Yerel Haberler
Burdur
Burdur’da organize işlendiği iddia edilen kadın cinayetinde 3 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet isteniyor
24 Kasım 2024 Pazar - 13:58 Burdur’da organize işlendiği iddia edilen kadın cinayetinde 3 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet isteniyor Burdur’un Çavdır ilçesinde kaldığı oteli basarak eski eşi Özlem Şımarık’ı tüfekle vurup ardından bıçaklayarak öldüren Tarık Y. ile yardım ve azmettiren 8 zanlı hakkında hazırlanan iddianame tamamlandı. İddianamede, katil zanlısı eski koca ve azmettirici 2 şahıs hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenirken yardım ve yataklıktan yargılanacak 6 şahıs hakkında ise 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istendi. Kasten yaralama suçundan kapalı cezaevinden yatarken Açık Ceza İnfaz Kurumu’na geçtiği gün gitmesi gereken süre içinde gitmeyip Burdur’un Çavdır ilçesinde 14 Ocak’ta boşandığı eşi Özlem Şımarık’ı (28) 8 Şubat tarihinde kaldığı oteli basarak odasında av tüfeğiyle vurup daha sonra birçok yerinde bıçaklayarak ağır yaralayan Tarık Y. (45), olay yerinden kaçmıştı. Hastaneye kaldırılan 2 çocuk annesi Özlem Şımarık yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti. Emniyet ekipleri kaçan Tarık Y.’yi olaydan yaklaşık 6 saat sonra Denizli’nin Çameli ilçesinde dağlık alanda bulunan bir gazinoda yaptığı operasyonla yakalamıştı. Gözaltına alınan Tarık Y. işlemler için Gölhisar İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne getirilirken Tarık Y.’ye yardım ve yataklık yaptığı iddia edilen Meryem S.(30), Erdal A.(40), Kazım Ö.(37), Mehmet Ç.(27), Mustafa S.(31), Şaban A.(26)’da gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sek edilen şüphelilerden katil zanlısı Tarık Y. ve yardım eden Erdal A., Kazım Ö., Mehmet Ç., Mustafa S., Şaban A. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanırken Meryem S. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Soruşturmanın derinleştirilmesinin ardından Tarık Y.’ye yardım ettiği tespit edilen Meryem S. ve azmettirici olmakla suçlanan Adem S.(36), ve Gökay S.(33) 14 Mayıs günü gözaltına alınarak çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp cezaevine gönderilmişti. Sanıklar hakkında hazırlanan iddianame Burdur 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi Olay yeri inceleme raporu, deliller, kamera inceleme tutanakları ile telefon inceleme raporu ve beyanların değerlendirildiği belirtilen iddianamede Tarık Y. hakkında “boşandığı eşini tasarlayarak kasten öldürme” suçundan, Gökay S. İle Adem S. hakkında "kadını tasarlayarak kasten öldürmeye azmettirme ve suçluyu kayırma” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenirken diğer 6 sanık Erdal A., Mehmet Ç., Meryem S., Kazım Ö., Şaban A. ve Mustafa S. hakkında da “kadını tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etme, suçluyu kayırma” suçları çerçevesinde 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası ile yargılanmaları istendi. “Sana çok büyük yanlış yaptılar, namusunu temizle” Katil zanlısı Tarık Y.’nin iddianamede yer verilen savunmasında, Maktul Özlem Şımarık’ın çalıştığı yerin sahipleri olan sanıklar Gökay S. ve Adem S. ile otururken bu kişilerin kendisine Özlem’in açık kıyafetler giyip erkeklerle alkol alıp birlikte olduğunu anlatması ve Gökay S.’nin “Sana yapılan yanlışları hazmedemezsin, sana çok büyük yanlışlar yapıldı” diyerek olayda kullandığı bıçağı verip “Al bunu gereğini yap, namusunu temizle” demesi, Adem S.’nin