Yerel Haberler
Çorum
08 Mayıs 2026 Cuma - 15:36 Çorum’da tarihe iz bırakanlar sempozyumda anlatıldı Hitit Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumda, tarihte iz bırakan Çorum’un önemli şahsiyetlerinin hayatı anlatıldı. Sempozyumda konuşan Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu, "Osmancık’ın Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması, bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır" dedi. Hitit Üniversitesi ev sahipliğinde "1. Ulusal Geçmişten Günümüze Çorum’da İz Bırakanlar" başlıklı sempozyum düzenlendi. Meslek Yüksekokulu Kampüsü Ethem Erkoç Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyumda Çorum’un tarihi yapılarından Veli Paşa Hanı ve Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa gibi kentin simge değerleri tarihi kaynaklar ışığında konuşuldu. Sempozyumda Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Işık, Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özer Şenödeyici ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu tarafından sunumlar yapıldı. Sempozyuma protokol üyeleri, akademisyenler, çok sayıda öğrenci katıldı. "Ecdat yadigarlarını korumak tarihi bir vebaldir" Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Işık, "19. asrın sonlarına geldiğimizde Çorum, arşiv kayıtlarına göre 51 mahallesi, Ulu Camisi, 23 minareli camisi, 21 mescidi, 10 medresesi, 2 kütüphanesi, tekke ve zaviyeleri, 11 hanı, bin 100 dükkanı, çarşı ve pazarları ile Türk İslam medeniyetini temsil eden önemli bir merkez hüviyetindedir. Bugün bu yapıların büyük bir kısmı maalesef modernitenin çarkları arasında örselenmiş, öğütülmüş ve kaybedilmiş durumdadır. Geriye kalanları hangi ahvalde bulunursa bulunsun kurtarmak, gelecek nesillere aktarmak başta sorumluluk sahibi şahıs ve kurumlar olmak üzere tüm şehir olarak hepimizin başlıca görevidir. Zira her bir tarihi mekan, her bir tarihi eser toplumun ortak aklı, hafızası, baba, ata ocağıdır. Kale, Ulu Cami, Hıdırlık, Çöplük Çarşısı, Paşa Hamamı, Taş Han, Güpür Hamamı ve daha niceleri bu toplumun ortak kültür mirası yani baba ocağıdır. Kadim Anadolu tabiriyle bu ocakları tüttürmek, mekan ile özdeşleşmiş, onunla kaim olmuş ve asırlar boyu hüküm süregelmiş olan milli ve manevi değerleri, gelenek ve görenekleri ecdattan alıp nesle teslim etmek, tarihi bir vebal ve sorumluluktur" dedi. "Bugün belediyemiz burayı bir kültür merkezi olarak kullanıyor" Tarihi Veli Paşa Hanı ile ilgili de bilgiler veren Işık, "Veliyyüddin Paşa, 1866’da vakfettiği kahvehane ve bitişindeki altı dükkanı yıktırıyor. Bunun yerine yeni bir bina inşa ettiriyor, ki bu bina Velipaşa Han’dır. Üst katta 43, alt katta 16 oda olmak üzere toplam 59 odadan meydana gelen, bir kahvehane, iki ahır, 10 dükkan, bir miktar avlu ve ikişer kanatlı sokak kapısı içeriyor. Velipaşa Hanı, 1866 ila 1885 arasındaki bir tarihte inşa edilmiş. Velipaşa’dan günümüze kalan yapıların en önemlisinden biri Velipaşa Konağı. Bugün belediyemiz burayı bir kültür merkezi olarak kullanıyor. Hanın en önemli özelliği Osmanlı şehir içi hanlarının özelliklerini yansıtması ve ondan da çok önemli bir farkı olarak üç katlı olmasıdır. Üçüncü katı bir otel olarak kullanılmaktadır" diye konuştu. "Sadrazamlar şehri sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamlamış olacaktır" Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa’nın hayatını anlatan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu da, "Osmancık’ın Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır. 17. yüzyılda Baltacı Mehmet Paşa ile bu sayı üçe çıkıyor. Osmancıklıların da haklı olarak övündükleri gibi bir ’sadrazamlar şehri’ sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamlamış olacaktır. Baltacı Mehmet Paşa’nın sağlıklı ve zinde bir vücuda sahip olduğu, gençliğini Osmancık’ta geçirdiği kayıtlıdır. Bir süre Akdeniz sahillerinde pek çok memleketi gezmesini sağlayan gemicilik işinde çalıştığı ve bu esnada Kuzey Afrika’da tanıdığı Mağripli bir şeyhin kendisine ileride vezir-i azam olacağını haber vermesi sebebiyle saray hizmetine yöneldiği anlaşılmaktadır. Akrabasından Hacı Sefer adlı birinin vasıtasıyla Baltacı Ocağı’na, Teberdaran-ı Hasta zümresine girdiği belirtilir. Bu yüzden Baltacı namıyla anılmıştır. Güzel sese ve nefese sahip olarak musikiye alakası olduğu için ’Güzelce Müezzin’ diye de şöhret kazanmıştır" dedi.
