Yerel Haberler
Bolu
Bolu’da kalp krizine yenik düşen genç komutan memleketine uğurlandı 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:01:08 Bolu’nun Mudurnu ilçesinde geçirdiği kalp krizi sonucu 27 yaşında hayatını kaybeden İlçe Jandarma Karakol Komutanı Üsteğmen Oğuzhan Varol için İl Jandarma Komutanlığı’nda uğurlama töreni düzenlendi. Genç komutanın naaşı, törenin ardından memleketi Konya’ya gönderildi. Bolu’nun Mudurnu ilçesinde karakol komutanı olarak görev yapan ve dün sabah saatlerinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden 27 yaşındaki Jandarma Üsteğmen Oğuzhan Varol için İl Jandarma Komutanlığı’nda resmi uğurlama töreni gerçekleştirildi. Mudurnu’da yaklaşık 3 yıldır görev yapan Konya doğumlu Jandarma Üsteğmen Oğuzhan Varol, dün sabah saatlerinde aniden rahatsızlanmıştı. Durumun 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Varol, doktorların tüm müdahalelerine rağmen hayatını kaybetmişti. Memleketine törenle uğurlandı Genç yaşta vefatıyla jandarma teşkilatını ve sevenlerini yasa boğan Üsteğmen Oğuzhan Varol için bugün sabah saatlerinde Bolu İl Jandarma Komutanlığı’nda tören düzenlendi. Törende merhum üsteğmenin özgeçmişi okunarak dualar edildi. Silah arkadaşlarının omuzlarında taşınan Üsteğmen Varol’un cenazesi, düzenlenen törenin ardından defnedilmek üzere memleketi Konya’nın Beyşehir ilçesine dualarla uğurlandı.
30 yıldır kesilmedik ceza kalmadı, fabrikalar kirletmekten bıkmadı
11 Haziran 2024 Salı - 14:25 30 yıldır kesilmedik ceza kalmadı, fabrikalar kirletmekten bıkmadı Bolu’nun Gerede ilçesinde 30 yılı aşkın süredir Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların boşalttığı zehirli atıklar bölge halkını bıktırdı. Fabrikalar kesilen milyonlarca lira para cezasına rağmen dereyi kirletmeye devam ediyor. Bölgede yaşayan vatandaşlar, çocukluk yıllarında Gerede Çayı’ndan balık tutup, sudan içtiklerini ifade etti. Bolu’nun Gerede ilçesinden Karabük’ün Eskipazar ilçesine kadar 288 kilometre boyunca 100’ü aşkın köyde kirlilik ve kokuya sebep olan Gerede Çayı, Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların boşalttığı zehirli atıklar yüzünden adeta can çekişiyor. Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların evsel, sanayi ve kimyasal atıklarını arıtmadan Gerede Çayı’na deşarj etmesi sebebiyle yaklaşık 10 yıldır kirlilik ve kötü koku devam ediyor. Bolu Valiliği ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün kestiği yüklü miktardaki cezalara rağmen bölgedeki fabrikalar dereyi kirletmeye devam ediyor. Fabrikalara milyonlarca lira para cezası kesilmesine rağmen Karadeniz’e boşalan Gerede Çayı’ndaki kirliliğin önüne geçilemedi. Çay, Gerede ilçesinden Karabük’ün Eskipazar ilçesine kadar 288 kilometre boyunca 100’ü aşkın köyde kirlilik ve kokuya neden oluyor. Bölgedeki vatandaşlar geçmiş zamanlarda su içtikleri derede artık canlı yaşamı olmadığını belirtti. “En zehirli hayvanlar bile yaşayamaz” 30 yıldır Gerede Çayı’nın kirletildiğini ifade eden Durmuş Kındımoğlu, “63 yıldır benim köyüm burası. Gerede ilçesi Yağdaş köyü. 30 yıldır bu pislik dereye akıyor. Gençlik yıllarımızda, çocukluk yıllarımızda biz bu suya giriyorduk. Hem balık tutuyorduk hem de yiyorduk o balığı. Bu sudan içiyorduk. Şu an balığı bırak, en zehirli hayvan yılan o bile yaşayamaz. Yaban hayvanı dahil ne kadar susamışta olsa bu sudan su içemiyor. Deri fabrikalarında kullanılan kimyasal atıkları dereye deşarj edildiğinde burada hiçbir hayvanın yaşama şansı kalmıyor. Suyun yukarısından balık bıraksalar, buraya gelene kadar hayvan ölür” diye konuştu. Pis kokunun evlerine kadar girdiğini ifade eden Durmuş Kındımoğlu, “Arıtmalar yapılıyor şu an ama inşallah çalışır da bunun kokusundan biz etkilenmeyiz. Buraya gelen misafirler, ‘Siz burada duruyorsunuz?’ diyor. Duruyoruz ne yapalım? Köydeki evime kadar koku geliyor” dedi.
