Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Diyarbakır
Diyarbakır’da 10 araçlı zincirleme kaza
07 Mart 2026 Cumartesi - 18:59:44
Diyarbakır-Şanlıurfa kara yolunda 10 aracın karıştığı zincirleme kazada maddi hasar oluştu.
07 Mart 2026 Cumartesi - 18:24
Diyarbakır’ın yüksek kesimlerinde kar yağışı
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde yüksek kesimlerde mart ayında etkili olan kar yağışı vatandaşları şaşırttı.
07 Mart 2026 Cumartesi - 18:16
Diyarbakır’ın yüksek kesimlerinde kar yağışı
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde yüksek kesimlerde mart ayında etkili olan kar yağışı vatandaşları şaşırttı. Merkez Bağlar ilçesi Oğlaklı Mahallesi’nde mart ayında kar yağışı etkili oldu. Şehir merkezine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan mahallede öğle saatlerinde başlayan kar yağışı devam ediyor. Yağışla birlikte kaldırımların ve araçların üzerinde kar birikintileri oluştu. Kar nedeniyle bazı vatandaşlar yürümekte zorlandı. Öte yandan şehir merkezinde ise kar yerine kapalı ve hafif yağmurlu bir havanın etkili olması dikkat çekti. Oğlaklı Mahallesi’nde kar yağışı görülmesi, merkezde yaşayan vatandaşları şaşırttı.
07 Mart 2026 Cumartesi - 18:12
Kadın muhtardan, kadınlara anlamlı dokunuş
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Körhat Mahallesi Muhtarı Dilek Dere, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla mahallede yaşayan kadınlara hediye dağıtarak anlamlı dokunuşlarda bulundu. Körhat Mahalle Muhtarı Dilek Dere, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında mahalledeki kadınları unutmadı. Dere, hazırladığı hediyelikleri mahallede yaşayan kadınlara ulaştırmak için kapıları çaldı. Mahalledeki kadınlarla tek tek görüşen Dere, hem 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı hem de kadınlarla sohbet ederek talep ve önerilerini dinledi. Yapılan ziyaretlerden memnuniyet duyduklarını belirten mahalle sakinleri, bu anlamlı günde kendilerini hatırlayan muhtara teşekkür etti. Muhtar Dilek Dere ise kadınların toplumdaki önemine dikkat çekerek, bu günün kadınların emeklerinin ve mücadelesinin hatırlandığı önemli bir gün olduğunu söyledi. Dere, mahallede yaşayan tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutladığını ifade etti.
21 Ekim 2025 Salı - 10:34
Diyarbakır’da uyuşturucu operasyonu
Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin il merkezi ve ilçelerde yaptığı operasyonda 29 kilogram esrar, 13 kilogram skunk ve 13 gram metamfetamin ele geçirilirken, olay ile ilgili 13 şüpheli hakkında yasal işlem başlatıldı. Diyarbakır Valiliğinden yapılan açıklamada, halkın huzur ve güveni için operasyonların hız kesmeden devam edeceği belirtildi. Açıklamada, "Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde, diğer birimlerin de desteğiyle, ilimiz ve ilçelerinde ’Uyuşturucu Madde Ticareti’ yapan, nakleden ve kullanan kişilere yönelik jandarma sorumluluk sahasında icra edilen operasyonlarda; 36 olay meydana gelmiş, 13 şüpheli hakkında yasal işlem yapılmıştır. Yapılan operasyonlarda 29 kilogram esrar maddesi, 12 kilogram skunk maddesi, 13 gram metamfetamin ele geçirilmiştir" denildi.
21 Ekim 2025 Salı - 10:28
JASAT ekipleri çeşitli suçlardan aranan 64 kişi yakaladı
Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Suç Araştırma Timleri (JASAT) ekipleri tarafından yapılan çalışmalarda çeşitli suçlardan aranan 64 kişiyi yakaladı. Diyarbakır Valiliğinden yapılan açıklamada, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı, suçların önlenmesi ve adli makamlarca haklarında yakalama emri bulunan "Asayiş ve Diğer Suçlardan Aranan" kişilerin yakalanmasına yönelik Jandarma Suç Araştırma Timleri (JASAT) koordinesinde ilçe jandarma komutanlıkları ile icra edilen operasyonlarda; aralarında "Kasten Öldürme, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama, Cebir Tehdit veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Gece Vakti Silahla Yağma, Ruhsatsız Silah ve Mermileri Taşıma veya Bulundurma" suçlarından aranan kişilerin de bulunduğu, 10 yıl ve 20 yıl arası 4, 5 yıl ve 10 yıl arası 8, 2 yıl ve 5 yıl arası 15, 2 yıl altı 37 olmak üzere toplamda 64 kişinin yakalandığı belirtildi. Açıklamada yakalanan 64 kişinin adli makamlara sevk edildiği belirtildi.
