Yerel Haberler
Denizli
26 Nisan 2026 Pazar - 11:07 Sokaklardan sahalara uzanan başarı hikayesi: Memurluğu bırakıp hayalindeki kulübü kurdu Denizli’de 20 yıldır futbol antrenörlüğü yapan Yunus Emre Fidan, 8 yaşında sokaklarda başladığı futbol serüvenini kendi kulübünü kurarak hayata geçirdi. Uzun yıllar devlet memurluğu yapan Fidan, genç sporculara daha fazla katkı sağlamak adına görevinden istifa ederek tüm zamanını futbola adadığını belirterek, "Çocukluktaki hayalimi başardığım için kendimle çok gurur duyuyorum" dedi. Futbola 8 yaşında başlayan Yunus Emre Fidan, Denizli’de çeşitli kulüplerde hem amatör hem de profesyonel olarak forma giydi. 18 yaşında Eskişehir’de bir kulüpte oynama fırsatı yakalayan Fidan, kısa süre sonra yeniden memleketine dönerek kariyerine devam etti. Futbolculuk sürecini eğitimle desteklemek isteyen Fidan, üniversite eğitimini tamamladıktan sonra Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda (KPSS) elde ettiği başarıyla Denizli Adliyesi’nde zabıt katibi olarak göreve başladı. Memuriyet hayatı boyunca futboldan kopmayan Fidan, hafta sonlarını amatör kulüplerde gönüllü antrenörlük yaparak geçirdi. 2016 yılında Denizli’nin Zeytinköy Mahallesi’nde Bağbaşı Spor Kulübü olan kendi spor kulübünü kuran Fidan, başlangıçta sınırlı sayıda öğrenciyle çıktığı yolda kısa sürede büyüme kaydetti. Antrenörlük alanında da destek sağlıyor Antrenmanlarını hafta içi ve hafta sonu yoğun bir tempoyla sürdüren Fidan, yetiştirdiği sporcularla birlikte liglerde önemli dereceler elde etti. Aynı zamanda birçok genç futbolcunun farklı kulüplere transfer olmasına da katkı sağladı. 39 yaşında devlet memurluğundan istifa eden Fidan, artık tüm mesaisini gençlere ayırdığını belirterek, "Hayalim kendi kulübümü kurmak ve özgürce antrenman programlarımı uygulamaktı. Bugün geldiğimiz noktada hem başarılar elde ediyoruz hem de gençlerin önünü açıyoruz" dedi. Gençlere hedeflerinden vazgeçmemeleri çağrısında bulunan Fidan, azim ve istikrarla çalışmanın başarıyı getirdiğini vurguladı. Gençleri yetiştirmekle kalmayan aynı zamanda UEFA A lisansa sahip antrenör Yunus Emre Fidan, minik sporcuların futbol gelişimine katkı sağlarken, üniversitelerin antrenörlük bölümlerinde eğitim gören gençlere de tecrübelerini aktararak antrenörlük alanında destek veriyor. "Her çocuğun hayali olduğu gibi biz de sokaklarda başladık" Futbola sokaklarda başladığını ve profesyonel olarak farklı kulüplerde oynadığını belirten Yunus Emre Fidan, "20 yıldan beri futbol antrenörlüğü yapmaktayım. 8 yaşında her çocuğun hayali olduğu gibi bizde sokaklarda başladık. Sonrasında ise Denizli’de bir futbol kulübünde sporcu olarak başladım. Sonrasında Denizli içinde hem profesyonel hem de amatör olarak futbolculuk yaptım. 18 yaşında ise Denizli dışına çıkarak Eskişehir’de bir futbol kulübünde futbol oynamaya gittim. Sonrasında ise kısa süre içerisinde Denizli’ye gelerek futbol oynamaya devam ettim. Aynı süre zarfında üniversite sınavlarına hazırlandım. Bu futbolu çocuklarımızı ve gençlerimizi daha iyi anlatabilmek ve daha iyi uygulayabilmek adına üniversitesini bitirdim. Üniversite sürecinin ardından ise tabi futboldan hiç bir zaman kopmadık. Üniversitenin ardından KPSS sınavına girdim ve iyi bir sonuç aldım. Ama bunun sonucunda kendi bölümümden ayrı bir mesleğe geçtim. Ama bu süre zarfında futboldan veya herhangibi bir spordan kopamadık. KPSS’den aldığım puan neticesinde Denizli Adliyesinde zabıt katibi olarak göreve başladım. Göreve başladıktan sonra da hala daha amatör kulüplerde antrenörlük yapmaya devam ediyordum" diye konuştu. "39 yaşına geldiğimde devlet memurluğundan istifa ederek, gençlerimiz ile antrenmanlar yapıyoruz" 39 yaşına geldiğinde devlet memurluğundan istifa ederek hayali olan futbol kulübünü devam eden antrenör Fidan, "Devlet memuru iken hala daha cumartesi ve pazar günleri gönüllü olarak birçok kulüpte antrenörlük yaptım. 2016 yılında ise kendi adıma kulüp açtım. Çok az öğrencim vardı ama belli bir süre sonra öğrenci sayım baya bir yükselmişti. Devlet memurluğunu devam ederken gençlerimizi önünü açmak adına hafta sonları ve hafta içi olmak üzere yoğun bir tempoda antrenmanlarımızı sürdürmekteydik. 