Yerel Haberler
Burdur
28 Şubat 2026 Cumartesi - 16:55 CHP Genel Başkanı Özel: "İran’ın kararını İran halkı verecektir" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Türkiye’nin İran konusunda çok dikkatli, sivilleri gözeten İran’ın toprak bütünlüğüne dikkat eden, dikkatli bir diplomasi sürecini takip etmesi gerekir. İran’ı kurtarmak ne Trump’a ne eli kanlı Netanyahu’ya düşmüştür. İran’ın kararını İran halkı verecektir" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur’da partisinin "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingine katıldı. Özel, yaptığı konuşmada, gözaltına alınan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan hakkında, "Bolu’ya hukukçu arkadaşlarımızı, siyasi arkadaşlarımızı yönlendirdik. ’Neymiş, ne soruyorlarmış?’ dedik. Cevap geldi, cevap geldi. Suçlandığı husus şu: Bir vakıf var, vakıf. Bu vakfa para giriyor, para çıkıyor. Çıkan para Bolu’da, Boluluların; Bolu’da ve Türkiye’de okuyan çocuklarına ya da yoksul ailelerin Bolu’ya gelmiş çocuklarına burs veren vakıf. Bu vakfa iş insanları yardım yapmışlar. Biz şu kadarını biliyoruz; bizim arkadaşlarımızın kör kuruşa tenezzül etmediğini, ne yaptıysa şehir için, kent için, fakirin fukaranın kursağından geçecek bir şey için yaptığını biliyoruz, hepsiyle de gurur duyuyoruz" şeklinde konuştu. "İran’ın kararını İran halkı verecektir" İran ve ABD arasında yaşanan olaylara da değinen Özgür Özel, "İran’da bizim destekleyemeyeceğimiz, yaptığı muamelelerle çok eleştirdiğimiz, bilhassa kadın hakları konusunda son derece sorunlu yönetim var. İran’ın kendi geleceğini tayin etmesi demokratik yönetim en büyük temennimiz. Ama şimdi Trump ile Netanyahu, sivillerin hayatını kaybedeceği bir saldıraya giriştiler. Türkiye’nin İran konusunda çok dikkatli, sivilleri gözeten İran’ın toprak bütünlüğüne dikkat eden, dikkatli bir diplomasi sürecini takip etmesi gerekir. İran’ı kurtarmak ne Trump’a ne eli kanlı Netanyahu’ya düşmüştür. İran’ın kararını İran halkı verecektir" diye konuştu. "Türkiye’nin öncelik belirleme sorunu vardır" Özel, "Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm belediyeleri, teker teker yapılan bütün ölçümlerde, çok ufak tefek istisnalar hariç, seçildiklerinden çok daha iyi bir noktadalar. Memnuniyetin en temeline gittiğinizde eskiden yapılan borçların eridiğini görüyorsunuz; aynen Burdur’da olduğu gibi. Bizim İller Bankası paylarımız yüzde 40 kesiliyor ama yeni aldığımız belediyelerde yine de borçlarımız eriyor. Ayrıca CHP seçim kazanmadan önce özellikle küçük ilçelerde ya da nüfusu daha az olan illerde ’CHP gelirse sosyal yardımları keser’ yalanının çöktüğünü; en az artan yerde 3 kat arttığını, ortalama sosyal yardımların belediyelerimizde 5 kat arttığını, kreşlerin ve okul çağındaki çocuklara yapılan desteklerin büyük bir karşılık gördüğünü görüyoruz. Bugünkü iktidar maalesef zengini seven, fakiri görmeyen, emekliye selam vermeyen, emekçinin sesini duymayan, çiftçinin derdiyle dertlenmeyen, süt üreticisinin derdini tasasını duymayan, varsa yoksa zengine çalışan bir iktidardır. O yüzden Türkiye’nin kaynak sorunu yoktur, Türkiye’nin öncelik belirleme sorunu vardır" ifadelerini kullandı. "Darbenin hiçbir türlüsüyle işimiz olmaz" 28 Şubat postmodern darbenin yıldönümü olduğunu hatırlatan Özel, "Darbenin hiçbir türlüsüyle işimiz olmaz" dedi. Özel, 15 Temmuz darbe girişimine değinerek, "Biz o gün anında önce Ankara’daki arkadaşları topladık. Meclis Başkanı’nı, başkanvekillerini, diğer partileri aradık. Bilhassa AK Parti’ye ’Gün demokrasinin yanında durma günüdür’ dedik. ’Meclisi açın, birlikte direneli’ dedik. Tayyip Bey’in yaptığı bütün kötülüklere, AK Parti ile bütün rekabetimize rağmen darbe gecesi milletin seçtiğinin, milletin tercihlerinin arkasında durduk" dedi.
