Yerel Haberler
Çanakkale
24 Mart 2026 Salı - 15:03 Çanakkale’de nadir görülen sindirim sistemi hastalığına yakalanan hasta sağlığına kavuştu Çanakkale’de nadir görülen ’Wilkie Sendromu’ hastalığına yakalanan kadın gerçekleştirilen ameliyatla sindirim sistemindeki tıkanıklığın ortadan kaldırılması sonucu sağlığına kavuştu. Çanakkale’de yaklaşık 1 yıldır devam eden bulantı ve kusma şikâyetleri olan 37 yaşındaki hasta Songül Asiltürk, Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesinde yapılan tetkikler sonucunda nadir görülen Wilkie Sendromu (Superior Mezenterik Arter Sendromu) tanısı kondu. Songül Asiltürk, başka merkezlerde kendisine ameliyatın Çanakkale’de gerçekleştirilemeyeceği söylenmesine rağmen öneri üzerine Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Uğur Kahan Öztürk’e danıştı. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Uğur Kahan Öztürk tetkikler ardından hasta için uygun tedavi planı oluşturuldu. Op. Dr. Uğur Kahan Öztürk ve ekibi tarafından gerçekleştirilen laparoskopik duodenojejunostomi ameliyatı başarıyla tamamlandı. Minimal invaziv yöntemle gerçekleştirilen operasyon sayesinde hasta, ameliyat sonrası hızlı bir iyileşme süreci geçirerek 4 gün sonrasında sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Op.Dr. Uğur Kahan Öztürk, Wilkie Sendromu’nun nadir görülen ancak yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir hastalık olduğunu belirterek, "Hastamız uzun süredir ciddi şikâyetler yaşıyordu. Uyguladığımız cerrahi yöntemle sindirim sistemindeki tıkanıklığı ortadan kaldırdık. Laparoskopik teknik sayesinde hastamız daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve hızlı iyileşme avantajı elde etti. Bu tür özellikli ameliyatların hastanemizde başarıyla yapılabiliyor olması hem hastalarımız hem de ilimiz adına önemli bir kazanımdır" dedi. Başhekim Op. Dr. Hasan Keser ise yaptığı açıklamada, "Hastanemizde ileri cerrahi yöntemlerin başarıyla uygulanabiliyor olması, sağlık hizmetlerimizin geldiği noktayı göstermesi açısından son derece kıymetlidir. Alanında uzman hekimlerimiz ve güçlü sağlık altyapımız sayesinde daha önce il dışına sevk edilen birçok hastalığın tedavisini artık kendi ilimizde gerçekleştirebiliyoruz. Hastamızın sağlığına kavuşmuş olması bizler için en büyük mutluluktur. Emeği geçen tüm ekibimize teşekkür ediyor, hastamıza sağlıklı bir yaşam diliyorum" ifadelerini kullandı. Hasta Songül Asiltürk ise ameliyat için başka bir merkeze gitmek zorunda kalmadan kendi ilinde tedavi olabilmenin memnuniyetini dile getirerek, başta Dr. Uğur Kahan Öztürk olmak üzere ameliyat sürecinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
24 Mart 2026 Salı - 14:47 Çanakkale’de çeşitli suçlardan aranması bulunan 14 şüpheli tutuklandı Çanakkale’de JASAT ekiplerince çeşitli suçlardan aranması bulunan 39 şüpheli yakalanırken 14’ü çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 16-22 Mart tarihleri arasında 47 bin 657 şahıs ve 46 bin 600 araç sorgusu gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalar sonucunda 103 aranan şahıs ve 12 araç yakalandı. Jandarmanın Dedektifleri JASAT tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda ise ’Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme’ suçundan 1 yıl 8 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’Kasten Yaralama’ suçundan 5 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’Nafaka Hükümlerine Uymamak’ suçundan hakkında tutuklamaya yönelik kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’Kullanmak için Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak Kabul Etmek Bulundurmak ve Kullanmak’ suçundan 1 yıl 8 ay ve 2 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan 2 şüpheli, ’Adet Gereği Açıkta Bırakılmış Eşya Hakkında Hırsızlık’ suçundan 5 yıl 10 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak’ suçundan tutuklamaya yönelik kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’Borçlunun Ödeme Şartını İhlal’ suçundan 