30 yıldır kesilmedik ceza kalmadı, fabrikalar kirletmekten bıkmadı
11 Haziran 2024 Salı - 13:52 30 yıldır kesilmedik ceza kalmadı, fabrikalar kirletmekten bıkmadı Bolu’nun Gerede ilçesinde 30 yılı aşkın süredir Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların boşalttığı zehirli atıklar bölge halkını bıktırdı. Fabrikalar kesilen milyonlarca lira para cezasına rağmen dereyi kirletmeye devam ediyor. Bölgede yaşayan vatandaşlar, çocukluk yıllarında Gerede Çayı’ndan balık tutup, sudan içtiklerini ifade etti. Bolu’nun Gerede ilçesinden Karabük’ün Eskipazar ilçesine kadar 288 kilometre boyunca 100’ü aşkın köyde kirlilik ve kokuya sebep olan Gerede Çayı, Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların boşalttığı zehirli atıklar yüzünden adeta can çekişiyor. Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların evsel, sanayi ve kimyasal atıklarını arıtmadan Gerede Çayı’na deşarj etmesi sebebiyle yaklaşık 10 yıldır kirlilik ve kötü koku devam ediyor. Bolu Valiliği ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün kestiği yüklü miktardaki cezalara rağmen bölgedeki fabrikalar dereyi kirletmeye devam ediyor. Fabrikalara milyonlarca lira para cezası kesilmesine rağmen Karadeniz’e boşalan Gerede Çayı’ndaki kirliliğin önüne geçilemedi. Çay, Gerede ilçesinden Karabük’ün Eskipazar ilçesine kadar 288 kilometre boyunca 100’ü aşkın köyde kirlilik ve kokuya neden oluyor. Bölgedeki vatandaşlar geçmiş zamanlarda su içtikleri derede artık canlı yaşamı olmadığını belirtti. “En zehirli hayvanlar bile yaşayamaz” 30 yıldır Gerede Çayı’nın kirletildiğini ifade eden Durmuş Kındımoğlu, “63 yıldır benim köyüm burası. Gerede ilçesi Yağdaş köyü. 30 yıldır bu pislik dereye akıyor. Gençlik yıllarımızda, çocukluk yıllarımızda biz bu suya giriyorduk. Hem balık tutuyorduk hem yiyorduk o balığı hem de bu sudan su içiyorduk. Şu an balığı bırak, en zehirli hayvan yılan o bile yaşayamaz. Yaban hayvanı dahil ne kadar susamışta olsa bu sudan su içemiyor. Deri fabrikalarında kullanılan kimyasal atıkları dereye deşarj edildiğinde burada hiçbir hayvanın yaşama şansı kalmıyor. Suyun yukarısından balık bıraksalar, buraya gelene kadar hayvan ölür” diye konuştu. Pis kokunun evlerine kadar girdiğini ifade eden Durmuş Kındımoğlu, “Arıtmalar yapılıyor şuan ama inşallah çalışır da bunun kokusundan biz etkilenmeyiz. Buraya gelen misafirler, ‘Siz burada duruyorsunuz?’ diyor. Duruyoruz ne yapalım?. Köydeki evime kadar koku geliyor” dedi. (EÖ-
Bolu’da 11 bin 204 aday YKS için ter döküyor
08 Haziran 2024 Cumartesi - 11:04 Bolu’da 11 bin 204 aday YKS için ter döküyor Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) ilk oturumu Temel Yeterlilik Testi (TYT) için Bolu’da 11 bin 204 aday, 39 binada ter döküyor. Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM), Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) ilk oturumu Temel Yeterlilik Testi (TYT) saat 10.15 itibariyle başladı. TYT’de adaylara Türkçe Testi’nde 40, Sosyal Bilimler Testi’nde 20, Temel Matematik Testi’nde 40, Fen Bilimleri Testi’nde 20 soru olmak üzere toplam 120 soru sorulacak ve 165 dakika süre verilecek. Bolu’da 11 bin 204 aday, 39 binada üniversite hayaliyle sınav salonlarında ter dökmeye başladı. Sınavlardan 15 dakika önce kapılar kapatılarak saat 10.00’dan sonra sınav salonuna aday alımı tamamlandı. Sınava dakikalar kala yavaş yavaş okula giren adaylara görevliler tarafından acele etmeleri konusunda uyarı yapıldı. Adayların yakınları ise okullarında dışında bekleyerek dualar etti. Sınava ikinci kez gireceğini belirten Bülent Kızılay, “İkinci defa bu sınava girişim. Bir daha üniversite okumak için giriyorum. Hedefler belirsiz herkese başarılar dilerim. Sınava güzel hazırlandık. Zor bir yıl oldu benim için. Hem işte çalıştım hem de derslere çalıştım. Şu an bir hedefimiz yok, bakalım ne gelecek” dedi. Torununu sınava getiren Emine İlhan, “İki yıllık üniversite okudu torunum. İki yıllık daha okuyacağını söyledi. Heyecanlıyız. Dışarıdan dualarımızı ediyoruz çocuklarımız için” diye konuştu.
