Yerel Haberler
Diyarbakır
Yılmaz: ’’Attığımız her adımda, yürüttüğümüz her çalışmada aziz şehitlerimizin hatırasına ve gazilerimizin fedakarlığına daima sahip çıkıyoruz’’ 10 Nisan 2026 Cuma - 22:26:03 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Diyarbakır’da katıldığı Polis Teşkilatının 181’inci yıl dönümü etkinliklerinde yaptığı konuşmada, ’’Bu topraklarda elde edilen her kazanımın arkasında şehitlerimizin fedakarlığı ve gazilerimizin dirayeti vardır’’ dedi. Bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Diyarbakır’a gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir otelde düzenlenen 10 Nisan Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 181’inci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen programa katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından başlayan programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, köklü bir devlet geleneğinin içinden süzülerek bugünlere gelen Türk Polis Teşkilatının, 10 Nisan 1845’te atılan modern temelleriyle milletin huzur ve güvenliğinin teminatı olduğunu ifade etti. Osmanlı’dan cumhuriyete uzanan bu süreklilik içinde polis teşkilatının, değişen şartlara uyum sağlayarak kurumsal yapısının her dönem daha da güçlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Tarihimizin en kritik eşiklerinde, özellikle milli mücadele yıllarında üstlendiği sorumluluklarla bu milletin yürüyüşüne eşlik eden emniyet teşkilatımız, cumhuriyetle birlikte hukuk devleti anlayışı çerçevesinde daha sağlam bir zemine kavuşmuştur. Bugün Türk polisi, sahip olduğu tecrübe, yetişmiş insan kaynağı ve gelişen imkanlarla, değişen tehditlere karşı güçlü bir kapasiteyle hareket etmekte, milletimizin huzurunu ve kamu düzenini kararlılıkla korumaktadır. Bu köklü birikim ve güçlü irade, Emniyet Teşkilatımızı bugün de devletimizin sahadaki en etkin ve en güvenilir yapı taşlarından biri haline getirmektedir. Bu toprakları bizlere vatan kılan, bayrağımızın semalarda özgürce dalgalanmasını sağlayan asıl güç, sarsılmaz bir imanın ve sönmeyen bir vatan sevdasının neticesidir. Her bir polisimiz, bu mukaddes nöbeti devralırken canını ortaya koymakta, milletimizin bekası için bir gül bahçesine girercesine şehadete yürümeyi göze almaktadır. Bizler, bu kahramanların gösterdiği eşsiz fedakârlığın karşılığını asla tam olarak ödeyemeyeceğimizin bilincindeyiz" diye konuştu. ’’Şehit ailelerinin ve gazilerin emanetlerine sonuna kadar sahip çıkıyoruz’’ Tüm imkanların seferber edildiğini dile getiren Yılmaz, devlet olarak, aziz şehitlerin emaneti olan ailelerinin ve kahraman gazilerin her daim yanında olmayı, onları el üstünde tutmayı en asli vazifeleri olarak kabul ettiklerini bildirdi. Yılmaz, ‘’Vatanımızın huzuru uğruna şehadete eren kahramanlarımızın aileleri ile vazife malulü gazi personelimiz için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Şehitlerimizin emaneti ve gazilerimiz için ne yapsak azdır. Ancak onların emanetine ve gazilerimize sahip çıkmak da bizlerin en büyük sorumluluğudur. İmkanlarımızı sonuna kadar kullanarak emanetlerine sahip çıkmaya azami özen gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz. Bu doğrultuda şehit yakınlarımız ve gazilerimiz için barınmadan eğitime, sağlıktan istihdama kadar pek çok alanda güçlü destekler sunuyoruz. Kira yardımı ve faizsiz konut kredisi imkanlarıyla barınma ihtiyaçlarına katkı sağlıyor, elektrik, su ve doğalgaz faturalarında önemli indirimler uyguluyoruz. Eğitim hayatlarında çocuklarımızı öğrenim yardımlarıyla destekliyor, özel eğitim kurumlarından ücretsiz yararlanabilmelerine imkan tanıyoruz. Ulaşım hizmetlerinden ücretsiz faydalanma hakkı sunarken, sosyal tesislerimizden yararlanabilmelerini de temin ediyoruz. Kamuda sağladığımız istihdam imkanlarıyla ailelerimizin ekonomik güvencesini güçlendiriyoruz. Sağlık alanında ise, ilave ücret ödemeden nitelikli sağlık hizmetine erişimlerini güvence altına alıyoruz. Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmalarla şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin yaşam standartlarını en üst seviyeye taşımaya gayret gösteriyoruz. Bu düzenlemeler, şehitlerimizin emanetine sahip çıkma ve gazilerimizin hayatlarını kolaylaştırma konusundaki kararlılığımızın açık bir yansımasıdır’’ şeklinde konuştu. ’’Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıyoruz’’ Terörsüz Türkiye sürecinde atılan her adımda şehitlerin hatırası ve gazilerin fedakarlığına sahip çıktıkların dile getiren Yılmaz, ülkeni, uzun yıllar boyunca terörün yol açtığı acılarla sınandığını, bu süreçten en fazla etkilenen yerlerin başında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin geldiğini ifade etti. Yılmaz, şöyle dedi: ‘’Nice aileler evlatlarını kaybetmiş, nice şehirlerimizin huzuru gölgelenmiş, milletimizin ortak hafızasında derin izler bırakan bir dönem yaşanmıştır. Diyarbakır da bu ağır yükü en yakından hisseden şehirlerimizden biri olmuştur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya koyduğumuz güçlü irade ile bugün, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıyoruz. Güvenlik birimlerimizin sahadaki başarısı, devletimizin ortaya koyduğu bütüncül yaklaşım ve milletimizin desteğiyle birlikte, ülkemizin huzur iklimi her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bugün geldiğimiz noktada, geçmişte korkunun gölgesinde kalan pek çok yerleşim yerinde hayatın normalleştiğini, şehirlerimizin yeniden nefes aldığını, bölgenin sahip olduğu potansiyelin yeniden görünür hale geldiğini memnuniyetle görüyoruz. Bu tablo, güçlü bir iradenin ve kararlı bir mücadelenin neticesidir. Ancak şu hususun altını özellikle çizmek isterim, attığımız her adımda, yürüttüğümüz her çalışmada aziz şehitlerimizin hatırasına ve gazilerimizin fedakarlığına daima sahip çıkıyoruz. Bu süreç, hiçbir şekilde onların aziz hatırasını zedeleyen bir anlayışın değil, bilakis onların emanetine daha güçlü sahip çıkma iradesinin bir tezahürüdür. Çünkü biz biliyoruz ki, bu topraklarda elde edilen her kazanımın arkasında şehitlerimizin fedakarlığı ve gazilerimizin dirayeti vardır. Bu bilinçle hareket etmeye, bu sorumluluğu aynı kararlılıkla taşımaya devam edeceğiz." Törende üstün başarı gösteren polislere belgeleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve Vali Murat Zorluoğlu tarafından verildi. Tören, daha sonra basına kapalı devam etti.
10 Nisan 2026 Cuma - 19:22 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ’’Herkesin diline, üslubuna, yaklaşımına çok dikkat etmesi gereken bir süreçten geçtiğimizi de ifade etmek istiyorum’’ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır’da katıldığı iş dünyası toplantısında yaptığı konuşmada, ‘’Demokratik standartlarının gelişmesini hepimiz arzu ediyoruz. Bunu da hiç tereddüt yok. Ama demokratik standartları silahı bırakmanın ön şartı gibi ortaya koymanın da hiçbir sağlıklı tarafının olmadığını ifade etmek isterim’’ dedi. Bir otelde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Mehmet Sait Yaz, Suna Kepolu Atanman, kamu kurum müdürleri, STK temsilcileri ve davetliler katıldı. Toplantıda konuşan Yılmaz, dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini söyledi. Yılmaz, "Dünyayı anlamadan Türkiye’yi ve içinde bulunduğumuz bölgeyi tartışmak eksik kalacaktır. Eski kurumların, kuralların zayıfladığı, aşındığı, yer yer ortadan kalktığı bir dönemden geçiyoruz. Bu, ekonomide böyle olduğu gibi siyasette de böyle. Ekonomik tarafına baktığınız zaman tarife savaşlarının tartışıldığı, korumacılık eğilimlerinin yükseldiği, ticaretteki, ekonomideki eski şartların dönüştüğü bir dönemdeyiz. Siyasi olarak baktığımızda da yine aynı tabloyla karşı