21 Ekim 2025 Salı - 09:41
Tarihteki ilk musalla taşının bir parçası 12 bin yıllık Çayönü’ndeki Kafataslı yapıda, diğer parçası Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor
Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki 12 bin yıllık Çayönü Tepesi’ndeki kazılarda çıkartılan ve tarihteki ilk musalla taşı olma özelliği taşıyan taşın bir parçası kazı alanında, diğer parçası Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor. Ergani Ovası’nda milattan önce 10 binden başlayan yerleşim evreleri bulunan ve 1963’te yüzey araştırmaları sırasında keşfedilen Çayönü Tepesi’nde ilk kazı Dr. Halet Çambel ve Prof. Dr. Robert J. Braidwood tarafından 1964’te başlatıldı. Hilar köyünün hemen kuzeyinde bulunan, eski adı "Kotaberçem (Çayboyu)", tarih öncesi döneme tarihlenen höyük olan Çayönü Tepesi, göçebelikten yerleşik yaşama, avcılık ve toplayıcılıktan üreticiliğe geçilip tarıma ilk başlanılan yerlerin arasında bulunuyor. Alanda yapılan kazılarda, ’Kafataslı yapının’ olduğu bölümde tarihin ilk musalla taşı olarak değerlendirilen taş bloku bulunmuş ve bir parçası kazı alanında, diğer parçası Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor. Diyarbakır Müze Müdür Vekili Müjdat Gizligöl, Diyarbakır Müzesi’nin Türkiye’nin en eski, en köklü müzelerinden biri olduğunu, müzenin 1934 yılında kurulduğunu söyledi. Gerek ildeki kazılarla, gerek bölgedeki ilk müze olması sebebiyle çevre illerden çok sayıda kültür varlığı müzeye getirildiğini belirten Gizligöl, hem kazılarla, hem satın alma vasıtasıyla, kurtarma kazılarıyla, hem hibelerle koleksiyon zenginleştiğini ifade etti. Gizligöl, Diyarbakır Müzesi’nin İçkale’de bulunan merkez müdürlüğünde iki tane müze olduğunu kaydederek, "Bunlardan biri Atatürk Müzesi, bir tanesi arkeoloji müzesi. Arkeoloji müzemiz esas olarak iki tane büyük binadan oluşur. Bu binalarımızın içinde de Çayönü Tepesi kazısının eserleri sergileniyor. Çayönü, 1964 yılında kazı çalışmaları başlamış. O günden bu yanan bilimsel çalışmalar devam ediyor. O çalışmalarda kazı ekibi yüzlerce buluntuya rast geldi. Bunlardan biri de ’Kafataslı yapının’ ana merkezinde bulunan bizim musalla taşı olarak adlandırdığımız gayet perdahlanmış düzgün kesilmiş bir taş. Biz buna musalla taşı diyoruz" dedi. Neolitik dönemde insanların yerleşik hayata geçtikten sonra özelikle ölülerle ilgili çeşitli ritüellerinin yapıldığını bildiklerini aktaran Gizligöl, "İnsanlar, ölümü çok ilgiyle izledikleri için ölüm törenlerine de oldukça önem vermişlerdir. Ölü gömme gelenekleri tarihin her döneminde olmuştur. Neolitik dönemden günümüze kadar ölen insanlarla alakalı çeşitli törenler yapılır. Bu, Neolitik dönemde de öyleydi. Esas olarak ölülerle ilgili biri öldüğü zaman ilk olarak bunun cenaze töreni düzenlenir. İkincisi defin işlemi yapılır. Üçüncüsü de defin işlemi yapıldıktan sonra taziye töreni düzenlenir. Bu cenaze töreni, Neolitik dönemde de gerçekleştiğini biliyoruz" diye konuştu. "Bunu, Kafataslı yapının ortasında perdahlanmış bir taşın olduğunu görüyoruz. Bu perdahlanmış taşın etrafında sekiler var. Besbelli ki ölü, bu taşa uzatılır" diyen Gizligöl, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ölünün yakınları, sevenleri de etrafında o sekilere otururdu. Bir nevi onun için dünyadaki son işlem gerçekleşir. Daha sonra defin işlemi yapılır. Çayönü’nde çıkan bu taş, tarihteki ilk musalla taşıdır diyebiliriz. Neolitikten günümüze kadar, esas olarak ölülerle ilgili üç işlem yapılır. Ölü, ya direkt toprağa gömülür, ya mumyalanır, ya da yakılarak gömülür." "Çayönü insanı, ölüye olabildiğince saygı duymuştur" Çayönü’nde ölünün direkt toprağa cenin pozisyonunda gömüldüğünü bildiklerini söyleyen Gizligöl, "Fakat Kafataslı yapıda aynı zamanda ölülerin bedenlerinden ayrıldığını, kolların ve bacakların kafadan ayrıldığını da görüyoruz. Burada düzenli, sistematik, gayet de uzun olduğunu tahmin ettiğimiz cenaze törenin düzenlendiğini, bu cenaze törenin de yüksek ihtimalle çeşitli duaların edildiğini, törenin çok boyutlu olduğunu ister musalla taşı, ister musalla taşının etrafındaki şekiller cenaze törenin görkemli olduğunu bize gösteriyor. Dolayısıyla Çayönü insanı, ölüye olabildiğince saygı duymuştur. Yerleşik hayata geçmiş insanların Neolitik kültürdeki insanlardan farklı cenaze törenleri yaptıklarını yine bu musalla taşından anlıyoruz. Diyarbakır Müzesi tematik salonunda bulunan musalla taşının bir parçası müzemizde, diğer parçası ve Kafataslı yapının tamamı hala kazı alanında. Ziyaretçilerimiz gidip görebilirler" ifadelerinde bulundu. Kazı, Çanakkale Uygulamalı Bilimler Fakültesi Müzecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında bu dönemde devam ediyor.
