Yerel Haberler
Diyarbakır
Diyarbakır’da ihtiyaç sahibi vatandaşın evi ‘denetimli serbestlik hükümlülerince’ onarıma alındı 04 Mart 2026 Çarşamba - 16:49:02 Diyarbakır’da ihtiyaç sahibi bir kadının evinde, Cumhuriyet Başsavcılığı ve Sur İlçe Kaymakamlığı arasında denetimli serbestlik hizmetlerine ilişkin imza altına alınan protokol kapsamında, denetimli serbestlik hükümlülerince onarıma başlandı. Cumhuriyet Başsavcılığı ve Sur İlçe Kaymakamlığı arasında Denetimli Serbestlik Hizmetlerine ilişkin adına iş birliği protokolü imza altına alındı. Protokol ile Sur İlçe Kaymakamlığına bağlı bulunan kurum ve kuruluşlarda ve Kaymakamlıkça belirlenen ihtiyaç sahibi kişilerin ev bakım ve tadilatlarının yapılmasında Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin ilgili maddeleri doğrultusunda (boya badana, bahçe bakımı ve peyzaj çalışmaları, temizlik vb.) insan kaynağı noktasında destek veriliyor. Bu yolla toplumsal faaliyetlerde işgücü anlamında gerekli destek sağlanırken, diğer taraftan hükümlülerin toplum yararına yürütülen faaliyetlerde görev alması sağlanarak toplumsal yaşamın ve birlikteliğin sağlıklı bir iletişim ile devam edebilmesi ve nitelikli bir birey haline dönüşebilmesi adına gerekli rehberliğin sağlanması bir diğer hedef olarak belirleniyor. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcı Vekili Özgür Celbek, ceza infaz hukuk sisteminin son merhalesi olan denetimli serbestlik biriminde hükümlülerin, müdürler, kurs hocalarının koordinesinde kamuya ait binaları, yerleri peyzaj, boya, badana ve temizlik faaliyetlerini yerine getirdiğini söyledi. Aynı zamanda hükümlülerin de cezasını bu şekilde infaz etmiş olduğunu belirten Celbek, hükümlülerin iyilik ve empati duygularının geliştiğini; topluma entegre olduklarını, mesleki becerilerini de geliştirdiklerini ifade etti. Başsavcı vekili Celbek, burada Sur Kaymakamlığıyla bir protokol imzaladıklarını söyleyerek, "Hamdolsun devletimiz çok köklü, çok büyük. Özelikle o video, fotoğraflara baktım. Maddi durumu iyi olmayan bir vatandaşımız kaymakamlığımıza başvuruyor, kaymakamımızın tespitleriyle, bizde iş birliği içerisinde hükümlü arkadaşlarımız gidiyorlar boya, badana, peyzaj baştan sona yerine getiriyorlar. Burada hükümlüler de şunu görmüş oluyor. Devletin büyüklüğünü, yüceliğini. O aidiyet duyguları da gelişmiş oluyor. Başsavcımız Erdal Bey’in talimat ve tensipleriyle buradayız. Öncelikle ona teşekkür ediyorum. Sizlere çok teşekkür ediyorum. İlk defa böyle özel bir durumla karşılaşıyoruz, direkt vatandaşlarımızın. Biz, genelde kamuya ait binalar üzerinde çalışma yapıyorduk" dedi. Sur İlçe Kaymakamı Hasan Akbulut ise, okulların listesini yaptıklarını, boya badana ihtiyacı olan okulların sayılarının belli olduğunu dile getirdi. Bunlardan birinin de Ziya Gökalp İlkokulu olduğunu kaydeden Akbulut, "Tarihi bir okul. Diyarbakır’da 112 yıllık bir okul. Burayı da boyayacağız. Diğer bir tarafta ilçemizde ekonomik durumu kötü olan herkesi biliyoruz. Bunlara çeşitli şekillerde yardımlarda bulunuyorduk. Yardımlarımızdan biri de boya, badana, tadilat oluyor. Bu vesile ile kamu hizmetini etkin bir şekilde sağlamış oluyoruz. Diğer taraftan hükümlülerin topluma kazandırılması amaçlanıyor. Bu da çok değerli, çok kıymetli. İlçemize, vatandaşlarımıza hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyoruz" diye konuştu. Ziya Gökalp İlkokulu’nda düzenlenen iş birliği protokolüne, Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Özcan, Sur İlçe Milli Eğitim Müdürü Demir Ernez, Denetimli Serbestlik Müdürü Sinan Yaşar ve okul müdürü Mustafa Bozkuş hazır bulundu.
