Yerel Haberler
Diyarbakır
03 Mayıs 2026 Pazar - 09:51 Orta Doğu’da çatışmaya rağmen ülkede ’Terörsüz Türkiye’ süreci: Diyarbakırlı iş adamı kentinde milyarlık yatırımı sürdürüyor Diyarbakırlı iş adamı Mustafa Çubuk, Orta Doğu’daki çatışma sürecine rağmen Türkiye’deki sürece ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a güvenerek şehrinde başlattığı milyarlık yatırım projesini devam ettirip, herkese de yatırım çağrısında bulunuyor. Bağlar ilçesi kırsal Oğlaklı Mahallesi ve Karacadağ bölgesinde, bin dönüm arazi üzerinde 10 milyar TL’lik bütçe ile inşa çalışmaları devam eden İmalat ve Geri Dönüşüm Toplu İşyeri Projesi’nde; hastane, spor tesisleri, idari binalar, otel, cami ve bin 200 ticari iş yeri yer alıyor. Orta Doğu’da İran-ABD-İsrail arasında başlayan çatışma ateşkes süreciyle dururken, küresel düzeyde yatırımcıları da etkiliyor. Türkiye’nin yurt içinde ’Terörsüz Türkiye’ politikası, Orta Doğu’da ise taraflar arasındaki barışçıl politikası iş adamlarına güven veriyor. Diyarbakırlı iş adamı Mustafa Çubuk ise kentinde başlattığı milyarlık yatırımını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği mesajlar ve yürüttüğü dengeli politikaya güvenerek sürdürüyor. SMC Yıkım Hafriyat Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Çubuk, İran-Amerika-İsrail savaşının bütün dünyayı, petrol, mazot ve bütün ürünleri etkilediğini söyledi. Ülkeler arasında en az etkilenenin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu değerlendiren Çubuk, iş adamları olarak yurt dışındaki yatırımcılarla da yaptıkları değerlendirmelerde Türkiye’nin eskisi gibi olmadığını ifade etti. Çubuk, Türkiye’nin burada yatırım için en güvenli liman olduğunu dile getirerek, "Cumhurbaşkanımızın dik duruşu, barışçıl politikasıyla Türkiye; en güvenilir ülkedir. Eskiden insanlar Avrupa’ya, yurt dışına giderdi. Oralarda yatırım yaparlardı. Bakıyoruz artık tam tersine döndü. Avrupa’dan, yurt dışından Türkiye’ye gelmek isteyen o kadar iş adamı var ki. Irak, İran, Suriye’den, Dubai’den, Katar’dan, her yerden buraya gelip yatırım yapmak isteyen insanlar var. Buraya gelme sebeplerinden biri de, Türkiye’nin her yeri güveniliridir. Ama eskiden Doğu, Güneydoğu’da bir sıkıntı vardı. Barış olmasaydı ben dahil kimse bu bölgeye gelip yatırım yapmazdı. Diyarbakır’da yatırım yapıyorum. Buraya geldik, iyi ki de geldik, herkesi buraya davet ediyorum" dedi. 10 milyar liralık yatırımları olduğunu kaydeden Çubuk, "Bunu durup dururken yapmadık. Barış süreciyle de yaptık. Eskiden turist sayısı azdı. Çok şükür Diyarbakır’ımızda, Sur’da turistlerden geçilmiyor. Eskiden insanlar Antalya, yurt dışına giderlerdi. Artık herkes Diyarbakır’a geliyor, Doğu, Güneydoğu’yu geziyor. Amerika-İsrail-İran savaşı hepimizi derinden etkiledi. Hem vicdani, hem de ekonomik olarak. İlk etapta çok tedirgin olduk. Dünyaya baktığımız zaman en güvenilir liman Türkiye oldu. Türkiye’de çok güvenilir bir şekilde yatırımlarımıza devam ediyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı’ndan bir ricaları olduğunu belirten Çubuk, "Dünya lideri olarak bu konuya el atarak güzel bir barış süreci de Orta Doğu’da olursa, işlerimiz daha da güzel olur. İş adamları olarak her iki yerde de yatırım yapmak istiyoruz. Şu an Türkiye’de yapıyoruz. Dünyaya açılmak istiyoruz, Orta Doğu’ya açılmak istiyoruz. İnsan, bir şey yaparken inanmalı. Kırsal bir bölgede on binlerce insana iş imkanı sağlayacağız. Burada fabrikalar, geri dönüşüm tesisleri kuruyoruz. Bir iş adamı olarak ne büyük hayalim burada, bu bölgede bu yatırımı yapmak. Bin 200 dükkan yapıyoruz" şeklinde konuştu.
