Yerel Haberler
Diyarbakır
11 Mart 2026 Çarşamba - 15:44 Başkan Gündüz: ’’Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın net ve kararlı duruşunu destekliyoruz’’ Terör gazisi, 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyetinin gücünü ve devletin itibarını hedef alan sorumsuz söylemlere karşı ortaya koyduğu net ve kararlı duruşu güçlü şekilde desteklediklerini söyledi. Son dönemde CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından yapılan açıklamaların siyasi eleştiri sınırlarını aşarak doğrudan Türkiye Cumhuriyeti devletini ve milletin iradesini hedef alan bir söylem haline geldiğini belirten Gündüz, ’’Özgür Özel’in Türkiye’yi farklı bir durumda göstermeye çalışması, gerçeklerle bağdaşmadığı gibi aynı zamanda ülkemizin uluslararası itibarı açısından da son derece talihsiz bir yaklaşımdır. Bir siyasetçinin kendi ülkesini bu şekilde karalaması kabul edilebilir değildir. Özgür Özel, yaptığı açıklamalarla Türkiye’yi zayıf, aciz ve çaresiz bir ülke gibi göstermeye çalışmakta, bu söylemlerle hem devlet kurumlarını hem de milletimizin ortaya koyduğu büyük mücadeleyi görmezden gelmektedir. Oysa Türkiye Cumhuriyeti güçlü devlet geleneği, sağlam kurumları ve aziz milletimizin desteğiyle her türlü zorluğun üstesinden gelebilecek kudrete sahiptir. Bugün savunma sanayiinden güvenliğe, diplomasiden altyapıya kadar pek çok alanda Türkiye’nin elde ettiği başarılar ortadayken, Özgür Özel’in ısrarla karamsar bir tablo çizmeye çalışması yapıcı bir muhalefet anlayışından uzak bir yaklaşımın göstergesidir. Muhalefet görevi ülkesini dünyaya karşı zayıf göstermek değildir. Ancak Özgür Özel, yaptığı açıklamalarla adeta Türkiye’yi kötülemek üzerinden siyaset üretmeye çalışmaktadır. Ne yazık ki Özgür Özel’in söylemleri, Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretmekten çok siyasi polemik üretmeye dayanmaktadır. Bu yaklaşım, milletimizin beklentilerine cevap vermekten uzak olduğu gibi Türkiye’nin büyüme ve güçlenme sürecini de görmezden gelmektedir. Türkiye’yi sürekli kriz ve çöküş söylemleriyle anlatmaya çalışan Özgür Özel, aslında kendi siyasi anlayışının ne kadar vizyonsuz olduğunu da ortaya koymaktadır. Gerçek şudur ki Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür ve her alanda ilerlemeye devam etmektedir. İçler acısı bir tablo varsa, bu tablo Türkiye’deki sorumsuz muhalefet anlayışıdır. Türkiye’yi zayıf göstermek için her fırsatı değerlendiren bu anlayışın başında ise bugün Özgür Özel bulunmaktadır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın devletimizin gücünü ve milletimizin onurunu savunan açıklamalarını destekliyor; Türkiye’yi hedef alan sorumsuz söylemlerin karşısında olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. Hiç kimse siyasi hesapları uğruna Türkiye Cumhuriyeti’ni küçük gösteremez, milletimizin iradesini itibarsızlaştıramaz. Özgür Özel ve benzeri sorumsuz söylemler karşısında Türkiye’nin gücünü ve devletimizin itibarını savunmaya devam edeceğiz’’ dedi.
