Yerel Haberler
Çanakkale
Çanakkale’de yılbaşı akşamı 1250 polis görev yapacak
31 Aralık 2024 Salı - 15:54 Çanakkale’de yılbaşı akşamı 1250 polis görev yapacak Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğünde yılbaşı akşamı il merkezinde 800, ilçelerde 450 olmak üzere 1250 personel görev yapacak. Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü yılbaşı gecesi il merkezinde 800, ilçelerde 450 olmak üzere 1250 personelle görev yapacak. Çarşı içi, yurt çevreleri, metruk binalar, eğlence alanları, alışveriş merkezleri, kordon boyları, halk bahçesi, özgürlük parkı gibi vatandaşların yoğun olarak yer alacağı yerlerde asayiş ve trafik tedbirleri yapılacak. Çanakkale İl Emniyet Müdürü Kenan Kurt tarafından konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada, “Büyük Türk milleti olarak şanlı al bayrağımızın huzurlu gölgesinde, yeni bir yıla daha ulaşmış olmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz. 2024’ü uğurlarken ve yeni yılın ilk saatlerinde tüm yıl olduğu gibi bizler görev başındayız. Çanakkale Emniyet Müdürlüğü olarak şehrimizin her alanında güven ve asayişin sürekliliği için perşembe sabahına kadar devam edecek olan tedbirlerimiz kapsamında Çanakkale Merkez’de 800, İlçelerimiz de ise 450 olmak üzere toplamda 1250 personel ile sahada olacağız. Çarşı içi, yurt çevreleri, metruk binalar, eğlence alanları, alışveriş merkezleri, kordon boyları, halk bahçesi, özgürlük parkı gibi vatandaşlarımızın yoğun olarak yer alacağı yerlerde asayiş ve trafik tedbirlerimizi artırdık. Bu kapsamda öncelikle trafiğe çıkacak vatandaşlarımızdan isteğimiz, yeni yıl heyecanımıza gölge düşürmemek, kendimizin ve sevdiklerimizin yaşamını tehlikeye atmamak adına kesinlikle ehliyetsiz ve alkollü araba yahut motosiklet kullanmamalarıdır. Bu temennilerimizle yeni yılın ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa huzur, sağlık ve güzellikler getirmesini diliyorum. Bu cennet toprakları bizlere vatan kılan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum” dedi.
Doç. Dr. Hayrettin İhsan Erkoç: "Türklerde yılbaşı kutlaması yok"
30 Aralık 2024 Pazartesi - 12:06 Doç. Dr. Hayrettin İhsan Erkoç: "Türklerde yılbaşı kutlaması yok" Hristiyanlık inancına ait olan Noel ve yılbaşı kutlamalarının eski Türk geleneklerinden geldiği söylentisine açıklık getiren Doç. Dr. Hayrettin İhsan Erkoç, "Kullandığımız miladi takvimin sonuna gelen Noel ve yılbaşı kutlamalarının Türk takvimleri hesabıyla aynı tarihe denk gelmediğini, kutlama geleneklerinde benzerlik de yok" dedi. Türk Devleti ve topluluklarının tarih boyunca geniş coğrafyalarda yaşadıklarını ve bu sayede pek çok farklı toplum ve dinle iletişim halinde olduklarını vurgulayan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hayrettin İhsan Erkoç, "Tarihte ortaya çıkan en eski Türk takvimi olarak bilinen Hunların, Göktürklerin ve Uygurların tarih boyunca uzun süreler kullandığı 12 Hayvanlı Türk takvimine göre yılbaşı günümüzde kullandığımız miladi takvimin ocak sonu ve şubat başına denk gelmektedir. Müslüman olduklarında ise, sırasıyla hicri takvime ve miladi takvime geçen Türklerin 20. yüzyıl itibariyle miladi takvimi kullanmalarıyla beraber 1 Ocak tarihini yılbaşı olarak kutlamaya başladı" diye konuştu. Nardugan Bayramı hakkında konuşan Erkoç, “Nardugan adlı bir bayramın da Türklerin yılbaşı olarak kutlandığı iddia edilir. Fakat böyle bir dönem eski Türklerde yoktur. Günümüzde Karadeniz’in kuzeyinde bazı Türk topluluklarında Nevruz’un yerine kutlanmaktadır” dedi. Kaynaklardaki verilere göre sadece yorum yaparak yılbaşı kutlamasına benzetebileceğimizi fakat açık bir şekilde yer almadığını belirten Doç. Dr. Hayrettin İhsan Erkoç, “İlk Türklerin yılbaşını nasıl kutladıklarını bilmiyoruz. Çin kaynaklarında yer alan bilgilere göre Asya Hunları hükümdarlarının otağında veya sarayında yılın birinci ayında büyük bir toplantı yaparlar. Bu