03 Mayıs 2026 Pazar - 09:41 DBB’nin düzenleyeceği barış paneline CHP’li Özgür Özel, MHP’li Feti Yıldız da davet edildi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB) tarafından 12-16 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek olan Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’na, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da davet edildi. Diyarbakır’da 12-16 Mayıs arasında Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu düzenlenecek. Çeşitli atölyelerin yapılacağı forumda "Terörsüz Türkiye" sürecinin yansımaları, durumu ve toplumdaki yeri de tartışılacak. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen uzun yıllar sonra ilk kez uluslararası forum olma özelliği kazanan Barış ve Özgürlük Formu’na, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Yıldız da davet edildi. 5 gün sürecek etkinliklerde farklı siyasi parti temsilcileri, STK’lar ve derneklerin de yer alması bekleniyor. 40’tan fazla atölye düzenlenecek Konuya ilişkin İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, bugün içinde bulundukları, geçtikleri barış, müzakere, demokratik toplum inşa, toplumsal barışı inşa sürecine Diyarbakır’dan da bir katkı olması gerekçesiyle böyle önemli bir uluslararası bir toplantıyı, forumu yapmayı uygun bulduklarını söyledi. Başkan Bucak, "Eylül ayından beri çalışmaları sürüyor. Sizin de bahsettiğiniz gibi uluslararası bir buluşma olacak. Uluslararası alanlarda akademi dünyasından, düşün dünyasından, felsefe dünyasından, aktivistler dünyasından, barış için çalışan enstitüler, araştırma merkezleri, ulusal, uluslararası, bölgesel, yerel tüm ölçekleri kapsayan geniş katılımlı bir buluşma olacak. 12-16 Mayıs tarihinde Diyarbakır’da gerçekleşecek ve 40’tan fazla atölyeler eşzamanlı her gün belki 7-8-9, sayısı epey fazla olan atölyelerin eş zamanlı farklı mekanlarda devam edeceği ve aynı zamanda panellerin olacağı, panellerde de toplumsal uzlaşı anayasa ve hukuki düzen yeni barış sürecinde ve Türkiye’nin kendi barışını, demokratikleşmesini konuşurken statü anlamında Kürtlerin ve diğer toplulukların ya da anadillerin statüsüne ne olacak bağlamında panellerimiz olacak. Yine Orta Doğu’da çatışma, çözüm, barışın mümkün olup olmadığı, nasıl mümkün olacağı çözüm önerilerine dair dil atölyelerimiz olacak, dil panelimiz olacak" dedi. "İnsanların bir araya gelerek konuşamadığı süreci, her 10 yılda bir başka bir çeşitlilikte gördük" Dolu dolu 5 gün geçireceklerini kaydeden Bucak, şöyle devam etti: "Buradaki en önemli meselemiz müzakere ve barış konusunun sadece akademik yahut siyasi çevrelerce değil toplumun tüm kesimlerince tabandan yayılmış, tabana yansıtılmış atölyeler ve tabandan gelecek tartışmaların ışığında bize bir yön vermesi, bize bir çıktısının olması ve bundan sonraki süreç için gerek Diyarbakır kenti olarak gerek gerekse de daha büyük ölçekte ülkemizin barışı için bu atölyenin çıktıları tabandan nasıl ele alınabilir gençler, kadınlar, engelliler, hak savunucuları, aktivistler cephesinden diyerek tartışacağımız dolu dolu bir 5 gün geçireceğiz. Neredeyse insanların yan yana gelerek birbiri ile konuşamadığı bir süreci ne yazık ki hep birlikte her 10 yılda bir başka bir çeşitlilikte gördük. Yani her 10 yılda bir diyorum. Çünkü Türkiye’nin siyasi tarihinde ve toplumsal yaşamında işte darbeler 80 darbesi sonrası 90’lar, 90’lardaki OHAL rejimi, sonrasında 2000’lerle birlikte farklı bir yöne evirilen ama yine de ne yazık ki barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülemeyen başta Kürt sorunu ve Türkiye’nin pek çok çözülemeyen sorununa dair toplum bunun neresinde, toplumun