Yerel Haberler
Diyarbakır
30 Nisan 2026 Perşembe - 12:17 Diyarbakır’da yeni açılacak sosyal tesisi kadınlar işletecek Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, kadınlar tarafından işletilecek bir sosyal tesis açmaya hazırlanıyor. Sosyal tesisteki atölyeler, ortak üretim alanları ve kültürel etkinliklerle kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımının teşvik edilmesi amaçlanıyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Yenişehir ilçesindeki Fiskaya Sosyal Tesisi’nin ardından ikinci sosyal tesisini Bağlar ilçesi Bağcılar Mahallesi’ndeki Kardeşlik Parkı içinde açmaya hazırlanıyor. Kadınlar tarafından işletilecek olan tesis, yalnızca bir yeme-içme mekanı olarak değil kadınların sosyalleşme ve üretim hakkını güçlendiren çok yönlü bir mekan olarak düşünüldü. Sosyal tesiste atölyeler, ortak üretim alanları ve kültürel etkinliklerle kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımının teşvik edilmesi amaçlanıyor. Tesisi işletecek olan belediye iştiraki Med Kentsel ve Sosyal Hizmetler Sanayi Ticaret A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanvekili Mervan Yıldız, temel amaçlarının kamusal alanların eşitlikçi biçimde yeniden kurulması olduğunu belirtti. Sosyal tesisin günlük 500 kişiye hitap etmesi planlanıyor Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal politikaları doğrultusunda tesis sayısını artırmayı hedeflediklerini aktaran Yıldız, toplumsal alanın yıllarca kadınların aleyhine daraltıldığını ve bu nedenle bu alanları kadınların lehine dönüştürmeyi hedeflediklerini kaydetti. Kadınları, gençleri ve hizmetlere erişemeyen toplumun diğer kesimlerini merkeze alan çalışmalarını sürdüreceklerini ifade eden Yıldız, Fiskaya Sosyal Tesisleri’ni ilk açtıklarında ilgi görüp görmeyeceği konusunda tereddüt yaşadıklarını ancak ciddi bir rağbet olduğunu sözlerine ekledi. Fiskaya Sosyal Tesisi’nde günde 6 bine yakın kişinin ağırlandığını kaydeden Yıldız, "Bu nedenle ikinci bir sosyal tesisi açma gereği duyduk. İkinci tesisi özellikle DBB Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı ile ortak açma fikrimiz oldu. Burada da muradımız, işletmenin tamamını kadınlara vermek ve aynı zamanda 500 kişiye hitap etmek" dedi. Sosyal tesisin kadınlar tarafından işletilmesiyle daha güvenli ve huzurlu bir ortamın oluşacağını kaydeden Yıldız, kadınların işleteceği bir sosyal tesisin Diyarbakır’da, hatta Türkiye’de ilk olabileceğini belirtti. Ekonomik krizin kadınları daha fazla etkilediğini ifade eden Yıldız, tesiste ilk etapta 50 kadının istihdam edileceğini söyledi. Üretim arttıkça genişleyecek bir politikayı hayata geçireceklerini kaydeden Yıldız, ürün çeşitliliği ve talebin artması durumunda alanı biraz daha genişletip, konsepti değiştirebileceklerini aktardı. Yıldız, "Şu noktada çok umutluyuz. Kadınların yeteneklerini açığa çıkarabilecekleri alanları oluşturmayı daha çok hedefliyoruz. Sadece yeme-içme hazırlama ya da servis yapmaktan ziyade, ileride farklı atölyelerle daha fazla kesime hitap etmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Söz konusu tesiste Fiskaya Sosyal Tesisi ile benzer bir fiyat politikasının uygulanacağını söyleyen Yıldız, "Dışarıda bir