karşıyayız. Güç siyasetinin ön plana çıktığı, hukukun, insan haklarının, demokratik kavramların zayıfladığı, adalet ve merhamet gibi kavramların neredeyse hiç akla gelmediği bir dönemden geçiyoruz. Ben güçlüysem her şeyi yapabilirim, her istediğimi yapabilirim gibi bir anlayışın hakim hale geldiğini görüyoruz maalesef. Bu tür dönemler çok riskli dönemlerdir ama aynı zamanda böyle dönemlerde sağlam duruş sergileyenler orta ve uzun vadede mutlaka kazançlı çıkacaklardır. Ben şuna yürekten inanıyorum, bu yaşanan süreç bir gün sona erecek. İnsanlık diye bir kavram var. Bir dip dalga mutlaka gelecektir. Yeni bir küresel, bölgesel düzen mutlaka oluşacaktır. Bu süreç içinde bizim ülke, toplum ve millet olarak sağlam, sağlıklı bir duruş gerçekleştirmemiz son derece kıymetlidir" diye konuştu. ‘’Orta Doğu’daki savaş nedeni ile ekonomik büyümede sorunlar yaşanacak’’ Orta Doğu’daki savaşı nedeniyle ekonomik büyümede sorunlar yaşanacağını aktaran Yılmaz, ‘’Bir taraftan gerçeklerin farkında olacağız, ayaklarımız yere basacak, gözümüzü gerçeklere kapatmayacağız. Ama bir taraftan da orta ve uzun vadede gitmek istediğimiz yeri de hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz. Bu ikisini aynı anda yapmamız gereken bir dönemdeyiz. Bu dönemin ekonomik yansımasına bakacak olursanız, dünyada büyümenin ve ticaretin tarihi ortalamaların altında seyrettiği bir dönemdeyiz. O eski yüksek büyümeler, büyümeyi aşan liberal, küresel düzen ortada yok. Geçen yıl işte yüzde 3 civarında büyüdü dünya ekonomisi. Bu yıl da aşağı yukarı aynı oranda büyümesi bekleniyordu. Muhtemelen bu yaşadığımız savaş, bunun etkileriyle daha aşağıda bile gelme ihtimali var. Ticaret eskiden büyümenin hep önünde giderdi. Büyüme 3 ise ticaret 4-5 olurdu, büyüme hızı olarak söylüyorum. Son dönemlerde ticaretteki büyüme ekonomik büyümenin de altına düşmeye başladı. Çünkü ülkeler kapanıyorlar, korumacılık ön plana çıkıyor, tarife savaşları yaşanıyor. Bu, liberal ekonomik düzenin dönüştüğünü gösteren en önemli göstergelerden biri de bu. Ticaretin büyümenin altında kalması. Böyle bir ortamdayız. Bir taraftan salgınlar yaşadı dünyamız, pandemi diye bir hadise yaşadık. Son yıllara yine damgasını vuran bir hadise oldu. Savaşlar yaşıyoruz. Bölgesel, jeopolitik gerilimler yaşıyoruz. Bunların her biri ekonomik yapıyı da dönüştürücü etki yapıyor. Bu hadiseler yaşanırken siyasette, ekonomide yeni bir tabiri caizse güç dağılımı ve mücadelesi yaşanırken dünya ölçeğinde, Çin ve Uzakdoğu’nun yükselişinin tetiklediği bir güç mücadelesi yaşanırken bir taraftan da teknoloji dönüşüyor. Teknolojide de çok ciddi dönüşümlerin olduğu bir dönemdeyiz. Dijitalleşme dediğimiz hadise, yapay zeka, yeni üretim biçimleri ortaya çıkarıyor. Bazı mesleklerin artık tamamen ortadan kalkacağı söyleniyor. Kalkmasa bile mesleklerin icra ediliş biçiminin değişeceği ifade ediliyor. Dolayısıyla bir taraftan da büyük bir teknolojik dönüşüm yaşıyoruz’’ şeklinde konuştu. ‘’Türkiye Cumhuriyeti olarak bu süreçleri iyi yönettik’’ Sadece ekonomiyi değil, sosyal hayatı, eğitimi, tarımı, hangi alan aklınıza gelirse gelsin, her tarafı değiştiren dijital ve yeşil dönüşüm denilen bir sürecin olduğunu dile getiren Yılmaz, şöyle dedi: ‘’İklim tartışmalarıyla da birlikte karbon salınımı azalmış, enerjiyi çok daha verimli kullanan, dijital imkanları değerlendiren, yapay zekayla bütün işlemleri farklı bir hızla, farklı bir nitelikle gerçekleştiren yeni bir dünyadan bahsediyoruz. Bu ikisi yan yana gidiyor. Bir taraftan çekişmeler, savaşlar bir taraftan teknolojik dönüşümler. İşte bunun için de kendimize bir yol çizmek durumundayız. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu süreçleri iyi yönettiğimize inanıyoruz. Pandemiyle 2025 dönemi alacak olursak yani 2020-2025 dönemi, 6 yıl. Bu altı yılda dünya ekonomisi sadece 100’ken 118’e gelebilmiş. Yani birikimli büyüme, kümülatif büyümesi pandeminin olduğu yıl 100 kabul edin öncesini. Geçen yıl sonu itibariyle dünyanın ekonomisinin geldiği yer 118. Türkiye ekonomisi aynı dönemde 100’ken 135 olmuş. Yani reel tarafta dünyanın neredeyse iki katı kadar bir büyüme gerçekleştirmişiz. Bunu yaparken finansal dengelerimizde bazı sorunlar, sıkıntılar ortaya çıkmış. Dolayısıyla şimdi de bu finansal dengelere yoğunlaşmış durumdayız. Makro finansal istikrar dediğimiz istikrarı sağlamaya, enflasyonu daha aşağı seviyelere çekmeye gayret ediyoruz. Bunu yaparken bir taraftan da bu büyümüş, kapasitesi artmış ekonomimizi olabildiğince korumaya ve geliştirmeye de gayret ediyoruz. Bu çerçevede dengeli büyüme dediğimiz bir kavram var. Yani sadece tüketim üzerinden büyümeyen, yatırımla, üretimle, ihracatla büyüyebilen, sadece iç taleple büyümeyen, dış taleple de büyüyen bir anlayış içinde gidiyoruz. Çünkü, böyle bir büyümeyle enflasyonu daha aşağıya çekeceğimize inanıyoruz. Bunlar kolay sorunlar değil gerçekten. Enflasyonu düşürürken büyümeyi belli bir seviyede tutabilmek belli bir çaba gerektiriyor. Kolay bir iş değil ama biz son 3 yıldır bunu başarıyoruz. Belli düzeyde ve dünya ortalamasının üstünde bir büyümeyi devam ettirirken, yatırımlarımızı, ihracatımızı arttırırken, işsizliğimizi tek haneli seviyelerde tutarken bir taraftan da enflasyon oranını düşürüyoruz.’’ ‘’Türkiye olarak savaş çıkmasın diye çok büyük gayret gösterdik’’ Dünya piyasalarında petrol fiyatlarını hep birlikte takip ettiklerini vurgulayan Yılmaz, ‘’ Yapılan günlük açıklamalara göre piyasaların hareket ettiği maalesef günler yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu savaşta savaş çıkmasın diye öncelikle çok büyük gayret ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız liderler düzeyinde, Dışişleri Bakanımız, bütün kurumlarımız savaş başlamasın diye çok büyük gayretler ortaya koydu, çaba sarf edildi. Ama maalesef İsrail’in kışkırtmasıyla ABD, İsrail, İran saldırılarıyla birlikte savaş başladı ve bugünlere gelindi. İran’la bu arada komşu ülkelere saldırılar yaptı ve iyice karmaşıklaşan bir tam boyuyla karşı karşıya kaldık. Şimdi de tüm gücümüzle bu savaş bir an önce sona ersin diye gayret ediyoruz. Bütün diplomatik imkanlarımızı bu çerçevede kullanıyoruz. Savaş ne kadar uzarsa maliyeti de o kadar artacak ve derinleşecek. Gerek İran’da gerek diğer birtakım çevrelerde özellikle İsrail’e karşı olmak üzere etnik kimlik üzerinden mezhepler üzerinden bölgedeki insanları kışkırtmaya birbirine düşürmeye çalışan güçler olduğunu da görüyoruz. Bizim bu noktada da tavrımız çok net. Biz İran’ın toprak bütünlüğünden, egemenliğinden ve İran’ı oluşturan tüm etnik yapılarına, mezheplerle sağlam bir şekilde bilinci gösteren bölgede yaşayan tüm halklara, tüm inanç gruplarına da şükranlarımızı sunuyoruz. Bu süreçte çok daha uyanık davrandığını gördük. Çeşitli kimliklerin, toplulukların. Bu da gerçekten takdire şayan epey bir tecrübe yaşamış bir bölgedeyiz bu anlamda. Emperyal birtakım güçlerin belli kavramlar üzerinden insanları kullandıkları, toplulukları kullandıkları, sonra da çıkarları değiştirilen hemen politika değiştirebildiği bir bölgedeyiz. Bunu da defalarca görmüş, tecrübe etmiş bir bölgeyiz. Ama bu sebep çok şükür bu tuzaklara düşünmediğini görüyoruz ve bundan dolayı da takdir ediyoruz gerçekten" dedi. ‘’İyi ki terörsüz Türkiye süreci başladı’’ ‘’İyi ki Terörsüz Türkiye süreci başladı’’ siyen Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti: ‘’İyi ki bu süreç belli bir aşamaya gelmiş. Bölgemizde yaşananlar sürecin ne kadar anlamlı ve öngörülü bir süreç olduğunu inanıyorum ki hepimize göstermiştir. Terörsüz Türkiye demişken o konuda da birkaç şey söylemek isterim. Türkiye Cumhuriyeti olarak cumhuriyetin artık ikinci