aktivistleri, kadınları, gençleri, çocukları, çocuklar bu çatışma ortamında barışın tesis edilemediği ortamda hangi gerekçelerle haklarından maruz bırakılıyor gibi pek çok sorunu, pek çok meseleyi aslında toplumun farklı kesimlerinin, farklı katmanlarının atölyeler eliyle tartışmasını istiyoruz." "Bir arada yaşamanın mümkün olduğu konuşulacak" Forumun gerçek bir ortak zemine dönüşmesi için toplumun katılımına ihtiyaç var olduğunu vurgulayan Başkan Bucak, şunları söyledi: "Yakınlarına, akrabalarına bu forumun bu atölyelerin nasıl bir şey olduğunu anlatsınlar. Özellikle üniversiteli gençler, liseli gençler kendi akran gruplarında bu forumun Toplumsal Barış ve Özgürlükler Forumu’nun Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde yapılacak olan bu katılımcı ortak forumun gerçek bir ortak zemine dönüşmesi için toplumun katılımına ihtiyaç var. Toplumsal Barış ve Özgürlükler Forumunun ve ilgili panellerinin atölyelerinin oluşması için kurulmuş olan belediye bünyemizdeki koordinasyonumuza artı belediyemizi aşan gönüllülük ağına çok teşekkür etmek istiyorum. Ben diliyorum ve inanıyorum ki çok dolu dolu bir beş gün geçireceğiz. Bu kentte panellerde barışın mümkün olduğu konuşulacak. Bir arada yaşamanın mümkün olduğu ve nasıl yapılacağı konuşulacak." "Barış için amasız herkesi buraya davet ettik" Barış için amasız herkesi foruma davet ettiklerini dile getiren Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Doğan Hatun ise, "Daha önce uluslararası arenada bu tür anlamda çalışma yürüten kurum, kuruluş, sanatçı, akademisyenleri, şehrin bütün sivil toplum örgütlerini ve siyasi partilerini, siyasi partilerin bir büyük bir kısmı amasız hemen hemen yüzde 90’ına erişebildik ve katılım sağlayacaklarını da söylediler. Merkezi düzeyde de siyasi partileri davet ettik. Umarız gelecekler, bu süreci birlikte tartışırız. Merkezi düzeyde CHP’nin Genel Başkanını davet ettik. Yani açılış konuşması için davet ettik. Kuvvetle ihtimal son günlerde belli olur gelip gelmeyeceği. Yine aynı şekilde Milliyetçi Hareket Partisi’nden Feti Yıldız’ı davet ettik. O da son günlerde gelip gelmeyeceğini bilgi verecek. Yine DEM Parti, Demokratik Bölgeler Partisi, Diyarbakır’ın bütün sivil kuruluşlarını merkezi düzeyde barış için çalışma yürütmüş tecrübesi olan merkezi düzeyleri olanları zaten forma atölye olarak katılıyor. Yani bir katkı sunarak geliyor. Biz kimsenin arasına bir ayrım sokmadık. Barış için diyalog kurabilen, emek vermek isteyen, ter dökmek isteyen, bir damla su taşımak isteyen ama siz herkesi buraya davet ettik. Çünkü barış süreci böyle tartışılır yani. Herkesle tartışılır. Yani bu aynı zamanda kendisiyle birlikte toplumun bütün kesimlerinin de merkezi düzeyde şu an bir müzakere yürütüyor ve müzakere yürüten her iki tarafın da elini güçlendirecek bir şeye dönüşecek" diye konuştu. "Forumun çıktıları meclise ve siyasi partilere gönderilecek" Forumun yeni bir kapı aralayabileceğine değinen Eşbaşkan Hatun, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Daha rahat konuşabilecek, daha rahat tartışabilecek, müzakere edilebilecek yeni bir söz söyleyecek ki umutluyuz biz bu konuda. Biz de bütün atölyelerimizin de panellerimizin de diğer sanatsal çalışmalarımızın hepsinin kaydını alacağız zaten. Bir sonuç bildirgemiz de olacak ama nihai sonda da bir kitapçık gibi, bir broşür gibi bu forumda neler tartışıldı, çözüm önerileri nelerdi, neler eleştirildi, neler önerildi, hepsini bir kitapçık haline getirip bütün kamuoyuyla da paylaşacağız bunu elbette. Ve bu siyasi partilerin merkezlerine de göndereceğiz, meclise de göndereceğiz. Ve bu konuda söz sahibi