de babasına ait olayda kullanılan tüfeği kendisine verince Özlem’i öldürme kararının kuvvetlendiğini belirttiğini, Mehmet Ç.’nin de iş yerinden çıkarken kendisine “bir sıkıntı olursa benim eve gelin, Erdal benim evi biliyor, namusunu temizle” dediğini, daha sonra kendisine yardım edeceği vaat edilen Erdal A. ile olay öncesinde buluştuğunu, daha sonra Meryem S.’yi de alarak Kazım Ö.’nün ikametine gittiklerini, burada Meryem S.’nin de Adem S. ve Gökay S.’nin söylediklerini tekrar ettiğini ve bu beyanları doğrulamak için kendisine fotoğraf ve video gösterdiğini, Meryem’in uyumasının ardından Kazım Ö. ve Erdal A. ile alkol aldığını, sonra ise çağırdıkları taksi ile Özlem’in kaldığı otele gittiğini ve Adem S.’nin kendisine tarif ettiği şekilde arka kapıdan otele girdiğini ve Özlem’in kaldığı odanın kapısını kırarak 2 el av tüfeği ile ateş edip birden fazla kez sırtından bıçaklayarak olayı gerçekleştirdiğini aktardığı görüldü. Yakalanmamak için birçok farklı yerde bulunmuş Ayrıca Tarık Y.’nin iddianamede yer verilen savunmasında; Olaydan sonra Çavdır çöplüğüne gittiğini, burada aradığı Erdal A.’nın taksi ile çöplüğe gelerek kendisini alıp Gölhisar’a giderek Mehmet Ç, Mustafa S. ve Şaban A.’nın kaldığı eve gittiğini Erdal A.’nın burada Adem S.’yi arayarak kendisini saklamasını söylediğini Adem S.’nin ise uykusunun olduğu için gelemeyeceğini ancak Mehmet Ç’nin arabasını alarak kendisini Denizli’nin Çameli ilçesinde bulunan tanıdık gazinocu arkadaşının yanına götürmesini, birkaç gün orada durduktan sonra kendisini oradan alıp memleketine götüreceğini söylediği, bu sırada Mehmet Ç.’nin kendisine temiz kıyafetler vererek kanlı kıyafetlerini çamaşır makinesine attığını, daha sonra Mehmet Ç., Erdal A. ve Mustafa S. ile birlikte Adem S.’ye ait araç ile Çameli’ye gittiklerini burada belirtilen gazinoda yaklaşık 1 saat oturduktan sonra polis ekiplerinin gelerek kendisini yakaladığını, Adem S., Gökay S. ve Meryem S.’nin Özlem Şımarık’ı öldürmesi için kendisini azmettirdiklerini, olaydan sonra da Mehmet Ç. ve Erdal A.’nın ise kendisine yardım ettiklerini beyan etti.
Husumetlisinin başına kurusıkı tabanca ile 6 el ateş etti: 1 yaralı
22 Kasım 2024 Cuma - 16:33 Husumetlisinin başına kurusıkı tabanca ile 6 el ateş etti: 1 yaralı Burdur’un Gölhisar ilçesinde yolda karşılaştığı husumetlisiyle çıkan tartışma sonrasında kuru sıkı silahla başından vurularak yaralanan şahıs hastaneye kaldırılırken olayın faili silahla birlikte yakalanarak gözaltına alındı. Olay, saat 12.20 sıralarında Burdur’un Gölhisar ilçesi Pazar Mahallesi 445. Sokak belediye mezbahası yanında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre Ö.Ö.(64) yolda yürürken daha önceden aralarında alacak verecek meselesi yüzünden husumet bulunan S.A.(47) ile karşılaştı. İkili arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu S.A. yanında bulunan kuru sıkı tabanca ile Ö.Ö.’nün başına 6 el ateş etti. Olay sonrası Ö.Ö. silahın kuru sıkı olması nedeniyle başından hafif şekilde yaralanırken S.A. olay yerinden ayrıldı. Çevredekilerin 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından yaralı Ö.Ö. ambulans ile Gölhisar Devlet Hastanesi’ne kaldırılırken polis ekipleri yaptığı çalışmalar sonrasında S.A.’yı olayda kullandığı silah ila birlikte yakalayarak gözaltına aldı. Hastanede tedavi altına alınan Ö.Ö.’nün hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenilirken S.A.’nın ise emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edileceği öğrenildi.