Aktarlar Ramazan ayında en çok Osmanlı şerbeti ve bitki çaylarını tavsiye ediyor
28 Şubat 2025 Cuma - 11:15 Aktarlar Ramazan ayında en çok Osmanlı şerbeti ve bitki çaylarını tavsiye ediyor Ramazan ayında oruç tutacak vatandaşlara susuzluğu azaltmak ve hazımsızlığı gidermek için aktarlar tarafından en çok Osmanlı şerbeti ve bitki çayları tavsiye ediliyor. Ramazan ayının gelmesi ile birlikte vatandaşlar, susuzluk giderici ve sindirimi kolaylaştıran karışımlar için aktarların yolunu tutuyor. Aktarlar ie vatandaşlara en çok bitki çayları ve Osmanlı şerbetini tavsiye ediyor. Çorum’da uzun yıllardır aktarlık yapan ve geleneksel tıp uzmanı olan Hasan Arslan, tüketilecek karışımlar ve bitki çayları kadar beslenme yönteminin de çok önemli olduğuna dikkat çekti. Ramazan ayında müşterilerine, yemeklerde az su içmeleri, çorbayı yemekten sonra tüketmeleri konularında tavsiyelerde bulunduklarını ifade eden Arslan, Osmanlı şerbeti ve ezene, kimyon, anason gibi mideyi rahatlatıcı bitkilerin yer aldığı çayların tüketilmesinin ise hem sindirimi kolaylaştıracağını hem de susuzluğu gidereceğini söyledi. "Genelde çorbayı önce içiyorlar" Ramazan ayında beslenme sırasında dikkat edilmesi gereken hususlarla ilgili bilgi veren Arslan, "Ramazan ayında ecdadımızın beslenme yöntemleri var. Bunları çoğu toplum günümüzde pek bilinmiyor, olabilir ama sosyal medyada bulabilirler. Naçizane tavsiyemiz çorbayı yemekten sonra içmeleridir. Ana yemek yenildikten sonra veya yemek ile birlikte alınabilir. Veya ana yemek yenildikten sonra, çorbayı üzerine tüketebiliriz, bu durum yemeği hazmettirir. Bizim toplumumuzda genelde çorbayı önce içiyorlar, bu durum da insanda tıkanma dediğimiz midedeki hazmı durduruyor. Yemek yerken çok su içiyorlar, bunu tavsiye etmiyoruz. Suyu genelde yemekten 1 saat sonra içmelerini tavsiye ediyoruz. Mide asit oranlarını bozuyor, dolayısıyla hazım zorlaşıyor. Genel olarak çoğu kişide duyduğumuz şikayet; şişkinlik. Genelde sahurdan önce ve teravih namazından sonra hazmettirici bitki çaylarımız var, ürünlerimiz var bunları kullanabilirler. Bunu aktar arkadaşlarımızdan istedikleri zaman temin edebilirler" dedi. "Yemek yenildikten birkaç saat sonra tatlı yiyebilir" Mideden önce sindirimin ağızda başladığını ifade eden Arslan, "İftarda çok hızlı yemek yeniliyor. Yavaş yemenmesini ve çok çiğnenmesini tavsiye ediyoruz. Çayı ve suyun yemeklerden 1 saat sonra içilmesi daha yararlı olacaktır. En çok yapılan yanlışlardan bir tanesi de yemeğin üzerine tatlı yenilmesi. Yemiş olduğumuz yemeği tamamen zehir, şeker ve yağa çeviriyor. Yemek yenildikten birkaç saat sonra tatlı yiyebilir" diye konuştu. "Mideyi rahatlatıcı bitkisel ürün kullanabilirler" Tüketilmesi gereken bitkilerle ilgili konuşan Arslan, "Bize en çok gelen şikayetlerden bir tanesi de namaz esnasında zorluk çeken vatandaşlardan oluyor. Bu sıkıntı ile ilgili olarak yemekten sonra bitki çayı kullanabilirler. Hazmettiren bitki çaylarımız var. Özellikle bunun içerisinde rezene, kimyon, anason gibi bu tarz hazmettirici, mideyi rahatlatıcı bitkisel ürün kullanabilirler. Sahurda demirin indi şerbeti, Osmanlı şerbeti gibi bürünleri yemekle beraber alırsalar şişkinlik, hazımsızlık ve susuzluk gibi sorunları atlatmış olurlar. Genelde doğal hamur tarzlarını kullanmaları tavsiyemdir. Haşlanmış yumurtayı 7’den 70’e herkese tavsiye ediyoruz. Sahurda bir tane yumurta olmazsa olmaz. Gün boyu bir vücudun ihtiyacı olan ne varsa o yumurtada hepsi var. Anadolu kültürüne ait kayısı hoşafı bir numaralı hazmettirici gıdalar arasında. İçerisinde E vitamini var. Hem cilde faydalı hem de bağırsaklara faydalı. Bunlar bulunamazsa marmelatını sulandırıp içsinler. Hoşaftan vazgeçmesinler" şeklinde konuştu. (MCK-MK-
