Yerel Haberler
Çanakkale
Çanakkale’den Filistin’e destek 08 Nisan 2026 Çarşamba - 18:58:39 Çanakkale’de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısı yönelik basın açıklamasında Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Şu ana kadar tespit edilebildiği kadarıyla 72 binin üzerinde insan katil İsrail rejimi tarafından şehit katledilmiş vaziyette. Buna ek olarak çeşitli raporlar özellikle batı kaynaklı birçok üniversite buradaki göçüğün kaldırması ve gerekli araştırmaların yapılması sonrasında bu rakamın yüz binlerle ifade edilebileceğini belirtiyor" dedi. Çanakkale’de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısına yönelik protesto gerçekleşti. Basın açıklamasını gerçekleştiren Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Şu ana kadar şehit edilen Filistinlilerin 21 bininden fazlası çocuk, bunların 450’si bebek, bin 29’u 1 yaş altında, 5 bin 31’i 5 yaş altında, toplam yaralı sayısının 170 bin üzerinde olduğunu biliyoruz. Yaralıların da 45 bininin çocuklardan oluştuğunu görüyoruz. İsrail saldırıları sonucu yaralanan çocukların 10 bin 500’ü kalıcı sakatlık yaşadılar. Aynı şekilde binden fazlası uzuv kaybı yaşadı. Gazze’de sağlık sistemi sistematik olarak hedef alındı ve soykırım amacı olarak İsrail tarafından sağlık, hastaneler, sivil altyapılar aktif bir şekilde kullanıldı. Bugün, sağlık sisteminin tamamen çökme noktasına geldiği görece ateşkese rağmen katil İsrail’in çocukları, kadınları hedef almaya devam ettiği bir süreçteyiz. Bu kırılgan ateşkes sürecinin içerisinde, İsrail’in ihlal ettiği kırılgan ateşkes sürecinde 4 bin çocuğun canları hala hazırda çok büyük risk altında. Gazze şeridinde 58 binden fazla çocuk, İsrail’in katliamı sonrasında ebeveynlerinden en az birini kaybetmiş durumda. Birleşmiş Milletler’in raporu sadece Şubat 2026’da 3 bin 700’den fazla çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle hastaneye yatırıldığını ortaya koyuyor. Bunlardan 600’den fazla çocuk ağır yetersiz beslenme nedeniyle ve uzun vadeli gelişim riski gibi hastalıklarla yüzleşmek durumunda. Gazze’de çocukların yüzde 64’ü günde 2 veya daha az besin grubuna erişebilirken yüzde 90’dan fazlası yeterli derecede çeşitli besinlerle beslenememekte. Gazze’de 2026 yılı tahminlerine göre 37 bin hamile ve emziren kadın, 25 bin bebek, 101 bin 5 yaş 6 çocuk, 120 bin 5-17 yaş arası çocuk acil beslenme desteğine muhtaç durumda. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarına göre 100 okul direkt olarak İsrail tarafından hedef alındı. Öğretim yılına başlamış olan 700 bin öğrencinin eğitim hakkından eksik kaldığı ve 39 bin öğrencinin ise lise bitirme sınavlarına dahi giremediği günlerden geçiyoruz" dedi. Filistinlilere yönelik çıkarılan idam yasasının uluslararası hukuku ayaklar altına aldığını belirten Taşçı, "Batı Şeria’daki Filistinli esirlerin idam edilmesinin önünü açan yasa meclislerinde onaylandı. Katil, soykırımcı hükümetin, soykırımcı bakanı Itamar Ben-Gvir henüz dün ‘hayatlarını da ellerinden alacağım’ diye utanmadan açıklama yaptı dünyanın gözlerinin içerisine bakarak. İşgalci İsrail yönetiminin Filistinli siyasi tutukluları idam etmeye yönelik yeni yasası yalnızca tartışmalı bir düzenleme değil. Yine açık ve aleni bir şekilde uluslararası hukukun ve evrensel vicdanın zedelendiği ayaklar altına alındığı bir süreçtir. İsrail Meclisi, İran’a yönelik saldırıları fırsat bilerek Filistinli esirlere idam cezasını getirmiş, Netanyahu ve katil kabinesinin iktidar hırsı, siyasi ikbali sebebiyle İran saldırılarından bile adeta bir nebbaş ahlakıyla kendilerince ganimet üretmeye çalışmışlardır" ifadelerini kullandı. Taşçı, sözlerine şöyle devam etti: "Son 2,5 sene Gazze ödediği bedelle beraber bunu İsrail ve insanlık arasındaki bir çatışmaya dönüştürmüştür. O yüzden insanlığın ortak mirasına, vicdanına, ahlakına sahip çıkmak için daha önce çokça şehitler vermiş, yine ceberutlardan kendisini kurtarmış olan Çanakkale’den, bu şuheda şehrinden kardeşlerimize selamlarımızı, sevgilerimizi iletiyoruz. Onlar özgür kalana dek. Filistin kendi devletini kurana dek, uluslararası sistem bütün aktörler bu gerçekliği kabul edene dek hiçbirimizin susmayacağını buradan hepinize deklare ediyoruz." Basın açıklaması sonrasında Filistin halkına destek temalı kısa bir tiyatro gösterisi gerçekleştirildi.
Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl coşkusu
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:21 Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl coşkusu Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü, kentte büyük bir coşku ve heyecanla kutlanıyor. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen ilk törende Atatürk heykeline çelenk sunumu gerçekleşti. Anıta ilk olarak Türkiye Cumhuriyeti adına Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler çelenk bıraktı. Ardından Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek ve Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği Çanakkale Şubesi Başkanı Enes Arslan çelenk koydu. Törende Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından 1994 yılında 253 bin şehit adına 3972 Sayılı Kanun’la Çanakkale’ye verilen ve üzerinde ’Çanakkale Geçilmez’ yazan altın madalya da Türk bayrağına takıldı. Şehitler için saygı duruşunda bulunulmasının ardından Boğaz Komutanlığı Bandosu eşliğinde İstiklal Marşı okundu. Şehitleri selamlamak adına Çanakkale Boğazı’nda ‘TCG Kınalıada’ tarafından 21 pare top atışı gerçekleştirildi. ’Çanakkale Geçilmez’ yazılı altın madalya Türk bayrağı ile birlikte göndere çekildi. Resmi çelenk koyma töreninin sona ermesiyle birlikte kentteki çeşitli siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları da çelenklerini Atatürk heykeline bıraktı. Cumhuriyet Meydanı’nda saat 09.30’da başlayan törene Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, milletvekilleri, bürokratlar, askerler, muharip gaziler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve öğrenciler katıldı. Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü ve Şehitleri Anma Günü törenlerine yabancı konuklar da katıldı.
Cevat Paşa o tepede 111 yıl önce Çanakkale Zaferini izledi
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:14 Cevat Paşa o tepede 111 yıl önce Çanakkale Zaferini izledi Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı, Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda Kahraman Mehmetçiğin 111 yıl önce dünyanın en güçlü donanmalarına geçit vermeyerek ’Çanakkale Geçilmez Destanı’nı yazdığı 18 Mart günü zaferini, İngiliz donanması Çanakkale Boğazı’ndan çıkış yaptığında o meşhur ’Gittiler, Geçemediler ve Geçemeyecekler" sözünü söylediği Çanakkale’deki Hacıpaşa Çiftliği’nden izledi. Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı, Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda Kahraman Mehmetçik 111 yıl önce dünyanın en güçlü donanmalarına geçit vermeyerek ’Çanakkale Geçilmez Destanı’ yazdı. Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, Kahraman Mehmetçiğin 111 yıl önce dünyanın en güçlü donanmalarına geçit vermeyerek ’Çanakkale Geçilmez Destanı’nı yazdığı 18 Mart günü zaferini, İngiliz donanması Çanakkale Boğazı’ndan çıkış yaptığında o meşhur ‘Gittiler, Geçemediler ve Geçemeyecekler" sözünü söylediği Çanakkale’deki Hacıpaşa Çiftliği’nden izledi. Çanakkale Boğazı’nda 3 Kasım 1914 tarihinde bombardımanın başlamasıyla savaşın kendini göstermeye başladığını kaydeden Doç. Dr. Barış Borlat, "Çanakkale Boğazı’nda 3 Kasım 1914 tarihinde başlayan bombardımanla birlikte savaş kendisini göstermeye başlamıştı. Ancak ilk önemli saldırı 19 Şubat 1915 tarihinde yaşanmıştı. Boğazın çevresindeki güvenlik önlemlerini almak ise Müstahkem Mevki Komutanlığına ve komutanı olan Cevat Çobanlı’ya aitti. Ancak Çanakkale Boğazı içerisindeki bu ilk saldırı, 