Ses sistemi ve egzoz sesi ile kendilerinden geçtiler
08 Eylül 2025 Pazartesi - 10:10 Ses sistemi ve egzoz sesi ile kendilerinden geçtiler Diyarbakır’da ilki düzenlenen Tuning Fest Modifiyeli Araç ve Motosiklet Festivali ilginç görüntülere sahne oldu. Ses sistemi ve egzoz sesleri ile kendilerinden geçen katılımcılar, unutulmaz anlar yaşadı. Diyarbakır Nevruz Parkta Tuning Fest Modifiyeli Araç ve Motosiklet Festivali düzenlendi. Başta Diyarbakır olmak üzere İstanbul, Siirt, Bingöl, Elazığ gibi illerden modifiyeli araç tutkunları festivalde bir araya geldi. Kimi 300 bin liralık aracına 200 bin liralık ses sistemi yerleştirirken kimi de motoruna 500 bin lira harcadı. 30 binden fazla kişi, festivalde lastik dumanlarının altında güzel bir gün geçirdi. 140 araba, 10 motosiklet görücüye çıktı Tuning Fest Modifiyeli Araç ve Motosiklet Festivalini organize eden Mehmet Beşir Yalçın, Diyarbakır’da etkinliğin ilk defa düzenlendiğine dikkat çekti. Yalçın, ’’Bundan sonra geleneksel hale getireceğiz. 5-10 bin arası bir insan bekliyorduk, bu dördüncü sirkülasyon oldu. 25-30 bin insan geldi buraya. Kendi aracımı da hatıra aracı yaptım, katılımcılar gelip üzerine imza attı. Coşkuyu da görüyorsunuz zaten, insanlar halay çekerek eğleniyor. 140 arabamız ve 10 tane de motosikletimiz görücüye çıktı. 17 vilayetten insanlar geldi. İstanbul, Siirt, Bingöl, Elazığ. Genellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden araçlar vardı ama İstanbul’dan da arabamız geldi’’ dedi. Trafiğe çıkaramadığı aracına her masrafı yapıyor 300 bin liralık arabasına 200 bin liralık ses sitemi yerleştiren Agit Dağgül ise Batı illerinde bu tür etkinliklerin her zaman olduğunu ve hep merak ettiklerini söyledi. Dağgül, "Bizim bölgemizde yoktu. Arkadaşlarla istişarede bulunduk, Diyarbakır’da yapmaya karar verdik. Çevre illerden de geldiler. Güzel araçlara plaket verildi. 1999 model aracımız var. Ses sistemi abartı egzoz, 4’lü manifolt, motoru da yapılı. Diyarbakır’da şu an bu aracın üzerine yoktur. Aracımın orijinal hali 300-350 bin arasında değişiyor. Buna müzik seti bindirdik. Müzik setimizin fiyatı da yaklaşık 200 bin lira. Trafiğe çıkarmıyoruz, özel günlerde sergiliyoruz" diye konuştu. Eski model aracına 500 bin lira harcadı, satmaya kıyamıyor Aracı iki sene önce aldığını ve 500 bin lira masraf ettiğini belirten Mehmet İncel de "Benim için fiyat biçilmez bu araca. Satılığa çıkarmıyorum, hep bende kalacak. Aracın değerinden ayrı olarak 500 bin liralık bir masrafımız oldu. Ne kadar masraf yaparsam yapayım hiç gözüme gelmedi. Diyarbakır’da ilk olduğu için çok heyecanlıyız, mutluyuz, güzel bir etkinlik oldu" şeklinde konuştu.
Yazar Dilek Cesur, Diyarbakır’da hayranlarıyla imza gününde buluştu
08 Eylül 2025 Pazartesi - 09:30 Yazar Dilek Cesur, Diyarbakır’da hayranlarıyla imza gününde buluştu Yazar Dilek Cesur, Ceylan Karavil Park AVM’de imza günü ve söyleşi etkinliğiyle vatandaşlarla buluştu. Ceylan Karavil Park AVM, unutulmaz bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Sevilen ünlü yazar Dilek Cesur, yoğun katılımla gerçekleşen imza günü ve söyleşide sevenleriyle bir araya geldi. Cesur’un içten ve ilham verici sohbetine vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. Duygusal kalem gücüyle özellikle her kesime hitap eden, geniş bir okur kitlesine ulaşan yazar Cesur, okuyucularıyla birebir sohbet edip kitaplarını imzaladı ve bol bol fotoğraf çektirdi. Söyleşi bölümünde, yazarlık yolculuğunu ve ilham kaynaklarını paylaşan Cesur, katılımcıların sorularını da yanıtladı. Samimi ve sıcak atmosferiyle dikkat çeken etkinlik, ziyaretçilerden tam not aldı. Böylesine güzel bir ilgiyi Diyarbakır’da görmenin kendisi için çok kıymetli olduğunu belirten Cesur, etkinliğin sonunda tüm misafirlere teşekkür etti. Daha öncede Diyarbakır’a geldiğini belirten Cesur, şu ifadeleri kullandı: ’’3-4 yıl öncede gelmiştim gezi amaçlı. Çok beğenmiştim. Heyecanla ciğerinizi yemeyi bekliyorum. Ciğeriniz çok güzel. Diyarbakır halkı zaten çok güler yüzlü, çok tatlı ve misafir peyrevler. İnşallah yine en yakın zamanda farklı projelerle onlarla buluşuruz. Kalabalık gayet güzel. Sağ olsunlar yarın okulların açılmasına rağmen işi gücü bırakıp buraya gelmişler. Benim için çok değerli, çok kıymetli.’’ Okurlardan Selami Akkaya, Delik Cesur’u sosyal medyadan tanıdıklarını söyledi. Akkaya, "Diyarbakır’a gelmesinde dolayı çok mutluyuz. Bu tür etkinliklerin sıklıkla yapılmasını istiyoruz" dedi. Bir diğer okur Aslı Enver ise uzun yıllardır Dilek Cesur’u takip ettiğini söyledi. Enver, "Kendisini çok seviyorum. İyi ki Diyarbakır’a geldi hoş geldi. Kitaplarının tümünü okudum" şeklinde konuştu.
