Yerel Haberler
Diyarbakır
Şilbe Halk Kütüphanesi hizmete açıldı 23 Şubat 2026 Pazartesi - 16:30:12 Diyarbakır’ın Yenişehir İlçe Belediyesi tarafından Yolaltı (Şilbe) Mahallesi’nde kadınlar, gençler ve çocukların eğitim ve sosyal çalışmalarını desteklemek amacıyla yapımı tamamlanan Şilbe Halk Kütüphanesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılışa Yenişehir Belediye Başkanı Safiye Akdağ, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Açılış töreninde konuşan başkan Akdağ, kütüphanenin açılmasının çok anlamlı olduğunu belirterek, "Bütün çalışma ve hizmetlerimiz, halkımız ve çocuklarımız içindir. Onlar için ne yapsak azdır. Arkadaşlarımız 2 aydır büyük emek vererek, kütüphaneyi bugüne getirdi. Burada sadece çocuk ve gençler için değil, kadınlar için atölye ve çalışmalar yapılacak" dedi. Konuşmaların ardından kütüphane binasının açılışı yapıldı. Kütüphaneyi gezen çocuklar eğlenceli anlar yaşadı. Aynı anda 60 kişinin faydalanabileceği Yenişehir Şilbe Halk Kütüphanesi, modern mimarisi ve işlevsel tasarımıyla kadınlar, öğrenciler ve gençler için bir çalışma ve yaşam alanı sunuyor. Kütüphanede ders çalışma ve okuma alanlarının yanı sıra ücretsiz internet erişimi, kafeterya bölümü ve açık hava kullanımına uygun bahçe yer alıyor. Kütüphane özellikle sınavlara hazırlanan ve evlerinde çalışma imkânı olmayan gençlere etüt ortamı sağlarken, belirli günlerde düzenlenecek atölye, seminer ve kurslarla kadınların bilgiye erişimini ve sosyal yaşama katılımını güçlendiren çok yönlü bir yaşam ve gelişim alanı olarak hizmet verecek.
Okullarda ikinci dönem ’bayrak’ temasıyla başladı
02 Şubat 2026 Pazartesi - 10:28 Okullarda ikinci dönem ’bayrak’ temasıyla başladı Eğitim öğretim yılının ikinci dönemi, "Marifle İstiklal, Bayrakla İstikbal" sloganı ve bayrak temasıyla başladı. 2025-2026 eğitim öğretim yılının ikinci eğitim dönemi bugün itibariyle başladı. İkinci dönemin ilk gününde okullarda bayrak teması ön plana çıkarılırken, "Marifle İstiklal, Bayrakla İstikbal" sloganı çerçevesinde öğrencilere bayrağın önemi, istiklal ve istikbal bilinci anlatıldı. Diyarbakır’da da Kayapınar ilçesindeki Şehit Polis Mehmet Elçin İlkokulunda İl Milli Eğitim Müdürü Salih Sadoğlu öğrencilerle bir araya geldi. İstiklal Marşının okunmasının ardından öğrencilerle sohbet eden Sadoğlu, öğrencilere ikinci dönem için başarılar diledi. Ardından açıklamalarda bulunan İl Milli Eğitim Müdürü Sadoğlu, 2025-2026 eğitim öğretim yılının ikinci eğitim dönemine 2 Şubat Pazartesi itibari ile başladıklarını söyledi. Sadoğlu, "Bugün ikinci dönem eğitim öğretim yılına başlarken bayrak temamızla başladık ve sloganımız ’Marifle İstiklal, Bayrakla İstikbal’ oldu. Bu tema kapsamında tüm Türkiye’de, tüm okullarımızda bayrağımızın kıymetini, bayrağımızın değerini, istiklalimizin ve istikbalimizin önemini öğrencilerimize bugün anlatacağız. Bugün bu konuyu okullarımızda işleyeceğiz ve öğrencilerimizin, çocuklarımızın bu konuda bilinçlenmesini hedefliyoruz. İnşallah hem istiklalimizin hem de istikbalimizin teminatı olan gençlerimize faydalı olacağına inanıyoruz. İkinci dönemin eğitim öğretim yılının tüm öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve ailelerimize hayırlı olmasını diliyorum" şeklinde konuştu. Öğrencilerden Gökçe Çetin, çok heyecanlı olduğunu söyledi. Çetin, "Arkadaşlarımı ve okulumu çok özledim. Anneanneme gittim ve arkadaşlarımı gördüm. Derste çalıştım ara tatilde. Oyunlarda oynadım" diye konuştu. Bir diğer öğrenci Göktürk Alp Çetin ise tatilde arkadaşlarıyla görüştüğünü söyledi. Çetin, "Ders çalıştım, kitap okudum, oyun oynadım. Okulumu, arkadaşlarımı ve öğretmenlerimi çok özledim ve çok heyecanlıyım" şeklinde konuştu.
