Yerel Haberler
Diyarbakır
29 Nisan 2026 Çarşamba - 12:25 Diyarbakır’da 2 bin 300 aileye yeni doğan destek paketi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği "yeni doğan destek paketi" ile son bir yılda sosyoekonomik zorluk yaşayan 2 bin 300 aileye, doğumun ilk anından itibaren destek sundu. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, toplumsal dayanışma ağlarını güçlendirmek amacıyla 7’den 70’e her kesime ulaşma hedefiyle çalışmalarına devam ediyor. Yardım İşleri Şube Müdürlüğü, sosyal belediyecilik politikası gereği yeni doğan bebeklere yönelik özel destek paketleri oluşturdu. Yeni Doğan Destek Paketi Projesi kapsamında yapılan incelemelerde, özellikle geliri düşük ailelerin yeni doğan bebeklerinin temel ihtiyaçlara erişimde güçlük yaşadığı tespit edildi. Bu doğrultuda hazırlanan destek paketleri ailelere ulaştırılıyor. Sosyal Hizmetler ve Yardım İşleri Şube Müdürlüğü, son 1 yılda 2 bin 300 aileye ücretsiz yeni doğan destek paketi ulaştırdı. 0-1 aylık bebekler için hazırlanan destek paketinde, anne için hijyen pedi, bebek için hastane çıkış seti, battaniye, bez, şampuan, ıslak mendil ve ateş ölçer gibi temel ihtiyaç ürünleri bulunuyor. Projeye ilişkin bilgi veren Sosyal Hizmetler ve Yardım İşleri Şube Müdürü Nihal Bozhan Özbek, yeni bir bebeğin dünyaya gelişinin mutluluk kadar sorumluluk da getirdiğini belirterek, her bebeğin eşit şartlarda hayata başlaması gerektiğine inandıklarını ifade etti. Özbek, projenin yalnızca bir sosyal yardım değil, aynı zamanda bir dayanışma çalışması olduğunu vurguladı. "Her bebek eşit başlangıç hakkına sahip’’ Sosyal yardım talebi ile müdürlüğe müracaatta bulunan ailelerin evlerine ziyaretler gerçekleştirerek sosyal incelemelerde bulunduklarını ifade eden Özbek, sahada yaptıkları incelemeler sonucunda yeni doğum yapan annelerin temel ihtiyaçlara erişiminde güçlük çektiklerini tespit ettiklerini ve bu ihtiyaca somut bir destek sunmak istediklerini söyledi. Her yeni doğan bebeğin eşit bir başlangıç hakkına sahip olması gerektiğine inandıklarını aktaran Özbek, özellikle sosyoekonomik açıdan gelir durumu düşük olan ailelere bu hassas süreçlerinde yalnız olmadıklarını hissettirmek amacıyla bu projeyi ortaya çıkardıklarını kaydetti. "Doğan her bebeği bu kentin bir değeri olarak görüyoruz’’ Bu projenin sadece bir sosyal yardım projesi değil, aynı zamanda bir sosyal dayanışma projesi olduğunun altını çizen Özbek, "Çünkü biz Diyarbakır’da doğan her bebeği bu kentin bir değeri olarak görüyoruz ve hayatlarının en başlangıcından itibaren onların yanında olduğumuzu hissettirmek istiyoruz" dedi. Yaklaşık bir yıldır sürdürülen proje kapsamında bugüne kadar 2 bin 300 aileye destek verildiğini bildiren Özbek, ailelerden alınan geri dönüşlerin olumlu olduğunu ve çalışmanın artarak devam edeceğini vurguladı. Özbek, "Bu çalışmaya başlayalı tam bir yıl oldu. Bugüne kadar 2 bin 300 aileye ulaştık ve sayımız her geçen gün artıyor. Ailelerin bu anlamda yaptıkları geri dönüşler çok olumlu. Yeni doğum süreçlerinin en başında yanlarında olduğumuzu hissetmeleri, böylesi küçük paketlerle desteklenmeleri onların kendilerini değerli hissetmelerini sağlıyor ve biz bu olumlu dönüşlerle ciddi bir motivasyon yakaladık. Bu hizmeti sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. Projeden yararlanan Ferhat Göçlü ise verilen destekten memnuniyet duyduklarını belirterek, "Bizim 3 çocuğumuz vardı. Bu dördüncü oldu. Bunun için çok sevinçliyiz. Büyükşehir Belediyesinin bize vermiş olduğu çanta biraz olsa da bize katkı sağladığı için teşekkür ederiz" şeklinde konuştu.