19 Şubat saldırısı, Çimenlik Kalesi içerisinde bulunan müstahkem mevki komutanlığı karargahında yeni bir soru işareti uyandırmıştı. Burası güvenli değildi ve her an boğaz içerisinde bombalanmaya açık bir yerde bulunuyordu. Bunun için de Müstahkem Mevkinin buradan karargahını taşıma süreci gündeme gelecekti. Bu durumu 25 Şubat tarihinde yaşayan bombardıman daha da hissettirmişti. Bu amaçla 25 Şubat gününde şu anda bulunmuş olduğumuz yerin sadece biraz daha altında bulunan Hacıpaşa Çiftliği’ne karargâhın taşınmış olduğunu göreceğiz" dedi. Doç. Dr. Borlat, Nazmi Bey’in Hacı Paşa Çiftliğinde son emirlerini alarak 7 Mart akşamındaki ve gecesine bağlayan süreç esnasındaki mayınlamayı Çanakkale Boğaz’ı içerisinde yaptığını söyleyerek "25 Şubat 1915 tarihinden başlamak üzere Müstahkem Mevki Komutanı karargahı bulunduğumuz yere taşınacaktı ve özellikle Çanakkale Boğazı için en kritik kararların alınmış olduğu yerde Hacıpaşa Çiftliği olacaktı. Hacıpaşa Çiftliği’nde belki de 8 Mart gününde Boğazın mayınlanma faaliyetlerinin yapılması süreci öncesinde 6 Mart gününde bulunmuş olduğumuz noktaya Mayın Grup Komutanı Nazmi Bey’in geldiğini göreceğiz. Nazmi Bey kendisi bu bölgeye gelecek ve belki de boğazla ilgili son emirlerini almak suretiyle 7 Mart akşamındaki ve gecesine bağlayan süreç esnasındaki mayınlamayı Çanakkale Boğaz’ı içerisinde yapmış olduğunu göreceğiz. Hacıpaşa Çiftliği içerisinde 25 odası bulunan bir çiftlik binası olduğunu söyleyebiliriz. 2 katlı olan bu bina 40 dönümlük bir arazi içerisinde yerleşmişti. Aynı zamanda çiftliğin içerisinde birçok önemli askeri tesisin de şekillenmeye başlamış olduğunu söyleyebiliriz. Ancak Cevat Paşa özellikle karargâhın bulunmuş olduğu yerin biraz daha kuzey yamaçlarında bir gözetleme noktası olarak tespit etmiş olduğu bulunmuş olduğumuz yerden boğazı ve Çanakkale Zaferini izlemiş olduğu yerin tespitini gerçekleştirmiş ve burada oluşturulan siperin içerisinde sadece alelade olarak hazırlanmış olan bir sehpa ve boğazı gözetlemek için kullanılan bir dürbün aynı zamanda yanındaki subaylarının bulmuş olduğu bir hat teşkil edilmişti" ifadelerini kullandı. Cevat Paşa 18 Mart Çanakkale Zaferi günü ne kadar komutada olmasa zafer saatlerini Hacıpaşa Çiftliği üzerindeki tepeden izlediğini aktaran Borlat, şu cümleleri kullandı: "Ancak bütün bu hazırlıklara rağmen 18 Mart gününde Cevat Paşa bu noktayı kullanamamış kendisi o gün Kirte’ye Mustafa Kemal’le bir teknik ziyaretine çıkmıştı. Bu nedenle 18 Mart bombardımanı başladığında o esnada bütün komuta zinciri kurmay başkanlığını yapan Selahattin Adil Bey’e kalmıştı. O nedenle Hacıpaşa Çiftliği’nde Selahattin Adil Bey saat 14’e kadar bütün muharebeyi idare etmiş, saat 14 civarında Çanakkale Boğazı’ndaki ilk geminin batmaya başlamasıyla birlikte kendisi şunu söyleyecekti: ‘Komutan Çanakkale’ye geliyordu ve belki de onun bu geçişi uğurlu gelmişti. Sadece iki saat sonra Cevat Paşa şu anda bulunduğumuz gözetleme mevkiine gelmiş ve Çanakkale Boğazı’ndaki gemilerin o son hamlelerini ve onların Çanakkale Boğazı’ndan yavaş yavaş çıkmaya başladığını görecekti. Saat 18 olduğunda yani İngiliz donanması Çanakkale Boğazı’ndan çıkış kararı verdiğinde Cevat Paşa’nın o meşhur "Gittiler, Geçemediler ve Geçemeyecekler" sözünün söylendiği ve Çanakkale Zaferinin izlendiği, Müstahkem Mevkinin bütün komuta kademesinin savaşı idare ettiği merkezin gözetleme noktasından aynı açıyla biz de 111 yıl öncesine buradan bakıyoruz."