20 Ekim 2025 Pazartesi - 17:02
Bakan Yerlikaya: ’’Artık bu topraklarda silah değil, söz konuşacak, nefret değil, muhabbet yükselecek’’
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Diyarbakır’da muhtar buluşmasında ’’Artık bu topraklarda silah değil, söz konuşacak, nefret değil, muhabbet yükselecek’’ dedi. Bakan Yerlikaya, Diyarbakır temasları kapsamında bir düğün salonunda muhtarlarla bir araya geldi. Bakan Yerlikaya yaptığı konuşmada bugün, bu aziz şehirde, yerel demokrasinin sembolü, demokrasinin uç beyleri olan kıymetli muhtarlarla bir arada olduklarını söyledi. Bakan Yerlikaya, ‘’Bu anlamlı buluşmamıza ev sahipliği yapan, eski kanatlar ülkesi, şanı büyük Diyarbakır’dan, tüm mahallelerimize uzanan, büyük bir gönül köprüsü kuruyoruz. Edirne’den Kars’a, Konya’dan Diyarbakır’a, Rize’den Mersin’e, Hakkari’den İzmir’e, ülkemizin dört bir yanında görev yapan 50 bin 429 muhtarımıza selam olsun. Selam olsun kardeşliğimizi büyüten, halden anlayan, derde derman olan, özü sözü bir muhtarlarımıza. Muhtarlık, makamdan öte bir emanettir. Muhtar, ‘derdim var’ diyenin kapısı, ‘Sevincim var’ diyenin yoldaşıdır. İşte bu yüzden muhtarlarımız, seçilmiş olmanın saygınlığını, hizmet etmenin hakkaniyetini, mahallesine kefil olmanın onurunu taşır. 196 yıllık bir geçmişi olan muhtarlık kurumumuz, bizim yönetim geleneğimizin en köklü unsurlarından biridir. Devletimizle milletimiz arasındaki güvenli köprüdür. Bir zamanlar bu köprünün kıymeti bilinmedi. Muhtarlarımız hak ettiği itibarı görmedi. Birikmiş sorunları görmezden gelindi. Özlük ve sosyal haklar konusu yıllarca ötelendi. Ama sonra bir irade çıktı ve o irade, milletimizle hemhal oldu. O, Türkiye’nin muhtarıydı. Evet o, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dı. Cumhurbaşkanımız ne dedi, ‘Muhtar demek millet demektir, sandık yani demokrasi demektir.’ İşte bu söz, Türkiye Yüzyılı vizyonunun en saf özeti, devletin vatandaşa bakışındaki devrimin ifadesiydi. Biz de İçişleri Bakanlığı olarak bu vizyonu kurumsallaştırdık. İller İdaresi Genel Müdürlüğümüz bünyesinde ‘Muhtarlar Daire Başkanlığını’ kurduk. Artık talepler, 2015 yılında hayata geçen Muhtar Bilgi Sistemi (MUBİS) üzerinden alınıyor şikayetler elektronik ortamda, izlenebilir, raporlanabilir, ölçülebilir hale geldi. Bugüne kadar MUBİS’e, 236 bin 470 başvuru oldu. Bu taleplerin yüzde yüzde 33’ü ‘altyapı hizmetleri, yüzde 27’si ‘tarım, hayvancılık, orman, çevre ve şehircilik’ ile ilgili. Taleplerin yüzde 10’u ise enerji, internet ve iletişim araçları konularından oluşuyor. Bürokrasi artık muhtarın etrafında dönüyor. Çünkü muhtar, bekleyen değil bekletilmeden çözüme ulaşan, sürecin merkezinde duran kişidir. Böylece hizmet kalitesi arttı, hız arttı, şeffaflık arttı. Devletle mahalle arasındaki mesafe kısaldı, Güven ve iletişim güçlendi. Sadece süreçleri değil, sosyal hakları da iyileştirdik. Özlük haklarından hizmet binalarına, araç-gereç altyapısından, güvenlik ihtiyaçlarına kadar her adımda muhtarlarımızın yanındayız. Eğitim ayağını da unutmadık YÖK’le birlikte Muhtar Akademisini başlattık’’ diye konuştu. ’’Artık bu topraklarda silah değil, söz konuşacak’’ Muhtarların, Türkiye Yüzyılının muhtarlar olduğunu kaydeden Bakan Yerlikaya, ’’Türkiye Yüzyılı kapısı açık, gönlü açık, ufku açık bir devlet tasavvurudur. Bu yüzyılın omurgasında birlik, beraberlik, kardeşlik var, büyük ve güçlü Türkiye var. Bu idealin en sağlam harcı sizlersiniz. Siz önden yürürseniz, mahalle yürür, şehir yürür, Türkiye yürür. Ve bu yürüyüşün önemli bir hedefi var Terörsüz Türkiye. Artık bu topraklarda silah değil, söz konuşacak, nefret değil, muhabbet yükselecek. Biz, bu ebedi vatanımızda bin yıldır, Türk’üyle, Kürt’üyle, aynı ezanın sesinde birleştik aynı kıbleye döndük, aynı cephede can verdik. Hepimiz, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde birleştik. Evet, nice karanlık eller bu kardeşliği parçalamak istedi. Ama başaramadılar, başaramayacaklar. Evet, bu aziz millet onları iyi tanıdı. Tanıdı ve her seferinde oyunlarını bozdu. Allah’ın izniyle artık Diyarbakır surlarında güvercinler tedirgin olmadan kanat çırpıyor. Cudi’nin doruklarında, Gabar’ın eteklerinde, Cilo’nun beyaz zirvelerinde güneş umutla doğuyor. İşte bu büyük yürüyüşte, sizlere çok büyük sorumluluklar düşüyor. Siz mahallenin kalbini dinleyen, sokağın nefesini duyan insanlarsınız. Muhtar güçlü olursa, mahalle güçlü olur, mahalle güçlü olursa, milletimiz güçlü olur, milletimiz güçlü olursa, Türkiye güçlü olur. O yüzden sizden beklentimiz net mahallenin sesini daha gür taşıyın, kardeşliği daha çok anlatın, fitneye herkesten önce siz set çekin, gençlerimize daha çok dokunun, eli öpülesi büyüklerimizin gönüllerini daha çok alın. İçişleri Bakanlığı olarak biz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılını, ’Huzurun Yüzyılı’ yapmak için, gece gündüz demeden, ışığımız hiç sönmeden çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz. 675 bin kahraman personelimizle organize suç örgütlerine aman vermiyoruz. Zehir tacirlerine hayatı zehrediyoruz. Tüm suç odaklarına hayatı dar ediyoruz. Bu mücadelede, bizim en stratejik ortaklarımız, Siz muhtarlarımızsınız’’ şeklinde konuştu. Programa Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Mehmet Sait Yaz ve Suna Kepolu Ataman, kamu kurum müdürleri ve muhtarlar katıldı.