15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneğinden "Manifest" grubuna tepki
07 Eylül 2025 Pazar - 19:00 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneğinden "Manifest" grubuna tepki 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği, "Manifest" isimli müzik grubunun konserde yaptığı uygunsuz hareketlere tepki gösterdi. 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri,Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, son günlerde adını sıkça duydukları "Manifest" isimli müzik grubunun sanatın özünden uzak, edep ve ahlak ölçülerini hiçe sayan bir anlayışla gündeme gelmekte olduğunu söyledi. Küçükçiftlik Park’ta verdikleri konserin sadece müzik değil; teşhircilik, hayasızlık ve toplumun değerlerine meydan okuma olarak hafızalara kazındığını belirterek, "Sanat adı altında yapılan bu sahne şovları, aslında genç nesilleri yozlaştırmaya yönelik bir gösteriden başka bir şey değildir. Bir milletin kültürü, ahlakı ve toplumsal değerleri, şarkı sözleri ya da ritimlerden daha değerlidir. Ancak Manifest’in sahne performansına bakıldığında; toplumu ifsat eden, aile yapısını zedeleyen, gençleri yanlış yönlendiren bir tablo ortaya çıkmaktadır. Türkiye’nin medeniyet değerleriyle taban tabana zıt bu anlayışa karşı sessiz kalmak mümkün değildir. Sanat, milletin ruhunu beslemeli; ahlak, edep ve zarafetle anılmalıdır. Ancak Manifest gibi gruplar, sanatın ruhunu değil, popülerliğin sahte parıltısını tercih etmektedir. Kamu kurumları ve yetkililer, bu tarz teşhirci anlayışların önüne geçmeli, toplumun huzurunu ve gençlerin geleceğini koruyacak adımları atmalıdır. Çünkü milletimizin bekası, sanat adı altında sergilenen bu yozlaşmaya teslim edilemeyecek kadar kıymetlidir" dedi.
Diyarbakır ve Şanlıurfa’da kırsal bölgelerdeki öğretmenlere mesleki eğitim atağı
07 Eylül 2025 Pazar - 13:58 Diyarbakır ve Şanlıurfa’da kırsal bölgelerdeki öğretmenlere mesleki eğitim atağı Türkiye’nin en kalabalık kırsal nüfusuna sahip illerin başında gelen TRC2 Bölgesinde (Diyarbakır ve Şanlıurfa) eğitimde fırsat eşitsizliklerini azaltmak için önemli bir adım atıldı. Karacadağ Kalkınma Ajansı öncülüğünde yürütülen Çocuklar ve Gençler Sonuç Odaklı Programı kapsamında, kırsalda görev yapan öğretmenler için kapsamlı bir mesleki eğitim programı hayata geçirildi. Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Karacadağ Kalkınma Ajansı, Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Köy Okulları Değişim Ağı iş birliğiyle yürütülen "Kırsalda Bütünsel ve Kapsayıcı Eğitim Kapasite Artışı Programı" kapsamında uygulanan "KÖYDE Değişim: Eğitimde Yenilikle Başlar" Projesi, yeni bir döneme geçti. Projeyle daha önce 400 öğretmenin katıldığı 2 günlük Bütünsel Eğitim Programı ve 120 öğretmenin katıldığı 4 günlük Temel Eğitim Programı başarıyla tamamlanmıştı. Şimdi ise 37’si Diyarbakır’dan 23’ü Şanlıurfa’dan olmak üzere 60 öğretmen, Eğitici Eğitimi Programına dahil oldu. Yüz yüze ve çevrimiçi eğitimlerle destek Program kapsamında öğretmenler, "aile eğitimi", "sınıf yönetimi" ve "özel gereksinimli çocuklarla çalışma" konularında 2 günlük yüz yüze eğitim alıyor. Ocak ayına kadar devam edecek çevrimiçi oturumlarla, edinilen bilgiler pekiştirilecek ve mesleki beceriler derinleştirilecek. Eğitimlerin