fikir olgunlaştı. 2011’de ufak ufak ayakkabı toplamaya başladık ve 2012’de ’Yaşayan Ayakkabı’ ismiyle müze kurduk. Bu müzenin diğer ayakkabı müzelerinden farkı, Türkiye’ye mal olmuş, kullandıkları ayakkabıları sergiliyoruz" diye konuştu. "Tek kriterimiz, ülkemiz için değer taşımış bir insan olması" Müzede, 250 çiftin üzerinde ayakkabı olduğunu söyleyen Akçakale, "Ayakkabı isterken herhangi bir ayrım yapmıyoruz; sporcu, sanatçı, yazar, şair, sağcı, solcu, Müslüman veya gayrimüslim. Tek kriterimiz, ülkemiz için değer taşımış bir insan olması. Bu kişilerin ayakkabılarını ya kendilerinden ya da yakınlarından rica ediyoruz. Bazen de onlar kendileri bize ulaşıyor, ayakkabılarını gönderiyorlar. Ülkemiz için önemli kişilerden biri de şehit Eren Bülbül. Keşke şehit olmasaydı da ayakkabısı burada olmasaydı. Yaklaşık sekiz yıl önce, Trabzon’da şehit edildiğinde giydiği ayakkabısına ulaştık." şeklinde konuştu. "Bu müze değer biçilemeyecek bir hazine" Konuşmasını sürdüren Akçakale, "Aslen Trabzonlu olan, ortaokul ve liseden bir arkadaşım vardı. Bu müze fikrini daha önce onunla paylaşmıştım. Trabzon’dayken bana, ’Rahmetli Eren Bülbül’ün ayakkabısını size bulabilirim’ dedi. Arif Bülbül, Eren’in abisi ile tanışıyormuş. Sağ olsun, vefatından bir-bir buçuk ay sonra abisinden ayakkabıları elden teslim alıp bize kargoyla gönderdi. O ayakkabıyı, yani kara lastiği, burada gururla sergiliyoruz. Eren Bülbül, çok çocuklu ve maddi durumu zayıf bir ailenin çocuğuydu. Şehit olduğunda ayağında kara lastik vardı. Bu yüzden biz de ayakkabı yerine genellikle ’Kara lastik’ diyoruz. Maddi değeri belki yok ama manevi değeri paha biçilemez. Çünkü buradaki tüm ayakkabılar mutlaka sahipleri tarafından giyilmiş. Birçoğu artık hayatta değil, hayatta olanlar da bir gün aramızdan ayrılacak. Dolayısıyla bana sorarsanız, bu müze değer biçilemeyecek bir hazine" ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Tunç, Özgür Özel’e "Belgeleri niye bekletiyorsun elinde? Varsa belgeleri"
08 Ağustos 2025 Cuma - 14:23 Adalet Bakanı Tunç, Özgür Özel’e "Belgeleri niye bekletiyorsun elinde? Varsa belgeleri" Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in "Elimde belgeler var" söylemlerine yönelik Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bunu meydanlarda, miting alanlarında ’elimde belgeler var’ diyerek propaganda yapmak yerine o belgeyi hiç gecikmeksizin bir dakika bile bir saniye bile hakimler, savcılar kurulunun huzuruna getirmek lazım. Hakimler ve Savcılar Kurulumuz bunun gereğini elbette ki yapar" dedi. Bolu’nun Gerede ilçesinde Adalet Sarayı Temel Atma törenine Adalet Bakanı Yılmaz Tunç katıldı. Bakan Tunç ve protokol üyeleri, temsili olarak düğmeye basarak, adalet sarayının temelini attı. Temel atma töreninin ardından Bakan Tunç, gündeme dair açıklamalarda bulundu. "Burada kim sorumluysa 78 canın hesabını vermeli" Bolu’da 78 kişinin yaşamını yitirdiği yangın faciasına ilişkin konuşan Bakan Yılmaz Tunç, "Bu acıya neden olanlarla ilgili olarak ister kamuda ister otel yöneticileri sahipleri olsun. Bunlarla alakalı özellikle yargımız, gerekli adli süreci sürdürüyor ve hep beraber de takip ediyoruz. Hiç kimsenin şüphesi olmasın. Sonuna kadar bu süreç takip edilecek. Tabii burada özellikle şu propaganda yapıldı. İşte ‘birileri yargıdan kaçırılmak mı isteniyor?’ Kaçırılmadığı hep beraber görüldü. Burada bilirkişi raporunda, teknik ve uzmanlık gerektiren bir konu bu. Kimler sorumlu? Mevzuata göre orada tedbir alması gerekenler kimler? Bu noktada bunu belirleyecek olan elbette ki bilirkişi raporu sonucunda belli olacaktır ve İstanbul Teknik Üniversitesi de bu anlamda etkin bir kişi incelemesi yaptı. Ve bu rapor doğrultusunda da sorumlular belirlendi. Gerek otel yöneticileri, otel çalışanları da var içerisinde. Otel sahipleri, Bolu Belediyesiyle ilgili kusurlu bulunanlar ve il Özel İdaresi, Bolu İl Özel İdaresi’yle ilgili kusurlu bulunanlar. Yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Kültür Bakanlığının ilgili soruşturma izni istenenlerle ilgili olarak ilgili bakanlıklar soruşturma izinleri verdiler ve bu çerçevede yargılama devam ediyor. Burada kim sorumluysa 78 canın hesabını vermeli. Bu konuda bağımsız ve tarafsız bir şekilde yargı görevini yapacak. Ve bu noktadaki yargı sürecinde milletçe zaten hep beraber takip ediyoruz" dedi. "Çocuk haklarını savunanlar maalesef bu zulüm karşısında, bu soykırım karşısında sessiz kaldıklarını görüyoruz" İsrail-Filistin meselesinde Avrupa’nın çifte standart uygulandığını söyleyen Bakan Tunç, "Çocukların açlıktan öldüğü 21. yüzyılda böyle bir manzarada sözün bittiği yerdeyiz. İsrail, terör devleti, İsrail hiçbir uluslararası kuruluşun kararına uymayan, uluslararası hukuku hiçe sayan bir yapı. Ona devlet demek mümkün değil. Yani İsrail meclisinin bugün almış olduğu karar İsrail’i, Gazze’yi işgal planı sözde bir plan. Tabii maalesef uluslararası hukuka aykırı, Birleşmiş Milletler sözleşmelerine aykırı bir şekilde aldıkları sözde bir karar. İsrail 100 yıldan bu yana Filistinlilere yönelik bir soykırım politikası izliyor. Onları yurtlarından edip orayı işgal etmek ve orada özellikle uzun yıllardan bu yana bir sürgün politikası ve soykırım politikası işliyor. Ve oradaki mazlum insanlara maalesef zulmediyor. Ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bu işgal ve soykırım politikalarına karşı aldığı kararlar var. Geçtiğimiz yüzyıl boyunca bir asırdır özellikle alınan bu kararların hiçbirine uymayan bir devlet İsrail. 7 Ekim’den bu yana da dünyanın gözü önünde, dünya tarihinin en büyük soykırımı işlendi. Maalesef bu soykırım işlenirken batılı ülkeler İsrail’e destek verdiler. İsrail bunlardan destek buldu. tabii 7 Ekim’den bu yana 61 binden fazla Filistin şehit edildi. Bunların yarıdan fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Kadın haklarını savunanlar, çocuk haklarını savunanlar maalesef bu zulüm karşısında, bu soykırım karşısında sessiz kaldıklarını görüyoruz. 200 fazla gazeteci şehit edildi. Basın özgürlüğü bas bas bağıranların hiç ortada Filistin söz konusu olunca nasıl bir çifte standart içerisinde olduklarını görüyoruz" diye konuştu. "Bu sahte belgelerle herhangi bir işlem yapılamadı" Evrakta sahtecilik soruşturmasıyla ilgili konuşan Bakan Tunç, "Sahtecilikle ilgili soruşturmayı başlatan yargımız. 13 Ağustos 2024 tarihinde yargı teşkilatına, Cumhuriyet Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir kamu kurumumuzdan yapılan bir ihbarla başlayan bir soruşturma söz konusu. Yani bunu ortaya çıkaran yargı. Dolayısıyla sanki burada yargının ortaya çıkarmadığı ama birilerinin hatırlattığı bir husus varmış gibi kamuoyunda bir dezenformasyon yapılıyor. Kesinlikle böyle bir durum söz konusu değil. Tabii Özellikle bu sahtecilik şebekesini, bu çetenin ortaya çıkarılmasıyla ilgili olarak soruşturma makamı olan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı etkin bir soruşturma başlatıyor. Ve özellikle bu şebekenin, bu çetenin tüm unsurlarıyla, kişileriyle, detaylarıyla ortaya çıkarılması ve bu kapsamda gizli yürütülen bir soruşturma. Ve gizlilik kapsamında yürütülürken, kolluk görevlilerimiz tabii süreç içerisinde yakalamalar yaptı, gözaltılar yapıldı ve o operasyonlarda gözaltına alınan 220 kişi hakkında adli işlem yapıldı. Bu 220 kişiden 199’u hakkında kamu davası açıldı. 37 kişi hakkında da tutuklama kararı verildi. Ve 150’si hakkında da adli kontrol kararı var. Burada özellikle elektronik materyallerin, HTS kayıtların, dijital kayıtların incelenmesi neticesinde işte bilgisayar kayısıların ve sinyal verileri ve IP bilgileri tüm bunlar detaylı bir şekilde incelenerek analiz edilerek bir soruşturma yürütüldü ve gizli olarak yürütüldü. Çünkü bu şebekenin, bu çetenin ortaya çıkarılabilmesi için, soruşturmadaki gizlilik önemliydi. Ve sonrasında iddianame ortaya çıktı. Yargılamalar başladığında da kamuoyu bunu öğrenmiş oldu. Burada etkin bir soruşturma ve şimdi de etkin bir kovuşturma