Yerel Haberler
Çanakkale
Dr. Mithat Atabay: "Savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir" 04 Mart 2026 Çarşamba - 13:47:18 ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Aslında baktığımız zaman bu savaşın temeli daha 1990’lara dayanıyor. Çünkü Amerika 1990’larda bir harita yayınlamış ve Orta Doğu bölgesindeki devletlerin çeşitli şekillerde parçalanacağını ilan etmişti" dedi. ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin İhlas Haber Ajansı’na (İHA) açıklamalarda bulundu. Dr. Mithat Atabay, "Amerika, İran’ı dize getirmek için bütün gücünü kullanarak İsrail’le birlikte hareket ediyor ve bu savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir" ifadelerini kullandı. ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, bu savaşın temellerinin öncesinde atıldığını belirterek, "Aslında baktığımız zaman bu savaşın temeli daha 1990’lara dayanıyor. Çünkü Amerika 1990’larda bir harita yayınlamış ve Orta Doğu bölgesindeki devletlerin çeşitli şekillerde parçalanacağını ilan etmişti. Başlangıçta bu hayal gibi görünse de baktığımız zaman son 30 yılda bunun son ayaklarından bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle İran bölgesinde önemli bir güç. Çünkü Orta Doğu coğrafyasında üç temel halk var. Bunlardan bir tanesi Araplar, bir tanesi Acemler, biri de Türkler. Bu üç halk birbirleriyle de aynı zamanda egemenlik savaşı da yapmışlardır tarih boyunca. Bunlar her zaman dışarıdan gelecek olan güçlere karşı da aslında iş birliği içerisinde oldular. Ama baktığımız zaman 20. yüzyıl ve 21. yüzyıl Orta Doğu coğrafyasında enerji kaynaklarının bulunduğu bir yer olarak karşımıza çıktı ve adeta dünyanın kalbi olarak kendisini ön plana çıkardı. En büyük rakip olarak da baktığımız zaman İran’ı görüyoruz. Çünkü İran 1979 yılındaki özellikle İslam devrimi sonrasında ön plana çıktı ve kendisi gibi Şii olan gruplarla birlikte Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in en büyük düşmanı olarak karşılarına çıktı. Amerika Birleşik Devletleri 1990’dan itibaren Orta Doğu’daki devletleri birer birer dize getirdikten sonra sıra İran’a gelmişti. Bunu da özellikle İran’ın nükleer güç olarak ortaya çıkmasını gerekçe göstererek, gerçekte ise İran’ın bir siyasi güç ve askeri güç olarak varlığını ezmek amacıyla böyle bir saldırıya geçti ve bu saldırı önce 12 gün savaşıyla kendisini gösterdi. Şimdi ise Amerika, İran’ı dize getirmek için bütün gücünü kullanarak İsrail’le birlikte hareket ediyor ve bu savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir" dedi. Savaşın ne kadar elektronik bir savaş da olsa mutlaka bir kara harekatı ile sonuca varılacağını söyleyen Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, "Tabii baktığımız zaman bu savaş aslında bir elektronik savaş olarak karşımıza çıkıyor. Ama savaşlar hiçbir zaman hava kuvvetleri veyahut da bu tür füze saldırılarıyla sonuçlanmıyor. Mutlaka kara harekatı gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri, İran içerisindeki çeşitli grupları da ayaklandırmak vasıtasıyla iç savaş çıkarmak istiyor. Ancak şu ana kadar bunda başarılı olamadığını görüyoruz. Eğer bu şekilde devam ederse İran karşılık verecek ve bu karşılık çerçevesinde de orada bir kaos ortamı ortaya çıkacak. İran, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu direncini kırmak için körfezdeki ülkelere ve Amerika’nın üstlerine saldırılar gerçekleştirirken aynı zamanda bugün de Hürmüz Boğazı’nı kapattı ve petrolü bir silah olarak kullanma yolunu tercih etti. Bu durumda tabii buradaki kaos dünya ekonomisini derinden etkileyecek" şeklinde konuştu. Türkiye’nin yeni bir göç dalgası için tedbirli olması gerektiğini kaydeden Dr. Mithat Atabay, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye’ye baktığımız zaman Türkiye özellikle bu savaşın uzun sürmesi karşısında yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalacak. Bu