amasız herkes dezavantajlılar da gençler de kadınlar da sanat icra etmek isteyenler de mecbur kalıp buradan göç etmek zorunda kalabilecekleri riskleri de tartışabilecekleri, bir zemin oluşturabilir. Dönüp dolaşıp elbette ki de temel, nihai mesele, Kürtler ve Türkler arasındaki bu bin yıllık bir meselenin en son nihai son 100 yıldaki, son 50 yıldaki çatışmalı sürecin neye evirilmesi gerektiğini bir genç, dezavantajlı bir vatandaş ve bu diğer çalışma alanlarındaki insanlar kendini bu ülkenin, bu coğrafyanın, bu şehrin neresinde görecek ve neyi planlamış, neyin olmasını isteyecek? Bu barışın mutlak sona evirilmesinde o ruh hali, o psikolojik buhran hali neye evrilecek? Yani mevcut nedir, neye evrileceği tartışabileceğimiz çok detay kapsamlı bir mesele. Barış ortamında yaşamak her insanın doğduğu andan beri hakkıdır. Hatta geçmiş tarihinden beri hakkıdır. Bu tür barış sorunları atölyelerde bütün insanların birlikte eşit, adil, özgür yaşayacağı yarınları örgütlemek için yapılır. Ve biz de böyle bir çalışmayı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi olarak başta kendi kentimize, kendi halkımıza ve bütün halklara bir ışık sunmasını umut ediyoruz."
Kayapınar’da 17 kilometrelik 8 caddeye asfalt serilecek
12 Ekim 2025 Pazar - 15:07 Kayapınar’da 17 kilometrelik 8 caddeye asfalt serilecek Kayapınar Caddesi’nde asfalt serimine başlayan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Kayapınar ilçesinde 16 bin 900 metrelik 8 caddeyi yenileyecek. Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanlığı, kent merkezinde yürüttüğü yol yapım, bakım, onarım ve iyileştirme çalışmalarına devam ediyor. Kayapınar Caddesi’nde asfalt söküm işlemini tamamlayan ekipler, 2,5 kilometre uzunluğunda ve 30 metre genişliğindeki yola sıcak asfalt sermeye başladı. Ekipler, caddeye 12 bin ton sıcak asfalt serecek. Asfalt çalışmasını Kayapınar ilçesinde sürdürecek Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanlığı, 30 metre genişliğinde 3 kilometre uzunluğundaki Nazım Hikmet Caddesi’ne 13 bin ton, 30 metre genişliğinde, bin 400 metre uzunluğundaki Musa Anter Caddesi’ne 6 bin ton, 30 metre genişliğinde, 4,8 kilometre uzunluğundaki Abdulkadir Aksu Caddesi’ne 20 bin ton, 30 metre uzunluğunda, 800 metre uzunluğundaki Jiyan Caddesi’ne 3 bin 400 ton; 30 metre genişliğinde, 1 kilometre uzunluğundaki Baba Tahir Caddesi’ne 4 bin ton, 30 metre genişliğinde, 2,2 kilometre uzunluğundaki Bedri Ayseli Caddesi’ne 9 bin 400 ton, 30 metre genişliğinde, 1,2 kilometre uzunluğundaki Mesut Yılmaz Caddesi’ne 5 bin 100 ton asfalt sermeyi hedefliyor. Daha önce yalnızca asfalt serimi yapılan, ancak kaldırım, aydınlatma ve peyzaj imalatları tamamlanmayan Fırat Bulvarı’nın Çevre Yolu ile Stadyum arasında kalan yaklaşık 1,2 kilometrelik kısmında, zaman içerisinde zemin zayıflığına bağlı oturmalar, ondulasyonlar ve yüzey deformasyonları meydana geldiği, mevcut asfalt tabakasında da bozulmalar ve tahribatlar oluştuğu tespit edildi. Bu kapsamda söz konusu güzergâhta, hem mevcut zemini güçlendirmek hem de eksik imalatları tamamlayarak kapalı sistem bir ulaşım aksı oluşturmak amacıyla kapsamlı bir düzenleme çalışması başlatıldı. 17 bin 500 ton sıcak asfalt Yapılacak çalışmalar kapsamında; iki tabaka halinde (bitümlü temel ve binder) olmak üzere 17 bin 500 ton sıcak asfalt serimi, yaklaşık 12 bin metrekare kaldırım imalatı, 65 dekoratif aydınlatma direği montajı, 190 adet çeşitli türde ağaç dikimi ve peyzaj düzenlemesi yapılacak. Bu çalışmalarla birlikte Fırat Bulvarı’nın trafik güvenliği ve konforu artırılarak uzun ömürlü ve estetik bir ulaşım aksı oluşturulacak.