39 yaşına geldiğimde devlet memurluğundan istifa ederek gençlerimiz ile birlikte haftanın 7 günü boyunca çok yoğun bir tempoda hazırlıklarımızı ve antrenman sürecimizi sürdürüyoruz. Burada çok yetenekli çocuklarımız yetişiyor. Hem ligde maçlarda şampiyonluklar yaşayarak hem de birçok öğrencimizi farklı kulüplere veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Çocukluk hayalimi başardığım için kendimle çok gurur duyuyorum" Çocukluktaki hayalini gerçekleştirdiği için çok mutlu olduğunu ve şimdiki gençler için hayallerinin peşinden koşması gerektiğini belirten Fidan, "Çocukluktaki en büyük hayalim belki de çok uzak bir hayaldi, bir futbol kulübü kurmaktı ve bu futbol kulübünün antrenörü olmaktı. Hiç kimseye bağlı kalmaksızın sadece kendi antrenman periyotlarımı yansıtmak en büyük hayalimdi. Ve bunu başardığım için de kendimle çok gurur duyuyorum. Hiçbir zaman hiçbir evladımız hedeflerinden şaşmasınlar. Bu hayata bir defa geliyoruz her zaman ideallerimizi mutlaka yaşamamız gerekiyor" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 10:33 Akbaş Barajında doluluk oranı yüzde 82’ye ulaşarak son 9 yılın en yüksek seviyesine çıktı Denizli’nin içme suyu ve tarımsal sulama açısından hayati öneme sahip Akbaş Barajı’nda doluluk oranı yüzde 82’ye ulaşarak son 9 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Kuraklık nedeniyle alarm veren barajdaki yükseliş, çiftçilerin ve vatandaşların yüzünü güldürdü. Denizli’nin can damarı olarak nitelendirilen Akbaş Barajı’nda kış ve ilkbahar yağışlarının etkisiyle su seviyesi önemli ölçüde arttı. 2017 yılında su tutmaya başlayan barajda yapılan son ölçümlerde doluluk oranının yüzde 82 bandına yükseldiği tespit edildi. Bu oran, barajın hizmete girdiği tarihten bu yana kaydedilen en yüksek seviyeler arasında yer aldı. Özellikle 2024 ve 2025 yıllarında yaşanan kuraklık nedeniyle su seviyesindeki düşüş endişe oluştururken, 2026 yılı yağışları tabloyu tersine çevirdi. Uzun süredir düşük su seviyesi nedeniyle tedirginlik yaşanan kentte, barajdaki yükseliş memnuniyetle karşılandı. Denizli’de son iki yılda etkili olan kuraklığın tarımsal üretim ve içme suyu kaynakları üzerinde baskı oluşturduğu, Akbaş Barajı’ndaki artışın ise hem tarımsal sulama hem de şehir su yönetimi açısından önemli rahatlama sağladığı belirtildi. Uzmanlar, doluluk oranındaki artışın düzenli yağış rejiminin sonucu olduğunu ifade ederken, mevcut seviyenin yaz ayları öncesinde stratejik avantaj sunduğunu vurguladı. Yetkililer ise su kaynaklarının korunması ve suyun verimli kullanılması konusunda uyarılarda bulundu.
Milletvekili Sema Silkin Ün; “Vatandaş neyle beslendiğini bilmiyor”
01 Aralık 2024 Pazar - 10:21 Milletvekili Sema Silkin Ün; “Vatandaş neyle beslendiğini bilmiyor” Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, son günlerde ülkemizden ihraç edilen tarım ürünlerinin zehirli madde içerdiği gerekçesiyle Türkiye’ye geri gönderildiğine dikkat çekerek; “Vatandaşlarımız sağlığını tehdit eden gıda güvenliği konusunda kendisini korumasız ve güvensiz hissediyor” dedi. Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, gıda güvenliği ve ihraç edilip Türkiye’ye geri gönderilen tarım ürünleriyle ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) kürsüsünden açıklamalarda bulundu. Son günlerde ülkemizden ihraç edilen tarım ürünlerinin zehirli madde içerdiği gerekçesiyle Türkiye’ye geri gönderildiğine dikkat çeken Milletvekili Ün, haliyle, vatandaşların da sağlığını tehdit eden gıda güvenliği konusunda kendisini korumasız ve güvensiz hissettiğini ifade etti. Vatandaşın "İhraç edilen ürünlerin görece kaliteli ve sağlıklı olduğu düşünülen, sıkı denetimden geçen, analiz edilen tarım ve gıda ürünlerinde bile zehirli madde çıkıyorsa bizim tükettiğimiz ürünlerde kim bilir neler vardır" endişesi taşıdığını anlatan Milletvekili Ün, “Türkiye geri gönderilen tarım ürünlerinin raporunda ürünlerde yasal sınırların kat kat üzerinde kimyasal madde tespit edildiği için geri gönderildiği ifade ediliyor. Maalesef, ülkemiz menşeli ürünler güvensizlikte birinci sırada yer alıyor. Ardımızdan kim geliyor dersiniz? Mısır ve Hindistan. Toksin oranı bu derece yüksek tarım ilaçlarını kullanan bir az gelişmiş ülkeler kaldı bir de Türkiye maalesef. Uyarı yapılan ürünlerin yüzde 10’u ülkemizden giden ürünlerden oluşması ülkemizin itibarını fazlasıyla zedeliyor. Elbette hiçbir ihracatçı gönderdiği ürünün geri dönmesini istemez. Bu, kendisi açısından da bir prestij kaybıdır, hem de mali açıdan büyük bir risktir ama bir gerçek var ki kuru meyve, yenilebilir sert kabuklu meyveler, işlenmiş gıdalar, baharatlar, ve bal benzeri gıdalar ticaretiyle ilgili hazırlanan haftalık duyurularda ve Avrupa Birliği hızlı alarm bildirimlerinde Türkiye’nin yazık ki hep ilk sıralarda yer aldığını görüyoruz” dedi. Oranlar korkutucu Türkiye ye geri gelen tarım ürünleriyle ilgili hazırlanan ve açıklanan karneye göre oranların çok yüksek