Yerel Haberler
Çanakkale
Çanakkale’den Filistin’e destek 08 Nisan 2026 Çarşamba - 18:58:39 Çanakkale’de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısı yönelik basın açıklamasında Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Şu ana kadar tespit edilebildiği kadarıyla 72 binin üzerinde insan katil İsrail rejimi tarafından şehit katledilmiş vaziyette. Buna ek olarak çeşitli raporlar özellikle batı kaynaklı birçok üniversite buradaki göçüğün kaldırması ve gerekli araştırmaların yapılması sonrasında bu rakamın yüz binlerle ifade edilebileceğini belirtiyor" dedi. Çanakkale’de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısına yönelik protesto gerçekleşti. Basın açıklamasını gerçekleştiren Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Şu ana kadar şehit edilen Filistinlilerin 21 bininden fazlası çocuk, bunların 450’si bebek, bin 29’u 1 yaş altında, 5 bin 31’i 5 yaş altında, toplam yaralı sayısının 170 bin üzerinde olduğunu biliyoruz. Yaralıların da 45 bininin çocuklardan oluştuğunu görüyoruz. İsrail saldırıları sonucu yaralanan çocukların 10 bin 500’ü kalıcı sakatlık yaşadılar. Aynı şekilde binden fazlası uzuv kaybı yaşadı. Gazze’de sağlık sistemi sistematik olarak hedef alındı ve soykırım amacı olarak İsrail tarafından sağlık, hastaneler, sivil altyapılar aktif bir şekilde kullanıldı. Bugün, sağlık sisteminin tamamen çökme noktasına geldiği görece ateşkese rağmen katil İsrail’in çocukları, kadınları hedef almaya devam ettiği bir süreçteyiz. Bu kırılgan ateşkes sürecinin içerisinde, İsrail’in ihlal ettiği kırılgan ateşkes sürecinde 4 bin çocuğun canları hala hazırda çok büyük risk altında. Gazze şeridinde 58 binden fazla çocuk, İsrail’in katliamı sonrasında ebeveynlerinden en az birini kaybetmiş durumda. Birleşmiş Milletler’in raporu sadece Şubat 2026’da 3 bin 700’den fazla çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle hastaneye yatırıldığını ortaya koyuyor. Bunlardan 600’den fazla çocuk ağır yetersiz beslenme nedeniyle ve uzun vadeli gelişim riski gibi hastalıklarla yüzleşmek durumunda. Gazze’de çocukların yüzde 64’ü günde 2 veya daha az besin grubuna erişebilirken yüzde 90’dan fazlası yeterli derecede çeşitli besinlerle beslenememekte. Gazze’de 2026 yılı tahminlerine göre 37 bin hamile ve emziren kadın, 25 bin bebek, 101 bin 5 yaş 6 çocuk, 120 bin 5-17 yaş arası çocuk acil beslenme desteğine muhtaç durumda. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarına göre 100 okul direkt olarak İsrail tarafından hedef alındı. Öğretim yılına başlamış olan 700 bin öğrencinin eğitim hakkından eksik kaldığı ve 39 bin öğrencinin ise lise bitirme sınavlarına dahi giremediği günlerden geçiyoruz" dedi. Filistinlilere yönelik çıkarılan idam yasasının uluslararası hukuku ayaklar altına aldığını belirten Taşçı, "Batı Şeria’daki Filistinli esirlerin idam edilmesinin önünü açan yasa meclislerinde onaylandı. Katil, soykırımcı hükümetin, soykırımcı bakanı Itamar Ben-Gvir henüz dün ‘hayatlarını da ellerinden alacağım’ diye utanmadan açıklama yaptı dünyanın gözlerinin içerisine bakarak. İşgalci İsrail yönetiminin Filistinli siyasi tutukluları idam etmeye yönelik yeni yasası yalnızca tartışmalı bir düzenleme değil. Yine açık ve aleni bir şekilde uluslararası hukukun ve evrensel vicdanın zedelendiği ayaklar altına alındığı bir süreçtir. İsrail Meclisi, İran’a yönelik saldırıları fırsat bilerek Filistinli esirlere idam cezasını getirmiş, Netanyahu ve katil kabinesinin iktidar hırsı, siyasi ikbali sebebiyle İran saldırılarından bile adeta bir nebbaş ahlakıyla kendilerince ganimet üretmeye çalışmışlardır" ifadelerini kullandı. Taşçı, sözlerine şöyle devam etti: "Son 2,5 sene Gazze ödediği bedelle beraber bunu İsrail ve insanlık arasındaki bir çatışmaya dönüştürmüştür. O yüzden insanlığın ortak mirasına, vicdanına, ahlakına sahip çıkmak için daha önce çokça şehitler vermiş, yine ceberutlardan kendisini kurtarmış olan Çanakkale’den, bu şuheda şehrinden kardeşlerimize selamlarımızı, sevgilerimizi iletiyoruz. Onlar özgür kalana dek. Filistin kendi devletini kurana dek, uluslararası sistem bütün aktörler bu gerçekliği kabul edene dek hiçbirimizin susmayacağını buradan hepinize deklare ediyoruz." Basın açıklaması sonrasında Filistin halkına destek temalı kısa bir tiyatro gösterisi gerçekleştirildi.
Vali Toraman, trafik denetimlerine katıldı
19 Mart 2026 Perşembe - 14:42 Vali Toraman, trafik denetimlerine katıldı Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Ramazan Bayramı tatilinde trafik düzeni ve güvenliğinin sağlanması amacıyla başlatılan denetimlere katıldı. Ramazan Bayramı tatilinde kazaları en aza indirmek için Çanakkale ili genelinde emniyet ve jandarma birimleri vatandaşların trafik güvenliği için denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Vali Doç. Dr. Ömer Toraman, Ramazan Bayramı tatilinde trafik düzeni ve güvenliğinin sağlanması amacıyla başlatılan denetimler çerçevesinde Polis Uygulama Noktasında trafik ekiplerince gerçekleştirilen trafik denetimlerine katıldı. Uygulama noktasında görevli Emniyet personeliyle bir süre görüşerek sohbet edip yapılan uygulamalar ve faaliyetler hakkında bilgi alan Vali Ömer Toraman, trafik uygulama noktasında görev yapan ekiplere çalışmalarında kolaylıklar diledi. Trafik kontrol noktasında vatandaşlarla görüşen Vali Toraman, araç sürücülerine trafik kurallarıyla ilgili uyarıcı bilgiler verdi. Trafiğe çıkan vatandaşların trafik kurallarına ve alınan tedbirlere uymalarının önemine değinen Çanakkale Valisi Toraman, bayram tatili boyunca trafik tedbirleri kesintisiz uygulanacağını belirtip vatandaşların Ramazan Bayramını kutlayarak kazasız hayırlı yolcuklar yapmaları temennisinde bulundu. Ramazan Bayramı öncesi denetimlere katılan Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman yaptığı açıklamada: "İl genelinde Ramazan bayramı tedbirleri kapsamında 3 bin 23 kolluk personelimiz sahada olacak. Bu personellerimiz 509 araçla vazife yapacaklar. 319 ekip olarak çalışacaklar. Bunlara ilave olarak da denizlerimizde Sahil Güvenliğimize bağlı 24 adet de yüzer unsur vazife icra edecek. Ramazan bayramı müddetince yalnızca kolluk kuvvetlerimiz değil diğer ilgili personelimiz de vazifelerinin başında olacaklar. 112 acil çağrı merkezimiz, itfaiyemiz, hastanelerimiz, acil servislerimiz, karayollarının ekipleri ve özel dairenin ekipleri de sahada olacaklar. Malumunuz trafik kanununda yapılan değişikliklerle bir takım müeyyideler ağırlaştırıldı. Bu sebeple kıymetli vatandaşlarımızdan istirhamımız kurallara uymaları yönünde. Çünkü getirilen kurallar vatandaşlarımızın can ve mal emniyeti için konulmuş bulunuyor" dedi. Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman’a trafik denetimlerinde İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Sahil Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanı Yarbay Orhan Öğrenci, Emniyet Müdür Yardımcısı Serkan Çelikkanat eşlik etti.