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 2 şüpheli, ’Ailenin Korunması’ suçundan hakkında tutuklamaya yönelik kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’Kasten Yaralama’ suçundan hakkında 5 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’5607 Sayılı Kanuna Muhalefet’ suçundan hakkında 1 yıl 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 2 şüpheli, ’Kasten Yaralama’ suçundan hakkında 5 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, çeşitli suçlardan ifadelerinin alınmasına yönelik 25 şüpheli olmak üzere toplam 39 şüpheli yakalanırken 14’ü çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Topraksız tarımla 26 günde salatalık, 30 günde marul üretiyor
01 Haziran 2024 Cumartesi - 09:51 Topraksız tarımla 26 günde salatalık, 30 günde marul üretiyor Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde 2 yıldır 1 dönüm alan üzerinde topraksız sulu tarımla marul ve salatalık üretimi yapan üretici Hanife Kartal (38), topraklı tarımla 70 günde ürettiği marulu topraksız sulu tarımla 26 günde, 60 günde ürettiği salatalığı ise 30 günde üretiyor. Üretici Hanife Kartal, topraksız sulu tarımla marul ve salatalık yetiştirme süresini kısalttı. Lapseki ilçesinde 10 yıldır üreticilik yapan Hanife Kartal, topraksız tarım konusunda edindiği tecrübeleri marul ve salatalık yetiştiriciliğinde kullanmaya başladı. Üretici Hanife kartal, Lapseki’de 2 yıl önce 1 dönüm üzerinde topraksız sulu tarımla marul üreticiliğine başladı. Gelen talep üzerine topraksız sulu tarımla salatalık üretimine de geçti. Üretici Hanife Kartal, topraksız sulu tarımla farklı ürünler yetirmek konusunda ar-ge çalışması yaparken, bu alanda daha çok bilgi sahibi olmak için Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Lapseki Meslek Yüksekokulu‘ndan Organik Tarım okumaya başladı. Üretici Hanife Kartal, bu girişimciliğiyle bölgedeki diğer kadın çiftçilere de örnek oldu. 1 dönüm alan üzerinde topraksız tarımla marul ve salatalık üretimi yapan üretici Hanife Kartal, topraklı tarımla 70 günde ürettiği marulu topraksız tarımla 26 günde, 60 günde ürettiği salatalığı ise 30 günde üretiyor. Topraksız tarımla marul ve salatalık üreticiliği yapan Hanife Kartal, 10 yıldır tarımla uğraştığını belirterek, “Maliyetlerin artması üzerine bir araştırmaya girdim. Karşıma topraksız tarım çıktı. Topraksız tarımın avantajlarını araştırdım. Avantajların gayet iyi olduğunu, birim alandan çok fazla verim olduğunu, sağlıklı ve kaliteli ürün alındığını öğrendim. Yaklaşık iki senedir topraksız tarımla uğraşmaya başladım. Topraksız tarım, topraklı tarıma göre çok avantajlı. İlaç girdi olayı çok az. Özellikle su tasarrufu yapıyorsunuz. Küresel ısınmadan dolayı suyun önemi daha çok arttı. Su hayattır. Bu sistemde yüzde 90 su tasarrufu sağlanıyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Lapseki Meslek Yüksekokulu‘ndan Organik Tarım okuyorum. Bu işe başladıktan sonra kendimi daha fazla nasıl geliştirmeliyim diye düşünürken sınavlara girdim. Bu bölüme yerleştim. Hocalarımın tavsiyesi üzerine daha güzel bilgilerle işimi ilerletiyorum. Önce marulla başladık. Daha sonra artan talep üzerine salatalık üretimini devam ettirmeye başladık. Yaklaşık bir dönüm üzerinde çalışmalarımız var. Önce açık alanda başladık. Üretimimizi 12 aya ilerletmek istediğimiz için yarı kapalı, yarı açık alanda devam ediyoruz. Altı ay açık, altı ay kapalı olarak sistemimiz çalışıyor. Salatalık yetiştiriciliğimizde aylık 1.5-2 ton civarında bir verim alıyoruz. Marulda da 30 günde bir hasadımız var. Salatalık da toprağa göre çok hızlı bir gelişim sağladık 26’ncı gün hasata başladık. Toprakta bu 60-70 güne varabiliyordu. Marulda da aynı şekilde 45 ile 60 günde hasat olurken, biz 30 günde hasatımızı yapıyoruz. Birim alandan çokça ve kaliteli sağlıklı ürünler elde ediyoruz. Kadın çiftçi olarak çevreme etkisi oldu. Olumlu tepkiler alıyorum ve herkese öneriyorum. Kesinlikle kendilerine inansınlar, inanmak başarının yarısıdır. Umutlarını ve inançlarını hiçbir zaman kaybetmesinler” dedi.