olduğuna dikkat çeken Milletvekili Ün, “İtalya’ya giden Antep fıstığında 9 kat aflatoksin, Hırvatistan’a giden armutlarda 5, Letonya’ya giden narlarda 10 kat pestisit, Hollanda marketlerindeki dutlarımızda 7 kat okratoksin, İtalya’ya giden kuru incirlerde 23 kat okratoksin, Almanya’ya ihraç edilmek istenen mandalinalarda 6 kat ‘chlorpyrifos’, Avrupa’ya ihraç edilmek istenen biberlerde tam 85 kat zehir tespit edildi. Avrupa’dan dönen bu ürünlerde tespit edilen ‘chlorpyrifos’ kimyasalının Türkiye’de yasaklı ürünler listesinde olduğunu da unutmayalım. Demek ki Avrupa’da yasaklanan kimi zirai ilaçların bilinçli ya da bilinçsiz şekilde Türkiye’de kullanılması söz konusu. Çiftçi, tedarik ettiği ilacın etkisine bakar arkadaşlar, zararlıyı yok edip ürünü koruması, onun için en öncelikli konudur. Burada sorumluluk, denetimleri layıkınca yapmayanlardadır. Peki, bu ilaçlar bu kadar rahat nasıl kullanılıyor? Bu, kullanan üreticiler tespit edilip herhangi bir cezai yaptırım uygulanıyor mu? Bakın, mesele sadece yurt dışına giden ürünlerin geri gönderilmesi meselesi de değil, bu endişeyi de aşmış durumda. Eğer halk sağlığı öncelenmiş olsaydı, Alanya’da meyve, sebze ticareti yapan bir vatandaşımızın 73 kalem üründe yaptırdığı analizlerin sonucunda AB limitlerinin çok üzerinde sonuçlar çıkar mıydı? Raporlarda tespit edilen 3 farklı pestisitin 2’si güvenilir limitlerin altında kalırken yasaklı ilaç ‘chlormequat’ kabul edilebilir oranların tam 29 kat üzerinde” diye konuştu. “Geri gelen ürünlere ne oluyor” İhraç edilip Türkiye’ye gelen tarım ürünlerinin imha edildiği söylense de konunun uzmanları tarafından "Yaş ürünler imha ediliyor olabilir ama kuru meyve grubu Türkiye’ye geri getiriliyor, tekrar elden geçiriliyor, aflatoksinli olanlar ayıklanıyor, sonra tekrar ya satılıyor ya da başka bir ürüne dönüştürülerek satışa sunuluyor" dendiğini hatırlatan Milletvekili Ün, “Tüm bu açıklamaları dinleyen vatandaş, şu güvensizlik ortamında imhaya yönelik bir video, bir tutanak görmediği sürece, bir program arasında söylenmiş bu söze inanmakta hâliyle güçlük çekiyor. Kamuoyunu tatmin etmekten uzak bir inandırıcılıkta olduğu için şüpheler maalesef devam ediyor. Sadece geri iade edilen değil, iç piyasadaki tarım ürünleriyle ilgili meseleyi de az önce anlattım; Bakanlık yaptığı denetlemelerin sonucunu açıklamadığı ve bu sonuçları kamuoyuyla paylaşmadığı için gerçekten nasıl bir durumla karşı karşıya olduğumuzu aslında bilmiyoruz. Son yıllarda kanser vakalarında yaşanan artışın nedenlerinden biri olarak, uzmanlar, tarım ilaçlarını öne sürüyorlar. Bu maddeler aynı zamanda gen yapımıza da etki ediyor. Bakanlık gıda denetiminde taklit ve tağşiş yapanları, sağlığı tehlikeye düşürecek gıda üretenleri nasıl teşhir ediyorsa pestisit için de gıda zehirleri için de yaptığı denetimleri açıklamak zorunda. Türkiye bu sorunu gerçekten çözmek istiyorsa Bakanlık mutlaka tarladan manava, pazardan markete bu denetimleri yapmak durumunda. Denetim sonuçlarını da kamuoyuyla paylaşmak zorunda. İhracattan dönen zehirli tarım ürünlerinin iç piyasada hiçbir surette kullanılmadığının, satışa sunulmadığının ispat edilmesi gerekiyor. Vatandaşlarımızın bu konudaki hassasiyetinin, şüphelerinin en üst yetkili organlarca giderilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
İki kuşak bir arada işitme sağlığı ve kulak bakımını öğrendi
01 Aralık 2024 Pazar - 08:07 İki kuşak bir arada işitme sağlığı ve kulak bakımını öğrendi İşitme cihazı ve merkezi sektörünün tercih edilen markalarından Si-Ser, Denizli’deki 15’inci kuruluş yıldönümünde anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Anaokulu minikleri ve işitme sorunu yaşayan yaşlıların bir araya getirildiği etkinlikte, işitme sağlığı ve kulak bakımı konularında teorik ve uygulamalı bilgiler aktarıldı. 1996 yılında kurulan ve günümüzde 60’dan fazla ülkeye ihracat yapan yerli ve milli işitme cihazları üreticisi Si-Ser, ülke geneline yayılan 80 şubesinden birisi olan Denizli’nin 15’inci yaşını anlamlı bir etkinlikle kutladı. Denizli- Aydın Bölge Müdürü Kerim Kangöz’ün ev sahipliğinde düzenlenen kutlama, anaokulu öğrencileri ve işitme sorunu yaşayan yaşlıları bir araya getirmesiyle bir sosyal sorumluluk projesine dönüştü. Projeye dahil olan Denizli Gökkuşağı Anaokulu öğrencileri, öğretmeleri Gülnihal Tokmak ve Zeliha Şengün eşliğinde işitme bilincini artırmaya yönelik eğlenceli ve öğretici aktiviteler gerçekleştirdi. Odyometrist ve odyologlardan kulak sağlığı, işitmenin nasıl gerçekleştiği, işitme sorunları ve kulak bakımı hakkında önemli