AK Parti Çanakkale Milletvekili Gider: "İran’ın toprak bütünlüğüne saygılıyız"
19 Mart 2026 Perşembe - 13:34 AK Parti Çanakkale Milletvekili Gider: "İran’ın toprak bütünlüğüne saygılıyız" AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Türkiye’nin İran’ın toprak bütünlüğüne saygılı olduğunu ifade ederek, "İran’la ilgili kararı İran halkından başka hiçbir makamın veremeyeceğini söylüyoruz. Bu konuyla ilgili yerimiz de, tavrımız da gayet net. İsrail kendisini düşünüyorsa bize bulaşmaz. Biz savaşa girmek istemeyiz. Savaş mecburiyet değilse cinayettir. Ama kim saldıracaksa onlarla ilgili de hiçbir korkumuz yoktur" dedi. Milletvekili Gider, CHP’yi de eleştirerek, "CHP, AK Parti’nin alternatifi değildir. CHP, AK Parti iktidarına bir zarar veremez. Bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında seçime girebilecek ikinci bir lider yoktur" diye konuştu. AK Parti Merkez İlçe Başkanlığı tarafından AK Parti İl Başkanlığı binasında bayramlaşma programı düzenlendi. Bayramlaşmaya AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, AK Parti MYK Üyeleri Jülide İskenderoğlu ve Naim Makas, AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Recep Ragıp Barış, Kadın ve Gençlik Kolları yönetimi, partililer ve çok sayıda vatandaş katıldı. Bayramlaşma öncesi AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın videolu bayram mesajı izlendi. "İran’ın toprak bütünlüğüne saygılıyız" Bayramlaşma programında konuşan Milletvekili Ayhan Gider, 24 yıldır iktidarda olan bir parti olduklarını belirterek, "Parti kapatma davaları yaşadık. İktidardaki bir parti, parti kapatma davaları yaşadı. 17-25 Aralık darbe girişimleri, 15 Temmuz darbe girişimleri, Gezi kalkışması, yani bu 24 yıl öyle hiç güllük gülistanlık geçmedi. Ama bu 24 yılda ne memleketi imar etmekten, ihya etmekten vazgeçtik, ne uluslararası arenada söz sahibi olmak için, hem ülke içinde güçlenmekten hem de uluslararası aktörlerle birlikte yol yürümekten hiç vazgeçmedik. Çünkü hani meşhur laftır 100 senede bir lider gelir derler. Recep Tayyip Erdoğan çok ender rastlanacak bir liderdir. Ancak öyle bir liderle böyle bir yol yürünebilirdi. Ancak böyle bir liderle hem bunlara karşı mücadele edip, hem de gelişme sağlanabilirdi ve bunları sağladık. Suriye’de başından beri duruşumuz netti. Esad’ın kaçmasına bir hafta kalan CHP, Esad’la irtibata geçmemiz gerektiğini söylüyor. Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda bizim tavrımız çok netti. Ama birileri sınırları PYD korusun diyordu. Bugün Allah’a şükür ki Suriye’de öne sürdüğümüz tezlerin tamamını gerçekleştirdik. Ukrayna-Rusya Savaşı’nda iki tarafla da görüşebilen tek devlet biziz. Bugün İran’da biraz önce Sayın Cumhurbaşkanımız da söyledi. İsrail kışkırtmasıyla bir Amerikan saldırısı söz konusu. Her platformda söylüyoruz. İran’ın toprak bütünlüğüne saygılıyız. İran’la ilgili kararı İran halkından başka hiçbir makamın veremeyeceğini söylüyoruz. Bu konuyla ilgili yerimiz de, tavrımız da gayet net. Ben soranlara diyorum ki İsrail kendisini düşünüyorsa bize bulaşmaz. Biz savaşa girmek istemeyiz. Savaş mecburiyet değilse cinayettir. Ama kim saldıracaksa onlarla ilgili de hiçbir korkumuz yoktur" dedi. "Özgür Özel yapılan her denemede ürküyor" Savunma sanayiinde aldıkları yolun çok net olduğunu ifade eden Milletvekili Gider, "Ama ne dedi CHP, dedi ki ’Sinop’ta deneme yapmayın, balıklar ürküyor.’ Balıklar ürküyor mu bilmiyorum ama çok emin olduğum bir şey var ki, Özgür Özel yapılan her denemede ürküyor. Ve ürkütmeye de devam edeceğiz. Silah ürettikçe dediler ki, ’Bunlar Suriye’de kullanılıyor. İnsan haklarına aykırı.’ Utanmadan dediler ki, ’Karabağ Ermenistan’dadır, bu konu bizi ilgilendirmiyor.’ ’Libya’da ne işimiz var, Irak’ta ne işimiz var.’ Ve en son ’S-400’leri niye aldınız?’ dediler. Sanki anlatsan anlayacak. Geçen diyorlar ki, ’S-400 aldınız ya, nereye kurdunuz.’ Sana ne, bunu her subay da bilmiyordur. Ben hiç merak etmedim. Çünkü S-400’ün nereye kurulması gerekiyorsa, Türk ordusu onu oraya kurmuştur. Sen S-400’ü boş ver. Onun kurulacağı yeri uzmanları bilir. Sen merak ediyorsan bilmen gereken bir şey var. Bugün savunma sanayii yüzde 83’lük yerlilik oranına ulaştı. Sen bunu bil. Başka bilmek istiyorsan artık savunma sanayii sektöründe 3 bin 500’den fazla firma ve yüz binden fazla nitelikli insan çalışıyor. Sen bunu bil. Dünyaya satılan her yüz insansız hava aracından 65 tanesini biz satıyoruz. CHP çok merak ediyorsa bunu bilsin, S-400’den ona ne. Onu bu niye ilgilendirir?" diye konuştu. "CHP AK Parti’nin alternatifi değildir" CHP’nin AK Parti’nin alternatifi olamayacağını kaydeden Gider, sözlerine şöyle devam etti: "CHP, AK Parti’nin alternatifi değildir. CHP AK Parti iktidarına bir zarar veremez. Bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında seçime girebilecek ikinci bir lider yoktur. Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidarda tutacaksa bu ekip tutacak ama bu ekip benlik davasına düşerse, birbirine bulaşmaya başlarsa, işte o zaman sendeleriz. Rakip başka partiler değil, rakip de kendimiziz. Memleket bir yana, ben bir yana diyen kim varsa işte Recep Tayyip Erdoğan’ın rakibi odur. Bu memleketin lideri, reisi Recep Tayyip Erdoğan’dır. Büyük küçük bütün reisçikler işine bakacak. Hepimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın çizdiği yolda ne kadar yürüyebiliyorsak, bunu memleket için çok şey yaptık değil de rabbime giderken en azından bunlarla gideceğiz diye iç huzur için yapacağız. Yoksa bırakın muhalefeti. Recep Tayyip Erdoğan, kendi parti içindeki arkadaşları dinleseydi daha Gezi olaylarında bu memleket yerle yeksan olurdu. 17-25 Aralık’ta o başbakan kanunlar çıkarmaya uğraşıyordu, yerle yeksan olurduk. Recep Tayyip Erdoğan AK Parti’nin başındadır, herkes işine baksın. Recep Tayyip Erdoğan memleketin başındadır, Cumhurbaşkanıdır, herkes işine baksın. Önümüzdeki dönemde tekrar aday olur mu, olmaz mı böyle bir tartışma söz konusu bile değil. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Cumhurbaşkanlığı bırakma lüksü yoktur. Dünyanın içinden geçtiği böyle bir dönemde, bütün şartların değiştiği, bütün kuralların değiştiği, devlet başkanlarının evinden alındığı veya evinden vurulduğu bir dönemde Recep Tayyip Erdoğan gibi liderin torun büyütme, tatil yapma, evinde dinlenme özgürlüğü yoktur. Bu paye değil, görevdir. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımız görevinin başındadır." Konuşmasının ardından AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, AK Parti MYK Üyesi Jülide İskenderoğlu, AK Parti MYK Üyesi Naim Makas, AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Recep Ragıp Barış, Kadın ve Gençlik Kolları yönetimi partililerle bayramlaştı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye, dışarıda dengeli bir siyaset yürütürken içeride huzuru kalıcı hale getirecek adımlarını aynı istikamette sürdürüyor"
18 Mart 2026 Çarşamba - 20:30 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye, dışarıda dengeli bir siyaset yürütürken içeride huzuru kalıcı hale getirecek adımlarını aynı istikamette sürdürüyor" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Gazze’de, Batı Şeria’da ve Lübnan’da yaşanan acıları da yakından takip ediyor, bu coğrafyalarda ortaya çıkan haksızlıkların üstünün örtülmesine müsaade etmiyoruz. Böylesi bir dönemde ülke içinde ortaya konan birlik ve kararlılık belirleyici bir nitelik taşımaktadır. Türkiye, dışarıda dengeli bir siyaset yürütürken içeride huzuru kalıcı hale getirecek adımlarını aynı istikamette sürdürmektedir" dedi. Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Şehitler Abidesinde 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıldönümü törenine katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz kentteki bir dizi ziyaretler ve temasların ardından akşam bir otelde Şehit Aileleri ve Gaziler ile iftarda bir araya geldi. İftara Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanı SG. Yarbay Orhan Öğrenci, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Naim Makas, 27. Dönem Çanakkale Milletvekili ve AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Jülide İskenderoğlu, AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu, şehit aileleri ve gaziler katıldı. İftar programı Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. İftarda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı Ramazan-ı şerifinizi tebrik ediyor, bu mübarek aynın son iftarlarından birinde sizlerle aynı sofrayı paylaşmaktan büyük bir onur ve memnuniyet duyuyorum. 18 Mart Şehitleri Anma Günü vesilesiyle vatanımıza, bayrağımıza ve istikbalimize sahip çıkarken şehit düşen tüm kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Şehit yakınlarımıza ve gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum. Şehitler diyarı Çanakkale’de, bu sabah icra edilen törende milletimizin istiklal uğruna ortaya koyduğu iradeyi bir kez daha hürmetle yâd ettik; vatan için toprağa düşen kahramanlarımızı rahmetle andık. Şimdi ise, bu vatanı bizlere emanet eden şehitlerimizin kıymetli aileleri ve gazilerimizle bir arada bulunmaktan onur duyuyorum. Çanakkale, bu milletin en zor şartlarda bile geri adım atmadığını, kaderini kendi iradesiyle şekillendirdiğini bütün açıklığıyla ortaya koyduğu bir dönüm noktasıdır. O gün cephede verilen mücadele, vatan söz konusu olduğunda nasıl bir birlik ve kararlılıkla hareket edildiğini gösteren güçlü bir hafızaya dönüşmüştür. Bugün şehitlerimizin hatırasında taşıdığımız emanet duygusu ve gazilerimizin onurlu duruşu, o gün ortaya konan iradenin hâlâ diri olduğunu göstermektedir. Ülkemizin güvenliği için görev yapan her bir evladımızın omuzlarında, Çanakkale’de ortaya konan o kararlılığın izleri vardır ve bu bağ, geçmiş ile bugün arasında kurduğumuz en sağlam sürekliliği ifade etmektedir. Böyle bir tarihî mirasın sorumluluğu ile içinde bulunduğumuz tabloya baktığımızda, dünya genelinde gerilimin arttığını ve bölgemizde daha kırılgan bir sürecin oluştuğunu görüyoruz" dedi. "İran’a yönelik saldırıları açık biçimde reddediyoruz" İran’ın da içinde olduğu gelişmeleri değerlendiren Yılmaz, "Son günlerde İran’ı da içine alan gelişmelerle birlikte bölgemizdeki gerilim daha geniş bir alana yayılmakta, kırılgan dengeler daha hassas bir noktaya taşınmaktadır. Türkiye bu tablo karşısında yönünü kaybetmeyen, soğukkanlılığını koruyan ve sorumluluk bilinciyle hareket eden bir yaklaşım sergilemekte, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde diplomasi ve diyalog zeminini güçlendirmeye devam etmektedir. Bölgede yaşanan her gelişmenin daha geniş bir kırılmaya yol açma ihtimali göz önünde bulundurularak, gerilimi artıran adımlara karşı net bir duruş ortaya koyuyor, İran’a yönelik saldırıları açık biçimde reddediyoruz. Bu hassas süreçte krizin daha da derinleşmesini önlemek için diplomasiyi aktif ve sonuç odaklı bir şekilde devreye alıyor, çatışmayı büyütecek girişimlerin doğuracağı risklere karşı uluslararası toplumu daha dikkatli davranmaya çağırıyoruz. Gazze’de, Batı Şeria’da ve Lübnan’da yaşanan acıları da yakından takip ediyor, bu coğrafyalarda ortaya çıkan haksızlıkların üstünün örtülmesine müsaade etmiyoruz. Böylesi bir dönemde ülke içinde ortaya konan birlik ve kararlılık belirleyici bir nitelik taşımaktadır. Türkiye, dışarıda dengeli bir siyaset yürütürken içeride huzuru kalıcı hale getirecek adımlarını aynı istikamette sürdürmektedir. Terörsüz Türkiye hedefi, devletimizin ortaya koyduğu irade ile milletimizin desteğinin buluştuğu güçlü bir süreci ifade etmektedir. Bu çerçevede ortaya konan kararlılık, iç cephemizi güçlendiren, ülkemizin güvenliğini tahkim eden, bölgemizde daha istikrarlı bir zeminin oluşmasına katkı sağlayan bir yönelimi ifade etmektedir. Tüm bu çabalarda şehitlerimizin aziz hatırasına en küçük bir halel getirmediğimizi ve getirmeyeceğimizi