Yerel Haberler
Çanakkale
23 Şubat 2026 Pazartesi - 15:39 Çanakkale’de huzur uygulamaları: 17 kaçak göçmen yakalandı, 4 organizatör tutuklandı Çanakkale’de Emniyet ekiplerince gerçekleştirilen huzur uygulamalarında 17 kaçak göçmen yakalandı. 4 organizatör tutuklandı. Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince 16-23 Şubat tarihleri arasında il merkezi ve ilçelerde huzur uygulamaları gerçekleştirildi. Uygulamalarda 7 bin 363 şahıs, 2 bin 605 araç incelendi. Denetimlerde 32 şahıs yakalanırken 525 araç sürücüsüne idari trafik para cezası uygulandı. Yapılan aramalarda toplamda; 159,86 gram narkotik madde, bin 480 adet uyuşturucu hap, ruhsatsız tabanca, 3 adet fişek, kesici alet ele geçirildi. ‘İşyerinden ve Kurumdan Hırsızlık’, ‘Otodan Hırsızlık’, ‘Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma’ olmak üzere toplam 5 ayrı dosyadan aranan şüpheli yakalanarak çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. ‘Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti ‘suçundan 5 şüpheli tutuklandı. 68 şüpheli şahsa adli işlem yapılırken kamu huzurunu bozacak şekilde davranışlarda bulunan 30 şüpheliye ise hakkında ‘Kabahatler Kanunu’ hükümlerince idari yaptırım uygulandı. Kaçak göçmen ve organizatörler yakalandı Son iki haftada ‘Göçmen Kaçakçılığı’ suçunun engellenmesi ve organizatörlerin yakalanması amacıyla yapılan çalışmalarda; 17 kaçak göçmen yakalandı. Kaçak göçmenler gerekli yasal işlemleri için Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine’e (GÖKSEM) teslim edildi. Organizatörlük yaptığı tespit edilen 4 şüpheli ise çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine teslim edildi.
ÇOMÜ’de öğrencilik kaydı için sistemde usulsüzlük yapan personel açığa alındı
16 Ocak 2026 Cuma - 14:35 ÇOMÜ’de öğrencilik kaydı için sistemde usulsüzlük yapan personel açığa alındı Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Ezine Meslek Yüksekokulu’nda idari personel olan Serdal G. kendi öğrencilik kaydı için Üniversite Bilgi Yönetim Sistemine (ÜBYS) girerek usulsüzlük yaptığı ortaya çıktı. Soruşturma çerçevesinde Serdal G’nin açığa alındı. Üniversite olayla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulundu. Çanakkale’de eğitim veren ÇOMÜ yaşanan usulsüz skandallarla gündemden düşmüyor. İddiaya göre, Ezine Meslek Yüksekokulu’nda 15 yıldır idari personel olarak olarak görev yapan Serdar G., kendi öğrencilik kaydı için Üniversite Bilgi Yönetim Sistemine (ÜBYS) girerek usulsüzlük yaptı. Gerçekler ise ortaya Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunu’nun yaptığı denetimlerde ortaya çıktı. Soruşturma çerçevesinde Serdal G. açığa alındı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu müfettişleri ÜBYS’ye el koyarak geriye dönük tüm işlemler hakkında inceleme başlattı. Savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Üniversiteden açıklama Ortaya çıkan usulsüzlük üzerine ÇOMÜ’den yapılan açıklamada, "Üniversitemiz ve Ezine Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulu hakkında son günlerde dile getirilen ve kamuoyunda ciddi rahatsızlık oluşturan