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:01 DESOB’tan ’Geleneksel Ramazan Fuarı’na tepki Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB), Mezopotamya Fuar Merkezi’nde düzenlenen Geleneksel Ramazan Fuarı’nda il dışından gelen firmaların perakende satış yapılmasına izin verilmesinin yerel esnafı mağdur ettiğini belirterek, duruma tepki gösterdi. DESOB, 3-8 Mart 2026 tarihleri arasında Elazığ Yolu üzerindeki Mezopotamya Fuar Merkezi’nde düzenlenen Geleneksel Ramazan Fuarı’na karşı harekete geçti. Trabzon, Konya, Malatya ve çeşitli illerden gelen firmaların tekstil, giyim, gıda ve kozmetik başta olmak üzere birçok ürünü perakende olarak satışa sunmasına karşı tepkisini kamuoyuna duyurmak amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. DESOB adına basın açıklamasını okuyan Yönetim Kurulu üyesi ve Bakkallar, Bayiler ve Şekerciler Odası Başkanı Fahrettin Gülmüş, yerel esnafa yapılan haksız rekabeti kabul etmediklerini söyledi. Gülmüş, "Kentimizde Ramazan Bayramı döneminde; Trabzon, Konya, Malatya ve diğer illerden tekstil, giyim, gıda, yiyecek, içecek, kozmetik ve benzeri ürünlerin parekende satışı amacıyla Elazığ Yolu üzerinde bulunan Mezopotamya Fuar Merkezi alanında 3-8 Mart 2026 tarihleri arasında ’Geleneksel Ramazan Fuarı’ adı altında ürün satışları ve alışverişi düzenleneceği şeklinde birliğimiz ve odalarımıza bağlı esnafımızdan gelen yoğun şikayetler üzerine söz konusu bu basın açıklamasını yapmak zaruri olmuştur. Bilindiği üzere bayram dönemleri, esnafımız için hayati öneme sahip zaman dilimleridir. Yıl boyunca ağır ekonomik şartlar altında faaliyet gösteren kira, vergi, SGK primi ve diğer tüm yasal yükümlülüklerini eksiksiz biçimde yerine getiren yerel işletmeler, bayram öncesi oluşan ticari hareketlilik sayesinde ayakta kalabilmektedir. Ancak tam da bu hassas dönemde, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’na ait fuar alanında il dışından gelen bazı firmalara ’fuar’ adı altında fiilî satış izni verilmesi, yerel esnafımıza açık bir haksızlıktır. Şehrimizde kalıcı iş yeri bulunmayan, sürekli vergi mükellefi olmayan ve kira yükümlülüğü taşımayan ve satışı yapılan ürünlerin sağlık ve hijyen kurallarına uygunluğu bilinmeyen markaların, bayram yoğunluğundan faydalanmak üzere geçici şekilde satış yapmalarına göz yumulması; adil rekabet ilkesinin açıkça ihlalidir" dedi. Hiçbir kurum veya organizasyonun, yıl boyunca sabit gider ve kamusal yükümlülük üstlenen esnafın emeğini birkaç günlük organizasyon uğruna riske atamayacağını ifade eden Gülmüş, şöyle konuştu: "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının temel sorumluluğu, yerel ticareti korumak, geliştirmek ve rekabet şartlarını adil biçimde sağlamaktır. Bu düşünce ile hiçbir kurum, yerel ticaretin zarar görmesine seyirci kalmamalıdır. Çünkü bu ve benzeri tüm yapı, kurum ve organizasyonlar, şehir ekonomisine karşı sorumsuz bir yaklaşım sergilemektedir. Buradan açık ve net şekilde ifade ediyoruz: Bayram öncesi bu tür satış organizasyonları ile rekabet eşitliğini zedeleyen fiiller hakkında gerekli idari ve hukuki işlemler yapılmalıdır. Yerel esnafı mağdur eden uygulamalara son verilmelidir. Adil ve eşit rekabet şartları ivedilikle sağlanmalıdır. Aksi halde oluşacak ekonomik mağduriyetin ve ticari huzursuzluğun sorumluluğu bu karara imza atanlarda olacaktır. Yerel esnafımızın emeğini ve hakkını korumak; yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Sürecin takipçisi olacağımızı, gerekli idari ve hukuki başvuru yolları dâhil olmak üzere tüm meşru ve demokratik haklarımızı kullanacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz."
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:17 "Obezite, kişinin yaşam kalitesini düşürüyor" Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Obezite Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. İhsan Solmaz, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla obezitenin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Obezitenin, vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ birikimi olarak tanımlandığını belirten Doç. Dr. İhsan Solmaz, Dünya Sağlık Örgütü’nün obeziteyi vücut kitle indeksine göre sınıflandırdığını ifade etti. Vücut kitle indeksinin, kilonun metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplandığını belirten Solmaz, 25 ile 30 arasındaki değerlerin fazla kilolu, 30’un üzerindeki değerlerin ise obez olarak değerlendirildiğini söyledi. Türkiye’de fazla kilolu ve obez birey sayısının giderek arttığına dikkat çeken Solmaz, obezitenin birçok kronik hastalığın ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirtti. Solmaz, obezitenin diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, kalp ve damar hastalıkları ile uyku apnesi gibi sağlık sorunlarına neden olabildiğini, ayrıca boyun ve bel fıtığı ile diz kireçlenmesi gibi kas-iskelet sistemi problemlerini de beraberinde getirdiğini ifade etti. Obezitenin bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü vurgulayan Solmaz, tedavide en önemli adımın yaşam tarzı değişikliği olduğunu söyledi. Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin obeziteyle mücadelede büyük önem taşıdığını belirten Solmaz, özellikle yüksek kalorili un ve hamur işi ürünlerin azaltılması gerektiğini ifade etti. Haftada en az dört gün 45 dakika ya da haftanın her günü en az 30 dakika tempolu yürüyüş yapılmasının önerildiğini dile getiren Solmaz, hastanın vücut kitle indeksine göre gerekli durumlarda medikal tedavi seçeneklerinin de uygulanabildiğini kaydetti. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü ve Kardiyoloji Uzmanı Dr. Emre Asiltürk ise obezitenin kalp sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekerek, fazla kilonun kalbin iş yükünü artırdığını ve bu durumun zamanla hipertansiyon, damar sertliği ve kalp krizi riskini yükseltebildiğini belirtti. Asiltürk, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin hem obeziteyi önlemede hem de kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını vurguladı.