bilgiler edinen öğrenciler, öğrendiklerini evlerine gittiklerinde büyüklerine anlatacaklarını ifade eden çocuklar çalışanlara teşekkür etti. Etkinlikte hem anaokulu öğrencilerinin hem de işitme sorunu yaşayan yaşlıların işitme testleri yapılarak, tespit edilen rahatsızlıklar hakkında gerekli bilgilendirmeler yapıldı. Denizli’de 15 yıldır hizmet verdiklerini ifade eden Si-Ser İşitme Cihazları Denizli Bölge Yöneticisi Gül Acur, “Hizmet verdiğimiz süreçte toplumda işitme bilincini artırmaya yönelik önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Önceliğimiz insan sağlığına katkıda bulunmak ve işitme bilincini aktarabilmek. Bunu burada yıllardır sürdürebilmenin mutluluğunu paylaşıyoruz. 7’den 70’e herkese bu bilinci aşılamayı düşündüğümüz için bugün anaokulundan misafirlerimiz vardı. Onlara kulak sağlığı, işitmenin nasıl gerçekleştiği, işitme sorunları ve kulak bakımı hakkında önemli bilgiler verdik. Onlar gibi bizler de çok mutlu olduk. 1996 yılından bu yana Kıbrıs, Gürcistan başta olmak üzere 80’e yakın şubemizle hizmet vermekten dolayı ayrıca çok mutluyuz” dedi. “Tüm işitme sorunu yaşayan hastalarımıza hizmet veriyoruz” Yerli ve milli bir firma olarak işitme sektöründe hizmet vermekten dolayı çok mutlu olduklarını ifade eden Si-Ser İşitme Cihazları Satış ve İş Geliştirme Müdürü Serhat Ağaç da etkinlikte kendilerini yalnız bırakmayan öğrenciler ve hastalara teşekkür etti. Kuruluş yıldönümünde bir sosyal sorumluluk projesine imza atmış olmaktan dolayı mutlu olduklarını kaydeden Ağaç, “Toplamda Türkiye genelinde 80 şubemiz var. Yurt dışı ile beraber tüm işitme sorunu yaşayan hastalarımıza hizmet veriyoruz. 1996 yılından bu yana milli bir üretim kuruluşu olarak büyük gurur yaşıyoruz. Bugün mutluluğumuzu Denizli’deki şubelerimizde müşterilerimizle birlikte paylaştık. Anaokulu öğrencileri de bu mutluluğa ortak oldular. İşitme bilincini artırmak ve diğer çocuklara örnek olmaları adına güzel bir etkinlikti. 60’dan fazla ülkeye ihracatımız bulunmakta. Her yıl yenilenen teknoloji ile birlikte tekrardan yeni cihazlar üretmekteyiz. 2020 yılında ürettiğimiz yerli cihazın Amerikan patentini de aldık. Önümüzdeki yıl inşallah Avrupa ve Amerika ile bunu buluşturmayı hedefliyoruz. Türk milli ürünü tüm dünya vatandaşlarına ulaşmış oluyor” diye konuştu. “İşitmek çok güzel bir şey” İşitmenin çok güzel bir şey olduğunu ifade eden yaşlı hasta Saim Aykır ise “En zor zamanlarda bile evime kadar gelip destek verdiler. Kendilerinden Allah razı olsun. Duymanın genci ihtiyarı yok. Sağlığın utanılacak bir durumu yok. Sağlık çok önemli. Benim gibi duyma sorunu yaşayanlara tavsiyem asla sağlıklarını ihmal etmesinler. Kulağın arkasında kötü görünüyor diye cihazlarını takmamazlık etmesinler. Bu cihazlar olmasa zaten duyamazdım. Hem cihazlarımdan hem de firmanın hizmetlerinden çok memnunum” ifadelerini kullandı.
Merkezefendi Belediyesi ‘Engelsiz Fest’ festivali başlıyor
30 Kasım 2024 Cumartesi - 19:00 Merkezefendi Belediyesi ‘Engelsiz Fest’ festivali başlıyor Merkezefendi Belediyesi, ‘3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ dolayısıyla dördüncü kez ‘Engelsiz Fest’ düzenliyor. Merkezefendi Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı ile çalışmalarını sürdürüyor. Merkezefendi Belediyesince düzenlenen ‘Engelsiz Fest’in dördüncüsü bu yıl da gerçekleştirilecek. Etkinlik, 3 Aralık Salı ve 4 Aralık Çarşamba günü Merkezefendi Kültür Merkezi’nde yapılacak. Festival, 3 Aralık Salı günü saat 11.00’de program ve sergi açılışı ile başlayacak. Saat 11.30’da engelli spor kulüplerine malzeme desteğinde bulunulacak. Festivalin ikinci gününde program saat 11.00’de animasyon ve eğlence gösterisi ile başlayacak. Saat 14.00’te ise Engelsiz Koro ve Dans Ekibi Performansını gerçekleştirecek. Saat 15.00’te Merkezefendi Belediye Orkestrası Konseri ile etkinlik sona erecek. “Özel bireylerimizin bizdeki yeri çok başka” Engelliler Günü’nde farkındalığı artırmak için çeşitli etkinlikler düzenlediklerini belirten Başkan Doğan, “Her sene gerçekleştirmiş olduğumuz ‘Engelsiz Fest’i geleneksel hale getirdik. Bu yıl dördüncüsünü gerçekleştireceğiz. Bu zamana kadar her projemizde özel bireylerimizi düşünüyor, ona göre hareket ediyoruz. İlçemizi, özel bireylerin hayata eşit katılımı için geliştirmeye devam ediyoruz. Engelsiz Yaşam Akademimizde eğitim gören özel bireylerimizin bizdeki yeri çok farklı. Onların mutluluğu ve sosyalleşmesi için çalışıyoruz. 2 gün sürecek, birbirinden güzel ve keyifli etkinliklerin yer alacağı festivalimize tüm hemşehrilerimizi bekliyoruz” dedi.
