Yerel Haberler
Çankırı
Kışın yoğun ilgi gören "Keloğlan" çorbası, Ramazan’ın da vazgeçilmezi 25 Şubat 2026 Çarşamba - 09:44:15 Çankırı’da "Keloğlan çorbası" olarak da adlandırılan tarhana çorbası, besleyici ve tok tutucu özelliğiyle Ramazan ayında sofralardaki yerini alıyor. Kış aylarının sembolü haline gelen tarhana çorbası, içeriğindeki vitaminler, mineraller ve doğal antibiyotik özellikleri sayesinde soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı etkili bir koruma sağlıyor. Masallara konu olan ve Çankırı’ya ait olduğu bilinen Keloğlan ile özdeşleşen çorba özellikle Ramazan ayında Çankırı’da ayrı bir öneme sahip. 30 gün boyunca iftar sofralarının vazgeçilmezi haline gelen Keloğlan çorbası, hem besleyici özelliği hem de tok tutucu özelliğiyle vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. "Ramazan ayında 30 gün boyunca tarhana çorbası tüketilmektedir" Keloğlan çorbasının Ramazan ayında yoğun ilgi gördüğünü söyleyen restoran işletmecisi Şahin Harmancı, "Keloğlan çorbası diye adlandırdığımız tarhana çorbası yöresel bir çorbamızdır. Bu çorbanın tarihi çok eskiye dayanmaktadır. Bu çorbayı nenelerimiz daha iyi yapar. Biz de bu tarifi işletmemizde satıyoruz. Gerçekten çok sağlıklı, adeta şifa kaynağıdır. Bu çorba için Türkiye’nin dört bir yanından Çankırı’ya gelenler vardır. Yöresel çorba için turistlerin Çankırı’yı tercih etmesi bile bize gurur veriyor. Biz Çankırı’da bu çorbaya Keloğlan çorbası diyoruz. Bildiğiniz gibi Keloğlan Çankırılıdır. Bu da Keloğlan’ın annesinin şifalı tarifinden yapılan bir çorbadır. Günümüzde ise köylerde nenelerimiz tarafından yapılmaktadır. Çankırı’da Ramazan ayında 30 gün boyunca tarhana çorbası tüketilmektedir. Kışın gerçekten birçok hastalığa karşı şifa kaynağı olmaktadır. Bu çorbanın yanında da Çankırı’nın coğrafi işaretli ürünü olan küpecik peyniri servis edilir. Bu peynir, çorbanın içine karıştırılarak tüketilir" dedi. "Ramazan’da başka çorbalar bu çorbanın yerini tutmaz" Ramazan ayında Keloğlan çorbası tükettiklerini söyleyen Döndü Harmancı, "Biz Keloğlan çorbasını kış için hazırlarız. Çankırı’da kışlık hazırlık kapsamında hemen her evde yapılır. Bu çorbayı Çankırı halkı özellikle Ramazan ayında daha çok tüketir. Ramazan’da başka çorbalar bu çorbanın yerini tutmaz" diye konuştu.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 09:40 Kışın yoğun ilgi gören ’Keloğlan’ çorbası, Ramazan’ın da vazgeçilmezi Çankırı’da "Keloğlan çorbası" olarak da adlandırılan tarhana çorbası, besleyici ve tok tutucu özelliğiyle Ramazan ayında sofralardaki yerini alıyor. Kış aylarının sembolü haline gelen tarhana çorbası, içeriğindeki vitaminler, mineraller ve doğal antibiyotik özellikleri sayesinde soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı etkili bir koruma sağlıyor. Masallara konu olan ve Çankırı’ya ait olduğu bilinen Keloğlan ile özdeşleşen tarhana çorbası, yörede "Keloğlan çorbası" adıyla da anılıyor. Özellikle Ramazan ayında Çankırı’da ayrı bir öneme sahip olan bu çorba, 30 gün boyunca sofralarda yerini alıyor. İftar sofralarının vazgeçilmezi haline gelen Keloğlan çorbası, hem besleyici özelliği hem de tok tutucu yapısıyla oruç sonrası vücuda güç veriyor. Çankırı’da Ramazan denildiğinde akla ilk gelen lezzetlerden biri olan Keloğlan çorbası, yoğun ilgi görüyor. "Çankırı’da Ramazan ayında 30 gün boyunca tarhana çorbası tüketilmektedir" Keloğlan çorbasının Ramazan ayında yoğun ilgi gördüğünü söyleyen restoran işletmecisi Şahin Harmancı, "Keloğlan çorbası diye adlandırdığımız tarhana çorbası yöresel bir çorbamızdır. Bu çorbanın tarihi çok eskiye dayanmaktadır. Bu çorbayı nenelerimiz daha iyi yapar. Biz de bu tarifi işletmemizde satıyoruz. Gerçekten çok sağlıklı, adeta şifa kaynağıdır. Bu çorba için Türkiye’nin dört bir yanından Çankırı’ya gelenler vardır. Yöresel çorba için turistlerin Çankırı’yı tercih etmesi bile bize gurur veriyor. Biz Çankırı’da bu çorbaya Keloğlan çorbası diyoruz. Bildiğiniz gibi Keloğlan Çankırılıdır. Bu da Keloğlan’ın annesinin şifalı tarifinden yapılan bir çorbadır. Günümüzde ise köylerde nenelerimiz tarafından yapılmaktadır. Çankırı’da Ramazan ayında 30 gün boyunca tarhana çorbası tüketilmektedir. Kışın gerçekten birçok hastalığa karşı şifa kaynağı olmaktadır. Bu çorbanın yanında da Çankırı’nın coğrafi işaretli ürünü olan küpecik peyniri servis edilir. Bu peynir, çorbanın içine karıştırılarak tüketilir" dedi. "Ramazan’da başka çorbalar bu çorbanın yerini tutmaz" Ramazan ayında Keloğlan çorbası tükettiklerini söyleyen Döndü Harmancı, "Biz Keloğlan çorbasını kış için hazırlarız. Çankırı’da kışlık hazırlık kapsamında hemen her evde yapılır. Bu çorbayı Çankırı halkı özellikle Ramazan ayında daha çok tüketir. Ramazan’da başka çorbalar bu çorbanın yerini tutmaz" diye konuştu.