20 Ekim 2025 Pazartesi - 13:34
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Türkiye’nin Huzuru Diyarbakır" toplantısına katıldı
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Türkiye’nin Huzuru Diyarbakır" toplantısında Terörsüz Türkiye’nin Türk’ün de Kürt’ün de, her inanç ve kimliğin kardeşçe yaşadığı bir vatan demek olduğunu belirterek, "Bu çerçevede terörsüz Türkiye, sadece bir güvenlik projesi değil huzur, kalkınma ve kardeşliğimizi büyütme projesidir. Bir medeniyet hedefidir" dedi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bir otelde katıldığı "Türkiye’nin Huzuru Diyarbakır" toplantısında, bu toplantıları yapmalarının neden çocuklara huzurlu yarınlar bırakmak için atılan adımları değerlendirmek ve kararlılığı bir kez daha ilan etmek olduğunu söyledi. Türkiye yüzyılı hedefinin büyük ve güçlü Türkiye olduğunu belirten Yerlikaya, bu hedefe giden yolun tamamlayıcısı ‘’Terörsüz Türkiye’’ olduğunu vurguladı. ’’Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ‘Terörsüz Türkiye’ gibi tarihi ve milli bir süreci, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, siyasi partilerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla ve aziz milletimizle birlikte yürütüyoruz" diyen Bakan Yerlikaya, "Hatırlatma fayda görüyorum. Terörsüz Türkiye, yaşama hakkının, huzurun ve güvenliğin teminat altına alınması demektir. Milli iradenin kayıtsız şartsız hakimiyetidir. Silahların değil, sözün konuştuğu bir Türkiye’dir. Üreten, istihdam sağlayan, bölgesel kalkınmayı gerçekleştiren bir Türkiye’dir" diye konuştu. Bakan Yerlikaya, Terörsüz Türkiye’nin, Türk’ün de Kürt’ün de, her inanç ve kimliğin kardeşçe yaşadığı bir vatan demek olduğunun altını çizerek, "Bu çerçevede terörsüz Türkiye, sadece bir güvenlik projesi değil huzur, kalkınma ve kardeşliğimizi büyütme projesidir, bir medeniyet hedefidir. Terörsüz Türkiye çocuklarımızın korkusuz büyüdüğü, şehirlerimizin canlandığı, dağların, vadilerin, sokakların barışın sesiyle dolduğu, hiçbir gencimizin terör örgütlerinin ağına düşmediği, demokrasinin ve hukukun güç kazandığı, uluslararası alanda güçlü, bölgesinde lider bir Türkiye’nin adıdır" şeklinde konuştu. "Bu süreci saptırmaya çalışan, sabote etmek isteyen aktörler de sahne alıyor" Terörün, tüm insanlığın ortak düşmanı olduğunu kaydeden Bakan Yerlikaya, "Terörün bu topraklardan silinmesine giden yolda, herkesin diline, söylemine, tutum ve davranışlarına dikkat etmesi zaruridir. Ancak görüyoruz ki böylesine büyük bir hedefe doğru ilerlerken bu süreci saptırmaya çalışan, sabote etmek isteyen aktörler de sahne alıyor" dedi. Terörsüz Türkiye’nin, bir ’’milli mücadele’’ sahası olduğunu belirten Bakan Yerlikaya, "Bu sahada terör sevicilerine, terör propagandası yapanlara, kardeşliğimize musallat olan aparatlara kesinlikle yer yoktur. Açıkça ifade etmek isterim devletimizin niteliklerine, milletimizin ortak değerlerine, Cumhuriyetimizin banisi gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarına saldırı, siyaset değildir, bir provokasyondur. Hiç kimse gece-gündüz demeden fedakarca görev yapan, vatanımızın bölünmez bütünlüğü için, huzur ve güvenliği için canından geçen, serden geçen polisimize, düşman deme alçaklığına cüret edemez. Buna müsaade etmeyiz. Bu söylemi lanetliyorum" diye konuştu. Polislerin aziz milletin evlatları olduğunu aktaran Bakan Yerlikaya, "Bizim kahramanlarımızdır. Kara vatanda, mavi vatanda, siber vatanda huzurun ve güvenliğin teminatlarıdır. Altını çizerek söylüyorum, siyasi fikir ifade etmekle; devletimizin niteliklerine, kurucu iradesine, milletimizin değerlerine yönelik, saldırgan, hakaretamiz söylem ve eylemler, aynı şey değildir. Bunlar, siyasi tartışma maskesi altında demokrasimizi zehirleme ve Terörsüz Türkiye’ye yönelik bir suikast teşebbüsüdür. Terörsüz Türkiye hedefi ile bu topraklarda gözyaşının değil, umudun yeşereceği, kalkınmanın hakim olduğu bir geleceği, hep birlikte inşa edeceğiz. Milletimizin cesaretiyle, devletimizin kararlılığıyla, terör bu ülkenin gündeminden tamamen silinecektir. Çünkü bizim en büyük gücümüz inancımız, kardeşliğimiz, birlik ve beraberliğimiz ve ay-yıldızlı bayrağımızın gölgesinde millet olma irademizdir’’ ifadelerini kullandı.