yılbaşı kutlaması olarak yorumlanabilir. Ama kaynaklarda doğrudan yılbaşı kutlaması olarak ifade edilmemiş” şeklinde konuştu. Nevruz Bayramının Türk topluluklarının göç ettikçe farklı topluluklardan benimsediği bir değer olduğunu söyleyen Doç. Dr. Erkoç, “Türkler biraz daha güney bölgelere göçmeye başladıklarında İrani topluluklarla da iletişimleri artıyor ve Nevruz Bayramını kutlamaya başlıyorlar. Bu ilk olarak Uygurlarda görüyoruz. Uygurlar, ‘Yenikün’ yani yenigün olarak kutluyorlar. Yılbaşı burda da 21 Mart gününe denk gelir” dedi. Miladi takvim kullandığımız için yılbaşı kutluyoruz Türk Devleti ve topluluklarında miladi takvim kullanıldığını, bu yüzden 1 Ocak tarihini yılbaşı olarak kutladığını belirten Erkoç, "Batılılarda Noel ve yılbaşı farklı kavramlardır. Biz kendi yılbaşı kutlamalarımızda bu iki farklı kavramı birleştiriyoruz. Hristiyanlıkta Noel Aralık sonuna gelen tarihlerde Hazreti İsa’nın doğum günü olarak kabul edilir. Orta Çağdan itibaren Avrupalı Hıristiyanlar çam ağaçlarını İsa’nın doğumunu kutlamak amacıyla süsler. Yılbaşından bir kaç gün daha öncedir. Hristiyanlığın ilk dönemlerinde böyle bir uygulama yok. Roma İmparatorluğu döneminde ve sonrasında bu yeni din Kuzey Avrupa’da yayıldıkça buradaki halkın geleneklerine uyum sağlamıştır. Özellikle Katolik misyonerler Kuzey Avrupa’da yaşayan Cerman halklarını Hristiyanlığa alıştırmak için eski geleneklerini Hristiyanlıkla birleştirmişlerdir. Bunun çok tipik bir örneğini Noel kutlamalarında görüyoruz. Bugün Noel olarak kutlanan günde eski Cerman halkında Yul denilen bir bayram vardır. Burada gerçekten çam ağacı süslerler ve altına hediyeler koyarlar. Cermenler Hristiyanlaştıkça bu eski Yul bayramındaki uygulamalarını Noele uyarlamışlardır” diye konuştu. Eski Türklerde Noel Baba figürünün görülmediğini söyleyen akademisyen Erkoç, "Beyaz Ata adında bir figür olduğu iddia edilir. Fakat Rus mitolojisinde olan Ded Moroz figüründen alınmıştır. Sovyetler döneminde de Amerikalıların Noel Babasına alternatif olmak amacıyla Sovyet yönetimleri tarafından bütün Türk dünyasına ve sovyetlere bağlı topluluklarda yaygınlaştırılmıştır. Bundan çok ayrı olarak Çin kaynaklarına göre eski Türklerde de bir kış tanrısı olduğu biliniyor. Gök Türkler hem kışın hem de yazın tanrıları olduğuna inanıyorlar çünkü efsanelerine göre Çinlilerin atalarından bir tanesi bu tanrıların kızlarından bir tanesiyle evleniyor. Bunun dışında 10. yy’da yaşamış bir Arap seyyah İbn Fadlan Abbasi elçisidir. Kendisi azılarında yaz ve kış tanrılarına taptığını anlatır. Dolayısıyla buradan mevsimlere bir tanrı atfetmenin söz konusu olduğunu görüyoruz" diye konuştu. Noel Baba bir kültüre ait değildi Tarihçi Noel baba figürünün farklı kültürlerin etkileşimiyle geliştiğini ama kökünün Aziz Nicholas’a ait olduğunu ifade ederek “Avrupadaki Cermen ve Slav halklarında kışın yaşadığına inanılan çeşitli kutsal varlıklar veya tanrılar vardır. Özellikler Slavlarda Ded Moroz olarak bildiğimiz kış dede vadır. Aslında bir kış tanrısıdır fakat sonra hristiyanlaşmayla beraber Aziz Nicholas’la özdeştirilmeye başlanmıştır. Bir benzerini Hollanda kültüründe Sinterklaas olarak görürüz. Bizim günümüzde bildiğimiz noel babanın atası olan bir figürdür. Aziz Nicholas aslında mavi cübbeler giyer ve çocuklara hediyeler dağıtır. 20. yy ise reklam yüzü olarak Hollandalıların bu Sinterklaas figürü reklamda kırmızı cübbe giymeye başlar. Bunu Amerika’ya giden Hollandalı yerleşimciler götürmüştür. Ardından bildiğimiz görünüşüne kavuşur. Bunun dışında eski Cermen inançlarının en büyük tanrısı olan Odin’e de biraz benzetilir. Onun gibi gezgin olduğu da rivayet edilr. Dolayısıyla Noel Baba; Odin, Ded Moroz, Sinterklaas veya Aziz Nicholas gibi farklı tarihi ve mitolojik karakterin birleşiminden oluşur” şeklinde konuştu. Nardugan aslında bildiğimiz Nevruz Erkoç, son 15 yıl içerisinde 21 Aralık tarihinde Nardugan