tamamlanmasının ardından öğretmenler, sahada meslektaşlarına rehberlik edebilecek, köy okullarındaki öğrencilerin ihtiyaçlarına daha etkin çözümler sunabilecek ve ailelerle iş birliğini güçlendirerek özel gereksinimli çocuklara yönelik kapsayıcı uygulamaları yaygınlaştırabilecek. Kırsalda eğitimde fark oluşturacak bu program, TRC2 Bölgesi’ndeki öğretmenlerin ve öğrencilerin geleceğini güçlendirmeyi hedefliyor. Diyarbakır İl Milli Eğitim Proje koordinatörü Nevzat Can yaptığı açıklamada, Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Köy Okulları Değişim Ağı ve Karacadağ Kalkınma Ajansı İş Birliği ile hayatta geçirilen projenin eğitimlerinin yapıldığını söyledi. Can, "Projemizin ismi ’Köyde Değişim Eğitimde Yenilikle Başlar’ sloganımız bu. İlk başta Diyarbakır’dan ve Şanlıurfa’dan 400 öğretmenle başladık. Sonra 4 günlük bir eğitimle 120 öğretmene eğitim verdik. Şimdi de projemizin 3’ncü ayağı olan eğitici eğitiminde bir araya geldik. Burada da Şanlıurfa ve Diyarbakır’dan 60 öğretmeniz bir araya geldi. 3 alanında eğitici yetiştiriyoruz. Aile eğitimi, sınıf yönetimi ve özel gereksinimli öğrencilerle çalışma üzerine uzmanlaşacak bu öğretmenlerimiz. Öğretmenlerimizin hepsi köy okullarında görev yapan öğretmenler. Burada elde ettikleri yenilikçi, yöntem ve teknikleri hem meslektaşların hem de sınıflarında taşıyarak köy okullarında eğitimin nitelini artırmaya yönelik bir çalışma yapacaklar" dedi. Köy Okulları Değişim Ağı (KODA) Eğitici Eğitmeni ve Topluluk Birim Koordinatörü Esra Yıldırmış, ’Köyde Değişim, Eğitimde Yenilik ve Başlar’ Projesi kapsamında bir grup öğretmenle bir araya geldiklerini dile getirdi. Yıldırmış, "Şu anda belirlenmiş olan 60 öğretmenimizle üç farklı sınıfta eğitimler gerçekleştiriliyor. Güzel ve keyifli geçen iki günün sonuna doğru yaklaşıyoruz. Bu program aslında yaklaşık dokuz ay boyunca devam edecek ve öğretmenlerimiz ek çevrim içi eğitimlerle desteklenecek. Ayrıca uygulamalarını tekrar canlandıracakları bir buluşma daha gerçekleşecek. Amacımız, Mart ayından itibaren onların yetişkin eğitimleri vererek yeni öğretmenlere ulaşmasını sağlamak" ifadelerini kullandı. Eğitmen Melike Özer Küçükdevlet ise bu hafta sonu Köy Okulları Değişim Ağı (KODA) iş birliği ile kırsalda ve birleştirilmiş sınıflarda görev yapan meslektaşlarıyla bir araya geldiklerini aktardı. Küçükdevlet, "Sınıf yönetiminin olmazsa olmaz temel öğelerini çalıştık. Oldukça keyifli ve verimli bir eğitim programı oldu. Etkili iletişimden, sınıf yönetimi rutinlerine, kurallardan aktif öğrenmeye, farklılaştırmadan ölçme-değerlendirmeye ve ders tasarımına kadar pek çok konuya yer verdik. Hepsi kozadan çıkmaya hazır, heyecanlı ve etki alanını geliştirmeye açık arkadaşlar. Kendi adıma hepsine çok teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde etkinliğe katılan ilkokul öğretmeni Ayşe Nur Gülçiçek, burada olmaktan çok mutlu olduğunu söyledi. Gülçiçek, "Başından beri birinci, ikinci ve üçüncü aşamadayız şu an. Her aşama o kadar dolu dolu geçiyor ki, burada ve anda olmanın değerini yaşıyoruz. Öğrendiğimiz ve birbirimize kattığımız birçok şey var. Mutluyuz, buradan da dolu dolu ayrılacağız. Tabii ki bu bir yıllık, devam eden bir süreç. Daha birçok şey katacağız kendimize. Çok teşekkür ederim" dedi.