ParaVolley Oturarak Voleybol Milli Takımı ilk maçından galip
22 Kasım 2024 Cuma - 15:19 ParaVolley Oturarak Voleybol Milli Takımı ilk maçından galip Burdur’da 7 ülkenin katılımıyla düzenlenen Uzman Posta Oturarak Voleybol Avrupa Şampiyonası B Kategorisi müsabakaları bugün başladı. Türkiye ilk maçında Gürcistan’ı 3-0 mağlup etti. Uzman Posta Oturarak Voleybol Avrupa Şampiyonası B Kategorisi müsabakaları Burdur’da düzenleniyor. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Spor Tesisleri’nde gerçekleştirilen turnuvada Türkiye; Büyük Britanya, Çekya, Fransa, Gürcistan, Hollanda ve Litvanya milli takımları mücadele ediyor. 3 gün boyunca lig usulü sürecek olan müsabakalar sonucunda ilk üçte yer alacak olan takımlar gelecek sene Macaristan’da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası A Kategorisine doğrudan katılım hakkı kazanacak. Turnuvanın ilk gününde Gürcistan ile karşılaşan A Milli Takım çekişmeli geçen maçtan 3-0 galip ayrılarak turnuvaya iyi bir giriş yaptı. Turnuva hakkında açıklamalarda bulunan Türkiye Voleybol Federasyonu Oturak Voleybol koordinatörü Onur Hoşnut, "Burada keyifli bir turnuvaya başladık. Yoğun bir şekilde üç gün 21 adet müsabakayı burada beraber gerçekleştireceğiz. Sağ olsun bugün seyircilerimiz de var. Spor lisesi bize eşlik ediyor. Ve burada Milli Takımımız kendisiyle beraber yer alan Çekya, Büyük Britanya, Litvanya, Fransa, Hollanda ve Gürcistan’la mücadele ederek ilk üç içerisinde öncelikle yer almaya çalışacak. Tabii gönlümüzden geçen şampiyonluk. Ve burada ilk üçe giren takımlar gelecek sene Macaristan’daki ParaVolley Avrupa A kategorisi mücadelesine doğrudan katılma hakkı elde edecek. Biz de bu amaçla üç kamp dönemi gerçekleştirdik. Kampımızın üçüncüsü de yine bu harika tesiste gerçekleşti. Milli takım uzun süredir burada. Milli Takımımız bayağı iyi bir başlangıç yaptılar. Bugün yine Hollanda maçımız kritik. Dolayısıyla ondan da güzel bir sonuçla ayrılmayı umuyoruz" dedi. "Hedefimiz 2028 Los Angeles Paralimpik Oyunları" Hedeflerinin hem erkeklerde ham kadınlarda 2028 Los Angeles Paralimpik Oyunları olduğunu da dile getiren Hoşnut, "ParaVolley ülkemizde Avrupa’ya kıyasla biraz daha yeni ama bizim voleybol federasyonumuzun çatısına altındaki dahil olmuştu da gene yeni diyebiliriz. Henüz geçen sene oldu. Hemen onun ardından yoğun bir şekilde biz çalışmalarımıza başladık. Başkanımız Sayın Mehmet Akif Üstündağ özellikle bize önem veriyor. Çünkü ülkemizdeki deprem gerçeğini de hatırlarsak bir de sosyal sorumluluk boyutu var. Biz hemen bu turnuvadan sonra milli takım faaliyetleriyle beraber ülkemizdeki tarama ve gelişim kamplarını da başlatacağız. Hem erkek hem kadın milli takımlarımızın 2028 Los Angeles hedefiyle paralimpik oyunlara yönelik hazırlayacağız. Yavaş yavaş da çıtayı yükselteceğiz" ifadelerini kullandı. "Turnuvayı ilk üçte bitiren takımlar A Kategorisine yükselecek" Turnuvada ilk üçe giren takımların Macaristan’daki A Kategorisi maçlarına katılmaya hak kazanacağını söyleyen Onur Hoşnut, "Burada bir tek devreli lig usulü bir turnuva var. 7 takımın birbirleriyle yapacakları mücadelelerde alacakları puanlar çerçevesinde pazar günü bir sıralama olacak. Birinci, ikinci, üçüncü takım ve turnuvanın en değerli oyuncuları burada ödüllerini alacaklar. Pazar akşamı da son maçın ardından kapanış törenimizle turnuvayı sonlandıracağız ve ilk üç takım gelecek sene Macaristan’daki turnuvaya uğurlamış olacağız buradan" açıklamasında bulundu. "Takımlar engelli sporculardan oluşuyor" Oturarak Voleybol takımları hakkında da bilgi veren Hoşnut, "Bu