Diyabet sessizce ilerliyor: Uzmanlardan erken tanı çağrısı
14 Kasım 2025 Cuma - 11:38 Diyabet sessizce ilerliyor: Uzmanlardan erken tanı çağrısı Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında toplumda giderek artan diyabet vakalarına dikkat çekti. Hastanenin Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Güven, diyabetin dünya genelinde 500 milyonun üzerinde kişiyi etkilediğini, Türkiye’de ise her 7-8 kişiden birinin diyabetli olduğunu söyledi. Erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Güven, "Toplumda diyabetli bireylerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil. Her iki kişiden birinin diyabetli olup bunu bilmediğini düşünüyoruz. Oysa basit bir kan tahlili bile tanı koymak için yeterlidir" dedi. Diyabetin özellikle bazı gruplarda daha sık görüldüğünü belirten Doç. Dr. Güven, ailesinde diyabet öyküsü bulunanlar, obezitesi olan bireyler, kortizon tedavisi gören hastalar, bel ve kalça çevresi geniş olanlar, kolesterol ve tansiyon yüksekliği olan kişilerin risk grubunda olduğunu söyledi. Hastalığın birçok kişide sessiz ilerlediğini belirten Doç. Dr. Güven, diyabetin en sık görülen belirtilerini şöyle sıraladı: ‘’Ağız kuruluğu, aşırı su içme, sık idrara çıkma, tekrarlayan mantar enfeksiyonları, ayaklarda yanma, çok yemeye rağmen kilo alamama.’’ Doç. Dr. Güven, bu şikayetleri yaşayan vatandaşların zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini söyledi. Diyabetin yalnızca "kan şekerinin yüksekliği" olmadığını vurgulayan Güven, uzun süre yüksek seyreden kan şekerinin vücudun birçok organında kalıcı hasar oluşturduğunu belirterek, ‘’Diyabet damarların iç yüzeyini bozar. Bu bozulma göz, böbrek, sinir sistemi, kalp ve damarlar gibi hayati organlarda ciddi tahribata yol açar. Gözlerde görme kaybına neden olan diyabetik retinopati, böbrek yetmezliği, sinirlerde his kaybı, kalp krizi ve felç riski artışı, hatta enfekte diyabetik ayak yaraları nedeniyle uzuv kaybı görülebilir." "Diyabet önlenebilir bir hastalıktır" Doç. Dr. Mehmet Güven, yaşam tarzı değişikliklerinin diyabetin kontrolünde büyük rol oynadığını kaydederek düzenli egzersiz, günlük 30 dakikalık yürüyüş, karbonhidrattan fakir ve liften zengin beslenme, hazır ve işlenmiş gıdalardan uzak durma ve günde en az 2 litre su tüketimi gibi alışkanlıkların önemini vurguladı. Diyabet tedavisinde modern tıbbın büyük ilerlemeler kaydettiğini anlatan Güven, dijital insülin pompaları ve kişiye özel tedavi yöntemlerinin yaygınlaştığını hatırlatarak, "Diyabet doğru yöntemlerle kontrol altına alınabilir ve hastaların yaşam kalitesi artırılabilir" ifadelerini kullandı.