içecek 40-50 liraysa, burada çok daha altında olacak. Yani dışarıdaki fiyatlara göre çok daha uygun bir fiyat politikası uygulanacak" dedi. "Toplumsal çalışmanın öncüsü kadınlar olacak" Kadınlar için güvenli alan ve mekân sayısının sınırlı olduğunu ifade eden Yıldız, sosyal tesisin sosyalleşme alanı olmasının yanı sıra kadınlara güvenli bir alan sunacağını da anlattı. Yıldız, "Kadınlar açısından hemen hemen her alanda geri çekilme durumu yaşanıyor. Çoğu aile, birçok yere çocuğuyla gitmekten tereddüt ediyor. Dolayısıyla bizim ilk hedefimiz bu alanları çoğaltmak ve kadınlara güvenli, huzurlu bir ortam sunmak. Bizim muradımız tamamen toplumsallık. Bu toplumsal çalışmanın öncüsü de kadınlar olacak. Kadınların istihdam alanlarını oluşturma noktasında bir politikamız var" diye konuştu. Hazırlıklara başladıklarını, önemli bir aksilik çıkmazsa haziran sonu ya da temmuz ortası gibi mekânı açacaklarını aktaran Yıldız, şöyle konuştu: "Burası belediyenin yeri. Toplumun aidiyet duygusunu geliştirebilmesi ve kendinden hissettiği alanlar oluşturabilmesi adına Fiskaya’da bir süreç deneyimledik. İnsanlar kendini evine gelmiş gibi rahat hissediyor. Burada da kadının rengi ve bakış açısıyla bir sosyalleşme alanı oluşturacağımız için bütün kadınları ve tüm kesimleri bekliyoruz."
30 Nisan 2026 Perşembe - 12:05 Diyarbakır’da yeni açılacak sosyal tesisi kadınlar işletecek Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin açacağı sosyal tesisi kadınların işletmesiyle kadınlar için erişilebilir ve güvenli bir yaşam alanı oluşturulması hedefleniyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Yenişehir ilçesinde bulunan Fiskaya Sosyal Tesisi’nin ardından ikinci sosyal tesisini Bağlar ilçesi Bağcılar Mahallesi’nde bulunan Kardeşlik Parkı içinde açmaya hazırlanıyor. Yeni sosyal tesiste kadınlar daha görünür, güvende ve etkin olacak; aynı zamanda ekonomik hayata katılımları desteklenecek. Kadınlar tarafından işletilecek olan tesis, yalnızca bir yeme-içme mekanı olarak değil; kadınların sosyalleşme ve üretim hakkını güçlendiren çok yönlü bir mekan olarak düşünüldü. Sosyal tesis alanında atölyeler, ortak üretim alanları ve kültürel etkinliklerle kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımının teşvik edilmesi amaçlanıyor. Tesisi işletecek olan belediye iştiraki Med Kentsel ve Sosyal Hizmetler Sanayi Ticaret A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanvekili Mervan Yıldız, temel amaçlarının kamusal alanların eşitlikçi biçimde yeniden kurulması olduğunu belirtti. Sosyal tesisin günlük 500 kişiye hitap etmesi planlanıyor Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin sosyal politikaları doğrultusunda tesis sayısını artırmayı hedeflediklerini aktaran Yıldız, toplumsal alanın yıllarca kadınların aleyhine daraltıldığını ve bu nedenle bu alanları kadınların lehine dönüştürmeyi hedeflediklerini kaydetti. Kadınları, gençleri ve hizmetlere erişemeyen toplumun diğer kesimlerini merkeze alan çalışmalarını sürdüreceklerini ifade eden Yıldız, Fiskaya Sosyal Tesisleri’ni ilk açtıklarında ilgi görüp görmeyeceği konusunda tereddüt yaşadıklarını, ancak ciddi bir rağbet olduğunu sözlerine ekledi. Fiskaya Sosyal