Yerel Haberler
Diyarbakır
Diyarbakır Büyükşehir’den görme engelliler için yeni bir sesli kütüphane 10 Nisan 2026 Cuma - 10:57:01 Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, görme engellilerin yazılı materyallere erişimini sağlamak ve hizmetleri eşit, bağımsız ve güvenli biçimde sunmak amacıyla yeni bir Sesli Kütüphane Projesi’ni hayata geçirdi. Sesli kitaplar, Braille baskılı materyaller ve modern teknolojilerle donatılan kütüphaneden yararlanan vatandaşlar, "Hayalimiz olan kütüphaneye kavuştuk" dediler. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, daha önce hayata geçirdiği sesli kütüphane hizmetlerini geliştirerek, görme engelli vatandaşların bilgiye erişimini daha kapsamlı ve nitelikli hale getiren yeni bir merkezi hizmete açtı. Önceki deneyimlerden elde edilen birikimle kurulan ve ileri teknolojik donanımlarla güçlendirilen Sesli Kütüphane, Braille materyallerden konuşan bilgisayarlara kadar geniş imkânlarıyla yalnızca bir okuma alanı değil, aynı zamanda eğitimde fırsat eşitliğini büyüten kapsayıcı bir yaşam alanı olarak öne çıkıyor. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığının Yenişehir ilçesi Stad Millet Bahçesi’ndeki Amida Halk Kütüphanesi bünyesinde hayata geçirdiği Sesli Kütüphane Projesi’nin en dikkat çekici yönlerinden biri, görme engelli vatandaşları merkeze alarak onların günlük yaşamda karşılaştığı somut ihtiyaçlara odaklanması oldu. Yazılı metinlere sesli erişim sağlanırken, Braille okuma-yazma çalışmaları yapılabiliyor ve kabartma yazı üretimi gerçekleştirilebiliyor. Az gören vatandaşlar için ekran büyütme ve kontrast ayarlama gibi yardımcı teknolojiler de sunuluyor. Ayrıca kütüphane, deneyimli bir görme engelli personel koordinasyonu üstleniyor. Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Engelli Şube Müdürü Emin Baran, hayata geçirilen birimin eşitlikçi politikaların bir sonucu olduğunu vurguladı. Baran, Braille dokümanlar, sesli kütüphane sistemi ve güçlü altyapı sayesinde görme engelli vatandaşların bilgiye bağımsız ve eşit şekilde ulaşabildiğini belirterek, "Bu tür çalışmaları ayrıcalık ya da lütuf olarak değil, kamusal sorumluluk olarak görüyoruz. Bu birimde total körlerin ve az görenlerin kullanabileceği teknolojiler bulunuyor" dedi. Baran, merkezin ilerleyen süreçte bilgisayar kurslarından Braille eğitimlerine kadar birçok programı içereceğini ifade ederek, Türkçe ve Kürtçe içeriklerle çok dilli hizmet sunulacağını kaydetti. Sesli Kütüphane sorumlusu Abdülmecit Yılmaz ise, merkezin donanımına ilişkin bilgi verdi. Yılmaz, "Konuşan bilgisayarlar, sesli ekran okuyucular, MP3 cihazları, doküman tarama sistemleri, Braille yazıcılar ve Braille ekranlar gibi donanımlarla kullanıcılarımıza geniş bir yelpazede destek sunuyoruz. Evinde bilgisayar imkânı olmayan arkadaşlarımız burada rahatça çalışabilecek, internette özgürce dolaşabilecek ve eğitimlerine devam edebilecek" diye konuştu. Kütüphaneden yararlanan üniversite öğrencisi Songül Uçu, merkezin önemine dikkat çekerek, "Hayatımız normal şartlar altında zaten zor. Bu tarz kütüphaneler bizim için çok önemli. Normal bir kitabı getiriyorsunuz ve size okuyor. Bilgisayarların konuşuyor olması, bastığınız harfi söylemesi çok büyük bir şey. Üniversitede sunum hazırlamamız gerekiyor. Bu yüzden bilgisayarı etkin kullanmak zorundayız. Buradaki bilgisayarların hepsi konuşuyor ve bu durum hayatımızı en azından okuma aşamasında bir nebze kolaylaştırıyor" dedi. 76 yaşındaki İsa Deniz ise geçmişte yaşadıkları zorlukları hatırlatarak, projenin önemini şu sözlerle dile getirdi: "Bunlar benim için adeta bir kurgu film gibi. Geçmişte çok sıkıntı çektik, bu imkânları hayal bile edemezdik. Bugün gelinen nokta gerçekten çok değerli. Tüm görme engellilere çağrıda bulunuyorum; bu kütüphaneye sahip çıkmalıyız, destek olmalıyız. Bu bizim hayalimizdi." Üniversite öğrencisi Pelşin Çelebi de özellikle eğitim sürecinde yaşadığı zorlukları anlatarak, "Türkiye’de görme engellilere yönelik eğitim imkânları özellikle lise döneminde çok sınırlı. Eğer o dönemde böyle bir kütüphane olsaydı çok daha rahat okuyabilirdim. Şu an burada bu materyallere erişebilmek çok güzel. Üniversitede eğitimimi daha iyi sürdürebileceğimi düşünüyorum" dedi. Sesli kütüphane hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşlar, engelli raporu ve kimlik fotokopisi ile başvuru yapabiliyor. Merkez, hafta içi her gün 08.00-17.00 saatleri arasında hizmet veriyor.