FOTONO21’den belgesel fotoğraf gezisi
02 Şubat 2026 Pazartesi - 10:17 FOTONO21’den belgesel fotoğraf gezisi FOTONO21 Fotoğraf Derneği, Doğu Anadolu’nun önemli doğal alanlarından biri olan Nazik Gölünde kış temalı bir fotoğraf gezisi gerçekleştirdi. Bitlis’in Ahlat ilçesi sınırlarında yer alan Nazik Gölü, yaklaşık bin 800 metre rakımı, tatlı su yapısı ve kış aylarında büyük ölçüde donan yüzeyi ile bölgenin karakteristik doğal oluşumları arasında bulunuyor. Süphan Dağının eteklerinde konumlanan göl, özellikle kış mevsiminde buzla kaplanan yüzeyi, karla örtülü kıyı şeridi ve sade peyzajıyla fotoğraf sanatçılarına güçlü bir görsel anlatım alanı sunuyor. Van Gölü Havzası içinde yer almasına rağmen tatlı su özelliği taşıması, Nazik Gölü’nü ekolojik ve coğrafi açıdan özgün kılıyor. Gerçekleştirilen fotoğraf gezisinde, gölün donmuş yüzeyindeki buz dokuları, ışık-gölge ilişkileri ve doğal formlar belgesel bir yaklaşımla kayıt altına alındı. Çalışma, doğanın mevsimsel dönüşümünü belgelemeyi amaçlayan fotoğrafçılar için önemli bir saha deneyimi sundu. FOTONO21 Fotoğraf Derneği üyesi Mehmet Sıddık Demir, Nazik Gölü fotoğraf gezisinin taşıdığı anlamı şu sözlerle değerlendirdi: ‘’Nazik Gölü, kış mevsiminde yalnızca estetik açıdan etkileyici bir manzara sunmakla kalmıyor, aynı zamanda bölgenin iklimsel yapısını, coğrafi karakterini ve doğal döngüsünü bütüncül biçimde yansıtan çok güçlü bir alan oluşturuyor. Donmuş göl yüzeyi, kar dokuları ve çevre peyzaj, fotoğrafçı için hem belgesel hem de sanatsal açıdan zengin bir anlatım imkanı sağlıyor. Bu çalışmadaki temel amacımız, doğanın sert ama bir o kadar da etkileyici bu halini fotoğraf aracılığıyla kayıt altına almak, geleceğe kalıcı bir görsel arşiv bırakmaktı. FOTONO21 Fotoğraf Derneği olarak çalışmalarımız yalnızca Diyarbakır ile sınırlı değil; içinde bulunduğumuz coğrafyanın tarihi, kültürel ve doğal değerlerini belgelemek, bu değerlerin görünür kılınmasına katkı sunmak temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bölgenin görsel hafızasını oluşturmaya yönelik bu tür belgesel nitelikli fotoğraf çalışmalarını önümüzdeki süreçte de kararlılıkla sürdüreceğiz." Fotoğraf gezisine katılan fotoğraf sanatçısı Terfa Yiğit, Nazik Gölünün kış mevsiminde sunduğu görsel imkanların fotoğraf sanatı açısından özel bir yere sahip olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: ‘’Kış aylarında büyük ölçüde donan Nazik Gölü, yalın ama son derece güçlü bir görsel anlatım dili sunuyor. Donmuş göl yüzeyinde oluşan doğal çatlaklar, buz ve karın birlikte oluşturduğu dokusal yapı ile geniş ve sakin boşluk hissi, fotoğrafa hem derinlik hem de zamansız bir etki kazandırıyor. Bu sade peyzaj, fotoğrafçıyı detaylara, ışığa ve kompozisyona daha bilinçli yaklaşmaya yönlendiriyor. Nazik Gölü, özellikle kış fotoğrafçılığı ve belgesel çalışmalar açısından güçlü bir mekan olmasının yanı sıra, doğanın mevsimsel dönüşümünü yalın bir dille anlatma imkanı sunuyor. Bu yönüyle yalnızca estetik kareler üretmeye değil, aynı zamanda doğaya ve coğrafyaya dair güçlü bir görsel kayıt oluşturmaya imkan tanıyor."