Bakan Tunç: "Türkiye’de özgürlüklerin alanını genişlettik”
07 Haziran 2024 Cuma - 21:28 Bakan Tunç: "Türkiye’de özgürlüklerin alanını genişlettik” Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Özgürlüklerin alanını genişlettik. Düşünce ve ifade özgürlüğünün alanını da genişlettik. Hala Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğüyle ilgili kısıtlama olduğunu söyleyenler var. Kesinlikle böyle bir durum söz konusu olamaz. Türkiye’de herkes düşüncesini özgürce ifade edebilir” dedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bolu’da bir dizi ziyaretlerde bulundu. Bakan Tunç, AK Parti Bolu İl Başkanlığını ziyaret etti. Parti binasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Tunç, Türkiye’deki düşünce ve ifade özgürlüğüne dikkat çekti. Bakan Tunç, İsrail tarafından saldırıya uğrayan Filistin halkının yanında olmaya devam edeceklerini dile getirdi. "Türkiye’de herkes düşüncesini özgürce ifade edebilir" Türkiye’de herkesin özgürce düşüncesini ifade edebileceğini söyleyen Bakan Tunç, "Bu ülkede bundan 20 yıl önce, bundan 15 yıl önce neler konuşulurdu? Kılık kıyafet, özgürlüğü kısıtlanmıştı bu ülkede. Yani kadınlar başı açık-başı kapalı diye ayrılırdı. Okullara kapalısın diye sokmazlardı. Mezuniyet törenlerinde yaka-paça dışarı atılırdı. Şimdi düşündüğümüz zaman ne kadar saçma şeylerle uğraştığımızı hep beraber görüyoruz. Artık o günler geride kaldı. Özgürlüklerin alanını genişlettik. Düşünce ve ifade özgürlüğünün alanını da genişlettik. Hala Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğüyle ilgili kısıtlama olduğunu söyleyenler var. Kesinlikle böyle bir durum söz konusu olamaz. Türkiye’de herkes düşüncesini özgürce ifade edebilir. Tabii düşünce ve ifade özgürlüğünün demokratik hukuk devletlerinde de bir sınırı vardır. O sınırda bir başkasının özgürlüğüdür, temel insan haklarına aykırı bir düşünceyi, bir şiddeti teşvik, terörü teşvik yönünde bir yazı yazarsanız, bir düşünce açıklarsanız bu, dünyanın her yerinde, demokratik hukuk devletlerinde buna müsamaha edilmez. O nedenle temel hak bu özgürlüklerin kanunlar anayasa ve hukuk çerçevesi içerisinde alabildiğini, genişlediği bir ortamı oluşturduk. Ülkemizin demokratik standartlarını yükseğe taşıdık” dedi. "Savcı soykırım suçu nedeniyle o suçu işleyen katiller hakkında bir dava açamadı" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış politikada hakkaniyetli duruşuyla Türkiye’nin mazlumun yanında olmaya devam edeceğini dile getiren Bakan Tunç, "Dış politikadaki Sayın Cumhurbaşkanımızın hakkaniyetli tutumu, adaletli tutumu ve dirayetli tutumu nedeniyle hep mazlumun yanında olduk. Dünya beşten büyüktür demeye devam ediyoruz. Bugün Filistin’de, Gazze’de bir insanlık dramı yaşanıyor. Uluslararası kuruluşlar etkisiz 16 bin çocuk öldürüldü. 10 bine yakın kadın şehit edildi. 