Şehit ve gazi kızları Diyarbakır’ın tarihi mekanlarını geziyor
13 Kasım 2025 Perşembe - 13:48 Şehit ve gazi kızları Diyarbakır’ın tarihi mekanlarını geziyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen "Maziden Atiye" programı kapsamında, 14 farklı ilden gelen toplam 51 şehit ve gazı kızı olan öğrenci kafilesi, Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel mekanlarını geziyor. Program, şehit ve gazi çocuklarının milli ve manevi değerlerle buluşmasını, ülkenin kültürel mirasını yakından tanımalarını amaçlıyor. 9-15 Kasım tarihleri arasında sürecek etkinlikte öğrenciler, Diyarbakır’ın kadim tarihini ve kültürel zenginliklerini yerinde inceleme fırsatı bulacak. Etkinlik boyunca öğrencilerin surlar, Ulu Cami, Hasan Paşa Hanı, Ongözlü Köprü gibi şehrin önemli tarihi noktalarını ziyaret etmeleri planlanıyor. Programın sonunda ise çeşitli atölye çalışmaları ve kültürel etkinliklerle öğrencilerin birlikte vakit geçirmeleri sağlanacak. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü tarafından program kapsamında görevlendirilen Şehmus Sırlı, "Maziden Atiye" programı kapsamında, 14 ilden şehitlerin kıymetli emanetleri ile gazilerin kız çocuklarını 9-15 Kasım tarihleri arasında Diyarbakır’da ağırladıklarını söyledi. Sırlı, "Bu kapsamda ilimizdeki tarihi mekanlar ile turistik alanlarda geziler gerçekleştirilmektedir. Programın amacı, şehit ve gazi çocuklarımızın birbirleriyle kaynaşmalarını sağlamak ve akademik kariyerlerine katkı sunmaktır. Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğiyle gerçekleştirilen bu anlamlı program dolayısıyla her iki bakanlığa da teşekkür ederiz" dedi. Kafilede görevli olan Ayşe İlknur Batur ise şehit ve gazilerin emanetleri olan kızlarla birlikte Maziden Atiye programı kapsamında Diyarbakır’da bulunduklarını söyledi. Batur, "Kıymetli gazilerimizin ve şehitlerimizin kızlarını çeşitli kültürel programlarda ve gezilerde misafir ediyoruz. Programın ilk ayağında Ergani Mağaralarını, ikinci ayağında ise Eğil Peygamberler türbesini ziyaret ettik. Bugün ise Suriçi’nde Diyarbakır Müzesi gezisini gerçekleştiriyoruz. Kızlarımızla birlikte kültürel projeler ve etkinlikler düzenleyerek güzel anılar biriktiriyoruz" ifadelerini kullandı. Bingöl’den gelen Melek Cansuoğlu, Diyarbakır’a geldiği için çok mutlu olduğunu aktardı. Cansuoğlu, "Gezmeyi çok severim. Daha önce Diyarbakır’a gelmiştim ancak bu kadar kapsamlı bir geziye katılmamıştım. Burada yeni arkadaşlar edindim, yeni yerler gördüm ve yapılan sunumlar sayesinde birçok bilgi öğrendim. En çok ilgimi çeken yer Atatürk Müzesi oldu; içinde çok güzel şeyler vardı. Ayrıca Keçi Burcu ve Dört Ayaklı Minare de gezdiğim en güzel yerler arasındaydı" dedi. Diyarbakır’ı temsilen gezi ve tanıtım noktasında 51 çocuğa yardımcı olan şehit kızı Zeynep Kaçar, "Maziden Atiye" programı kapsamında, 14 farklı ilden gelen şehit ve gazi çocuklarına Diyarbakır’ın kültürünü seminerler, geziler ve çeşitli tanıtım etkinlikleriyle tanıtmaya çalıştığını ifade ederek, "Program süresince misafir öğrencilerimizle sürekli kaynaşma ve etkileşim içerisindeyiz. Onlar da Diyarbakır’ı çok beğendiklerini ve yeniden gelmek istediklerini ifade ettiler" şeklinde konuştu.