Atık malzemeler nostaljik radyolara dönüşüyor
18 Temmuz 2025 Cuma - 12:23 Atık malzemeler nostaljik radyolara dönüşüyor Çankırı’nın Yapraklı ilçesinde yaşayan Niyazi Hararcı, atık malzemeleri nostaljik radyolara dönüştürüyor. 35 yaşındaki Niyazi Hararcı, yıllardır biriktirdiği ve çevresinden temin ettiği atık malzemeleri nostaljik radyolara dönüştürüyor. Özellikle eski ahşap hoparlör kutuları, televizyon kasaları, hastanelerde kullanılan hava filtre makineleri ve kullanılmayan suntaları kesip biçerek radyo kutularına dönüştüren Hararcı, elektronik kısmında ise eski kasetçalarların radyo devrelerini kullanıyor. "Başkaları için hiçbir önem taşımayan atık eşyaları değerlendiriyorum" Çevresinden ve hurdacılardan temin ettiği malzemelerle çalıştığını söyleyen Hararcı, "Atık malzemeleri değerlendirmeyi çok severim. Genelde ahşap ile elektroniğe, aynı zamanda radyoya da meraklı olduğumdan radyo yapıyorum. Bir caminin eski ahşap hoparlör kutuları, hastanelerde kullanılan eski hava filtre makineleri, eski televizyon kutuları gibi radyoya uygun olan ahşap malzemeler, suntalar.ı kesiyorum, biçiyorum, içerisine radyo devreleri yerleştiriyorum. Radyoyu kendim yapmıyorum. Günümüzde ihtiyaç duyulmayan kasetçalar teyplerin radyo devresini kullanıyorum. Nostaljik görünümlü radyolar elde etmeye çalışıyorum. İnsanın en başta radyoyu sevmesi lazım, dinlemesi lazım. Türkülere ve eski geleneklere sempati duyması gerek. Benim serüvenim de ilk başta böyle başladı. Eşten, dosttan radyo alıyorum, eski olduğundan dinleyemiyorum. Bu eski radyoları orijinalini bozmadan dinlenebilir hale getirmek benim çok hoşuma gidiyor. Dinlemekte ayrı bir mutlu ediyor. Radyoya uygun bir sunta bulduğum zaman içerisine kapaklı bölmeler yapıyorum, menteşe yapıyorum. Hurdacıdan ya da eş dosttan aldığım kullanılamayan eski kasetçalarları alıp, bunların devresini içerisine koyuyorum. Eskiden radyolarda hasır çuval görünümlü bir kumaş olurdu, hoparlörlerin ön tarafına koyulurdu. Onun için eski bir çuval buldum, ona gözüm gibi bakıyorum. Yapmış olduğum bir radyodan örnek verecek olursam, kutusu için hava filtresi makinesi kullandım. Hoparlörü için eski bir çuval kullandım. Ses açma-kapatma düğmesi olarak kırık bir sandalyenin ayağını kullandım. Bozulmuş bir el fenerinin açma-kapatma düğmesini kullandım. Başkaları için hiçbir önem taşımayan atık eşyaları değerlendirip, hepsini bir araya getirip bir radyo elde etmiş oluyorum" dedi.
Hurda parçaları nostaljik radyolara dönüştürüyor
18 Temmuz 2025 Cuma - 12:07 Hurda parçaları nostaljik radyolara dönüştürüyor Çankırı’nın Yapraklı ilçesinde yaşayan Niyazi Hararcı, atık malzemeleri kullanarak nostaljik görünümlü radyolar yapıyor. Çankırı’nın Yapraklı ilçesinde yaşayan 35 yaşındaki Niyazi Hararcı, atık malzemeleri değerlendirerek nostaljik görünümlü radyolar üretiyor. Hararcı, hem geri dönüşüme katkı sağlıyor, hem de geçmişin izlerini taşıyan ürünler ortaya çıkarıyor. Ahşap ve elektroniğe olan ilgisini radyolarla birleştiren Hararcı, eski hoparlör kutularından, hava filtresi makinelerine kadar farklı malzemeleri değerlendiriyor. Kasetçalarların bozulmayan radyo devrelerini kullanarak, hem dinlenebilir hem de nostaljik görünümlü radyolar yapıyor. Elektronik ve ahşap işçiliğine ilgisi olduğunu belirten Hararcı, "Genelde radyoya, ahşaba ve elektroniğe meraklıyım. Günümüzde artık kullanılmayan kasetçalar teyplerin radyo devresini çıkararak nostaljik bir kutunun içine yerleştiriyorum. Kutular için bazen eski hava filtresi makinelerini, hoparlör önüne de hasır çuval görünümlü kumaşları kullanıyorum. Ses düğmesi için kırık sandalye ayağını, açma-kapama düğmesi için ise bozulmuş bir el fenerinden parça değerlendiriyorum" dedi. Radyo sevgisinin çocukluk yıllarına dayandığını anlatan Hararcı, "İnsanın önce radyoyu sevmesi, türküleri dinlemesi, eskiye karşı bir ilgisinin olması gerek. Benim serüvenim de böyle başladı. Eş dost eski radyoları getiriyor. Orijinalliğini bozmadan tamir edip çalışır hale getirmek beni çok mutlu ediyor" ifadelerini kullandı.