Yerel Haberler
Çorum
Ankara-Samsun Hızlı Tren Hattı’nın Delice-Çorum etabının yüzde 25’i tamamlandı 29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:59:29 Ankara-Kırıkkale-Çorum-Samsun Hızlı Demir Yolu Projesi’nin 120 kilometrelik Delice-Çorum etabında çalışmaların yüzde 25 civarında tamamlandığı ifade edildi. Çorum İl Koordinasyon Toplantısı Çorum Valisi Ali Çalgan başkanlığında, Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda kentte devam eden kamu kurum ve kuruluşların devam eden yatırımları değerlendirildi. Toplantıda konuşan Vali Ali Çalgan, devam eden projelerin yılın 3 ayına ait verileri paylaşarak, "Kamu kurum ve kuruluşları tarafından 223 adet kamu projesi yürütülmektedir. Projelerin toplam proje tutarı 127 milyar 132 milyon Türk Lirası, önceki yıllar harcama tutarları 44 milyar Türk lirası, 2026 ödeneği tutarı 31 milyar 695 milyon Türk lirası, 2026 yılı 1. izleme dönemi itibarıyla harcama dönemi 3 milyar 235 milyon Türk lirasıdır. 2026 yılında nakdi gerçekleşme oranı yüzde 10,21 olarak gerçekleşmiştir" dedi. Hızlı Tren Hattı’nda gelinen noktayla ilgili bilgi verildi Toplantıda Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü Yapım Dairesi Başkanlığı Altyapı Yapım Şube Müdürü Necdet Kocaman, Ankara-Kırıkkale-Çorum-Samsun Hızlı Demir Yolu Projesi’nin "Delice-Çorum" etabında devam eden çalışmalarla ilgili bilgi verdi. Çalışmaların 2029 yılında tamamlanmasının planlandığını ifade eden Kocaman, "Proje kapsamında hattın başlangıç ve bitiş noktası, Kırıkkkale’nin Delice ilçesinde başlayıp Çorum il merkezine ulaşacak şekilde toplam 122 kilometre olarak tasarlanmıştır. Proje hat hızımız 200 kilometre/saat. Delice Yolcu/Yük İstasyonu, Sungurlu OSB Yolcu/Yük İstasyonu, Sungurlu Yolcu İstasyonu, Çorum Yolcu İstasyonu olmak üzere 5 istasyon bulunmaktadır. Alacahöyük’te de bir sayding bulunmaktadır" diye konuştu. "Altyapıda fiziksel ilerlemede yüzde 30’lardayız" Çalışmalarda gelinen noktayı açıklayan Kocaman, toplam proje tamamlanma seviyesinin yüzde 25’i aştığını kaydederek, "Kazıda yüzde 87,44, dolgunda yüzde 8,49, tünellerimizde yüzde 27,04, köprülerimizde yüzde 26,19, üst geçitlerimizde yüzde 3,12, alt geçitlerimizde yüzde 6,77, aç-kapa yapılarımızda yüzde 52,95 ve menfez yapılarımızda yüzde 4,70 tamamlanan çalışmalarımız devam etmektedir. Altyapıda fiziksel ilerlemede yüzde 30’lardayız, nakti ilerlemede yüzde 23’45’teyiz" şeklinde konuştu.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 08:50 Çorum’un keşfedilmeyi bekleyen saklı cenneti Çorum’da kayaların arasında yılın belli döneminde akan şelale ziyaretçilerini hayran bırakıyor. Kent merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Kadıderesi köyünde bulunan "Gümgüm" olarak da bilinen Susuz Şelale, doğal güzelliğiyle görenleri mest ediyor. Suyun oluşturduğu büyükçe bir mağaranın içine dökülen şelale, içeri girilerek görülebiliyor. Gözlerden uzak kalmayı başaran ve yılın belli döneminde akan doğa harikası şelale, keşfedilmeyi bekliyor. Kendi imkanlarıyla bölgede mesire alanı ve şelaleye ulaşılabilmesi için patika yol yapan Kadıderesi köyü sakinleri, herkesi şelaleyi görmeye davet etti. "İçerisi sudan dolayı çok serin" Şelaleyi gören herkesin çok beğendiğini ifade eden köy muhtarı Cesur Kaya, "Köyümüzün yaklaşık 200 metre üstünde şelalemiz var. Bunun 100 metre yanına, köyümüzün Avrupa’daki yardımlaşma derneği ve köy halkı olarak bir mesire alanı yaptık. İnsanların güzel vakit geçirebileceği bir alan ve şelaleye yürünecek patika yol kazandırdık. İnşallah insanlar burayı güzel şekilde kullanırlar, tertemiz bırakırlar. Şelaleye mağara gibi bir girişten girdikten sonra üzerinde kubbe gibi bir taş var ve çok güzel bir ambiyans var. Gören hayran kalıyor. İçerisi sudan dolayı çok serin. Herkesin görmesi lazım. Şelaleyi ziyaret eden vatandaşlar ise güzellik karşısında hayran kaldıklarını ve herkesin görmesi gerektiğini ifade etti.
