Yerel Haberler
Diyarbakır
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:16 Diyarbakır OSB’de seçim heyecanı Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanının belirlenmesi için olağan genel kurullu seçimde üyeler, oylarını kullanmaya başladı. OSB’nin başkanlık seçiminde mevcut başkan Mustafa Fidan mavi listeden, Ali İhsan Özdoğan yeşil listeden seçime girdi. OSB’de yapılan seçimde, üyeler hazır bulundu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından adaylar konuşmalarını gerçekleştirdi. Konuşmaların ardından üyeler, oy kullanmaya başladı. Oy kullanma süreci öncesi adaylardan Mustafa Fidan yaptığı konuşmada, olağan genel kurulda OSB’nin kentte ve ülke adına hayırlara vesile olmasını dilediğini, yürekten temenniler sunduğunu söyledi. Fidan, Diyarbakır OSB’nin anlamının gençlerin iş bulduğu, iş imkanının olduğu, geleceğe umutla baktığı yerler olduğunu belirterek, "2022 yılında göreve geldiğimizden beri ilke edindiğimiz güzel şeyler var. Bu görevi, kendi evimiz, yerimiz, makamımız olarak görmedik. Burayı bir emanet olarak gördük ve emanete sahip çıktık. En çok dikkat ettiğimiz üç temel ilke vardı. Adil olmak, şeffaf olmak ve her koşulda sanayicimizin yanında olmak. Biz, birlikte yönetilen bir OSB yoluna gittik. Mavi liste olarak önümüzdeki dönem için Allah nasip ederse önemli projelere imza atmayı hedefliyoruz. Biz, dostuz, arkadaşız. Seçimler gelip geçicidir. Bize baki olan insanlıktır" dedi. Yeşil liste adayı Ali İhsan Özdoğan ise "Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinin Genel Kuruluna hepiniz hoş geldiniz. Hepinizi şahsım ve yeşil liste adına saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Bugün burada olmakla genel kurulumuza güç verdiniz. OSB’mizin geleceğini inşa etmek için üretimden gelen gücümüzü ortaya koyuyoruz. Sizlerin demokratik hakkınızı kullanarak gerçekleştireceğimiz genel kurulumuzun, siz saygıdeğer sanayicilerimiz başta olmak üzere kentimize ve ülkemize hayırlara vesile olmasını diliyorum" şeklinde konuştu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:32 UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Zerzevan Kalesi’nde restorasyon çalışmaları devam ediyor Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde bulunan UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi’nde restorasyon çalışmaları devam ederken, Arsenal, yeraltı kilisesi, Mithras Kutsal alanı ve tonozlu sarnıçlar için de başlayacak restorasyon çalışmaları için hazırlıklar tamamlandı. Toplam 60 dönümde yer alan, 12-15 metre yüksekliğinde ve bin 200 metre uzunluğunda sur kalıntısı, 21 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi, yönetim binası, konutlar, kilise, tahıl ve silah depoları, sığınaklar, yer altı ibadethanesi, kaya mezarları, su kanalları ile 54 su sarnıcı bulunan kale, tarihe ışık tutuyor. Askeri yerleşimde dünyada bulunan son Mithras tapınağının ortaya çıkarıldığı tarihi kaleye ziyaretçi ilgisi de her geçen gün artıyor. Dünyada ortaya çıkarılmış son Mithras Tapınağı’na sahip olan ve Roma’nın doğu sınırındaki ilk tapınak olma özelliğini taşıyan Kale, 2020 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki yerini almıştı. Kalede restorasyon çalışmaları, ‘Geleceğe Miras Projesi’ kapsamında başlatılmıştı. Çalışmalar devam ederken, Arsenal, yeraltı kilisesi, Mithras Kutsal alanı ve tonozlu sarnıçlar için de başlayacak restorasyon çalışmaları için hazırlıklar tamamlandı. Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, Zerzevan Kalesi’nin Roma’nın önemli bir sınır garnizonu olduğunu vurguladı. 