36 bin insan Filistinli sivil insanlar soykırıma uğradı ve hala soykırım devam ediyor. Ama o soykırımı durdurmakla görevli olan uluslararası mahkemeler ve uluslararası kuruluşlar maalesef işlemiyor. Bunu başından beri Sayın Cumhurbaşkanımız hep söylüyor. Birleşmiş Milletler kürsüsüne çıktığında dünya beşten büyüktür derken işte bunu kastediyor. Uluslararası sistemin bir revizyona tabi tutulması gerektiğini hep dile getiriyor. Uluslararası Adalet Divanı var, Birleşmiş Milletler’in yargı organı. Güney Afrika’nın girişimiyle bir dava başladı. Soykırımın önlenmesi sözleşmesinden kaynaklanan ve İsrail’in bu sözleşmeyi ihlal ettiği gerekçesiyle başlayan davaya biz de müdahil oluyoruz şimdi. O kararı aldık. Dışişleri Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız birlikte ortak çalışıyoruz ve müdahil oluyoruz. Orada tedbir kararları verildi ama tedbir kararlarını uygulayacak. Dünyada güvenlik konseyinin uygulaması lazım bunu. Ama Güvenlik Konseyi’nde 5 üye, bir tanesi hayır dediği zaman karar geçersiz. Uluslararası ceza mahkemesi var soykırım yapan kişileri yargılamakla görevli. Suç duyurularında bulunduk. Türkiye’den bütün sivil toplum kuruluşları, barolarımız yüzlerce dilekçe gitti Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı’nın başlattığı bir soruşturma 7 Ekim’den önce de var. 7 Ekim’den sonra da var. Ama maalesef bir davaya dönüşemedi. Yani savcı soykırım suçu nedeniyle o suçu işleyen katiller hakkında bir dava açamadı. Yakalamaya yönelik, tutuklamaya yönelik yakalama kararı talep etti. Ama bu talep maalesef henüz karşılanmadı. Ve ‘niye talep ettin?’ diye Amerika Birleşik Devletleri şimdi uluslararası ceza mahkemesinin başsavcısını suçlamaya kalkışıyor. İşte böyle bir düzen adil olmayan bir dünya düzeni. Biz hep dünyada da hakkaniyeti adaleti savunmaya devam edeceğiz inşallah. Mazlumun hakkını savunmaya devam edeceğiz. O çocuk hakları diye bas bas bağıran, kadın hakları diye konuşan o uluslararası kuruluşların nasıl ikiyüzlü davrandığını işte şu İsrail’de çocuk katliamlarını görmezden geldikleri şu ortamda bütün dünya tarafından da görülmüş oldu” dedi.
Bakan Yılmaz Tunç: “Türkiye’de herkes düşüncesini özgürce ifade edebilir”
07 Haziran 2024 Cuma - 21:22 Bakan Yılmaz Tunç: “Türkiye’de herkes düşüncesini özgürce ifade edebilir” Bolu’da AK Parti İl Başkanlığı binasında açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Hala Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğüyle ilgili kısıtlama olduğunu söyleyenler var. Kesinlikle böyle bir durum söz konusu olamaz. Türkiye’de herkes düşüncesini özgürce ifade edebilir” dedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bolu’da bir dizi ziyaretlerde bulundu. Bakan Tunç, AK Parti Bolu İl Başkanlığını ziyaret etti. Parti binasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Yılmaz Tunç, Türkiye’deki düşünce ve ifade özgürlüğüne dikkat çekti. Bakan Tunç, İsrail tarafından saldırıya uğrayan Filistin halkının yanında olmaya devam edeceklerini dile getirdi. “Türkiye’de herkes düşüncesini özgürce ifade edebilir” Türkiye’de herkesin özgürce düşüncesini ifade edebileceğini söyleyen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Bu ülkede bundan 20 yıl önce, bundan 15 yıl önce neler konuşulurdu? Kılık kıyafet, özgürlüğü kısıtlanmıştı bu ülkede. Yani kadınlar başı açık-başı kapalı diye ayrılırdı. Okullara kapalısın diye sokmazlardı. Mezuniyet törenlerinde yaka-paça dışarı atılırdı. Şimdi düşündüğümüz zaman ne kadar saçma şeylerle uğraştığımızı hep beraber görüyoruz. Artık o günler geride kaldı. Özgürlüklerin alanını genişlettik. Düşünce ve ifade özgürlüğünün alanını da genişlettik. Hala Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğüyle ilgili kısıtlama olduğunu söyleyenler var. Kesinlikle böyle bir durum söz konusu