turnuvada engel durumu önemli. Avrupa Şampiyonası’nda bizim tam engelli ve minimal engelli dediğimiz kategorilerde sporcular yarışıyor. Şu an izlediğiniz maçta her bir takımın beş tane oyuncusu tam engelli statüsünde. Bir tane de minimal engelli sporcu yer alabiliyor. Farklı turnuva formatlarında engelsiz sporcular da yarışabiliyor ama Avrupa Şampiyonası’nda böyle. Bizim takımımızda da şu an bir arkadaşımız minimal engelli sahada bir tane de yedeğimiz var aynı şekilde. Diğer sporcularımız engelli. Bu her turnuva öncesinde Dünya ParaVolley’den gelen sınıflandırmacıların yaptığı bir sınıflandırma süreciyle belirleniyor ve oyuncuların engel durumu tescilleniyor. O şekilde müsabakalara katılma hakkı elde ediyorlar" şeklinde konuştu. Branko Mihorko: "Herkesi oturarak voleybola davet ediyorum" ParaVolley Avrupa Başkanı Branko Mihorko ise yaptığı açıklamada, "Tekrar Türkiye’de olmaktan çok mutluyum. 2021 yılında Kemer’deydik. Çok zor koşullarda Covid koşulları altında harika bir turnuva gerçekleştirdik. Şimdi de burada çok güzel bir organizasyon gerçekleştiriyoruz. Bariz bir şekilde ParaVolley’in gelişmekte olduğunu görüyoruz. Özellikle Türk Milli Takımı’nın da çok bariz bir şekilde geliştiği belli oluyor. Türk halkını bu güzel spora davet ediyoruz. Sadece engelli sporcularımız için değil engelsiz sporcularımız da bunu yapabilir. Son derece eğlenceli ve keyifli bir disiplin. Herkesi oturarak voleybola davet ediyorum" diye konuştu. Aziz Hopyar: "Şampiyon olarak geldik, şampiyon olarak gideceğiz" ParaVolley Erkekler A Milli Takım Başantrenörü Aziz Hopyar de, yaklaşık üç aydır bu turnuvaya hazırlandıklarını belirterek, "Burdur’da üçüncü kampımızı yapmıştık. Buradan önceki iki kampımızı Karaman ilinde yaptık. Şimdi Burdur’da son kampımızı yapıp turnuvaya hazırlandık. Bu turnuvada amacımız ligi ilk üç sırada tamamlamak. Çünkü ilk üçe giren takım Avrupa Şampiyonasına katılacak. Biz buraya Milletler Ligi’nden şampiyon olarak geldik. Yine buradan şampiyon olarak Avrupa Şampiyonası’na katılmak olacak. Bizi destekleyen herkese çok teşekkür ederiz" dedi. Türkiye bugün 17.30’da ikinci maçta Hollanda ile karşılaşacak.
Kaza sonrası beyin ölümü gerçekleşen 19 yaşındaki Fatma’nın organları 4 hastaya umut oldu
21 Kasım 2024 Perşembe - 13:27 Kaza sonrası beyin ölümü gerçekleşen 19 yaşındaki Fatma’nın organları 4 hastaya umut oldu Burdur’un Gölhisar ilçesinde 12 Kasım’da geçirdiği trafik kazasında ağır yaralanan ve 8 gün sonra beyin ölümü gerçekleşen 19 yaşında Fatma Sude Uran’ın organları Konya ve Antalya’daki dört hastaya umut oldu. Burdur’un Gölhisar ilçesinde 12 Kasım’da saat 03.00 sıralarında Burdur’un Gölhisar ilçesi Yamadı köyü Gölhisar-Çavdır kara yolunda meydana gelen kazada, Mustafa K. (21) idaresindeki 07 DB 099 plakalı hafif ticari araç, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak takla atmış, kazada araç sürücüsü Mustafa K. ve araçta yolcu olarak bulunan İrem M. (18) yaralanırken Hasret Akbaş (21) olay yerinde hayatını kaybetmiş, Fatma Sude Uran ağır yaralı olarak Burdur Devlet Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Yoğun bakımda tedavisi süren Fatma Sude Uran’ın beyin ölümü gerçekleşti. Burdur Devlet Hastanesi Organ Nakil Birimi tarafından aile ile yapılan görüşme sonrasında Fatma Sude Uran’ın organları bağışlandı. Yapılan tetkikler sonrasında genç kızın kalbi, karaciğeri ve 2 böbreğinin alınması kararlaştırıldı. Antalya Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Doku ve Organ Nakil Merkezi ve Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doku