Tatil dönüşü öğrencilere önemli uyarı
01 Şubat 2026 Pazar - 13:28 Tatil dönüşü öğrencilere önemli uyarı Eğitim öğretim yılının ikinci dönemi yarın başlıyor. Uzmanlar, öğrencilerin dikkat etmesi gereken konuları ve ailelerin yapması gerekenleri anlattı. Final Okulları Müdürü Recep Kepenek, iki haftalık sömestir tatilinin sona erdiğini hatırlattı. Sömestir öncesi kar tatillerinin de olduğunu dile getiren Kepenek, "Bu durum ders ritminde ciddi bir bozulmaya yol açtı. Öğrenciler haliyle bir kopma yaşadılar. Malumunuz eğitim bir süreçtir. Ben bu süreci bisiklette pedal çevirmeye benzetiyorum. Bir öğrenci başarılı olmak için eğitim hayatı boyunca sürekli ve düzenli bir şekilde pedal çevirmek zorundadır. Ancak öğrencilerimiz bu süreçte bir ara verdiler ve haliyle bir duraksama yaşandı. Peki, öğrencilerimizi nasıl toparlayacağız, onları yeniden nasıl motive edeceğiz? Bu noktada velilerimize ve okullara düşen bazı görevlerden bahsetmek istiyorum" dedi. Öncelikle velilerin öğrencilere kızma diliyle değil, "Hadi yeniden başlayalım" yaklaşımıyla seslenmesi, öğrencilerin özgüvenlerinin yeniden kazanmalarına katkı sağlayacağını dile getiren Kepenek, şu ifadeleri kullandı: "Öğrencileri tekrar ders temposuna alıştırmak için uyku düzenlerinin sağlanması, ekranla olan ilişkilerinin kontrol altına alınması ve düzenli çalışma alışkanlığı kazandırılması büyük önem taşıyor. Okullarda öğrencilere küçük ve basit, özellikle tekrar odaklı ödevler verilmeli. Bu ders ritminin yakalanmasına yardımcı olacaktır. Aslında öğrencilerimizin büyük bir bölümü benzer süreçlerden geçiyor. Çünkü biz onları küçüklükten itibaren çeşitli hedeflere hazırlıyoruz. İlkokuldan itibaren bir sürece giriyorlar, 8. sınıfta LGS’ye, lisede ise YKS’ye hazırlanıyorlar. Bu süreçlerin hepsi birbirine benziyor. Nihayetinde öğrencilerin kazanması gereken bilgi ve beceriler var. Bu kazanımların her eğitim kademesinde tekrarlarla ve düzenli çalışmalarla pekiştirilmesi gerekiyor. Hedefe ulaşmak için durmadan, istikrarlı bir şekilde ilerlemek büyük önem taşır. Bu nedenle öğrencilerimizin de bu ritmi yeniden yakalaması gerektiğini düşünüyorum."