Türkiye’nin ilk turistik mağarası İnsuyu, kuruyan sularıyla fosil haline geldi
25 Mayıs 2025 Pazar - 13:19 Türkiye’nin ilk turistik mağarası İnsuyu, kuruyan sularıyla fosil haline geldi Türkiye’nin ilk turistik mağarası İnsuyu, iklim değişikliği ve insan kaynaklı aşırı su kullanımı nedeniyle sularını kaybederek "fosil mağara" statüsüne düştü; bölgedeki yoğun tarım sulaması ve sondajlar ise su krizini derinleştiriyor. 1965 yılında saniyede 50 litre su akan mağarada insan etkisi ve iklim değişimleri nedeniyle su hızla yok oldu. Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası olma özelliği taşıyan İnsuyu Mağarası, Burdur- Antalya karayolunun 13’üncü kilometresinde bulunan Sarpgüney Tepesi’nin eteklerinde yer alıyor. Binlerce yıl önce oluşan ve toplam uzunluğu 8 bin 100 metreye ulaşan mağaranın turizme açılan kısmı ise ilk etapta 1965 yılında 250 metreyle başlamış, günümüzde ise 525 metreye kadar genişletilmişti. Jeolojik olarak kalkerlerden meydana gelen ve suyun etkisiyle sarkıtlar, dikitler ve doğal dehlizler oluşturduğu mağara, bir zamanlar içerisinde yer alan dokuz göl ile sularla doluydu. İnsuyu Mağarası, özellikle 1965’te turizme açıldıktan sonra şifalı suyuyla da büyük ün kazandı. Mağara suyunun şeker hastalığına iyi geldiğine dair rivayetler, Türkiye’nin dört bir yanından ve hatta yurt dışından ziyaretçilerin akın etmesini sağladı. Ancak son 20 yılda başta iklim değişikliği olmak üzere insan kaynaklı aşırı su kullanımı ve çevresel etkiler nedeniyle mağaradaki sular hızla çekilmeye başladı. 2014’te mağaradaki büyük göl tamamen kurudu ve günümüzde göllerin tamamında su bulunmuyor. Mağaranın yalnızca yağmur sonrası sarkıtlardan damlayan suları kaldı. Bu durum, bölgenin doğal su döngüsünün bozulduğunu ve İnsuyu Mağarası’nın artık "fosil mağara" statüsüne geçtiğini gösteriyor. Mağara’nın aynı zamanda İnsuyu Ovası sınırları içinde yer alması, ovada bulunan çok sayıda içme suyu sondajı ve yüksek su tüketen fasulye, mısır gibi tarım ürünlerinin sulanması için açılan sondajlar, bölgedeki su kaynaklarının hızla tükenmesine neden oluyor. Bu insan kaynaklı su kullanımı da mağaranın sularının çekilmesinde önemli bir etken olarak görülüyor. İlk kazma 1965’te vuruldu İl Kültür Müdür Yardımcısı Osman Koçibay, İnsuyu Mağarası’nın turizme açılması ile ilgili olarak; " İlk kazma 22 Temmuz 1965 yılında bu girişte vuruluyor. Akabinde yaklaşık olarak 17 metre uzunluğundaki giriş yapılıyor ve ilk etapta 250 metrelik bölüm 1965 yılının sonlarında 1966 yılın başlarında turizme açılıyor. İlerleyen yıllarda da mağaramızın yaklaşık 600 metrelik bölümü turizme açılmış oluyor." açıklamasında bulundu. Burdur’un susuzluğuna imeceyle gelen çözüm" İl Kültür Müdür Yardımcısı Osman Koçibay, 1930’lu yıllarda Burdur’da yaşanan içme suyu sorununa dikkat çekerek, "1930’lu yılların başlarında Burdur’da içme suyu sorunu yaşanmaya başlamıştır ve 1935 yılının sonlarında İnsuyu ve Gökpınar sularının birleştirilerek kanallar vasıtasıyla Burdur‘a indirilmesi projesi başlatılmıştır. Bu proje kapsamında imece