Diyarbakır ve Şanlıurfa’da kırsal bölgelerdeki öğretmenlere mesleki eğitim atağı
07 Eylül 2025 Pazar - 13:40 Diyarbakır ve Şanlıurfa’da kırsal bölgelerdeki öğretmenlere mesleki eğitim atağı Türkiye’nin en kalabalık kırsal nüfusuna sahip illerin başında gelen TRC2 Bölgesinde (Diyarbakır ve Şanlıurfa) eğitimde fırsat eşitsizliklerini azaltmak için önemli bir adım atıldı. Karacadağ Kalkınma Ajansı öncülüğünde yürütülen Çocuklar ve Gençler Sonuç Odaklı Programı kapsamında, kırsalda görev yapan öğretmenler için kapsamlı bir mesleki eğitim programı hayata geçirildi. Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Karacadağ Kalkınma Ajansı, Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Köy Okulları Değişim Ağı iş birliğiyle yürütülen "Kırsalda Bütünsel ve Kapsayıcı Eğitim Kapasite Artışı Programı" kapsamında uygulanan "KÖYDE Değişim: Eğitimde Yenilikle Başlar" Projesi, yeni bir döneme geçti. Projeyle daha önce 400 öğretmenin katıldığı 2 günlük Bütünsel Eğitim Programı ve 120 öğretmenin katıldığı 4 günlük Temel Eğitim Programı başarıyla tamamlanmıştı. Şimdi ise 37’si Diyarbakır’dan 23’ü Şanlıurfa’dan olmak üzere 60 öğretmen, Eğitici Eğitimi Programına dahil oldu. Yüz yüze ve çevrimiçi eğitimlerle destek Program kapsamında öğretmenler, "aile eğitimi", "sınıf yönetimi" ve "özel gereksinimli çocuklarla çalışma" konularında 2 günlük yüz yüze eğitim alıyor. Ocak ayına kadar devam edecek çevrimiçi oturumlarla, edinilen bilgiler pekiştirilecek ve mesleki beceriler derinleştirilecek. Eğitimlerin tamamlanmasının ardından öğretmenler, sahada meslektaşlarına rehberlik edebilecek, köy okullarındaki öğrencilerin ihtiyaçlarına daha etkin çözümler sunabilecek ve ailelerle iş birliğini güçlendirerek özel gereksinimli çocuklara yönelik kapsayıcı uygulamaları yaygınlaştırabilecek. Kırsalda eğitimde fark oluşturacak bu program, TRC2 Bölgesi’ndeki öğretmenlerin ve öğrencilerin geleceğini güçlendirmeyi hedefliyor. Diyarbakır İl Milli Eğitim Proje koordinatörü Nevzat Can yaptığı açıklamada, Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Köy Okulları Değişim Ağı ve Karacadağ Kalkınma Ajansı İş Birliği ile hayatta geçirilen projenin eğitimlerinin yapıldığını söyledi. Can, "Projemizin ismi ‘Köyde Değişim Eğitimde Yenilikle Başlar’ sloganımız bu. İlk başta Diyarbakır’dan ve Şanlıurfa’dan 400 öğretmenle başladık. Sonra 4 günlük bir eğitimle 120 öğretmene eğitim verdik. Şimdi de projemizin 3’ncü ayağı olan eğitici eğitiminde bir araya geldik. Burada da Şanlıurfa ve Diyarbakır’dan 60 öğretmeniz bir araya geldi. 3 alanında eğitici yetiştiriyoruz. Aile eğitimi, sınıf yönetimi ve özel gereksinimli öğrencilerle çalışma üzerine uzmanlaşacak bu öğretmenlerimiz. Öğretmenlerimizin hepsi köy okullarında görev yapan öğretmenler. Burada elde ettikleri yenilikçi, yöntem ve teknikleri hem meslektaşların hem de sınıflarında taşıyarak köy okullarında eğitimin nitelini artırmaya yönelik bir çalışma yapacaklar" dedi. Köy Okulları Değişim Ağı (KODA) Eğitici Eğitmeni ve Topluluk Birim Koordinatörü Esra Yıldırmış, ‘Köyde Değişim, Eğitimde Yenilik ve Başlar’ Projesi kapsamında bir grup öğretmenle bir araya geldiklerini dile getirdi. Yıldırmış, "Şu anda belirlenmiş olan 60 öğretmenimizle üç farklı sınıfta eğitimler gerçekleştiriliyor. Güzel ve keyifli geçen iki günün sonuna doğru yaklaşıyoruz. Bu program aslında yaklaşık dokuz ay boyunca devam edecek ve öğretmenlerimiz ek çevrim içi eğitimlerle desteklenecek. Ayrıca uygulamalarını tekrar canlandıracakları bir buluşma daha gerçekleşecek. Amacımız, Mart ayından itibaren onların yetişkin eğitimleri vererek yeni