Altın Madencileri Derneği Başkanı Hasan Yücel’den ‘İliç Bilirkişi Raporuna’ eleştiri
31 Mayıs 2024 Cuma - 18:28 Altın Madencileri Derneği Başkanı Hasan Yücel’den ‘İliç Bilirkişi Raporuna’ eleştiri Altın Madencileri Derneği Başkanı Hasan Yücel, Erzincan’ın İliç ilçesinde yaşanan maden kazasıyla ilgili hazırlanan bilirkişi raporunu eleştirerek, “Rapora bakarsanız kaza, planlama ve proje hatalarına bağlanıyor. Oysa çok iyi bir proje ve plan, inşaat ve işletme sürecinde yanlış kurulabilir. Bu yüzden sadece plan, proje değil; inşaat ve işletme süreçleri de ayrıntılı bir şekilde incelenmeli” dedi. Altın Madencileri Derneği Başkanı Hasan Yücel, yazılı bir açıklama yaparak, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan maden sahasında 13 Şubat’ta yaşanan toprak kaymasıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporuna tepki gösterdi. Heyetin akademisyen ağırlıklı oluşturulması ve uygulamada yetkin kişilerin bulunmaması, ortaya çıkan raporun pratik değil teorik ağırlıklı olmasına yol açtığını vurgulayan Yücel, “Madencilik sürekli yaşayan bir organizma gibidir. Oysa İliç’le ilgili bilirkişi heyetinin hazırladığı raporda bu durum gözardı edilmiştir. Kazanın meydana gelmesi, projenin doğru kurulmamasına, kapasite artışına gidilmiş olmasına ve hazırlanan projelerdeki tasarım hatalarının bulunmasına indirgenmiştir. Oysa madencilikle uğraşan herkes bilir ki, olay bu kadar basit değildir. Çünkü planlama ve proje madencilikte ilk evredir. Asıl inşaat ve işletme süreci önemlidir. Çok iyi bir proje ve plan, inşaat ve işletme sürecinde yanlış kurulabilir. Bu yüzden eğer İliç kazasının bütün ayrıntılarıyla aydınlanmasını istiyorsak, sadece plan ve proje değil, inşaat ve işletme süreçlerini de mercek altına almalıyız. İnşaat ve işletme süreçlerini en ince ayrıntısına kadar incelemeliyiz” uyarısında bulundu. "Teori ile pratik birbirine karıştırılıyor" Madencilik alanında çok yetkin isimlerin bulunduğunu ve bu kişilerin İliç’le ilgili inceleme yapmasının bundan sonraki muhtemel kazaların önüne geçmesi noktasında da yardımcı olacağını belirten Yücel, “Sapla samanı, teori ile pratiği birbirine karıştırmamak gerekiyor. Burada görünen o ki, bilirkişi raporunu yazanlar, teori ile pratiği birbirine karıştırmışlar. Madencilik faaliyetinin olmazı ‘proses’ aşaması inşaat faaliyeti gibi değerlendirilmiştir. Oysa madencilikte proses olayı canlı bir organizma gibidir. Dinamik ve sürekli izlenmesi gereken bir yapıdır. Bu prosese ilişkin dataların 24 saat, gece gündüz aralıksız takip edilmesi ve gelen verilerin ışığında gerekli aksiyonların alınması gerekiyor. Bunlar yapılmadığı takdirde arzu etmediğimiz İliç gibi kazaların olması kaçınılmazdır. İliç ile ilgili ‘Bilirkişi Raporu’ incelendiğinde, yukarıdaki madencilik kriterlerinin geçmişi kapsayacak şekilde bilgi, belge, data ve verilerin yeterince