Kar maskeli gaspçıları jandarma uykularında enseledi
30 Kasım 2024 Cumartesi - 10:22 Kar maskeli gaspçıları jandarma uykularında enseledi Denizli’de 3 şüpheli, kar maskeleriyle kendilerini gizleyerek girdikleri evden, yaşlı çiftin ellerini ve ayaklarını bağlayarak eşya çaldı. Darp edilen çiftin ’misafir gelecekti’ demesi üzerine panikle kaçan şahıslar, jandarma tarafından uyurken yakalandılar. Olaydan önceki gün evin etrafında keşif yaptıkları tespit edilen şüphelilere ait ikamette yapılan aramalarda silah ve kelepçe ele geçirildi. Olay, Çameli ilçesi Gökçeyaka Mahallesi Dağdibi mevkisinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Bekir ve Necla Genç çiftinin kırsalda bulunan evlerinin kapısı çaldı. Kapıyı açmaya giden Necla Genç’ten bir süre ses alamayan Bekir Genç, odadan çıkarak kapıya doğru yöneldiğinde yüzleri kar maskesiyle gizli, ellerinde eldiven bulunan iki şahsın eşinin ağzını elleriyle tuttuğunu gördü. Odaya dönerek pencereden kaçmayı hedefleyen Bekir Genç üçüncü şüpheli şahıs tarafından yakalandı. Yaşlı çiftin ellerini ve ayaklarını bant ve plastik kelepçeler ile bağlayan 3 şahıs, silahla tehdit ettiği çifte para ve altınların yerini sordu. Bekir Genç’in "Bende para yok" cevabına öfkelenen şüpheli elindeki tabanca ile Bekir Genç’i darp etti. 2 şüpheli yaşlı çiftin başında beklerken üçüncü şahıs ise evin diğer odalarında maddi değere sahip eşyaları aramaya başladı. Yaşlı adamın yalanı kurtardı Şüpheliler ellerini ve ayaklarını bağlayarak etkisiz hale getirdikleri yaşlı çiftin seslerinin komşularına gitmemesi için de televizyonun sesini açtı. Bu sırada Bekir Genç ise eşine “Misafirler gelecekti” demesi üzerine panik yapan şüpheliler yaşlı çiftin cep telefonlarını ve 2 adet av tüfeğini alarak evden uzaklaştı. Birbirlerinin ellerini ve ayaklarını çözen yaşlı çift, komşularına giderek jandarma ekiplerine ihbarda bulundu. Uykularında yakalanan şüphelilerden silah ve kelepçe çıktı İhbar üzerine adrese sevk edilen jandarma ekipleri detaylı incelemelerde bulundu. Çameli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Jandarma Komutanlığına bağlı Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), diğer birimler ve Çameli İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler soruşturmayı titizlikle yürüttü. Jandarmanın dedektifleri olarak bilinen JASAT timleri yaptıkları incelemeler neticesinde şüphelilerin olaydan önceki gün yine evin yakınlarına geldiğini ve keşif gezisi yaptıklarını belirledi. Önce şüphelilerin kaçtıkları aracın plakasını ardından kimliklerini belirleyen JASAT timleri şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. Yapılan çalışmalar neticesinde olayı gerçekleştiren Zikri Ö. (29), Enes Kağan Ö. (25), Ahmet K.’nin (40), Muğla’nın Fethiye ilçesinde bir apart dairesinde kaldıkları tespit edildi. Şüpheliler bulunduğu adrese uykularında yakalanırken, evde yapılan aramalarda yaşlı çiftin evinde çaldıkları 2 adet cep telefonu ve av tüfeğinin yanı sıra bir adet tabanca ve kelepçe ele geçirildi. Şüpheli şahıslardan Ahmet K.’nin suç kaydı bulunmazken, ağabey ve kardeş oldukları öğrenilen Zikri Ö. ve Enes Kağan Ö.’nün suç kaydı ise dikkatlerden kaçmadı. Zikri Ö.’nün 5809 sayılı yasaya muhalefet, başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama ve bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçlarından 3 kaydı olduğu öğrenildi. Enes Kağan Ö.’nün ise basit yaralama suçundan 2, başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama ve bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçlarından 4 kaydı olduğu anlaşıldı. “Hanıma ’misafirler gelecekti’ dedim, maskeli adamlar da panikledi” Olayın akşam 19.00 sıralarında meydana geldiğini belirten Bekir Genç (69), kapı ilk çaldığında misafir geldiğini düşündüğünü söyledi. Kapıyı açmak için giden eşinden ses alamayınca meraklandığını dile getiren Genç, "“Önümde 3 tane maskeli adam gördüm. 3 kişinin de elinde tabancalar vardı. Hanımın ağzını ve ellerini bağlamışlardı. Sonrasında ben geriye çekildim. İki kişi benim yanıma geldi. Ellerimi ve ayağımı bağladılar. Bağladıktan sonra bana sorular sormaya başladı. ’Paralar ve altınlar nerede’ diye sorular sordular. Onlar onu sorunca ben de ’bende para ve altın yok. 3 ay oldu ev aldım. Param yok’ dedim. Ondan sonra bana sürekli ’sende para var. Paraları ve altınları bize verirsen sana zarar vermeyeceğiz ama vermezsen seni öldüreceğiz’ dediler. Ardından tabancayı dayadılar. Sonrasında o an ben hanıma ’misafirler gelecekti’ dedim. Maskeli adamlar da panikledi. İki kişi hanımı ve beni tuttular. Onlar tutarken diğer adam ise odaları karıştırmaya başladı. Misafirler gelecek dedikten sonra masanın üzerinden benim ve hanımın cep telefonunu alıp kaçtılar. Ayrıca evin içinde 2 tane av tüfeğim vardı ama onları da giderken almışlar. 