Çekimleri Diyarbakır’da yapılan ‘Fırtına Kız’ sinema filminin galası gerçekleşti
01 Şubat 2026 Pazar - 12:16 Çekimleri Diyarbakır’da yapılan ‘Fırtına Kız’ sinema filminin galası gerçekleşti Spor ve kadın mücadelesi temasıyla çekimleri Diyarbakır’da yapılan "Fırtına Kız" sinema filminin galası yapıldı. Ceylan Karavil Park AVM’nin kültür ve sanatı destekleyen çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda çekimleri Diyarbakır’da yapılan "Fırtına Kız" sinema filminin galası gerçekleşti. Vali Murat Zorluoğlu yaptığı konuşmada, sanatın, kültürel etkinliklerin şehirlerin tanıtımına çok büyük katkı sağladığını söyledi. Diyarbakır’da sinema filmi ve diziler anlamında şehrin tanıtımına katkı yapacak çekimlerin yapılmasını hep arzu ettiklerini belirten Vali Zorluoğlu, "Bu manada yolumuz Bilal Bey’le kesişti. Hikayesi Diyarbakır’da geçen, kahramanları Diyarbakırlı olan bir film çekimi gerçekleşti. Bugün de galası. Fırtına Kız, Türkiye’de sanırım 170 sinemada vizyona girdi. Özel, halkımızın beğeneceği bir hikaye. İyi bir film olduğuna inanıyoruz, seyredeceğiz" dedi. Vali Zorluoğlu, filmin beğeni kazanacak bir temada olduğunu söyleyerek, ’’Özellikle genç kızların fırsat eşitliği mesajını verecek, çalışarak, gayret ederek engelleri aşmaya çalışan kızlarımızın neticede başarıya ulaşacağı bir anlamda bize anlatan bir film. Emeği geçen başta Bilal Bey olmak üzere yönetmenimize, senaristimize, oyuncularımıza teşekkür ediyoruz. Diyarbakır’da bundan sonrada daha soluklu hem filmler hem diziler çekilmesini arzu ediyoruz. Diyarbakır çok kadim bir şehir. 12 bin 500 sene öncesine giden bir tarihi var. Bugün özelikle Suriçi’nde başınızı nereye çevirirseniz gözünüz tarihi bir yapıya denk geliyor. Bu tarihi mekanların, doğa güzellikleriyle halkımız tarafından Türkiye’de ve uluslararası alanda daha iyi anlatılması için en iyi araçlardan bir tanesi sinema filmleri ve diziler" diye konuştu. Filmin başrol oyunculardan Cihangir Ceyhan ise senaryoyu ilk okuduğunda işin yüzde yüz Diyarbakır olduğunu anladığını dile getirerek, "İnsanıyla, şivesiyle, atmosferiyle Diyarbakır olacağı için beni heyecanlandırdı. Bu heyecanın içinde Diyarbakır halkıyla beraber olmak, aynı zamanda valimizin de dediği gibi kız çocuklarıyla fırsat eşitliğiyle alakalı bir temayı barındıran bu işte bir babayı oynamak. Hatalarıyla yüz yüze gelip bunu çocuklarının kendi istedikleri ideallerine yarenlik eden bir babayı oynadım. Diyarbakır’da çekim sürecinde şunu gördüm. Diyarbakır insanının da atmosferinin de sinema ve diziler için çok uygun. İnsanlarının da hevesli ve yetenekli olduğunu gördük. Film zamanında tanışıp hala bizimle olan arkadaşlarımız var. Bizimle oynadılar, halkım içinden insanlar. Filmimizin içinde yöresel mekanları da görecekler" şeklinde konuştu. Ceylan Karavil AVM yatırımcılarından Abdulhalim Karavil de "Diyarbakır’ın tanımını anlamında önemli bir katkı sunacağına inanıyoruz. Ana sponsor olduk. Bu gibi tanıtımlarda üstümüze düşen ne varsa katkılarımızı sunacağız. Bu bir ahde vefadır. Biz de üstümüze düşeni yapmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Galaya, Vali Murat Zorluoğlu, başrol oyunlarından Cihangir Ceyhan, yapımcı Bilal Kalyoncu, yönetmen Hasan Doğan, oyuncular ve çok sayıda davetli katıldı.