Çorum’daki lise öğrencilerinin hazırladığı 3 proje Türkiye finalinde birincilik için yarışacak
27 Şubat 2025 Perşembe - 21:44 Çorum’daki lise öğrencilerinin hazırladığı 3 proje Türkiye finalinde birincilik için yarışacak Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması’na katılan Çorumlu öğrencilerin 3 projesi, Türkiye finalinde gitmeye hak kazandı. 19 Mayıs Üniversitesi ev sahipliğinde, TÜBİTAK BİDEB Samsun Bölge Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen "Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması"na Çorum, Samsun, Sinop, Kastamonu, Tokat, Amasya, Ordu ve Giresun’dan toplam 2 binden fazla proje başvurdu. 3 gün süren sergide, 100 proje sergilendi. Yarışma sonunda, Karadeniz Bölgesi’nden 18 proje Türkiye finallerine gitmeye hak kazandı. Çorum’dan 3 proje de finallere giden projeler arasında yer aldı. Çorum Bilim ve Sanat Merkezi’nden Ozan Kement’in, öğretmeni Kemal Durandaş rehberliğinde hazırladığı "Yerçekimsiz Ortamda Kütle Ölçümü" projesi ’fizik’ alanında bölge birincisi oldu. Alaca Mehmet Çelik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden Sıla Utku, Rumeysa Tümer ve Gamze Açaryazı’nın İngilizce öğretmenleri Yıldıray Çevik’in danışmanlığında hazırladıkları "Bekir Çavuş: Atatürk’ün Sadık Muhafızı ’CİNGÖZ’" projesi de ’tarih’ alanında Karadeniz Bölgesi birincisi oldu. Corum Bilim ve Sanat Merkezi’nden Zehra Betül Çam ve Neslinur Topkar, öğretmenleri Kemal Durandaş’ın danışmanlığında hazırladıkları "Hıdırlık Tepesi ve Gerçekleri" projesiyle ’tarih’ alanında Karadeniz Bölgesi üçüncüsü oldu. Çorum’un başarıları, hem öğrencilerin hem de öğretmenlerinin özverili çalışmasının bir sonucu olarak dikkat çekti.
Fethi Gemuhluoğlu’nun hayatı Çorum’da anlatıldı
27 Şubat 2025 Perşembe - 20:56 Fethi Gemuhluoğlu’nun hayatı Çorum’da anlatıldı Çorum’da, Milli Eğitim Bakanlığı’nın başlattığı "Öğretmen Akademileri" çerçevesinde açılan Biyografi Akademisi’nde, Türk kültür ve maarif dünyasının önemli isimlerinden Fethi Gemuhluoğlu’nun hayatı ve fikirleri konuşuldu. Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğü, mütefekkir ve yazar Fethi Gemuhluoğlu’nun hayatının konuşulduğu etkinlik düzenledi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın başlattığı Öğretmen Akademileri Projesi kapsamında düzenlenen etkinlikte Gemuhluoğlu’nun eğitim anlayışı ve gelecek nesilleri yetiştirme ideali ele alındı. Konferansa konuk olarak katılan Yazar Mahmut Bıyıklı, Gemuhluoğlu’nun Cumhuriyet döneminin öncü ve örnek öğretmenlerinden birisi olduğunu vurguladı. Fethi Gemuhluoğlu’nun hayatıyla ilgili önemli bilgiler veren Bıyıklı, "Sınırları aşan bir öğretmendi. Muallim kavramının içini hakkıyla doldurarak, öğretmenlik yaptığı memleket evlatlarına iyiyi, doğruyu ve güzeli öğretti.İnsanının özünde var olan güzellikleri ortaya çıkarmak, saklı kabiliyetleri keşfetme sanatı olan muallimlik sanatının en önemli icracılarından biri olmayı başardı.Muallimlere ruh sanatkarı denmesi boşuna değildir. Gizlenmiş, gömülü kalmış yetenekleri açığa çıkarmak ancak iyi bir muallimin yapabileceği bir şeydir.Çağının çok ötesinde bir ufuk taşıyan Gemuhluoğlu, öğretmenlik yaparken hiçbir zaman müfredatın sınırlı kalıplarına sıkışıp kalmadı. Ufkunun genişliği kadar, yeni konular açtı öğrencilerine. Sokrat gibi sorularla sarsarak vermek istediği mesaja dikkat çekti" dedi Öğretmenlerin yoğun ilgi gösterdiği program Çorum Milli Eğitim Müdürü Cemil Çağlar’ın Yazar Mahmut Bıyıklı’ya çiçek takdim etmesi ve teşekkür konuşmasının ardından sona erdi.