bayramının kutlandığına dair bilgiler yaygınlaştığını ama bu bilgilerin amatör kişiler tarafından ortaya atıldığını söyleyerek, "İnternette yaygınlaşan bir bilgi var. Eski Türkler 21 aralık günü Nardugan diye bir bayram kutlarlardı, çam süslerlerdi şeklinde maalesef bu doğru değil. Nardugan bayramı günümüzde bazı Türk topluluklarında var. Karadenizin kuzeyinde İdil Ural sahası dediğimiz bugün Rusya federasyonu sahası sınırları içerisinde yer alan Kazak Tatarları Başkurtlar ve Hristiyan olan Çuvaşlarda kutlanmaktadır. Bu ilk saydığım iki topluluk, Müslüman diğerleri ise Ortodoks Hristiyandır. Bayram 21 Aralık’ta değil 21 Mart’ta Nevruz’da kutlanır. Onlar Nevruz kelimesi yerine Nardugan kelimesini kullanırlar. Maalesef bazı amatör araştırmacıların internette yaydığı bir bilgi. Eski Türklerde de böyle bir bayram olduğuna dair bir bilgi elimize ulaşmamaktadır. Türklerde muhtemelen 12 Hayvanlı Türk Takviminin başında bir kutlama ya da bir dini tören vardı çünkü Çin kültüründe bunun hala devam ettirildiğini görebiliyoruz. Bunun dışında yılın çeşitli dönemlerinde özellikle ilkbahar ve yaz aylarında büyük dini toplantılar yaptıklarını ve bunları şenlik havasında kutladıklarını bize Çin kaynakları söylüyor. Buralarda başta tanrı Gök Tengri olmak üzere çeşitli tanrılara atalarının ruhlarına kurbanlar sunuyorlar" dedi.
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı: "Türkiye Cumhuriyeti ilk insanlı uzay misyonunu bir Türk’ün gidip orada 22 gün macera yaşaması için gerçekleştirmedi"
30 Aralık 2024 Pazartesi - 12:01 Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı: "Türkiye Cumhuriyeti ilk insanlı uzay misyonunu bir Türk’ün gidip orada 22 gün macera yaşaması için gerçekleştirmedi" Çanakkale’de öğrencilerle bir araya gelen Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, "Türkiye Cumhuriyeti ilk insanlı uzay misyonunu bir Türk’ün gidip orada 22 gün macera yaşaması için gerçekleştirmedi. Ülkemizin, geleceğimizin teminatı olan siz değerli kardeşlerimizin hak ettiği özgüveni ayağa kaldırması için gerçekleştirdiği bir görev" dedi. Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Çanakkale’de öğrencilerle buluştu. Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Konferans Salonu’da İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği programda öğrencilerle bir araya gelen Gezeravcı, yoğun ilgiyle karşılandı. Programa, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Milli Eğitim Müdürü Mine Hayta, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Türkiye’nin uzay vizyonu hakkında bilgi veren Astronot Alper Gezeravcı, "Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunu tamamlamamızın ardından ülkeme döndüğüm 12 Mart tarihinden itibaren Çanakkale 117’nci ilimiz. Buradaki programımız da 248’inci program. Bizim bu kadar yoğun bir takvim içerisinde, bu kadar sıklıkla siz değerli kardeşlerimizin ayağına kadar gelip bu programları sunmamız sizlere sunduğumuz bir lütuf değil. Bu bizim boynumuzun borcu. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti ilk insanlı uzay misyonunu bir Türk’ün gidip orada 22 gün macera yaşaması için gerçekleştirmedi. Ülkemiz bu görevi geleceğimizin teminatı olan siz değerli kardeşlerimizin hak ettiği özgüveni ayağı kaldırması, dünyanın en zorlu jeopolitik konumlarından birinde yüzyıllarında ayakta kalabilmeyi başarmış bir ülkenin evlatlarının özgüvenlerini hak ettikleri şekilde ayağı kaldırabilmesi için gerçekleştirdiği bir görev. Birazdan sunumuna başladığımızda o sayfalar geçtikçe gördüğünüz her sahnenin bundan sonraki safhasına imza atacak kişilerin net olarak siz olduğunu idrak etmeniz açısından gerçekleştirildi. Dolayısıyla sunum her ne kadar sahnede önünüzde benim tarafımdan sunulsa da hikaye sizin hikayeniz. Bundan sonra bunun altına imza atacak olanlarda sizlersiniz" dedi. Program, Astronot Alper Gezeravcı’nın sunumuyla son buldu.