Yerel Haberler
Diyarbakır
05 Mayıs 2026 Salı - 16:28 Dünya Astım Gününde kritik uyarı: "Astım kontrol altına alınabilir" Türk Toraks Derneği, düzenli tedavi ve doğru inhalerle astımın kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Astım hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen, nefes darlığı, hırıltı ve öksürükle seyreden kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Doğru tanı ve uygun tedavi ile hastalık kontrol altına alınabiliyor. Dünya genelinde yaklaşık 350 milyon kişiyi etkileyen astım, önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Astım Günü kapsamında uzmanlar, astımın kontrol edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Mehmet Sinan Bodur, Astım Günü dolayısıyla Türk Toraks Derneğinde bilgilendirici programlar ve etkinlikler yapıldığını söyledi. Bodur, "Astım, hava yollarında bulunan inflamatuar bir rahatsızlıktır. Hava yollarının inflame olması ile ödemlenmesi sonucu hava yollarında darlık meydana gelir. Bu da hastaların yaşam kalitesini bozmakta ve zaman zaman, özellikle kış mevsimlerinde araya giren enfeksiyonlarla ataklar geçirmesine neden olmaktadır. Astım atakları geçtiği zaman akciğer fonksiyonlarında kalıcı fonksiyon kaybına yol açabilir. Amacımız astım tanısı alan hastalarımızda tam kontrolü sağlamaktır. Bunun için kullandığımız bir takım inhaler ve tedaviler var. Bu inhaler ve tedavilerde solunum yolu mukozasının stabilizasyonunu uygun doz ve uygun tedavi ile sağlamaya çalışırız. Hastalarımızdan da istediğimiz, tedavilerimize uymaları ve özellikle ilaçlarını kendi başlarına bırakmamalarıdır. Çünkü her bırakılan tedavi bir süre sonra yeni bir atakla ve daha üst basamak tedavilerle araya girmemize neden oluyor. Tekrar söylüyorum astım, hava yolunun duyarlılığıdır. Benzerlik kurulacak olursa, romatoid artritte etken eklemlere yönelerek eklemleri şişirir ve zaman içerisinde eklem disfonksiyonuna neden olur ise astım da aslında enflamatuar bir hastalıktır. Dolayısıyla yıllar içerisinde eğer kontrol edilmezse solunum yollarında kalıcı değişiklikler meydana gelir. Bu da solunum fonksiyonlarını geriletir. Belirtiler olarak da nefes darlığı, hırıltılı solunum, gece öksürükleri ve yaşam kalitesinin bozulması ön planda olmak üzere bu semptomlarla giden hastalar, örneğin sigara içiyorsa durumu sigaraya bağlayabiliyor ancak acil servislere atakla başvurabiliyor. Astım tedavisinin yapılmaması ne yazık ki bazı durumlarda ölüm riskini artırmaktadır. Dolayısıyla biz göğüs hastalıkları uzmanları olarak ve Türk Toraks Derneğinin önerileri doğrultusunda astımın tam kontrol edilebildiğini hastalarımıza söylemek istiyoruz. Düzenli ve etkin tedavi, eğer tedaviden fayda görülmüyorsa basamak artırma ve bazı durumlarda biyolojik tedaviler dediğimiz yeni gelişen ilaçları devreye sokarak alerji ve immünoloji klinikleriyle birlikte hastalarımızı tedavi ve takip ediyoruz. Astım temelinde alerjik ve immünolojik bir patoloji olduğu için genetik yatkınlığı da bulunmaktadır’’ dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 16:07 Dünya Astım Gününde kritik uyarı: "Astım kontrol altına alınabilir" Türk Toraks Derneği, düzenli tedavi ve doğru inhalerle astımın kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Astım hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen, nefes darlığı, hırıltı ve öksürükle seyreden kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Doğru tanı ve uygun tedavi ile hastalık kontrol altına alınabiliyor. Dünya genelinde yaklaşık 350 milyon kişiyi etkileyen astım, önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Astım Günü kapsamında uzmanlar, astımın kontrol edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hasranesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Mehmet Sinan Bodur, Astım Günü dolayısıyla Türk Toraks Derneğinde birtakım bilgilendirici programlar ve etkinlikler yapıldığını söyledi. Bodur, "Astım, hava yollarında bulunan inflamatuar bir rahatsızlıktır. Hava yollarının inflame olması ile ödemlenmesi sonucu hava yollarında darlık meydana gelir. Bu da hastaların yaşam kalitesini bozmakta ve zaman zaman, özellikle kış mevsimlerinde araya giren enfeksiyonlarla ataklar geçirmesine neden olmaktadır. Astım atakları geçtiği zaman akciğer fonksiyonlarında kalıcı fonksiyon kaybına yol açabilir. Amacımız astım tanısı alan hastalarımızda tam kontrolü sağlamaktır. Bunun için kullandığımız bir takım inhaler ve tedaviler var. Bu inhaler ve tedavilerde solunum yolu mukozasının stabilizasyonunu uygun doz ve uygun tedavi ile sağlamaya çalışırız. Hastalarımızdan da istediğimiz, tedavilerimize uymaları ve özellikle ilaçlarını kendi başlarına bırakmamalarıdır. Çünkü her bırakılan tedavi bir süre sonra yeni bir atakla ve daha üst basamak tedavilerle araya girmemize neden oluyor. Tekrar söylüyorum astım, hava yolunun duyarlılığıdır. Benzerlik kurulacak olursa, romatoid artritte etken eklemlere yönelerek eklemleri şişirir ve zaman içerisinde eklem disfonksiyonuna neden olur ise astım da aslında enflamatuar bir hastalıktır. Dolayısıyla yıllar içerisinde eğer kontrol edilmezse solunum yollarında kalıcı değişiklikler meydana gelir. Bu da solunum fonksiyonlarını geriletir. Belirtiler olarak da nefes darlığı, hırıltılı solunum, gece öksürükleri ve yaşam kalitesinin bozulması ön planda olmak üzere bu semptomlarla giden hastalar, örneğin sigara içiyorsa durumu sigaraya bağlayabiliyor ancak acil servislere atakla başvurabiliyor. Astım tedavisinin yapılmaması ne yazık ki bazı durumlarda ölüm riskini artırmaktadır. Dolayısıyla biz göğüs hastalıkları uzmanları olarak ve Türk Toraks Derneğinin önerileri doğrultusunda astımın tam kontrol edilebildiğini hastalarımıza söylemek istiyoruz. Düzenli ve etkin tedavi, eğer tedaviden fayda görülmüyorsa basamak artırma ve bazı durumlarda biyolojik tedaviler dediğimiz yeni gelişen ilaçları devreye sokarak alerji ve immünoloji klinikleriyle birlikte hastalarımızı tedavi ve takip ediyoruz. Astım temelinde alerjik ve immünolojik bir patoloji olduğu için genetik yatkınlığı da bulunmaktadır’’ dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:55 9 yıldır hayal ediyorlardı: Diyarbakırlı kızlar tarih yazıyor Diyarbakır Kayapınar Akşemsettin Ortaokulu Kız Futbol Takımı, namağlup şampiyonluklarla son 8’e kalarak Trabzon’da düzenlenecek Türkiye finallerine katılma hakkı elde etti. Diyarbakır’da önemli bir başarıya imza atan Kayapınar Akşemsettin Ortaokulu Kız Futbol Takımı, hem ilde hem de bölge maçlarında gösterdiği üstün performansla Türkiye