iddialar, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğü tarafından derhal ve hiçbir tereddüde yer bırakmaksızın incelemeye alınmıştır. Söz konusu iddiaların tarafımıza ulaşmasıyla birlikte; ilgili kişiler hakkında görevden uzaklaştırma işlemi uygulanmış, üniversite bünyesinde yetkili ve bağımsız bir soruşturma komisyonu ivedilikle oluşturulmuş, öğrenci kayıtları, yatay geçiş işlemleri, mezuniyet belgeleri, görevde yükselme süreçleri, sınav evrakları ve dijital sistem log kayıtları dâhil olmak üzere tüm veri ve belgeler inceleme altına alınmıştır. Açık ve net olarak ifade etmek isteriz ki; sahte belge, usulsüz kayıt, mevzuata aykırı görevde yükselme, kamu görevini kötüye kullanma ve her türlü organize işlem iddiası, Üniversitemiz açısından asla tolere edilebilir değildir. Soruşturma süreci sonucunda; usulsüzlüğü tespit edilenler, görevini ihmal edenler, bilerek veya isteyerek bu süreçlere dâhil olanlar hakkındaen ağır idari yaptırımlar uygulanacak, ayrıca adli mercilere suç duyurusunda bulunulacaktır. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi; akademik ve idari dürüstlüğü zedeleyen, kamu güvenini sarsan, kurumsal itibarı hedef alan hiçbir eylemin üzerini örtmez, örtülmesine de müsaade etmez. Bu süreçte, doğruluğu henüz yargı kararıyla kesinleşmemiş iddialar üzerinden yapılan spekülatif ve yönlendirici açıklamalara itibar edilmemesi; sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından önem taşımaktadır. Ancak şunun da altını özellikle çizmek gerekir ki; tespit edilen her hukuksuzluğun gereği gecikmeksizin yapılacaktır. Soruşturma tamamlandığında, sonuçlar kamuoyuyla açık ve şeffaf biçimde paylaşılacaktır" ifadelerine yer verildi.
Çanakkale’de 80 bin 283 öğrenci karne aldı
16 Ocak 2026 Cuma - 11:37 Çanakkale’de 80 bin 283 öğrenci karne aldı Çanakkale’de 2025-2026 eğitim öğretim yılının ilk dönemi sona erdi. 2 haftalık sömestri tatiline giren 80 bin 283 öğrenci karne aldı. Çanakkale’de 2025-2026 eğitim ve öğretim yılı ilk döneminin sona ermesiyle 80 bin 283 öğrenci karne sevinci yaşadı. Okul öncesi 8 bin 194, ilkokul 24 bin 931, ortaokul 25 bin 112 ve ortaöğretim 22 bin 46 olmak üzere toplam 80 bin 283 öğrenci karne aldı. Vali Toraman ve beraberindeki protokol üyelerinin öğrencilere karnelerini takdim etti. Vali Doç. Dr. Ömer Toraman, "Çocuklarımız çok çalıştı, gayret etti. Ufak bir ara veriyorlar. Dinlenecekler, öğrendiklerini tekrar edecekler. Aileleriyle, arkadaşlarıyla daha fazla zaman geçirecekler. Sonrada daha enerjik, heyecanlı bir şekilde okullarına, sınıflarına geri dönecekler. Biz çocuklarımıza, öğrencilerimize başarılar diliyoruz. Çanakkale olarak çok şanslıyız. Çok kıymetli bir eğitim kadromuz var. Öğrencilerimizi çok iyi şekilde yetiştiriyorlar. Velilerimizin sorumluluk duygusu çok yüksek, kendilerine teşekkür ediyoruz. Öğrencilerimize iyi tatiller diliyoruz" dedi. Cevatpaşa Ortaokulunda düzenlenen karne törenine, Vali Doç. Dr. Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Emniyet Müdürü Ergün Dağıstanlı, İl Milli Eğitim Müdürü Mine Hayta, protokol üyeleri, okul yöneticileri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.