özellikle vurgulamak istiyorum. Milletimizin birliğine ve kardeşliğine kasteden, dezenformasyonlara ve provokasyonlara karşı her daim uyanık olacağız. Türkiye, iç bütünlüğünü güçlendirdikçe etrafındaki krizlere karşı daha dirençli ve daha etkili bir konum elde etmekte, bu doğrultuda attığı adımlarla geleceğini daha sağlam temeller üzerine inşa etmektedir" dedi. "Sizler aziz şehitlerimizin bizlere emanetisiniz" "Kıymetli şehit yakınları, değerli gazilerimiz, şunu hiçbir zaman unutmayın; sizler aziz şehitlerimizin bizlere emanetisiniz" diyen Yılmaz, "Bu emanete sahip çıkmak bizim için en temel sorumluluklardan biridir. Devletimiz dün olduğu gibi yarın da tüm imkanlarıyla yanınızda olmaya devam edecektir. Son yıllarda şehit yakınlarımız ve gazilerimiz için hayatın pek çok alanına dokunan önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. Kamuda istihdam imkanlarını genişlettik, aylık ve sosyal destekleri güçlendirdik. Gazilerimize yönelik bakım desteklerini artırdık, araç alımında sağlanan kolaylıklarla günlük hayatlarını rahatlatacak adımlar attık. Evlatlarımızın eğitim imkanlarını genişlettik; eğitimden ulaşıma, temel hizmetlerden sosyal haklara kadar pek çok alanda sizlerin yanında olduk. Şehitlerimizin aziz hatıralarını ülkemizin dört bir yanında yaşatmaya devam ediyoruz. Gazilerimizin emeklerine ve fedakârlıklarına layık bir destek anlayışını kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu anlayışla, şehitlerimizin emanetine sahip çıkmayı ve gazilerimizin yanında dimdik durmayı sürdüreceğiz. Ne yaparsak yapalım şehitlerimizin fedakarlığına karşılık veremeyiz. Bize düşen onların emaneti olan vatanımıza, bayrağımıza, ezanımıza, birliğimize ve kardeşliğimize sahip çıkmaktır. Bu duygularla, Çanakkale’de istiklal meşalesini yakan, İstiklal Harbi’ni zafere taşıyan Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere tüm aziz şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, şehit yakınlarına ve gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Devletimizin bekası, milletimizin huzuru için vatanın dört bir yanında görev yapan kahraman güvenlik güçlerimize yürekten başarılar diliyorum. Rabbim askerimizi, polisimizi, jandarmamızı, güvenlik korucularımızı ve tüm görevlilerimizi her türlü tehlikeden muhafaza etsin, ordumuzu daima muzaffer kılsın. Yaklaşan Ramazan Bayramı’nın ülkemiz, milletimiz ve tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sizleri saygı ve muhabbetle selamlıyorum" diye konuştu. "Burada bir millet; yokluk içinde yılmamayı, zorluk karşısında dağılmamayı, en ağır şartlarda dahi omuz omuza durmayı başarmıştır" İftar programında şehit aileleri ve gazilerle bir araya gelmekten duyduğu mutluluğu aktaran Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Ramazan’ın manevi ikliminde; bu güzel iftar sofrasında sizlerle bir araya gelmekten mutluluk duyuyorum. Ramazan-ı Şerif’e veda etmeye hazırlandığımız bu günlerde, kardeşliğin ve paylaşmanın kıymetini bir kez daha yaşıyoruz. Allah’tan, bizleri sağlık ve afiyetle daha nice Ramazanlara eriştirmesini niyaz ediyorum. Bugün, Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yıldönümünde, ecdadımızın büyük bir fedakârlıkla ve vatan sevgisiyle yazdığı eşsiz destanın anlamını hep birlikte idrak ediyoruz. Çanakkale, bir milletin istikbaline sahip çıkma iradesini bütün dünyaya ilan ettiği yerdir. Burada bir millet; yokluk içinde yılmamayı, zorluk karşısında dağılmamayı, en ağır şartlarda dahi omuz omuza durmayı başarmıştır. Anadolu’nun dört bir yanından gelen vatan evlatları, aynı siperde aynı ideal etrafında kenetlenmiş. Verdikleri destansı mücadeleyle bu vatanın asla teslim alınamayacağını tarihe nakşetmiştir. Bu anlamda Çanakkale, birlik olduğumuzda neleri başarabileceğimizi hatırlatan güçlü bir iradedir. Nitekim aynı irade; Milli Mücadele’de, Büyük Taarruz’da, Kıbrıs’ta, terörle mücadelede ve 15 Temmuz’da da yeniden tecelli etmiştir" dedi. "Milletimizin tarih boyunca esareti reddeden karakterini ve istiklalinden vazgeçmeyen duruşunu bir kez daha göstermiştir. Bugün de Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu Terörsüz Türkiye hedefi, Çanakkale’den bugüne uzanan bu sarsılmaz iradenin somut bir ifadesidir" ifadelerini kullanan Bakan Göktaş, "Bu hedef, kardeşliğimizi büyüterek huzur ve güven içinde güçlü bir geleceğe yürüme kararlılığımızı ifade etmektedir. Ülkemizin güvenliğini teminat altına alırken, şehitlerimizin emanetini ve gazilerimizin onurunu koruyan bir vefa ve sorumluluk çizgisidir. Aziz şehitlerimizin emanetleri kıymetli ailelerimiz, kahraman gazilerimiz, sizler, bu milletin gönlünde müstesna bir yere sahipsiniz. Gösterdiğiniz sabır, vakar ve metanet, hepimiz için özel bir anlam taşımaktadır. Sizlerin fedakârlığına layık olmak, bu ülkeye hizmet etmenin en büyük sorumluluklarından biridir. Bu anlayışla Bakanlık olarak, şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin hayatını kolaylaştıran hizmetlerimizi büyük bir hassasiyetle ulaştırmaya devam ediyoruz. Bugün bizlere düşen görev, Çanakkale ruhunu, hayatın her alanında yaşatmaktır. Birliğimizi koruyarak, çocuklarımıza güçlü bir ülke bırakarak bu emanete sahip çıkmaktır. Çünkü şehitlerimizin bizlere bıraktığı en kıymetli miras, üzerinde huzurla yaşadığımız bu vatandır. Bu duygularla, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, Çanakkale’nin tüm kahramanlarını, şehitlerimizi ve ebediyete irtihal etmiş gazilerimizi rahmetle yâd ediyorum. Gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Ramazan Bayramı’nızı şimdiden tebrik ediyorum. Bayramın ülkemize, milletimize ve tüm İslam âlemine huzur, bereket ve esenlik getirmesini diliyorum. Sizleri bir kez daha muhabbetle selamlıyorum" dedi. Konuşmaların ardından ezanın okunmasıyla iftarlar açıldı. Duanın ardından iftar programı sonra erdi. Programın ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz havayoluyla Ankara’ya hareket edecek.