Gündüz’den Bakan Yardımcısı Turan’ın FETÖ ile ilgili açıklamasına destek
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:40 Gündüz’den Bakan Yardımcısı Turan’ın FETÖ ile ilgili açıklamasına destek 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ın "FETÖ ile mücadele bitmedi, sadece şekil değiştirdi" sözlerine destek vererek, bu sözlerin devlet aklının tam merkezinden yükselen çok kıymetli bir uyarı olduğunu söyledi. İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ın FETÖ tepkisine sonuna kadar destek verdiklerini belirten Gündüz, ’FETÖ ile mücadele bitmedi, sadece şekil değiştirdi’ sözlerinin çok doğru olduğunu ve şekil değiştiren bu hainlere fırsat verilmemesi gerektiğini dile getirdi. Gündüz, "Bugün sessiz kalanlar, köşesinde bekleyenler, hatta bazı makamlara yeniden sızmaya çalışanlar var. Ve eğer bu mücadele sadece emniyetin, sadece istihbaratın işi sanılırsa bir gün hepimiz bunun bedelini öderiz. Bülent Turan’ın dediği gibi ’Cumhurbaşkanımızın yalnız kaldım ifadesi, bir serzeniş değil, bir uyarıdır.’ Bu cümlede derin bir mesaj var. Dava, sadece bir kişinin omzuna yüklenemez. Her dava adamı, her dava kadını aynı sorumluluğu taşımak zorundadır. FETÖ’nün hala pusuda beklediğini, takiyye ve sahte yüzlerle yeniden sistemin içine sızmaya çalıştığını görmek zorundayız. Makam mevki kapanlar, bana değmeyen yılan bin yaşasın anlayışından olan korkaklar, FETÖ sizin için de pusuda bekliyor. Bizler ölümüne Cumhurbaşkanımızın ve İçişleri Bakan Yardımcımız Bülent Turan gibi cesaretli devlet büyüklerimizin daima yanında olacağız. Bu örgütle mücadele, sadece birimlerin değil, milletin ortak vicdanının görevidir. Bugün ’Pişman olan yok, ama pusuda bekleyen çok’ cümlesi, hem geçmişin muhasebesi hem geleceğin uyarısıdır. FETÖ’nün kökü kurutulana kadar mücadelede gevşemek ihanettir, susmak ortaklıktır. Bülent Turan haklıdır; bu mesele şahsi değil, milli bir meseledir. Ve Cumhurbaşkanımız yalnız değil; bu millet, o mücadelenin arkasındadır" dedi.
Dicle Elektrik’te kış hazırlıkları başladı
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:13 Dicle Elektrik’te kış hazırlıkları başladı Dicle Elektrik, sorumluluk bölgesindeki Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’te, zorlu yaz mevsiminin ardından elektrik şebekelerini kış şartlarına hazırlamak için bakım ve onarım çalışmalarına hız verdi. Bölgede görevli yaklaşık 2 bin 500 personel ve 425 araçla yürütülen çalışmalar kapsamında, olumsuz hava koşullarından kaynaklanabilecek olası kesintiler henüz gerçekleşmeden önleniyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan şirketin Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, söz konusu bakım süreci için 2 milyar 339 milyon TL’lik kaynak ayrıldığını ifade etti. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, hizmet verdiği Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki 6 ilde, kış mevsimi öncesinde enerji altyapısını güçlendirmeye yönelik bakım ve onarım seferberliği başlattı. Yaz aylarında yoğun elektrik tüketimi ve yüksek sıcaklıklar nedeniyle yıpranan şebekede, arıza önleyici bakım çalışmaları hem şehir merkezlerinde hem de kırsal bölgelerde titizlikle yürütülüyor. Termal kameralar, kısmi deşarj cihazları ve dronlar gibi ileri teknolojilerle yapılan kontroller sonucunda, potansiyel arızalar henüz gerçekleşmeden tespit ediliyor. Yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, görev yapan ekiplerin zorlu saha koşullarına rağmen özveriyle çalıştığını belirterek, "150’si mühendis olmak üzere 2 bin 500’e yakın çalışma arkadaşımız ve 425 aracımızla bölgedeki tüm iletim ve dağıtım hatlarını kontrol ediyoruz. Ekiplerimiz bazı bölgelere araçla ulaşamasa da malzemeleri sırtlarında taşıyarak çalışmaları sürdürüyor. Bugüne kadar olumsuz hava koşullarından kaynaklanabilecek 690 olası arıza, henüz gerçekleşmeden yapılan kontrollerle önlendi. Söz konusu bakım süreci için 2 milyar 339 milyon TL’lik kaynak ayırdık" dedi. Kış hazırlıkları kapsamında yapılan çalışmaların büyük bir kısmının tamamlandığını aktaran Tüzün, "Bugüne kadar 220 kilometre iletim hattı ve 402 köy kırsal trafo postasını yenileyip iyileştirdik. 14 bin 147 adet direk ve 278 adet hücre montajı gerçekleştirdik, 119 pano yenilendi, 115 kesici ölçüm kabini tadilattan geçirildi. Toplamda 33 bin 61 kilometrelik iletim hattı kontrol edildi ve bunun 13 bin 325 kilometrelik kısmında bakım yapıldı. Ayrıca 7 bin 598 direk tipi ve 2 bin 314 bina tipi trafoda da bakım çalışması uygulandı. Şu an bakım onarım çalışmalarının yüzde 80’lik kısmı tamamlanmış durumda. Sadece bu bakım süreci için 2 milyar 339 milyon TL’lik yatırım planladık" ifadelerini kullandı. Dicle Elektrik, abonelerinin kış aylarını güvenli ve kesintisiz enerjiyle geçirmesi için bölgesel ihtiyaçları göz önünde bulundurarak yatırımlarına ve bakım çalışmalarına aralıksız olarak sürdürmeyi planlıyor.
