Yerel Haberler
Burdur
Çektiği videolarla köy hayatını anlatan Keçiperver gül tarlalarına indi
16 Mayıs 2024 Perşembe - 11:15 Çektiği videolarla köy hayatını anlatan Keçiperver gül tarlalarına indi Burdur’da köyde ailesi ile yaşayan ve köy yaşamından çektiği videolarla sosyal medyada “Keçiperver” adıyla bilinen Havvanur Kösem bu sefer de gül hasadına merak sardı. Gül bahçelerinde yapılan hasada katılan Keçiperver hem gül işçileriyle sohbet etti hem de sosyal medyaya içerik üretti. Sosyal medya platformları üzerinden 5 yıldır video çekip yayınlayan "Keçiperver" olarak tanınan Havvanur’un Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Çamlık köyünde tarladaki çalışma anlarından hazırladığı vlog Türkiye genelinde büyük ilgi toplamıştı. Köyde çiftçilik yapan aile ile birlikte yaşayan ve köy hayatına dair yaptıkları çalışmaları vlog haline getirip sosyal medyada paylaşan Kösem yaptığı içeriklerle takipçilerinin sempatisini kazandı. Mayıs ayının ilk haftalarında başlayan gül hasadını merak eden Havvanur Kösem, yöresel kıyafetlerini giyip gül bahçelerine indi. Burada kolları sıvayıp gül toplayan Kösem hem gül işçileriyle sohbet etti hem de sosyal medya hesabı için içerik üretti. İlk defa gül hasadını deneyimlediğini ve gül kokulu bahçelerde çalışmanın hoşuna gittiğini söyleyen Havvanur Kösem gül toplamanın erik ve nar toplamaya göre daha kolay ve zevkli olduğunu belirtti. Gül bahçesinde yaptığı açıklamada buraya hem içerik üretmeye hem de hasadı deneyimlemeye geldiğini belirten Kösem; “Gül hasadını ilk kez tecrübe ettim açıkçası. Çok sevdim. Tabi akşama kadar toplamak zor ve yorucu olabilir ama ben 2-3 saattir falan topluyorum, gayet keyifli geçiyor. Bir de güzel güzel gül kokuları geliyor, manzara müthiş Burdur Gölü. Her şey çok güzel. Bildiğim kadarıyla gül kozmetikte kullanılıyor, yağı çıkartılıyor. Yağı çok değerli, kilosu 12 bin ile 16 bin Euro arasında değişiyor.” dedi. Gül toplamak erik ve nar toplamaktan daha kolay Kendi bahçelerinde erik ve nar yetiştirdiklerini, gül toplamanın onlara göre daha kolay olduğunu da söyleyen Havvanur Kösem; “ Bu aralar biz erik topluyoruz, o daha zor. Nar toplamak da daha zor bence. Çünkü gül boyum ile aynı seviyede ve çok kolay kırılıyor. Mevsimi de mayıs ayı olması nedeniyle ne sıcak ne de soğuk. Yanmazsın o yüzden güneş kremini sür sür topla diyerek esprili bir şekilde konuştu. Gül bahçesindeki hasadın ardından gül yağı çıkarma tesisini de gezen Kösem topladığı gülleri tartıp kaynatma kazanlarına doldurdu. Daha sonra yapılan işlem hakkında tesis yetkilisinden gül yağının nasıl elde edildiği hakkında bilgi aldı. (NÖ-SK-
Üniversiteli itfaiye adaylarının düşe kalka komando eğitimi
14 Mayıs 2024 Salı - 13:56 Üniversiteli itfaiye adaylarının düşe kalka komando eğitimi Burdur İtfaiyesi tarafından 2022 yılında Türkiye’de ilk kez düzenlenen ve yalnızca MAKÜ öğrencilerinin yarıştığı Afet ve İtfaiye Oyunları bu sene Türkiye genelinden katılacak üniversiteler ile ulusal düzeye taşınıyor. Ülkenin dört bir yanından gelen öğrencilerin yarışacağı İtfaiye Oyunları’nda öğrenciler Survivor’ı aratmayan zorlu parkura düşe kalka hazırlanarak birinciliği hedefliyor. 2022 yılında Burdur İtfaiyesi tarafından yalnızca Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sivil Savunma ve İtfaiyecilik, Acil Yardım ve Afet Yönetimi Bölümü öğrencileri arasında gerçekleştirilen Afet ve İtfaiye Oyunları yarışması bu sene ulusal düzeye taşınıyor. 