Çanakkale’de çeşitli suçlardan aranan 21 şüpheli tutuklandı
15 Ocak 2026 Perşembe - 10:32 Çanakkale’de çeşitli suçlardan aranan 21 şüpheli tutuklandı Çanakkale’de çeşitli suçlardan aranan 21 şüpheli tutuklandı. Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, 5-11 Ocak tarihleri arasında yapılan çalışmalarda, 61 bin 614 şahıs ve 48 bin 846 araç sorgulandı. 107 aranan şahıs ve 21 araç yakalandı. Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı JASAT ekipleri tarafından yapılan çalışmalarda ise, trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan hakkında 2 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, tehdit suçundan hakkında 2 ay 24 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle hırsızlık suçundan hakkında 2 yıl 1 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, borçlunun ödeme şartını ihlali suçundan hakkında 3’ er ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 9 şahıs, nafaka hükümlerine uymamak suçundan hakkında 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, kasten yaralama suçundan hakkında 8 ay 3 gün ve 1 yıl 10 ay 15 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 2 şahıs, muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçundan hakkında 4 yıl 2 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan hakkında 3 yıl 4 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, vergi usul kanununa muhalefet suçundan hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle hırsızlık suçundan hakkında 2 yıl 1 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, hırsızlık suçundan hakkında 3 ay 26 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlama suçundan hakkında 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şahıs, çeşitli suçlardan ifadelerinin alınmasına yönelik 34 şüpheli olmak üzere toplam 55 şüpheli yakalandı. İşlemleri tamamlanan 55 şüpheliden 21’ i tutuklandı.
Tuğba Yavaş olayında otopsi bilmecesi
14 Ocak 2026 Çarşamba - 11:36 Tuğba Yavaş olayında otopsi bilmecesi Çanakkale’de 39 yaşındaki restoratörün 5. kattan düşerek hayatını kaybettiği olayla ilgili görülen davaya, ölen kadın ile ilgili yanlış bilgilerin yer aldığı otopsi raporu damga vurdu. 1.55 boyunda 81 kilo ağırlığındaki Tuğba Yavaş’ın otopsi raporunda boy uzunluğunun 1.70 olarak kaydedildiğini belirten müşteki avukatı Türkan Kara, "1.55 boyundaki mütevvefayı 1.70 yazdığınız zaman o balkondan onun atlayabilme ihtimalini güçlendirmiş oluyorsunuz" dedi. 30 Ekim 2024 tarihinde merkeze bağlı Kepez beldesi Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi’ndeki bir apartmanda Tuğba Yavaş (39), 5’inci kattaki dairenin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düştü. Durumu fark eden komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ambulansla Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Yavaş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonucunda olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda ekipler, Tuğba Yavaş’ın eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın ifadesine başvurdu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Alptekin Yavaş, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmayı tamamlamasının ardından iddianame hazırlandı. Prof. Dr. Alptekin Yavaş hakkında ’başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi’ suçundan Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İlk duruşmanın ardından dava Çanakkale 3. Ağır Ceza Mahkemesince ele alındı. Bu arada sanık Alptekin Yavaş’ın avukatları, yeni duruşma öncesi tutukluluk için itiraz etti. Mahkeme, sanık Yavaş’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Ayrıca davanın 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesine karar verildi. Geçtiğimiz günlerde 5’inci duruşması görülen davada hakim, keşif raporu talebi ve bilirkişi raporunun yenilenmesi talebini reddetti. "Dava bize göre şüpheli