usulüyle her haneden 15 ile 60 yaş arasındaki bir erkek sekiz gün boyunca bu kanal yapımında çalışmıştır. Ayrıca çalışamayanlar ise günlük 50 kuruş olmak üzere toplam 4 lira ücret ödemek zorunda kalmışlardır." dedi. Şifalı suyu ile dünyaca ünlenen İnsuyu Mağarası İl Kültür Müdür Yardımcısı Osman Koçibay, İnsuyu Mağarası’nın sadece doğal güzelliğiyle değil, aynı zamanda şifalı suyuyla da yıllarca büyük ilgi gördüğünü belirterek, "1965 yılının sonlarında İnsuyu Mağarası’nın açılmasıyla birlikte mağarasındaki suyun şeker hastalığına iyi geldiğine ilişkin bir rivayet ortaya çıkmış. Dolayısıyla İnsuyu mağarasının suyu bu sebepten dolayı da sadece Türkiye’de değil tüm dünyada meşhur hale gelmiştir. İnsanlar, özellikle şeker hastaları İnsuyu’nun kendilerine şifa olacağını düşünerek akın akın İnsuyu Mağarası’na gelmişler. Dolayısıyla da ilerleyen yıllarda mağaranın çevresinde tesisler kurulmaya başlanmıştır. Bunun yanında İnsuyu bidonları yapılarak mağaranın suyu bidonlarla çeşitli illere satışa gönderilmiştir. Hatta Trabzon’a yaklaşık olarak bir kamyon su bile satılmıştır. İnsuyu Mağarası’nın suyu o kadar dikkat çekmiştir ki sadece Türkiye’de değil yurt dışından da büyük talep görmüştür. Belçika’dan, Avusturya’dan, Fransa’dan insanlar ya da bilim adamları mağaranın suyunu incelemek için buraya kadar gelmişlerdir. Yine o yıllarda suyla ilgili turizme açılmasından sonra birçok insan turist olarak da İnsuyu’na gelmiştir. Yaklaşık olarak açıldığı yıl ilk üç ayda İnsuyu mağarasını 33 bin kişi ziyaret etmiştir." ifadesinde bulundu. İklim değişikliği ile birlikte özellikle 2000’li yıllardan sonra İnsuyu Mağarası’nın sularının çekilmeye başladığını ve göllerin kuruduğunu da söyleyen Koçibay; "Büyük göldeki su da 2014 yılında neredeyse tamamen kurumuş ve şu anda göllerimizin hiç birisinde su bulunmamaktadır. Sadece yağmurlardan sonra sarkıtlardan damlayan sular bulunmaktadır. Ama İnsuyu Mağaramız halen ziyaretçi akınına uğramaktadır." şeklinde konuştu. 1930’larda İnsuyu Mağarası’nda "Burdur Sırtlanı" efsanesi Koçibay, İnsuyu Mağarası’nın keşif hikayesine dair verdiği bilgide; "1931-1935 yılları arasında gerçekleşen ilk bilimsel çalışmalar sırasında, Burdur’da ‘Moruk Dayı’ lakabıyla tanınan Mustafa Koçay ve arkadaşları 6 Mayıs 1931’de mağaraya girdiler. İçeride ilerlerken karşılaştıkları hayvan kemikleri, 1714 yılında Burdur’a ikinci kez gelen Fransız gezgin Paul Lucas’ın kitabında bahsettiği ve köylüler arasında canavar olarak bilinen ‘Burdur Sırtlanı’nın avladığı bir hayvana ait olduğuna inanıldı. Mustafa Koçay, bu keşfin ardından mağaradan hemen geri çıktı." dedi. Mağara artık fosil durumda Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kadir Tuncer, İnsuyu Mağarası’nın toplam uzunluğunun 8 bin 100 metre olduğunu belirterek; "Bu mağaranın planı, değişik mağara araştırma kulüpleri ve dernekleri tarafından çizildi. 2021 yılında yapılan ölçümleme ve planlama çalışmalarında toplam uzunluğun 8 bin 100 metre olduğu teyit edildi. Turizme kazandırılan alan ise 525 metredir. 