Diyarbakır surlarının 1932’de yıkılan bölümleri yapay zekayla yeniden canlandırıldı
01 Şubat 2026 Pazar - 11:22 Diyarbakır surlarının 1932’de yıkılan bölümleri yapay zekayla yeniden canlandırıldı Diyarbakır’da 1932 yılında Dağkapı ve Mardin Kapı çevresinde yıkılan surların bir kısmı, içerik üreticisi Adem Ulusoy tarafından yapay zeka destekli çalışma ile yeniden canlandırıldı. Diyarbakır surlarının bir bölümü 1932 yılında, dönemin valisi Hasan Faiz Ergun tarafından başkent Ankara’dan gelen talimat doğrultusunda yıkıldı. Şehrin hava alması ve büyümesi gerekçesiyle gerçekleştirilen yıkım kapsamında özellikle Dağkapı ve Mardin Kapı çevresindeki surların bir kısmı ortadan kaldırıldı. Dönemin önde gelen isimleri yıkımı durdurmak için girişimlerde bulunsa da başarılı olamadı. Bunun üzerine Fransız arkeolog Albert Gabriel, Ankara’ya gönderdiği telgrafla surların yıkılmasının bilimsel açıdan doğru olmadığını ve şehrin hava aldığını ifade etti. Telgrafın ardından yıkım süreci geç de olsa durduruldu. Yıllar sonra yıkılan sur bölümlerinin günümüzde nasıl görüneceği merak konusu oldu. İçerik üreticisi Adem Ulusoy, eski fotoğraflardan ilham alarak yapay zeka yardımıyla "Günümüzde yıkılmamış olsaydı Diyarbakır surları nasıl olurdu" adlı bir çalışma hazırladı. Çalışmada, 1932 yılında yıkılan bölümlerin bugüne ulaşmış hali canlandırıldı. Ulusoy, Diyarbakır surlarının 1932 yılında özellikle Dağkapı başta olmak üzere burçlar arasındaki bazı bölümlerin yıkıma uğradığını söyledi. Ulusoy, "Yıkımın sebebi ise o dönemin erken Cumhuriyet dönemine ait bir şehirleşme refleksiydi. Şehirlerle büyümek, genişlemek ve modernleşmek isteniyordu. Diyarbakır’la ilgili Ankara’da alınan kararlarda da şehri daha modern hale getirmek amacıyla mevcut surların kısmen yıkılarak şehrin büyütülmesi hedeflenmişti. Bu yıkımın gerekçelerinden biri de Diyarbakır merkezinin yeterince hava almadığı iddiasıydı. Bu durum bahane edilerek, şehrin daha rahat nefes alması ve bulaşıcı hastalıkların önüne geçilmesi amacıyla kısmi bir yıkım gerçekleştirildi. Bu karar, dönemin valisi Hasan Faiz Ergun tarafından 1932 yılında uygulamaya konuldu ve özellikle görmüş olduğunuz Dağkapı surlarında dinamit yöntemiyle patlatmalar yapılarak yıkım başladı. Ancak şehirde bu görüşe katılmayan birçok bilim insanı ve kanaat önderi vardı. Bunlardan en dikkat çeken isim, o dönem Diyarbakır’da yaşayan Fransız arkeolog Albert Gabriel’di. Albert Gabriel, Diyarbakır surlarının yıkımına karşı çıkmış, surların şehrin hava almasına engel olmadığını bilimsel çalışmalarla ortaya koymuş ve Ankara’ya telgraflar çekerek durumu anlatmıştı. Daha sonra Ankara’da yapılan görüşmeler sonucunda surların yıkımı durduruldu. Ancak yıkım durdurulana kadar Dağkapı ve Mardin Kapı tarafları bu süreçten ister istemez etkilenmişti. Surlar yıkılırken ortaya çıkan molozların nereye taşınacağı da ayrı bir sorun olmuştu. Dağkapı’da yıkılan molozlar bir süre şehir içinde kaldı. Çünkü o dönemin teknik imkânlarıyla bu molozların nasıl şehir dışına taşınacağı tam olarak bilinmiyordu. Yıkım tamamen sonlandırıldıktan sonra Diyarbakır surları, en son görmüş olduğunuz bu görünüme kavuştu" dedi. Ulusoy, yapay zeka kullanarak, "Eğer Dağkapı ve Mardin Kapı’daki surlar yıkılmasaydı bugün nasıl görünürdü" sorusuna cevap veren bir çalışma yapmak istediğini aktardı. Ulusoy, "Bu çalışmayla birlikte tarihin önemini ve yaklaşık 2 bin yıldır ayakta duran bu surların geçmişini anlatmaya çalıştım" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır surlarının 1932’de yıkılan bölümleri yapay zekayla yeniden canlandırıldı