yüzyılındayız. Cumhurbaşkanımız bu ikinci yüzyılı Türkiye yüzyılı vizyonuyla anlamlandırıyor. Böyle çerçeve ortaya koyduk. Bu Türkiye yüzyılı vizyonunun en önemli unsurlarından biri de bu yüzyılın huzuru kardeşliğin yüzyılı olacağı mesajdı. Ve bu çerçevede Devlet Bahçeli’nin tabiri caizse ezber bozan çıkışları ve aldığı çok cesur inisiyatifler yine terör örgütü kurucusunun kurduğu örgüte dönük ortaya koyduğu mesajlarla bu süreç gelişmeye başladı. Geldiğimiz noktada Meclis’te oluşturulan komisyon bu komisyona bütün partilerin bir grup hadisi olmak üzere destek vermesi ve orada gerçekten takdir edilecek bir durum. Keşke birçok konuda daha bunu yapabilse partilerimiz partilerin katkısıyla oluşan bir komisyon raporumuz var şu anda. Orada çizilen bir genel çerçeve ve yol haritası var. Bu kapsamda yeni bir aşamaya geldiğimizi rahatlıkla ifade edebilirim. Önce başka tartışmalara konu olabiliyordu mesele ama Suriye’deki meselelerin daha ne diyelim? Suhuletle bir çözüme gitmesi, İran’da da tahriklere gelinmeyen bir ortamda inanıyorum ki Terörsüz Türkiye süreci daha hızlı bir şekilde, etkili bir şekilde hayata geçecektir. Burada iki unsur var. Bu unsurlar arasındaki ilişkiyi de tabii ki yiyip kurgulamak, görmek durumundayız. Bir taraftan örgütün sahada kendini feshetme silahları bırakma sürecinin gerçekçi bir şekilde işlediğinin görülmesi, izlenmesi, raporlanması, bu mekanizmaların sağlıklı bir şekilde yansıtılması meselesi var. Diğer taraftan da tabii bu sürecin gerektirdiği düzenlemelerin yine sağlıklı, sonuç odaklı bir şekilde gerçekleştirilmesi meselesi var. Bu meseleyi de aşacak tecrübe birikimine anlayışa Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğuna ben yürekten inanıyorum. Ancak bu süreçte sabote etmeye çalışan, bozmaya çalışan, provoke etmeye çalışan çeşitli dezenformasyonlarla zehirlemeye çalışan veya bu kesinden insanlar olabilir, çevreler, güç odakları olabilir. Bunlara karşı da herkesin çok uyanık olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Herkesin diline, üslubuna, yaklaşımına çok dikkat etmesi gereken bir süreçten geçtiğimizi de ifade etmek istiyorum. Bu süreçle birlikte hem demokrasi hem de kalkınma açısından yeni bir ortam atmosferin oluşması şeklinde düşünülmelidir. Yeni dönemde güvenlik endişelerinin kalıcı bir şekilde ortadan kalktığı bir ortamda hem Türkiye’nin genel kalkınma süreci hızlanacaktır. Hem de Doğu ve Güneydoğu’nun özellikle uzun yıllardır kullanılmamış potansiyeli çok daha hızlı bir şekilde harekete geçmiş olacaktır. Önümüzdeki dönem Doğu Güneydoğu’nun Türkiye ortalamasının üzerinde bir büyüme, ticaret ve gelişim perspektifi ortaya koyduğuna yürekten inanıyorum.’’ ‘’Demokratik standartlarımızın gelişmesini hepimiz arzu ediyoruz’’ Demokratik standartlarının gelişmesini herkesin arzu ettiğini ifade eden Yılmaz, ‘’Bunu da hiç tereddüt yok. Ama demokratik standartları silahı bırakmanın ön şartlı gibi ortaya koymanın da hiçbir sağlıklı tarafının olmadığını ifade etmek isterim. Hele hele demokrasi, siyasi, siyaset yapma iddiasında olan partilerin DEM Parti dahil olmak üzere bu konuda çok net bir tavır sergilemeleri gerektiğine inanıyorum. Yani şunu da çok açık ifade edeyim. Sürekli bir şekilde kamu kurumlarına, devlete rol biçme ödev yükleme üslubundan çıkıp biz ne yapmalıyız sorusunu kendilerine biraz sormalarında büyük fayda olduğunu da samimiyetle ifade etmek istiyorum. Demokrasi gelişecekse hepimizin katkısıyla gelişecek. Vesayetlerden hepimizin kurtulması, uzaklaşması gerekiyor. Nasıl ki Türkiye bir dönem vesayetçi bir yapıdan daha normal bir demokratik yapıya geçtiyse partilerin de vesayet odaklarından uzaklaşıp demokratik siyaseti gerçek anlamda yapmalarının da çok önemli olduğunu buradan ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından toplantı basına kapalı devam etti.