ve Organ Merkezi’nden özel ekipler nakil için Burdur’a geldi. Burdur Devlet Hastanesi’nde sabah saatlerinde başlayan ve başarılı bir şekilde gerçekleşen ameliyat sonrasında alınan kalp, Antalya Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde nakil bekleyen hastaya, karaciğer Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde organ bekleyen bir hastaya, sağ böbrek Antalya Medical Park Hastanesi’nde organ bekleyen bir hastaya, sol böbrek ise Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi’nde organ bekleyen bir hastaya nakledilmek üzere gönderildi. Operasyon sonunda konuşan Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakil Biriminde görevli Genel Cerrahi Opr. Dr. Sami Kolsuz, “Hastamızdan alınan karaciğer Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gidiyor, böbreğin biri Konya Meram Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bir hastamıza nakledilecek diğer böbrek Antalya Medikal Park Hastanesi’ndeki hastaya gidecek. Bizden bir süre önce çıkarılan kalp ise Antalya Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne doğru yola çıktı. Allah ailesine sabır versin. Kızımızın da mekanı cennet olsun” dedi. Burdur Belediyesi Başkanı Ali Orkun Ercengiz de acılı aileye başsağlığı diledi. "Kızımın organları inşallah birilerine umut olur" Organları 4 hastaya umut olan Fatma Sude Uran’ın babası Muhammet Uran ise, "İnşallah kızımızın organları birilerine faydalı olur. Allah mekanını cennet eylesin. Hocamız organ bağışı yapmak ister misiniz diye sordu. Biz de yapalım dedik. Antalya’dan bir ekibin geleceğini ve gerekli işlemleri onların yapacağını söyledi. Kalp, karaciğer ve böbreğin biri Antalya’ya diğer böbrek ise Konya’ya gitti. İnşallah birilerine umut olur, faydalı olur. İnşallah kızım birilerine örnek olur. Bizden sonraki vatandaşlarımız da organları böyle bağışlarsa daha faydalı olur” şeklinde konuştu. "Burdur organ bağışında bilinçlenmeye başladı" Organ bağışının önemi hakkında da konuşan Burdur Devlet Hastanesi Başhekimi Murat Yüksel, "Burdur Devlet Hastanesi yeni binasında geçtikten sonra bu son bir ay içindeki ikinci organ bağışını vermiş bulunuyoruz şu an. Ailemize öncelikle başsağlığı diliyoruz. Burdur bu konuda daha da bilinçlenmeye başladı. O yüzden ben tüm halkımızı bağış konusunda duyarlı olmaya ve organlarını bağışlamasını talep ediyoruz. Şu an vefat eden kızımızın organları dört hastaya umut oldu. Olaya tek taraflı değil diğer taraftan da bakmak lazım. O kişilerin vücudunda bu organlar can bulacak, insanlara hayat olacak" dedi. "Organ bağışlarına çok ihtiyacımız var" Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakil Birimi sorumlusu Doç. Dr. Kemal Eyvaz ameliyat sonrası yaptığı açıklamada, "Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden geliyoruz. Organ nakli birimi genel cerrahi ekibi olarak bir çağrı üzerine geldik. Bir hastamız vefat etmişti ve karaciğer, böbrek ve kalp ile alakalı kalp ekibi de gelmiş oldu. Hastamıza Allah’tan rağmen yakınlarına da başsağlığı dilemekle birlikte birçok hastamıza da şifa olduğu için bu anlamda da biz de buna vesile olduğumuz için bunun üzerimizde tebessümü de var. Organ nakli konusunda kadavra sayıları da çok az olduğu için bu bağışlara gerçekten çok fazla ihtiyacımız var özellikle şu dönemlerde. Biz bağışçı aileye bu anlamda çok teşekkür ediyoruz. Şimdi nakil yapmak üzere de Antalya’ya gideceğiz. Nakil yapılacak kişi bakanlığın gönderdiği belli kriterlerle listede uygun ve en aciliyeti olan hastaya takılıyor. Özellikle karaciğer için bunu söyleyebiliyorum" ifadesinde bulundu.