3 bin yıllık bir tarihe sahip kalenin Asur döneminden itibaren kullanılan bir alandan olduğunu belirten Coşkun, fakat son haline getiren Roma İmparatorluğu olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Coşkun, hem imparatorluk, hem Pagan hem de Hristiyanlık döneminde oldukça önemli bir sınır hattında yer alan garnizonun özelikle Amida ve Nisibis hattında kazı yapılan tek alan olduğunu söyleyebileceklerini kaydederek, "2014 yılında kazı çalışmaları başladı, akabinde restorasyon çalışmaları başladı. Bu yılda ‘Geleceğe Miras Projesi’ kapsamında hem büyük kilise de, hem güney kule de restorasyon çalışmaları bütün hızıyla devam ediyor. Bakanlığımız, Zerzevan Kalesinde özelikle restorasyon çalışmaları için önemli bütçeler ayırdı. 2020 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesinde yer alan kale, inşallah bu yıldan itibaren asıl listeye girmesi için de bakanlığımız nezdinde yoğun bir şekilde çalışılıyor" dedi. "Uluslararası restorasyon ilkeleri uygulanıyor" "Restorasyon yapmamızın amacı mevcut yapıları gelecek kuşaklara aktarmak ve bu yapıları sağlamlaştırmak için aynı zamanda gelen ziyaretçiler için de önemli bir görsel alan oluşturuyoruz" diyen Coşkun, konuşmasını şöyle tamamlandı: "Hem yapıların korunmasına yönelik hem de sonraki dönemlerde tahribatını önlemek amacıyla çünkü hava şrtlarında tahribat olabiliyor. Bunu önlemek amacıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Mevcut yapılar sağlamlaştırılıyor, bununla birlikte birçok uygulama yapılıyor. Uluslararası restorasyon ilkeleri uygulanıyor. Etap etap yapılıyor. Öncelikle güney kule ve kilise başlatıldı. Bu çalışmalar şu an devam ediyor. Akabinde Arsenal, yeraltı kilisesi, Mithras Kutsal alanı, tonozlu sarnıçlar bu yapılarda da restorasyon çalışmaları başlayacak. Hazırlıklarımızı yaptık, gerekli çalışmalar tamamlandı, uygulama çalışmaları da yakın zamanda başlayacak."
Diyarbakır’da Dünya Emzirme Haftası kutlandı
05 Ağustos 2025 Salı - 13:49 Diyarbakır’da Dünya Emzirme Haftası kutlandı Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde ’Dünya Emzirme Haftası’ kapsamında farkındalık etkinliği düzenlendi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Heybet Tüzün’ün öncülüğünde gerçekleşen etkinliğe, sağlık çalışanları ve yeni doğum yapan anneler katıldı. Programda emzirmenin önemi vurgulandı, katılımcılarla birlikte pasta kesilirken, annelere çeşitli hediyeler takdim edildi. Etkinlikler kapsamında kentin birçok noktasına Dünya Emzirme Haftası’na dair pankartlar asılarak anneler ve anne adaylarının bilinçlendirildi. Uzm. Dr. Tüzün, 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası dolayısıyla, anne sütünün önemini vurgulamak ve anne sütünün sürdürülebilirliğini artırmak amacıyla etkinlikler düzenlediklerini söyledi. Tüzün, "Anne sütü, bildiğiniz gibi bebeklerin gelişimi için çok önem arz ediyor. Bu noktada özellikle ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmenin, hem besin değeri açısından hem de bağışıklık sistemi ve diğer bütün enerji kaynakları açısından yeterli olduğunu biliyoruz. Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi, ilk 6 ay sadece anne sütü, 6 aydan sonra ise tamamlayıcı beslenmeye geçilerek, 2 yaş ve ötesine kadar anne sütünün devamıdır. Bu noktada, biz anne sütünün özellikle erken başlatılmasının bağırsak florasının oturmasında ve mikrobiyotların oluşmasında ciddi önem arz ettiğini biliyoruz. Bu da bebeğin bütün gelecek yaşamında; özellikle obezite, diyabet, astım ve alerjik hastalıkların oluşmaması açısından büyük önem arz ediyor" dedi. İlk başlarda bebeğin kilosu uygun değilse bile, ten tene temas ve kanguru bakımı eğitimi verdiklerini dile getiren Tüzün, "Bu sayede annelerin bebekle bağı artıyor. Hormon salınımı dengeye girdikten sonra, annelerin kaygıları azalıyor ve böylece süt devamlılığı sağlanıyor. Bu noktada İl Sağlık Müdürlüğü, ilin belli yerlerine afişler asarak farkındalık için