öğretmenlere ulaşmasını sağlamak" ifadelerini kullandı. Eğitmen Melike Özer Küçükdevlet ise bu hafta sonu Köy Okulları Değişim Ağı (KODA) iş birliği ile kırsalda ve birleştirilmiş sınıflarda görev yapan meslektaşlarıyla bir araya geldiklerini aktardı. Küçükdevlet, "Sınıf yönetiminin olmazsa olmaz temel öğelerini çalıştık. Oldukça keyifli ve verimli bir eğitim programı oldu. Etkili iletişimden, sınıf yönetimi rutinlerine, kurallardan aktif öğrenmeye, farklılaştırmadan ölçme-değerlendirmeye ve ders tasarımına kadar pek çok konuya yer verdik. Hepsi kozadan çıkmaya hazır, heyecanlı ve etki alanını geliştirmeye açık arkadaşlar. Kendi adıma hepsine çok teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde etkinliğe katılan İlkokul öğretmeni Ayşe Nur Gülçiçek, burada olmaktan çok mutlu olduğunu söyledi. Gülçiçek, "Başından beri birinci, ikinci ve üçüncü aşamadayız şu an. Her aşama o kadar dolu dolu geçiyor ki, burada ve anda olmanın değerini yaşıyoruz. Öğrendiğimiz ve birbirimize kattığımız birçok şey var. Mutluyuz, buradan da dolu dolu ayrılacağız. Tabii ki bu bir yıllık, devam eden bir süreç. Daha birçok şey katacağız kendimize. Çok teşekkür ederim" dedi.
Diyarbakır’da 9500 yıllık kamusal yapı tespit edildi
07 Eylül 2025 Pazar - 10:41 Diyarbakır’da 9500 yıllık kamusal yapı tespit edildi İnsanlık tarihine ışık tutan Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki 12 bin yıllık Çayönü tepesindeki kazılarda 9500 yıllık kamusal yapı tespit edildi. Çayönü tepesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Diyarbakır’ın Ergani ilçesinin 7 kilometre güneybatısında, Ergani ovası kuzeyinde yer alıyor. İnsanlık tarihinin yerleşik yaşama geçiş sürecini temsil eden Neolitik çağın ilk dönemlerinden itibaren, yaklaşık 12 bin yıl önce ilk defa iskan edildiği yer. Bu yerleşim yeri, sadece Anadolu değil, aynı zamanda Yakındoğu ve Levant coğrafyasında Neolitik dönem kültür tarihini en iyi yansıtan yerleşimlerden birisi olması nedeniyle dünya kültür tarihi için anahtar niteliğinde bir yerleşim yeri olarak biliniyor. Kazı projesi, ilk olarak 1964 yılında İstanbul Üniversitesi Prehistorya (Tarih Öncesi Arkeolojisi) kurucularından Prof. Dr. Halet Çambel ve Chicago Üniversitesinden Prof. Dr. Robert John Braidwood ortak projesi olarak başlatıldı. Kazı başkanlığı daha sonra 1987-1992 yılları arasında Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ve ardından 2015-2023 yılları arasında Prof. Dr. Aslı Erim-Özdoğan tarafından yürütüldü. Cumhurbaşkanlığı kararlı kazılar kapsamında Çayönü tepesi Kazı ve Araştırma Projesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Müzecilik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında yürütülüyor. ’’Çayönü tepesi çok güçlü bir veriye sahip’’ Bu yılki kazıların 5’inci ayında, ilk belirlemeler ve bulgulardan yola çıkılarak 9500 yıllık kamusal yapı ortaya çıkartıldı. Sarıaltun, bu yıl kazı çalışmalarına 2 Mayısta başladıklarını ve 6’ncı aya kadar da devam edeceklerini ön gördüklerini söyledi. Çayönü, kuzey Mezopotamya’nın Anadolu ile kesiştiği dağlık alan içindeki ovalık alanda önemli bir yerleşme olduğunu belirten Sarıaltun, birçok ilki barındırdığını ifade etti. Sarıaltun, bunlardan biri yerleşik hayata geçiş, tarım, hayvancılığın başlangıçları, madencilik açısından dünyadaki başlangıç noktası olduğuna değinerek, "Onunla beraber taş işçiliği, mimarideki özelikle dikdörtgen yapıdaki evreye geçişle beraber çok önemli bir nokta. İki yıldır çalıştığımız alanda özelikle ilk Tunç çağ verileriyle de Çayönü tepesinin çok güçlü bir veriye sahip olduğunu görüyoruz. Özelikle kuzey alanda bu konuda