Dünyada en çok görülen kanserlerden kolon kanserine yeni bir çare “Kara Mürver” meyvesi
20 Kasım 2024 Çarşamba - 14:06 Dünyada en çok görülen kanserlerden kolon kanserine yeni bir çare “Kara Mürver” meyvesi Burdur’da akademisyenler çalışmalarıyla kolon kanseri hücreleri ile savaşabilen yeni bir özüt keşfettiler. Burdur ve Türkiye’nin bir çok yerinde doğada yetişen “Kara Mürver” meyvesi özütünü bileşenlerine ayıran bilim insanları bu bileşenlerin kanserli hücreleri yok ettiğini ispatladılar. Dünyada en çok görülen kanserlerden bir olan ve dünyada üçüncü ölümcül kanser olarak bilinen kolon kanseri erken teşhis edilmediği sürece ölüm riskinin yüksek olduğu bir kanser olarak karşımıza çıkıyor. Günümüzde neredeyse her 10 kişiden birinde ortaya çıkan bu kanser halk arasında kalın bağırsak olarak bilinen sindirim sisteminin en son kısmındaki bölgede ortaya çıkıyor. Sağlık Bakanlığı’nın istatistiklerine göre ülkemizde de en sık görülen ilk beş kanser türü (akciğer, meme, prostat, kolon ve tiroid kanserleri) arasında yer alan kolon kanseri, birkaç yıl öncesine kadar 50 yaşından sonra gözlense de son zamanlarda adeta ‘bir salgın gibi’ daha genç insanlarda ortaya çıkmaya başladı. Burdur MAKÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Hulusi Dinçoğlu ve ekibi 2023 yılı Şubat ayında kolon kanserinde etkili olabileceğini düşündükleri ve içinde bulundurduğu antioksidan ve bağışıklık sistemi düzenleyici etkileriyle dikkat çeken bir meyve olan “kara mürver meyvesi” üzerinde çalışmalara başladı. Prof. Dr. Dinçoğlu ve ekibi kendi geliştirdikleri sentez yöntemiyle yaptıkları bu çalışmalar sonrasında kara mürver meyvesi özütünün bileşenlerinin kolon kanseri hücreleri üzerinde öldürücü bir etkisi olduğu sonucuna vardı. Ülkemizde bir çok yerde doğal olarak yetişebilen kara mürver meyvesi bu özelliği ilerleyen dönemlerde yapılacak çalışmalar sonrasında kolon kanseri tedavisinde kullanılabilecek bir hale getirilecek. Yapılan TÜBİTAK destekli tamamen milli ve yerli bu çalışma hakkında konuşan Prof. Dr. Ahmet Hulusi Dinçoğlu; “Biz Kara Mürver meyvesinin yapısında bulunan “antosiyaninler” demiş olduğumuz bileşiklerin kansere karşı etkili olup olmayacağına dair bir çalışma gerçekleştirdik. Bu çalışmaya ekibimizle beraber geçen sene başladık. Bu çalışmada diğer buna benzer çalışmalardan farklı olarak daha yenilikçi ve yeşil bir teknoloji dediğimiz “sentez” yöntemini kullanmış olduk. Bu yöntem kendi geliştirdiğimiz bir yöntemdir. Kullandığımız yöntem ile kara mürver meyvesinin yapısında yer almış olan kansere karşı etkili olabileceğini düşündüğümüz bileşikleri saf bir halde özütleyebildik. Bu sonuç bizim çalışmamızın şu anki aşaması için zaten oldukça verimli bir basamaktı ve başarıyla sonuçlanmış oldu. Sonraki basamakta da biz bu bileşenlerin yapısına dair özellikleri inceledik. Bu süreci de başarılı bir şekilde tamamladık ve daha sonraki süreçte de laboratuvar deneyleriyle hücre testleri gerçekleştirerek bu bileşenlerin kolon kanseri hücrelerine karşı nasıl bir etki ortaya koymuş olduğuna dair çalışmalar gerçekleştirmiş olduk. Laboratuvarda gerçekleştirilen bir çok test ve yöntem ile bu süreç ilerlemiş oldu ve çalışmamızın sonucunda elde ettiğimiz veriler bize kara mürver meyvelerinden kendi özütleme yöntemimiz ile elde ettiğimiz bileşenlerin kolon kanseri hücrelerine karşı öldürücü yıkımlayıcı bir etki göstermiş olduğunu ortaya koydu” dedi. Ülkemizde birçok yerde doğal bir şekilde yetişiyor Çalışmalarda kullandıkları kara mürver meyvesi hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Ahmet Hulusi Dinçoğlu; “Kara mürver meyvesi Burdur ve