Tesisi’nde günde 6 bine yakın kişinin ağırlandığını kaydeden Yıldız, "Bu nedenle ikinci bir sosyal tesisi açma gereği duyduk. İkinci tesisi, özellikle DBB Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı ile ortak açma fikrimiz oldu. Burada da muradımız, işletmenin tamamını kadınlara vermek ve aynı zamanda 500 kişiye hitap etmek" dedi. Sosyal tesisin kadınlar tarafından işletilmesiyle daha güvenli ve huzurlu bir ortamın oluşacağını kaydeden Yıldız, kadınların işleteceği bir sosyal tesisin Diyarbakır’da, hatta Türkiye’de ilk olabileceğini belirtti. Ekonomik krizin kadınları daha fazla etkilediğini ifade eden Yıldız, tesiste ilk etapta 50 kadının istihdam edileceğini söyledi. Üretim arttıkça genişleyecek bir politikayı hayata geçireceklerini kaydeden Yıldız, ürün çeşitliliği ve talebin artması durumunda alanı biraz daha genişletip konsepti değiştirebileceklerini aktardı. Yıldız, "Şu noktada çok umutluyuz. Kadınların yeteneklerini açığa çıkarabilecekleri alanları oluşturmayı daha çok hedefliyoruz. Sadece yeme-içme hazırlama ya da servis yapmaktan ziyade, ileride farklı atölyelerle daha fazla kesime hitap etmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Söz konusu tesiste Fiskaya Sosyal Tesisi ile benzer bir fiyat politikasının uygulanacağını söyleyen Yıldız, "Dışarıda bir içecek 40-50 liraysa, burada çok daha altında olacak; yani dışarıdaki fiyatlara göre çok daha uygun bir fiyat politikası uygulanacak" dedi. "Toplumsal çalışmanın öncüsü kadınlar olacak" Kadınlar için güvenli alan ve mekân sayısının sınırlı olduğunu ifade eden Yıldız, sosyal tesisin sosyalleşme alanı olmasının yanı sıra kadınlara güvenli bir alan sunacağını da anlattı. Yıldız, "Kadınlar açısından hemen hemen her alanda geri çekilme durumu yaşanıyor. Çoğu aile, birçok yere çocuğuyla gitmekten tereddüt ediyor. Dolayısıyla bizim ilk hedefimiz bu alanları çoğaltmak ve kadınlara güvenli, huzurlu bir ortam sunmak. Bizim muradımız tamamen toplumsallık. Bu toplumsal çalışmanın öncüsü de kadınlar olacak. Kadınların istihdam alanlarını oluşturma noktasında bir politikamız var" diye konuştu. Hazırlıklara başladıklarını, önemli bir aksilik çıkmazsa haziran sonu ya da temmuz ortası gibi mekânı açacaklarını aktaran Yıldız, şöyle konuştu: "Burası belediyenin yeri. Toplumun aidiyet duygusunu geliştirebilmesi ve kendinden hissettiği alanlar oluşturabilmesi adına Fiskaya’da bir süreç deneyimledik. İnsanlar kendini evine gelmiş gibi rahat hissediyor. Burada da kadının rengi ve bakış açısıyla bir sosyalleşme alanı oluşturacağımız için bütün kadınları ve tüm kesimleri bekliyoruz." (RK-Y)
Diyarbakır’da ‘Kadınların Ortak Üretimi’ için 5 kırsal ilçede mandıra kuruluyor
03 Kasım 2025 Pazartesi - 10:26 Diyarbakır’da ‘Kadınların Ortak Üretimi’ için 5 kırsal ilçede mandıra kuruluyor Yerel üretimi güçlendirmek, kadın emeğini görünür kılmak, kadınların ekonomik üretim süreçlerine dahil edilmesi amacıyla geliştirilen Mandıra Tesisi Kurulum Projesi için işbirliği protokolü imzalandı. Kadınların üretimden koparıldığı, emeğinin görünmez kılındığı bir dönemde, kadınların ekonomik yaşamın asli öznesi olarak yeniden üretim süreçlerine dahil edilmesi amacıyla önemli bir adım