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:49 Mavi Listeden Diyarbakır OSB’ye dönüşüm paketi Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinde (OSB) 9 Mayıs 2026 tarihinde yapılacak seçimler öncesi mevcut başkan ve Mavi Liste Başkan adayı Mustafa Fidan, sanayinin geleceğine yön verecek kapsamlı proje paketini kamuoyuna duyurdu. Fidan, OSB’nin sadece büyüyen değil, aynı zamanda yön veren bir üretim merkezi haline getirilmesini hedeflediklerini söyledi. Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinde seçim süreci başlarken, Mavi Liste Başkan adayı Mustafa Fidan, kentin sanayi geleceğini dönüştürmeyi hedefleyen projelerini bir grup sanayici ile birlikte açıkladı. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen kahvaltılı toplantıda konuşan OSB’nin mevcut başkanı Mustafa Fidan, mevcut potansiyelin bugüne kadar yapılanlarla sınırlı olmadığını belirterek, "Diyarbakır’ın çok daha güçlü bir sanayi yapısına ulaşması mümkün. Biz bu hedefi somut projelerle hayata geçirmeye talibiz" dedi. Görevde bulundukları süre boyunca açık, şeffaf, ulaşılabilir ve hesap verebilir ilkesiyle hareket ettiklerini belirten Fidan, "Bizler Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu olarak bu görevi üstlendiğimiz ilk günden itibaren şunu hiç unutmadık, bu makam bir yetki alanı değil, bir emanettir. Bu yüzden alınan her kararın bir ihtiyaca dayanmasına, yapılan her işin sanayicinin önünü açmasına dikkat ettik. Çünkü Diyarbakır OSB’de hiçbir hizmet kendiliğinden ortaya çıkmadı. Her biri planlandı, tartışıldı ve bu kentin üretim gücünü büyütmek için hayata geçirildi. Geldiğimiz noktada açıkça görüyoruz ki, Diyarbakır’ın mevcut kaynakları ve gelişim potansiyeli, bugüne kadar yapılanlarla sınırlı değil; çok daha güçlü bir sanayi yapısı kurmak mümkün" diye konuştu. Organize Sanayi Bölgesini bir adım daha ileri taşımak, bu büyüme kararlılığını sürdürmek ve güçlendirmek için "Mavi Liste" olarak yeniden aday olduklarını belirten Fidan, şöyle devam etti: "Biz OSB’yi yönetmeye değil, OSB’nin gerçek sahiplerine hizmet etmeye yeniden talibiz. Bu sorumluluğu en güçlü şekilde üstlenmeye hazırız. Bugün burada yalnızca bir adaylığı açıklamıyoruz. Diyarbakır’ın üretimle büyüyecek geleceğine dair yaklaşımımızı ortaya koyuyoruz. 4 yıl önce bu sorumluluğu devraldığımızda Dünya pandemiyle sarsılıyordu. Ardından 6 Şubat depremleriyle bölge olarak ağır bir sınavdan geçtik. Böylesi bir dönemde birçok yerde üretim yavaşlarken, Diyarbakır OSB’de fabrikalar çalışmaya devam etti. Üretim durmadı, istihdam gerilemedi. Çünkü biz ‘Sanayicimiz çökerse şehir çöker’ inancıyla hareket ettik. 4 yıl içinde OSB’de faaliyet gösteren firma sayısı 269’dan 370’e çıktı. Parsel sayısı 409’dan 597’ye yükseldi. İstihdam 14 binden 23 bine ulaştı. OSB alanı büyüdü, altyapı güçlendi, enerji kapasitesi artırıldı. Ama asıl önemli olan, bu büyümenin plansız değil, yönü olan bir büyüme olmasıdır. Mavi Liste olarak yeni dönemde hedefimiz, Diyarbakır OSB’yi yalnızca büyüyen değil, yön veren bir sanayi merkezi haline getirmektir. 9 Mayıs’taki seçim, Diyarbakır’ın üretim vizyonu açısından önemli bir seçim olacaktır. Mavi Liste olarak bu kente ve sanayicilerimize hizmeti bir adım daha ileri taşımak için önemli projelerimizle geliyoruz. Önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığımız projeler, sadece OSB’nin mevcut kapasitesini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda Diyarbakır’ın bölgesel ve ulusal ölçekte güçlü bir üretim ve yatırım merkezi olmasına katkı sağlayacaktır. Üreten Diyarbakır büyür. Üreten Diyarbakır güçlenir. Ve üreten Diyarbakır kendi geleceğini kendi emeğiyle kurar. Tüm sanayicilerimizi bu ortak hedefe sahip çıkmaya, Mavi Liste etrafında buluşmaya davet ediyoruz. Kazanan bir liste olmayacak. Kazanan Diyarbakır olacak." Mustafa Fidan, daha sonra Mavi Listenin projelerini açıkladı. Fidan’ın dile getirdiği projeler arasında özellikle enerji, eğitim, teknoloji ve altyapı yatırımları dikkat çekti. OSB’nin enerji maliyetlerini düşürmek amacıyla 5 Megawatt kapasiteli Arazi Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesinin ihale aşamasına getirildiği belirtilirken, yenilenebilir enerjiyle sürdürülebilir üretim altyapısının güçlendirileceği ifade edildi.