finallerine katılmaya hak kazandı. İl genelinde oynanan müsabakalarda rakip fileleri tam 35 kez havalandırarak namağlup şampiyon olan ekip, Diyarbakır birinciliğini elde etti. Ardından Siirt’te düzenlenen çeyrek final karşılaşmalarında da tüm maçlarını kazanan takım, yoluna emin adımlarla devam etti. Erzurum’da gerçekleştirilen yarı final müsabakalarında da yenilgi yüzü görmeyen Diyarbakır temsilcisi, Türkiye genelinde son 8 takım arasına adını yazdırdı. Trabzon’da düzenlenecek Türkiye finallerine katılma hakkı elde eden genç sporcuların hedefi ise Türkiye şampiyonluğunu Diyarbakır’a getirmek. ’’Kızlara pozitif ayrımcılık yapıyorum’’ Antrenör Sadık Kaplan, 9 yıldır Akşemsettin Ortaokulu’nda görev yaptığını dile getirdi. Kaplan, "Pandemi hariç ilk geldiğim günden beri kız ve erkek futbol takımlarını çalıştırıyorum. Genelde her sene üç daldan katılıyoruz; yıldız kızlar, küçük erkekler ve yıldız erkekler. Kızlara biraz daha pozitif ayrımcılık yapıyorum. Çünkü erkeklerimizin başarısının yüzde 50’si kulüp hocalarına ait, yüzde 50’si bizim başarımız. Ama kızlarda okuma yazma öğretir gibi futbolu en baştan öğrettim kızlara. Pandemi dönemi hariç hep turnuvalara katıldık. Şurada gördüğünüz kupalar falan hepsi genelde kızların başarısı, erkeklerin başarısı. Kızlara hep önem verdik. Geçmişte okulumuzda çok güzel bir halı sahamız vardı. Sonradan okulumuzun öğrenci sayısı artınca, yetersiz bina kapasitesi olunca ikinci bir bina daha yapıldı. Halı sahamız o arada inşaat alanına döndü. Şu an okulumuzda geniş bir beton saha alanı var. Orada mücadelemizi sürdürüyoruz. Çevremiz genelde lüks siteler olduğu için antrenmanlarımızı bazen öğrencilerimizin sitelerine gidiyoruz. Bazen site sakinleri tarafından şikayet edilip sitelerden kovulduğumuz da oldu. Bu kızlarla 9 yıldır Türkiye finaline gitme hayalim vardı. Bu hayalimi gerçekleştirdim. Zaten ben yıllardır bunun için uğraşıyorum. Bu etkinliklerde hiçbir zaman egzersiz saati, ek ders bu tür şeyleri sorun etmedim. Haftanın her günü onlarla antrenman yapmaya çalıştım. Çünkü onlarla beraber bir hayalimiz vardı. Hala mezun olan öğrencilerimiz bile bizim bu hayalimize seviniyorlar. Biz orada şampiyon olamasak dahi bu hayalimizi gerçekleştirdiğimiz için çok mutluyuz. Orada da şampiyon olmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız" dedi. ’’Tüm takımları yendik’’ Takım kaptanı İnci Genç ise 5 yıldır futbol oynadığını söyledi. Genç, "TToplamda 35 gol attık. Diyarbakır’da turnuvaya katılan tüm takımları yendik. Siirt’e gittik orada da 2 maç yaptık, onları da yendik. Daha sonra Erzurum’a gittik, orada da 4 maç yaptık, onları da yendik. Şimdi Trabzon’a gidiyoruz. İnşallah oradaki maçlarımızı da kazanıp şampiyon olacağız. Hedefimiz Türkiye şampiyonluğu. Türkiye şampiyonluğunu Diyarbakır’a ve okulumuza getirmek istiyoruz. Benim hedefim Milli futbolcu olmak" ifadelerini kullandı. Bir diğer takım oyuncu Ela Nur Sevgi de yaklaşık 3-4 yıldır futbol takımında olduğunu dile getirerek, "Sadık hocamızın bizlerin üzerinde çok emeği var. Diyarbakır’da hiç gol yemeden Türkiye finallerine çıktık. Umarım orada da şampiyon oluruz. Diyarbakır’a kupa getirmek istiyoruz. Heyecanlıyız çünkü çok güçlü rakipler ile oynayacağız. Umarım şampiyon oluruz" şeklinde konuştu.