çevresinde yetişebilen bir meyvedir. Özellikle Burdur’da Altınyayla ilçesinde yaygın bir şekilde doğada var olan bir meyvedir. Çok fazla ticari olarak kullanımı olmayan bir meyve olduğundan dolayı üretiminde genel olarak doğada kendiliğinden yetişmiş olan ağaçların bulunmuş olduğu bir flora yaygın. Fakat ülkemizde de yine güneyde, İç Anadolu’nun güney kesimlerinde bu kara mürver meyvesi yetişebilmekte. Bu meyve son zamanlarda yapısındaki sağlık açısından olumlu etki gösteren bileşenlerden dolayı oldukça ilgi görmekte ve birçok ülkede yetiştiriciliği de yapılmaktadır. İnanıyorum ki ülkemizde de bizim bu çalışmalarımızla beraber bu ağacın, bu bitkinin ve meyvenin yetiştirilmiş olması, ekonomiye kazandırılması ile çalışmalar artacaktır. Bizim çalışmamız olayın sadece bir boyutu. Bu meyvenin bileşenlerinin bir çok farklı sağlık etkisi vardır olumlu yönde gerçekleşen. Biz bu çalışmaların yanında başka araştırmalar da yürütüyoruz. Onlarla da ilgili çok güzel sonuçlarımız var. Bu meyvenin yetişmesi çok önemli şartlar istemiyor, doğada, ülkemiz ikliminde yetişebilen bir bitki türü olarak karşımıza çıkıyor.” şeklinde konuştu. Çalışmaları tamamlayıp endüstriyel aşamaya geçmek istiyoruz Kara mürver meyvesi ile yapılan ilk çalışmaların tamamlandığını ve şimdi ise deney ve üretim olarak diğer aşamalara geçeceklerini de belirten Prof. Dr. Dinçoğlu; “Bu çalışmada biz birinci basamak aşaması olan “Faz 1” dediğimiz bir çalışma gerçekleştirmiş olduk. Hücre testleri ile süreci yürütmüş olduk. Burada önemli olan zaten olumlu sonuçlar elde edebilmiş olmaktı. Eğer olumlu sonuçlar elde edememiş olsaydık zaten bu çalışmanın bu aşamasından sonra ilerleyebilmemiz mümkün olmayacaktı. Elde ettiğimiz olumlu sonuçlar artık bizi ikinci ve üçüncü aşamalarda yani deney hayvanları veya onlardan olumlu sonuçlar elde edersek insanlar üzerinde gerçekleştireceğimiz çalışmalar ile artık nihai sonucu alma ve daha sonrasında da artık gerçekleştirilebilirse endüstri ile iş birliği yapılarak onlarda ürün geliştirme çalışmalarına girme süreçleri ile devam edecektir. Fakat şu an için sadece birinci basamak çalışmaları bitti. Bu çalışmalarda bize bu ürünün kolon kanseri üzerinde etkili olabileceğini gösterdi.” ifadesinde bulundu.
Dünyada ve Türkiye’de sadece Muğla ve Burdur’da bulunuyor, eşsiz güzelliği ile göz kamaştırıyor
18 Kasım 2024 Pazartesi - 11:52 Dünyada ve Türkiye’de sadece Muğla ve Burdur’da bulunuyor, eşsiz güzelliği ile göz kamaştırıyor Burdur’un Bucak ilçesinde bulunan ve DKMP tarafından özenle korunan Sığla Ormanı Tabiatı Koruma Alanında sonbaharın gelişiyle adeta bir renk cümbüşü yaşanıyor. Dünya genelinde bulunan 4 tür sığla ormanından biri olan ve Türkiye’de yalnızca Burdur ve Muğla’da bulunan Anadolu Sığla Ormanı’na yalnızca bilimsel ve akademik çalışmalar için özel izinle girilebiliyor. Burdur’un Bucak ilçesi Kargı Köyü sınırları içerisinde yer alan Sığla Ormanı Tabiatı Koruma Alanı Dünya’da yalnızca 2 yerde görülen ender bir tür olan Anadolu Sığla Ağacına (Liquidambar orientalis) ev sahipliği yapıyor. Burdur-Isparta Antalya sınırlarının kesişim noktası olan Aksu Çayı yatağı kenarında Karacaören I Baraj Gölü- HES mansabında bulunan Sığla Ormanı endemik bir alan olması nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar, 6. Bölge Müdürlüğü, Burdur İl Şube Müdürlüğü, Bucak Şefliği ekipleri tarafından 7 gün 24 saat özenle korunuyor. Türkiye’nin endemik olması, elit ve izole bir yayılış göstermesi, eşsiz bir ekosistem özelliğine sahip olması nedeniyle 27 Temmuz 1987 yılında "Tabiatı Koruma Alanı" statüsü almış olan bu alan 83,82 hektar alandan