Diyarbakır’da "Gelecek, Köklerde Saklı" resim sergisi açıldı
26 Mart 2026 Perşembe - 19:39 Diyarbakır’da "Gelecek, Köklerde Saklı" resim sergisi açıldı Genç Millî Eğitim Bakanlığı Arama Kurtarma Birimi (MEB AKUB) öğrencilerinin hazırladığı "Gelecek, Köklerde Saklı" resim sergisi, Diyarbakır’da sanatseverlerle buluştu. Diyarbakır’da İl Milli Eğitim Müdürlüğü sergi salonunda açılan "Gelecek, Köklerde Saklı" resim sergisi, öğrencilerin doğa ile insan arasındaki emanete dayalı ilişkiyi sanat yoluyla ifade ettiği anlamlı eserleri bir araya getirdi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda Genç MEB AKUB öğrencileri tarafından hazırlanan sergi, milli, manevi ve çevresel sorumluluk bilinciyle yetişen bireylerin bakış açısını yansıtmasıyla dikkat çekti. Sergide yer alan eserlerde afet farkındalığı, suyun her damlasının bir emanet olduğu bilinci, ormanların "yeşil vatan" anlayışıyla korunması ve sürdürülebilir bir gelecek için duyarlılık gibi önemli temalar işlendi. Öğrencilerin çalışmaları, sadece birer sanat ürünü olmanın ötesinde iyilik, sorumluluk, dayanışma ve farkındalık değerlerini yansıtan güçlü mesajlar verdi. Serginin açılışına İl Milli Eğitim Müdürü Salih Sadoğlu, İl Orman İşletme Müdürü Davut Ayzit, İl Şube Müdürleri, kurum amirleri, öğrenciler ve veliler katıldı. Açılışta konuşan İl Orman İşletme Müdürü Davut Ayzit, "21-26 Mart tarihlerini kapsayan ve 1971 yılından bu yana kutlanan Ormancılık Haftası’nı yoğun bir şekilde idrak ediyoruz. Ancak bunun sadece bir haftayla sınırlı kalmaması, yıl geneline yayılması gerektiğini düşünüyorum. Genel Müdürlüğümüzün çalışmaları ve Sayın Cumhurbaşkanımızın genelgesi doğrultusunda bu süreci genişleterek, sadece 21 Mart haftasıyla sınırlı bırakmayıp, 11 Kasım haftasını da bu kapsamda değerlendirmeye başladık. Böylece yılda iki kez, 6 ay arayla gerçekleştirilen etkinliklerle bu bilinci daha güçlü şekilde yaşatmayı hedefliyoruz. Bu etkinliklerde vermek istediğimiz temel mesaj; toplumumuzda orman sevgisini ve ormanları koruma bilincini daha üst seviyelere taşımaktır. Vatandaşlarımızla birlikte güçlü bir ’orman ordusu’ oluşturabilmek, doğayı koruma noktasında en önemli hedeflerimizden biridir. Bugün sergide gördüğümüz anlamlı çalışmalar da bu bilincin ne kadar doğru bir şekilde aktarıldığını gösteriyor. Özellikle evlatlarımızın eğitimiyle ilgilenen kurumlar içerisinde bu tür farkındalık çalışmalarının yapılması son derece kıymetli ve güçlü bir mesajdır. Bu nedenle, bu bilinci toplumun her kesimine yaymamız gerektiğine inanıyorum. Bu süreç eğitimle başlar, ancak hayatın her alanında, sokakta da devam etmelidir. Hepinize teşekkür ediyorum. Ormancılık Haftamız kutlu olsun" ifadelerini kullandı.
IPARD III 2026 çağrı takvimi yayımlandı
26 Mart 2026 Perşembe - 12:33 IPARD III 2026 çağrı takvimi yayımlandı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), IPARD III Programı kapsamında 2026 yılı çağrı takvimini yayımladı. IPARD III Programı çerçevesinde 2026 yılı içerisinde, çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve iş geliştirme, tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması ile tarımsal işletmelerin fiziki varlıklarına yönelik yatırımlar ve kırsal alanda kamu altyapı yatırımları desteklenecek. Bu kapsamda kapalı alanda bitkisel üretim, katma değerli ürünler ve zanaatkarlık faaliyetleri, su ürünleri yetiştiriciliği, makine parkları ve yenilenebilir enerji yatırımları gibi birçok alanda hibe desteği sağlanacak. Ayrıca süt hayvancılığı, besi hayvancılığı, kanatlı ve yumurta üretimi ile süt, kırmızı et ve kanatlı eti işleme tesisleri, meyve ve sebzelerin depolanması, işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik yatırımların da destek kapsamında olduğu belirtildi. Bu desteklerle, Diyarbakır’da üretim kapasitesinin artırılması, işletmelerin rekabet gücünün artırılması, kırsal ekonominin güçlendirilmesi ve istihdamın arttırılması hedefleniyor. Öte yandan, "Kırsal Alanda Kamu Altyapı Yatırımları" tedbiri kapsamında ilk kez kamu kurumları desteklenecek olup, IPARD III programı kapsamında yalnızca bir kez çağrıya çıkılacak. Bu tedbir kapsamında Diyarbakır merkez, ilçe belediyeleri ile 5355 Sayılı Kanun kapsamındaki yerel yönetim birlikleri desteklenecek. Bu başlıkta, kilit parke ve beton yol yapımı, içme suyu arıtma tesisleri, su depoları, pompa istasyonları, katı atık transfer istasyonları ile çöp kamyonları alımı ve güneş enerjisi sistemleri kurulumları desteklenecek yatırımlar arasında yer alıyor. Çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve iş geliştirme nisan-mayıs, tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması haziran-temmuz, tarımsal işletmelerin fiziki varlıklarına yönelik yatırımlar temmuz-ağustos, kırsal alanda kamu altyapı yatırımları ağustos-kasım aylarında çağrıya çıkılması planlanıyor.