bir kadın ölümüdür" Dava dosyasının suç niteliği değiştirilerek ağır ceza mahkemesinden, asliye ceza mahkemesine taşınmasının hukuki olarak doğru olmadığını söyleyen İstanbul Barosu Avukatı Türkan Kara, "Tuğba Yavaş, Çanakkale’deki evinde gece yarısı 5. kattaki balkonundan şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybeden bir kardeşimiz. Dava bize göre şüpheli bir kadın ölümüdür. Dolayısıyla titizlikle incelenmesi gereken bir dosya. Fakat garip bir şekilde dosya en başında ’kadına karşı kasten öldürme’den açılmış olmakla beraber kısa bir süre zarfında bizim çok daha açıklayamadığımız, anlayamadığımız bir biçimde dosya ağır cezadan görevsizlikle ve ’intihara yönlendirme’ şeklinde bir suç vasfında değişiklik yapılarak asliye cezaya gönderiliyor ve dava oradan görülmeye devam ediyor. Biz bunun hukuki olarak doğru olmadığını düşünüyoruz. Başından beri de buna dair itirazlarımızı yaptık biz, en azından dosyayı aldığımız andan itibaren. Ağır cezada görülmesi gereken bir dosya olduğunu vurguluyoruz. Fakat mahkeme sürekli reddetmektedir. Bizden önce de reddedilmiş. Gerek tanık beyanları, gerekse Tuğba’nın yaşamı, buna ilişkin görgüler, olayın oluş şekli, düşmesine ilişkin tanık beyanının yüzüstü, kafa üstü düştüğüne dair durum, hemen düşmesinden evvel eşiyle evde yaşamış olduğu bir arbede, evde bulunan kanlı peçeteler vs. çok ciddi şüpheler söz konusuyken garip bir şekilde intihara teşvik gibi bizim de anlamlandıramadığımız bir biçimde dosya asliye cezada görülüyor. Buna itirazımızı dediğim gibi sürekli olarak yapıyoruz fakat kabul görmüyor" dedi. "Yüksekten düşmeye bağlı ölümlerde doğal mı ittirilme mi olduğu araştırılmalı" Yüksekten düşmeye bağlı bir ölümde mutlaka olayın kaza mı, ittirilme mi olduğunun detaylı olarak incelenmesi gerektiğini söyleyen Avukat Türkan Kara, "Bu celse biz dosyada soruşturma aşamasından beri özellikle şüpheli yüksekten düşmeye bağlı ölümlerde mutlak surette bu düşmenin bir doğal, kazayla bir düşme mi olduğu yoksa bir itme, bir kuvvetle ileri itilmek suretiyle mi kişinin oradan düştüğünün mutlak surette araştırılması bu tip davalarda maddi gerçeğin ortaya çıkması için olmazsa olmaz bir ana delildir. Ne gariptir ki bu dosyada hiçbir aşamada bu yapılmamış. Biz dosyayı aldıktan sonraki duruşmalarımızda da sürekli olarak bunu talep etmemize rağmen, bir önceki celsede bu talebimiz değerlendirmeye alınacağı söylenmiş olmasına rağmen son katıldığımız duruşmada talebimiz açıkça bize göre gerekçesiz bir biçimde bu aşamada dosyaya bir faydası olmayacağı düşünüldüğünden, reddine şeklinde bir red kararı aldık. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu hukuki olarak bize göre bir garabettir" diye konuştu. "Bu tarz kadın ölümleri intihar gibi gösterildiği için artıyor" Bu davada gerçeğin ortaya çıkması için olay yerinde keşfin yapılması için çabaladıklarını aktaran Türkan Kara, sözlerine şöyle devam etti: "Eğer maddi bir gerçeği ortaya çıkarmak ve bu kadının intihar mı ettiğini yoksa gerçekten birinci derecede şüpheli olan o an yanında bulunan eş tarafından itilip itilmediği noktasını açıklığa kavuşturmadan böyle bir dosyayı kapatamazsınız. Bu dosyayı bu şekilde kapattığınız zaman bu tarz ölümlere ve bu tarz kadın ölümlerine diyeceğim ki giderek artış gösteriyor farkındaysanız yüksekten ölümler, düşerek ölümler. Neden? Çünkü intihara kaydırma ya da kaza diyerek üstünü örtme ihtimalinin çok daha yüksek olduğu bir ölüm biçimidir yüksekten düşme. Özellikle de bir kadın ölümü ise bu. Mutlak surette şüphelidir. Bizim çabamız bu keşfin yapılması ODTÜ veya benzeri bir kurumdan fizik mühendisi, adli kriminal birimlerden gelecek bilirkişilerle mevcut olay yeri dediğimiz balkonda bir keşfin yapılması hatta bir canlandırma yapılmak suretiyle işin gerçeğinin açığa çıkarılması." "Biz kimseyi itham etmiyoruz masumiyet karinesi esastır" Sadece olayın