Rojin’in vücudunun mahrem bölgelerinde iki erkeğe ait DNA’nın bulunduğu kesinleşti
12 Ekim 2025 Pazar - 15:01 Rojin’in vücudunun mahrem bölgelerinde iki erkeğe ait DNA’nın bulunduğu kesinleşti Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolan ve 15 Ekim’de Van Gölü kıyısında cesedi bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in vücudunun mahrem bölgelerinde 2 erkeğe ait DNA izlerinin bulunduğu Adli Tıp Kurumunun raporu ile kesinleşti. Yurttan çıktıktan sonra bir daha haber alınamayan ve 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, adalet mücadelesine devam ediyor. Geçen sene bu tarihlerde üniversiteyi kazanan kızının heyecanına ortak olan baba, ölümünün acısını her geçen gün katbekat yaşıyor. Soruları cevapsız kalan baba, iki ay önce savcı ile görüşmesinde aldığı cevapla kızının katiline ulaşmanın hayaline bir adım daha yaklaştı. Adli Tıp Kurumunda yapılan incelemede Rojin Kabaiş’in bedeninin mahrem bölgelerinde 2 erkeğe ait DNA izine rastlandığı ortaya çıktı. Bulaş olmadığı ortaya çıktı Konuya ilişkin İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulunan Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, kendisinin sürekli bu olayın cinayet olduğunu söylediğini belirtti. Acılı baba Kabaiş, "DNA’lar baştan beri vardı, ben sürekli bunun bir cinayet olduğunu söyledim, intihar olmadığını söyledim. Onlar da DNA’lar için belki bulaş olabilir açıklamasında bulundular. Aradan zaman geçti defalarca ben Van’a gidip geldim avukatlarımız ile beraber. Savcılığa gittik hep sorduk Rojin’e ne oldu diye ama hiç cevap alamadık. Bu iki erkeğe ait DNA kimlerdir, katil onlardır dedik, onlar bana bulaş olabileceğini söyledi. 1 senedir dosyaya gizlilik bırakmışsınız. En sonunda dün Van ve Diyarbakır Barosu çalışma yapıp açıklama da gerçekleştirdiler. İki erkeğe ait DNA olduğu ortaya çıktı, bulaş değil artık bellidir, cinayeti işleyen kişiler o 2 kişidir. Katillerin izi var ama tutuklu yoktur" dedi. "Katiller bulunsun bunu rica ediyorum" Van ziyaretlerinde savcının kendileri ile açık açık konuştuğuna vurgu yapan baba Kabaiş, "Biz en son Van’a giderken savcı bize açık açık söyledi, dedi ki sizin soruların cevabı İstanbul Adli Tıp Kurumundan gelmiyor. Oradan gelir gelmez direkt Ankara’ya gittim. Adalet Bakanlığından suç duyurusunda bulundum Adli Tıp Kurumu hakkında. Hepsini not ettiler. Sonra büyük yürüyüşler oldu ve bu sonuç geldi. Avukatlar açıklama yaptılar, Rojin’in vücudunun hangi bölgesinde DNA bulunduğuna ilişkin tespit edildiğine ilişkin. Katiller bulunsun bunu rica ediyorum. Bu kız üniversitede kayboldu, yok oldu, katlettiler neden hiç kimse açıklama yapmıyor. Onlar sürekli intihardan bahsettiler. Psikolojim alt üst oldu, zor durumdayım, konuşamıyorum, boğazıma düğümler giriyor. Bu genç kızdan ne istediler, neden intihara meyilli konuştular. Gerekmeyen şeyler araştırılıyordu. Fakir bir aile olduğum için mi bu konu bir sene sonra ortaya çıktı, benim kızıma ne oldu diye sürekli soru soruyorum cevap yok. Diyarbakır Barosu ve Van Barosu bizi yalnız bırakmadılar. Büyük yürüyüşler oldu, bunların sayesinde sorunun cevabı gönderildi. İnşallah katiller bulunsun, onlar da en ağır ceza neyse ona çektirsinler. Bana kalırsa ben iki kişinin idam edilmesini isterim başka Rojin’ler gitmesin. Biz kızımızı üniversiteye gönderiyoruz, katlediliyor. Bunu rica ediyorum bir an önce katiller bulunsun biz de biraz nefes alacağız" diye konuştu.
