Yerel Haberler
Diyarbakır
DESOB’tan ’Geleneksel Ramazan Fuarı’na tepki 04 Mart 2026 Çarşamba - 16:01:23 Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB), Mezopotamya Fuar Merkezi’nde düzenlenen Geleneksel Ramazan Fuarı’nda il dışından gelen firmaların perakende satış yapılmasına izin verilmesinin yerel esnafı mağdur ettiğini belirterek, duruma tepki gösterdi. DESOB, 3-8 Mart 2026 tarihleri arasında Elazığ Yolu üzerindeki Mezopotamya Fuar Merkezi’nde düzenlenen Geleneksel Ramazan Fuarı’na karşı harekete geçti. Trabzon, Konya, Malatya ve çeşitli illerden gelen firmaların tekstil, giyim, gıda ve kozmetik başta olmak üzere birçok ürünü perakende olarak satışa sunmasına karşı tepkisini kamuoyuna duyurmak amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. DESOB adına basın açıklamasını okuyan Yönetim Kurulu üyesi ve Bakkallar, Bayiler ve Şekerciler Odası Başkanı Fahrettin Gülmüş, yerel esnafa yapılan haksız rekabeti kabul etmediklerini söyledi. Gülmüş, "Kentimizde Ramazan Bayramı döneminde; Trabzon, Konya, Malatya ve diğer illerden tekstil, giyim, gıda, yiyecek, içecek, kozmetik ve benzeri ürünlerin parekende satışı amacıyla Elazığ Yolu üzerinde bulunan Mezopotamya Fuar Merkezi alanında 3-8 Mart 2026 tarihleri arasında ’Geleneksel Ramazan Fuarı’ adı altında ürün satışları ve alışverişi düzenleneceği şeklinde birliğimiz ve odalarımıza bağlı esnafımızdan gelen yoğun şikayetler üzerine söz konusu bu basın açıklamasını yapmak zaruri olmuştur. Bilindiği üzere bayram dönemleri, esnafımız için hayati öneme sahip zaman dilimleridir. Yıl boyunca ağır ekonomik şartlar altında faaliyet gösteren kira, vergi, SGK primi ve diğer tüm yasal yükümlülüklerini eksiksiz biçimde yerine getiren yerel işletmeler, bayram öncesi oluşan ticari hareketlilik sayesinde ayakta kalabilmektedir. Ancak tam da bu hassas dönemde, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’na ait fuar alanında il dışından gelen bazı firmalara ’fuar’ adı altında fiilî satış izni verilmesi, yerel esnafımıza açık bir haksızlıktır. Şehrimizde kalıcı iş yeri bulunmayan, sürekli vergi mükellefi olmayan ve kira yükümlülüğü taşımayan ve satışı yapılan ürünlerin sağlık ve hijyen kurallarına uygunluğu bilinmeyen markaların, bayram yoğunluğundan faydalanmak üzere geçici şekilde satış yapmalarına göz yumulması; adil rekabet ilkesinin açıkça ihlalidir" dedi. Hiçbir kurum veya organizasyonun, yıl boyunca sabit gider ve kamusal yükümlülük üstlenen esnafın emeğini birkaç günlük organizasyon uğruna riske atamayacağını ifade eden Gülmüş, şöyle konuştu: "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının temel sorumluluğu, yerel ticareti korumak, geliştirmek ve rekabet şartlarını adil biçimde sağlamaktır. Bu düşünce ile hiçbir kurum, yerel ticaretin zarar görmesine seyirci kalmamalıdır. Çünkü bu ve benzeri tüm yapı, kurum ve organizasyonlar, şehir ekonomisine karşı sorumsuz bir yaklaşım sergilemektedir. Buradan açık ve net şekilde ifade ediyoruz: Bayram öncesi bu tür satış organizasyonları ile rekabet eşitliğini zedeleyen fiiller hakkında gerekli idari ve hukuki işlemler yapılmalıdır. Yerel esnafı mağdur eden uygulamalara son verilmelidir. Adil ve eşit rekabet şartları ivedilikle sağlanmalıdır. Aksi halde oluşacak ekonomik mağduriyetin ve ticari huzursuzluğun sorumluluğu bu karara imza atanlarda olacaktır. Yerel esnafımızın emeğini ve hakkını korumak; yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Sürecin takipçisi olacağımızı, gerekli idari ve hukuki başvuru yolları dâhil olmak üzere tüm meşru ve demokratik haklarımızı kullanacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz."
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:17 "Obezite, kişinin yaşam kalitesini düşürüyor" Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Obezite Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. İhsan Solmaz, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla obezitenin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Obezitenin, vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ birikimi olarak tanımlandığını belirten Doç. Dr. İhsan Solmaz, Dünya Sağlık Örgütü’nün obeziteyi vücut kitle indeksine göre sınıflandırdığını ifade etti. Vücut kitle indeksinin, kilonun metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplandığını belirten Solmaz, 25 ile 30 arasındaki değerlerin fazla kilolu, 30’un üzerindeki değerlerin ise obez olarak değerlendirildiğini söyledi. Türkiye’de fazla kilolu ve obez birey sayısının giderek arttığına dikkat çeken Solmaz, obezitenin birçok kronik hastalığın ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirtti. Solmaz, obezitenin diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, kalp ve damar hastalıkları ile uyku apnesi gibi sağlık sorunlarına neden olabildiğini, ayrıca boyun ve bel fıtığı ile diz kireçlenmesi gibi kas-iskelet sistemi problemlerini de beraberinde getirdiğini ifade etti. Obezitenin bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü vurgulayan Solmaz, tedavide en önemli adımın yaşam tarzı değişikliği olduğunu söyledi. Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin obeziteyle mücadelede büyük önem taşıdığını belirten Solmaz, özellikle yüksek kalorili un ve hamur işi ürünlerin azaltılması gerektiğini ifade etti. Haftada en az dört gün 45 dakika ya da haftanın her günü en az 30 dakika tempolu yürüyüş yapılmasının önerildiğini dile getiren Solmaz, hastanın vücut kitle indeksine göre gerekli durumlarda medikal tedavi seçeneklerinin de uygulanabildiğini kaydetti. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü ve Kardiyoloji Uzmanı Dr. Emre Asiltürk ise obezitenin kalp sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekerek, fazla kilonun kalbin iş yükünü artırdığını ve bu durumun zamanla hipertansiyon, damar sertliği ve kalp krizi riskini yükseltebildiğini belirtti. Asiltürk, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin hem obeziteyi önlemede hem de kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını vurguladı.