20 Ekim 2025 Pazartesi - 11:04
AYM’ye 13 yılda 702 bin bireysel başvuru yapıldı
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 13 yılda 702 bin başvur yapıldığını bunlardan 600 bin 14’ünün karara bağlandığını söyledi. Anayasa Mahkemesi ile Avrupa Birliği-Avrupa Konseyi iş birliğinde yürütülen "Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi Projesi" kapsamında "Adli ve İdari Yargıda Bireysel Başvuru İhlal Kararları ve İhlalin Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması" konulu bölge toplantılarının 7’ncisi Diyarbakır’da başladı. Bir otelde düzenlenen toplantıya Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, Avrupa Konseyi İnsan Hakları, Adalet ve Hukuki İşbirliği Standartlarının Uygulanması Dairesi Başkanı Lilja Grétarsdttır, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolın, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çelenk, Diyarbakır Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Erhan Çavuşoğlu, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Kenan Şenlik, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Ali İrfan yılmaz ve davetliler katıldı. Programda konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, kadim bir kültür ve zengin bir tarih şehri olan Diyarbakır’da olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Daha önce İstanbul, Gaziantep, Bursa, Erzurum, İzmir ve Trabzon’da yapılan bölge toplantılarının 7’ncisini Diyarbakır’da gerçekleştirdiklerini ifade eden AYM Başkanı Özkaya, ‘’Bu toplantılarımızın üç temel amacının bulunduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan ilki, yargısal diyaloğun daha yaygın ve daha etkin hale getirilmesi suretiyle Anayasa Mahkemesi ile tüm hakim ve savcılarımız ve mahkemelerimiz arasında etkin ve verimli bir iş birliği gerçekleştirmek, İkincisi, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurularda verdiği ihlal kararlarının subjektif sonuçlarının başvurucular açısından süratle somutlaşması için yapılması. Gerekenler konusunda ortaya çıkan sorunları değerlendirmek ve böylece hak ihlallerinin bir an önce giderilmesini sağlamak. Üçüncüsü de bireysel başvurulara konu olaylarda mahkememizce sık karşılaşılan ihlal alanlarını ve bu alanlarda bir anlamda yoğunlaşan, bir anlamda da sıkça tekrar eden sorunları ve mahkememizce verilen ihlal kararlarında yer alan gerekçelerin objektif etkilerini ele alarak adaletin en süratli şekilde ve en üst seviyede gerçekleşmesini temin etmeye çalışmaktır. Bireysel başvuru, herkesin Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmak suretiyle kullanabileceği bir hak arama yoludur. 23 Eylül 2012 tarihinden bu yana fiilen kullanılmaktadır. Söz konusu tarihten bugüne kadar, bireysel başvuru sistemi kapsamında, mahkememize, 702 bin 53 başvuru yapılmıştır. Bunların 600 bin 14’ü karara bağlanmıştır. 600 bin 14 kararın önemli bir kısmını, 531 bin 134’ünü kabul edilebilirlik kriterlerinden birini veya birkaçını taşımaması nedeniyle başvurular hakkında verilen kabul edilemezlik kararları oluşturmaktadır. Belirtilen durumla birlikte 23 Eylül 2012 tarihinden bugüne kadar Mahkememiz tarafından toplam 81 bin 841 ihlal kararı verilmiştir. Bunların 56 bin 443’ü makul sürede yargılanma hakkına ilişkindir ve başvuruculara bir miktar manevi tazminat verilmesi ile sonuçlanan ihlal kararlarıdır. Adil yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı, ifade özgürlüğü gibi 19 değişik hak grubundan dosya bazlı verilmiş ihlal kararı sayısı 23 bin 914, hak bazlı verilen ihlal kararı sayısı ise 25 bin 398’dir. Mahkememiz kayıtlarına göre bu kararlardan bugün itibarıyla icra süreci henüz tamamlanmamış olanların sayısı 84’tür. Sözünü ettiğimiz sayılara baktığımızda, yıllar itibarıyla yapılan 702 bin 53 başvurunun yaklaşık yüzde 76’lık kısmının, yani 531 bin 134’ünün, kiminin süresinde yapılmaması, kiminin diğer kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması ve kiminin de böyle isimlendirilmese de nitelik itibarıyla tamamen temyiz incelemesi yapılması istemi niteliğinde olması nedeniyle kabul edilemezlikle sonuçlanan başvurular olduğunu, makul süre dahil yüzde 24, makul süre düşüldükten sonra kalanların ise yaklaşık yüzde 16 civarındakilerin de bir hak ihlali var mı yok mu incelemesini gerekli kılan nitelikteki başvurular olduğunu görüyoruz. Öte yandan 13 yılda verilen ihlal kararlarının toplam başvuruya oranının da makul süre hariç yaklaşık yüzde 3,4 olduğu görülmektedir’’ dedi. ‘’AYM bireysel başvuru incelemelerinde süper temyiz mercii olarak görev yapmıyor’’ AYM’nin ireysel başvuru incelemelerinde bir süper temyiz mercii olarak görev yapmadığını vurgulayan Özkaya, ‘’Önüne gelen başvurularda anayasadan kaynaklanan bir yetkiyle anayasal bir görevin yerine getirilmesi bağlamında, yalnızca, bir hakkın anayasal anlamda ihlal edilip edilmediğine baktığı sonucu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla buradan da hem bireysel başvurunun bir temyiz yolu olduğu algısının gerçeğe uygun düşmediği hem de Anayasa Mahkemesi ile diğer yüksek mahkemelerimiz olan Yargıtay ve Danıştay arasındaki bireysel başvuruya ilişkin ilişkinin, hiyerarşik bir yönü bulunmayan, anayasal iş bölümüne dayalı bir ilişki olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi de hemen her vesileyle, ilgili her kararında hak ihlallerini giderme görevinin öncelikle genel anlamda kamu gücü kullanan tüm organlara ve özelde de olağan yargılamayı yapan mahkemelere ait olduğunu vurguluyor ve böylece Anayasa Mahkemesi ile diğer mahkemeler arasındaki ilişkinin ‘ikincillik’ ilkesi esası üzerine kurulduğu tespitini yapıyor. Anayasa Mahkemesi olarak bireysel başvuruda geldiğimiz nokta itibarıyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları yanında, insan hakları hukukuna ilişkin tüm evrensel ilke, standart ve kararlardan da yararlanarak temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ve geliştirilmesine yönelik standartları büyük ölçüde belirlemiş, dolayısıyla da zengin bir insan hakları içtihat bankası oluşturmuş bulunmaktayız. Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin iş yükü giderek artmaktadır. Mahkememiz artan iş yükünün altından kalkabilmek için gerekli tedbirleri baştan itibaren almıştır ve almaya devam etmektedir. Bağımsız ve tarafsız bir yargının varlığı da öncelikle o faaliyeti yürütecek olan bağımsız ve tarafsız hakim ve savcıların varlığıyla mümkündür. Zira devletin ve toplumun bekası açısından mutlak bir gereklilik ve zorunluluk olan hakkın ayakta tutulmasında ve adaletin sağlanmasında en önemli sorumluluk yargısal faaliyetlerin baş aktörleri olan hakim ve savcılara aittir’’ diye konuştu. ’’Adil, dürüst ve tarafsız karar verdiğimiz sürece kendimizi ve toplumu yüceltiriz’’ Hukuk devletinin olmazsa olmaz şartı olan bağımsız ve tarafsız bir yargının varlığının temel hak ve özgürlüklerin olduğu kadar kamusal düzenin korunmasının da güvencesi olduğunu bildiren Özkaya, şöyle devam etti: ’’Utmayalım ki adil, dürüst ve tarafsız karar verdiğimiz sürece hem kendimizi hem de toplumumuzu yüceltiriz. Sonuç olarak nara değil nura heves edelim. Unutmayalım ki nuru tercih edenin her işi ahsan olur, narı tercih edenin her işi hüsran olur. Son iki yıldır Gazze’de yaşananlar, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak kayda geçmiştir. Bu süreçte sivil yerleşimlerin hedef alınması; çocukların, kadınların ve yaşlıların yaşam hakkının hiçe sayılması sadece bir coğrafyanın değil tüm insanlığın vicdanını derinden yaralamıştır. Şu veya bu sebeple maruz kaldığı açlık nedeniyle doğum ağırlığından daha hafif bir ağırlıkta ölen bebeklerin durumu, çok az sayıda kişinin gündeminde yer bulabilmiştir. Bu trajedi, adaletin ve insan haklarının evrensel niteliğinin ne denli hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Yaşananlara baktığımızda insan onuruna saygının, hukukun üstünlüğünün ve temel hakların korunmasının her zaman öncelik verilen ve uygulanan temel ilkeler olması gerektiği gözükmektedir. İnsanlık, tüm bu yaşananlara karşı ortak bir vicdanla hareket etmelidir. İnsanlığın ortak geleceğinin, adil ve sürekli nitelikli bir barışın ancak yeryüzünde ahlaki değerlere ve adalete dönülmesiyle, adaletin ve ahlakın hâkim kılınmasıyla mümkün olabileceği unutulmamalıdır.’’ ‘’İnsan haklarının korunması ortak bir sorumluluktur’’ Daha sonra konuşan Avrupa Konseyi İnsan Hakları, Adalet ve Hukuki İşbirliği Standartlarının Uygulanması Dairesi Başkanı Lilja Grétarsdttır ise Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi Projesini Eylül 2021’de büyük bir heyecanla başlattıklarını söyledi. Lilja Grétarsdttır, ‘’O dönemde düzenlenen ilk uluslararası konferans Türk yargı organlarını, Avrupa Konseyini, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonunu ve diğer birçok paydaşı bir araya getirdi. İşte o toplantı, bugün ilham verici bir iş birliği yolculuğuna dönüşen sürecin başlangıcı oldu. O tarihten bu yana, Anayasa Mahkemesi ile iş birliğimiz karşılıklı güven, profesyonellik ve temel hakların korunmasına yönelik ortak kararlılıkla giderek güçlendi. Avrupa Birliği eş finansmanıyla yürütülen bu proje, Avrupa Birliği ile Avrupa Konseyi arasındaki güçlü ve kalıcı iş birliğinin, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve insan haklarının korunmasına yönelik ortak iradenin açık bir göstergesidir. Proje, Anayasa Mahkemesinin ve ulusal paydaşların sahiplenmesi ve özverili çalışmaları sayesinde, kısa sürede somut sonuçlar ortaya koyarak kararlılıkla ilerlemektedir. Bugün Diyarbakır’da düzenlenen bu toplantı, bu sürecin önemli başarılarından biridir. Bu toplantılar, yargının tüm kademelerinden hakimlerin deneyimlerini paylaşmaları, karşılaşılan zorlukları tespit etmeleri ve Anayasa Mahkemesi kararlarının etkili bir şekilde icrasını sağlamaya yönelik en iyi yolları ele almaları için değerli bir platform haline gelmiştir. Katılımcılar, bu toplantıların her defasında ilham verici, yapıcı ve samimi bir etkileşim ortamında geçtiğini ifade etmektedirler. Bu bölgesel toplantıların üç temel amacı bulunmaktadır birincisi, bölgeye özgü insan hakları ve uygulama sorunlarını tespit etmek, ikincisi bu sorunlara iş birliği ve ortak sorumluluk anlayışıyla çözüm üretmek, üçüncüsü ise Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı niteliğini hem sübjektif hem de objektif etkileriyle daha derinlemesine anlamak. Bilindiği üzere, Anayasa Mahkemesi bir karar verdiğinde, bu karar bağlayıcıdır. Bu proje kapsamında, Anayasa Mahkemesi kararlarının her iki boyutunun da tam anlamıyla hayata geçirilmesini sağlamak için tam bir iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Avrupa Konseyi olarak, ülke genelinde yargı organları, yürütme makamları ve barolarla birlikte çalıştığımız, kapsayıcı ve kurumlar arası bir yaklaşımı desteklemekteyiz. Bugün tarihi, çeşitliliği ve güçlü yapısıyla öne çıkan Diyarbakır’da bir araya gelmemiz açık bir mesaj vermektedir insan haklarının korunması ortak bir sorumluluktur ve Anayasa Mahkemesi kararlarının etkili biçimde icrası bu misyonun merkezinde yer almaktadır’’ şeklinde konuştu. ’’Türkiye, Avrupa Konseyinin en köklü üyelerinden biridir’’ Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolın de Avrupa Konseyi Görünürlük Haftası çerçevesinde Diyarbakır’da düzenlenen "Adli ve İdari Yargıda Bireysel Başvuru İhlal Kararları ve İhlalin Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması" konulu bölgesel toplantıya katıldıklarını söyledi. Massolın, konuşmasına şöyle devam etti: ‘’20-25 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Görünürlük Haftası, Avrupa Konseyinin Türkiye’deki kurumlarla insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında yürüttüğü yakın iş birliğini yansıtmakta, Diyarbakır, Ankara ve Aydın’da düzenlenmesi planlanan çeşitli etkinlikleri kapsamaktadır. Bugün açılışını yaptığımız ve görünürlük haftasının ilk etkinliği olan bölgesel toplantı, iş birliğimizin en anlamlı alanlarından biri olan ve temel hakları güvence altına alan Anayasa Mahkemesi kararlarının etkili şekilde uygulanması konusuna odaklanmaktadır. Bu etkinlik, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisinin önemli girişimlerinden biri olan, ‘Anayasa Mahkemesi Kararlarının Etkili şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi’ Avrupa Birliği- Avrupa Konseyi ortak projesi kapsamında düzenlenmektedir. Avrupa Konseyi olarak, bu ve benzeri projelerle, insan hakları ve anayasal standartların uygulamada tam olarak hayata geçirilmesi için yargı kurumlarının çabalarına katkı sağlamaktayız. Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi, Türk makamları ve sivil toplumla iş birliği içinde, yargı reformu, insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitim, göç, kara para aklama ile mücadele, dijital vatandaşlık ve Romanların topluma dahil edilmesi gibi alanlarda çeşitli projeler yürütmektedir. Bu toplantı, bölgedeki yargı mensuplarını bir araya getirerek, ihlal kararlarının objektif ve sübjektif etkileri, yeniden yargılama ve soruşturma süreçlerindeki güçlükler ve adil yargılanma, mülkiyet, özgürlük ve güvenlik, yaşam ile özel ve aile hayatına saygı gibi temel hakların uygulanması konularında görüş alışverişi yapma fırsatı sunmaktadır. Türkiye, Avrupa Konseyinin en köklü üyelerinden biridir ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı ve diğer temel sözleşmelere taraftır. Avrupa Konseyi, ulusal içtihadın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile uyumlu hale getirilmesinde kilit bir rol oynayan Anayasa Mahkemesi ile yürüttüğü sağlam iş birliğine büyük önem vermektedir.’’ Toplantı, 20-21 Ekim tarihlerinde devam edecek.
19 Ekim 2025 Pazar - 23:27
Ortalık bir anda karıştı!
Diyarbakır’da Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen konserde iki grup arasında çıkan bıçaklı kavgada 10 kişi yaralandı.
19 Ekim 2025 Pazar - 23:17
Diyarbakır’da konser alanında bıçaklı kavga: 10 yaralı
Diyarbakır’da Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen törende iki grup arasında çıkan bıçaklı kavgada 10 kişi yaralandı. Olay Bağlar ilçesi Bağcılar Mahallesi’nde bulunan Nevruz Parkında meydana geldi. Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen konserde iki grup arasında henüz bilinmeyen bir nedenle başlayan tartışma kısa sürede bıçaklı kavgaya dönüştü. İzdihamın da yaşandığı olayda 10 kişi çeşitli yerlerinden yaralandı. Haber verilmesi üzerine olay yerine 112 acil sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılar olay yerinde yapılan ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Polis olaya karışan zanlıların yakalanması için çalışma başlattı.
19 Ekim 2025 Pazar - 18:18
Amed Sportif Faaliyetler’in yeni başkanı, takımı ziyaret etti
Trendyol 1. Lig ekiplerinden Amed Sportif Faaliyetler’in yeni başkanı Nahit Eren, takımı İstanbul kampında ziyaret etti. Olağanüstü genel kurulda Amed Sportif Faaliyetler’in yeni başkanı seçilen Nahit Eren, İstanbul’da gerçekleştirilen antrenmanını ziyaret etti. Kulüpten konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Kulüp başkanımız Nahit Eren, bugün İstanbul’da gerçekleştirilen antrenmanı ziyaret ederek teknik heyetimiz ve futbolcularımızla bir araya geldi. Serikspor maçı hazırlıklarını sürdüren takımımıza başarı dileklerinde bulunan Başkan Nahit Eren, çalışmalar hakkında teknik ekibimizden bilgi aldı" denildi.
19 Ekim 2025 Pazar - 15:51
Evlat nöbetindeki ailelerden Kurtulmuş’un Diyarbakır ziyaretine destek
Diyarbakır’da evlat nöbetinde bulunan ailelerden Süleyman Aydın ve Bedriye Uslu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un kentte yaptığı ziyarette düzenlenen toplantıya katıldı. Aydın ve Uslu, Kurtulmuş’un ziyaretinin önemli olduğunu belirtti. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, önceki gün Diyarbakır’a yaptığı ziyarette gerçekleştirilen sivil toplum buluşmasına, 7 yıldır evlat nöbetini sürdüren Süleyman Aydın ve Bedriye Uslu da davet edildi. Toplantıya aileler adına davet edilen Bedriye Uslu ve Süleyman Aydın, Kurtulmuş’un Diyarbakır ziyaretini ve Kürtçe konuşmasını ‘Terörsüz Türkiye’ kapsamında çok olumlu bulduklarını söyledi. Mahmut Uslu’nun annesi Bedriye Uslu, oğlu Mahmut için burada olduğunu dile getirdi. Uslu, "O gün devletimiz bizi davet etti. Numan Kurtulmuş gelmişti. Biz de gittik, o toplantıya katıldık. Allah razı olsun, olumlu konuştu. ‘İnşallah çocuklar gelecekler’ dedi, yani hep ümitliyiz. Ümidimiz daha arttı. Çocuklarımız gelse o zaman dünya bizim olacak. Bu emeğimiz de boşa gitmiyor. Allah razı olsun Cumhurbaşkanımızdan, Devlet Bahçeli’den. Bu süreci, bu terörsüz Türkiye süreci başladı. İnşallah çocuklar geri dönecekler’’ dedi. Toplantıya katılan Özkan Aydın’ın babası Süleyman Aydın ise, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine ilk günden beri biz destek verdiklerini açıkladı. Aydın, "Terörsüz Türkiye için biz bizzat meclise de gittik. Vekillerimizle, Numan Kurtulmuş ile de görüştük. Gerçekten hepimiz için büyük bir umut oldu. Biz burada yalnız kendi evlatlarımız için oturmadık. Bütün Türkiye’nin evlatları için biz burada mücadele verdik. Gençlerimiz, çocuklarımız artık zehirlenip PKK’nın önüne atılmasın. Çünkü biz 7 yıldır biz burada bunun için mücadele veriyoruz. Biz burada çocuklarımızı istiyoruz. Yani çocuklarımız kendi vatanına, kendi devletine, milletine hayırlı birer evlat olmalarını istiyoruz" diye konuştu. Kendi oğlunun da 10 yıldır terör örgütü PKK’nın elinde olduğunu dile getiren Aydın, şu ifadeleri kullandı: "Daha 15 yaşındaydı oğlumu kandırdılar. 15 yaşındaki çocuk örgüt nedir bilmez ki. Bu şekilde gençlerimizi kandırıyorlar. Artık bu çocuklar kandırılmasın. Biz artık yeter artık diyoruz, artık ‘Terörsüz Türkiye’ istiyoruz. Terörsüz Türkiye’yi başlatan Cumhurbaşkanımıza, Devlet Bahçeli’ye, emeği geçen tüm milletvekillerimize, hepsine çok çok ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Biz de burada evlatlarımız için sonuna kadar mücadele veriyoruz. İnşallah evlatlarımız gelir artık bu hasretlik biter."