20-21 Mayıs tarihinde Burdur’da ilk düzenlenecek olan İtfaiye Olimpiyatları’na Türkiye’nin birçok üniversitesi katılacak. Üniversitelerin Acil Yardım ve Afet Yönetimi, Sivil Savunma ve İtfaiyecilik gibi bölümlerinde okuyan öğrenciler, oluşturulan zorlu parkurda ekip çalışması ile çevikliklerini ortaya koyarak birincilik için yarışacaklar. Survivor’ı aratmayan ve 9 farklı bölümden oluşan parkur denge tahtası üzerinden yürüme, merdiven ile lastiklerden geçme, traktör lastiği kaldırma ve sürükleme, engellerin üzerinden atlama, boru içerisinde sürünme ve sedye çekme, ayaklarına bağlı tahta ile yürüme ve yangın söndürme gibi zorlu etapları içeriyor. 7 kişiden oluşan grupların mücadele edeceği zorlu parkurda özellikle kız öğrencilerin verdiği mücadele gözden kaçmıyor. "Burada 9 farklı parkurda öğrencilerimiz dört yıl boyunca öğrendikleri bilgi, deneyim ve becerilerini gösteriyorlar" Türkiye’de ulusal düzeyde ilk kez düzenlenecek Üniversiteler Arası İtfaiye Olimpiyatları ile ilgili konuşan Burdur İtfaiye Müdürü Mehmet Ali Ballak, ilkini 2022 yılında düzenledikleri ve Türkiye’de ilk olan Üniversite İtfaiye Oyunları’nın çok fazla rağbet gördüğünü belirterek geçen yıl 6 Şubat felaketinden dolayı bu yarışmayı düzenleyemediklerini söyledi. Bu yıl 20-21 Mayıs’ta ulusal düzeyde Türkiye’deki Üniversitelerarası İtfaiye Oyunları müsabakalarına başladıklarını da belirten Ballak, şu ana kadar 15 takımın katıldığını ve kayıtların devam ettiğini de aktardı. Yarışmaya katılım sayısının 20’yi geçmesi bekleniyor. Yapılan bu yarışmanın öğrencilerin 4 yılda aldıkları eğitimin bir pekiştirmesi olacağını ve ilerde bir hatıra olarak kalacağını söyleyen Ballak, "Burada 9 farklı parkurda öğrencilerimiz dört yıl boyunca öğrendikleri bilgi, deneyim ve becerilerini gösteriyorlar. Hem eğlence amacıyla hem de üniversiteden sonra bir anı bırakması için biz bu yarışmayı düzenledik. Aslında bizim başlangıç hedefimiz böyleydi. Ama olay çok daha büyük yerlere gittiği için artık üniversiteler arası bir rekabete dönüştü. Çünkü Türkiye’de itfaiyecilik mesleğine dayalı Acil Yardım ve Afet Yönetimi, Sivil Savunma ve İtfaiyecilik gibi bölümler var. Bu bölümlerde öğrenciler yıllarca emek veriyor, bilgi ve deneyim sahibi oluyorlar. Hem bu bölümleri medya aracılığıyla ülkemize tanıtmak hem de bu öğrencilerin deneyimlerini arttırmak için böyle bir yarışma düzenledik. Bu yarışma ilk yıl bölgeseldi, bu yıl ulusal oldu. İnanıyorum ki önümüzdeki yıllarda bu yarışmayı uluslararası düzeye taşıyacak kapasitedeyiz. Yarışma MAKÜ Stadyumu’nda düzenlenecek. 20 Mayıs’ta ön eleme, 21 Mayıs tarihinde de finallerimiz olacak. Katılım çok, eğlence fazla" dedi. Üniversitelerarası İtfaiye Oyunları’nda zorlu parkur yarışacak ve Burdur’u temsil edecek öğrencilerden biri olan Öznur Demir, "Acil Yardım ve Afet Yönetimi son sınıf öğrencisiyim. Burdur İtfaiyesi’nin düzenlediği bu program sayesinde biz itfaiye öğrencileri, AFAD öğrencileri, Kızılay öğrencileri olarak burada ekibimizi tamamlıyoruz. 7 kişiden oluşan takımlarımız ile çok eğlenceli dakikalar yaşıyoruz. Kazanmak istiyoruz. Birçok ekip katılıyor, Ardahan’dan gelecekler, Gümüşhane’den gelecekler katılım fazla olacak. Biz Titanlar ekibi olarak buradayız" şeklinde konuştu. "Yarıştığımız parkur bana deprem bölgesini hatırlatıyor" Aynı zamanda 6 Şubat Depremi’ne Kahramanmaraş’ta yakalanan bir depremzede Olan Öznur Demir yarıştıkları parkurun deprem sonrasın kurtarma çalışmalarında yaşadığı ortamı hatırlattığını belirterek, "Ben Kahramanmaraş’ta depreme yakalanmış bir öğrenciyim. Acil Yardım ve Afet Yönetimi okumaktan büyük bir gurur duyuyorum. Kahramanmaraş’ta deprem yakalandım ve Burdur İtfaiyesi orada bize çok büyük bir destek verdi. İtfaiye Müdürümüz ve ekiple birlikte sürekli iletişim halindeydik ve oradaki çalışmalara destek verdim. Barınma, yiyecek, içecek ve kurtarma çalışmalarında elimden geleni yaptım. Ben bu bölümü birçok arkadaşıma öneriyorum. Burada olmaktan çok büyük bir keyif alıyoruz. İnanın borudan geçmek, denge tahtası üzerinde yürümek gibi parkurda yaptığımız birçok şey depremde yaşanılan ortamın bire bir benzeri diyebilirim, bana orayı hatırlatıyor. Çünkü çevik olmak gerekiyor, hareketli olmak gerekiyor" sözlerini sarf etti. Yarışma 21 Mayıs’taki finalin ardından ödül töreni ile son bulacak.
Burdur’da 6 yaşındaki çocuğun annesi tarafından kaçırıldığı iddiası
13 Mayıs 2024 Pazartesi - 20:24 Burdur’da 6 yaşındaki çocuğun annesi tarafından kaçırıldığı iddiası Burdur’da yaşayan Oray Ali Ay, velayeti kendisinde olan çocuğunun 8 ay önce eski eşi tarafından kaçırıldığını iddia ederek, suç duyurusunda bulundu. Oğlunun 8 aydır okula gitmediğini söyleyen baba, çocuğunun bulunması için yardım istedi. Bucak’ta yaşayan Oray Ali Ay, velayeti kendisinde olan 6 yaşındaki çocuğunun 8 ay önce eski eşi tarafından kaçırıldığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Oray Ali Ay, olayın ardından eski eşi ve ailesi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu söyleyerek, oğlunun hayatından endişe ettiğini ve yetkililerden en kısa sürede oğlunun bulunması için yardım istediğini belirtti. Oğlu Mehmet Alp Ay’a 8 aydır ulaşamadığını söyleyen Ay, "Oğlum 8 ay önce maalesef annesi tarafından kaçırıldı. O günden beri ben oğlumu ne görebildim ne duyabildim ne de bir haber alabildim" şeklinde konuştu. "Oğlumun hayatından endişe ediyorum" 8 aydır görmediği oğlunun hayatından endişe ettiğini söyleyen baba Ay, "8 aydır kayıp olan oğlum ve onu kaçıran annesinden haber alınamıyor. Oğlumun hayatından endişe ediyorum. Bu çocuğun şu an olması gereken yer ilkokul 1. sınıftır. Onun yuvası okuldur. Okuluna tek bir gün bile gidemeden kaçırdılar. Bir defasında oğlumu sokak sokak, cadde cadde, mahalle mahalle ararken eski eşimin erkek kardeşiyle karşılaştım ve tabii ki oğlumun nerede olduğunu sordum. Çocuğumu getirmek zorunda olduğunu, suç islediklerini kendisine söylediğim zaman ’Mehmet Alp olması gereken yerde, eğitimini almakta şu an’ dedi bana. Benim oğlumun eğitim alması gereken tek yer Bucak ilçesinde Atatürk İlkokulu’dur. Başka bir eğitim yeri var da biz mi bilmiyoruz? Nedir onun bahsettiği, alması gereken eğitimi alıyor dediği yer neresi? Buna en güzel cevabı verecek olanlar da Türkiye Cumhuriyeti Devleti adliyesi ve kolluk güçlerinin tüm makamlarıdır" dedi. 10 Eylül 2023 tarihinden itibaren avukatları vasıtasıyla her türlü adli hukuki süreci yerine getirdiğini söyleyen baba, şu ana kadar bir sonuç alamadığını dile getirdi. Avukat Dalgar: "Bunlar devleti ve devlet kurumlarını hiçe sayıyor" Mehmet Alp’in ilkokul çağına geldiğinde babasına verilmesi gerektiği halde annenin çocuğu kaçırdığını ifade eden Oray Ali Ay’ın avukatı Hatice Dalgar, "Müvekkilimiz Oray Bey ve eşi arasında geçimsizlik nedeniyle boşanma oldu. Boşanma neticesinde