Dünya Diyabet Gününde çocuklara özel etkinlik
14 Kasım 2025 Cuma - 13:50 Dünya Diyabet Gününde çocuklara özel etkinlik Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Dünya Diyabet Günü nedeni ile çocuklara özel etkinlik düzenlendi. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde diyabetli çocuklara yönelik etkinlik gerçekleştirildi. Açık ve kapalı alanda gerçekleştirilen programda çocuklar, palyaço gösterileri, yüz boyama, müzik ve dans etkinlikleri, çeşitli oyunlar ve atölyeler ile keyifli anlar yaşadı. Etkinlik sonunda çocuklar, gökyüzüne mavi balonlar bırakarak diyabet farkındalığına anlamlı bir katkı sundu. Sağlık profesyonelleri tarafından aynı zamanda çocuklara ve ailelerine diyabet yönetimi, sağlıklı beslenme ve günlük takip konularında bilgilendirme yapıldı. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, çocuklara yönelik düzenlenen farkındalık çalışmalarının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Çocukluk çağı diyabeti, doğru eğitim ve düzenli takip gerektiren bir süreçtir. Bu tür etkinlikler, çocuklarımızın hem moralini yükseltiyor hem de ailelerin diyabet yönetimi konusunda bilinçlenmesini sağlıyor. Diyabetle mücadelede farkındalık, bilgilendirme ve destek en güçlü araçlarımızdır." Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte aileler ve çocuklar hem bilgilendi hem de keyifli bir gün geçirdi. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, çocuklara yönelik farkındalık çalışmalarının devam edeceğini bildirdi.
Diyabet sessizce ilerliyor: Uzmanlardan erken tanı çağrısı
14 Kasım 2025 Cuma - 11:38 Diyabet sessizce ilerliyor: Uzmanlardan erken tanı çağrısı Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında toplumda giderek artan diyabet vakalarına dikkat çekti. Hastanenin Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Güven, diyabetin dünya genelinde 500 milyonun üzerinde kişiyi etkilediğini, Türkiye’de ise her 7-8 kişiden birinin diyabetli olduğunu söyledi. Erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Güven, "Toplumda diyabetli bireylerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil. Her iki kişiden birinin diyabetli olup bunu bilmediğini düşünüyoruz. Oysa basit bir kan tahlili bile tanı koymak için yeterlidir" dedi. Diyabetin özellikle bazı gruplarda daha sık görüldüğünü belirten Doç. Dr. Güven, ailesinde diyabet öyküsü bulunanlar, obezitesi olan bireyler, kortizon tedavisi gören hastalar, bel ve kalça çevresi geniş olanlar, kolesterol ve tansiyon yüksekliği olan kişilerin risk grubunda olduğunu söyledi. Hastalığın birçok kişide sessiz ilerlediğini belirten Doç. Dr. Güven, diyabetin en sık görülen belirtilerini şöyle sıraladı: ‘’Ağız kuruluğu, aşırı su içme, sık idrara çıkma, tekrarlayan mantar enfeksiyonları, ayaklarda yanma, çok yemeye rağmen kilo alamama.’’ Doç. Dr. Güven, bu şikayetleri yaşayan vatandaşların zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini söyledi. Diyabetin yalnızca "kan şekerinin yüksekliği" olmadığını vurgulayan Güven, uzun süre yüksek seyreden kan şekerinin vücudun birçok organında kalıcı hasar oluşturduğunu belirterek, ‘’Diyabet damarların iç yüzeyini bozar. Bu bozulma göz, böbrek, sinir sistemi, kalp ve damarlar gibi hayati organlarda ciddi tahribata yol açar. Gözlerde görme kaybına neden olan diyabetik retinopati, böbrek yetmezliği, sinirlerde his kaybı, kalp krizi ve felç riski artışı, hatta enfekte diyabetik ayak yaraları nedeniyle uzuv kaybı görülebilir." "Diyabet önlenebilir bir hastalıktır" Doç. Dr. Mehmet Güven, yaşam tarzı değişikliklerinin diyabetin kontrolünde büyük rol oynadığını kaydederek düzenli egzersiz, günlük 30 dakikalık yürüyüş, karbonhidrattan fakir ve liften zengin beslenme, hazır ve işlenmiş gıdalardan uzak durma ve günde en az 2 litre su tüketimi gibi alışkanlıkların önemini vurguladı. Diyabet tedavisinde modern tıbbın büyük ilerlemeler kaydettiğini anlatan Güven, dijital insülin pompaları ve kişiye özel tedavi yöntemlerinin yaygınlaştığını hatırlatarak, "Diyabet doğru yöntemlerle kontrol altına alınabilir ve hastaların yaşam kalitesi artırılabilir" ifadelerini kullandı.