Kışın şerbeti bol tüketip vücudu sıcak tutsun diye tatlıda ’Hacıbaba’ kampanyası
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:56 Kışın şerbeti bol tüketip vücudu sıcak tutsun diye tatlıda ’Hacıbaba’ kampanyası Kilogramı bin 500 liraya kadar çıkan tatlı fiyatlarından dolayı Hacıbaba Pastaneleri vatandaşın kaliteli tatlıyı ucuza yemesi için kampanyalar yapmaya devam ediyor. "En iyisi, en ucuza" sloganıyla yola çıkan firma, kışın şerbeti bol tüketip vücudu sıcak tutsun diye fiyatları yarı fiyatına indirdi. Diyarbakır’ın köklü tatlı firmalarından Hacıbaba Pastaneleri, 41’inci yılına özel olarak birçok ürünün fiyatlarında yarı yarıya indirime gitti. Hacıbaba Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Elaldı, öncelikle Gürcistan’da düşen uçakta şehit olan ve Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde hayatını kaybeden vatandaşlara başsağlığı diledi. Elaldı, "Bizim de başımıza gelen vahim bir olaydan dolayı insanlarımızın bu firmaya sahip çıkması, bu firmanın yanında olması hoşumuza gitti. Biz de buna istinaden 41’inci yılımıza özel dedik ki vatandaşların bu güzelliğine karşılık verelim. Güzel bir kampanya yaptık. Kampanyamız halen devam ediyor. Bunun yanında 14 Kasım Cuma günü 2-3 tane daha ürün ekleyeceğiz. Ay sonuna doğru da fıstıklı tatlılarda çıkacak AR-GE sonucu fıstıklı ürünlerimizde de güzel bir kampanya yapacağız. İnsanlarımız bu firmayı benimsedi, bu firmada insanları benimsiyor. İnsanlarımızın alım gücünü rahatlatmak için biz de elimizden geleni yapacağız. Diyarbakır’da 17, İstanbul’da 8 şube ile toplamda 300’e yakın eleman istihdamı yaptık. Ürünlerimizi yetiştiremediğimiz zaman sorun oluyordu. Sadece gündüz vardiyası ile ürün çıkarmaya çalıştığımızda sıkıntı yaşıyorduk. Buna istinaden biz de akşam vardiyası yaptık. Bir vardiya gece, bir vardiya sabah olmak üzere 2 vardiya halinde insanlarımıza yetişmeye çalışıyoruz. Sirkülasyonda güzel. İnsanlarımıza teşekkür ediyoruz. Bu sözü onlara veriyorum her zaman en iyi, en ucuza. Fiyatımıza güvenmeyen varsa tahlile götürsünler bozuk ya da kötü çıkan herhangi bir ürün için ben yüz kat cezaya razıyım" ifadelerini kullandı. "Ben ucuz tatlı satmıyorum, kaliteyi ucuza satıyorum" Hacıbaba Pastaneleri olarak yatırımcı bir firma olduklarını ve genel olarak alınan kredileri yatırıma dönüştürdüklerini ve tüm kredilerin ödemelerinin yapıldığını vurgulayan Elaldı, "Sıkıntılı sürecin yüzde 80’ini atlattık. Kaza bela olmazsa 3-5 ay sonra biraz daha rahatlayacağız. AR-GE’lerimiz şuanda nerelerde şubeler açabiliriz, yurt dışına ne zaman gidebiliriz. Bir finans çalışması yapıyoruz. Allah kaza, bela vermezse 1 yıl içerisinde eski yatırımcı, en iyisini en ucuza veren Hacıbaba Pastaneleri tekrar Türkiye sahasında olacak. Bir dondurma fabrikası açtık o zamanın kuruyla 8 milyon dolar yatırım yapmıştık. Dondurmaya 250-300 TL dediğim zaman herkes ‘ne var içinde’ tahlil serbest dedim. 800-bin TL’lik dondurmalarla birlikte benim dondurmamı da tahlile götürün. Benim dondurmam onlarınkinden daha kaliteli çıkmazsa ben bu işi yapmam. Ben ucuz tatlı satmıyorum. Ben kaliteyi ucuza satıyorum" diye konuştu. Kendine yöneltilen ithamlara da değinen Elaldı, "Bugün 12 Kasım. Diyarbakır’ın Tesisler semtindeki fabrikamdayım. Kulağıma gelen şeyler ‘Hacıbabalar kaçmış, yokturlar’ mekanımızdayız, işimizin başındayız. Müsterih olsunlar. Herkes gelip fabrikamızı da gezebilir, bizi de ziyaret edebilir, çayımızı, kahvemizi de içebilirler" şeklinde konuştu.