çocuklarından Hakan’ın yaşı büyük olduğu ve kendi isteği nedeniyle velayeti babaya verildi. Küçük çocuğun ise yaşının küçük olması nedeniyle velayeti anneye verildi. Anneye verildikten birkaç yıl sonra anaokul çağına gelince annesi tarafından Mehmet Alp anaokuluna gönderilmedi. Tabii babası bu durumdan rahatsız olunca görüş günlerinde çocuğun okula alışması, öğretmenine alışması, arkadaşlarından uzak olmaması için ara ara götürmüş. Daha sonrasında çocuk ilkokul çağına geldiğinde bize gelerek eşinin çocuğunu anaokuluna göndermediğini, büyük ihtimalle ilkokula da göndermeyeceğini belirtti. Bunu zaten biz açıkça bilirkişi raporlarında da görebildik. Daha sonrasında müvekkilimiz için velayetin değiştirilmesi davası açtık. 2023 yılı ağustos ayında davayı açtıktan sonra okulların açılmasından bir hafta önce çocuğun geçici velayetini babasına aldık. Fakat okulların açılmasından bir gün önce anne çocuğu kaçırıp gitti. Annenin çocuğu kaçırma sebebi de okula gitmesini engellemek" dedi. Çaresiz baba, oğlunun bir an önce bulunup kendisine teslim edilmesini istiyor.
Göl manzaralı, gül kokulu bahçelerde hasat erken başladı
12 Mayıs 2024 Pazar - 13:27 Göl manzaralı, gül kokulu bahçelerde hasat erken başladı Güller ve göller diyarı olarak bilinen Burdur’da göl kenarında yapılan gül yetiştiriciliğinde bu sene iklim şartlarından dolayı hasat 3 hafta erken başladı. Yılda ortalama 30 ton civarında yapılan hasadın, sezonun erken başlaması nedeniyle bu sene 100 ton civarında olması bekleniyor. Yonca ve mısıra göre daha az su tüketen gül hem gölün kurumasını geciktirirken hem de bölge ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Ortalama 500 kilogram gülden 100-150 gram üretilen gül yağının litre fiyatının 10 ile 12 bin Euro olması bekleniyor. Güller, göller, diyarı olarak anılan Burdur’da az bilinse de nesillerdir yapılan gül yetiştiriciliği birçok ailenin geçim kaynağı. Hasat zamanına kadar gözü gibi baktıkları gülleri toplayıp suyunu ve yağını çıkaran yetiştiriciler bunları ilaç ve kozmetik alanında kullanıma sunuyorlar. Normalde 15 Mayıs gibi başlayan gül hasadı bu sene iklim şartları nedeniyle 3 hafta erken başladığı için ortalama 30 ton civarında yapılan hasat miktarının bu yıl 3 katına çıkması bekleniyor. Burdur Gölü kenarında yetiştirilen güller yonca ve mısıra göre daha az su tükettiği için ve gölün kuruyan bölgelerinde oluşan tozlaşmayı engellediği için çevre ve sağlığa büyük fayda sağlarken yapılan eko turizm ve ürün fiyatının yüksek olması nedeniyle de ekonomiye can veriyor. Yıllar önce Burdur Gölü’nü kurtarmak amacıyla Lisinia Projesi’ni başlatan ve bölgede yetiştirdiği, lavanta, adaçayı ve gül gibi az su tüketen bitkilerle susuz tarımın yaygınlaşmasında öncülük eden Öztürk Sarıca, “2005 yılında Burdur’un Karakent köyünde göl kenarında başlattığımız Lisinia proje çalışmaları çerçevesinde özellikle vahşi sulamaya alternatif damlama sulama sistemi ile gül yetiştiriciliğine başladık. Her geçen yıl küresel ısınmanın etkileri yöremizde fazlasıyla hissedilmekte. O yüzdendir ki iki haftadan beri gül topluyoruz. Ama daha sadece güllerin yan tarafları ve büyük bir kısmı açmamış durumda. Dolayısıyla gül hasadı bu yıl neredeyse 45 güne kadar uzayacak. Tabii bu süreçte bakımları ve gerekli işlemler yapılmaya devam ediyor” dedi. Hasat miktarı geçen seneye göre 2-3 katına çıktı Geçen yıla göre toplam hasat miktarının yaklaşık 2-3 katına çıktığını