çalışıyor. Bizim hedefimiz; sağlık profesyonelleri olarak, halk da bütün kesimlerini işin içine katarak anne sütünün sürdürülebilirliğini ve önemini artırmak. Tarihsel olarak, milyarlarca insan hatta diğer canlı türleri yavrularını emzirebiliyor. Buradaki en önemli nokta, annenin anne sütüne inanmasıdır. Bu birinci faktör. İkincisi; kaygıları azaltıldıktan sonra uygun teknikle beslemeyi öğretmek, doğru beslenme, hamilelik öncesi planlı gebelikler ve gebelik sonrası uygun ortamın sağlanması gerekiyor. Ailenin buna inanması her şeyden önce önemlidir. Süt artırıcı gıdalar, ağır beslenme ya da ağır diyetler aslında çok gerekli değil. Günlük, normal alması gereken gıdalarla beslenen bir anne; uygun sıvı takviyesi aldığı zaman ve kaygı bozukluğu yaşamadığında yeterince süt üretebiliyor. Anne sütü bu şekilde yeterli hale geliyor" diye konuştu.
Diyarbakır’da Dünya Emzirme Haftası kutlandı
05 Ağustos 2025 Salı - 13:27 Diyarbakır’da Dünya Emzirme Haftası kutlandı Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde "Dünya Emzirme Haftası" kapsamında farkındalık etkinliği düzenlendi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Heybet Tüzün’ün öncülüğünde gerçekleşen etkinliğe, sağlık çalışanları ve yeni doğum yapan anneler katıldı. Programda emzirmenin önemi vurgulandı, katılımcılarla birlikte pasta kesilirken, annelere çeşitli hediyeler de takdim edildi. Etkinlikler kapsamında kentin birçok noktasına Dünya Emzirme Haftası’na dair pankartlar asılarak anneler ve anne adaylarının bilinçlendirildi. Uzm. Dr. Tüzün, 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası dolayısıyla, anne sütünün önemini vurgulamak ve anne sütünün sürdürülebilirliğini artırmak amacıyla etkinlikler düzenlediklerini söyledi. Tüzün, " Anne sütü, bildiğiniz gibi bebeklerin gelişimi için çok önem arz ediyor. Bu noktada özellikle ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmenin, hem besin değeri açısından hem de bağışıklık sistemi ve diğer bütün enerji kaynakları açısından yeterli olduğunu biliyoruz. Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi, ilk 6 ay sadece anne sütü, 6 aydan sonra ise tamamlayıcı beslenmeye geçilerek 2 yaş ve ötesine kadar anne sütünün devamıdır. Bu noktada, biz anne sütünün özellikle erken başlatılmasının bağırsak florasının oturmasında ve mikrobiyotların oluşmasında ciddi önem arz ettiğini biliyoruz. Bu da bebeğin bütün gelecek yaşamında; özellikle obezite, diyabet, astım ve alerjik hastalıkların oluşmaması açısından büyük önem arz ediyor" dedi. İlk başlarda bebeğin kilosu uygun değilse bile, ten tene temas ve kanguru bakımı eğitimi verdiklerini dile getiren Tüzün, "Bu sayede annelerin bebekle bağı artıyor. Hormon salınımı dengeye girdikten sonra, annelerin kaygıları azalıyor ve böylece süt devamlılığı sağlanıyor. Bu noktada İl Sağlık Müdürlüğü, ilin belli yerlerine afişler asarak farkındalık yaratmaya çalışıyor. Bizim hedefimiz; sağlık profesyonelleri olarak, halk da bütün kesimlerini işin içine katarak anne sütünün sürdürülebilirliğini ve önemini artırmak. Tarihsel olarak, milyarlarca insan hatta diğer canlı türleri yavrularını emzirebiliyor. Buradaki en önemli nokta, annenin anne sütüne inanmasıdır. Bu birinci faktör. İkincisi; kaygıları azaltıldıktan sonra uygun teknikle beslemeyi öğretmek, doğru beslenme, hamilelik öncesi planlı gebelikler ve gebelik sonrası uygun ortamın sağlanması gerekiyor. Ailenin buna inanması her şeyden önce önemlidir. Süt artırıcı gıdalar, ağır beslenme ya da ağır diyetler aslında çok gerekli değil. Günlük, normal alması gereken gıdalarla beslenen bir anne; uygun sıvı takviyesi aldığı zaman ve kaygı bozukluğu yaşamadığında yeterince süt üretebiliyor. Anne sütü bu şekilde yeterli hale geliyor" diye konuştu.