2006 yılından itibaren mağara hızlı bir şekilde suyunu kaybetmeye başladı.2006’da ve 2011’de turizme açılmayan alanlar dahil 9 gölde de su vardı. 2006’dan sonra sular hızla çekildi. Şu anda sadece damlayan yağmur suları var, akan bir su kalmadı. Eskiden aktif olan İnsuyu Mağarası son 20 yılda fosil mağara haline geldi. Bu da bölgedeki suyun hızlı çekildiğini gösteriyor." diye konuştu. Saniyede 50 litre su akıyordu, şimdi kurudu Mağaranın su seviyelerinin düşüşünün, mağara duvarlarındaki izlerden takip edilebildiğini belirten Tuncer; "Eskiden mağaranın suyu eski giriş kısmından güldür güldür akıyordu. Sonrasında aşırı su kullanımı ve iklimsel değişiklikler nedeniyle tamamen yok oldu. Mağaradaki göller kurudu. İnsan etkisi, beşeri faktörler en büyük etken. Köylerin ve şehrin su ihtiyacını karşılamak için yapılan sondajlar, tarım için yapılan sondajlar kontrolsüz su kullanımına neden oldu. Kireç taşı rezervuarı küçük, hızlı su tüketimi mağarayı kuruttu. Eğer bu şekilde devam ederse ovaları sulayacak suyu, köylerde ve şehirlerde içecek suyu bulamayacağız. Mağara zaten fosil hale geldi. Köyler ve tarım alanları da kuraklığa sürüklenecek. İnsuyu Mağarası, 3 milyon yılda oluşan bir mağara. Holosen dönemi boyunca, yani son 11 bin 700 yılda aktif bir mağaraydı. 1965’te saniyede 50 litre su çıkıyordu. Ancak insan etkisi ve iklim değişimleri nedeniyle su hızla yok oldu." dedi. "Eskiden cennet gibiydi, şimdi kurumuş" İnsuyu Mağarası’nı yıllar sonra ziyaret eden Mikail Yılmaz ise gözlemlerini; "1978 yılında ilkokuldayken gelmiştik buraya ve burası inanılmaz güzeldi, her yerden sular akıyordu. Sarkıt ve dikitler vardı. Harika bir yerdi, bayılmıştım buranın güzelliğine. Ama şimdi geldiğimde sarkıt ve dikitler su olmadığından dolayı dökülmüş ve sular çekilmiş, eski tadı kalmamış. İnşallah ilerleyen zamanlarda suyuna tekrar kavuşur ve İnsuyu Mağarası eski ihtişamına tekrar kavuşur." ifadeleriyle anlattı. (SK-
Dört mevsim gözyaşı yağmuru, bir cerrahiyle güneşle buluştu
23 Mayıs 2025 Cuma - 16:05 Dört mevsim gözyaşı yağmuru, bir cerrahiyle güneşle buluştu Burdur’da 4-5 yıldır gözyaşı kanalı tıkanıklığı ve tekrarlayan enfeksiyonlarla mücadele eden 86 yaşındaki Hacer Yavaş’ın gözyaşı kanalı kabusu yapılan cerrahi müdahaleyle son buldu. Burdur’un Düğer köyünde yaşayan ve yıllardır gözünde sulanma ve tekrarlayan şiddetli enfeksiyonlarla yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen Hacer Yavaş (86), gözünde oluşan apse ve iltihap nedeniyle sık sık Burdur Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne ve çevre hastanelere başvurmak zorunda kaldı. Bu süreçte çeşitli merkezlerde tedavi görmesine rağmen kalıcı bir çözüm bulamayan Yavaş, son başvurusunda gözdeki enfeksiyon ve tıkanıklığın tedavisi için Acil Servis tarafından Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Büşra İşleyen’e yönlendirildi. Dr. İşleyen, öncelikle hastanın enfeksiyonunu ilaçla kontrol altına aldıktan sonra, ileri yaş grubundaki hastalarda uygulanan Eksternal Dakriyosistorinostomi (DSR) ameliyatını başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. Bu cerrahi müdahale ile Hacer Yavaş’ın gözyaşı kanalı tıkanıklığı giderilirken, tekrarlayan enfeksiyonların önüne geçildi ve hastanın yaşam kalitesi önemli ölçüde artırıldı. "3-4 defa acil servise başvurmuş, tedavisi orada yapılmış ancak bir sonuca varılmamış" Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Büşra İşleyen, "Hacer teyzemiz Acil Servis’ten bize yönlendirildi. Uzun zamandır yaşadığı bazı problemler vardı. Gözyaşı kanalı tıkanıklığına bağlı olarak ciddi bir şekilde tekrarlayan enfeksiyonları vardı. Gözyaşı sürekli dışına akıyordu. Buna bağlı olarak 3-4 defa acil servise başvurmuş. Tedavisi orada yapılmış ancak bir sonuca varılmamış. En sonunda yollarımız kesişti. Öncelikle enfeksiyonu tedavi ettikten sonra cerrahi aşamayı planladık. Bu tarz gözyaşı kanalı tıkanıklıklarında ileri yaşta yaptığımız işlem Eksternal Dakriyosistorinostomi (DSR) denilen cerrahi bir operasyondur. Teyzemize de bu operasyonu başarıyla gerçekleştirmenin haklı gururunu yaşıyoruz. İnşallah bundan sonraki süreçte daha konforlu bir hayat sürecek. Tabi teyzemizde bu gecikmiş bir vakaydı. Tedavinin daha önceden planlanmış olması gerekiyordu ancak bazı kısıtlıklardan ya da cerrahi teknik eksikliğinden gerçekleştirilememiş. Teyzemiz 4-5 senedir bu problemle karşı karşıya kalmış. Farklı yerlere, farklı merkezlere başvurmuş ancak bir sonuç alamamış. Şu an için işler gayet yerinde ilerliyor. Planladığımız sürece devam ediyoruz. Bundan sonraki süreçte de Burdur halkı için bu tarz cerrahi işlemler farklı illere veya farklı merkezlere başvurmadan kendi şehirlerinde hizmet alabilme imkanı tanıyacak. Aslında Hacer teyze minvalinde düşündüğümüzde bayağı ilerlemiş bir vakaydı. Sürekli ciddi göz enfeksiyonları, selülit ve tekrarlayan apseler söz konusuydu. Bu tarz durumların önce göz dışında başlayıp daha sonra göz içine ilerlemesiyle sürekli göz enfeksiyon odaklarının bulunması hem ileri yaşta hastalarda yan hastalıklara neden olmasını düşündüğümüzde hasta için hem göz sağlığı açısından hem de genel sağlık durumu açısından tehlike arz ediyor" dedi. "Bu hastalıktan çok çekti" Hacer Yavaş’ın kızı Şerife Öney annesinin bu hastalıktan çok çektiğini dile getirerek, "Annemin gözü sürekli iltihap kapıyordu, gözü şişiyordu. Bu şişme daha sonra patlama yapıyordu. Sürekli hastaneye gelip bir hafta müşahede altında kalıyordu sonra taburcu oluyordu. Devamlı bu süreç öyle devam ediyordu. Bu hastalıktan çok çekti. En son geldiğimizde Büşra hanıma gösterdik o da ameliyat kararı aldı. Çok memnun kaldık. Bizimle ilgilenen Büşra hanım ve tüm hastane personeline teşekkür ederiz" diye konuştu. "Büşra hanım ‘ben yaparım’ dedi ve ameliyat etti" Yıllardır gözyaşı kanalı enfeksiyonu yaşayan ve ameliyat sonrası sağlığına kavuşan Hacer Yavaş ise, "Doktorumdan ve hemşirelerden çok memnunum. Çok şükür gözüm iyileşti. Daha önceki doktorlar beni ameliyat etmediler bana çok çektirdiler. Ama Büşra hanım ben yaparım dedi ve ameliyat etti. Hepsine çok teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.