eTwinning Temel Eğitim Çalıştayı Diyarbakır’da başladı
12 Kasım 2025 Çarşamba - 16:19 eTwinning Temel Eğitim Çalıştayı Diyarbakır’da başladı Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü eTwinning Ulusal Destek Servisi koordinesinde yürütülen eTwinning faaliyetinin 2025 yılı çalışma planı kapsamında Diyarbakır’da eTwinning Temel Eğitim Çalıştayı düzenlendi. Çalıştay, Türkiye’nin 7 bölgesinden okullarında uluslararası eTwinning projeleri yürüten 130 öğretmenin katılımıyla Büyükşehir Öğretmenevi’nde başladı. Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde görevli öğretmenlerin mini bir konser verdiği çalıştayda, eTwinning Türkiye Ulusal Destek Servisi Koordinatörü Ertan Kocabaş, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Şirine Eronat ve Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü Dijital Beceriler Daire Başkanı Hatice Sümeyye Eral katılımcılara hitap etti. Konuşmaların ardından gerçekleştirilen toplu fotoğraf çekimiyle açılış bölümü sona erdi. Açılışın ardından protokol üyeleri ve öğretmenler, katılımcı öğretmenler tarafından hazırlanan eTwinning proje stantlarını ziyaret ederek, öğrencilerin çalışmalarını yakından inceledi. 3 gün sürecek olan çalıştay, akademik oturumlar, öğretmen sunumları, proje geliştirme etkinlikleri ve Sur içi bölgesinde düzenlenecek kültür gezisiyle devam edecek. eTwinning Türkiye Ulusal Destek Servisi Koordinatörü Ertan Kocabaş, eTwinning’in 2005 yılında başlamış bir faaliyet olduğunu aktardı. Kocabaş, "Bu yıl Avrupa’da 20’nci yılı kutlanıyor. Türkiye 2009 yılında dâhil oldu bu etkinliğe. 2009 yılında öğretmenlere biz kalite etiketi verirken, bir proje faaliyeti yürütmeye, bir ödül töreni yapmaya çalışırken 4-5 öğretmene zor ulaşıyorduk, bir çalıştay yapamıyorduk. Bir il yöneticisinin küçük bir odasında öğretmenlere projelerine bir fotoğraf yükledikleri için kalite etiketi veriyorduk. 2015-2016 yıllarına geldiğimizde öğretmenlerin etkileşimli çalışmalarla birlikte dijital yayınlar oluşturdukları, ortaklarıyla birlikte çalışmalar yaptıkları, artık yenilikçi diyebileceğimiz uygulamaların ve web araçlarının kullanıldığı çalışmalara dönüştük. 2020 yılına geldiğimizde pandemiyle birlikte öğretmenlerin teknolojiyi nasıl kullanacakları ve bu teknolojiden nasıl etkin bir şekilde faydalanacakları tartışılırken, eTwinning öğretmenleri ders planlarına teknolojiyi zaten dahil etmişti. Artık çocuklara derse girişte bir tablet üzerinden hazırlık yaptırıyor, mentimeter ile görüşlerini alıyor, sunum araçlarıyla çalışmalar yaptırıyor, en sonunda kahoot üzerinden bilgi yarışmaları düzenliyorlardı. Böylece sadece tek taraflı dersi dinleyen değil, interaktif bir şekilde derse katılan öğrencilere ulaşmayı başardık" dedi. Şu an gelinen noktada Avrupa tarafından açıklanan kalite etiketi sayıları ve eTwinning okul sayıları dikkate alındığında 2024 yılında 28 bin projenin kalite etiketi aldığını söyleyen Kocabaş, "Bunun 14 bini Türkiye’den, yani yüzde 50’si. Eğitiminin okulu dediğimiz, öğretmenlerine güvenli okul sertifikası verdiğimiz, okulda birden fazla öğretmenin proje yürüttüğü okullara verilen eğitiminin okulu levhası kapsamında bu sene 2 bin 800 okul bu unvanı alırken, bin 400’ünün Türkiye’den olmasının gururunu yaşıyoruz" diye konuştu. İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Şirine Eronat ise, eğitimde fark oluşturmak, öğrencilerin gelişimini desteklemek ve öğrenme ortamlarını daha yenilikçi hale getirmek amacıyla gönüllülük esasına dayalı olarak yürüttükleri çalışmaların Türkiye Yüzyılı vizyonunun güçlü örneklerini oluşturduğunu dile getirdi. Eronat, "Bakanlığımız öncülüğünde geliştirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, erdem, değer ve eylem ilkeleriyle eğitime yön verirken, eğitim projeleri de bu vizyonun sahadaki en etkili uygulamalarından biri haline gelmiştir" ifadelerini kullandı. Daha sonra söz alan Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü Dijital Beceriler Daire Başkanı Hatice Sümeyye Eral, eTwinning’in kendileri için Avrupa’daki ve üyesi olduğu 45 ülkedeki öğretmenlerle çevrim içi bir platform üzerinden yürütülen proje tabanlı öğrenme faaliyeti olduğunu söyledi. Eral, "Biz eTwinning’i bu çerçevede tanımlıyoruz. Ancak biliyoruz ki eTwinning bir platformdan çok daha fazlasıdır. eTwinning, öğrenmeye açık, motivasyonu yüksek öğretmenlerin bir araya geldiği bir öğrenme topluluğudur. Biz de bu bakış açısıyla eTwinning faaliyetlerini yürütüyoruz. eTwinning faaliyeti kapsamında temel amacımız; öğretmenlerimizin kültürler arası diyaloğa açık, iletişim becerileri gelişmiş, yenilikçi çalışmalarda aktif rol alan bireyler hâline gelmelerini sağlamak, bunu yaparken de öğrencileriyle birlikte okullarda olumlu ve pozitif bir öğrenme kültürü oluşturmaktır. Bizim için asıl olan, öğretmenin ya da öğrencinin sadece bir proje yapması değil; projeyi yaparken akranlarıyla, meslektaşlarıyla birlikte öğrenmesi, iş birliği içinde çalışması ve farklı kültürlerle ortak bir öğrenme deneyimi yaşamasıdır. Yine aynı bakış açısıyla son iki yıldır uyguladığımız Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli de bu anlayışla örtüşmektedir. Bu modelle hedefimiz milli ve manevi değerlere sahip erdemli, ahlaklı ve iyi insan olarak yetişen bireylerin dünyaya açık ve farklı kültürlerle etkileşim kurabilen bireyler olmalarını sağlamaktır" şeklinde konuştu.