Diyarbakır’da su verimliliği için eylem süreci başladı
26 Mart 2026 Perşembe - 10:19 Diyarbakır’da su verimliliği için eylem süreci başladı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nce kuraklık riskine karşı su verimliliğini güçlendirmek amacıyla başlatılan çalışma kapsamında, hanelere ve okullara su tasarrufu sağlayan perlatörler dağıtılacak, su verimliliği eğitimleri düzenlenecek ve saha çalışmaları yürütülecek. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı ile İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından Büyükşehir Belediyesi meclis salonunda, daire başkanları, birim müdürleri ve su verimliliğinde görevli personelin katılımıyla yapılan toplantıda yerel yönetimlerin su yönetimindeki sorumlulukları, artan kuraklık riskinin toplum üzerindeki etkileri ve su verimliliğinin günlük yaşam açısından önemi ele alındı. 4 Mayıs 2023 tarihinde yürürlüğe giren Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı çerçevesinde, yerel yönetimlerin üstlendiği rol ve sorumluluklar insan odaklı bir bakış açısıyla yeniden değerlendirildi. İnsan ve doğa için eylem planı Toplantıda özellikle, içme suyu sistemlerindeki kayıp ve kaçakların azaltılması, su tasarrufu alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, iklim değişikliğine uyum politikalarının güçlendirilmesi ve kurum içi koordinasyonun artırılması konularına vurgu yapıldı. Bu çalışmaların toplumun yaşam kalitesini doğrudan artırdığı ifade edildi. Su verimliliğinin yalnızca teknik bir konu olmadığı, aynı zamanda yönetsel ve toplumsal bir sorumluluk olduğu vurgulanırken, vatandaşlara yönelik somut uygulamaların da hayata geçirileceği belirtildi. Bu kapsamda belirlenen hanelere ve okullara su tasarrufu sağlayan perlatörlerin dağıtılması, eğitimlerin verilmesi, çiftçilere yönelik su verimliliği eğitimlerinin düzenlenmesi ve kırılgan bölgelerde su yönetimine ilişkin saha çalışmalarının yürütülmesi planlanıyor. Su verimliliği uygulamalarının hem kent yaşam kalitesini artırdığı hem de vatandaşlara doğrudan ekonomik ve çevresel faydalar sağladığı kaydedilirken, su kaynaklarının korunmasıyla birlikte içme suyu sürekliliğinin güvence altına alındığı, su kesintilerinin önüne geçildiği ve altyapı üzerindeki yükün azaltıldığı belirtildi. Toplantıda ayrıca, Diyarbakır’da su varlıklarının korunması ve gelecek nesillere sağlıklı şekilde aktarılması için yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi. ‘‘Amaç, ortak koordinasyonla su varlığını korumak’’ Toplantıya ilişkin bilgi veren çevre mühendisi Züleyha Aydın Balık, topyekun su seferberliğine katkı sağlamak için bu buluşmayı gerçekleştirdiklerini söyledi. Toplantının amacının, belediyede görev yapan tüm daire başkanlıklarıyla ortak koordinasyon sağlayarak su varlıklarını korumak ve doğru şekilde kullanmak olduğunu belirten Balık, bundan sonraki süreçte çalışmaların belediye dışında da farklı alanlarda sürdürüleceğini ifade etti. Balık, su seferberliği çalışmalarını tüm daire başkanlıklarıyla birlikte yaygınlaştıracaklarını ifade ederek, "Vatandaşlarımıza daha sağlıklı ve sürdürülebilir su varlığının ulaşılabilir olması için önümüzdeki dönemlerde önemli adımlar atacağız" dedi.