Burdurlu gazeteci ve ailesi trafik kazasında yaralandı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 22:00 Burdurlu gazeteci ve ailesi trafik kazasında yaralandı Burdur’da iki otomobilin karıştığı trafik kazasında Burdurlu gazeteci Halil İbrahim Kara, eşi ve kayınvalidesi yaralandı. Kaza, saat 17.15 sıralarında Burdur-Isparta karayolunun 5’inci kilometresinde Gökçebağ köyünde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Şaban D. (36) idaresindeki 07 AEH 922 plakalı kamyonet, Isparta’dan Burdur istikametine seyir halindeyken, aynı yönde önünde ilerleyen gazeteci Halil İbrahim Kara’nın (55) kullandığı 15 AH 025 plakalı Fiat Tofaş marka otomobile arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle Kara’nın aracı savrularak bariyerlere vurdu. Kazada otomobil sürücüsü Halil İbrahim Kara ile aynı araçta yolcu olarak bulunan eşi Şerife Kara (59) ve kayınvalidesi Zübeyde Y. (81) araç içerisinde sıkışarak yaralandı. Çevredekilerin 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin çalışmaları sonrasında araç içerisinde sıkıştıkları yerden çıkarılan yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulans ile Burdur Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Gazeteci Kara’nın durumunun iyi olduğu eşi Şerife Kara ve kayınvalidesi Zübeyde Y.’nin ise vücudunda kırıklar olduğu belirtilirken Zübeyde Y’nin Isparta Şehir Hastanesi’ne sevk edileceği öğrenildi. Kamyonet sürücüsü ise ifadesi alınmak üzere karakola götürülürken, kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Burdur’da suçla mücadelede 15 günlük bilançoda 37 aranan şahıs yakalandı
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 11:10 Burdur’da suçla mücadelede 15 günlük bilançoda 37 aranan şahıs yakalandı Burdur İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından 01-15 Mayıs tarihleri arasında il genelinde suçun önlenmesi, olayların aydınlatılması ve aranan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmalar aralıksız sürdürüldü. Yapılan uygulama ve denetimlerde il genelinde 20 bin 840 şahsın Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgusu gerçekleştirildi. Denetimler sonucunda 3 adet tabanca, 5 adet yivsiz av tüfeği ve 3 adet kesici-delici alet (bıçak, çakı vb.) ele geçirildi. Ayrıca, 63 umuma açık iş yeri denetlenirken, 2 iş yeri hakkında idari yaptırım uygulanmak üzere ilgili kurumlara bildirimde bulunuldu. Kişilere karşı işlenen suçlarla (kasten yaralama, tehdit, hakaret vb.) mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarda, meydana gelen 168 olayın 166’sı aydınlatıldı, olaylarla bağlantılı 258 şüpheli şahıs hakkında adli işlem başlatıldı. Mal varlığına karşı işlenen suçlar (hırsızlık, dolandırıcılık, yağma vb.) kapsamında ise meydana gelen 37 olayın 27’si aydınlatıldı, olaylara karışan 40 şüpheli hakkında adli işlem gerçekleştirildi. Aranan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmalarda ise, çeşitli suçlardan aranan toplam 37 kişi yakalanarak adli makamlara sevk edildi. Bu şahıslardan 18’inin hapis cezasıyla arandığı, 19’unun ise ifadeye yönelik arandığı tespit edildi.
Burdur’da Türk Mutfağı Haftasında yöresel lezzetler ikram edildi
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 10:48 Burdur’da Türk Mutfağı Haftasında yöresel lezzetler ikram edildi Türk Mutfağı Haftası, Burdur’un coğrafi işaretli ve geleneksel lezzetleriyle Baki Bey Konağı’nda başladı. Türk mutfağı konusunda farkındalık oluşturmak, markalaşmak ve Türk mutfağının sağlıklı, geleneksel özelliklerini yurt içi ve yurt dışında vurgulamak, bilinirliğini, sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla her yıl kutlanan Türk Mutfağı Haftası etkinlikleri Burdur’da Baki Bey Konağı’nda başladı. Programda açılış konuşmasını gerçekleştiren İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Tokat; "T.C. Cumhurbaşkanlığı ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının desteği ile hazırlanan "Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı" kitabından hareketle 21 - 27 Mayıs tarihleri arasında her yıl düzenli olarak kutlanan Türk Mutfağı Haftası Türk Mutfağının yemeklerinin yaşatılması, tanıtımı ve potansiyeline ulaşması konusunda önem teşkil etmektedir. Bu hafta, kadim Türk Mutfağının olduğu kadar Burdur’umuzun yemeklerinin de yaşatılması, tanıtımı ve potansiyeline ulaşması açısından değer verdiğimiz ve üzerinde önemli durduğumuz bir etkinlik haftasıdır. Bu sene Türk Mutfağı Haftası mutfak kültürümüzün yapıtaşları olan "Türk Mutfağı’nın Klasik Yemekleri" ile kültürlerarası köprü kurmayı hedefliyor. Biz de Valiliğimiz koordinasyonda İl Kültür ve Turizm Müdürlüğümüz ve paydaşlarımız ile coğrafi işaretli ürünlerimizi ve daha önce belki de pek bilinmeyen lezzetlerimizi ön plana çıkaracağız" dedi. Programda İl Özel İdare Genel Sekreteri Asım Ertilav ve Vali Yardımcısı Alperen Yılmaz’da haftanın önemine ilişkin konuşmalar gerçekleştirdi. Konuşmaların ardından protokol üyelerine ve katılımcılara Burdur’un yöresel lezzetleri olan Tarhana Çorbası, keşke ve un helvası ikram edildi. 4 gün sürecek programda Burdur’un farklı alanlarında yapılacak olan yöresele lezzetler tanıtılacak.