açıklığa kavuşmasını istediklerini belirten Avukat Kara, "Biz kimseyi itham etmiyoruz, masumiyet karinesi esastır. Sadece olayın gerçekte nasıl olmuş olduğunun bilimsel olarak ortaya dökülmesinin şart olduğunu ve ancak bu şekilde verilecek kararın güvenilir bir hukuk kararı olup da vicdanları rahatlatabileceğine inanıyoruz ki doğrusu da budur. Beklentimiz bu yöndeydi fakat reddedildi talebimiz" ifadelerini kullandı. "Hiçbir hatayı basit veya yanlışlıkla yapılmış bir hata olarak değerlendiremiyoruz" Dava dosyasında sadece otopsi raporu olduğunu, bunun da yanlışlıklar içerdiğini vurgulayan Türkan Kara, "Enteresan bir şekilde pek fazla bir rapor yok. Otopsi raporu var. Orada da bizim müvekkilimiz vefat eden Tuğba Yavaş, 1,55 boyunda ve 81 kilo ağırlığında bir kadın olmasına rağmen raporda boyu 1.70 olarak yazılmış, kilosunu da çok daha düşük yazmışlar. Bu bile ne kadar ciddiyetsiz bir şekilde düzenlendiğini de göstermektedir. Bizi de şu açıdan da düşündürmektedir; Tuğba hanımın boyu 1,55 ve düştüğü iddia edilen balkondaki yükseklik de 1,30, dolayısıyla bu belki de bunun önüne geçmek için de bizim sehven diye düşünmek istediğimiz bu hata ümit ediyoruz ki bilerek yapılmamıştır. Yani maalesef pek çok değişik durumlarla karşılaştığımız için dosyalarda ister istemez çok temkinli yaklaşıyoruz ve hiçbir hatayı da basit veya yanlışlıkla yapılmış bir hata olarak değerlendiremiyoruz. Hukukçu olarak bu şekilde bakmamız mümkün değil çünkü o insanın dosyasının akıbetini, verilecek kararı tamamen değiştirebiliyor. Bütün ayrıntılar bize göre çok önemli, böyle bir hatayı biz kabul etmiyoruz. Böyle bir rapora biz nasıl güvenebiliriz? 1.55 boyundaki mütevvefayı 1.70 yazdığınız zaman o balkondan onun atlayabilme ihtimalini güçlendirmiş oluyorsunuz" şeklinde konuştu. "Birisi tarafından itilmeden ya da bir şeyin üstüne basmadan o balkona çıkabilme ihtimali yok" Otopsi raporundaki yanlışlığın dosya seyrini değiştirebileceğine dikkat çeken Kara, şu ifadeleri kullandı: "Oysa ki kadının bir yardım almadan ya da birisi tarafından itilmeden ya da bir şeyin üstüne basmadan o balkona çıkabilme ihtimali yok. Boyu 1.55 çünkü ve 80 kilo bir kardeşimiz. Dolayısıyla hani belki tırmanış sporlarıyla ilgilenenlerin o çevikliği gösterebileceği bir ortamdan bahsediyoruz. Ben gidip kendim de olay yerini gördüm ve orada gördüğümüz o balkonun üzerindeki trabzanın balkonu olan yakınlığına baktığınız zaman hani ayağınızı bile sokamıyorsunuz ve öyle bir yapıda ki biri orada herhangi biri bugün Tuba ya da bir başkası oraya ayağını attığı anda aşağıdadır direkt. Orada sanığın anlattığı gibi işte bir sürü orada tutulu kalması, o arada onların neredeyse sohbet etmesi, işte ellerinden kayması vesairesi hiçbir şekilde bize göre bir gerçeklik ve inandırıcılık taşımıyor. Hayatın olağan akışına da son derece ters bir durum." "Maalesef kadın cinayetleri dosyalarında ölen kadınlarımız hep suçlu gösterilmeye çalışılır" Avukat Türkan Kara, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu kadar çelişki varken burada canlandırmalı bir keşfin yapılmamasını da ben sadece ailenin avukatı olduğumdan değil her türlü yüksekten düşmeye bağlı kadın ölümlerinde bunun yapılmamasını kabul etmiyorum. Çünkü bu yapılmadan gerçeğe ulaşmak gerçekten mümkün değil. Maalesef kadın cinayetleri dosyalarında ölen kadınlarımız hep suçlu gösterilmeye çalışılır. Ölen kadınlar mutlak surette kötü yoldadır, istenilen gibi giyinmiyordur, istenmeyen bir saatte dışarı çıkmıştır, kesin psikolojik sorunları vardır senaryo hep bunun üzerine kuruludur. Adeta ölmüş olan kadın olaydan suçlu çıkar ve bu ölümü hak etmiştir gibi bir manzara çıkar. Ölen kadınlarımız özellikle sanık tarafından hep suçlu gösterilmeye çalışılarak onların yaşamı irdelenir ve adeta hakettiği dillendirilir bu son derece yanlıştır. Biz bu algının toplumda değişmesi için mücadele ediyoruz."