UMKE’den gerçeği aratmayan tatbikat
20 Eylül 2025 Cumartesi - 10:09 UMKE’den gerçeği aratmayan tatbikat Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde 138 personelin katıldığı UMKE’nin il tatbikatında gerçeği aratmayan kurtarma senaryoları başarıyla tamamlandı. Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), düzenlediği il tatbikatı ile afetlere karşı hazırlıkta bir kez daha öncü rol üstlendi. Gerçeği aratmayan senaryolarla sahada gerçekleştirilen tatbikatta, UMKE ekipleri koordinasyon, hız ve profesyonellikleriyle dikkat çekti. Tatbikat kapsamında iki ayrı enkaz alanı, KBRN olayları, doğada arama-kurtarma, suda boğulma, yangın müdahalesi, afet acil durum bölgelerinde Seyyar Hastane Sistemleri kurulumu ile işletimi ve haberleşme gibi kritik senaryolar eş zamanlı başarıyla uygulandı. UMKE’nin liderliğinde yürütülen çalışmalarda AFAD, JAK, İtfaiye ve Dicle Üniversitesi Arama Kurtarma (DÜAK) ekipleri tam uyum içinde görev aldı. Tatbikata toplamda 138 personel katılım sağladı. UMKE 80 kişiyle en geniş katılımı gösterirken, AFAD 20, JAK 18, DÜAK 10 ve itfaiye ekipleri 10 kişiyle sahada yer aldı. Bu güçlü kadro, afet anında kurumlar arası iş birliğinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koydu. UMKE ekipleri, olay yerinde medikal müdahale süreçlerini titizlikle yöneterek, afet anında sağlık hizmetlerinin ne kadar kritik olduğunu sahada gösterdi. Tatbikat süresince zamanla yarışan ekipler, hem teknik becerilerini hem de koordinasyon gücünü başarıyla sergiledi.
Diyarbakır’ın en büyük karpuzları seçildi
19 Eylül 2025 Cuma - 21:20 Diyarbakır’ın en büyük karpuzları seçildi Diyarbakır’da "15. Diyarbakır Karpuzu Tanıtım Etkinlikleri" düzenlendi. Karpuz ağırlık yarışmasında dereceye girenlere ödülleri takdim edildi. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen programa katılan Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı, ilk defa şahit olduğu, bu büyüklükte karpuzları gördüklerini söyledi. Gölbaşı, "Normalde yaz aylarının sonuna geldik, karpuzun bittiğini biliyoruz ama bu geleneksel yöntemlerle yetiştirilen karpuzumuzun hasadına yeni başlanıyor. Dışarıda manavlarda gördüğünüz karpuzlardan biraz farklı bir yetiştirme tarzı var. Bu bereketli topraklar, zengin sularla beraber, hünerli eller, kadim bilgiyle beraber bu güzel meyveyi çiftçilerimiz yetiştiriyor. Hayırlı, bol, bereketli bir dönem olur inşallah" dedi. Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan ise Diyarbakır karpuzunun yalnızca bir meyve değil, Diyarbakır tarımının kültürü, emeğin ve sabrın bir ürünü olduğunu ifade etti. Alan, "Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde ve ilimizde de yaşanan kurallık, karpuzumuzu geçmiş yıllarla kıyasladığımızda en az 10 kilogramlık bir azalma söz konusudur. Çünkü küresel ısınmayla birlikte, ilimizde de 1990 ve 2020 yılı tarımsal sulama verilerine baktığımızda yüzde 42’lik bir azalma söz konusu. Yine 2024 ve 2025 yılı verilerine göre de yüzde 55’lik bir azalma söz konusu. Dolayısıyla bu bizim hububatta olduğu gibi karpuzumuza da yansıdı ve ürünlerimizde yüzde 50’lik bir rekolte kaybı söz konusu" diye konuştu. Diyarbakır Ticaret Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, oda olarak en çok çalıştıkları konulardan bir tanesi, geleneksel ve yöresel ürünleri tescil etmek ve bu tescille birlikte hem üretimini daha fazla arttırmak, hem de ticarileşmesini sağlayarak üreticinin daha fazla ekimine katkı koymak olduğunu kaydetti. Kaya, "Diyarbakır karpuzu da odamız tarafından tescil edilmiş bir ürün. Tescilli ürünlerimiz içinde en çok bilinen, en çok söylenen ve Diyarbakır olarak tescilli ürünlerimizin fazla olduğunu ifade ettiğimizde bize ilk sorulan karpuz da tescil edildi mi? Demek ki bu, geçmişten bugüne gelen çok önemli bir değerimiz. Bir meyve dışında ve sayın müdürümüzün ifade ettiği gibi bir meyveyi aşan bir somut mirasımız" şeklinde konuştu. Etkinlikte, çocuklar arası karpuz yeme ve yuvarlama yarışması yapıldı. Karpuz ağırlık yarışmasında 39 kilo 300 gramlık ürünle çiftçi Veysi Sungur birinci, 38 kilo 700 gramla Adil Aydın Erimli ikinci, 37 kilo 200 gramla Ali Kaya Erimli üçüncü oldu.