Diyarbakır’dan dünyaya çağrı: ’’Sessizlik değil, sorumluluk zamanı’’
26 Mart 2026 Perşembe - 09:55 Diyarbakır’dan dünyaya çağrı: ’’Sessizlik değil, sorumluluk zamanı’’ Diyarbakır Sanayici ve İş Dünyası Derneği (DİSİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Şeyhmus Akbaş, Ortadoğu’da yaşanan saldırıların, bölge halkının güvenliğini ve barışını doğrudan tehdit ettiğini söyledi. DİSİDER Başkanı Akbaş, son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ortadoğu’da yaşanan saldırıların bölge halkının güvenliğini ve barışını doğrudan tehdit ettiğini belirten Akbaş, ABD ve İsrail’in uluslararası hukuka aykırı davranarak askeri müdahaleleri, sorunun çözümüne değil, çatışmaların derinleşmesine hizmet ettiğini kaydetti. Akbaş, ‘’Bu süreç yalnızca bölgeyi değil, tüm komşu ülkeleri ekonomik ve sosyal açıdan olumsuz etkilemekte; küresel ölçekte derin ekonomik izler bırakmaktadır. Başta küresel iş dünyası olmak üzere tüm ekonomik aktörleri, bu saldırılara karşı daha güçlü bir duruş sergilemeye ve barışın tesisi için sorumluluk almaya davet ediyoruz. Çünkü savaşın uzaması, sadece bir ülkeyi değil, tüm insanlığı tehdit eden bir hal alacaktır. Diyarbakır özelinde değerlendirdiğimizde İran, ABD ve İsrail arasında yaşanan bu savaşın uzaması halinde, etkileri sadece bölgesel değil, doğrudan ilimizi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesini kapsayan çok boyutlu sonuçlar doğuracaktır. Ekonomik açıdan baktığımızda bölgede faaliyet gösteren işletmelerin önemli bir kısmı maliyet artışlarına karşı kırılgan durumdadır. Böyle bir senaryoda işletmelerin yaklaşık yüzde 60’ı ciddi maliyet baskısı yaşayabilir, yüzde 30’a yakını yatırımlarını ertelemek zorunda kalacaktır. Bölgemiz, sınır ticareti ve lojistik açısından stratejik bir konumdadır. Kara taşımacılığına dayalı ticaret yapımız, sınır kapılarında yaşanabilecek aksama ve güvenlik riskleri nedeniyle ciddi şekilde etkilenebilir. Bu durum özellikle demir-çelik, kimya-inşaat malzemeleri gıda ve tarım ürünleri gibi sektörlerde rekabet gücünü zayıflatacaktır. Ticaret yollarının daralması, ihracatın düşmesi ve ithalat maliyetlerinin artması kaçınılmazdır. İhracatımızın yaklaşık yüzde 50’sinin Ortadoğu pazarına yapılması nedeniyle, Diyarbakır ihracatında yüzde 15-30 oranında daralma riski söz konusudur. Bu durum doğrudan üreticimizi ve sanayicimizi etkileyecektir. Enerji fiyatlarındaki artış da bu sürecin en kritik başlıklarından biridir. Ülkemizin enerji ithalatına bağımlılığı dikkate alındığında, petrol fiyatlarındaki yükseliş üretim maliyetlerine doğrudan yansımakta bu da Diyarbakır’daki üreticilerimizin ve KOBİ’lerimizin karlılığını olumsuz etkilemektedir. Yatırım ortamı açısından ise belirsizlik en büyük risk unsurudur. Belirsizliğin artması yatırımların ertelenmesine, istihdamın yavaşlamasına, ekonomik büyümenin zayıflamasına neden olmaktadır. Ayrıca sınır güvenliği ve olası göç hareketleri de ekonomik dengeler üzerinde baskı oluşturabilir. Ani nüfus artışı kira, gıda ve kamu hizmetlerinde maliyetleri artırarak toplumsal dengeyi zorlayabilir. Bununla birlikte, Diyarbakır güçlü bir ticaret geleneğine ve dayanışma kültürüne sahiptir. Doğru politikalar ve yerel desteklerle bu tür krizlerin etkisi azaltılabilir. Bu kritik süreçte, hükümetimizin güçlü ve kararlı yönetimi ile Türkiye’nin ateş çemberinin dışında kalması için ortaya koyduğu çaba, bizler için önemli bir güven kaynağıdır. DİSİDER olarak sahadan elde ettiğimiz veriler, Diyarbakır ekonomisinin üretim gücüne sahip olduğunu ancak Ortadoğu pazarına yüksek derecede bağımlı bir yapıda bulunduğunu açıkça göstermektedir. Bu nedenle tek pazara bağımlılığın azaltılması, alternatif ihracat pazarlarının geliştirilmesi, yerel üretimin daha yüksek katma değerli hale getirilmesi öncelikli hedefler olmalıdır. Bizler krizleri yalnızca bir risk olarak değil, aynı zamanda bir dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Ancak bu dönüşümün gerçekleşmesi için doğru strateji ve güçlü bir koordinasyon şarttır. Bu bağlamda yüzyıllardır iki ülke arasında süregelen dostluk, kardeşlik ve iyi komşuluk ilişkileri esasına dayanan İran halkının acısını, acımız olarak görüyoruz. En büyük temennimiz bu anlamsız savaşın bir an önce sona ermesi, akan kanın durması, barışın hakim olması ve ekonomik istikrarın korunmasıdır. Çünkü savaş insanı küçültür, barış insanı büyütür’’ dedi.
Diyarbakır’da baharla birlikte araç kiralamaya talep de arttı
26 Mart 2026 Perşembe - 09:50 Diyarbakır’da baharla birlikte araç kiralamaya talep de arttı Diyarbakır’da son dönemlerde artan ziyaretçi yoğunluğu, araç kiralama sektörünü hareketlendirdi. Firmalar taleplere yetişmekte zorlanıyor. Diyarbakır’da hem Ramazan Bayramı hem de Nevruz dolayısıyla farklı illerden gelen vatandaşlar araç kiralamaya yöneldi. Artan talep, araç kiralama işletmelerinde yoğunluğa neden oldu. Ocak ayında kış şartlarının sert geçmesiyle birlikte işlerinin durma noktasına geldiğini belirten esnaf, bayram döneminde ise tam tersine yoğunluk yaşadıklarını ve araç yetiştirmekte zorlandıklarını ifade etti. 6 yıldır araç kiralama işletmecisi olan Fırat Eser, özellikle yaz mevsimi dönemlerinde işlerinin daha yoğun olduğunu söyleyerek, "Ancak bu yıl ocak ayına oldukça kötü bir başlangıç yaptık. Ocak ayı beklenenden çok daha karlı geçti ve yaklaşık 15 gün boyunca karlar erimedi. Bu durum işlerimizin ciddi anlamda durgunlaşmasına neden oldu. Şubat ayı da benzer şekilde geçti. Hem kısa süreli kiralamalar hem de Ramazan ayının gelişi ve yağışlı hava şartları bu yıl işlerimizi olumsuz etkiledi. Mart ayıyla birlikte baharın gelmesi, Ramazan Bayramı ve Nevruz’un aynı döneme denk gelmesiyle işlerimiz yeniden açıldı. İki bayramın bir arada olması sektör açısından oldukça olumlu bir etki oluşturdu. Şu an bayram sonrası olmasına rağmen filomuzdaki tüm araçlar dolu ve hiçbir aracımız boşta değil. Yılbaşından bu yana bizimle iletişimde olan müşterilerimiz rezervasyonlarını önceden yaparak araçlarını sorunsuz şekilde teslim alıyor. Biz de tamamen rezervasyon sistemiyle çalışarak müşterilerimizin mağduriyet yaşamamasını sağlıyoruz" dedi. Araç kiralayacak vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulunan Eser, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle mümkünse maksimum 3-4 yaşındaki araçları tercih etmeleri, güvenilir ve kurumsal firmalardan kiralama yapmaları büyük önem taşıyor. Ayrıca mutlaka kaskolu araç kiralanmasını öneriyoruz. Kaskosuz araçlar ciddi mağduriyetlere yol açabiliyor. Araç teslim alınırken video kaydı alınması, aracın mevcut durumunun kayıt altına alınması ve herhangi bir hasarın belgelenmesi oldukça önemli. Bunun yanı sıra araç çalıştırıldığında herhangi bir arıza lambasının yanıp yanmadığı da mutlaka kontrol edilmelidir. Filomuzda şu an 10 araç bulunuyor. Yaz aylarında artan talebe bağlı olarak araç sayımızı artırıyoruz, kış aylarında ise azaltıyoruz. Ayrıca emniyetin sağladığı KABİS sistemini aktif olarak kullanıyoruz. Tüm müşterilerimizi bu sisteme anlık olarak bildiriyoruz. Bu sayede hem müşteriler hem de biz güvence altına alınmış oluyoruz. Yazılan trafik cezaları doğrudan kiralayan kişinin e-devlet hesabına düşüyor. Önceki yıllarda cezalar bize geldiği için müşteriye ulaşmakta zorluk yaşıyorduk, ancak bu sistemle birlikte bu sorun büyük ölçüde ortadan kalktı. Araç kiralama fiyatlarımız ise aracın modeline, yaşına, markasına ve vites türüne göre değişiklik gösteriyor. Günlük kiralama ücretleri ortalama bin 500 lira ile 3 bin TL arasında değişiyor. Manuel ve otomatik araçlar arasında da fiyat farkı bulunuyor." Araç kiralayan müşterilerden Murat Yolcu ise güvenilir işletmelerden araç kiralamanın çok önemli olduğunu aktararak, "Merdiven altı diye tabir ettiğimiz yerlerden kesinlikle araç kiralamamayı öneriyorum. Kurumsal işletmelerde kiralanırsa daha sağlıklı olur. Ben memnun kaldım hiçbir sıkıntım olmadı. 3 günlük kiraladım aracı, bayram öncesi ve bayramda da 8 günlük kiralamıştım" ifadelerini kullandı.
