Yerel Haberler
Çanakkale
Dr. Öğr. Üyesi Taşçı: "Türkiye çok büyük bir diplomatik ahlak örneği sergiliyor" 05 Mart 2026 Perşembe - 10:43:44 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırıları sonrası Türkiye’nin diplomatik tutumu hakkında yaptığı açıklamada, "Türkiye Barış Pınar’a harekatı yapıp PKK’lıları hedef aldığında her gün ona resmi devlet televizyonundan lanetler okuyan bir İran var. Aynı şekilde sürekli sıradaki Türkiye diyen bir İsrail var. Bütün bunlara rağmen, Kerkük seçimlerinde bize yapılanlara rağmen, Suriye’de İran’ın yaptıklarına rağmen Türkiye, şu an komşuluk ahlakı ve diplomatik ahlakını konuşturarak, araya girerek Amerika’nın önünde bent olmaya çalışıyor" dedi. ÇOMÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası İlişkiler ve Politika Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Necat Taşcı, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırıları karşısında Türkiye’nin diplomatik pratiklerine ilişkin İhlas Haber Ajansına açıklamalarda bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Dolayısıyla Türkiye’nin bu tavrını İran’ın da kaybetmek istemeyeceğini, İsrail’in bütün dünyayı ve bölgeyi karşısına almışken bir de ekstra Türkiye’yi karşısına almak istemeyeceğini, Amerika’nın da aynı şekilde bu kadar hesap kitap konusunda şaşırdığı bir denklemin içerisinde yeni bir pusulaya ihtiyaç duyacağı için Çin’le girişeceği rekabette Türkiye’ye onunda sandığından daha çok ihtiyacı olduğunu bildiğinden dolayı karşısına almayacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı. ABD’nin, İsrail’in ve İran’ın böyle bir atmosferin içerisinde bir de Türkiye’yi karşısına almayacağını vurgulayan Taşçı, "ABD’nin, İsrail’in ve İran’ın böyle bir atmosferin içerisinde bir de Türkiye gibi bir gücü karşısına almayı göze alamayacağını düşünüyorum. Bunun Amerika perspektifinden birinci ve temel nedeni, Amerika biliyorsunuz önümüzdeki birkaç sene içerisinde gerçekten çok çetin bir mücadeleye Çin’le girişeceğini öngörüyor. Özellikle Türkiye’den büyük bir geniş bir coğrafyada vaat ettikleri var Amerika Birleşik Devletleri’ne. Amerika bunu kaybetmek istemiyor. İsrail’in özellikle son 2 buçuk senelik soykırımla beraber bölgeden izole olması, İran’ın politikaları sebebiyle bölge ülkeleri arasındaki uçurumun genişlemiş olması ve şu son İran’ın özellikle körfez ülkelerin hedef almasıyla bu uçurumun açılması Türkiye’ye bütün aktörlerin hem Amerika’nın dış politika önceliklerinin ihtiyacı olduğunu gösteriyor bu bölgede. O yüzden mesela biz Amerika’yı bu konuda eleştiriyoruz" dedi. Türkiye’nin bölgesel ’üçüncü onurlu bir yol oluşturabiliriz’ söylemlerine mesafeli yaklaşan körfez ülkelerinin Türkiye’nin ne kadar haklı olduklarını şimdi fark ettiklerini belirten Dr. Öğretim Üyesi Taşçı, "Amerika’nın şu anda Suudi Arabistanlı yetkililer mesela El Cezire’de çıkıp bizi sattı. Yani o hava savunma sistemleri İsrail’i korumak için orası öncelendi ve biz yarı yolda bırakıldık diyorlar, bu bir. Diğer taraftan Çin çok iyi bir imtihan vermedi. İran’da Pezeşkiyan kendi ağzıyla artık alenen eleştirecek raddeye geldi biliyorsunuz. Bu da mesela Çin’le müttefik olma ihtimali olan ülkeler için bir ders. Dolayısıyla bu senaryo hem Amerika’nın hem Çin’in yani yağmurdan kaçarken doluya tutulma senaryosuna döndürdüğü için bölgedeki aktörleri Türkiye’yi ön plana çıkarıyor. Nasıl? Türkiye’nin daha önce söylediği ve belirttiği bizim bölgesel üçüncü onurlu bir yol oluşturabiliriz minvali söylemleri, bölgesel bir inisiyatif oluşturmalıyız minvali söylemlerine zamanında sadece Türkiye söylüyor diye, maalesef bazı körfez ülkeleri mesafeli yaklaşmışlardı. Şu an geldiğimiz senaryo Türkiye’nin aslında bunu söylerken ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla bu akıl sahadaki gerçekliklerle beraber desteklenmişken bir realize edilebilirse, Türkiye öncülüğünde böyle bir organizasyon ortaya çıkarabilirse, Müslüman ülkeler, bölge ülkeleri bu hem Gazze’deki, hem bölgedeki hem de bundan sonra yeni jeopolitik denklemler içerisindeki birçok dengeyi değiştirmeye namzet olabilir" şeklinde konuştu. Savaş durumunda Türkiye’nin diplomatik ve komşuluk ahlakını konuşturduğunu kaydeden Taşçı, şu ifadeleri kullandı: "Buradan şunu söylemek ile çalışmıyorum yani siyasi bir pragmatizm yapmıyorum ama zaten Türkiye çok büyük bir diplomatik ahlak örneği sergiliyor. Bakın Türkiye Barış Pınar’a harekatı yapıp PKK’lıları hedef aldığında her gün ona resmi devlet televizyonuna lanetler okuyan bir İran var. Aynı şekilde sürekli sıradaki Türkiye diyen bir İsrail var. Bütün bunlara rağmen, Kerkük seçimlerinde bize yapılanlara rağmen, Suriye’de İran’ın yaptıklarına rağmen Türkiye, şu an komşuluk ahlakı ve diplomatik ahlakını konuşturarak, araya girerek Amerika’nın önünde bent olmaya çalışıyor. Türkiye bunu yaparken, Allah korusun ama benzeri bir durum başına gelseydi aynısının kendisine yapılmayacağını biliyor. Dolayısıyla Türkiye’nin bu tavrını İran’ın da kaybetmek istemeyeceğini, İsrail’in bütün dünyayı ve bölgeyi karşısına almışken bir de ekstra Türkiye’yi karşısına almak istemeyeceğini, Amerika’nın da aynı şekilde bu kadar hesap kitap konusunda şaşırdığı bir denklemin içerisinde yeni bir pusulaya ihtiyaç duyacağı için Çin’le girişeceği rekabette Türkiye’ye onunda sandığından daha çok ihtiyacı olduğunu bildiğinden dolayı karşısına almayacağını düşünüyorum."
04 Mart 2026 Çarşamba - 13:47 Dr. Mithat Atabay: "Savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir" ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Aslında baktığımız zaman bu savaşın temeli daha 1990’lara dayanıyor. Çünkü Amerika 1990’larda bir harita yayınlamış ve Orta Doğu bölgesindeki devletlerin çeşitli şekillerde parçalanacağını ilan etmişti" dedi. ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin İhlas Haber Ajansı’na (İHA) açıklamalarda bulundu. Dr. Mithat Atabay, "Amerika, İran’ı dize getirmek için bütün gücünü kullanarak İsrail’le birlikte hareket ediyor ve bu savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir" ifadelerini kullandı. ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, bu savaşın temellerinin öncesinde atıldığını belirterek, "Aslında baktığımız zaman bu savaşın temeli daha 1990’lara dayanıyor. Çünkü Amerika 1990’larda bir harita yayınlamış ve Orta Doğu bölgesindeki devletlerin çeşitli şekillerde parçalanacağını ilan etmişti. Başlangıçta bu hayal gibi görünse de baktığımız zaman son 30 yılda bunun son ayaklarından bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle İran bölgesinde önemli bir güç. Çünkü Orta Doğu coğrafyasında üç temel halk var. Bunlardan bir tanesi Araplar, bir tanesi Acemler, biri de Türkler. Bu üç halk birbirleriyle de aynı zamanda egemenlik savaşı da yapmışlardır tarih boyunca. Bunlar her zaman dışarıdan gelecek olan güçlere karşı da aslında iş birliği içerisinde oldular. Ama baktığımız zaman 20. yüzyıl ve 21. yüzyıl Orta Doğu coğrafyasında enerji kaynaklarının bulunduğu bir yer olarak karşımıza çıktı ve adeta dünyanın kalbi olarak kendisini ön plana çıkardı. En büyük rakip olarak da baktığımız zaman İran’ı görüyoruz. Çünkü İran 1979 yılındaki özellikle İslam devrimi sonrasında ön plana çıktı ve kendisi gibi Şii olan gruplarla birlikte Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in en büyük düşmanı olarak karşılarına çıktı. Amerika Birleşik Devletleri 1990’dan itibaren Orta Doğu’daki devletleri birer birer dize getirdikten sonra sıra İran’a gelmişti. Bunu da özellikle İran’ın nükleer