700 metre komşularla aramız vardı. Komşularımın yanına gittim ve olayı jandarmayı bildirdim" dedi. Ayrıca olayı gerçekleştiren şüphelilerden biriyle birlikte çalıştığını ifade eden Genç, “Ben hareket etmeyim diye bant ile sardılar. Hanımın ayaklarını ise plastik kelepçe ile bağlamışlar. Adamlar kaçtıktan sonra birbirimize yardım ederek bağladıkları şeylerden kurtulduk. Olayın ardından öğrendik ki üç kişiden birisi benim çalıştığım bir yerden arkadaşım. Diğeri ise onun kardeşi diğerini ise tanımıyorum” şeklinde konuştu. “Şüphelileri bize söylediklerinden daha kısa sürede yakaladılar” Şüphelilerin para ve altınların yerini söylememesi halinde ölümle tehdit ettiğini dile getiren Necla Genç (54), “Kapı çaldıktan sonra kapıyı açar açmaz birisi iki elimi tutup ağzımı kapattılar. Arkasından da uzun boylu siyah maskeli ve eldivenli adamlar vardı. Sadece gözleri görünüyordu. Ardından beni tutan koridorda beklettiler. Diğerleri ise içeriye daldı. Bize devamlı ’altınlar ve paralar nerede’ diye sordular. Onlar öyle sorunca ben de ’bizde para pul yok’ dedim. Ben bunu dedikten sonra adamlar ’seni burada öldürürüz. Güzel bir şekilde söylersen canını yakmayacağım ama ararım ve bulursam canını çok fena yakarım’ dediler. ’Bende para pul yok’ demeye devam ettim. Sonrasında eşimin yanına getirdiler ve konuşmayın dediler. Sesimizi kimse duymaması için de televizyonu açtı ve sesi sonuna kadar açtı. Sonra bunlar buradan gittikten sonra eşimle biz jandarmayı bildirdik. Ardından jandarmadan ekipler geldi ve bana ’biz bunu hallederiz teyze. Üzülme sen’ diyerek teselli ettiler. Söylediklerinden daha kısa sürede yakaladılar. Bütün jandarma ekiplerinden ve yardım eden herkesten Allah bin kere razı olsun” ifadelerini kullandı.
Kar maskeli gaspçıları jandarma uykularında enseledi
30 Kasım 2024 Cumartesi - 09:53 Kar maskeli gaspçıları jandarma uykularında enseledi Denizli’de 3 şüpheli kar maskeleriyle kendilerini gizleyerek girdikleri yaşlı çiftin ellerini ve ayaklarını bağlayarak evde bulunan eşyaları çaldı. Darp edilen çiftin ‘Eve misafir gelecekti’ demesi üzerine panikle kaçan şüpheliler, jandarma tarafından kısa sürede uyurken yakalandı. Olaydan önceki gün evin etrafında keşif yaptıkları tespit edilen şüphelere ait ikamette yapılan aramalarda silah ve kelepçe ele geçirildi. Olay, Çameli ilçesi Gökçeyaka Mahallesi Dağdibi mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre Bekir ve Necla Genç çifti kırsalda bulunan evlerinin kapısı çaldı. Kapıyı açmaya giden Necla Genç’ten bir süre ses alamayan Bekir Genç, odadan çıkarak kapıya doğru yöneldiğinde yüzleri kar maskesiyle gizli ellerinde eldiven bulunan iki şahsın eşinin ağzını ellerini tuttuğunu gördü. Odaya geri giren ve pencereden kaçmayı hedefleyen Bekir Genç’te üçüncü şüpheli şahıs tarafından yakalandı. Yaşlı çiftin ellerini ve ayaklarını bant ve plastik kelepçeler ile bağlayan 3 şüpheli silahla tehdit ettiği çifte para ve altınların yerini sordu. Bekir Genç’in “Bende para yok” cevabına öfkelenen şüpheli elindeki tabanca ile Bekir Genç’i darp etti. 2 şüpheli yaşlı çifti başında beklerken üçüncü şahıs ise evin diğer odalarında maddi değere sahip eşyaları aramaya başladı. Yaşlı adamın yalanı kurtardı Şüpheliler elleri ve ayakları bağlayarak etkisiz hale getirdikleri yaşlı çiftin seslerinin yaklaşık 500 metre uzaklıktaki komşularına gitmemesi için de televizyonun sesini açtı. Bu sırada Bekir Genç ise eşine “Misafirler gelecekti” demesi üzerine panik yapan şüpheliler yaşlı çiftin cep telefonlarını ve 2 adet av tüfeğini alarak evden uzaklaştı. Birbirlerinin ellerini ve ayaklarını çözen yaşlı çift, komşularına giderek jandarma ekiplerine ihbarda bulundu. Uykularında yakalanan şüphelilerden silah ve kelepçe çıktı İhbar üzerine adrese sevk edilen jandarma ekipleri detaylı incelemelerde bulundu. Çameli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Jandarma Komutanlığına bağlı Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), diğer birimler ve Çameli İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler soruşturmayı titizlikle yürüttü. Jandarmanın dedektifleri olarak bilinen JASAT timleri yaptıkları incelemeler neticesinde şüphelilerin olaydan önceki gün yine evin yakınlarına geldiğini ve keşif gezisi yaptıklarını belirledi. Önce şüphelilerin kaçtıkları aracın plakasını ardından kimliklerini belirleyen JASAT timleri şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. Yapılan çalışmalar neticesinde olayı gerçekleştiren Zikri Ö. (29), Enes Kağan Ö. (25), Ahmet K.’nın (40), Muğla’nın Fethiye ilçesinde bir apart dairesinde kaldıkları tespit edildi. Şüpheliler bulunduğu adrese uykularında yakalanırken, evde yapılan aramalarda yaşlı çiftin evinde çaldıkları 2 adet cep telefonu ve av tüfeğinin yanı sıra bir adet tabanca