eTwinning temel eğitim çalıştayı Diyarbakır’da başladı
12 Kasım 2025 Çarşamba - 16:07 eTwinning temel eğitim çalıştayı Diyarbakır’da başladı Millî Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü eTwinning Ulusal Destek Servisi koordinesinde yürütülen eTwinning faaliyetinin 2025 yılı çalışma planı kapsamında düzenlenen eTwinning Temel Eğitim Çalıştayı, Diyarbakır Büyükşehir Öğretmenevi’nde gerçekleştirildi. Türkiye’nin 7 bölgesinden gelen ve okullarında uluslararası eTwinning projeleri yürüten 130 öğretmenin katılımıyla başladı. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşının ardından Diyarbakır İl Millî Eğitim Müdürlüğü öğretmenlerinden oluşan müzik dinletisiyle devam etti. Açılış konuşmalarında, eTwinning Türkiye Ulusal Destek Servisi Koordinatörü Ertan Kocabaş, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Şirine Eronat ve Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü Dijital Beceriler Daire Başkanı Hatice Sümeyye Eral, katılımcılara hitap etti. Konuşmaların ardından gerçekleştirilen toplu fotoğraf çekimiyle açılış bölümü sona erdi. Açılışın ardından, protokol üyeleri ve öğretmenler, katılımcı öğretmenler tarafından hazırlanan eTwinning proje stantlarını ziyaret ederek öğrencilerin çalışmalarını yakından inceledi. 3 gün sürecek olan çalıştay, akademik oturumlar, öğretmen sunumları, proje geliştirme etkinlikleri ve Sur içi bölgesinde düzenlenecek kültür gezisiyle devam edecek. eTwinning Türkiye Ulusal Destek Servisi Koordinatörü Ertan eTwinning, eTwinning 2005 yılında başlamış bir faaliyet olduğunu aktardı. Kocabaş, "Bu yıl Avrupa’da 20’nci yılı kutlanıyor. Türkiye 2009 yılında dâhil oldu bu etkinliğe. 2009 yılında öğretmenlere biz kalite etiketi verirken, bir proje faaliyeti yürütmeye, bir ödül töreni yapmaya çalışırken 4-5 öğretmene zor ulaşıyorduk. Bir çalıştay yapamıyorduk. Bir il yöneticisinin küçük bir odasında, öğretmenlere projelerine bir fotoğraf yükledikleri için kalite etiketi veriyorduk. 2015-2016 yıllarına geldiğimizde, öğretmenlerin etkileşimli çalışmalarla birlikte dijital yayınlar oluşturdukları, ortaklarıyla birlikte çalışmalar yaptıkları, artık yenilikçi diyebileceğimiz uygulamaların ve web araçlarının kullanıldığı çalışmalara dönüştük. 2020 yılına geldiğimizde, pandemiyle birlikte öğretmenlerin teknolojiyi nasıl kullanacakları ve bu teknolojiden nasıl etkin bir şekilde faydalanacakları tartışılırken, eTwinning öğretmenleri ders planlarına teknolojiyi zaten dahil etmişti. Artık çocuklara derse girişte bir tablet üzerinden hazırlık yaptırıyor, mentimeter ile görüşlerini alıyor, sunum araçlarıyla çalışmalar yaptırıyor, en sonunda kahoot üzerinden bilgi yarışmaları düzenliyorlardı. Böylece sadece tek taraflı dersi dinleyen değil, interaktif bir şekilde derse katılan öğrencilere ulaşmayı başardık" dedi. Şu an gelinen noktada Avrupa tarafından açıklanan kalite etiketi sayıları ve eTwinning okul sayıları dikkate alındığında, 2024 yılında 28 bin proje kalite etiketi aldığını söyleyen Kocabaş, "Bunun 14 bini Türkiye’den, yani yüzde 50’si. Eğitiminin okulu dediğimiz, öğretmenlerine güvenli okul sertifikası verdiğimiz, okulda birden fazla öğretmenin proje yürüttüğü okullara verilen eğitiminin okulu levhası kapsamında bu sene 2 bin 800 okul bu unvanı alırken, bin 400’ünün Türkiye’den olmasının gururunu yaşıyoruz" diye konuştu. İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Şirine Eronat, eğitimde fark oluşturmak, öğrencilerin gelişimini desteklemek ve öğrenme ortamlarını daha yenilikçi hale getirmek amacıyla gönüllülük esasına dayalı olarak yürüttükleri çalışmaların, Türkiye Yüzyılı vizyonunun güçlü örneklerini oluşturduğunu dile getirdi. Eronat, "Bakanlığımız öncülüğünde geliştirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, erdem, değer ve eylem ilkeleriyle eğitime yön verirken, eğitim projeleri de bu vizyonun sahadaki en etkili uygulamalarından biri haline gelmiştir" ifadelerini kullandı. Daha sonra söz