atıldı. Yerel üretimi güçlendirmek, kadın emeğini görünür kılmak, kadınların ekonomik üretim süreçlerine dahil edilmesi amacıyla geliştirilen Mandıra Tesisi Kurulum Projesi için işbirliği protokolü imzalandı. Protokol, Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği (GABB) başkanı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Kulp, Silvan, Hani, Dicle Eğil ilçe belediye başkanları, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odasının (DTSO) meclis ve yönetim kurulu başkanları ve kurumların yetkilileri ve uzmanlarının katılımları ile imzalandı. Protokol ile 8 kurum işbirliğinde 3 yıllık bir süre içinde 5 ilçede kadınların ortak üretimi için mandıralar kurulacak. İmzalanan protokol kapsamında DTSO tarafından, beş kırsal ilçede ilçe belediyeleriyle işbirliği içinde saha çalışması yürütülecek. Bu çalışma ile küçükbaş hayvancılığın ve peynir üretiminin yoğunlaştığı, geleneksel üretim yöntemlerinin ve özgün peynirlerin varlığını koruduğu, üretim hikayesine sahip alanlar belirlenecek. Ardından, her ilçenin süt ve süt ürünleri üretim kapasitesi incelenerek uygun alanlar ve üretim kapasitesi tespit edilecek, buna göre mandıra fizibilite raporları hazırlanacak. İlçe belediyeleri, uygun yapıları belirleyerek gerekli tahsis işlemlerini tamamlayacak.
Diyarbakır’da 5 bin yıl önce depremin yıktığı yapının enkazı ortaya çıkartıldı
03 Kasım 2025 Pazartesi - 09:32 Diyarbakır’da 5 bin yıl önce depremin yıktığı yapının enkazı ortaya çıkartıldı Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki 12 bin yıllık Çayönü Tepesi yerleşkesinde 5 bin yıl önce meydana gelen depremde yıkılan boş yapının enkazı ortaya çıkartıldı. Çayönü Tepesi, Güneydoğu Anadolu bölgesinde, Diyarbakır’ın Ergani ilçesinin 7 kilometre güneybatısında, Ergani ovası kuzeyinde yer alıyor. İnsanlık tarihinin yerleşik yaşama geçiş sürecini temsil eden Neolitik Dönemin çağın ilk aşamalarından dönemlerinden itibaren, yaklaşık 12 bin yıl önce ilk defa iskan edildiği yer. Bu yerleşim yeri, sadece Anadolu değil, aynı zamanda Yakındoğu ve Levant coğrafyasında Neolitik Dönem kültür tarihini en iyi yansıtan yerleşimlerden birisi olması nedeniyle dünya kültür tarihi için anahtar niteliğinde bir yerleşim yeri olarak biliniyor. 1964 yılında başlatılan kazı, günümüzde de devam ediyor. Kazılar, 6’ncı ayında da devam ederken, alanda yaklaşık 5 bin yıl önce depremden etkilenerek yıkılan boş bir yapının kerpiç duvar enkazı ortaya çıkartıldı. Kazı Başkanı Çanakkale Uygulamalı Bilimler Fakültesi Müzecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun, bu sene Neolitik Dönemle ilgili birçok çalışma yapmakla beraber, İlk Tunç Çağ yani MÖ. 3000’lere ait bir dönemde de yoğun bir şekilde kazı alanını genişlettiklerini söyledi. Genişletince farklı alanlarda mimari verilerin ve alan kullanımıyla ilgili birçok veri elde ettiklerini belirten Sarıaltun, şu anda üzerinde çalıştıkları konu da bir kerpiç duvarın yıkımı olduğunu kaydetti. İlk Tunç Çağda 2800’lerden sonra yerleşimin kısmen terk edildiği, ya da burada yaşayan ahalinin bu alanı kullanmadığı dönemden sonraki yakın bir zamanda bir deprem oluştuğunu aktaran Sarıaltun, "Bunu nereden biliyoruz. Arkamızdaki