57. Alay Gelibolu’da tekrar kuruldu
18 Mart 2026 Çarşamba - 17:18 57. Alay Gelibolu’da tekrar kuruldu Çanakkale’de, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünde anlamlı bir adım atıldı. Tarihe damga vuran 19. Tümen’e bağlı 57. Piyade Alayı, Gelibolu’daki 2. Kolordu Komutanlığı bünyesinde yeniden teşkil edilerek faaliyetlerine başladı. Gelibolu Yarımadası muharebelerinde gösterdiği fedakarlık ve kahramanlıkla adını tarihe altın harflerle yazdıran 57. Piyade Alayı’nın yeniden kurulması, anma programlarına ayrı bir anlam kattı. Gelibolu 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mehmet Özeren, 18 Mart kapsamında düzenlenen törenlerin ardından yeni kurulan alayda görevli askerlerle bir araya geldi. Özeren, Şehitler Abidesi ve Atatürk Anıtı önünde askerlerle birlikte günün anısına hatıra fotoğrafı çektirerek, 57. Piyade Alayı personeline görevlerinde başarı temennisinde bulundu. "Kahraman alay" olarak anılan 57. Piyade Alayı, bundan sonraki süreçte Tarihi Alan’da gerçekleştirilecek resmi törenlerde, saygı nöbetlerinde ve çeşitli canlandırma faaliyetlerinde aktif rol üstlenecek. Askerlerin, döneme ait tarihi kıyafetlerle görev yapacağı bu faaliyetler kapsamında ziyaretçilere de farklı bir deneyim sunulacak. Öte yandan, Tarihi Alan’ı ziyaret eden vatandaşlar, gerçekleştirilecek canlandırmalar sayesinde 57. Piyade Alayı’nın savaş dönemindeki yaşamına yakından tanıklık etme imkanı bulacak. Bu uygulamanın, Çanakkale ruhunun gelecek nesillere aktarılmasında önemli katkı sağlaması hedefleniyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur"
18 Mart 2026 Çarşamba - 14:58 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur" Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü Şehitler Abidesi’nde törenle kutlandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale Ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir. Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur. O gün verilen mücadele, milletimizin varlığına yönelen kuşatmaya karşı ortaya konmuş sarsılmaz bir iradenin ifadesi olarak tarihe kazınmıştır. Geleceği kuracak olan da aynı iradedir" dedi.Şehitler Abidesi’ndeki 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü sebebiyle düzenlenen tören saat 12.00’de başladı. Alana iki dev ekran kuruldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz helikopterle tören alanına geldi. Törene, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız ve 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, Gelibolu 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mehmet Özeren, Amfibi Kolordu Komutanı Tümamiral Hüseyin Tığlı, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanı SG. Yarbay Orhan Öğrenci, Avustralya’nın Ankara Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Yeni Zelanda Büyükelçi Yardımcısı Erin Morriss, Avustralya Savunma Ateşesi Albay Timothy Hawley, Birleşik Krallık Savunma Ateşesi Albay Jim Torbet, Avustralya’nın Çanakkale Konsolosu Laura Wauchope​​​​​​​, çok sayıda şehit yakını, gazi ve gazi yakınları katıldı.Tören, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına çelenk sunumuyla başladı. Tören, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde Türk bayrağının göndere çekilmesiyle devam etti.Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yaptığı konuşmada, "Her sahada tarihin akışını değiştiren pek çok eylemin, olayın, çalışmanın, eser ve buluşun banisi olan Türk milleti, istiklal ve istikbali söz konusu olduğunda, vatanına ve bayrağına göz dikildiğinde savaş meydanında da tarihin akışını değiştirmeye; coğrafyaları ve devletleri şekillendirmeye daima muktedir olmuştur. Ordinaryüs Profesör Fritz Neumark bu gerçeği ‘Tarihten Türkleri çıkarırsanız ortada tarih diye bir şey kalmaz’ diyerek dile getirmiştir. Unutanların hafızasına, 20’nci yüzyılda bir kez daha bu gerçeği mıh gibi çaktığımız yerdir Çanakkale. Vatan söz konusu olduğunda yokluğu ve yoksunluğu umursamayan, tereddüt etmeyen, vazgeçmeyenlerin canlarıyla, kanlarıyla, tertemiz imanlarıyla çizdiği geçilemez sınırdır bu topraklar. 18 Mart’ın, Çanakkale Deniz Zaferi olarak anılmasında saklı olan muazzam başarının altını burada özellikle bir kez daha çizmek isterim. Çünkü deniz zaferleri iki donanma arasındaki çarpışmalarda kazanan tarafa atfedilen başarıdır. Hâlbuki Boğazı ve çevresini savunan Türk ordusu; 2. Ağır Topçu Tugayı, Erenköy Ağır Topçu Bölge Komutanlığı ile 9. ve11. Piyade tümenlerinden oluşuyordu. Herhangi bir donanma gücü söz konusu değildi. Buna karşın işgal kuvvetleri ise tarihin o zamana kadar gördüğü en büyük donanma gücüyle Çanakkale’ye hücum ediyordu. Mehmet Akif’in "Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya / Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya." mısralarının ardında, taraflar arasındaki bu muazzam fark yatmaktadır. İşgal kuvvetlerinin 3 tümenden oluşan birleşik filosunda; Queen Elizabeth, Agamemnon, Inflexible, Ocean, Irresistible, Bouvet ve Majestic gibi İngiliz ve Fransız donamalarının en güçlü 18 savaş gemisi yer alıyordu. Sadece bu gemilerdeki toplam top sayısı 279’du. Bunların yanında hafif kruvazörler, denizaltılar, mayın gemileri, kömür ve hastane gemileri ve hatta 6 uçak taşıyan ARK Royal uçak gemisi de Çanakkale’ye gelmiştir. Peki, bizde? Bizde Cevat Paşa vardı saygıdeğer misafirler. Hafız Nazmi ve Tophaneli Hakkı beyler, Üsteğmen Hasan ve Teğmen Mevsuf, Seyit ve Müstecip onbaşılar vardı bizde… Bu adlarda saklı, iman dolu sinesi savaş gemilerinin zırhından daha kalın, daha dayanıklı niceleri vardı Çanakkale’de. Karşılarındaki donamanın inanılmaz büyüklüğüne, kıyamet gibi yağan ateş gücüne aldırmadılar. Üzerine bastıkları, arkalarında uzayıp giden vatan toprağına baktılar ve geri dönmeyi akıllarından çıkarıp yüzlerini denize çevirdiler. Kulağa hayali, efsanevi gibi geliyor ama yaşandı bunlar… Şahidi, Çanakkale sularına gömülen Bouvet, Irresistible ve Ocean gemileridir. Şahit, yenilmez diye anılırken batanlar dışında 4 gemisi de savaş dışı kalan; insan zaiyatı 800’ü aşan ve gücünün üçte birini kaybeden birleşik filodur. Hatırlatmak isterim ki müttefikler Boğazı kolayca geçeceklerini düşünüyordu. Churchill’e göre İngiliz donanması Boğaz’da görününce Türkler topları bırakıp kaçacaktı. Hatta o kadar emindiler ki İngiliz Cook Seyahat Şirketi İstanbul’a tur bile organize etmişti. İşte, gönderdikleri filodan bile büyük bu kibirleri de Çanakkale’nin şehit ve gazi kanlarıyla bereketlenmiş sularında boğulup yitmiştir. O gün birleşik filonun bir deniz yüzbaşısı ‘Doğrudur, yumurta kırılmadan omlet yapılamaz ama yumurtalar kırılır ve omlet yapılmazsa kötü olur. Mesele şudur: Tabyalara üç gemi değerinde hasar verdik mi?’ diyerek meselenin özünü dile getirmiştir. Ecdadımız, kimsenin gücü yetmez denilen bu filoya fazlasıyla yetmiş ve dahi artmışlardır ki sonrasında karadan işgale yeltenenlere; vatana, bayrağa, mukaddesata göz dikip el uzatanlara da hadlerini bildirmişlerdir. O zaman da Bigalı Mehmet Çavuş, Yüzbaşı Yusuf Kenan ve Kemal Beyler, Yarbay Hüseyin Avni Bey gibi cümle şehit ve gazilerimizin yiğitliğini simgeleyen yeni kahramanlar meydanda yerini almıştır. Ve kara savaşlarında bir direniş destanı yazan Anafartalar Kahramanı Yarbay Mustafa Kemal de Türkün istiklal ve istikbal mücadelesinin başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olarak tarihe geçmiştir. 