Şehit ve gazi kızları Diyarbakır’ın tarihi mekanlarını geziyor
13 Kasım 2025 Perşembe - 13:48 Şehit ve gazi kızları Diyarbakır’ın tarihi mekanlarını geziyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen "Maziden Atiye" programı kapsamında, 14 farklı ilden gelen toplam 51 şehit ve gazı kızı olan öğrenci kafilesi, Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel mekanlarını geziyor. Program, şehit ve gazi çocuklarının milli ve manevi değerlerle buluşmasını, ülkenin kültürel mirasını yakından tanımalarını amaçlıyor. 9-15 Kasım tarihleri arasında sürecek etkinlikte öğrenciler, Diyarbakır’ın kadim tarihini ve kültürel zenginliklerini yerinde inceleme fırsatı bulacak. Etkinlik boyunca öğrencilerin surlar, Ulu Cami, Hasan Paşa Hanı, Ongözlü Köprü gibi şehrin önemli tarihi noktalarını ziyaret etmeleri planlanıyor. Programın sonunda ise çeşitli atölye çalışmaları ve kültürel etkinliklerle öğrencilerin birlikte vakit geçirmeleri sağlanacak. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü tarafından program kapsamında görevlendirilen Şehmus Sırlı, "Maziden Atiye" programı kapsamında, 14 ilden şehitlerin kıymetli emanetleri ile gazilerin kız çocuklarını 9-15 Kasım tarihleri arasında Diyarbakır’da ağırladıklarını söyledi. Sırlı, "Bu kapsamda ilimizdeki tarihi mekanlar ile turistik alanlarda geziler gerçekleştirilmektedir. Programın amacı, şehit ve gazi çocuklarımızın birbirleriyle kaynaşmalarını sağlamak ve akademik kariyerlerine katkı sunmaktır. Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğiyle gerçekleştirilen bu anlamlı program dolayısıyla her iki bakanlığa da teşekkür ederiz" dedi. Kafilede görevli olan Ayşe İlknur Batur ise şehit ve gazilerin emanetleri olan kızlarla birlikte Maziden Atiye programı kapsamında Diyarbakır’da bulunduklarını söyledi. Batur, "Kıymetli gazilerimizin ve şehitlerimizin kızlarını çeşitli kültürel programlarda ve gezilerde misafir ediyoruz. Programın ilk ayağında Ergani Mağaralarını, ikinci ayağında ise Eğil Peygamberler türbesini ziyaret ettik. Bugün ise Suriçi’nde Diyarbakır Müzesi gezisini gerçekleştiriyoruz. Kızlarımızla birlikte kültürel projeler ve etkinlikler düzenleyerek güzel anılar biriktiriyoruz" ifadelerini kullandı. Bingöl’den gelen Melek Cansuoğlu, Diyarbakır’a geldiği için çok mutlu olduğunu aktardı. Cansuoğlu, "Gezmeyi çok severim. Daha önce Diyarbakır’a gelmiştim ancak bu kadar kapsamlı bir geziye katılmamıştım. Burada yeni arkadaşlar edindim, yeni yerler gördüm ve yapılan sunumlar sayesinde birçok bilgi öğrendim. En çok ilgimi çeken yer Atatürk Müzesi oldu; içinde çok güzel şeyler vardı. Ayrıca Keçi Burcu ve Dört Ayaklı Minare de gezdiğim en güzel yerler arasındaydı" dedi. Diyarbakır’ı temsilen gezi ve tanıtım noktasında 51 çocuğa yardımcı olan şehit kızı Zeynep Kaçar, "Maziden Atiye" programı kapsamında, 14 farklı ilden gelen şehit ve gazi çocuklarına Diyarbakır’ın kültürünü seminerler, geziler ve çeşitli tanıtım etkinlikleriyle tanıtmaya çalıştığını ifade ederek, "Program süresince misafir öğrencilerimizle sürekli kaynaşma ve etkileşim içerisindeyiz. Onlar da Diyarbakır’ı çok beğendiklerini ve yeniden gelmek istediklerini ifade ettiler" şeklinde konuştu.