Yerel Haberler
Bolu
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 17:30 Tanju Özcan’ın şantaj davasında ifadesi ortaya çıktı: "Eşime karşı bir özür borcum vardır" İçişleri Bakanlığı tarafından Bolu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve farklı bir dosyadan tutuklu bulunan Tanju Özcan’ın hem müşteki hem de sanık sıfatıyla yargılandığı şantaj davasındaki ifadesi ortaya çıktı. Basına kapalı gerçekleştirilen ikinci celsede SEGBİS aracılığıyla savunma yapan Özcan, hakkındaki suçlamaları reddederek, "Müşteki ile aramda 2024 yılından bu yana birkaç defa mesajlaşmalar gerçekleşmiştir. Mesajlaşmalarda TCK’ya aykırı bir suç yoktur ancak eşime karşı bir özür borcum vardır" dedi. Geçtiğimiz şubat ayında Tanju Özcan’ın Mehmet Eren Akgüney hakkında şantaj iddiasıyla bulunduğu suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada 13 sayfalık iddianame, Bolu 6’ncı Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 28 Şubat’ta Akgüney gözaltına alınıp tutuklanırken, Tanju Özcan da farklı bir dosya olan "icbar suretiyle irtikap" kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hazırlanan iddianamede, Özcan’ın belediye personeli Öznur Ç.’ye gönderdiği mesajların kadının eski sevgilisi Mehmet Eren Akgüney’in eline geçtiği; Akgüney’in bu mesajlar karşılığında Özcan’dan 20 milyon lira, lüks otomobil ve oto yıkama tesisi talep ettiği belirtildi. Şantaja aracılık ettikleri iddiasıyla Boluspor Kulüp Başkanı Erdal Bayrak ve CHP’li Belediye Meclis Üyesi Hüseyin Ekrem Serin de dosyada yer aldı. Aynı dosyada Öznur Ç.’ye yönelik eylemleri ve makam odasındaki sözleri nedeniyle Tanju Özcan’ın da "şantaj" suçundan 3 yıla kadar hapsi isteniyor. Duruşma basına kapalı gerçekleşti Bolu 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde gizlilik kararı olmamasına rağmen hakimin talimatıyla basına kapalı görülen davanın ikinci duruşmasında Tanju Özcan’ın verdiği ifade ortaya çıktı. Farklı bir dosyadan tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS sistemiyle duruşmaya katılan Özcan, savunmasında kendisine yönelik ortaya atılan iddiaları siyasi kumpas olarak değerlendirirken, Öznur Ç. ile mesajlaşmalarının yapay zeka ile üretildiğini öne sürdü. Tanju Özcan, yaşanan durumlardan dolayı eşine özür borçlu oluğunu da ifade etti. "Dünyada ilk kez yaşanan hukuki süreç" Sürecin başında şantaj suçlamasıyla bizzat kendisinin suç duyurusunda bulunduğunu söyleyen Özcan, "Şu ana kadar şantaj suçundan suç duyurusunda bulunan müştekinin, aynı soruşturma kapsamında aynı suçlama ile sanık pozisyonuna düştüğü ilk kez görülmüştür. Tarafıma yöneltilen şantaj suçlamasını kesinlikle kabul etmiyorum. Böyle bir suçu işleyen birinin aynı suçlama ile başkaları hakkında şikayette bulunması hayatın olağan akışına aykırıdır. İddianameye bakarak hakkımda dava açılmasına sebep olan konu, Öznur’un ’Seni Eren’e karşı korumam için bundan sonra benimle birlikte olmak zorundasın’ şeklindeki beyanıdır. Buradaki isnat açık bir iftiradır" dedi. "Siyasi hasmımın telkiniyle iftira attı, şoförümün nikahı iptal oldu" İlk duruşmada Öznur Ç.’nin verdiği ifadesinde, "Narven Termal Kasaba’ya beni Tanju Özcan’ın şoförü götürdü. Orada alkol alırken Tanju Özcan’la birlikte olduk. Birlikte olduğumuz esnada yanımızda şoförü de vardı ve bizi izledi" sözlerine ilişkin konuşan Özcan, "Mazeretim sebebiyle katılamadığım geçen duruşmada Öznur, vekilliğini üstlenmiş rakip partinin ilçe başkanı olan siyasi hasmımın telkinleri ile ifadesine iğrenç iftiralar eklemiştir. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağım. Öznur’un iftiraları sonucunda şoförümün mayıs ayında yapılacak nikahı bu çirkin iftira yüzünden iptal edilmiştir. İddiaları ile bir yuva kurulmasını engelleyen Öznur Ç. ve böyle bir ifadeyi vermesi için kendisini ikna edenleri Allah’a havale ediyorum" diye konuştu. "Araştırılan şantaj değil, evlilik birliğime sadakatim" Sızdırılan mesajların itibar suikastı amacıyla kullanıldığını savunan Özcan, şöyle devam etti: "Bu davanın açılmasını birileri istedi. Çünkü burada amaç cezalandırılmam değil, mesaj içerikleri marifetiyle yıllarca emek vererek elde ettiğim konumun yerle bir edilmesiydi. Savcılık tarafından evlilik birliğime sadakat görevimi yerine getirip getirmediğim araştırılmıştır. Müşteki ile aramda 2024 yılından bu yana birkaç defa mesajlaşmalar gerçekleşmiştir ancak yine de benim konumumdaki birinin müştekiye mesaj göndermesi doğru bir davranış olmamıştır. Mesajlaşmalarda TCK’ya aykırı bir suç yoktur ancak eşime karşı bir özür borcum vardır" diye konuştu. "TCK’da ahmaklık suçu varsa cezalandırılmayı kabul ediyorum" Süreç içerisinde Adalet Bakanı Akın Gürlek’i arayıp durumu anlattığını belirten Özcan, "Hak etmediğim bir şekilde bu sözde mesaj kayıtları ve ifadeler ulusal basına servis edilerek ciğeri beş para etmez insanların ağzına sakız olmuştur. Eylemime uyan suç şantaj olmamakla birlikte eğer TCK’da ahmaklığın suç olduğunu tanımlayan bir suç var ise bu suçtan cezalandırılmamı isabetli görüyorum. Bu süreçte bir hata daha yaptım. Sanıklar hakkındaki şikayetimden sonra bazı arkadaşlarımın telkinleri ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’i aradım. Süreci sayın bakana kısaca özetledim. Kendi sürecim hakkında torpil talep etmedim. Ancak bu yaptığımın çok büyük bir hata olduğunu, adeta güdülmek istenen kuzu gibi kendimi teslim ettiğim sonucuna vardım. İrtikap suçundan dolayı tutuklanmamdan beklenilen itibar kaybı gerçekleşmediği için bu şantaj davası açılmıştır" şeklinde konuştu. "Yapay zeka kullanıldı" Hakkındaki iddiaları reddederek beraatını talep eden Özcan, "Sanıklar hakkında şikayetçi olduğum için pişmanım. Beni bu süreçten zararlı çıkacağım konusunda uyarmışlardı. Sanıkları tebrik ediyorum, zira Türkiye’nin mevcut hukuk düzenini benden daha iyi anladıklarını gördüm. Gelinen noktada şikayet etmek yerine pazarlık ederek şantajın gereğini yerine getirmemiş olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Müşteki Öznur ile aramızda geçtiği iddia edilen mesaj kayıtlarının yapay zeka veya başkaca bir yöntem ile yapıldığını düşünüyorum. Tarafıma gelen aramalar Gürcistan numarası üzerinden yapılıyordu. Suçsuzum ve beraatımı talep ediyorum" dedi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:28 Tanığın verdiği ifadeyi beğenmeyen sanık yakınları hırsını kadın gazetecilerden çıkardı Bolu’da görülen uyuşturucu davası çıkışında ortalık karıştı. Sanık yakınları önce tanığı kovaladı, ardından olayı görüntüleyen iki kadın gazeteciye tehditler savurdu. Şüphelilerden birinin cinsel organını eliyle işaret ederek, "Hoşuna gittiyse gel çek" dediği çirkin anlar da anbean kaydedildi. Olay, öğle saatlerinde Bolu Adliyesi’nde meydana geldi. Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen "uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma" suçlamasıyla 2 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Uyuşturucu davası öncesinde ilk olarak sanık C.B.’nin yakınları ile davada tanık sıfatıyla ifade verecek olan E.Ö. arasında sözlü tartışma çıktı. Polis ekiplerinin araya girmesiyle adliye koridorunda çıkan tartışma sonlandırıldı. Bir süre sonra başlayan duruşmada ifade sırası gelen tanık E.Ö. savunmasında, kendisine koridorda tokat atıldığını söyleyerek sanık yakınlarından şikayetçi olduğunu ifade etti. Duruşma süresi boyunca sanık yakınları birçok kez davaya müdahil olarak sözlü tartışmalara neden oldu. Mahkeme heyeti 2 sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. Duruşmanın bitmesiyle adliye binasının ön kısmında bekleyen sanık yakınları, tanık E.Ö.’nün arka kapıdan dışarı çıktığını öğrenince peşinden koşmaya başladı. Kadın gazetecilere çirkin davranış: "Hoşuna gittiyse gel çek" Adliyede haber takibi yapan iki kadın gazeteci, çıkan koşuşturma anlarını görüntülemek istedi. Tanık E.Ö.’nün peşinden giden şahıslar, gazetecilerin görüntü aldığını fark etti. Tanığın peşini bırakıp gazetecilere yönelen kişiler, "Sizi buluruz. O görüntüleri paylaşırsanız görürsünüz" diyerek tehditler savurdu. Kadın ve erkeklerin bulunduğu kalabalık grup, gazetecilerin üzerine yürüdü. Polis ekiplerinin araya girmesiyle şahıslar adliyeden uzaklaştırıldı. Ayrıca olay sırasında eliyle cinsel organını işaret eden şahsın, "Hoşuna gittiyse gel çek" dediği anlar da anbean kaydedildi. Polis ekipleri tarafından kadın gazeteciler güvenlik amacıyla adliye içine alındı.
Örnek proje: Lise öğrencileri üniversite sıralarında
08 Nisan 2025 Salı - 15:23 Örnek proje: Lise öğrencileri üniversite sıralarında Türkiye’de ilk kez Bolu’da başlatılan 17 farklı liseden 12. sınıf öğrencisi olan bin 530 öğrenci, üniversitede derslere girmeye başladı. İngilizce öğretmeni olmak istediğini belirten bir lise öğrencisi, "Çok mantıklı bir proje. Biz de birkaç ay sonra mezun olacağız. Bu proje olmasaydı üniversite ortamında bulunamayacaktık" dedi. Bolu İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) iş birliği yaparak Türkiye’de ilk kez yapılan projeye imza attı. "Gençlik Üniversitesi" adı verilen proje sayesinde nisan ayı boyunca 17 farklı liseden 12. sınıf öğrencisi olan bin 530 öğrenci, üniversite ortamını birebir deneyimleme fırsatı yakaladı. Üniversitede eğitim gören öğrenciler ile aynı derslere giren liseliler, akademik hayatı yakından gözlemledi. Proje ile öğrencilerin meslek seçimlerini daha bilinçli yapmaları hedefleniyor. "Bu proje olmasaydı, üniversite ortamında bulunamayacaktık" İngilizce öğretmeni olmak istediğini belirten lise öğrencisi Esra Küspeci, "Çok mantıklı bir proje. Biz de birkaç ay sonra mezun olacağız. Bu proje olmasaydı üniversite ortamında bulunamayacaktık. Üniversite ortamını görmemiz açısında çok faydalı oldu. İngilizce öğretmenliği okumak istiyorum. O bölümün dersine girdim, çok keyifliydi" dedi. "Gayet verimli bir etkinlik" Diş hekimi olmak istediğini söyleyen 12. sınıf öğrencisi Hicran Özen ise "Şuanda sabundan parmak yapıyoruz. Eğer Diş Hekimliği Fakültesi’nde okursak, ’Diş yapmayı sevecek miyiz?’ bunları öğrenmek istiyoruz. Gayet verimli bir etkinlik" diye konuştu.