AMATEM hastalarından konser
05 Ağustos 2025 Salı - 12:55 AMATEM hastalarından konser Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (AMATEM) biriminde tedavi gören hastalar, oluşturdukları koro ile dinleyicilere duygusal anlar yaşatan bir konser verdi. Bağımlılık tedavisi gören bireyler tarafından kurulan koro, hastane bünyesinde yürütülen sosyal terapi çalışmaları kapsamında sahne aldı. Hasta yakınları ve sağlık çalışanlarının da katıldığı etkinlik, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Etkinlik hakkında konuşan Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Sorumlusu Doktor Öğretim Üyesi Necla Keskin Özdemir, sanatın bağımlılıkla mücadeledeki önemine dikkat çekti. AMATEM’de tedavi sürecini sadece tıbbi müdahale ile sınırlı tuttuklarını belirten Özdemir, "Müzik, resim, el işi gibi sanatsal faaliyetlerle bireylerin iç dünyalarına temas ediyoruz. Sanat, hem ifade biçimi hem de onarıcı bir güç olarak hastalarımızın hayata yeniden bağlanmalarını sağlıyor. Bu konser, onların içinden gelen sesi hep birlikte duymamıza vesile oldu" dedi. Merkezde tedavi gören bireyler; müzik, resim ve el işi gibi çeşitli kurslarla destekleniyor. Bu etkinlikler, hem hastaların motivasyonunu artırıyor hem de toplumla yeniden bütünleşmelerine katkı sağlıyor. Konser sonunda katılımcılar, sahnedeki performansı uzun süre alkışladı. Etkinlik, sağlık ve sanatın bir araya geldiğinde nasıl güçlü bir dönüşüm oluşturabileceğini bir kez daha ortaya koydu.
Diyarbakır Ulu Cami’de Roma Dönemine ait aktif su sarnıcı görüntülendi
05 Ağustos 2025 Salı - 09:34 Diyarbakır Ulu Cami’de Roma Dönemine ait aktif su sarnıcı görüntülendi Diyarbakır Ulu Cami’de Roma dönemine ait olduğu düşünülen yer altı su sarnıcı günümüzde halen aktif olarak kullanılıyor. Kentin simge yapılarından biri olan ve 3 bin 400 yıllık tarihiyle dikkat çeken İslam aleminin 5. Harem-i Şerifi olarak bilinen Ulu Cami, barındırdığı kültürel mirasla ziyaretçilerini etkilemeye devam ediyor. Araştırmacı Yazar Abdulaziz Yatkın, camilerde ve ibadethanelerin genellikle su kaynaklarının üzerine yapıldığını söyledi. Yatkın, "Diyarbakır Ulu Cami’de tarihi bir su sarnıcı vardır. Roma döneminden kalma bir su sarnıcıdır. 16 buçuk metre uzunluğunda, 2 buçuk metre genişliğinde, 2 metre 80 santimetre yüksekliğinde halen su kaynağı aktif olan bir sarnıçtır. Zaman zaman sarnıçtan su çıkarılıp cami avlusu temizliğinde kullanılır ve su eksilir, su tekrardan kendiliğinden kaynaktan sarnıca dolar" ifadelerini kullandı. Eski çağlarda kuyu görevi gören ve zamanla üzeri kapatılan sarnıcın turizm açısından görsel bir şölen oluşturulabileceğine değinen Yatkın, "Su sarnıcının içinde iki tane pencere vardır. Yeryüzüne doğru bakan bu 2 tane pencerenin üzerini kapatan taşların kaldırılıp üzeri kırılmaz camla kapatılıp, ışıklandırma yapılırsa Ulu Cami için güzel bir görünüm olur ve turistler içinde güzel bir ambiyans oluşmuş olur" dedi. Kesin olarak ne zaman yapıldığının bilinmediğini aktaran Yatkın, "Roma döneminde yapıldığı tahmin ediliyor. Zaten cami 3 bin 400 yıllık bir geçmişi vardır ve bu sarnıcında en az o kadar bir geçmişinin olduğunu düşünüyoruz. Halen kullanılıyor, halen faaldir" şeklinde konuştu. 2017 yılında gerekli izinleri aldıktan sonra sarnıcın içerisine girdiğini dile getiren Yatkın, "Ulu cami kitabımı hazırladığım zaman oraya girdim. Suyu gördüm, ölçümünü yaptım. Su kaynağı nereden geliyor onun tespitini yaptım. Su sarnıcının iki penceresinin tam altında 100 santim genişliğinde iki tane kuyu vardır. Bu kuyulara su doluyordu ve insanlar testiler yardımıyla bu kuyulardan su çekiyordu" dedi. Yatkın, bu su sarnıcının Diyarbakır’ın ve Ulu Cami’nin tanıtımına katkı sağlayabileceğini söyledi.