Küresel ısınma ve don gül üretimini vurdu, rekolte yarı yarıya düştü
19 Mayıs 2025 Pazartesi - 12:41 Küresel ısınma ve don gül üretimini vurdu, rekolte yarı yarıya düştü Burdur’un Karakent köyünde göl kenarında yapılan gül üretimi bu yıl küresel ısınma ve don olaylarından olumsuz etkilendi. Gül bahçelerinde hasat başlarken, verim geçen yıla göre yarı yarıya düştü. ’Güller ve Göller Diyarı’ Burdur, her bahar rengarenk gülleriyle doğanın en güzel tablolarından birine ev sahipliği yapıyor. Ancak bu yıl göl kıyısındaki gül bahçelerinde başlayan hasat, iklim krizinin acı yüzüyle karşı karşıya. Küresel ısınmanın etkisi ve şiddetli donlar, yıllık 600-700 kilogram olan dekarlık gül verimini 150-200 kilograma kadar geriletti. Doğanın nazlı güzeli güller, bu sene zor bir sınav veriyor. Bölgenin hızla tükenen su kaynaklarına rağmen, gül üretimi adeta bir yaşam kaynağı olmaya devam ediyor. Mısır ve yoncaya kıyasla yüzde 75 daha az su tüketen gül, sadece doğayı değil, ekonomiyi de canlandırıyor. Ayrıca Burdur Gölü’nün tozlarının yayılımını engelleyen gül, hem çevre hem de insan sağlığı için büyük bir koruyucu görev üstleniyor. Burdur Gölü kenarında yaklaşık 400 dekarlık alanda sürdürülen bu değerli üretim, sadece gül yağı ihracatıyla değil, bölgedeki ekoturizm hareketliliğiyle de ekonomiye can veriyor. Geçen yıl litre başına 11-12 bin euro arasında seyreden gül yağı fiyatlarının, bu yıl yüzde 40 düşerek 7-10 bin euro bandına gerilemesi bekleniyor. Üretim hedefleri de donun etkisiyle yarı yarıya düşerek 50-100 litreden 20-30 litreye inmiş durumda. Küresel ısınma ve don olayları, Burdur’daki gül bahçelerinde çiçek tomurcuklarının olgunlaşmasını engelledi. Birçok alanda tomurcuklar don nedeniyle zarar görürken, bazı alanlarda sadece yaprakların kaldığı gözlendi. Bu durum, gül üretimindeki dramatik düşüşün temel sebeplerinden biri olarak öne çıkıyor. Burdur’un eşsiz gül bahçeleri, zorluklara rağmen her yıl yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Bu yıl ekoturizmin daha da canlanması beklenirken, bölge halkı umudunu koruyor. Güller, Burdur’un hem doğasına hem de ekonomisine hayat vermeye devam ediyor. Gül bahçeleri göl tozlarına perdeleme yapıyor Göller yöresinde iklim değişikliği ve artan tarım hayvancılık faaliyetlerinin su kaynaklarını ciddi şekilde etkilediğini söyleyen Lisinia Proje alanı sorumlusu ve gül üreticisi Öztürk Sarıca, "Göller yöresinde özellikle küresel ısınmaya bağlı suların hızlı bir şekilde buharlaşması, bunun yanında yöredeki büyükbaş hayvancılık, mısır ve yonca üretiminin artmış olması maalesef yeryüzü sularını bitirmiş olduğu gibi yer altı sularını da ciddi anlamda etkiledi. Burdur Gölü bunun en canlı örneklerinden bir tanesi. Gül, mısır ve yoncaya göre yüzde 75 oranında daha az su tüketen bir bitki. Aynı zamanda ekonomik değeri çok yüksek bir bitki. Gölde tozlaşan alanların tozları özellikle yakın çevreye yayılırken tıbbi aromatik bitkiler ve gül, tozlar konusunda ciddi anlamda bir perdeleme yapıyor. Bu perdeleme sayesinde tozlar insan sağlığını daha az etkiler hale geliyor ve daha uzak yerlere taşınmasını engellemiş oluyor. Tabii ki o yüzden gül üretimi Burdur