çalışmalarımızı yapıyoruz. Yaklaşık 800 metrekarelik bir alanda bu çalışmalarımız devam ediyor" dedi. ’’9500 yıl öncesindeki insanların nasıl bir yaşamının olduğunu tanımlıyor’’ Bununla beraber bu sene ilk defa başladıkları doğu alanda da yaklaşık 900 metrekarelik alanda çalışmaları yeni kazılar olarak başlattıklarını kaydeden Sarıaltun, "Bu yapıyı daha önce kazmıştık. Özel bir nitelikte olduğunu fark etmiştik ama çok yüzeye yakın olduğu için çok detaylı çalışmalar yapamamıştık. Bu sene çalışmalara ağırlık verdik ve neticesini de aldık. Bu yapının şu an için iki evresi olduğunu tespit etik. Batı tarafındaki duvarlar daha orijinal ve eski, doğu taraftaki duvar sonradan eklenmiştir. Bizim için asıl önemli noktada bu yapının tabanın en az 3-4 defa sıvandığını ve boyandığını biliyoruz. Oldukça geniş alanda bu boya ve taban izlerini tespit ettik. Bu tabanda turuncu renginden, vişneçürüğü rengine kadar kırmızının bütün tonlarını görüyoruz. Şu anda önemli bir buluntunun eşiğindeyiz. Bu, aynı zamanda kronolojik açından da çok değerli. Çünkü Çayönü tepesinin kritik aşaması olan MÖ. 7600’ler, 7500’deki yılları arasındaki dönemde yaşam modelini anlatması açısından günümüzden 9500 yıl öncesindeki insanların nasıl bir yaşama ait olduğunu tanımlaması açısından da değerli bir bilgi alanı. Önünde bulunduğumuz bu kamusal-özel nitelikli yapının günümüzden önce 9500 yılına ait olduğunu şu anda öngörüyoruz" diye konuştu. "Özelikle boya tabanıyla beraber bunun özel ve kamusal olması daha ön plana çıkıyor" Yapının Çayönü tepesinin diğer konutlarından ve evlerinden farklı olarak kamuya ait bir yapı olduğuna dikkat çeken Sarıaltun, "Bu yapı, muhtemel topluluk için bir toplantı alanı, ya da ortak etkinliklerin yapıldığı bir alan olabileceği gibi başka özel amaçlar için, ritüeller için kullanılmış olabilir. Ancak şu an için buna dair bilgilerimiz sınırlı. Tek bildiğimiz nokta, bunun bir ev olmadığı, kamuya, 9500 yıl önce yaşayan topluluğa ait ortak bir kullanım alanı olduğunu söyleyebiliriz. Çayönü’nde her evde bu boya yok. Bu yapının açığa çıkarılmasına kadar Çayönü tepesi kazılarında boyalı bir taban bulunmuş değil. Yerleşmenin en önemli yapısı mozaikli taban Terrazo yapısı, şu anda bulunduğumuz yapı da hemen yanında yer alıyor. Evi veya haneyi gösteren bir verimiz yok. Özelikle boya tabanıyla beraber bunun özel ve kamusal olması daha ön plana çıkıyor" şeklinde konuştu.
Diyarbakır’da 9500 yıllık kamusal yapı tespit edildi
07 Eylül 2025 Pazar - 10:33 Diyarbakır’da 9500 yıllık kamusal yapı tespit edildi İnsanlık tarihine ışık tutan Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki 12 bin yıllık Çayönü tepesindeki kazılarda 9500 yıllık kamusal yapı tespit edildi. Çayönü tepesi, Güneydoğu Anadolu bölgesinde, Diyarbakır’ın Ergani ilçesinin 7 kilometre güneybatısında, Ergani ovası kuzeyinde yer alıyor. İnsanlık tarihinin yerleşik yaşama geçiş sürecini temsil eden Neolitik çağın ilk dönemlerinden itibaren, yaklaşık 12 bin yıl önce ilk defa iskan edildiği yer. Bu yerleşim yeri, sadece Anadolu değil, aynı zamanda Yakındoğu ve Levant coğrafyasında Neolitik dönem kültür tarihini en iyi yansıtan yerleşimlerden birisi olması nedeniyle dünya kültür tarihi için anahtar niteliğinde bir yerleşim yeri olarak biliniyor. Kazı projesi, ilk olarak 1964 yılında İstanbul Üniversitesi Prehistorya (Tarih Öncesi Arkeolojisi) kurucularından Prof. Dr. Halet Çambel ve Chicago Üniversitesinden Prof. Dr. Robert John Braidwood ortak projesi olarak başlatıldı. Kazı başkanlığı daha sonra 1987-1992 yılları arasında Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ve ardından 