Şehit yakınları ve gaziler için ’Sanatla Yaşam Sergisi’ Diyarbakır’da açıldı
12 Ekim 2025 Pazar - 14:47 Şehit yakınları ve gaziler için ’Sanatla Yaşam Sergisi’ Diyarbakır’da açıldı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle şehit yakınları ve gazilerin eşlerine yönelik yeni bir hizmet modelini Diyarbakır’da hayata geçirdi. Proje, sanatın birleştirici ve iyileştirici gücünden yararlanarak şehit ve gazi eşlerinin psikososyal olarak desteklenmesini hedefliyor. İlk uygulaması Ankara’da Çukurambar Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen proje kapsamında katı sanatı, minyatür ve yağlı boya gibi geleneksel sanat dallarında 150’ye yakın eser üretildi. Diyarbakır’da başlatılan ’Sanatla Yaşam Sergisi’ pilot uygulamanın 81 ile yaygınlaştırılmasının ilk adımı olarak dikkat çekiyor. Proje, özellikle travma sonrası süreçte ailelerin psikososyal dayanıklılığını artırmayı ve toplumsal bağlarını güçlendirmeyi amaçlıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürü Muharrem Kurt, müdürlük olarak bugün Diyarbakır’da Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte şehit yakınları ve gazilerimizin eşlerine yönelik özel bir hizmet modelini hayata geçirdiklerini aktardı. Kurt, "Bu modelin ilk uygulamasını Ankara Çukurambar Kültür Merkezi ile ortak yürüttüğümüz proje kapsamında gerçekleştirdik. Sanatın birleştirici gücünü kullanarak şehit ve gazi eşlerimizi bir araya getirdik. Katı sanatı, minyatür, yağlı boya gibi geleneksel sanat dallarında 150’ye yakın eserin üretildiği bu pilot uygulama, psikososyal destek ve iyileşmeyi hedefleyen bir ’şifa eğitimi’ modeli olarak tasarlandı. Bugün Diyarbakır’da başlattığımız bu çalışmayı, 81 ile yaygınlaştırmayı planlıyoruz. Projemiz, yas travma sonrası süreçte ailelerimizin psikososyal dayanıklılığını artırmayı, aynı zamanda şehit yakınlarımız ve gazi ailelerimizin bir araya gelerek kaynaşmasını sağlamayı amaçlıyor. Süreç, psikologlar eşliğinde yürütülüyor ve hem manevi hem de sosyal anlamda güçlendirici bir destek modeli sunuyor" dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı katı-ebru sanatçısı ve Çukurambar Kültür-Sanat yöneticisi Hülya Uşan, projeye haziran ayında başladıklarını ifade etti. Uşan, "Yaklaşık 20 şehit ve gazi eşimizle birlikte yola çıktık. Proje aslında sanatın iyileştirici yönünü kullanarak, evlerinde oturan ve gerçekten psikososyal desteğe ihtiyaç duyan şehit eşleri, kadın gaziler ve şehit çocuklarımıza yönelik bir sanat terapisi çalışması olarak başladı. Atölye çalışmalarında onlarla birlikte ağladık, birlikte güldük. Zamanla birbirleriyle sorunlarının ne kadar ortak olduğunu fark ettiler. Bu farkındalık sayesinde aralarında çok güzel bir iletişim gelişti ve şimdi hala bu birliktelikleri devam ediyor" diye konuştu. Sanatın evrensel ve iyileştirici gücünü gösteren bu proje, insan ruhuna ve bedenine şifa veren bir deneyim olduğunu aktaran Uşan, "Yaklaşık iki aylık bir pilot çalışma gerçekleştirdik ve şimdi bu süreci hayata geçirme aşamasındayız. Şu anda yaklaşık 60 eserle buradayız. Eserler arasında ebru, katı, tezhip ve minyatür gibi dallar yer alıyor. Tüm bu eserlerin şehit ve gazi eşleri tarafından yapılmış olması beni çok mutlu ediyor’’ şeklinde konuştu.