oluşuyor. Sonbaharın gelişi ile bir çok farklı bitki türüne ev sahipliği yapan Sığla Ormanı Tabiatı Koruma Alanında sararan yapraklar nedeniyle adeta bir renk cümbüşü yaşanıyor. Havadan dron kamera ile çekilen görüntülerde yaşanan bu cümbüş adeta bir yağlı boya tablosunu andırıyor. "En yaşlı ağaç 200 yaşında" Yalnızca özel izinle bilimsel ve akademik çalışma gezilerine izin verilen alanın korunmasından sorumlu DKMP Burdur Şube Müdürlüğü Bucak Şefi Ahmet Küçükyaman Sığla Ormanı hakkında yaptığı açıklamada, “Sığla Ormanı Tabiatı Koruma Alanı toplamda 83.82 hektar büyüklüğünde olmakla birlikte Sığla Ormanının kapladığı alan 6 bin metre kareden oluşmaktadır. Dünyada yalnızca ABD, Çin, Güney Kore ve Türkiye olmak üzere 4 ülkede Sığla ağacı yetişmekte. Bu 4 ülkenin ve türün içinde Anadolu Sığla ağacı yalnızca ülkemizde bulunmaktadır. Bu yüzde yalnızca Türkiye’de değil dünyada endemik bir türdür. Anadolu Sığla Ağacı münferit olarak farklı illerde görünse de Türkiye’de de sadece Muğla ve Burdur’da orman kurabilmiştir. Buradaki en yaşlı ağaç ise 134 santimetre çapında ve 200 yaşındadır” dedi. "Sığla Ormanını korumak için tabiat eğitimleri verip kaçak girişlere karşı denetimler yapıyoruz" Sığla Ormanı’nı korumak amacıyla yapılan çalışmalara da değinen DKMP Şefi Küçükyaman; “Öncelikle yapılması gereken ilk şey olan bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yapıyoruz. Bunun içinde Bucak Şefliği personelimiz, yerel halk ile iş birliği içinde okullarda ve çeşitli noktalarda tabiat eğitimleri düzenliyoruz. Bunun yanında alanın kaynak değerlerinin korunabilmesi, gelecek kuşaklara aktarılabilmesi ve kaynak değerleri kapsamında izleme programlarının geliştirilmesi amacıyla Yönetim Planı hazırlanmakta ve bu kapsamda alanın en etkin şekilde yönetilmesini sağlıyoruz. Alana izinsiz giriş gibi tehditlere karşı da personelimiz ile sık sık denetimler yapıyoruz.” ifadesinde bulundu. "Sığla Ormanına eğitim gezileri için bile özel izin alınması gerekiyor" Sığla Ormanı Tabiat Koruma Alanı’nın özenle korunduğunu ve sığla ormanları hakkında sürekli eğitim verildiğini de dile getiren Şef Küçükyaman; “ Sığla Ormanı Tabiat Koruma Alanı ile ilgili sık sık eğitimler veriyoruz. Bu eğitimleri yerinde veya sunum halinde veriyoruz. Bilimsel gezi amacıyla bize başvuru yapanlar izin konusunda gerekli süreçleri tamamladıktan sonra ya yerinde görmek istiyorlar ya da biz okullara gidip okullarda sunum halinde tabiatı koruma alanının tarihi, önemi biyolojik çeşitliği ve korunması konularında sunumlar yapıyoruz.” şeklinde konuştu. "Sonbaharın gelişiyle ormanda renk cümbüşü yaşanıyor" Sonbaharın gelişiyle birlikte Sığla Tabiatı Koruma Alanında bulunan bitki çeşitliliği nedeniyle bir çok rengin bir arada görüldüğü, adeta bir yağlı boya tablosunu andıran görüntülerin ortaya çıktığını da dile getiren DKMP Şefi Ahmet Küçükyaman; “Sığla Ormanı Tabiatı Koruma Alanında Sığla ağacının yanı sıra çok farklı bitki çeşitliliği bulunuyor. Ormanın hemen yanında da Aksu Çayı geçiyor. Sonbaharın gelişiyle birlikte bu bitki çeşitliliği ile sığla ağacının geniş yapraklı bir bitki olmasından dolayı sarıya ve kırmızıya dönüşen renkler ile çok güzel bir renk cümbüşü ortaya çıkıyor. Bu da buranın güzelliğine güzellik katıyor.” dedi. Son olarak Sığla ağacının yaşam alanı hakkında da bilgi veren DKMP Şefi Küçükyaman; “Sığla ağacı alçak rakım ve bol su isteyen bir ağaç olduğu için sulak alanların yoğun olduğu bölgelerde yetişiyor. Burası da 300’lü rakımlarda ve hem üstte baraj suyu hem de yanından geçen Aksu Çayı’ndan dolayı yaşam için optimal bir bölge halinde geliyor.” ifadesinde bulundu.