Başkan Elbi’den 18 Mart Mesajı
18 Mart 2026 Çarşamba - 00:05 Başkan Elbi’den 18 Mart Mesajı Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Ahmet Elbi mesajında, "Milletimizin tarihine altın harflerle yazılan Çanakkale Zaferi, bundan yıllar önce iman, cesaret ve fedakârlıkla kazanılmış eşsiz bir destandır. Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı söz konusu olduğunda Türk Milleti’nin neleri başarabileceğinin en büyük göstergesidir. ‘Çanakkale Geçilmez’ diyerek yazılan bu destan, sadece bir zafer değil, aynı zamanda milletimizin birlik, beraberlik ve inancının simgesidir" ifadelerine yer verdi. Çanakkale ruhunun gelecek nesillere aktarılmasının önemine değinen Başkan Elbi, "Bizlere düşen en büyük görev, ecdadımızın bizlere emanet ettiği bu vatanı aynı bilinç ve sorumlulukla korumak, birlik ve beraberlik içinde daha güçlü yarınlara taşımaktır. Çanakkale ruhu, bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir. Bu önemli topraklarda yaşadığımız ve neslimizi yetiştirdiğimiz için çok şanslıyız" dedi. Başkan Elbi mesajının sonunda, "Bu duygularla başta Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, destanın tüm kahramanlarını Esad Paşa’yı, Fevzi Çakmak’ı, Kazım Karabekir’i, Bigalı Mehmet Çavuş’u, Seyid Onbaşı’yı, Yahya Çavuş’u, vatan için canla başla mücadele ederek canını veren binlerce Mehmetçiğimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Şehitlerimizin ruhu şad olsun" ifadelerini kullandı.
Atatürk’ün taarruzu değil ölmeyi emrettiği "57. Alay" yeniden kuruldu
17 Mart 2026 Salı - 22:53 Atatürk’ün taarruzu değil ölmeyi emrettiği "57. Alay" yeniden kuruldu Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda 111 yıl önce karadan çıkarma yapan İtilaf Devletleri’ne geçit vermeyerek büyük bir destan yazan 57. Alay tekrar kuruldu. Tarihin en kanlı muharebelerinden birine sahne olan ve dünya harp tarihine geçen ’Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadasındaki Şehitler Abidesi, Seyit Onbaşı Heykeli, 57. Piyade Alayı Şehitliği, Conkbayırı, Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, Kilitbahir Kalesi, Bigalı Kalesi ve Seddülbahir Kalesiyle her yıl binlerce ziyaretçiye Çanakkale ruhunu yaşatmaya devam ediyor. Adım atılan her noktasında Çanakkale Savaşları’nın izlerinin görülmesi mümkün olan, açık hava müzesi niteliği taşıyan Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı hayata geçirdiği ve geçireceği yeni projelerle, Çanakkale Ruhu’nu ve Çanakkale Destanı’nı daha fazla kişiye ulaştırmayı hedefliyor. Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı, Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda kahraman Mehmetçik 111 yıl önce dünyanın en güçlü donanmalarına geçit vermeyerek ’Çanakkale Geçilmez Destanı’ yazdı. 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Boğazı’nı donanmanın zorlamasıyla geçemeyen İtilaf güçleri 25 Nisan tarihinde karaya asker çıkararak kara muharebeleri başladı. Karadan çıkarma yapan İtilaf Devletleri’ne geçit vermeyerek, 57’nci Alay büyük bir destan yazdı. 57’nci Alay tekrar kuruldu Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımında, "Tarihi Alan’da 57. Alay yeniden kuruldu. 57. Alay artık Tarihi Alan’da görev yapacak ve ziyaretçileri o günlere götürecek" notunu düşerek yeniden kurulan alaydan fotoğraflar ekledi.