111 yıl önce yazdığımız bu destanın zamansız bir zafer, değeri asla azalmayacak bir örnek olduğunu günümüzde tekrar tekrar tecrübe ediyoruz. Bugün uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, vicdanların ayaklar altına alındığı, zevk olsun diye bombalama yapılabileceğinin hayasızca dillendirildiği bir dönemdeyiz. Bizler, 111 yıl önce ecdadımızın ispat ve ilan ettiği gibi güçlünün değil haklının galip geleceğini, kibrin değil sabır ve tevazuya sırtını vermiş cesaretin zafere ulaşacağını dünyaya buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Konuşmamı bu duygularla noktalarken aziz Türk milletinin Çanakkale sularına yazdığı destanın, şanlı deniz zaferimizin 111’inci yıl dönümünü kutluyorum. Başta Çanakkale şehitlerimiz ve ahirete irtihal etmiş gazilerimiz olmak üzere Türk milletinin varlığı ve mukaddesatı için canını vermiş, kanını dökmüş, ömrünü vakfetmiş cümle geçmişlerimizi; Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum. Bu vesileyle şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve aziz milletimizin mübarek Ramazan Bayramı’nı da tebrik ediyor, hepinize saygılar sunuyorum" dedi.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 18 Mart Deniz Zaferi töreninde yaptığı konuşmada, "Sizleri şahsım ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sonuna yaklaşmış olduğumuz Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyor, Rabbimden bizleri sağlık ve afiyetle Bayrama kavuşturmasını diliyorum. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi Töreni vesilesiyle bu şanlı zaferin kazanıldığı topraklarda sizlerle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’inci sene-i devriyesinde vatanımıza, bayrağımıza ve istikbalimize sahip çıkarken şehit düşen tüm kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum. İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in diliyle bir kez daha sesleniyoruz: ‘Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber’.Bugün Gelibolu Yarımadası’nın her karışına sinmiş fedakârlığın, milletimizin istiklal iradesinin ve tarih boyunca süregelen vatan sevgisinin hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Gelibolu Yarımadası’nın her karışına sinmiş bu hatıra, ardına bakmadan yollara düşenlerin, hayatlarının baharında cephelere koşanların, bu vatanın kaderi söz konusu olduğunda kendi kaderini tereddütsüz biçimde ortaya koyanların hatırasıdır. Anadolu’nun dört bir yanından gelen gençler, köylerinden, kasabalarından, şehirlerinden ayrılıp Gelibolu sırtlarında aynı safta buluşmuş; milletimizin istiklal iradesini omuz omuza savunmuştur. Bugün de aynı ruhla iç cephemizi güçlendiriyor, birliğimizi ve kardeşliğimizi yüceltiyoruz. Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale Ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir. Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur. O gün verilen mücadele, milletimizin varlığına yönelen kuşatmaya karşı ortaya konmuş sarsılmaz bir iradenin ifadesi olarak tarihe kazınmıştır. Geleceği kuracak olan da aynı iradedir. Dönemin en güçlü donanmalarıyla desteklenen büyük bir saldırı karşısında bu topraklarda yükselen direniş, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin hiçbir şart altında teslim alınamayacağını bütün dünyaya göstermiştir. Çanakkale’de ortaya çıkan direniş, milletimizin ilerleyen yıllarda vereceği büyük istiklal mücadelesinin ruhunu da mayalamıştır. Bu cephede sergilenen kararlılık ve fedakârlık, daha sonra Anadolu’nun dört bir yanında yürütülecek Kurtuluş Savaşı’na ilham vererek güçlü bir irade doğurmuştur. Bu bakımdan Çanakkale, milletimizin bağımsızlık yürüyüşünde yeni bir dönemin kapısını aralayan tarihî bir eşik olarak hafızalarımızda yerini almıştır. Burada, aziz şehitlerimizin huzurunda bir kez daha haykırıyoruz: ‘Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal!’ ‘Çanakkale geçilmez’ ruhu, bu milletin istiklal iradesini ve bağımsız yaşama kararlılığını ifade eden güçlü bir hafıza olarak bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır. İçinden geçtiğimiz dönemde bölgemizde gerilimlerin arttığı, savaşların ve çatışmaların geniş bir coğrafyayı etkilediği bir tabloyla karşı karşıyayız. Böyle bir ortamda Türkiye’nin güçlü bir devlet iradesiyle, dirayetli liderlikle hareket etmesi ve savunma kapasitesini sürekli geliştirmesi büyük önem taşımaktadır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen kararlı politikalar ve savunma alanında atılan adımlar sayesinde milletimiz bugün huzur ve güven içinde yaşamaktadır. Etrafımız ateş çemberi iken ülkemiz adeta bir istikrar merkezi olarak temayüz etmektedir. Bu güven ortamının arkasında güçlü bir tarihsel birikim ve köklü bir devlet geleneği bulunmaktadır. Osmanlı döneminde kurulan Tophane-i Âmire’den Cumhuriyet’in ilk yıllarında oluşturulan askerî fabrikalara uzanan üretim geleneği, savunma alanında kendi imkân ve kabiliyetlerimizi geliştirme iradesinin erken örneklerini ortaya koymuştur. Cumhuriyet döneminde Şakir Zümre’nin mühimmat üretimi, Nuri Demirağ’ın havacılık alanındaki girişimleri ve Vecihi Hürkuş’un öncülük ettiği çalışmalar savunma alanında yerli üretim anlayışının tarihimizdeki güçlü adımlarından bazılarıdır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında karşılaşılan ambargolar ise savunma alanında dışa bağımlılığın ne kadar ciddi riskler doğurabileceğini açık biçimde göstermiştir. Bu tecrübe, Türkiye için yeni bir bilinç oluşturmuş; kendi savunma sanayiini geliştirme kararlılığı daha güçlü bir şekilde ortaya konmuştur. Son yıllarda savunma sanayiinde ortaya koyduğumuz atılımlar, Türkiye’nin güvenlik mimarisinde köklü bir dönüşüm meydana getirmiştir. 2000’li yılların başında yüzde 20 seviyelerinde bulunan savunma sanayiindeki yerlilik oranı bugün yüzde 80’in üzerine çıkmıştır. Türkiye artık savunma alanında ihtiyaç duyduğu pek çok sistemi kendi mühendisliğiyle geliştiren, kendi üretim gücüyle sahaya süren bir kapasiteye ulaşmıştır. Bugün gökyüzünde görev yapan Bayraktar TB2, AKINCI ve ANKA gibi insansız hava araçlarımız ile KAAN ve HÜRJET projeleri hava gücümüzde yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır. Denizlerde MİLGEM gemilerimiz ve TCG Anadolu ile mavi vatandaki varlığımız güçlenirken, kara kuvvetlerimize yeni bir kabiliyet kazandıran ALTAY tankı ve modern zırhlı araçlarımız sahadaki gücümüzü artırmaktadır. Hava savunmasında HİSAR ve SİPER sistemleri ile ATMACA, SOM ve TAYFUN gibi yerli füze projeleri ise Türkiye’nin savunma kapasitesini her alanda ileri bir seviyeye taşımaktadır. Savunma sanayiinde elde edilen bu başarılar, milletimizin bağımsızlık iradesinin teknoloji, üretim ve mühendislikle birleşmiş hâlidir. Dün vatan toprağını korumak için cepheye koşanların taşıdığı kararlılık, bugün bilim insanlarımızın, mühendislerimizin ve savunma sanayiinde çalışan binlerce gencimizin emeğiyle yeni bir güce dönüşmektedir. Çanakkale’de ortaya çıkan ruh ile bugün caydırıcı güç olma yolunda ortaya koyduğumuz irade arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır. Çanakkale’de yazılan destan, milletimizin birlik içinde hareket ettiğinde karşısında hiçbir gücün duramayacağını gösteren güçlü bir tarihî miras olarak hafızalarımızda ve gönlümüzde yaşamaktadır. Yaşamaya da devam edecektir. Bu topraklarda verilen mücadele milletimizin istiklal ve hürriyet konusundaki kararlılığının en güçlü sembollerinden biri olarak tarihimize kazınmıştır. Bu duygularla Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’inci yıl dönümünü bir kez daha tebrik ediyor; başta Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu büyük destanda imzası bulunan tüm komutanlarımızı ve kahraman Mehmetçiklerimizi, imkansızlıklar için her türlü fedakarlığı yapan aziz milletimizi rahmet ve minnetle anıyorum" diye konuştu.Konuşmaların ardından şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu. Şehitler için dualar edildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurları Çanakkale Boğazı’nda geçit töreni gerçekleştirdi. Şehitler Abidesindeki tören SOLOTÜRK’ün nefes kesen gösterisiyle sona erdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur"