alan Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü Dijital Beceriler Daire Başkanı Hatice Sümeyye Eral ise, eTwinning’in kendileri için Avrupa’daki ve üyesi olduğu 45 ülkedeki öğretmenlerle çevrim içi bir platform üzerinden yürütülen proje tabanlı öğrenme faaliyeti olduğunu söyledi. Eral, "Biz eTwinning’i bu çerçevede tanımlıyoruz. Ancak biliyoruz ki, eTwinning bir platformdan çok daha fazlasıdır. eTwinning, öğrenmeye açık, motivasyonu yüksek öğretmenlerin bir araya geldiği bir öğrenme topluluğudur. Biz de bu bakış açısıyla eTwinning faaliyetlerini yürütüyoruz. eTwinning faaliyeti kapsamında temel amacımız; öğretmenlerimizin kültürler arası diyaloğa açık, iletişim becerileri gelişmiş, yenilikçi çalışmalarda aktif rol alan bireyler hâline gelmelerini sağlamak, bunu yaparken de öğrencileriyle birlikte okullarda olumlu ve pozitif bir öğrenme kültürü oluşturmaktır. Bizim için asıl olan, öğretmenin ya da öğrencinin sadece bir proje yapması değil; projeyi yaparken akranlarıyla, meslektaşlarıyla birlikte öğrenmesi, iş birliği içinde çalışması ve farklı kültürlerle ortak bir öğrenme deneyimi yaşamasıdır. Yine aynı bakış açısıyla, son iki yıldır uyguladığımız Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli de bu anlayışla örtüşmektedir. Bu modelle hedefimiz; millî ve manevi değerlere sahip, erdemli, ahlaklı ve iyi insan olarak yetişen bireylerin, dünyaya açık ve farklı kültürlerle etkileşim kurabilen bireyler olmalarını sağlamaktır" şeklinde konuştu.
Diyarbakır Tanıtım Günleri 27 Kasım’da İstanbul’da başlıyor
12 Kasım 2025 Çarşamba - 15:46 Diyarbakır Tanıtım Günleri 27 Kasım’da İstanbul’da başlıyor Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı İstanbul Şubesi ve Diyarbakır Valiliği tarafından birlikte düzenlenen, Diyarbakır Tanıtım Günlerinin 27-30 Kasım tarihleri arasında Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi etkinlik alanında gerçekleştirileceği belirtildi. Etkinlik boyuncaDiyarbakır mutfağından yöresel lezzetleri, folklor gösterileri, musikisi, kültürel etkinlikler Diyarbakırlı yazarlar ve şairlerle söyleşiler, Diyarbakır’ın değerleri tanıtılacak. Diyarbakır Tanıtım Günleri, iki şehir arasında kültürel bir köprü kurarak Anadolu’nun Medeniyetler şehri Diyarbakır’ı İstanbul’da tanıtmayı hedefliyor. Kadim medeniyetlerin beşiği, kültürlerin buluşma noktası Diyarbakır, 27-30 Kasım tarihleri arasında Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi etkinlik alanında İstanbullularla buluşuyor. Diyarbakır’ı cazip kılan bir başka değer de, şehrin zengin mutfak kültürüdür. Tarih boyunca ev sahipliği yaptığı farklı medeniyetlerin yanı sıra İpek Yolu güzergahında olmasından dolayı oluşan kültürel zenginlik Diyarbakır mutfağı İstanbul’da memleket hasreti çeken Diyarbakırlılarla buluşacak. Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı İstanbul Şubesi Başkanı Avukat Aydoğan Ahıakın, "Kadim şehrimiz Diyarbakır, zengin tarihi ve kültürel mirası ile Türkiye’nin en önemli tarih ve kültür şehirlerinden biridir. Diyarbakır Tanıtım Günleri’ni 27-30 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi etkinlik alanında gerçekleştireceğiz. Tarihin, kültürün ve kardeşliğin sesi bu yıl İstanbul’da yankılanacak. Diyarbakır’ın sıcaklığını ve misafirperverliğini ziyaretçiler yaşayacak. Diyarbakır’ımızın tarihini, kültürünü, folklorunu, gastronomisini, musikisini, fotoğraf sergileri, söyleşiler ve tüm değerlerini tanıtacağız. 27-30 Kasım tarihleri arasında Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi etkinlik alanında, Diyarbakır’ın eşsiz atmosferini hissetmeye, tüm Diyarbakırlı hemşerilerimizi ve İstanbulluları misafir etmeye hazırız" dedi. Diyarbakır Tanıtım Günlerinde ziyaretçiler Diyarbakır mutfağının eşsiz tatlarını, musikisini, söyleşileri, Diyarbakır halk oyunlarını, kültürel zenginliğini yakından tanıma fırsatı bulacak. İstanbul’da gerçekleşecek olan Diyarbakır Tanıtım Günleri aynı zamanda hemşehrilerin buluşma, hasret giderme noktası olma anlamında da önem taşıyor.