Ziyarete açılan TCG Heybeliada misafirlerini mest etti
17 Mart 2026 Salı - 12:33 Ziyarete açılan TCG Heybeliada misafirlerini mest etti Çanakkale’de 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’nci yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı ‘TCG Heybeliada’ atmosferi ile misafirlerini mest etti. Çanakkale’de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde görev yapan yerli gemiler ‘TCG Heybeliada’, ‘TCG Kınalıada’ ve ‘TCG Ayvalık’ mayın avlama gemisi, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’nci yıl dönümü çerçevesinde halkın ziyaretine açıldı. Vatandaşlar, savaş gemilerini görmek için uzun kuyruklar oluşturdu. Vatandaşlar, ziyaret sırasında gemiler hakkında merak ettikleri soruları sorma fırsatı da buldu. Bugün sabah saatlerinde ise vatandaşlar TCG Heybeliada’yı gezme fırsatı buldu. Vatandaşlar önce GESTAŞ feribotları ile Çanakkale Boğazı’nda bulunan TCG Heybeliada’yı geçti. Ardından ise savaş gemisini mihmandarlar eşliğinde gezip gemi hakkında bilgi edindi. Ailesi ile bu deneyimi yaşamak isteyen Deniz Börekçi, Edremit’ten geldiklerini söyleyerek "Çok beğendik. Çocuklarımızı gezdirdiğimiz için çok memnun olduk. Sırf bu ziyaret için Edremit’ten geldik buraya çok güzeldi" dedi. Hasan Börekçi ise, "Çocuklar ve milli duyguların gelişmesi için çok güzel bir etkinlik. Memnun olduk" diye konuştu. Etkinliğin minik ziyaretçisi Ayça Artut, ziyaretten duyduğu memnuniyeti şu cümlelerle aktardı: "Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yılı. Gemiye geldik, gezdik. Asker abiler bize izin verdi. Çok güzeldi."
Birinci Dünya Savaşı’ndaki en meşhur Türk askeri fotoğraflarından biri olan fotoğrafın 125. Alay’a ait olduğu ortaya çıktı
17 Mart 2026 Salı - 10:54 Birinci Dünya Savaşı’ndaki en meşhur Türk askeri fotoğraflarından biri olan fotoğrafın 125. Alay’a ait olduğu ortaya çıktı Çanakkale’de Dr. İsmail Sabah, Amerikan Kongre Kütüphanesi arşivinde yer alan ve altında da ilk taarruzda Gazze’yi savunan garnizon açıklamasıyla yayınlanan ve Birinci Dünya Harbi’nin en meşhur Türk askeri fotoğraflarından biri olan fotoğrafın Gazze’de Garnizon olarak konuşlu bulunması nedeniyle 79. Alay’a ait olduğu değerlendirilirken Çanakkale’deki 125. Alay’a ait olduğunu tespit ettiklerini söyledi. Birinci Dünya Savaşı’ndaki en meşhur Türk askeri fotoğraflarından biri olan fotoğraf, "İlk taarruzda Gazze’yi savunan alay" başlığıyla Amerikan Kongre Kütüphanesi Arşivinde yer alıyor. İngilizlerin, Filistin Cephesi’nde 26 Mart 1917 tarihinde Gazze’ye yaptığı ilk taarruzda Gazze’de garnizon olarak 79. Alay konuşlu olduğundan, bu fotoğrafın söz konusu birliğe ait olduğuna inanılıyordu. Sancakta yazan yazı incelendiğinde, bu çok meşhur fotoğrafın aslında 125. Alaya ait olduğu ve sancaktaki kurdelenin de alaya Çanakkale’deki kahramanlığından ötürü verildiği ortaya çıktı. Aynı birliğe ait diğer fotoğrafların, Çanakkale’den sonra Filistin Cephesi’ne savaşmaya giden 125. Alaya ait olduğu belirlendi. 