18 Mart 2026 Çarşamba - 14:19 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur" Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü Şehitler Abidesi’nde törenle kutlandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir. Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur. O gün verilen mücadele, milletimizin varlığına yönelen kuşatmaya karşı ortaya konmuş sarsılmaz bir iradenin ifadesi olarak tarihe kazınmıştır. Geleceği kuracak olan da aynı iradedir" dedi. Şehitler Abidesi’ndeki 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü sebebiyle düzenlenen tören saat 12.00’de başladı. Alana iki dev ekran kuruldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz helikopterle tören alanına geldi. Törene, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız ve 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, Gelibolu 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mehmet Özeren, Amfibi Kolordu Komutanı Tümamiral Hüseyin Tığlı, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanı SG. Yarbay Orhan Öğrenci, Avustralya’nın Ankara Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Yeni Zelanda Büyükelçi Yardımcısı Erin Morriss, Avustralya Savunma Ateşesi Albay Timothy Hawley, Birleşik Krallık Savunma Ateşesi Albay Jim Torbet, Avustralya’nın Çanakkale Konsolosu Laura Wauchope, çok sayıda şehit yakını, gazi ve gazi yakınları katıldı. Tören, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına çelenk sunumuyla başladı. Tören, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde Türk bayrağının göndere çekilmesiyle devam etti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy yaptığı konuşmada, "Her sahada tarihin akışını değiştiren pek çok eylemin, olayın, çalışmanın, eser ve buluşun banisi olan Türk milleti, istiklal ve istikbali söz konusu olduğunda, vatanına ve bayrağına göz dikildiğinde savaş meydanında da tarihin akışını değiştirmeye; coğrafyaları ve devletleri şekillendirmeye daima muktedir olmuştur. Ordinaryüs Profesör Fritz Neumark bu gerçeği ’Tarihten Türkleri çıkarırsanız ortada tarih diye bir şey kalmaz’ diyerek dile getirmiştir. Unutanların hafızasına, 20’nci yüzyılda bir kez daha bu gerçeği mıh gibi çaktığımız yerdir Çanakkale. Vatan söz konusu olduğunda yokluğu ve yoksunluğu umursamayan, tereddüt etmeyen, vazgeçmeyenlerin canlarıyla, kanlarıyla, tertemiz imanlarıyla çizdiği geçilemez sınırdır bu topraklar. 18 Mart’ın, Çanakkale Deniz Zaferi olarak anılmasında saklı olan muazzam başarının altını burada özellikle bir kez daha çizmek isterim. Çünkü deniz zaferleri iki donanma arasındaki çarpışmalarda kazanan tarafa atfedilen başarıdır. Hâlbuki Boğazı ve çevresini savunan Türk ordusu; 2. Ağır Topçu Tugayı, Erenköy Ağır Topçu Bölge Komutanlığı ile 9. ve 11. Piyade tümenlerinden oluşuyordu. Herhangi bir donanma gücü söz konusu değildi. Buna karşı işgal kuvvetleri ise tarihin o zamana kadar gördüğü en büyük donanma gücüyle Çanakkale’ye hücum ediyordu. Mehmet Akif’in ’Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya / Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya’ mısralarının ardında, taraflar arasındaki bu muazzam fark yatmaktadır. İşgal kuvvetlerinin 3 tümenden oluşan birleşik filosunda; Queen Elizabeth, Agamemnon, Inflexible, Ocean, Irresistible, Bouvet ve Majestic gibi İngiliz ve Fransız donamalarının en güçlü 18 savaş gemisi yer alıyordu. Sadece bu gemilerdeki toplam top sayısı 279’du. Bunların yanında hafif kruvazörler, denizaltılar, mayın gemileri, kömür ve hastane gemileri ve hatta 6 uçak taşıyan ARK Royal uçak gemisi de Çanakkale’ye gelmiştir. Peki, bizde? Bizde Cevat Paşa vardı saygıdeğer misafirler. Hafız Nazmi ve Tophaneli Hakkı beyler, Üsteğmen Hasan ve Teğmen Mevsuf, Seyit ve Müstecip onbaşılar vardı bizde… Bu adlarda saklı, iman dolu sinesi savaş gemilerinin zırhından daha kalın, daha dayanıklı niceleri vardı Çanakkale’de. Karşılarındaki donamanın inanılmaz büyüklüğüne, kıyamet gibi yağan ateş gücüne aldırmadılar. Üzerine bastıkları, arkalarında uzayıp giden vatan toprağına baktılar ve geri dönmeyi akıllarından çıkarıp yüzlerini denize çevirdiler. Kulağa hayali, efsanevi gibi geliyor ama yaşandı bunlar… Şahidi, Çanakkale sularına gömülen Bouvet, Irresistible ve Ocean gemileridir. Şahit, yenilmez diye anılırken batanlar dışında 4 gemisi de savaş dışı kalan; insan zaiyatı 800’ü aşan ve gücünün üçte birini kaybeden birleşik filodur. Hatırlatmak isterim ki müttefikler Boğazı kolayca geçeceklerini düşünüyordu. Churchill’e göre İngiliz donanması Boğaz’da görününce Türkler topları bırakıp kaçacaktı. Hatta o kadar emindiler ki İngiliz Cook Seyahat Şirketi İstanbul’a tur bile organize etmişti. İşte, gönderdikleri filodan bile büyük bu kibirleri de Çanakkale’nin şehit ve gazi kanlarıyla bereketlenmiş sularında boğulup gitmiştir. O gün birleşik filonun bir deniz yüzbaşısı ’Doğrudur, yumurta kırılmadan omlet yapılamaz ama yumurtalar kırılır ve omlet yapılmazsa kötü olur. Mesele şudur: Tabyalara üç gemi değerinde hasar verdik mi’ diyerek meselenin özünü dile getirmiştir. Ecdadımız, kimsenin gücü yetmez denilen bu filoya fazlasıyla yetmiş ve dahi artmışlardır ki sonrasında karadan işgale yeltenenlere; vatana, bayrağa, mukaddesata göz dikip el uzatanlara da hadlerini bildirmişlerdir. O zaman da Bigalı Mehmet Çavuş, Yüzbaşı Yusuf Kenan ve Kemal Beyler, Yarbay Hüseyin Avni Bey gibi cümle şehit ve gazilerimizin yiğitliğini simgeleyen yeni kahramanlar meydanda yerini almıştır. Ve kara savaşlarında bir direniş destanı yazan Anafartalar Kahramanı Yarbay Mustafa Kemal de Türk’ün istiklal ve istikbal mücadelesinin başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olarak tarihe geçmiştir. 