Diyarbakır’ın en büyük karpuzları seçildi
19 Eylül 2025 Cuma - 21:08 Diyarbakır’ın en büyük karpuzları seçildi Diyarbakır’da "15. Diyarbakır Karpuzu Tanıtım Etkinlikleri" yapıldı. Etkinlikte, dereceye girenlere ödüller takdim edildi. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen programa katılan Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı, ilk defa şahit olduğu, bu büyüklükte karpuzları gördüklerini söyledi. Gölbaşı, "Normalde yaz aylarının sonuna geldik, karpuzun bittiğini biliyoruz ama bu geleneksel yöntemlerle yetiştirilen karpuzumuzun hasadına yeni başlanıyor. Dışarıda manavlarda gördüğünüz karpuzlardan biraz farklı bir yetiştirme tarzı var. Bu bereketli topraklar, zengin sularla beraber, hünerli eller, kadim bilgiyle beraber bu güzel meyveyi çiftçilerimiz yetiştiriyor. Hayırlı, bol, bereketli bir dönem olur inşallah" dedi. Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan ise Diyarbakır karpuzunun yalnızca bir meyve değil, Diyarbakır tarımının kültürü, emeğin ve sabrın bir ürünü olduğunu ifade etti. Alan, "Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde ve ilimizde de yaşanan kurallık, karpuzumuzu geçmiş yıllarla kıyasladığımızda en az 10 kilogramlık bir azalma söz konusudur. Çünkü küresel ısınmayla birlikte, ilimizde de 1990 ve 2020 yılı tarımsal sulama verilerine baktığımızda yüzde 42’lik bir azalma söz konusu. Yine 2024 ve 2025 yılı verilerine göre de yüzde 55’lik bir azalma söz konusu. Dolayısıyla bu bizim hububatta olduğu gibi karpuzumuza da yansıdı ve ürünlerimizde yüzde 50’lik bir rekolte kaybı söz konusu" diye konuştu. Diyarbakır Ticaret Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, oda olarak en çok çalıştıkları konulardan bir tanesi, geleneksel ve yöresel ürünleri tescil etmek ve bu tescille birlikte hem üretimini daha fazla arttırmak, hem de ticarileşmesini sağlayarak üreticinin daha fazla ekimine katkı koymak olduğunu kaydetti. Kaya, "Diyarbakır karpuzu da odamız tarafından tescil edilmiş bir ürün. Tescilli ürünlerimiz içinde en çok bilinen, en çok söylenen ve Diyarbakır olarak tescilli ürünlerimizin fazla olduğunu ifade ettiğimizde bize ilk sorulan karpuz da tescil edildi mi? Demek ki bu, geçmişten bugüne gelen çok önemli bir değerimiz. Bir meyve dışında ve sayın müdürümüzün ifade ettiği gibi bir meyveyi aşan bir somut mirasımız" şeklinde konuştu. Etkinlikte, çocuklar arası karpuz yeme ve yuvarlama yarışması yapıldı. Karpuz ağırlık yarışmasında 39 kilo 300 gramlık ürünle çiftçi Veysi Sungur birinci, 38 kilo 700 gramla Adil Aydın Erimli ikinci, 37 kilo 200 gramla Ali Kaya Erimli üçüncü oldu. (RK-Y)
Diyarbakır’da Gaziler Günü kortej yürüyüşü gerçekleşti