belirten Sarıca, “Geçen yılki almış olduğumuz 30 tonluk gül, bu yıl 100 tonlara çıkma durumunda ve bizim toplamda 30 litreye yakın bir gül yağı beklentimiz var. Tabii ki gül fiyatları bu yıl ne olur bilemiyorum ama geçen yıl 1 kilogram gül yağı 12 bin Euro’dan satılmaktaydı. Bu yıl ise yine 10 bin ile 12 bin Euro arasında bir fiyat beklentimiz var. Ama bu arz talep çekişmesi içinde bu fiyat belirlenmesi yapılacak tabii. Tahminimce fiyatlar bu sıralarda seyredecek” şeklinde konuştu. "Gül az su tükettiği için hem göle katkımız var hem de eko turizm ile bölge ekonomisine" Göl kenarında yetiştirilen güllerin hem göle hem de ekonomiye büyük katkısının olduğunu söyleyen Sarıca, “Gül özellikle mısır ve yoncaya göre yüzde 75 oranında daha az su tüketen bir bitki. Dolayısıyla gül üretiminde hem göle katkımız hem doğaya katkımız hem de bölge ekonomisine çok ciddi anlamda katkımız oluyor. Bu anlamda özellikle yörenin zenginleşmesi, yöredeki gül kültürünün devam ettirilmesi konusunda biz gülle ilgili faaliyetlerimize devam ediyoruz. Gül tarım alanları son yıllarda artıyormuş gibi görünse de toplamda üretilen gül miktarında her geçen yıl bir miktar azalma var. Bu küresel ısınmanın etkilerinden kaynaklanan bir durum. Bu yüzden her geçen yıl Türkiye’nin ciddi bir yurtdışı satış kalemi olan gül yağının aynı miktarlarda üretilmesi için bir miktar daha dikimlerin yapılması gerekiyor. Bu konudaki çalışmalarımızda şu an devam etmekte. Aynı zamanda gül, yörenin bir kültürü olması yanında bir eko turizm aracı. Önümüzdeki yıllarda yörede eko turizmin ciddi anlamda canlanacağını düşünüyoruz. Bununla ilgili çalışmalarımız şu anda bütün hızıyla devam ediyor. İlk gül turlarımızı geçen hafta itibari ile kabul etmeye başladık. Şu anda ilk gül turları için gelenler var, bu konuyla ilgili bağlantı yapmaya çalışanlar var. Geçen yıl sezon 15 Mayıs’ta başlamıştı, bu yıl ise çok daha erken, üç hafta erken gül sezonu açıldı. Şu an da gül turları için bekleyenler var. Önümüzdeki günlerde hızlı bir şekilde turlar devam edecektir ki son yıllarda biz özellikle gül turizminde yüzde yüzlere varan bir ivme yakalamış durumdayız. O yüzden ziyaret talepleri şu anda fazlasıyla artmış durumda” dedi. 500 kilo gülden 100-150 gram yağ elde ediyoruz Sabahın erken saatlerinde göl manzaralı tarlalarda başlayan hasat güllerin toplanmasının ardından gül yağı çıkarma tesislerinde devam ediyor. Tarlalardan getirilen güllerin hangi aşamalardan geçtiğini de anlatan Sarıca, “Tarlalardan gelen gülleri kazana doldurduktan sonra ortalama 500 kilogram oranında kazanlara gülü basıyoruz. Onun üzerine güllerin yanmaması için üzerine biraz su gezdirdikten sonra serpantinlere buhar vererek suyun kaynamasını sağlıyoruz. Su kaynadıktan sonra gülün içinden geçerken buharlar, yapısına gülün yağını da alarak bu şeklinde seperatöre geliyor. Seperatörde soğuk suyun dolaştığı borular var. Oralarda yoğunlaşarak aşağıdaki florentin kabına kadar iniyor. Florentin kabında üst kısımda yağ, alt kısımda da gül suyu birikiyor. Ortalama bir kazana 500 kilogram gül basabiliyoruz tabi bunlar büyük kazanlar. Yani gülün yağ verimine göre bir kazandan 100 ile 150 gram arasında bir gül yağı alabiliyoruz” dedi. Gül yağı güzel kokusu, içinde barındırdığı vitaminler ve sakinleştirici ve ferahlatıcı özelliği nedeniyle kozmetikte, temizlikte ve aromaterapide, saç bakım ürünlerinde, cilt bakım ürünlerinde kullanılıyor.