2015-2023 yılları arasında Prof. Dr. Aslı Erim-Özdoğan tarafından yürütüldü. Cumhurbaşkanlığı kararlı kazılar kapsamında Çayönü tepesi Kazı ve Araştırma Projesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Müzecilik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında yürütülüyor. ’’Çayönü tepesi çok güçlü bir veriye sahip’’ Bu yılki kazıların 5’inci ayında, ilk belirlemeler ve bulgulardan yola çıkılarak 9500 yıllık kamusal yapı ortaya çıkartıldı. Sarıaltun, bu yıl kazı çalışmalarına 2 Mayısta başladıklarını ve 6’ncı aya kadar da devam edeceklerini ön gördüklerini söyledi. Çayönü, kuzey Mezopotamya’nın Anadolu ile kesiştiği dağlık alan içindeki ovalık alanda önemli bir yerleşme olduğunu belirten Sarıaltun, birçok ilki barındırdığını ifade etti. Sarıaltun, bunlardan biri yerleşik hayata geçiş, tarım, hayvancılığın başlangıçları, madencilik açısından dünyadaki başlangıç noktası olduğuna değinerek, "Onunla beraber taş işçiliği, mimarideki özelikle dikdörtgen yapıdaki evreye geçişle beraber çok önemli bir nokta. İki yıldır çalıştığımız alanda özelikle ilk Tunç çağ verileriyle de Çayönü tepesinin çok güçlü bir veriye sahip olduğunu görüyoruz. Özelikle kuzey alanda bu konuda çalışmalarımızı yapıyoruz. Yaklaşık 800 metrekarelik bir alanda bu çalışmalarımız devam ediyor" dedi. ’’9500 yıl öncesindeki insanların nasıl bir yaşamının olduğunu tanımlıyor’’ Bununla beraber bu sene ilk defa başladıkları doğu alanda da yaklaşık 900 metrekarelik alanda çalışmaları yeni kazılar olarak başlattıklarını kaydeden Sarıaltun, "Bu yapıyı daha önce kazmıştık. Özel bir nitelikte olduğunu fark etmiştik ama çok yüzeye yakın olduğu için çok detaylı çalışmalar yapamamıştık. Bu sene çalışmalara ağırlık verdik ve neticesini de aldık. Bu yapının şu an için iki evresi olduğunu tespit etik. Batı tarafındaki duvarlar daha orijinal ve eski, doğu taraftaki duvar sonradan eklenmiştir. Bizim için asıl önemli noktada bu yapının tabanın en az 3-4 defa sıvandığını ve boyandığını biliyoruz. Oldukça geniş alanda bu boya ve taban izlerini tespit ettik. Bu tabanda turuncu renginden, vişneçürüğü rengine kadar kırmızının bütün tonlarını görüyoruz. Şu anda önemli bir buluntunun eşiğindeyiz. Bu, aynı zamanda kronolojik açından da çok değerli. Çünkü Çayönü tepesinin kritik aşaması olan MÖ. 7600’ler, 7500’deki yılları arasındaki dönemde yaşam modelini anlatması açısından günümüzden 9500 yıl öncesindeki insanların nasıl bir yaşama ait olduğunu tanımlaması açısından da değerli bir bilgi alanı. Önünde bulunduğumuz bu kamusal-özel nitelikli yapının günümüzden önce 9500 yılına ait olduğunu şu anda öngörüyoruz" diye konuştu. "Özelikle boya tabanıyla beraber bunun özel ve kamusal olması daha ön plana çıkıyor" Yapının Çayönü tepesinin diğer konutlarından ve evlerinden farklı olarak kamuya ait bir yapı olduğuna dikkat çeken Sarıaltun, "Bu yapı, muhtemel topluluk için bir toplantı alanı, ya da ortak etkinliklerin yapıldığı bir alan olabileceği gibi başka özel amaçlar için, ritüeller için kullanılmış olabilir. Ancak şu an için buna dair bilgilerimiz sınırlı. Tek bildiğimiz nokta, bunun bir ev olmadığı, kamuya, 9500 yıl önce yaşayan topluluğa ait ortak bir kullanım alanı olduğunu söyleyebiliriz. Çayönü’nde her evde bu boya yok. Bu yapının açığa çıkarılmasına kadar Çayönü tepesi kazılarında boyalı bir taban bulunmuş değil. Yerleşmenin en önemli yapısı mozaikli taban Terrazo yapısı, şu anda bulunduğumuz yapı da hemen yanında yer alıyor. Evi veya haneyi gösteren bir verimiz yok. Özelikle boya tabanıyla beraber bunun özel ve kamusal olması daha ön plana çıkıyor" şeklinde konuştu.