111 yıl önce yazdığımız bu destanın zamansız bir zafer, değeri asla azalmayacak bir örnek olduğunu günümüzde tekrar tekrar tecrübe ediyoruz. Bugün uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, vicdanların ayaklar altına alındığı, zevk olsun diye bombalama yapılabileceğinin hayasızca dillendirildiği bir dönemdeyiz. Bizler, 111 yıl önce ecdadımızın ispat ve ilan ettiği gibi güçlünün değil haklının galip geleceğini, kibrin değil sabır ve tevazuya sırtını vermiş cesaretin zafere ulaşacağını dünyaya buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Konuşmamı bu duygularla noktalarken aziz Türk milletinin Çanakkale sularına yazdığı destanın, şanlı deniz zaferimizin 111’inci yıl dönümünü kutluyorum. Başta Çanakkale şehitlerimiz ve ahirete irtihal etmiş gazilerimiz olmak üzere Türk milletinin varlığı ve mukaddesatı için canını vermiş, kanını dökmüş, ömrünü vakfetmiş cümle geçmişlerimizi; Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum. Bu vesileyle şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve aziz milletimizin mübarek Ramazan Bayramı’nı da tebrik ediyor, hepinize saygılar sunuyorum" dedi. Yılmaz: "Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise 18 Mart Deniz Zaferi töreninde yaptığı konuşmada, "Sizleri şahsım ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sonuna yaklaşmış olduğumuz Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyor, Rabbimden bizleri sağlık ve afiyetle bayrama kavuşturmasını diliyorum. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi Töreni vesilesiyle bu şanlı zaferin kazanıldığı topraklarda sizlerle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’inci sene-i devriyesinde vatanımıza, bayrağımıza ve istikbalimize sahip çıkarken şehit düşen tüm kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum. İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in diliyle bir kez daha sesleniyoruz: ’Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.’ Bugün Gelibolu Yarımadası’nın her karışına sinmiş fedakârlığın, milletimizin istiklal iradesinin ve tarih boyunca süregelen vatan sevgisinin hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Gelibolu Yarımadası’nın her karışına sinmiş bu hatıra, ardına bakmadan yollara düşenlerin, hayatlarının baharında cephelere koşanların, bu vatanın kaderi söz konusu olduğunda kendi kaderini tereddütsüz biçimde ortaya koyanların hatırasıdır. Anadolu’nun dört bir yanından gelen gençler, köylerinden, kasabalarından, şehirlerinden ayrılıp Gelibolu sırtlarında aynı safta buluşmuş; milletimizin istiklal iradesini omuz omuza savunmuştur. Bugün de aynı ruhla iç cephemizi güçlendiriyor, birliğimizi ve kardeşliğimizi yüceltiyoruz. Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir. Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur. O gün verilen mücadele, milletimizin varlığına yönelen kuşatmaya karşı ortaya konmuş sarsılmaz bir iradenin ifadesi olarak tarihe kazınmıştır. Geleceği kuracak olan da aynı iradedir. Dönemin en güçlü donanmalarıyla desteklenen büyük bir saldırı karşısında bu topraklarda yükselen direniş, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin hiçbir şart altında teslim alınamayacağını bütün dünyaya göstermiştir. Çanakkale’de ortaya çıkan direniş, milletimizin ilerleyen yıllarda vereceği büyük istiklal mücadelesinin ruhunu da mayalamıştır. Bu cephede sergilenen kararlılık ve fedakârlık, daha sonra Anadolu’nun dört bir yanında yürütülecek Kurtuluş Savaşı’na ilham vererek güçlü bir irade doğurmuştur. Bu bakımdan Çanakkale, milletimizin bağımsızlık yürüyüşünde yeni bir dönemin kapısını aralayan tarihî bir eşik olarak hafızalarımızda yerini almıştır. Burada, aziz şehitlerimizin huzurunda bir kez daha haykırıyoruz: ’Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal!’ ’Çanakkale geçilmez’ ruhu, bu milletin istiklal iradesini ve bağımsız yaşama kararlılığını ifade eden güçlü bir hafıza olarak bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır. İçinden geçtiğimiz dönemde bölgemizde gerilimlerin arttığı, savaşların ve çatışmaların geniş bir coğrafyayı etkilediği bir tabloyla karşı karşıyayız. Böyle bir ortamda Türkiye’nin güçlü bir devlet iradesiyle, dirayetli liderlikle hareket etmesi ve savunma kapasitesini sürekli geliştirmesi büyük önem taşımaktadır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen kararlı politikalar ve savunma alanında atılan adımlar sayesinde milletimiz bugün huzur ve güven içinde yaşamaktadır. Etrafımız ateş çemberi iken ülkemiz adeta bir istikrar merkezi olarak temayüz etmektedir. Bu güven ortamının arkasında güçlü bir tarihsel birikim ve köklü bir devlet geleneği bulunmaktadır. Osmanlı döneminde kurulan Tophane-i Âmire’den Cumhuriyet’in ilk yıllarında oluşturulan askerî fabrikalara uzanan üretim geleneği, savunma alanında kendi imkân ve kabiliyetlerimizi geliştirme iradesinin erken örneklerini ortaya koymuştur. Cumhuriyet döneminde Şakir Zümre’nin mühimmat üretimi, Nuri Demirağ’ın havacılık alanındaki girişimleri ve Vecihi Hürkuş’un öncülük ettiği çalışmalar savunma alanında yerli üretim anlayışının tarihimizdeki güçlü adımlarından bazılarıdır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında karşılaşılan ambargolar ise savunma alanında dışa bağımlılığın ne kadar ciddi riskler doğurabileceğini açık biçimde göstermiştir. Bu tecrübe, Türkiye için yeni bir bilinç oluşturmuş; kendi savunma sanayiini geliştirme kararlılığı daha güçlü bir şekilde ortaya konmuştur. Son yıllarda savunma sanayiinde ortaya koyduğumuz atılımlar, Türkiye’nin güvenlik mimarisinde köklü bir dönüşüm meydana getirmiştir. 2000’li yılların başında yüzde 20 seviyelerinde bulunan savunma sanayiindeki yerlilik oranı bugün yüzde 80’in üzerine çıkmıştır. Türkiye artık savunma alanında ihtiyaç duyduğu pek çok sistemi kendi mühendisliğiyle geliştiren, kendi üretim gücüyle sahaya süren bir kapasiteye ulaşmıştır. Bugün gökyüzünde görev yapan Bayraktar TB2, AKINCI ve ANKA gibi insansız hava araçlarımız ile KAAN ve HÜRJET projeleri hava gücümüzde yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır. Denizlerde MİLGEM gemilerimiz ve TCG Anadolu ile mavi vatandaki varlığımız güçlenirken, kara kuvvetlerimize yeni bir kabiliyet kazandıran ALTAY tankı ve modern zırhlı araçlarımız sahadaki gücümüzü artırmaktadır. Hava savunmasında HİSAR ve SİPER sistemleri ile ATMACA, SOM ve TAYFUN gibi yerli füze projeleri ise Türkiye’nin savunma kapasitesini her alanda ileri bir seviyeye taşımaktadır. Savunma sanayiinde elde edilen bu başarılar, milletimizin bağımsızlık iradesinin teknoloji, üretim ve mühendislikle birleşmiş hâlidir. Dün vatan toprağını korumak için cepheye koşanların taşıdığı kararlılık, bugün bilim insanlarımızın, mühendislerimizin ve savunma sanayiinde çalışan binlerce gencimizin emeğiyle yeni bir güce dönüşmektedir. Çanakkale’de ortaya çıkan ruh ile bugün caydırıcı güç olma yolunda ortaya koyduğumuz irade arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır. Çanakkale’de yazılan destan, milletimizin birlik içinde hareket ettiğinde karşısında hiçbir gücün duramayacağını gösteren güçlü bir tarihî miras olarak hafızalarımızda ve gönlümüzde yaşamaktadır. Yaşamaya da devam edecektir. Bu topraklarda verilen mücadele milletimizin istiklal ve hürriyet konusundaki kararlılığının en güçlü sembollerinden biri olarak tarihimize kazınmıştır. Bu duygularla Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’inci yıl dönümünü bir kez daha tebrik ediyor; başta Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu büyük destanda imzası bulunan tüm komutanlarımızı ve kahraman Mehmetçiklerimizi, imkansızlıklar için her türlü fedakarlığı yapan aziz milletimizi rahmet ve minnetle anıyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu, dualar edildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurları Çanakkale Boğazı’nda geçit töreni gerçekleştirdi. Şehitler Abidesi’ndeki tören SOLOTÜRK’ün nefes kesen gösterisiyle sona erdi.