Gölü ve çevresinde olmazsa olmazımız" dedi. Küresel ısınma ve yaşanan don olayları verimi yarı yarıya düşürdü Burdur Lisinia projesinde gül hasadı başladığını ancak iklim şartlarının verimi olumsuz etkilediğini açıklayan Sarıca, "Burdur Lisinia’da gül hasadımız başladı. Ama son yıllardaki küresel ısınmanın etkileri maalesef üretimimizi de etkilemiş durumda. Özellikle son yaşanan donlar nedeniyle dekarda yaklaşık 600 ile 700 kilograma kadar aldığımız gül verimi şu anda 150 ile 200 kilograma kadar düşecek gibi görünüyor. Donlar ile birlikte tomurcukların gelişimi tamamen durdu ve don aldı. Dolayısıyla bahçelerde eski görselimiz olmasa da gülü toplamak durumundayız. Çünkü Türkiye ekonomisine çok ciddi bir katkısı var. Yaklaşık 400 dekarlık bir alanda biz şu anda gül üretimi yapıyoruz. Bunun yanında gül ekoturizmi ile birlikte ekonomimize destek olmaya çalışıyoruz. Gül yağının tamamı yurt dışına ihraç ediliyor. Hem gül üretiminin yaşanan donlardan dolayı düşmüş olması hem de gül fiyatlarının düşük seyredecek olması ekonomik anlamda yöre insanını, göller yöresindeki gül üreticilerini biraz etkileyecek görünüyor" şeklinde konuştu. Gül yağı beklentisi geçen yıla göre yüzde 50’nin altına düştü Geçtiğimiz yıl 50 ile 100 kilo arası bir gül yağı üretimi hedeflediklerini ancak bu yıl bunun yarısı kadar bir gül yağı hedeflerinin olduğunu belirten Sarıca, "Tabii ki o da eğer ısı şartları, bulutlanma ve yağış yolunda giderse. Eğer ciddi anlamda iklimsel değişiklikler olursa belki de onu bile alamayacağız. Yaklaşık 20 ile 30 litre arasında bir beklentimiz var. Tabii ki gülyağı fiyatlarının da düşeceği bu yıl için söyleniyor. Dolayısıyla geçen yılki üretim hedeflerine ulaşamamanın yanında aynı zamanda maddi hedeflere de ulaşamayacağız" dedi. Geçen yılın yüksek fiyatları bu yıl düşüş eğiliminde ancak piyasa henüz netleşmedi Gül yağı fiyatları hakkındaki söylentileri de açıklayan Öztürk Sarıca, "Gül yağı geçen yıl 11 bin ile 12 bin euro seviyesinde seyrediyordu. Bu yıl fiyatların 7 ile 10 bin euro arasında olacağı söyleniyor. Tabi şu an tamamen piyasa oluşmuş değil tamamen söylentiler üzerinden söylemiş olduğum fiyatlar bunlar. Hem donun etkisi, verimin az olması, diğer taraftan iklimin çok anormal seyretmesi ki geçen yıl bu sıralar neredeyse gül veriminin ortasındaydık. Şu an küresel ısınmanın ve donların etkisiyle gül hasadına daha bir hafta önce başladık ve çok yavaş seyreden bir hasat var. Dolayısıyla verimde ciddi kayıplar yasayacağız" ifadelerini kullandı. Gül ihracatın yanında ekoturizme de büyük katkı sağlıyor Geçen yıl 100 bin kişiyi ağırlayan alanlarda bu yıl ziyaretçi sayısında artış beklediklerini belirten Sarıca; "Geçen yıl hasat sırasında ekoturizm etkinlikleri kapsamında yaklaşık 100 bine yakın bir ziyaretçi ağırlamıştık proje alanında. Bu yıl bu sayının biraz daha artacağını düşünüyoruz. Çünkü hasadın başlamasıyla birlikte on binlerce kişi zaten şu ana kadar bahçede bizi ziyaret etmiş durumda. Önümüzdeki günlerde sayının artarak devam edeceğini düşünüyoruz" dedi. Bölgedeki gül üreticileri, küresel iklim değişikliklerinin etkisiyle bu yıl üretimde ciddi düşüşler yaşanacağını belirtiyor.