Hititlerin başkenti Hattuşa’da 119 yıldır süren kazı çalışmaları yeniden başladı
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:40 Hititlerin başkenti Hattuşa’da 119 yıldır süren kazı çalışmaları yeniden başladı Çorum’un Boğazkale ilçesindeki Hattuşa Antik Kenti’nde, 119 yıldır süren kazı çalışmalarında yeni dönem çalışmaları başladı. Kazı Başkanı Prof. Dr. Andreas Schachner, yürütülen çalışmalarla Hititlerin farklı dönemlere dair yeni bilgilere ulamayı hedeflediklerini söyledi. Anadolu’nun ilk medeniyetlerinden Hatti ve Hititlerin kültürel mirasının bulunduğu ve UNESCO "Dünya Kültür Mirası" ve "Dünya Belleği" listesinde yer alan Hattuşa’da kazı sezonu başladı. 1906 yılından bu yana aralıklarla devam eden ve bu yıl 119. sezonuna giren kazı çalışmaları Kazı Başkanı Prof. Dr. Andreas Schachner, başkanlığında gerçekleştiriliyor. 8 bin yıllık geçmişe sahip Hattuşa Antik Kenti’ndeki büyük tapınak ve saray bölgesi arasında gerçekleştirilen kazı çalışmalarıyla, bölgenin çeşitli dönemler boyunca nasıl geliştiğini anlamak ve yeni izlere ulaşmak hedefleniyor. Mevcut çalışma alanlarının yanı sıra, Ambarlı Kaya’daki mağarada ve büyük sarayın henüz keşfedilmemiş kısımlarında da çalışmaların yürütüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Schachner, kazı ekibinde jeologlar, arkeologlar, tarihçiler ve Hititologlar gibi farklı disiplinlerden toplam 90 kişinin yer aldığını söyledi. "Toplam 119 yıldır burada çalışmalar yapılıyor" Çalışmalarla ilgili bilgiler veren Kazı Başkanı Prof. Dr. Andreas Schacner, "Bu yıl benim 20. sezonum. Genel olarak baktığımızda, burada 1906’dan bu yana süregelen uzun bir kazı serüveni var. Bazı aralar dışında, toplam 119 yıldır burada çalışmalar yapılıyor. Şu anda büyük tapınak ile saray bölgesi arasındaki alanda, yani büyük kalenin kuzeybatı yamacında çalışıyoruz. Daha net olmak gerekirse, ikinci basamağın öbür tarafındayız. Bu yıl ağırlıklı olarak ikinci ve üçüncü teras arasında kazılarımız sürüyor. Amacımız, farklı dönemlerdeki bu iki önemli yapı, tapınak ve saray arasında kalan bölgenin nasıl şekillendiğini, neye hizmet ettiğini, zamanla nasıl değiştiğini anlamaya çalışmak. Tabii bunun yanında paralel olarak farklı alanlarda da çalışıyoruz. Örneğin, ’ambarlı kaya’nın altında küçük bir mağara var, orada da kazılarımız devam ediyor. Büyük kalede, sarayın daha önce hiç araştırılmamış bir bölümünü inceliyoruz. Orada da çalışmalar sürüyor. Yarın itibarıyla batı yamacında da kazılara başlayacağız. Biz çalışmalara bu yıl 23 Haziran’da başladık" dedi. "Farklı dönemlere dair yeni bilgilere ulaşacağımızı düşünüyoruz" Deneyimli bir ekiple çalışmaların sürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Andreas Schacner, "Ekibimiz oldukça disiplinler arası bir yapıya sahip. Aramızda mimar, jeolog, arkeolog, tarihçi, filolog ve özellikle Hitit uzmanı olan hetitologlar yer alıyor. Ayrıca botanikçiler, botanik uzmanları ve antropologlar da kazılara katkı veriyor. Yarın itibariyle işçi sayımız 90 kişiye ulaşacak. Bu yılki ana hedefimiz, hemen arkamızda yer alan Galat Dönemi’ne ait yapının kazılarını tamamlamak. O bölgedeki çalışmalar yakın zamanda bitecek gibi görünüyor. Bunun dışında Hitit dönemine dair üst bölgelerde daha yoğun çalışmamız gerekiyor ve zaten o dönemle ilgili yapı izleri de gelmeye başladı. Büyük kalede hem Demir Çağı hem de Hitit Dönemi’ne odaklanıyoruz. Batı yamacında da yine ağırlıkla Hitit dönemine ait verilere ulaşmayı hedefliyoruz. Yani özetle, bu yıl yaptığımız çalışmalarla birlikte birçok farklı dönemlere dair yeni bilgilere ulaşacağımızı düşünüyoruz" diye konuştu.