Zerzevan Kalesi yağışlı havaya rağmen bayramda 13 bin kişi ağırladı
26 Mart 2026 Perşembe - 09:42 Zerzevan Kalesi yağışlı havaya rağmen bayramda 13 bin kişi ağırladı Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde, Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan, arkeolojik kazılarla geçmişe ışık tutan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi, 3 günlük bayram tatilinde yağışlı havaya rağmen 13 bin kişi ağırlarken, 35 kadın ise toprak altındaki tarihi yapıyı gün yüzüne çıkartıyor. Zerzevan Kalesi, Çınar ilçesi Diyarbakır-Mardin kara yolu üzerinde yer alıyor. Kazı - restorasyon çalışmaları Prof. Dr. Aytaç Coşkun’un başkanlığında 2014 yılında başladı. Roma’nın sınır garnizonu olan Zerzevan Kalesi’nin tarihi 3 bin yıl öncesine Asur Dönemine (MÖ 882-611) kadar gidiyor. Pers Döneminde de (MÖ 550-331) Kral Yolu üzerinde bulunan yerleşim alanı yol güvenliğinin sağlanması amacıyla kullanılmış. Buluntular, alanın Parth (MÖ 140-85), Geç Hellenistik ve Erken Roma Dönemlerinde MÖ 2. yüzyıldan MS 3. yüzyıla kadar kullanıldığına işaret ediyor. Roma Döneminde MS 3. yüzyılda Severuslar Döneminde (MS 198-235) asıl büyük askeri yerleşim inşa edildi. Yerleşimin surları ve yapıları Anastasios I (MS 491-518) ve Justinianos I (MS 527-565) dönemlerinde onarılarak, bazı yapılar ise yeniden inşa edilerek mevcut son haline getirildi. 639 yılında İslam ordularının fethine kadar yerleşim kesintisiz kullanılmış. Yeni başlayan çalışmalar ulusal ve uluslararası alanda büyük yankı uyandırmış, şu anda yerli ve yabancı turistlerin yoğun ziyaret ettiği bir ören yeri haline geldi. Dünyanın en iyi korunmuş askeri yerleşimde dünyanın en iyi korunmuş Mithras Kutsal Alanı ortaya çıkarıldı. Bu yapılar kompleksi Roma’nın doğu sınırındaki ilk kutsal alanı olarak biliniyor. Bin 200 metre uzunluğunda, 15-18 metre yüksekliğinde surlarla çevrelenmiş askeri yerleşimde, kamu yapılarının bulunduğu güney alanda, 24 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi (güney kule), kilise, yönetim binası, Arsenal, kaya sunağı gibi mimari kalıntılar yer alıyor. Kuzeyinde ise cadde-sokaklar ve konutlar takip ediyor. Konutların bulunduğu alanda aynı zamanda su sarnıçları, yeraltı kilisesi, yeraltı kutsal yapısı, dünyada bulunmuş son, Roma’nın doğu sınırındaki ilk Mithras kutsal alanı tespit edildi. Surların dışında ise yerleşime su sağlayan kanallar, sunu çanakları ve taş ocakları, nekropol alanında ise kaya mezarları ve tonozlu mezarlar dikkati çekiyor. Zerzevan Kalesinde hem yer üstü hem de büyük bir yer altı şehri bulunuyor. Zerzevan Kalesi ve Mithras Kutsal Alanı 2020 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine girdi. Asıl liste için de çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Karacadağ Kalkınma Ajansı tarafından yürütülüyor. Yapının bu yıl Dünya Mirası olması planlanıyor. Tarihi yapı, yılda 400 bin yerli ve yabancı turist ağırlarken kale, 3 günlük bayram tatilinde ise yağışlı havaya rağmen 13 bin kişi ağırladı. Yapıya her geçen gün ziyaretçiler gelirken, kazı alanında ise 35 kadın, proje kapsamında tarihi yapıdaki eserleri gün yüzüne çıkartıyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, bu yıl ilk defa İŞKUR’un "İş Gücü Uyum Projesi" kapsamında 35 kadının Zerzevan Kalesinde çalıştığını söyledi. Bu kadınların yanı baştaki köylerden geldiğini belirten Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, hem ilk olması hem de kadın istihdamı açısından projenin oldukça önemli olduğunu ifade etti. Coşkun, İŞKUR ve Çınar Kaymakamlığının ortaklaşa projesi olduğunu belirterek, "35 kadın, tarihe ışık tutuyor. Kadın istihdamı ülkemizde ve bölgemizde oldukça önemli. Hem iş gücü uyum programı, hem aldıkları eğitimler, bunula birlikte tabii ki tarihe ışık tutmaları, bununla birlikte yine ekonomik açıdan evlerine katkı sunmaları oldukça önemliydi. Zerzevan Kalesinin en hassas noktasında çalışıyorlar. Burası askerlerin ve sivillerin kaldığı konutlar. Aslında en çok arkeolojik bulgunun ortaya çıkarıldığı yerler. Oldukça hassas çalışılması gereken yerler. Şu an buraya kadın eli değdi" dedi. "Önümüzdeki yıldan itibaren 700 bin ziyaretçi bekliyoruz" Zerzevan Kalesinin yılda ortalama 400 bin kişinin ziyaret ettiği bir yer olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Coşkun, "Bu yıl ziyaretçi sayısının artmasını bekliyoruz. Bayramda bölgemiz yağışlıydı. Ama buna rağmen çok sayıda tur Zerzevan Kalesindeydi. Çünkü Zerzevan Kalesi birçok tur programında. Türkiye’nin her yerinden ve yurt dışından turlar Zerzevan Kalesini ziyaret etti. Önümüzdeki yıldan itibaren 700 bin ziyaretçi bekliyoruz. Bu sayı giderek artacak en az 1 milyona ulaşacağını düşünüyoruz. 3 günlük bayram sürecinde yaklaşık 13 bin kişi Zerzevan Kalesini ziyaret etti. Bu yoğun yağışa rağmen" diye konuştu. "Kadınlar her şeye meraklı, daha detaycıyız" Kazı ekibindeki kadınlardan Eylem Atan, Demirölçek köyünde oturduğunu, mahallede böyle bir işin sunulmasının kendileri için çok iyi olduğunu söyledi. Ailelerine katkıda bulunduklarını kaydeden Atan, "Ayaklarımızın üzerinde duruyoruz. Bu, bize mutluluk veriyor. Buranın tarihi yer açısından önemli bir yere sahip olduğunu biliyorduk. Ama bu kadarını bilmiyorduk. Kazı işleri başladıktan sonra daha çok ünlendi. Eserler bulundu, bu eserlerin bize de mutluluk heyecan veriyor. Ayrıca o döneme ait eserler bulabileceğimiz için biz de mutluyuz, heyecanlıyız. Kadınlar her şeye meraklı, daha detaycıyız. Çalışabilir miyiz dedik. Şimdi görüyoruz, hepimiz çalışıyoruz, yapabiliyoruz. Bazılarımız kazma ile kazıyor, kürek, mala ile kovalarımıza dolduruyoruz. O işlemeleri yaparken çok yavaş, çok detaylı bir şekilde yapıyoruz" şeklinde konuştu.