8 bin metrekarelik Dünya Kavşağı çevreci peyzajla yenilendi
23 Mart 2026 Pazartesi - 11:40 8 bin metrekarelik Dünya Kavşağı çevreci peyzajla yenilendi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, su tasarrufunu esas alan yeni nesil kurakçıl peyzaj uygulamasıyla Kayapınar’daki 8 bin metrekarelik Dünya Kavşağını baştan sona yeniledi. Çim alanların azaltıldığı, kurakçıl peyzaj öğeleri ve bitkilendirme ile yeniden düzenlenen kavşak, estetik bir görünüme kavuştu. Büyükşehir Belediyesinin belirlediği su kullanım politikası kapsamında, metrekare açısından kentin büyük kavşaklarında dönüşüm başlatan Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı çalışmalarını sürdürüyor. Ekipler, Kayapınar ilçesi Diclekent ile Mahabad bulvarları üzerinde bulunan ve toplam 8 bin metrekarelik alana sahip Dünya Kavşağında başlattığı kurakçıl peyzaj çalışmasını tamamlayarak alanı hizmete sundu. Odağı su tasarrufu olan projede, bakımı zor ve su maliyeti yüksek çim alanlar büyük oranda azaltıldı. Deforme olan bitkiler ise farklı alanlarda değerlendirilmek üzere yerinden sökülerek Fidanlık Üretim Şefliğinde saksılara alındı. 8 bin metrekarelik alanda çalışmalara altyapı işlemleriyle başlayan ekipler, üstyapı düzenlemeleri kapsamında farklı türlerde ağaç ve bitkilerin yer aldığı Dünya Kavşağının daha estetik görünmesini sağlamak amacıyla belirlenen bölümlerde kurakçıl peyzaj öğeleri kullandı. Bu kapsamda çim ayracı, dolomit taşı ve cüruf gibi malzemeler tercih edildi. Gerçekleştirilen kurakçıl peyzaj çalışmaları sayesinde su varlığı korunurken önemli ölçüde su tasarrufu sağlandı. Gündüz ayrı, gece ayrı güzel İnsan ve trafik yoğunluğu bakımından kentin önemli lokasyonlarından biri olan Dünya Kavşağı, bitkilendirme ve kuru peyzaj uygulamalarının yanı sıra farklı aydınlatma elemanlarıyla ışıklandırıldı. Kurakçıl peyzaj uygulamasında yer alan bitkilerin yapılan aydınlatma çalışmalarıyla desteklenmesi sonucu Dünya Kavşağı yalnızca gündüzleri değil, akşam saatlerinde de dikkat çeken bir görünüme kavuştu. Yapılan çalışmayla ilgili bilgi veren Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığından peyzaj mimarı Necdet Kaygısız, kurakçıl peyzajı daha önce farklı alanlarda gerçekleştirdiklerini ancak ilk kez bir kavşakta çalışma yaptıklarını söyledi. Çalışmada temel amacın su tasarrufu olduğunu belirten Kaygısız, daha önce kavşağı taşıma su, yani arazözlerle suladıklarını, kuru peyzaj uygulamasıyla bunun sona ereceğini ve 8 bin 640 ton su tasarrufu sağlanmış olacağını vurguladı. ’’Dekoratif aydınlatma elemanları kullandık’’ Peyzaj mimarı Ferdi Çelik ise kavşakta susuzluğa dayanıklı dut, alev, gül ve zakkum gibi bitkileri tercih ettiklerini ifade etti. Dekoratif amaçlı dolomit taşı ve cüruf kullandıklarına değinen Çelik, "Dekoratif aydınlatma elemanları kullandık. Dolomit taşı ile cürufu kullanmamızdaki amaç, bitki köklerindeki pH değerini dengelemek, organik