Hititler’in başkentinde demirin 3 bin 500 yıllık serüvenine yolculuk
01 Ağustos 2025 Cuma - 23:01 Hititler’in başkentinde demirin 3 bin 500 yıllık serüvenine yolculuk Hititler’in 3 bin 500 yıl önce kullandığı demir eşyalar ve aksesuarlar, düzenlenen sergide ziyarete açıldı. Çorum’un Boğazkale ilçesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığınca başlatılan ’Cumhuriyetimizin 102. Yılında 102 Süreli Sergi: Anadolu’nun Kültürel Mirasına Yolculuk Projesi’ çerçevesinde, demirin yaklaşık 3 bin 500 yıllık serüvenini anlatan eserler ziyarete açıldı. Hititlerin başkenti Hattuşa’da bulunan Boğazköy Müzesi’nde düzenlenen serginin açılış programı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Protokol üyeleri ve uzmanlar tarafından yapılan konuşmaların ardından serginin açılış kurdelesi kesildi. Arkeoloji uzmanları ve diğer katılımcılar, demirin tarih boyunca geçirdiği evrimi gözler önüne seren eserlere büyük ilgi gösterdi. Sergiye Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürü Sümeyra Bektaş, Sungurlu Kaymakamı ve Boğazkale Kaymakam Vekili Mutlu Köksal, Boğazkale Belediye Başkanı Adem Özel, Boğazköy Müze Müdürü Resul İbiş, Hattuşa Kazı Başkanı Prof. Dr. Andreas Schacner, protokol üyeleri, arkeoloji uzmanları ve davetliler katıldı. "Sergi, demirin tarih sahnesindeki yaklaşık 3500 yıllık serüvenini gözler önüne sergilemektedir" Programda konuşan Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürü Sümeyra Bektaş, "Kültür ve Turizm Bakanlığımız çoğu zaman bir çapa ya da bir fırça darbesiyle gün yüzüne çıktığı düşünülen bu eşsiz eserlerin sabır, azim, disiplin ve fedakarlığın sonucunda bugünkü haline getirildiği unutulmamalıdır. Bize düşen görev ise kıymetli hocalarımızın bize emanet ettiği eserlerin hikayesini izleyicisiyle buluşturmaktır. Cumhuriyetimizin 102. yılında 102 sergi projesi kapsamında Çorum Boğazköy Müzemizce hazırlanan Hapalki Demir adlı sergi, demirin tarih sahnesindeki yaklaşık 3500 yıllık serüvenini gözler önüne sergilemektedir" dedi. "Miras kalan tarihi eserlerimizi unutmuyoruz" Sergilenen eserlerin bir farkındalık oluşturduğunu ifade eden Sungurlu Kaymakam Köksal ise, "Hititlerin Başkentliğine ev sahipliği yapan Cumhuriyetimizin kuruluşunda önemli bir lokasyon olan Anadolu’nun bu güzel coğrafyasında, bu güzel yerinde bizler buluşuyoruz ki Cumhuriyetimizi unutmuyoruz. Cumhuriyetimizin değerlerini unutmuyoruz ve aynı zamanda tarihi unutmuyoruz. Miras kalan tarihi eserlerimizi unutmuyoruz ve burada bir farkındalık oluşturuyoruz" diye konuştu. "Bu sergideki her parça insanlık tarihine şekil veren bir güç olduğunu bir kez daha gösterdi" Demirin insanlık tarihindeki önemiyle ilgili konuşan Boğazköy Müze Müdürü Resul İbiş de, "Demir, Hattice dilinde ’hapal’ demek. İnsanlık tarihine yön vermiş en önemli metallerden biri. Öyle