güç olarak ortaya çıkmasını gerekçe göstererek, gerçekte ise İran’ın bir siyasi güç ve askeri güç olarak varlığını ezmek amacıyla böyle bir saldırıya geçti ve bu saldırı önce 12 gün savaşıyla kendisini gösterdi. Şimdi ise Amerika, İran’ı dize getirmek için bütün gücünü kullanarak İsrail’le birlikte hareket ediyor ve bu savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir" dedi. Savaşın ne kadar elektronik bir savaş da olsa mutlaka bir kara harekatı ile sonuca varılacağını söyleyen Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, "Tabii baktığımız zaman bu savaş aslında bir elektronik savaş olarak karşımıza çıkıyor. Ama savaşlar hiçbir zaman hava kuvvetleri veyahut da bu tür füze saldırılarıyla sonuçlanmıyor. Mutlaka kara harekatı gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri, İran içerisindeki çeşitli grupları da ayaklandırmak vasıtasıyla iç savaş çıkarmak istiyor. Ancak şu ana kadar bunda başarılı olamadığını görüyoruz. Eğer bu şekilde devam ederse İran karşılık verecek ve bu karşılık çerçevesinde de orada bir kaos ortamı ortaya çıkacak. İran, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu direncini kırmak için körfezdeki ülkelere ve Amerika’nın üstlerine saldırılar gerçekleştirirken aynı zamanda bugün de Hürmüz Boğazı’nı kapattı ve petrolü bir silah olarak kullanma yolunu tercih etti. Bu durumda tabii buradaki kaos dünya ekonomisini derinden etkileyecek" şeklinde konuştu. Türkiye’nin yeni bir göç dalgası için tedbirli olması gerektiğini kaydeden Dr. Mithat Atabay, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye’ye baktığımız zaman Türkiye özellikle bu savaşın uzun sürmesi karşısında yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalacak. Bu durumda Türkiye’nin tedbirli olması gerekiyor. Ayrıca Türkiye petrolü ve doğal gazı dışarıdan almaktadır. Hem kuzeyinde hem de doğusunda böyle bir savaş durumunda bunların fiyatları hıza artacağı öngörülmektedir. Türkiye’nin ödemeler dengesinde açık meydana gelecek. Bu açık iki şekilde kapanabilir. Bir tanesi ya borç para bularak bunları karşılamak veyahut da Türkiye’de özellikle fiyatları artırmak. Fiyatları artırdığınız zaman çünkü vergi toplayacaksınız ama sabit gelirlerin kazançlarını veyahutta maaşları artmadığı zaman veya çiftçinin gelirleri artmadığı zaman zengin ile fakir arasındaki uçurum artacak. Böyle durumda tabii fakirlik arttığı zaman hastalıklar ve ekonominin sağlıksız bir şekilde devam etmesi gibi bir olayla karşı karşıya kalacak Türkiye. Bunun benzer bir durumu 1973’te petrolün özellikle savaş aracı olarak kullanılması döneminde Türkiye yaşamıştı. Türkiye o zaman cari açık nedeniyle büyük bir kaosa girdi. Sürekli yüksek enflasyon ve ülke içerisinde de özellikle anarşinin tırmanması şeklinde kendini gösterdi." Türkiye’nin ekonomik olarak bu savaşı atlatması için üretime önem vermesi gerektiğini vurgulayan Dr. Atabay, sözlerine şöyle devam etti: "Tabii Türkiye’nin bunu atlatabilmesi için önce üretime önem vermesi gerekiyor. Ayrıca Avrupa ve diğer ülkelerle ticaretine hız vermesi ve özellikle de ticareti yaparken kendi öz kaynaklarına dayanarak ve kendi özellikle yeraltı kaynakları ve tarım ürünlerinin üretimini artırıp bunları dünyaya pazarlaması gerekiyor. Son zamanlarda gördüğümüz üzere mesela petrol fiyatları artarken bir taraftan da buğday fiyatlarının arttığını dünyada görüyoruz. O yüzden Türkiye’nin tarım ürünlerinin üretimine önem vermesi ve kendi kaynaklarını ve kendi öz değerlerini kullanarak bunları planlaması gerekiyor. Aksi takdirde Türkiye dışarıdan borç alarak bunu yüksek faizlerle ödemek durumuyla karşı karşıya kalacak. O durumda da Türkiye’nin tabii ödemeler dengesi açık vereceği için Türkiye’de fakirle zengin arasındaki uçurum artacak."
04 Mart 2026 Çarşamba - 10:37 Çanakkale’de aranan 159 şahıs yakalandı Çanakkale’de gerçekleştirlen denetimlerde farklı suçlardan aranan 159 şahıs yakalanırken 19 araca ise el konuldu. İl Jandarma Komutanlığı ve Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) 23 Şubat-1 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen denetimlerde 60 bin 815 şahıs ve 72 bin 416 araç sorgusu gerçekleştirildi. Kontrollerde aranması bulunan 119 şahıs yakalanırken 19 araç ele geçirildi. ’Basit tehdit’ suçundan hakkında 18 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’borçlunun ödeme şartını ihlal’ suçundan hakkında 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’kasten yaralama’ suçundan hakkında 6 ay 20 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’nitelikli emval veren ağaç kesme’ suçundan tutuklamaya yönelik cezası bulunan 1 şüpheli, ’hakaret’ suçundan hakkında 30 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’vergi usul kanununa muhalefet’ suçundan hakkında 3 yıl 1 ay 15 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’kişilerin huzur ve sükununu bozma’ suçundan hakkında 13 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’kamu kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması’ suçundan 4 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlama’ suçundan 2 yıl 11 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’2863 Sayılı Yasaya Muhalefet’ suçundan 2 yıl 1 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’izinsiz olarak ateşli silah ve mermileri ülkeye sokma imal etme nakletme satma’ suçundan 10 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, çeşitli suçlardan ifadelerinin alınmasına yönelik 29 şüpheli olmak üzere toplam 40 şüpheli yakalandı. Jandarmadaki işlemleri aradından mahkemeye çıkan şüphelilerden 11’i tutuklandı.
Ezan sesini duyabilmek için köydeki evinin çatısına sistem kurdu
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 09:38 Ezan sesini duyabilmek için köydeki evinin çatısına sistem kurdu Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar Köyü Kumbağlar Mevkii’nde 5 yıldan bu yana devam eden ezan sessizliği son buldu. Yazlık evinde yaz kış oturan Ebru Erdönmez, müftülük hoparlörüne zarar verilmesine engel olmak için müftülükçe temin edilen telsiz sistemiyle çalışan cami hoparlörünü evinin çatısına taktırdı. Bölgede yazlık evlerin bulunduğu Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar Köyü Kumbağlar mevkii köye 4 kilometre uzaklıkta olduğu için Ayvacık Müftülüğü önceki yıllarda buraya elektrik direklerine hoparlör taktırarak bölge halkının ezan sesini duymasını sağladı. Fakat, zaman geçtikçe cami hoparlörü kimliği belirsiz kişilerce tahribata uğratıldı. Müftülük 2 kez tamir ettirdiği hoparlör bir süre çalıştıktan sonra yeniden tahribata uğradı. 2020 yılında Kumbağlar’daki yazlık evinde yaz kış oturmaya başlayan Ebru Erdönmez ise yazlığına gelince ezan sesini bir daha duyamadığını farketti. Ebru Erdönmez, bu durumun ardından çareyi CİMER’e ve Ayvacık Müftülüğü’ne başvurmakla buldu. Müftülüğün ilgisiyle birlikte köye gönderilen teknik ekip, hoparlör sisteminde bilinçli bir sabotaj yapıldığını ortaya çıkardı. Erdönmez’in ifadesine göre müftülük adına hoparlörü yerleştiren usta, cihazın insan eliyle kırıldığını ve ezan sesini ileten kabloların kesildiğini söyledi. Bu müdahale nedeniyle bölge sakinleri uzun süredir ezan sesinden mahrum kalmıştı. Yaşanan bu duruma duyarsız kalmayan Erdönmez, müftülükle birlikte hareket ederek yeni bir hoparlör temin etti. Hoparlörün tekrar zarar görmesini engellemek amacıyla cihazın kendi evinin çatısına takılmasını teklif etti. Müftülükçe kabul edilmesiyle beraber telsiz hoparlör Erdönmez’in evinin çatısına taktırıldı. Bölge sakinleri ise ezan sesini bölgede yeniden duymaya başladı. Ezan sesini bölgede yeniden duyulmasına öncülük eden 49 yaşındaki Erdönmez yaşadıklarını İHA muhabirine anlattı. Erdönmez, "Ben İstanbul’da doğdum, büyüdüm. Kendim inşaat mühendisiyim. İstanbul’da çalışıyorum. Pandemi dönemiyle beraber uzaktan çalışma mümkün oldu ve ben Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinin Gülpınar köyü Kumbağlar mevkiindeki yazlığıma taşındım. Burada yaşarken, ezan okunmadığını farkettim. Bu konuda CİMER’e başvuruda bulundum. Başvuralar neticesinde müftülükle iletişime geçtim. Ne yapalım, nasıl yapalım da ezan sesini burada duyuralım dedik. Pandemi öncesinde ise burada ezan sesi duyuluyormuş. Burası bakir bir yer olabilir ama burada cami hoparlörü varmış. Biz Gülpınar köyüne 4 kilometre mesafedeyiz. Önceden köyümüzde okunan ezan, hoparlörler vasıtasıyla burada okunuyordu. Fakat hoparlörler insan eliyle tahribata uğratıldığı belirlendi müftülükçe. Kablolarına zarar verilmiş. Biz ezan sesini tekrar yeniden nasıl duyururuz diye düşündük. Müftülükle beraber hareket ettik. Yeniden bir cihaz alalım dedik. Cihaz alındı. Bağış yapanlarımız oldu. Cihazı temin ettik. Acaba nereye koyalım konusu gündeme geldi. Çünkü yeniden tahribata uğrayabilirdi. Elektrik direği veya herhangi bir yerde zarar uğramasın dedik. Biz bu hoparlör sistemini kendi evimizin çatısına koymayı teklif ettik. Çünkü burası özel mülk kimse giremez diye aklımıza geldi. Ezan sesini duymak istemeyenler de cihaza zarar veremez dedik. Müftülük de kabul etti. Cihazı koruma altına aldık. Bu şekilde çalışma yaptık. Çok şükür 1-2 senedir de ezan sesimiz duyuluyor" dedi. Telsiz Sistemiyle 5 Vakit Ezan Sesini Duyuyoruz Ezan sesini duyabilmek için Gülpınar köyündeki camiden telsiz sistemiyle evinin çatısındaki hoparlörlere sesin ulaştığını ifade eden Erdönmez, "Gülpınar köyü camisinde okunan ezan, telsiz sinyalleriyle evimizin çatısındaki cihaza ulaşıyor. Buradaki hoparlörlerle de ezan sesi net bir şekilde bölgemizde duyuluyor" diye konuştu. (İY
Çanakkale’de asayiş olaylarında yüzde 22.8 azalma yaşandı
11 Temmuz 2025 Cuma - 18:23 Çanakkale’de asayiş olaylarında yüzde 22.8 azalma yaşandı Çanakkale İl Emniyet Müdürü Kenan Kurt, düzenlediği asayiş ve güvenlik toplantısında yılın ilk 6 ayındaki asayiş olaylarının 2024 yılı ilk 6 ayına oranla yüzde 22.8 azaldığını söyledi. Çanakkale İl Emniyet Müdürü Kenan Kurt, Deniz Polis Evi’nde asayiş ve güvenlik bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıya emniyet müdür yardımcıları ve şube müdürleri katıldı. İl Emniyet Müdürü Kurt, toplantıda 11 aylık görev süresi içindeki çalışmalar hakkında gazetecilere bilgilendirme yaptı. Çanakkale’de 7/24 esasıyla kentin huzur, asayiş ve güvenliği için ekip sayılarını da arttırarak çalışmalara devam ettiklerini belirten Kurt, asayiş olaylarında 2024 yılının ilk 6 ayına göre 2025 yılı ilk 6 ayında yüzde 22.8 azalma yaşandığını söyledi. 2024 yılı ilk 6 ayında 8 bin 16 asayiş olayı yaşanırken, 2025 yılının ilk 6 ayında ise 6 bin 192 asayiş olayı yaşandı. Göçmen kaçakçılığı suçlarıyla ilgili yüzde 50 azalma yaşandı Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü tarafından göçmen kaçakçılığı suçlarıyla mücadele kapsamında 2024 yılı ilk 6 ayına göre, 2025 yılı ilk 6 ayında yüzde 50 azalma yaşandı. 2024 yılı ilk 6 ayında göçmen kaçakçılığı suçlarıyla mücadele kapsamında 48 olay yaşandı. 91 kişi yakalandı, 67 kişi tutuklandı. 13 kişi adli kontrol şartıyla serbest kaldı. 2025 yılı ilk 6 ayında ise 24 olayda 45 kişi yakalanırken, 27 kişi tutuklandı. 7 kişi adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Daha huzurlu ve daha güvenli bir Çanakkale’yi nasıl temin etmenin peşinde olduklarını belirten İl Emniyet Müdürü Kenan Kurt, "Polislik ekip işidir. Motivasyonla, heyecanla gece gündüz çalışıyoruz. Bunun semeresini görmeye başlıyorum. Elbette şikayet edilecek noktalar, eksikler var. Biz daha iyi nasıl yapabiliriz, onun peşindeyiz. Çanakkale’nin huzuru, Türkiye’nin huzuru. Gerek toplumsal faaliyetlerle, gerek asayiş çalışmalarla huzurlu bir Çanakkale temin etmek için çalışmalarınıza devam edeceğiz. Şeffaf bir yönetim anlayışı içindeyiz. Hep birlikte daha huzurlu Çanakkale için diyorum. Çanakkale halkına teşekkür ediyorum. Bizlere sahada yardımcı oluyorlar. Daha huzurlu bir Çanakkale’yi el birliğiyle, daha iyi yerlere getirmek için hep birlikte çalışacağız" dedi.
Çanakkale’de köy yollarında sıcak asfalt dökme çalışmaları hız kesmeden devam ediyor
11 Temmuz 2025 Cuma - 12:04 Çanakkale’de köy yollarında sıcak asfalt dökme çalışmaları hız kesmeden devam ediyor Çanakkale’de İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğünce il geneli köy yollarında sıcak asfalt çalışmalarına devam ediliyor. Çalışmalar çerçevesinde 2025 yılı içerisinde 24 kilometre köy yolu sıcak asfalt ile kaplandı. Çanakkale’de İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğünce kırsalda yaşayan vatandaşların güvenli ve konforlu seyahat edebilmeleri için köy yollarında sıcak asfalt çalışmalarına devam ediliyor. Sıcak asfalt malzemesi Bayramiç ve Biga ilçelerinde bulunan asfalt plentlerinde üretiliyor. Çalışmalarda finisher, 2 adet silindir, su tankeri, 14 adet damperli kamyon olmak üzere 18 adet araç ve 21 personel görev aldı. Çanakkale’nin Merkez ilçesinde Özbek köyleri arası 3 kilometre, Ayvacık ilçesinde Yukarıköy-Taşağıl köyleri arası 2 kilometre, Gülpınar-Babakale köyleri arası 4 kilometre, Bayramiç ilçesinde Evciler-Ayazma köyleri arası 4 kilometre, Çan ilçesinde Derenti köyleri arası 3 kilometre, Ahlatlıburun-Etili köyleri arası 3 kilometre, Ezine ilçesinde Yahyaçavuş köyünde 3 kilometre, Yenice ilçesinde ise Kurtlar-Reşadiye köyleri arasında 2 kilometre köy yolu sıcak asfalt ile kaplandı. Yapılan çalışmalar neticesinde 2025 yılı içerinde toplam 24 kilometre köy yolu sıcak asfalt ile kaplandı. Çanakkale Valiliği’nin konu ile ilgili yaptığı açıklamada, "2025 Yılı Yatırım Programı kapsamında çalışmalarımız devam etmektedir" denildi.