ve kelepçe ele geçirildi. Şüpheli şahıslardan Ahmet K.’nın suç kaydı bulunmazken, ağabey ve kardeş oldukları öğrenilen Zikri Ö., ve Enes Kağan’ın suç kaydı ise dikkatlerden kaçmadı. Zikri Ö.’nün 5809 sayılı yasaya muhalefet, başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama ve bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçlarından 3 kaydı olduğu öğrenildi. Enes Kağan Ö.’nün ise basit yaralama suçundan 2, başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama ve bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçlarından 4 kaydı olduğu anlaşıldı. “Hanıma ‘Misafirler gelecekti’ dedim, maskeli adamlar da panikledi” Olayın akşam 19.00 sıralarında meydana geldiğini belirten Bekir Genç (69), kapı ilk çaldığında misafir geldiğini düşündüğünü söyledi. Kapıyı açmak için giden eşinde ses alamayınca meraklandığını dile getiren Genç, “Önümde 3 tane maskeli adam gördüm. 3 kişinin de elinde tabancalar vardı. Hanımın ağzını ve ellerini bağlamışlardı. Sonrasında ben geriye çekildim. İki kişi benim yanıma geldi. Ellerimi ve ayağımı bağladılar. Bağladıktan sonra bana sorular sormaya başladı. ‘Paralar ve altınlar nerede?’ diye sorular sordular. Onlar onu sorunca bende ‘Bende para ve altın yok. 3 ay oldu ev aldım. Param yok’ dedim. Ondan sonra bana sürekli ‘Sende para var. Paraları ve altınları bize verirsen sana zarar vermeyeceğiz ama vermezsen seni öldüreceğiz’ dediler. Ardından tabancayı dayadılar. Sonrasında o an ben hanıma ‘Misafirler gelecekti’ dedim. Maskeli adamlar da panikledi. İki kişi hanımı ve beni tuttular. Onlar tutarken diğer adam ise odaları karıştırmaya başladı. Misafirler gelecek dedikten sonra masanın üzerinden benim ve hanımın cep telefonunu alıp kaçtılar. Ayrıca evin içinde 2 tane av tüfeğim vardı ama onları da giderken almışlar. 700 metre komşularla aramız vardı. Komşularımın yanına gittim ve olayı jandarmayı bildirdim” dedi. Ayrıca olayı gerçekleştiren şüphelilerden biriyle birlikte çalıştığını ifade eden Genç, “Ben hareket etmeyim diye bant ile sardılar. Hanımın ayaklarını ise plastik kelepçe ile bağlamışlar. Adamlar kaçtıktan sonra birbirimize yardım ederek bağladıkları şeylerden kurtulduk. Olayın ardından öğrendik ki üç kişiden birisi benim çalıştığım bir yerden arkadaşım. Diğeri ise onun kardeşi diğerini ise tanımıyorum” şeklinde konuştu. “Şüphelileri bize söylediklerinden daha kısa sürede yakaladılar” Şüphelilerin para ve altınların yerini söylememesi halinde ölümle tehdit ettiğini dile getiren Necla Genç (54), “Kapı çaldıktan sonra kapıyı açar açmaz birisi iki elimi tutup ağzımı kapattılar. Arkasından da uzun boylu siyah maskeli ve eldivenli adamlar vardı. Sadece gözleri görünüyordu. Ardından beni tutan koridorda beklettiler. Diğerleri ise içeriye daldı. Bize devamlı ‘Altınlar ve paralar nerede?’ diye sordular. Onlar öyle sorunca bende ‘Bizde para pul yok’ dedim. Bende bunu dedikten sonra adamlar ‘Seni burada öldürürüz. Güzel bir şekilde söylersen canını yakmayacağım ama ararım ve bulursam canını çok fena yakarım’ dediler. Bende devamlı ‘Bende para pul yok’ demeye devam ettim. Sonrasında eşimin yanına getirdiler ve konuşmayın dediler. Sesimizi kimse duymaması için de televizyonu açtı ve sesi sonuna kadar açtı. Sonra bunlar buradan gittikten sonra eşimle biz jandarmayı bildirdik. Ardından Jandarmadan ekipler geldi ve bana ‘Biz bunu hallederiz teyze. Üzülme sen’ diyerek teselli ettiler. Söylediklerinden daha kısa sürede yakaladılar. Bütün jandarma ekiplerinden ve yardım eden herkesten Allah bin kere razı olsun” ifadelerini kullandı. (FK-MB-
Başkan Kepenek ilk Kent Lokantasını Honazlıların hizmetine sundu
30 Kasım 2024 Cumartesi - 09:40 Başkan Kepenek ilk Kent Lokantasını Honazlıların hizmetine sundu Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, Denizli’nin ilçelerdeki ilk Kent Lokantasını Honazlıların hizmetine sundu. Denizli’deki 5’inci Kent Lokantasını Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu ile birlikte açan Başkan Kepenek, yeni tesislerin müjdesini verdi. Denizli’de halkın uygun fiyata sağlıklı yemeğe ulaşması için belediyeler tarafından hayata geçirilen Kent Lokantalarının bir yenisi Honaz ilçesinde açıldı. Denizli Büyükşehir Belediyesinin şehre kazandırdığı 3 Kent Lokantası ve önümüzdeki günlerde açılışı yapılacak olan Merkezefendi Belediyesi Kent Lokantası ile birlikte kentteki 5’inci Kent Lokantası, Honaz Belediyesi tarafından halkın hizmetine sunuldu. Honaz Kapalı Pazaryerinde hizmet veremeye başlayan Honaz Kent Lokantası Kiraz Şubesi, ilçelerde açılan ilk kent lokantası oldu. Uygun fiyata kaliteli hizmet vermeyi amaçlayan lokantada 80 TL’ye 4 çeşit yemek sunuluyor. Ürünlerde birinci sınıf ürünlerin kullanıldığını belirten Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, Kent Lokantasının açılışında yaptığı konuşmada projenin ilçeye hayırlı olmasını diledi. Kent Lokantası projelerinin Kocabaş ve Kaklık mahalleleriyle devam edeceğini kaydeden Başkan Kepenek, “Bu ekonomik krizde ailelerin beslenmesi, özellikle çocuk ve yaşlıların beslenmesi çok önemli. Günlük ihtiyaç duydukları kaloriyi sağlıklı şekilde almaları için bu projeyi gerçekleştirdik. Honaz belediyesi olarak hem ucuz hem kaliteli ve güzel yemekleri halkımızla buluşturmak için bu hizmeti başlattık. Bugün Honaz Kapalı Pazar Yerine açtığımız Kent Lokantasını 3 Aralık Salı günü Kocabaş Mahallesinde de yeni Kent Lokantamızın açılışını yapacağız. Sonraki Cuma günüde Kaklık Mahallemizde bir Kent lokantası açılışı yapacağız. 