Diyarbakır’da baharla birlikte araç kiralamaya talep arttı
26 Mart 2026 Perşembe - 09:40 Diyarbakır’da baharla birlikte araç kiralamaya talep arttı Diyarbakır’da son dönemlerde artan ziyaretçi yoğunluğu, araç kiralama sektörünü hareketlendirdi. Firmalar taleplere yetişmekte zorlanıyor. Diyarbakır’da hem Ramazan Bayramı hem de Nevruz dolayısıyla farklı illerden gelen vatandaşlar araç kiralamaya yöneldi. Artan talep, araç kiralama işletmelerinde yoğunluğa neden oldu. Ocak ayında kış şartlarının sert geçmesiyle birlikte işlerinin durma noktasına geldiğini belirten esnaf, bayram döneminde ise tam tersine yoğunluk yaşadıklarını ve araç yetiştirmekte zorlandıklarını ifade etti. 6 yıldır araç kiralama işletmecisi olan Fırat Eser, özellikle yaz mevsimi dönemlerinde işlerinin daha yoğun olduğunu söyledi. Eser, "Ancak bu yıl ocak ayına oldukça kötü bir başlangıç yaptık. Ocak ayı beklenenden çok daha karlı geçti ve yaklaşık 15 gün boyunca karlar erimedi. Bu durum işlerimizin ciddi anlamda durgunlaşmasına neden oldu. Şubat ayı da benzer şekilde geçti. Hem kısa süreli kiralamalar hem de Ramazan ayının gelişi ve yağışlı hava şartları bu yıl işlerimizi olumsuz etkiledi. Mart ayıyla birlikte baharın gelmesi, Ramazan Bayramı ve Nevruz’un aynı döneme denk gelmesiyle işlerimiz yeniden açıldı. İki bayramın bir arada olması sektör açısından oldukça olumlu bir etki oluşturdu. Şu an bayram sonrası olmasına rağmen filomuzdaki tüm araçlar dolu ve hiçbir aracımız boşta değil. Yılbaşından bu yana bizimle iletişimde olan müşterilerimiz rezervasyonlarını önceden yaparak araçlarını sorunsuz şekilde teslim alıyor. Biz de tamamen rezervasyon sistemiyle çalışarak müşterilerimizin mağduriyet yaşamamasını sağlıyoruz" dedi. Araç kiralayacak vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulunan Eser, şu ifadeleri kullandı: ‘’Öncelikle mümkünse maksimum 3-4 yaşındaki araçları tercih etmeleri, güvenilir ve kurumsal firmalardan kiralama yapmaları büyük önem taşıyor. Ayrıca mutlaka kaskolu araç kiralanmasını öneriyoruz. Kaskosuz araçlar ciddi mağduriyetlere yol açabiliyor. Araç teslim alınırken video kaydı alınması, aracın mevcut durumunun kayıt altına alınması ve herhangi bir hasarın belgelenmesi oldukça önemli. Bunun yanı sıra araç çalıştırıldığında herhangi bir arıza lambasının yanıp yanmadığı da mutlaka kontrol edilmelidir. Filomuzda şu an 10 araç bulunuyor. Yaz aylarında artan talebe bağlı olarak araç sayımızı artırıyoruz, kış aylarında ise azaltıyoruz. Ayrıca emniyetin sağladığı KABİS sistemini aktif olarak kullanıyoruz. Tüm müşterilerimizi bu sisteme anlık olarak bildiriyoruz. Bu sayede hem müşteriler hem de biz güvence altına alınmış oluyoruz. Yazılan trafik cezaları doğrudan kiralayan kişinin e-devlet hesabına düşüyor. Önceki yıllarda cezalar bize geldiği için müşteriye ulaşmakta zorluk yaşıyorduk, ancak bu sistemle birlikte bu sorun büyük ölçüde ortadan kalktı. Araç kiralama fiyatlarımız ise aracın modeline, yaşına, markasına ve vites türüne göre değişiklik gösteriyor. Günlük kiralama ücretleri ortalama bin 500 lira ile 3 bin TL arasında değişiyor. Manuel ve otomatik araçlar arasında da fiyat farkı bulunuyor." Araç kiralayan müşterilerden Murat Yolcu ise güvenilir işletmelerden araç kiralamanın çok önemli olduğunu aktardı. Yolcu, "Merdiven altı diye tabir ettiğimiz yerlerden kesinlikle araç kiralamamayı öneriyorum. Kurumsal işletmelerde kiralanırsa daha sağlıklı olur. Ben memnun kaldım hiçbir sıkıntım olmadı. 3 günlük kiraladım aracı, bayram öncesi ve bayramda da 8 günlük kiralamıştım" ifadelerini kullandı.