olamaz. Türkiye’de herkes düşüncesini özgürce ifade edebilir. Tabii düşünce ve ifade özgürlüğünün demokratik hukuk devletlerinde de bir sınırı vardır. O sınırda bir başkasının özgürlüğüdür, temel insan haklarına aykırı bir düşünceyi, bir şiddeti teşvik, terörü teşvik yönünde bir yazı yazarsanız, bir düşünce açıklarsanız bu, dünyanın her yerinde, demokratik hukuk devletlerinde buna müsamaha edilmez. O nedenle temel hak bu özgürlüklerin kanunlar anayasa ve hukuk çerçevesi içerisinde alabildiğini, genişlediği bir ortamı oluşturduk. Ülkemizin demokratik standartlarını yükseğe taşıdık” dedi. “Savcı soykırım suçu nedeniyle o suçu işleyen katiller hakkında bir dava açamadı” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış politikada hakkaniyetli duruşuyla Türkiye’nin mazlumun yanında olmaya devam edeceğini dile getiren Bakan Yılmaz Tunç, “Dış politikadaki Sayın Cumhurbaşkanımızın hakkaniyetli tutumu, adaletli tutumu ve dirayetli tutumu nedeniyle hep mazlumun yanında olduk. Dünya beşten büyüktür demeye devam ediyoruz. Bugün Filistin’de, Gazze’de bir insanlık dramı yaşanıyor. Uluslararası kuruluşlar etkisiz 16 bin çocuk öldürüldü. 10 bine yakın kadın şehit edildi. 36 bin insan Filistinli sivil insanlar soykırıma uğradı ve hala soykırım devam ediyor. Ama o soykırımı durdurmakla görevli olan uluslararası mahkemeler ve uluslararası kuruluşlar maalesef işlemiyor. Bunu başından beri Sayın Cumhurbaşkanımız hep söylüyor. Birleşmiş Milletler kürsüsüne çıktığında dünya beşten büyüktür derken işte bunu kastediyor. Uluslararası sistemin bir revizyona tabi tutulması gerektiğini hep dile getiriyor. Uluslararası Adalet Divanı var, Birleşmiş Milletler’in yargı organı. Güney Afrika’nın girişimiyle bir dava başladı. Soykırımın önlenmesi sözleşmesinden kaynaklanan ve İsrail’in bu sözleşmeyi ihlal ettiği gerekçesiyle başlayan davaya biz de müdahil oluyoruz şimdi. O kararı aldık. Dışişleri Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız birlikte ortak çalışıyoruz ve müdahil oluyoruz. Orada tedbir kararları verildi ama tedbir kararlarını uygulayacak. Dünyada güvenlik konseyinin uygulaması lazım bunu. Ama Güvenlik Konseyi’nde 5 üye, bir tanesi hayır dediği zaman karar geçersiz. Uluslararası ceza mahkemesi var soykırım yapan kişileri yargılamakla görevli. Suç duyurularında bulunduk. Türkiye’den bütün sivil toplum kuruluşları, barolarımız yüzlerce dilekçe gitti Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı’nın başlattığı bir soruşturma 7 Ekim’den önce de var. 7 Ekim’den sonra da var. Ama maalesef bir davaya dönüşemedi. Yani savcı soykırım suçu nedeniyle o suçu işleyen katiller hakkında bir dava açamadı. Yakalamaya yönelik, tutuklamaya yönelik yakalama kararı talep etti. Ama bu talep maalesef henüz karşılanmadı. Ve ‘niye talep ettin?’ diye Amerika Birleşik Devletleri şimdi uluslararası ceza mahkemesinin başsavcısını suçlamaya kalkışıyor. İşte böyle bir düzen adil olmayan bir dünya düzeni. Biz hep dünyada da hakkaniyeti adaleti savunmaya devam edeceğiz inşallah. Mazlumun hakkını savunmaya devam edeceğiz. O çocuk hakları diye bas bas bağıran, kadın hakları diye konuşan o uluslararası kuruluşların nasıl ikiyüzlü davrandığını işte şu İsrail’de çocuk katliamlarını görmezden geldikleri şu ortamda bütün dünya tarafından da görülmüş oldu” dedi.