Şehit yakınları ve gaziler için ‘Sanatla Yaşam Sergisi’ Diyarbakır’da açıldı
12 Ekim 2025 Pazar - 14:25 Şehit yakınları ve gaziler için ‘Sanatla Yaşam Sergisi’ Diyarbakır’da açıldı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle şehit yakınları ve gazilerin eşlerine yönelik yeni bir hizmet modelini Diyarbakır’da hayata geçirdi. Proje, sanatın birleştirici ve iyileştirici gücünden yararlanarak şehit ve gazi eşlerinin psikososyal olarak desteklenmesini hedefliyor. İlk uygulaması Ankara’da Çukurambar Kültür Merkezinde gerçekleştirilen proje kapsamında katı sanatı, minyatür ve yağlı boya gibi geleneksel sanat dallarında 150’ye yakın eser üretildi. Diyarbakır’da başlatılan ‘Sanatla Yaşam Sergisi’ pilot uygulamanın 81 ile yaygınlaştırılmasının ilk adımı olarak dikkat çekiyor. Proje, özellikle travma sonrası süreçte ailelerin psikososyal dayanıklılığını artırmayı ve toplumsal bağlarını güçlendirmeyi amaçlıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürü Muharrem Kurt, müdürlük olarak bugün Diyarbakır’da Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte şehit yakınları ve gazilerimizin eşlerine yönelik özel bir hizmet modelini hayata geçirdiklerini aktardı. Kurt, "Bu modelin ilk uygulamasını Ankara Çukurambar Kültür Merkezi ile ortak yürüttüğümüz proje kapsamında gerçekleştirdik. Sanatın birleştirici gücünü kullanarak şehit ve gazi eşlerimizi bir araya getirdik. Katı sanatı, minyatür, yağlı boya gibi geleneksel sanat dallarında 150’ye yakın eserin üretildiği bu pilot uygulama, psikososyal destek ve iyileşmeyi hedefleyen bir ’şifa eğitimi’ modeli olarak tasarlandı. Bugün Diyarbakır’da başlattığımız bu çalışmayı, 81 ile yaygınlaştırmayı planlıyoruz. Projemiz, yas travma sonrası süreçte ailelerimizin psikososyal dayanıklılığını artırmayı, aynı zamanda şehit yakınlarımız ve gazi ailelerimizin bir araya gelerek kaynaşmasını sağlamayı amaçlıyor. Süreç, psikologlar eşliğinde yürütülüyor ve hem manevi hem de sosyal anlamda güçlendirici bir destek modeli sunuyor" dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı katı-ebru sanatçısı ve Çukurambar Kültür-Sanat yöneticisi Hülya Uşan, projeye haziran ayında başladıklarını ifade etti. Uşan, "Yaklaşık 20 şehit ve gazi eşimizle birlikte yola çıktık. Proje aslında sanatın iyileştirici yönünü kullanarak, evlerinde oturan ve gerçekten psikososyal desteğe ihtiyaç duyan şehit eşleri, kadın gaziler ve şehit çocuklarımıza yönelik bir sanat terapisi çalışması olarak başladı. Atölye çalışmalarında onlarla birlikte ağladık, birlikte güldük. Zamanla birbirleriyle sorunlarının ne kadar ortak olduğunu fark ettiler. Bu farkındalık sayesinde aralarında çok güzel bir iletişim gelişti ve şimdi hala bu birliktelikleri devam ediyor" diye konuştu. Sanatın evrensel ve iyileştirici gücünü gösteren bu proje, insan ruhuna ve bedenine şifa veren bir deneyim olduğunu aktaran Uşan, ’’Yaklaşık iki aylık bir pilot çalışma gerçekleştirdik ve şimdi bu süreci hayata geçirme aşamasındayız. Şu anda yaklaşık 60 eserle buradayız. Eserler arasında ebru, katı, tezhip ve minyatür gibi dallar yer alıyor. Tüm bu eserlerin şehit ve gazi eşleri tarafından yapılmış olması beni çok mutlu ediyor’’ şeklinde konuştu.