ki sadece alet ya da silah üretmekle kalmadı, adını verdiği bir çağa da öncülük etti. Biz de bu sergide, demirin yaklaşık 3 bin 500 yıllık tarih içindeki yolculuğunu anlatıyoruz. Her şey Eski Tunç Çağı’nda, göktaşlarından elde edilen meteorik demirle başlıyor. Bu yolculuk, 19. yüzyıla kadar uzanıyor. Demirin kültürel mirastaki önemi, özellikle Anadolu tarihindeki yeriyle birlikte ele alınıyor. Serginin başlangıcında ’kozmik köken’ vurgusu yaptık. Çünkü demir sadece dünyaya ait bir element değil; yıldızların kalbinde doğan, kozmik bir miras aslında. Bugün doğada bulduğumuz demirin çoğu, süpernova patlamaları sırasında oluşmuş. Bu yıldızsal patlamalar, uzaya büyük miktarda demir saçmış ve bu demir, ünya gibi kayalık gezegenlerin çekirdeğinde, kabuğunda önemli yer edinmiş" şeklinde konuştu. "Yeniden yapılanma sürecinde demirin üretim amacıyla kullanılması çok kritik bir rol oynamış" Demirin geçmiş dönemde insanların zihin dünyasında önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Boğazköy/Hattuşa Kazı Başkanı Prof. Dr. Andreas Schacner, "Karum ve Hitit dönemlerinde demirin genellikle süs eşyası olarak kullanıldığını düşünüyoruz. Aynı zamanda kaplama malzemesi olarak da değerlendirilmiş olabilir. Mesela bazı Hitit metinlerinde ’kralın demirden tahtı’ geçiyor. Ama bu ifadenin tam anlamıyla bir demir tahta işaret ettiğini sanmıyoruz. Muhtemelen taht ahşaptı ve üzerine demir kaplama yapılmıştı, yani süsleme amaçlı kullanılmış olabilir. Demir, o dönem insanlarının zihin dünyasında da önemli bir yere sahipti. ’Kralın sözü demir gibidir, değiştirilmez’ gibi ifadelerden de bu anlaşılıyor. Demek ki demirin sağlamlığı, dayanıklılığı onlar için mecazi anlamda da değerliymiş. Ancak bugünkü bilimsel verilere baktığımızda, demir teknolojisinin alet ve silah üretiminde yaygın olarak kullanılmaya başlanması Milattan önce 1000’li yılları buluyor. Belki biraz daha ileri gidersek 950-900 yılları. Özellikle Kuzeybatı İran ve Doğu Anadolu’da bu teknolojinin geliştiği görülüyor. İlk çelik oranı yüksek demir buluntular da o bölgeden geliyor. Boğazköy’de ise demirle tanışma biraz daha geç oluyor. İlk örnekler 8. yüzyıla ait ve onlar da daha çok küçük aletler. Büyük ve dikkat çeken aletlerin üretimi ise Geç Demir Çağı’na denk geliyor. Burada asıl vurgulamak istediğim şey, Boğazköy’de bir kültürel süreklilik var. Hititlerin yıkılmasından sonra insanlar adeta Neolitik ya da Kalkolitik dönem seviyesine geri dönmüş. Yazı, seramik, maden kullanımı-hepsi kaybolmuş. Çok basit bir yaşam biçimine dönülmüş. Ama sonra zamanla, adım adım bu kültür yeniden yükselmiş. 8. yüzyıla geldiğimizde burada yeniden bir devlet yapısının kurulduğunu görüyoruz. Bana göre, bu yeniden yapılanma sürecinde demirin üretim amacıyla kullanılması çok kritik bir rol oynamış" ifadelerini kullandı.