durumda Türkiye’nin tedbirli olması gerekiyor. Ayrıca Türkiye petrolü ve doğal gazı dışarıdan almaktadır. Hem kuzeyinde hem de doğusunda böyle bir savaş durumunda bunların fiyatları hıza artacağı öngörülmektedir. Türkiye’nin ödemeler dengesinde açık meydana gelecek. Bu açık iki şekilde kapanabilir. Bir tanesi ya borç para bularak bunları karşılamak veyahut da Türkiye’de özellikle fiyatları artırmak. Fiyatları artırdığınız zaman çünkü vergi toplayacaksınız ama sabit gelirlerin kazançlarını veyahutta maaşları artmadığı zaman veya çiftçinin gelirleri artmadığı zaman zengin ile fakir arasındaki uçurum artacak. Böyle durumda tabii fakirlik arttığı zaman hastalıklar ve ekonominin sağlıksız bir şekilde devam etmesi gibi bir olayla karşı karşıya kalacak Türkiye. Bunun benzer bir durumu 1973’te petrolün özellikle savaş aracı olarak kullanılması döneminde Türkiye yaşamıştı. Türkiye o zaman cari açık nedeniyle büyük bir kaosa girdi. Sürekli yüksek enflasyon ve ülke içerisinde de özellikle anarşinin tırmanması şeklinde kendini gösterdi." Türkiye’nin ekonomik olarak bu savaşı atlatması için üretime önem vermesi gerektiğini vurgulayan Dr. Atabay, sözlerine şöyle devam etti: "Tabii Türkiye’nin bunu atlatabilmesi için önce üretime önem vermesi gerekiyor. Ayrıca Avrupa ve diğer ülkelerle ticaretine hız vermesi ve özellikle de ticareti yaparken kendi öz kaynaklarına dayanarak ve kendi özellikle yeraltı kaynakları ve tarım ürünlerinin üretimini artırıp bunları dünyaya pazarlaması gerekiyor. Son zamanlarda gördüğümüz üzere mesela petrol fiyatları artarken bir taraftan da buğday fiyatlarının arttığını dünyada görüyoruz. O yüzden Türkiye’nin tarım ürünlerinin üretimine önem vermesi ve kendi kaynaklarını ve kendi öz değerlerini kullanarak bunları planlaması gerekiyor. Aksi takdirde Türkiye dışarıdan borç alarak bunu yüksek faizlerle ödemek durumuyla karşı karşıya kalacak. O durumda da Türkiye’nin tabii ödemeler dengesi açık vereceği için Türkiye’de fakirle zengin arasındaki uçurum artacak."
04 Mart 2026 Çarşamba - 10:37 Çanakkale’de aranan 159 şahıs yakalandı Çanakkale’de gerçekleştirlen denetimlerde farklı suçlardan aranan 159 şahıs yakalanırken 19 araca ise el konuldu. İl Jandarma Komutanlığı ve Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) 23 Şubat-1 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen denetimlerde 60 bin 815 şahıs ve 72 bin 416 araç sorgusu gerçekleştirildi. Kontrollerde aranması bulunan 119 şahıs yakalanırken 19 araç ele geçirildi. ’Basit tehdit’ suçundan hakkında 18 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’borçlunun ödeme şartını ihlal’ suçundan hakkında 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’kasten yaralama’ suçundan hakkında 6 ay 20 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’nitelikli emval veren ağaç kesme’ suçundan tutuklamaya yönelik cezası bulunan 1 şüpheli, ’hakaret’ suçundan hakkında 30 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’vergi usul kanununa muhalefet’ suçundan hakkında 3 yıl 1 ay 15 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’kişilerin huzur ve sükununu bozma’ suçundan hakkında 13 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’kamu kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması’ suçundan 4 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlama’ suçundan 2 yıl 11 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’2863 Sayılı Yasaya Muhalefet’ suçundan 2 yıl 1 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’izinsiz olarak ateşli silah ve mermileri ülkeye sokma imal etme nakletme satma’ suçundan 10 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, çeşitli suçlardan ifadelerinin alınmasına yönelik 29 şüpheli olmak üzere toplam 40 şüpheli yakalandı. Jandarmadaki işlemleri aradından mahkemeye çıkan şüphelilerden 11’i tutuklandı.
Çanakkale’de 2 gün sevgilisinin streç filme sarılı cesediyle aynı evde yaşadı
22 Temmuz 2025 Salı - 10:36 Çanakkale’de 2 gün sevgilisinin streç filme sarılı cesediyle aynı evde yaşadı Çanakkale’de kendisinden 3 gündür haber alınamayan 63 yaşındaki Özbekistan uyruklu Dinara Alya Urkasimova evinde ölü bulundu. Alya Urkasimova’nın evinde sevgilisi Metin K. (47) cinayet şüphelisi olarak gözaltına alındı. Streç filmine sarılı halde polis tarafından cansız bedeni bulunan Urkasimova’nın sevgilisinin polisteki ilk ifadesinde, "Masaj yaptığı sırada fenalaştı. Bir anda nefessiz kaldı. Kalp masajı yaptım. Geri döndüremedim. Öldüğü için korktum. Kimseye haber veremedim" dedi. Çanakkale’de yaşayan Özbekistan uyruklu Dinara Alya Urkasimova’dan haber alamayan yakınları dün polise haber verdi. Esenler Mahallesi Kocatepe Sokak’taki Neydim Sitesi’ndeki apartmanın 5’inci katına giden polisler kapıyı çaldı. Kapıyı Dinara Alya Urkasimova’nın sevgilisi Metin K. açtı. Polis ekiplerinin Alya Urkasimova’nın nerede olduğunu sorması üzerine Metin K., kapısını kilitlediği masaj odasını gösterdi. Kapısı açılan odada streç filmine sarılı Dinara Alya Urkasimova’nın cesediyle karşılaşan polis ekipleri sevgilisi Metin K.’yi gözaltına aldı. Savcılık ve Olay Yeri İnceleme ekiplerinin incelemesinin ardından Urkasimova’nın cenazesi, Mehmet Akif Ersoy Çanakkale Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Urkasimova’nın kesin ölüm nedeni yapılacak olan otopsi sonrası netlik kazanacak. "Masaj yaptığı sırada fenalaştı. Bir anda nefessiz kaldı, öldüğü için korktum. Kimseye haber veremedim" Polis tarafından gözaltına alınan Dinara Alya Urkasimova’nın sevgilisi Metin K.’nin ilk ifadesi de ortaya çıktı. Metin K. polisteki ilk ifadesinde, "2 gün önce 02.00 sıralarında alkol tükettik. Sonrasında masaj yaptığı sırada bir anda fenalaştı. Nefessiz kaldı. Kalp masajı yaptım, geri döndüremedim. Öldüğü için korktum. Kimseye haber veremedim. 2 gün cesetle aynı evde kaldım. Ben öldürmedim" dedi. WhatsApp durum güncellemesine yazdı Öte yandan, dün evinde cansız bedeni bulunan Alya Urkasimova’nın 20 Temmuz Pazar günü WhatsApp durum güncellemesine "Evlilik hazırlığı içindeyim bir süreliğine Çanakkale dışında olacağım, sosyal medyaya bakmayacağım" yazdığı ortaya çıktı. Polisin olayla ilgili başlattığı inceleme devam ediyor.
Orman yangınından etkilenen hayvanlara ilk müdahale çok önemli
21 Temmuz 2025 Pazartesi - 09:39 Orman yangınından etkilenen hayvanlara ilk müdahale çok önemli Çanakkale’de Veteriner Hekim Esra Şanlıtürk, orman yangınlarından etkilenen hayvanlara ilk müdahalenin hayati önem taşıdığını belirterek, yaralı hayvanın üzerine direkt su dökülmemesi ve su içirilirken dikkatli olunması gerektiği konularında uyarılarda bulundu. Veteriner Hekim Esra Şanlıtürk, yangınlardan sonra hayvanlara yapılan ilk müdahalenin çok önemli olduğunu açıkladı. Veteriner Hekim Şanlıtürk, yangından etkilenen hayvanlarda deri bozulmalarından ziyade dumandan kaynaklı akciğer problemlerine öncelik verilmesi gerekliliğine değinerek hayvanların da dumanlı sahalardan çıkarılırken solunum yollarının bir bez yardımıyla filtrelenmesi gerektiğini aktardı. Yangında doku kaybı yaşayan bir hayvana direkt su veya buz uygulaması yapılmaması gerektiğini vurgulayan Şanlıtürk, bir nemli bez yardımıyla temas edilmesi gerektiğini söyledi. Şanlıtürk, yangından etkilenen bir hayvanın tedavi sürecinin ise 1-2 ay aralığında olduğunu ifade etti. Orman yangınlarından etkilenen hayvanlarda öncellikle duman kaynaklı akciğer problemlerine dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Veteriner Hekim Esra Şanlıtürk, "Orman yangınlarında deri doku bozulmalarının yanında asıl önceliğimiz aslında dumandan kaynaklı akciğer problemleri. Karbonmonoksit zehirlenmeleri sonucunda aslında birçok hayvan yanmaktan ziyade boğularak ölüyorlar. Orman yangınları dediğimiz olay zaten yaklaşık yarım saat içinde hektarlarca alana ulaşabiliyor. Acil müdahaleyi yapmamız neredeyse imkansız hale geliyor. Yangını söndürdükten sonra hayvanları çıkardığımızda ya hayvanlar tamamen saf oksijene maruz bırakılmalı hayvan eğer bunu yapamıyorsak hala duman içerisindeyse kendi tişörtümüz dahi olabilir hafif üzerine su döküp biz insanlarda da olduğu gibi burunlarını ağızlarını kapatarak o bölgeden çıkartabiliriz" dedi. Hayvanlarda yangın kaynaklı yaşanan deri bozulmalarında direkt su veya buz uygulamasının tehlikeli olacağını vurgulayan Şanlıtürk, "Hayvanlarda deri bütünlüğünü bozan yanıklarda özellikle suyla müdahale buzla müdahalenin dışında bir tişörtünüz ya da havlu ya da başka bir şey hepimizin aracında ya da etrafında bir bez parçası oluyor bunu biraz suyla ıslatıp o bölgeyi nemlendirseniz çok daha iyi olur. Tüylerin ya da derinin, bu kanatlı da olabilir bir yılan da olabilir. Derinin daha fazla tahribat görmesini engellersiniz. Bunlarla o alanı kapatıp da acil ekiplerine teslim ettiğinizde bizim işimiz de çok daha kolay olacaktır. Şimdi aslında için için yanar kıl yapısı bunun üzerine su bastığımızda kılın altında deriye nüfuz eden kısım daha da şiddetli bir hale dönüşüyor ve enfeksiyon üremeye yatkın bir hale geliyor. Bu aşamada derinin de üstünü nemli bir şeyle kapatıp oradaki acıyı azaltmak çok daha doğrudur. Bilinenin aksine buz uygulamak durumu çok daha şiddetlendirir" ifadelerini kullandı. Kaplumbağaların diğer hayvanlara nazaran kabuklu bir hayvan oldukları için vücut sıcaklıklarının düşürülmesi ve nemlendirilmesi için ise su uygulamasının iyi geleceğini açıklayan Esra Şanlıtürk, "Kaplumbağalar bir tık daha farklıdır diğerlerine nazaran. Kaplumbağalar kabukları gereği çok kalın bir kabuğun içindeler. Yangına maruz kaldıklarında kabuk evet kabuğu söndürebiliyorsunuz ama o kabuğun içerisindeki ısı miktarı artmaya devam ediyor. Çoğunlukla kaplumbağalar için yapabileceğimiz şeyler çok az oluyor. Ama bir kaplumbağa gördüğünüzde bu sefer uygulamayın dediğim şey su uygulama olayı burada işe yarayacaktır çünkü kabuğun üzerinden su geçemeyeceği için en azından deriden biraz nemlenme sağlanabilir. Onun dışında zaten yangınla birlikte kabukları çatlıyor bu gibi olaylarda kabuğun içine olabildiğince su vermeye çalışabilirler" diye konuştu. Yangın etkisiyle strese giren hayvanlara su içirilirken daha dikkatli olunması gerektiğini belirten Şanlıtürk, "Mutlakla hayvanlara su içirmeye çalışsınlar ama bunda da dikkatli olsunlar bizim gibi kolay su içebilen varlıklar değiller. Solunum stresiyle birlikte boğazlarında kalma ihtimali, aspire etme ihtimalleri çok fazla. Az az da olsa su içirmeye çalışsınlar" dedi. Orman yangınlarında karşılaşılan hayvanların vahşi canlılar olduğunun altını çizen Şanlıtürk, "Yaklaşırken biraz daha dikkatli yaklaşmaları gerekiyor çünkü canı acıyan ya da bölgesi tehdit edilen bütün hayvanlar aslında tehlikeyle birlikte daha saldırgan hale geliyorlar. Yardım etmeye çalışırken kendimize de zarar vermememiz gerekiyor. Bir yılanı, oluklu kertenkeleyi bir dal parçasıyla alıp ondan sonra bir şeyin içine alabilirler. Yangın sırasında en fazla karşılaştığınız canlılar ne yazık ki domuzlar ve yaban hayvanları. İşte çakallar, kurtlar, ayılar oluyor. Onlara da bırakın siz değil gerçekten bu işi bilen insanlar yaklaşsın çok çok ciddi sorunlar doğurabiliyor. Olabildiğince yetkililere haber verirseniz sadece bizler değil orman ekipleri de itfaiye ekipleri de zaten yaban hayvanlarına nasıl yaklaşmaları gerektiğinin eğitimini alan insanlar" şeklinde konuştu. Orman yangınlarından etkilenen hayvanların yaklaşık 1-2 ay tedavi süreçleri olduğunu aktaran Şanlıtürk, sözlerine şöyle devam etti: "Sonrasında da asıl önemli kısım geliyor acil müdahaleyi yaptıktan sonra nereye götürmemiz gerekiyor hayvanı çünkü halkın yapabileceği yaklaşık 15 dakikalık kısımdan oluşuyor. Sonrasında bizim tedavi aşamamız yaklaşık 1 ay, 2 ay süren bir tedaviye dönüşüyor. Deri tedavisi bir şekilde toparlanabiliyor. Evet maddi hasarlı yaralara girer yani doku kaybı vardır, iyileşmesi uzun sürer, çoğunlukla deri bütünlüğü bozulduğu için dikiş atılmaya müsait dokular değildir hatta kasın bile çok büyük bir kısmını kaybedebiliyoruz. Bu aşamada ya açık yara tedavisi uyguluyoruz ya da sonrasında pansuman o bölgeyi kapatarak tedaviler yapılıyor. Tamamen aynı şekilde yanmış ya da yarası oluşmuş hayvanda farklı seçenler seçebiliyoruz. Dokunun ne kadar nekroze olduğuna, dokunun hangi organlar yakın olduğuyla ya da en kötü kısmı damar alanlarına ne kadar yakınız bunlarla beraber yapacağımız tedaviler de çok çok değişiyor."