incelenmediği görülmektedir. Bu durum bilirkişi raporunun, kamuoyunda oluşan baskının da etkilisiyle, yeterli ve gerekli olan inceleme yapılmadan acele bir şekilde hazırlandığı izlenimine yol açmaktadır” uyarısında bulundu. "Raporla birçok aşama ve süreç geçiştiriliyor" İliç bilirkişi raporunda kazaya neden olabilecek birçok fonksiyonun ölçülemediğine de vurgu yapıldığına dikkat çeken Yücel, “Oysa biliyoruz ki, İliç’teki madenin üretim ve işletim süreçleriyle ilgili birçok unsur şirket tarafından raporlanmıştır. Bu İliç’e özel bir durum da değildir. Bütün madenlerde üretimle ilgili süreçler düzenli olarak raporlanmak zorundadır. Bu raporlar ve teknik detaylar, uzmanlar tarafından toparlanıp, acele edilmeden, sürece yayılarak en ince ayrıntısına kadar değerlendirilmesi gerektiği kanaatini taşıyorum. Aksi takdirde bilirkişi raporu, bu haliyle, birçok aşamanın ve sürecin geçiştirildiği, dokümantasyona dayalı, kısa, ayrıntılardan uzak hazırlandığı izlenimine yol açacaktır” dedi. "En hafif deyimiyle skandaldır" Yücel, bilirkişi raporunda Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunda imzası bulunan bürokratların kusurlu bulunmasını da eleştirerek, “ÇED Raporları, madencilik faaliyetlerinde ‘planlama’ aşamasında alınır. Bu raporlara onlarca akademisyen de imza atar. Uluslararası ve ulusal kriterler ve mevzuata uygun bir şekilde hazırlanan bu raporları kamunun da onaylaması kadar doğal bir şey olamaz. İliç’le ilgili bilirkişi raporunda, ÇED raporlarına görüş bildiren, ‘bu proje yapılabilir’ diyen uzman ve akademisyenler kusursuz bulunurken, rapora gelen görüşlerin ışığında onay veren kamu bürokrasinin, bu kadar basit bir şekilde kusurlu bulunması en hafif deyimiyle skandaldır” eleştirisinde bulundu. "Data kayıtlarında kazanın izleri mutlaka vardır" İliç’teki madende toprak ve su hareketliliğini ölçmek için kurulan radarların, sensörlerin ve diğer teknik cihaz kayıtlarının geçmişe dönük ayrıntılı bir şekilde incelemesi gerektiğine de dikkat çeken Yücel, “İliç gibi büyük bir madendeki, su ve hava izleme kayıtları, yer hareketliliğini tespit etmek için kurulan sensör ve radar kayıtlarının bu kadar kısa süre içerisinde incelenmesi ve bunların ışığında hükümle ilgili öngörüde bulunulması bizim açımızdan mümkün değildir. Bu veriler bu kadar kısa sürede analiz edilemez. Bu verilerin ve geçmişe yönelik bütün dataların ayrıntılı bir şekilde operasyonel deneyimi olan uzmanlar tarafından incelenmesi gerekiyor. Çünkü madencilikte muhtemel bir kaza mutlaka kendisini belli eder. Öyle veya böyle mutlaka geçmişte bu kazanın izleri vardır. O izleri takip ederek neden böyle bir kaza olduğunun sebeplerine ulaşırsınız. Bu yöntem izlenmeden alelacele rapor yazılması ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara yol açabilir” uyarısında bulundu. "Dava madenciliğin geleceğini