19 Eylül 2025 Cuma - 11:44 Diyarbakır’da Gaziler Günü kortej yürüyüşü gerçekleşti Diyarbakır’da 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla kortej yürüyüşü düzenlendi. Diyarbakır Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce düzenlenen kortej yürüyüşü il binasında başladı. Yürüyüşe çok sayıda gazi ve vatandaş katıldı. Ellerinde bayraklar ile Atatürk anıtına yürüdü. Anıt Parkta Atatürk anıtı önünde düzenlenen törene Vali Murat Zorluoğlu, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Velat Esen, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Aydın Polat, Diyarbakır Muharip Gaziler Derneği Başkanı Siraç Sezer, gaziler ve yakınları katıldı. Törende, Atatürk Anıtına çelenk konuldu, saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okundu. Burada günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı Diyarbakır Muharip Gaziler Derneği Başkanı Siraç Sezer yaptı. Sezer gaziliğin yalnız bir unvan olmadığını, milletin varoluş iradesinin sarsılmaz abidesi olduğunu söyledi. Sezer, "Biz gaziler, vatan için canlarını veren şehitlerimizin bize bıraktığı kutlu mirası taşıyan, milletimizin şanlı duruşunu temsil eden neferleriyiz. Değerli arkadaşlar, bugün 81 ilimizde aynı anda düzenlenen bu yürüyüş, asırlar ötesine uzanan kahramanlık zincirimizin bir halkasıdır. Bu zincir Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Sakarya’dan 15 Temmuza kadar devam etmektedir. Bugün gençlerimizin bizlerle umutla yürümesi, bu tarihi mirasın yarınlara taşındığının en güçlü işaretidir. Çünkü gaziler ruhu sadece geçmiş değil, geleceğin de pusulasıdır. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında en büyük hedefimiz, terörden tamamen arınmış, huzur ve güvenin hakim olduğu büyük Türkiye’yi hep birlikte inşa etmektir. Biliyoruz ki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Sayın Devlet Bahçeli’nin kararlılığıyla ve milletimizin her bir ferdinin dualarıyla yürütülen ‘Terörsüz Türkiye’ ihya edecek şehitlerimizin bizlere bıraktığı kutsal emanete sahip çıkmak değil, aynı zamanda gelecek nesillerimize barış, kardeşlik ve müreffeh bir vatan armağan etmek demektir" dedi. Sezer, bugün bizler bir oldukça, omuz omuza verdikçe, terörün karanlığına asla yer bırakmayacağız ifadelerini kullandı ve ardından şunları söyledi: ’’Ülkemizi aydınlık yarınlara taşıyacağız. Unutmayalım ki vatan ve millete zarar verecek en büyük düşman, milletin fertleri arasındaki ayrılıktır. Biz gaziler, mücadelemizde ayrılığı değil, devletimizin birliğini ve kardeşliğimizi büyütmek, daim kılmak için varız. Her daim devletimizin yanında, omuz omuza duruyoruz. Gelecek nesillerimizin de aynı şuurla yetişmesi için, gaziler olarak örnek olmaya devam ediyoruz. Yüreğinde vatan ve millet sevgisiyle mücadele ederken canını ortaya koyan, gazilikle şereflenen binlerce yiğit arkadaşımızı ve kardeşimizi rahmetle, minnetle anıyoruz. Bu vesileyle, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e verilen "Gazi" unvanının yıl dönümünü ve Gaziler Günü’nü kutluyoruz." Konuşmanın ardından katılımcılar toplu aile fotoğrafı çekildi ve Vali Zorluğlu gazilerle sohbet ederek ellerini öptü.