madde dengesini korumak ve nem oranını sabit tutmaktır" dedi. Kuru peyzaj projelerini kent genelinde taşıma su ile sulama yaptıkları yerlerde uygulamayı planladıklarını dile getiren peyzaj mimarı Melike Ekinci de Büyükşehir Belediyesinin temel önceliğinin suyu, toprağı ve yeşili korumak olduğunu söyledi. Ekinci, 2023 yılında yayımlanan genelgeyi hatırlatarak, "Bu tarz çalışmaların daha düzenli ve özenli gerçekleşmesi için başkanımızın öncülüğünde kent estetiği komisyonu grubu kuruldu. Kurakçıl peyzaj, yani iklime uyumlu peyzaj dediğimiz çalışma, uzun vadede düşük bakım maliyetleri ve su tüketimini azalttığı için daha çok tercih ediliyor. Yarı kurak iklime sahip olduğumuz için 2023 yılında yayımlanan genelge doğrultusunda kuru peyzaj uygulamalarını artırmamız gerekiyor" diye konuştu. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, su varlığının korunması ve gelecek nesillere sorunsuz şekilde aktarılması amacıyla Kayapınar, Bağlar, Sur ve Yenişehir ilçelerinde yer alan diğer kavşaklarda da benzer çalışmalar yürütmeye devam edecek.
Çocuk Hastalıkları Hastanesinde bayramda örnek uygulama
23 Mart 2026 Pazartesi - 11:18 Çocuk Hastalıkları Hastanesinde bayramda örnek uygulama Ramazan Bayramının üç günü boyunca Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde hayata geçirilen mesai dışı poliklinik hizmeti, sağlık hizmetlerinde örnek bir uygulama olarak dikkat çekti. Bayramın 1., 2. ve 3. gününde, acil servis yoğunluğunu azaltmak amacıyla mesai dışı saatlerde 4 çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından poliklinik hizmeti sunuldu. Bu kapsamda günlük ortalama 300 çocuk hastaya sağlık hizmeti verildi. Hastanenin acil servisinde ise sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırmaya yönelik uygulama kapsamında çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları tarafından hizmet sunumu gerçekleştirildi. Mesai dışı poliklinik desteği ile birlikte hizmet kapasitesi güçlendirilerek, yoğunluk etkin şekilde yönetildi. Bu model sayesinde, acil servise başvuran elektif hasta yoğunluğu etkin şekilde ayrıştırıldı. Böylece gerçek acil vakalara daha hızlı ve kaliteli müdahale imkânı sağlanırken, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştı ve hasta memnuniyeti önemli ölçüde artırıldı. Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk, uygulamaya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: ’’Bayram süresince mesai dışı poliklinik hizmetimizi sürdürerek çocuk hastalarımızın sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırdık. Bu uygulama ile acil servis yoğunluğunu azalttık ve vatandaşlarımıza daha hızlı, nitelikli hizmet sunduk. Sağlık hizmetlerinde vatandaş odaklı yaklaşımımızı sürdürmeye devam edeceğiz.’’ Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde uygulanan bu model, bayram süresince sağlık hizmetlerinin etkin ve hasta odaklı sunumuna önemli katkı sağladı.