3 Kent Lokantamızda şuanda hazır üçünü de arka arkaya açacağız ve halkımızla buluşturacağız. Dışarıda Bir yemek fiyatının 500 Türk Lirasına kadar çıktığı bu zamanda Honaz Belediyesi olarak 4 Çeşit yemeği 80 Türk Lirasına halkımıza sunuyoruz. Yemeklerimizde kullanılan bütün ürünler birinci kalite malzemeler. Aslında Bir taraftan sağlıklı toplumun yolu sağlıklı beslenmeden geçer politikasıyla vatandaşlarımıza güzel bir sofra hazırladık herkesi bu sofraya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı. “Birlikte el ele yeni ve güzel bir Denizli inşa edeceğiz" diyerek sözlerine başlayan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu ise "Çocukların ve kadınların mutlu olduğu bir Denizli inşa edeceğiz. Tarımla uğraşan, hayvancılıkla uğraşan, turizmle uğraşan vatandaşlarımızın daha mutlu olduğu bir Denizli inşa edeceğiz. Çünkü bizim hayalimiz mutlu insanları şehri Denizli olması. Bu yolculuk sadece bizlerin yapabileceği bir yolculuk değil bu yolculuğu hep beraber dayanışma içinde olursak başara biliriz. Çevreye sahip çıkmanız gerekiyor. İklim krizinin olduğu bu dönemde suyumuza sahip çıkmanız gerekiyor. Bunların hepsini başarırsak kapımızın önleri sokakları evimiz gibi görürsek bu şehrin güzelleşmesini hep beraber başarırız. Halk ekmekle ve Kent Lokantalarıyla başlayan bu sosyal dayanışmacı belediyecilik anlayışımızın Denizli Büyükşehir Belediyesi ve Honaz Belediyesiyle daha da büyüyeceğine kimsenin şüphesi olmasın” dedi. "Yüksel Başkanımın emeği de çok büyük" Denizli’nin her noktasında hizmet anlayışını büyüten bir çaba içerisinde olduklarını kaydeden Başkan Çavuşoğlu, "Bu anlamda Yüksel Başkanımın emeği de çok büyük. İl Başkanı görevimdeyken Honaz’a açılışa gelmekten yoruluyorduk. Anlaşılan Belediye Başkanı iken de yorulmaya devam edeceğiz. Bu yorgunluklar bizim için tatlı yorgunluklar olur. 5’nci Kent Lokantası açılışı oldu. Tarımı, hayvancılığı ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Ücretsiz gübre, fide desteği veriyoruz. Ücretsiz yem desteğine başladık. Desteklerimiz her geçen gün artarak sürecek. İlkokul birinci sınıflara yemek desteği veriyoruz. Annelerin çocuklarının ne yiyeceği sıkıntısı yaşamadığı Denizli hayali ile yürüyoruz ve çalışıyoruz. Kamu kaynaklarını doğru kullanarak mücadelemizi sürdüreceğiz. Çocukların, kadınların mutlu olduğu bir kenti yaşatacağız. Mutlu insanların şehir Denizli olacak. Hep beraber dayanışma örneği gösterirsek bunu yapabiliriz. Çevreye sahip çıkmalıyız, iklim krizinde iken suya sahip çıkmalıyız. Honaz Kent Lokantamız hemşehrilerimize hayırlı olsun” diye konuştu.
3 yaşındaki çocuk ailesini evsiz bıraktı
30 Kasım 2024 Cumartesi - 09:25 3 yaşındaki çocuk ailesini evsiz bıraktı DENİZLİ (İHA) – Denizli’de annesi ağabeyini banyo yaptırırken çakmakta minderi tutuşturan 3 yaşındaki çocuğun çıkardığı yangında daire tamamen kül oldu. Kış günü sokakta kalan aileye, akrabaları sahip çıktı. Olay, Merkezefendi ilçesine bağlı Karaman Mahallesi 1769/3 Sokak numara 6 adresinde bulunan 4 katlı apartmanın birinci katındaki dairede meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; baba Talat Özçelik’in işte gitmesinin ardından anne Saadet Özçelik, 6 yaşındaki oğlu Veli’yi yıkamak için banyoya girdi. Annesi ağabeyini banyo ettirirken eline mutfaktaki çakmağı geçiren 3 yaşındaki Rafet, çakmakla oynarken oturma odasındaki sünger minderi tutuşturdu. Oturama odasından yükselen alevler bir anda tüm daireyi sardı. Su dökerek yangını söndürmek için çaba harcayan anne, tüm çabalarına rağmen alevlere engel olamayınca, çocuklarını yanan daireden çıkarmayı son anda başardı. İhbar üzerine kısa sürede bölgeye ulaşan Denizli Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri, yangını diğer dairelere sıçramadan söndürmeyi başardı. Yaşanabilecek bir faciadan dönülen yangında, tüm odaları zarar gören daire kullanılamaz hale geldi. Çakmakla oynarken evi yakan 3 yaşındaki çocukları yüzünden kış günü sokak ortasında kalan aileye bazı akrabaları sahip çıktı. Yangında kullanılamaz hale gelen evde, yüzlerce bin liralık hasar oluştuğu belirlendi.