Tuğba Yavaş olayında otopsi bilmecesi
14 Ocak 2026 Çarşamba - 11:27 Tuğba Yavaş olayında otopsi bilmecesi Çanakkale’de 39 yaşındaki restoratörün 5. kattan düşerek hayatını kaybettiği olayla ilgili görülen davaya ölen kadın ile ilgili yanlış bilgilerin yer aldığı otopsi raporu damga vurdu. 1.55 boyunda 81 kilo ağırlığındaki Tuğba Yavaş’ın otopsi raporunda boy uzunluğunun 1.70 olarak kaydedildiğini belirten Müşteki avukatı Türkan Kara, "1.55 boyundaki mütevvefayı 1.70 yazdığınız zaman o balkondan onun atlayabilme ihtimalini güçlendirmiş oluyorsunuz" dedi. 30 Ekim 2024 tarihinde merkeze bağlı Kepez beldesi Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi’ndeki bir apartmanda Tuğba Yavaş (39), 5’inci kattaki dairenin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düştü. Durumu fark eden komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ambulansla Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Yavaş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonucunda olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda ekipler Tuğba Yavaş’ın eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın ifadesine başvurdu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Alptekin Yavaş, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmayı tamamlamasının ardından iddianame hazırlandı. Prof. Dr. Alptekin Yavaş hakkında ‘başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi’ suçundan Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İlk duruşmanın ardından dava Çanakkale 3. Ağır Ceza Mahkemesince ele alındı. Bu arada sanık Alptekin Yavaş’ın avukatları, yeni duruşma öncesi tutukluluk için itiraz etti. Mahkeme, sanık Yavaş’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Ayrıca davanın 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesine karar verildi. Geçtiğimiz günlerde 5’inci duruşması görülen davada hakim, keşif raporu talebi ve bilirkişi raporunun yenilenmesi talebini reddetti. Dava bize göre şüpheli bir kadın ölümüdür Dava dosyasının suç niteliği değiştirilerek ağır ceza mahkemesinden, asliye ceza mahkemesine taşınmasının hukuki olarak doğru olmadığını söyleyen İstanbul Barosu Avukatı Türkan Kara, "Tuğba Yavaş, Çanakkale’deki evinde gece yarısı 5. kattaki balkonundan şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybeden bir kardeşimiz. Dava bize göre şüpheli bir kadın ölümüdür. Dolayısıyla titizlikle incelenmesi gereken bir dosya. Fakat garip bir şekilde dosya en başında ‘Kadına Karşı Kasten Öldürme’den açılmış olmakla beraber kısa bir süre zarfında bizim çok daha açıklayamadığımız, anlayamadığımız bir biçimde dosya ağır cezadan görevsizlikle ve ‘İntihara Yönlendirme’ şeklinde bir suç vasfında değişiklik yapılarak asliye cezaya gönderiliyor ve dava oradan görülmeye devam ediyor. Biz bunu hukuki olarak doğru olmadığını düşünüyoruz. Başından beri de buna dair itirazlarımızı yaptık, biz en azından dosyayı aldığımız andan itibaren. Ağır cezada görülmesi gereken bir dosya olduğunu vurguluyoruz. Fakat mahkeme sürekli reddetmektedir. Bizden önce de reddedilmiş. Gerek tanık beyanları, gerekse Tuğba’nın yaşamı, buna ilişkin görgüler, olayın oluş şekli, düşmesine ilişkin tanık beyanının yüzüstü, kafa üstü düştüğüne dair durum, hemen düşmesinden evvel eşiyle evde yaşamış olduğu bir