söz konusu. Tabii bu süreç içerisinde soruşturma gizli yürütülürken ortaya çıkan sahtecilik ve belirlenen sahte belgeler, işte mezuniyet belgesi tüm bunlar ilgili kuruluşlar süratle bilgilendirilerek bu belgelerin resmi işlemlerde kullanılmamasıyla ilgili tedbirler de alınıyor. Dolayısıyla soruşturma gizli ama bir kamu zararı, bir mağduriyet oluşmaması adına da tüm tedbirler alınarak devletin tüm kurumları savcı makamı tarafından bilgilendirildi ve bu sahte belgelerle herhangi bir işlem yapılamadı" şeklinde konuştu. "Belgeleri niye bekletiyorsun elinde? Varsa belgeleri" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ‘Yolsuzluk’ soruşturmasının ilk sürecinden itibaren siyasi maksatla soruşturma başlatıldığı izlenimi verdiğini söyleyen Bakan Tunç, "Tabii büyükşehir belediyesi ve bazı ilçe belediyeleriyle ilgili yolsuzluk soruşturması, rüşvet, ihaleye fesat karıştırmasıyla ilgili gündemde olan konularla ilgili. Ana muhalefet partisi lideri daha soruşturmanın ilk anından itibaren, ilk gözaltılardan itibaren maalesef yargı mensuplarımıza, yargı teşkilatımıza, savcılara, hakim yakışıksız ifadeler kullanıyor. Daha ilk andan itibaren henüz daha dosyanın içeriğini bilmeden ve delilleri görmeden birtakım beyanlarla, bu adli soruşturmaları sanki siyasi maksatla yapılıyormuş gibi bir izlenim uyandırmaya çalıştı devam ediyor. ’Elimde belgeler var’ diyor. O zaman belgeleri bekletme elinde. Belgeleri niye bekletiyorsun elinde? Varsa belgeleri. ’Kanıtlarım var’ diyorsun. O zaman kanıt ilgili yargı mekanizmalarına, Hakimler Savcılar Kuruluna ulaştırırsınız. Hukuk devletinde bunun gereği yapılır. Dolayısıyla bunu meydanlarda, miting alanlarında ’elimde belgeler var’ diyerek propaganda yapmak yerine o belgeyi hiç gecikmeksizin bir dakika bile bir saniye bile hakimler, savcılar kurulunun huzuruna getirmek lazım. Hakimler ve Savcılar Kurulumuz bunun gereğini elbette ki yapar. Dolayısıyla itirafçıların beyanları ortadayken ulaşılan bir takım raporlar, MASAK raporları, deliller ortadayken bunları değerlendirecek olan bağımsız ve taraf yargıdır. Adalet Bakanı olarak ben bu kişi suçludur ya da bu kişi suçsuzdur deme imkanım olamaz çünkü yargıyı rahat bırakmak lazım. Yargı görevini yapar. Eğer bir suç ihbarı varsa cumhuriyet savcısının görevi Cumhuriyet Savcısı’nın görevi ceza mahkemesi kanunumuzun 160. maddesinde Cumhuriyet Savcısı bir suç ihbarına tanık olduğunda derhal soruşturmayı başlatmakla görevlidir. Bu görevini yapmazsa zaten görevini ihmal etmiş olur" ifadelerine yer verdi. "Arkadaşlarına ’Bunlar suçsuzdur’ diye hemen sahip çıkıyor" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, son olarak şu ifadelere yer verdi: "Bir de şu dezenformasyon yapılıyor. İşte sadece Sadece CHP’li belediyelere mi soruşturma yapılıyor? Böyle bir durum yok. Son yıllarda kayıtlarımıza baktığımız zaman 30 tane AK Partili belediyeyle ilgili soruşturma yapılmış. Davalar açılmış. 13 tanesi mahkum olmuş. Ama buradaki fark şu. Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi yolsuzluk iddiasıyla ilgili soruşturma başlayan belediye başkanlarına arkadaşlarına ’Bunlar suçsuzdur’ diye hemen sahip çıkıyor. Ama AK Partili belediyelerle ilgili 30 soruşturma, 13’ü mahkumiyetle sonuçlanmış, davası devam edenler var. Bir tek AK Partili yöneticinin genel başkanımızın, genel başkan vekillerimizin ’Ya bizim belediye başkanımız hakkında neden soruşturma yapılıyor dediğini duydunuz mu?’ O nedenle yolsuzluğun partilisi, particisi olmaz değerli arkadaşlar. Yargı eğer bir yerde tüyü bitmemiş yetimin hakkı yeniyorsa hesabını millet adına sorar. Yapılan da budur." Törende Bakan Yardımcıları Niyazi Acar, Ramazan Can, Hurşit Yıldırım, Bolu Valisi Abdulaziz Aydın, AK Parti Bolu Milletvekili Yüksel Coşkunyürek, HSK Başkanvekili Fuzuli Aydoğdu, Yargıtay Üyesi Mehmet Yılmaz, Bolu Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Cansever, Bolu İdare Mahkemesi Başkanı Emrah Işık, il protokolü ve vatandaşlar katıldı.