125. Alay, Çanakkale Muharebeleri sona erdikten sonra Binbaşı Rahmi Bey komutasında Filistin Cephesi’ne sevk edildi. Çanakkale’den sonra ilk muharebesine 27 Mart 1917’de Gazze’de girdi. Alay, 27 Mart sabahı Mantartepe olarak bilinen Gazze’ye hakim konumdaki tepeye yaptığı süngü hücumuyla burayı İngilizlerden aldı ve ilk Gazze zaferinin kazanılmasında büyük rol oynadı. Harp Mecmuası’nın 19. sayısında 125. Alayın bu kahramanlığıyla ilgili uzunca bir makale yayımlanırken, makalede, 12. Bölük Komutanı Yüzbaşı İbrahim’in, taarruzdan önce Çanakkale’ye atıfla askerlerine "Çocuklar, ileri! Bu İngilizler Çanakkale’den kaçanlardır. Haydi bir ders daha!" diye seslendiği de yer aldı. ÇOMÜ’den Dr. Öğretim Üyesi İsmail Sabah, sancak üzerinde yaptıkları inceleme ve çalışmada, fotoğrafın 79. Alaya değil, 125. Alay’a ait olduğunu tespit ettiklerini söyledi. Amerikan Kongre Kütüphanesi arşivinde yer alan ve altında da ilk taarruzda Gazze’yi savunan garnizon açıklamasıyla yayınlanan ve Birinci Dünya Harbi’nin en meşhur Türk askeri fotoğraflarından biri olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi İsmail Sabah, "Fotoğrafın açıklamasında ilk taarruzda Gazze’yi savunan Alay açıklaması yazmasından dolayı Gazze’de konuştuğu 79. Alaya ait olduğu sanılmaktaydı. Ancak sancaklar üzerine yapmış olduğumuz bir çalışma esnasında o meşhur fotoğraftaki alay sancağını da incelemeye aldık ve fotoğrafa yaklaşınca aslında bu fotoğrafın 79. Alaya değil, Çanakkale’den yakinen tanıdığımız, hemen arkamızda görmüş olduğumuz bu siperlerde göstermiş olduğu kahramanlık ve fedakarlıklar sonucunda sancağına kurdele alan 125. Alay’a ait olduğunu gördük. Hakikaten sancağın kurdelesini yaklaştırıp kurdele üzerindeki yazıyı okuduğumuzda Çanakkale’de göstermiş olduğu fedakarlık ve kahramanlık nedeniyle 125. Alay sancağına takılan bir kurdele olduğunu görmüş olduk. Yani aslında o meşhur fotoğrafın hikayesi de bambaşka bir hal almaya başladı. Küçük bir dikkat büyük bir ayrıntıyı gözümüzün önüne sermişti. Çünkü 125. Alay, İngilizlerin Filistin cephesinde Gazze’ye ilk taarruzlarında yani 26 Mart 1917 tarihinin hemen ertesi günü 27 Mart tarihinde Gazze’ye girmiş ve Mantar Tepe olarak bilinen ve aynı zamanda Gazze’ye hakim olan tepenin karşı süngü hücumuyla ele geçirilmesinde büyük bir rol oynamıştı. Binbaşı Rahmi Bey komutasındaki 125. Alayın Gazze Muharebesi’nde göstermiş olduğu bu başarı da Harp Mecmuasının 19. sayısında da uzun uzadıya anlatılmıştı. Hatta bu yazı dizisini okuduğumuzda 12. Bölük Komutanı Yüzbaşı İbrahim Efendi’nin vermiş olduğu şu emirle de karşılaşmaktayız. ‘Çocuklar ileri Bu İngilizler Çanakkale’den kaçanlardır, haydi bir ders daha’ diye emir verdiğini görmekteyiz. Yani aslında başka bir çalışma için incelediğimiz bu fotoğrafın sonucunda Çanakkale’den yakinen tanıdığımız ve Çanakkale kahramanı bir alayın hikayesi de gün yüzüne çıkmış oldu. 125. Alay, 1 Mayıs taarruzu öncesinde Çanakkale cephesine gelmiş ve Arıburnu Kuvvetleri Kumandanı Mustafa Kemal Bey’in idaresinde 1 Mayıs taarruzuna iştirak etmiş. Hemen arkamızda sağ tarafta Boyun bölgesine hücum eden 14. Alayı desteklemiştir ve akabindeki süreçte de 57. Alayın komşusu olarak şu an bulunduğumuz Kırmızı Sırt’ta Çanakkale Zaferinin kazanılmasında önemli bir rol oynamıştı. Birinci Dünya Harbi’nin en meşhur fotoğraflarından biri olan fotoğrafın hikayesi de aslında bir Çanakkale kahramanı olan alaya ait olduğu böylece ortaya çıkmış oldu" dedi.