Direği oyup kaçak hat çekmişler
23 Mart 2026 Pazartesi - 09:37 Direği oyup kaçak hat çekmişler Dicle Elektrik, Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde gerçekleştirdiği kaçak kontrol çalışmasında dikkat çeken bir yöntem tespit etti. Ahşap bir elektrik direğinin içi oyularak gizlenen harici hattın, yaklaşık 20 metre boyunca toprağın altından ilerletilerek bir konuta bağlandığı belirlendi. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan altı ilde sürdürülebilirlik odaklı, kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, kaçak elektrikle mücadele kapsamında saha denetimlerine aralıksız olarak devam ediyor. Teknolojik izleme sistemleri ve düzenli kontrollerle enerji şebekesinin güvenliğini korumayı amaçlayan şirket, son olarak Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde dikkat çekici bir kaçak düzenek ortaya çıkardı. Ahşap direğin içini oyarak hattı gizlemişler Şanlıurfa’nın Harran ilçesine bağlı Aşağı Kesmekaya Mahallesi’nde yapılan kontrollerde, bir ahşap elektrik direğinin iç kısmının kanal şeklinde oyulduğu tespit edildi. Kaçak kontrol ekiplerinin dikkatini, direk üzerinde bulunan şalter çekti. Ana hattan bağlanan harici kabloların önce bu şaltere, ardından oyulan bölümden direğin içerisine gizlendiği belirlendi. Direğin altına çuvallar yerleştirilerek aşağıya indirilen kablonun, buradan da yaklaşık 20 metre boyunca toprağın 15-20 santimetre altından ilerletilerek yakındaki konuta ulaştırıldığı ortaya çıkarıldı. Ekipler tarafından söz konusu harici kaçak hattı iptal edilirken, ev sahibi hakkında yürürlükteki mevzuat kapsamında işlem başlatıldı. Adil enerji paylaşımı adına çalışmalar sürecek Dicle Elektrik yetkilileri, kaçak elektrik kullanımının yalnızca ekonomik kayıplara yol açmadığını, aynı zamanda enerji arz güvenliği ve teknik kalite üzerinde de ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı. Yetkililer, "Kaçak kullanım şebekedeki yükü artırarak arıza kaynaklı elektrik kesintileri ile gerilim düşümlerine yol açıyor. Bu durumdan tüm abonelerimiz olumsuz olarak etkileniyor. Hem hizmet kalitesinin korunması hem de adil enerji paylaşımının sağlanması adına kaçakla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Yetkililer ayrıca, vatandaşlara yasal abonelik şartları ve mevzuata uygun elektrik kullanımı konusunda duyarlılık çağrısında bulundu.
Diyarbakır’da SAK timi arama faaliyetleri esnasında delil de topluyor
23 Mart 2026 Pazartesi - 09:28 Diyarbakır’da SAK timi arama faaliyetleri esnasında delil de topluyor Diyarbakır’da görev yapan İl Jandarma Komutanlığı Sualtı Arama Kurtarma (SAK) timi, kayıp ve boğulma vakalarında su üstünde ve kıyısındaki olay bölgelerinde delil niteliği taşıyan her nesne veya bulguyu titizlikle topluyor. Kentte 6 yıl önce kurulan SAK timinde görev yapan 1 subay, 4 astsubay ve 2 uzman çavuş, sorumluluk bölgesinde yer alan Diyarbakır yanı sıra, Batman, Şırnak ve Mardin’de doğal afetler ile suda kaybolan ve yardım taleplerine yönelik arama kurtarma faaliyetleri gerçekleştiriyor. Tim, sualtı ve üstünde faaliyet gerçekleştirirken, her nesne ve bulguyu, vakaların çözümlenmesi için faaliyetlerini titiz bir şekilde yürütüyor. Tim komutanı üsteğmen Mehmet Saruhan, İHA muhabirine, faaliyetlerinin su altında ve su üstünde kaybolan vatandaşlara yönelik çalışmalar icra etmek olduğunu açıkladı. Sel, su baskını ve doğal afetlerde arama kurtarma faaliyetlerini icra ettiklerini belirten üsteğmen Saruhan, kaybolan ve yardıma ihtiyacı olan vatandaşların hızlı ve etkin bir şekilde bulunmasını hedeflediklerini ifade etti. Saruhan, kayıp ve boğulma vakalarında, su üstünde ve kıyısındaki olay bölgelerinde delil niteliği taşıyan her nesne veya bulgunun vakaların çözümlenmesi açısından önemli bir yer taşıdığına dikkat çekerek, "Bu sebeple biz su altı arama kurtarma ekipleri olarak öncesinde olay bölgesinin emniyetinin alınması ve delil niteliği olabilecek alanlara kontrollü ve yetkili personel tarafından incelenmesini talep etmekteyiz. Bizlerde bu konuda dalış öncesi veya dalış esnasında kıyı bölgesinde başlamak üzere bu konuda da gerekli çalışmalara özen göstermekteyiz. Bunun için envanterimizde bulunan teknik cihazlarımızdan da faydalanmaktayız" dedi.