AK Partili Gider: Su açısından çok zor bir yıl geçiriyoruz
11 Temmuz 2025 Cuma - 10:35 AK Partili Gider: Su açısından çok zor bir yıl geçiriyoruz AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, yoğun kuraklığa bağlı olarak su sıkıntısı yaşayan üreticileri ziyaret ederek sıkıntılarını dinledi. AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Biga ilçesine bağlı Gerlengeç ve Güvemalan köylerini ziyaret ederek, çiftçi ve üreticilerle bir araya geldi. Gider, yoğun kuraklığa bağlı su sıkıntısı yaşayan üreticilerin sıkıntılarını dinledi. Bu yılın küresel ısınmanın ve kuraklığın pik noktaya çıktığı yıl olduğuna dikkat çeken Milletvekili Gider, "Bu konuda yapılabilecek en önemli şey suyun planlı ve akılcı kullanımını sağlamak. Biz su fakiri bir ülkeyiz. Ödül kadar ceza da önemli, diğer çiftçilerimizin hakkını yemek isteyen kim varsa bunu engellemekte gereken cezaları da vermek bizim görevimizdir" dedi. Yoğun kuraklığa bağlı olarak su sıkıntısı yaşayan çiftçilerin sıkıntılarını dinleyen Milletvekili Ayhan Gider, "Su hepimizindir, önce içme suyu kullanımını planlamadan su tüketimini planlamak mümkün değil. Gerek çiftçilerimiz, gerek su kullanan sektörler ve su kullanımını yönetenler için çok zor bir yıl geçiriyoruz. Bu yıl küresel ısınmanın ve kuraklığın pik noktaya çıktığı yıl oldu. Bu konuda yapılabilecek en önemli şey suyun planlı ve akılcı kullanımını sağlamak. Biz su fakiri bir ülkeyiz. Sulak bir coğrafyada yaşamıyoruz. Suyun kullanımının planlamasında birinci öncelik insanların içme ve kullanma suyudur. İkinci olarak hayvanların içme suyu ihtiyacının karşılanmasıdır. Üçüncü öncelik meyve ağaçları gibi çok yıllık bitkilerindir. En sonda ise tek yıllık bitkiler gelir" diye konuştu. Çiftçimizin hakkını yedirmeyiz Milletvekili Gider, "Tek yıllık bitkilerin getirisi daha yüksek olduğu için bunu yetiştiren üreticilerin her zaman daha fazla sesi çıkıyor. 10 bin çiftçinin olduğu bir yerde bir ürünü yetiştiren üretici sayısı toplamda 200’ü geçmiyor. Ama 9800 üretici bu 200 üreticinin yaptığı gürültüye zaman zaman kurban ediliyor. Buna izin vermeyiz. Vatandaşlarımızın üretimi devam ettirebilmesi bizim görevimiz ancak diğer üreticilerimizin üretiminin engelleyecek şekilde suyu lüzumsuz kullananları da kontrol etmek de bizim görevimiz, bunu dengeli bir şeklide götürmek lazım" şeklinde konuştu. İzin ve yasak mekanizması çok sert işletilmeli Suyun az olduğu dönemlerde daha az su isteyen ürünlerin ekilmesi gerektiğine dikkat çeken Milletvekili Gider, "Yazlık ekimler suyun ne kadar olduğu belli olduktan sonra yapılan ekimler. Buğday gibi önümüzü bilmeden yaptığımız bir ekiliş değil. Baraj ve göletlerde yeterli suyumuz yoksa bu konuda izin ve yasak mekanizması çok sert işletilmeli. Var olan ve yapılmak zorunda olan tüketimler rahatlıkla yapılabilsin, vatandaşlarımız zahmet çekmesin. Böyle kuraklık yaşadığımız dönemlere çok su kullanan ürünlerin ekilişinin artmaması lazım. Gölette ve barajlardaki su oranı belli, sulayabileceği alan belli, bitkilerin su ihtiyacı belli. Çok basit bir matematiği var bu işin. Ödül kadar ceza da önemli, diğer çiftçilerimizin hakkını yemek isteyen kim varsa bunu engellemekte bizim görevimizdir" ifadelerini kullandı. Ruhsat almadan çeltik dikilmemeli Gider, açıklamasına şu sözlerle devam etti; "Yaşadığınız sıkıntılar ile ilgili ne yaptınız diyorsanız, ben geçen hafta Tarım Bakanımız ile bir görüşme yaptım. Ruhsat almadan hiç kimse çeltik, mısır, pancar gibi çok su isteyen ürünleri dikemesin. Derin kuyular her yıl vizeye tabi olsun. Vizesi olmayan derin kuyular betonla doldurularak kapatılsın. Bunun parası kuyu sahibinden alınsın. Kendisine bu ve buna benzer birçok şeyi içeren uzun bir rapor verdim. Bunu kanun teklifi haline getirirseniz ilk ben imzalarım dedim."