Diyarbakır Ulu Cami’de Roma Dönemine ait aktif su sarnıcı görüntülendi
05 Ağustos 2025 Salı - 09:26 Diyarbakır Ulu Cami’de Roma Dönemine ait aktif su sarnıcı görüntülendi Diyarbakır Ulu Cami’de Roma dönemine ait olduğu düşünülen yer altı su sarnıcı günümüzde halen aktif olarak kullanılıyor. Kentin simge yapılarından biri olan ve 3 bin 400 yıllık tarihiyle dikkat çeken İslam Aleminin 5. Haremi Şerifi olarak bilinen Ulu Cami, barındırdığı kültürel mirasla ziyaretçilerini etkilemeye devam ediyor. Araştırmacı Yazar Abdulaziz Yatkın, camilerde ve ibadethanelerin genellikle su kaynaklarının üzerine yapıldığını söyledi. Yatkın, "Diyarbakır Ulu Cami’de de tarihi bir su sarnıcı vardır. Roma döneminden kalma bir su sarnıcıdır. 16 buçuk metre uzunluğunda, 2 buçuk metre genişliğinde, 2 metre 80 santimetre yüksekliğinde halen su kaynağı aktif olan bir sarnıçtır. Zaman zaman sarnıçtan su çıkarılıp cami avlusu temizliğinde kullanılır ve su eksilir, su tekrardan kendiliğinden kaynaktan sarnıca dolar" ifadelerini kullandı. Eski çağlarda kuyu görevi de gören ve zamanla üzeri kapatılan sarnıcın turizm açısında da görsel bir şölen oluşturulabileceğine değinen Yatkın, "Su sarnıcının içinde 2 tane pencere vardır. Yeryüzüne doğru bakan bu 2 tane pencerenin üzerini kapatan taşların kaldırılıp üzeri kırılmaz camla kapatılıp, ışıklandırma da yapılırsa Ulu cami için güzel bir görünüm olur ve turistler içinde güzel bir ambiyans oluşmuş olur" dedi. Kesin olarak ne zaman yapıldığının bilinmediğini aktaran Yatkın, "Roma döneminde yapıldığı tahmin ediliyor. Zaten cami 3 bin 400 yıllık bir geçmişi vardır ve bu sarnıcında en az o kadar bir geçmişinin olduğunu düşünüyoruz. Halen kullanılıyor, halen faaldir" şeklinde konuştu. 2017 yılında gerekli izinleri aldıktan sonra sarnıcın içerisine girdiğini dile getiren Yatkın, "Ulu cami kitabımı hazırladığım zaman oraya girdim. Suyu gördüm, ölçümünü yaptım. Su kaynağı nereden geliyor onun tespitini yaptım. Su sarnıcının iki penceresinin tam altında 100 santim genişliğinde 2 tane kuyu vardır. Bu kuyulara su doluyordu ve insanlar testiler yardımıyla bu kuyulardan su çekiyordu" dedi. Yatkın, bu su sarnıcının Diyarbakır’ın ve Ulu Cami’nin tanıtımına katkı sağlayabileceğini söyledi. (MAK-RK-Y)