arbede, evde bulunan kanlı peçeteler vs. çok ciddi şüpheler söz konusuyken garip bir şekilde intihara teşvik gibi bizim de anlamlandıramadığımız bir biçimde dosya asliye cezada görülüyor. Buna itirazımız dediğim gibi sürekli olarak yapıyoruz fakat kabul görmüyor" dedi. Yüksekten düşmeye bağlı ölümlerde doğal mı ittirilme mi olduğu araştırılmalı Yüksekten düşmeye bağlı bir ölümde mutlaka olayın kaza mı, ittirilme mi olduğunun detaylı olarak incelenmesi gerektiğini söyleyen Avukat Türkan Kara, "Bu celse biz dosyada soruşturma aşamasından beri özellikle şüpheli yüksekten düşmeye bağlı ölümlerde mutlak surette bu düşmenin bir doğal, kazayla bir düşme mi olduğu yoksa bir itme, bir kuvvetle ileri itilmek suretiyle mi kişinin oradan düştüğünün mutlak surette araştırılması bu tip davalarda maddi gerçeğin ortaya çıkması için olmazsa olmaz bir ana delildir. Ne gariptir ki bu dosyada hiçbir aşamada bu yapılmamış. Biz dosyayı aldıktan sonraki duruşmalarımızda da sürekli olarak bunu talep etmemize rağmen, bir önceki celsede bu talebimiz değerlendirmeye alınacağı söylenmiş olmasına rağmen son katıldığımız duruşmada talebimiz açıkça bize göre gerekçesiz bir biçimde bu aşamada dosyaya bir faydası olmayacağı düşünüldüğünden, reddine şeklinde bir red kararı aldık. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu hukuki olarak bize göre bir garabettir" diye konuştu. Bu tarz kadın ölümleri intihar gibi gösterildiği için artıyor Bu davada gerçeğin ortaya çıkması için olay yerinde keşfin yapılması için çabaladıklarını aktaran Türkan Kara, sözlerine şöyle devam etti: " Eğer maddi bir gerçeği ortaya çıkarmak ve bu kadının intihar mı ettiğini yoksa gerçekten birinci derecede şüpheli olan o an yanında bulunan eş tarafından itilip itilmediği noktasını açıklığa kavuşturmadan böyle bir dosyayı kapatamazsınız. Bu dosyayı bu şekilde kapattığınız zaman bu tarz ölümlere ve bu tarz kadın ölümlerine diyeceğim ki giderek artış gösteriyor farkındaysanız yüksekten ölümler, düşerek ölümler. Neden? Çünkü intihara kaydırma ya da kaza diyerek üstünü örtme ihtimalinin çok daha yüksek olduğu bir ölüm biçimidir yüksekten düşme. Özellikle de bir kadın ölümü ise bu. Mutlak surette şüphelidir. Bizim çabamız bu keşfin yapılması ODTÜ veya benzeri bir kurumdan fizik mühendisi, adli kriminal birimlerden gelecek bilirkişilerle mevcut olay yeri dediğimiz balkonda bir keşfin yapılması hatta bir canlandırma yapılmak suretiyle işin gerçeğinin açığa çıkarılması." Biz kimseyi itham etmiyoruz masumiyet karinesi esastır Kimseyi cinayetle itham etmediklerini masumiyet karinesin esas olduğunu sadece olayın açıklığa kavuşmasını istediklerini belirten Avukat Kara, "Biz kimseyi itham etmiyoruz, masumiyet karinesi esastır. Sadece olayın gerçekte nasıl olmuş olduğunun bilimsel olarak ortaya dökülmesinin şart olduğunu ve ancak bu şekilde verilecek kararın güvenilir bir hukuk kararı olup da vicdanları rahatlatabileceğine inanıyoruz ki doğrusu da budur. Beklentimiz bu yöndeydi fakat reddedildi talebimiz" ifadelerini kullandı. Hiçbir hatayı basit veya yanlışlıkla yapılmış bir hata olarak değerlendiremiyoruz Enteresan bir şekilde pek fazla bir rapor yok. Dava dosyasında sadece otopsi raporu olduğunu, bunun da yanlışlıklar içerdiğini vurgulayan Türkan Kara, "Enteresan bir şekilde