dikdörtgen yapının güney duvarında taş temelli kerpiç bir duvar olduğunu biliyoruz. Bu kerpiç duvarın 12-13 sırası kuzeye doğru blok halinde kuzeye (mekanın içine) devrilmiş. Uzunluğu yaklaşık 5 metre 20 santim civarında. Yükseklik ya da genişliği diyebileceğimiz alan da 1 metre 25 santim. Blok halinde mekanın zemini üzerinde devrilmiş düşmüş. Bunu niye yerleşim terk edildikten sonra olduğunu söylüyoruz. Çünkü mekanın içerisinde bir moloz yığını ya da yerleşmenin yaşam alanın kullanımı sırasında yıkıldığını gösteren veri yok, aksine oluşan deprem sırasında önce bu yapı terkedilmiş gibi. Ön incelemelerimiz sonucuna göre muhtemelen yapı depremin oluşumundan kısa bir süre önce bir terk edilme söz konusu. Doğal olarak yapı, zaman içerisinde insanlar gittikten sonra tahribata uğramış. Sanırım 50 yıllık zaman diliminde bina tamamen yok olmadan depremle beraber taş temeller üzerindeki kerpiç duvar blok halinde kuzeye doğru düşmüş. Bu bloklar arasında harçlar var. Kırmızı renkli bir kerpiç. Bu da, bölgedeki topraktan kaynaklı hematit bir renk alışımınım göstergesi. Çevredeki kırmızı toprak kerpiç blok arasında çamur olarak kullanılmış. Yanma değil. Çünkü mekan içerisinde herhangi bir yanma izi bulmadık. Kerpicin kendi yapım tekniğinden kaynaklı kırmızımsı bir renge sahip. Kerpiç duvarın blok halinde düşüş yönü ve şekli, bize bir depremle bu yapının duvarlarının yıkıldığını gösteriyor" dedi. 5 bin yıl önceki yapı depreme maruz kalmış Sarıaltun, geçen sene alanda jeolojik bir çalışma yaptıklarını aktararak, "Jeolog ekip üyeleriyle birlikte fay hatlarına baktık, çünkü daha önce böyle varsayımlar vardı. Aslında bizim için bir ön çalışmaydı. Çayönü’nün yakın çevresinde belirgin bir fay hattı yok. Ama biliyoruz ki son 5 yıldır Çayönü’nün kuzeyinde Elazığ-Sivrice bölgesinde ciddi deprem hareketlilikleri var. Muhtemelen de yine aynı bölgede kuzeydeki bir depremin dolaylı bir etkisi olarak bir yıkım gerçekleşmiş. Çok yakında veya çok şiddetli bir deprem değil. Çünkü duvarları çok ciddi bir şekilde bozmamış" şeklinde konuştu. Bunun bir benzerini de yukarı Dicle havzasında Bismil civarındaki bir yerleşim olan Orta Tunç Çağında Salat Tepe yerleşmesinde en az 4-5 defa deprem yaşandığını, bu depremlerinde MÖ. 2300-2200’lerde başlayıp 1600’lere kadar devam ettiğini bildiklerini dile getiren Sarıaltun, "Bu binanın içerisinde ve kültür dolgusunda dönemin temsil eden buluntularımız var. Çanak çömlekler, tüme yakın kaplar var. Bunlar bir yıkıntının sonucu değil, doğal bir süreçle kalan arkeolojik malzeme. Bu anlamıyla iyi bir veriye sahip. En azından hem kronolojik açıdan hem de mekanı anlamamız açısından değerli buluntular bu sene tespit ettik. Son bulduğumuz kerpiç verileri de bizim bu verilerimizi daha nitelikli hale getirdi. Yerleşmenin sürecine, yapının duvarlarının yıkımına ya da bu yaşam alanının terk edilmesinden sonra neler yaşandığına dair bilgiler dışında; deprem veya sel gibi doğal olayla ilgili bir kalıntıları bulmuş olduk. Arkamızda görmüş olduğumuz yapı, günümüzden yaklaşık 5 bin yıl önceki bu yapı depreme maruz kalmış. Dolayısıyla, Diyarbakır’da 5 bin yıl önce bir deprem izini daha bulmuş olduk" ifadelerinde bulundu.