01 Şubat 2026 Pazar - 11:18 Diyarbakır surlarının 1932’de yıkılan bölümleri yapay zekayla yeniden canlandırıldı Diyarbakır’da 1932 yılında Dağkapı ve Mardin Kapı çevresinde yıkılan surların bir kısmı, içerik üreticisi Adem Ulusoy tarafından yapay zeka destekli çalışma ile yeniden canlandırıldı. Diyarbakır surlarının bir bölümü 1932 yılında, dönemin valisi Hasan Faiz Ergun tarafından başkent Ankara’dan gelen talimat doğrultusunda yıkıldı. Şehrin hava alması ve büyümesi gerekçesiyle gerçekleştirilen yıkım kapsamında özellikle Dağkapı ve Mardin Kapı çevresindeki surların bir kısmı ortadan kaldırıldı. Dönemin önde gelen isimleri yıkımı durdurmak için girişimlerde bulunsa da başarılı olamadı. Bunun üzerine Fransız arkeolog Albert Gabriel, Ankara’ya gönderdiği telgrafla surların yıkılmasının bilimsel açıdan doğru olmadığını ve şehrin hava aldığını ifade etti. Telgrafın ardından yıkım süreci geç de olsa durduruldu. Yıllar sonra yıkılan sur bölümlerinin günümüzde nasıl görüneceği merak konusu oldu. İçerik üreticisi Adem Ulusoy, eski fotoğraflardan ilham alarak yapay zeka yardımıyla "Günümüzde yıkılmamış olsaydı Diyarbakır Surları nasıl olurdu" adlı bir çalışma hazırladı. Çalışmada, 1932 yılında yıkılan bölümlerin bugüne ulaşmış hali canlandırıldı. Ulusoy, Diyarbakır surlarının 1932 yılında özellikle Dağkapı başta olmak üzere burçlar arasındaki bazı bölümlerin yıkıma uğradığını söyledi. Ulusoy, "Yıkımın sebebi ise o dönemin erken Cumhuriyet dönemine ait bir şehirleşme refleksiydi. Şehirler büyümek, genişlemek ve modernleşmek isteniyordu. Diyarbakır’la ilgili Ankara’da alınan kararlarda da şehri daha modern hale getirmek amacıyla mevcut surların kısmen yıkılarak şehrin büyütülmesi hedeflenmişti. Bu yıkımın gerekçelerinden biri de Diyarbakır merkezinin yeterince hava almadığı iddiasıydı. Bu durum bahane edilerek, şehrin daha rahat nefes alması ve bulaşıcı hastalıkların önüne geçilmesi amacıyla kısmi bir yıkım gerçekleştirildi. Bu karar, dönemin valisi Hasan Faiz Ergun tarafından 1932 yılında uygulamaya konuldu ve özellikle görmüş olduğunuz Dağkapı surlarında dinamit yöntemiyle patlatmalar yapılarak yıkım başladı. Ancak şehirde bu görüşe katılmayan birçok bilim insanı ve kanaat önderi vardı. Bunlardan en dikkat çeken isim, o dönem Diyarbakır’da yaşayan Fransız arkeolog Albert Gabriel’di. Albert Gabriel, Diyarbakır surlarının yıkımına karşı çıkmış, surların şehrin hava almasına engel olmadığını bilimsel çalışmalarla ortaya koymuş ve Ankara’ya telgraflar çekerek durumu anlatmıştı. Daha sonra Ankara’da yapılan görüşmeler sonucunda surların yıkımı durduruldu. Ancak yıkım durdurulana kadar Dağkapı ve Mardin Kapı tarafları bu süreçten ister istemez etkilenmişti. Surlar yıkılırken ortaya çıkan molozların nereye taşınacağı da ayrı bir sorun olmuştu. Dağkapı’da yıkılan molozlar bir süre şehir içinde kaldı. Çünkü o dönemin teknik imkânlarıyla bu molozların nasıl şehir dışına taşınacağı tam olarak bilinmiyordu. Yıkım tamamen sonlandırıldıktan sonra Diyarbakır surları, en son görmüş olduğunuz bu görünüme kavuştu" dedi. Ulusoy, yapay zeka kullanarak, ’’Eğer Dağkapı ve Mardin Kapıdaki surlar yıkılmasaydı bugün nasıl görünürdü’’ sorusuna cevap veren bir çalışma yapmak istediğini aktardı. Ulusoy, "Bu çalışmayla birlikte tarihin önemini ve yaklaşık 2000 yıldır ayakta duran bu surların geçmişini anlatmaya çalıştım" ifadelerini kullandı.