pek fazla bir rapor yok. Otopsi raporu var. Orada da bizim müvekkilimiz vefat eden Tuğba Yavaş, 1,55 boyunda ve 81 kilo ağırlığında bir kadın olmasına rağmen raporda boyu 1.70 olarak yazılmış, kilosunu da çok daha düşük yazmışlar. Bu bile ne kadar ciddiyetsiz bir şekilde düzenlendiğini de göstermektedir. Bizi de şu açıdan da düşündürmektedir; Tuğba Hanım’ın boyu 1,55 ve düştüğü iddia edilen balkondaki yükseklikte 1,30 dolayısıyla bu belki de bunun önüne geçmek için de bizim sehven diye düşünmek istediğimiz bu hata ümit ediyoruz ki bilerek yapılmamıştır. Yani maalesef pek çok değişik durumlarla karşılaştığımız için dosyalarda ister istemez çok temkinli yaklaşıyoruz ve hiçbir hatayı da basit veya yanlışlıkla yapılmış bir hata olarak değerlendiremiyoruz. Hukukçu olarak bu şekilde bakmamız mümkün değil çünkü o insanın dosyasının akıbetini, verilecek kararı tamamen değiştirebiliyor. Bütün ayrıntılar bize göre çok önemli, böyle bir hatayı biz kabul etmiyoruz. Böyle bir rapora biz nasıl güvenebiliriz? 1.55 boyundaki mütevvefayı 1.70 yazdığınız zaman o balkondan onun atlayabilme ihtimalini güçlendirmiş oluyorsunuz" şeklinde konuştu. Birisi tarafından itilmeden ya da bir şeyin üstüne basmadan o balkona çıkabilme ihtimali yok Otopsi raporundaki yanlışlığın dosya seyrini değiştirebileceğine dikkat çeken Kara, şu ifadeleri kullandı: "Oysa ki kadının bir yardım almadan ya da birisi tarafından itilmeden ya da bir şeyin üstüne basmadan o balkona çıkabilme ihtimali yok. Boyu 1.55 çünkü ve 80 kilo bir kardeşimiz. Dolayısıyla hani belki tırmanış sporlarıyla ilgilenenlerin o çevikliği gösterebileceği bir ortamdan bahsediyoruz. Ben gidip kendim de olay yerini gördüm ve orada gördüğümüz o balkonun üzerindeki trabzanın balkonu olan yakınlığına baktığınız zaman hani ayağınızı bile sokamıyorsunuz ve öyle bir yapıda ki biri orada herhangi biri bugün Tuba ya da bir başkası oraya ayağını attığı anda aşağıdadır direkt. Orada sanığın anlattığı gibi işte bir sürü orada tutulu kalması, o arada onların neredeyse sohbet etmesi, işte ellerinden kayması vesairesi hiçbir şekilde bize göre bir gerçeklik ve inandırıcılık taşımıyor. Hayatın olağan akışına da son derece ters bir durum." Maalesef kadın cinayetleri dosyalarında ölen kadınlarımız hep suçlu gösterilmeye çalışılır Kadın cinayetleri dosyalarında genellikle kadınların suçlu gösterilmeye çalışıldığını aktaran Avukat Türkan Kara, şunları kaydetti: "Bu kadar çelişki varken burada canlandırmalı bir keşfin yapılmamasını da ben sadece ailenin avukatı olduğumdan değil her türlü yüksekten düşmeye bağlı kadın ölümlerinde bunun yapılmamasını kabul etmiyorum. Çünkü bu yapılmadan gerçeğe ulaşmak gerçekten mümkün değil. Maalesef kadın cinayetleri dosyalarında ölen kadınlarımız hep suçlu gösterilmeye çalışılır. Ölen kadınlar mutlak surette kötü yoldadır, istenilen gibi giyinmiyordur, istenmeyen bir saatte dışarı çıkmıştır, kesin psikolojik sorunları vardır senaryo hep bunun üzerine kuruludur. Adeta ölmüş olan kadın olaydan suçlu çıkar ve bu ölümü hak etmiştir gibi bir manzara çıkar. Ölen kadınlarımız özellikle sanık tarafından hep suçlu gösterilmeye çalışılarak onların yaşamı irdelenir ve adeta hakettiği dillendirilir bu son derece yanlıştır. Biz bu algının toplumda değişmesi için mücadele ediyoruz" (HÇ-