belirleyecek" Madencilik sektöründe faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları olarak, İliç kazasının idari, teknik ve hukuki olarak objektif bir şekilde incelenip sonuçlarının ortaya konulmasını arzu ettiklerini vurgulayan Yücel, "Bu kazanın sebeplerinin idari, teknik ve hukuki olarak ortaya konulması, bundan sonra böyle elim kazaların önüne geçilmesine vesile olacaktır. O yüzden bu davanın aceleye getirilmeden, kazanın hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatılması ve nedenlerinin tespit edilmesi için gerekli incelemelerin ayrıntılı bir şekilde yaptırılmasını yargıdan talep ediyoruz. Bu tür projelerde operasyonel deneyimi olan kişilerin incelemelere dahil edilmesinin yararlı olacağını düşünüyoruz. Kimsenin aklında nokta kadar şüpheye yer bırakmayacak şekilde kaza aydınlatmalıdır. Bu herkesin lehine olan bir şeydir” çağrısında bulundu.
Uyuşturucu taşıyan Yunan bayraklı sürat teknesi jandarma ve Sahil Güvenlik’ten kaçamadı
31 Mayıs 2024 Cuma - 16:52 Uyuşturucu taşıyan Yunan bayraklı sürat teknesi jandarma ve Sahil Güvenlik’ten kaçamadı Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı ve Küçükkuyu Sahil Güvenlik Karakol Komutanlığı ekiplerince düzenlenen operasyonda, Yunan bayraklı sürat teknesinde 11 kilo 900 gram uyuşturucu madde ele geçirildi. Sürat teknesiyle yurt dışına kaçmaya çalışırken yakalanan, kasten öldürme, kasten yaralama, PKK/KCK terör örgütü üyesi olma ve uyuşturucu kullanma suçlarından arananların da bulunduğu 10 şüpheli tutuklandı. Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı ve Küçükkuyu Sahil Güvenlik Karakol Komutanlığı ekipleri, Ayvacık ilçesi Gülpınar köyü Kumbağlar Limanı’nda nefes kesen bir operasyona imza attı. Yunan vatandaşı S.S. ve Y.N., Yunan bayraklı ’Nefeli’ isimli sürat teknesiyle sahile 11 kilo 900 gram skunk uyuşturucu maddesi bıraktı. Ardından sürat teknesine bindirilen kasten öldürme suçundan aranan M.T., kasten yaralama suçundan aranan O.T., PKK/KCK terör örgütüne üye olma suçundan aranan H.K., uyuşturucu madde kullanmak suçundan Z.S. ile İran vatandaşı A.E.’nin yurt dışına kaçmasına imkan sağlayan organizatörler A.G., A.K., Ş.E. ve T.A. olmak üzere 11 şüpheli jandarma ve Sahil Güvenlik tarafından yakalandı. Yunan S.S. ve Y.N. ile Türk organizatörler A.G., A.K., Ş.E. ve T.A. "Türk Vatandaşı veya Yabancının Yurt Dışına Çıkmasına İmkan Sağlamak ve Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti" suçlarından, M.T. kasten öldürme suçundan, O.T. kasten yaralama suçundan, H.K. PKK/KCK terör örgütüne üye olma suçundan, Z.S. uyuşturucu madde kullanma suçundan tutuklandı. İran vatandaşı A.E. ise Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne teslim edildi. Operasyonda, 11 kilo 900 gram uyuşturucu madde (Skunk), 2 bin 500 euro, 1 uydu telefonu, 5 cep telefonu, 1 sürat teknesi, 2 otomobil ele geçirildi.