19 Ekim 2025 Pazar - 14:21
Diyarbakır’da "Kral Yolu Yürüyüşü, Bağ Bozumu ve Nar Festivali’’
Diyarbakır’ın Çüngüş ilçesinde "Kral Yolu Yürüyüşü, Bağ Bozumu ve Nar Festivali" düzenlendi. Vali Murat Zorluoğlu, festival kapsamında doğa yürüyüşüne katıldı, yöresel ürünleri inceledi ve festivalde birlik, huzur ve üretim vurgusu yaptı. Vali Murat Zorluoğlu, Çüngüş ilçesine gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında ilk olarak Kral Yolu Yürüyüş Rotasında doğa yürüyüşü gerçekleştirdi. Program, Çüngüş-Mırgan Yaylası-Geçit Mahallesi rotasında başladı. Mırgan Yaylasına araçla çıkış yapıldıktan sonra başlayan yürüyüşte, katılımcılar üzüm bağlarını, tarihi taş yolları ve eski yerleşim yerindeki tarihi su kuyularını görme fırsatı buldu. Tarihi Kral Yolu patikası üzerinde ilerleyen yaklaşık 4 kilometrelik parkurda, Fırat Nehrinin etkileyici manzarası eşlik etti. Parkur, mikroklima özelliğiyle öne çıkan Geçit Mahallesi’nde son buldu. Vali Murat Zorluoğlu, yürüyüş sonrası yaptığı değerlendirmede, Çüngüş’ün doğal güzelliklerine dikkat çekerek, "Sabah erken vakitte milletvekillerimizle, kaymakamımız ve belediye başkanımızla birlikte çok güzel bir doğa yürüyüşü gerçekleştirdik. Muhteşem bir Fırat manzarası eşliğinde, yeşilin her tonunu barındıran Geçit Mahallesi’ne yürüdük. Burada bambaşka bir mikroklima etkisi var olduğunu gördük; nardan başka mandalina ve portakalın dahi yetiştirilebiliyor olması gerçekten etkileyici. Ayrıca çok ciddi üzüm üretimi yapılan bağlarla karşılaştık. Çüngüş’ün doğasına ve güzelliklerine hayran kaldık" dedi. Huzur ve üretim vurgusu Doğa yürüyüşünün ardından festival alanına geçen Vali Zorluoğlu ve milletvekilleri, yöresel ürün stantlarını gezdi, bulamaç yapımını izleyerek Çüngüşlülerle bir araya geldi. Festivalin açılış konuşmasında Vali Zorluoğlu, "Bu önemli etkinlik, bu festival vesilesiyle burada Çüngüş’te sizlerle beraber olmaktan çok büyük bir mutluluk duyuyorum. Çüngüş, kendi yağıyla kavrulmaya çalışan, kendi değerlerini koruyabilmiş ve yakın geçmişte yaşanan terör hadiselerinde dimdik devletinin ve milletinin yanında yer almış, gönlümüzde apayrı bir yeri olan ilçemizdir" diye konuştu. Vali Zorluoğlu, festival coşkusunun Çüngüş’e bir renk ve hareket getirdiğini belirterek, "Temennimiz, bu bölgede artık silah sesleri değil, üretimin, istihdamın, ihracatın ve kardeşliğin sesi çıksın. Türkiye’nin geçtiği bu tarihi süreçte kardeşlik, barış, huzur ve dayanışma kazansın" şeklinde konuştu. Program, yöresel ürünlerin tanıtıldığı stantların gezilmesi, bulamaç yapımı ve ikramı ile devam ederken, açılış konuşmalarının ardından tanıtım belgeseli ve halk oyunları gösterisi ile sona erdi.
19 Ekim 2025 Pazar - 13:13
Diyarbakır’da 9 aracın karıştığı kazada 3 kişi yaralandı
Diyarbakır’da 9 aracın karıştığı zincirleme trafik kazasında 3 kişi yaralandı. Kaza, dün akşam saatlerinde Şanlıurfa yolu üzerinde meydana geldi. Alınan bilgiye göre, öndeki aracın ani fren yapması sonucu arkadan gelen araçlar peş peşe birbirlerine çarptı. 9 aracın karıştığı zincirleme trafik kazasında 3 kişi yaralandı. Haber verilmesi üzerine olay yerine 112 acil sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılar olay yerinde yapılan ilk müdahalelerinin ardından hastaneye kaldırılırken araçlarda maddi hasar meydana geldi. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder