Yerel Haberler
Diyarbakır
Kadın muhtardan Anneler Gününde anlamlı jest 10 Mayıs 2026 Pazar - 10:55:57 Diyarbakır’da muhtar Dilek Demir, 10 Mayıs Dünya Anneler Günü dolayısıyla mahalledeki kadınlara kapı kapı gezerek çiçek dağıttı. Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Muradiye Mahallesi’nde Anneler Günü anlamlı bir etkinlikle kutlandı. Mahalle Muhtarı Dilek Demir, Anneler Günü dolayısıyla kadınları unutmadı. Mahallede sokak sokak, kapı kapı dolaşan Demir, kadınlara çiçek vererek Anneler Gününü kutladı. Büyük bir memnuniyetle karşılanan etkinlikte, mahalle sakinleri bu anlamlı jestten dolayı muhtarlarına teşekkür etti. Demir, Anneler Günü vesilesi ile tüm annelerin Anneler Gününü kutlayarak şu ifadeleri kullandı: ’’Gelecekte anne olacak anne adayları, kız çocuklarımızın da Anneler Gününü kutluyoruz. Zorluklarda direnen annelerimiz, zorlu hayat geçiren, çabalayan, emekçi annelerimizin, tek başına hem annelik hem babalık yapan annelerimizin Anneler Gününü kutluyoruz. Tüm anneler güçlüdür. Anne ismi çok ağır bir isimdir. Annedir, babadır, askerdir, polistir, korumacıdır, doktordur, hemşiredir. Anne her şeydir. Anne sevgidir, anne şefkattir, anne sevgi limanıdır, anne şefkat timsalidir. Annelerimize saygı duyalım. Annelerimizin sözünden çıkmayalım. Anneler en iyisini, en güzelini bilir. Lütfen toplum olarak, gençler olarak, çocuklar olarak annelerimizin dediklerine kulak verelim. Çünkü bir zamanlar onlar da çocuktu. Sizin yaşadıklarınızı yaşadılar, zorlukları gördüler ve sizin yaşamanızı istemedikleri için sizi doğru yola yönlendiriyorlar. Annelerimizi lütfen dinleyelim. Kötü arkadaşlardan, her şeyden uzak duralım. Herkesin Anneler Gününü kutluyorum" dedi. Halı dokuma kursunda çalışan Ceyda Binen ise, bugünü bize hatırlattığı için muhtar Demir’e teşekkür etti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:54 3’ü engelli 4 çocuğuna hem annelik hem babalık yapıyor Diyarbakır’da yaşayan 3’ü engelli 4 çocuk annesi Mülkiye Gögercin, 10 yıldır tek başına verdiği yaşam mücadelesiyle Anneler Gününün en anlamlı hikayelerinden birini yazıyor. Çocuklarına hem annelik hem babalık yapan Gögercin, sabah 10’dan gece 22.00’ye kadar çalışıp, ardından geldiği evinde çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamaya çalışıyor. Anneler Gününde fedakarlığın en somut örneklerinden biri Mülkiye Gögercin’in hayatında karşılık buluyor. 4 çocuk annesi Gögercin, eşinden boşandıktan sonra geçen 10 yılda tüm yükü tek başına omuzladı. Bir lokantada bulaşıkçı olarak çalışan Gögercin, sabah 10’da başladığı mesaisini gece 22.00’da tamamlıyor. Gün boyu yoğun tempoda çalışan fedakar anne, iş çıkışı dinlenmek yerine evine koşarak çocuklarının yanına gidiyor. 3 çocuğunun engelli olması nedeniyle evdeki sorumlulukları daha da ağır olan Gögercin, çocuklarının yemek, temizlik ve bakım ihtiyaçlarını tek başına karşılıyor. Gece geç saatlere kadar süren bu çaba, onun hayatının rutinine dönüşmüş durumda. Bir yandan evinin geçimini sağlamak için çalışan, diğer yandan çocuklarının her ihtiyacıyla yakından ilgilenen Mülkiye Gögercin, Anneler Gününün sadece bir kutlama değil, aynı zamanda görünmeyen emeklerin hatırlanması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. 3’ü engelli 4 çocuğu ile yaşadığını belirten Gögercin, ’’Maddi durumum iyi değil. Çalışmazsam bize bakabilecek başka kimse yok. Asgari ücret ile çalışıyorum. Bazen işsiz kalıyorum. Çocuklarım için çalışıyorum, onlara bakıyorum. Mücadele ediyorum. Eski kocam ile 10 yıl önce ayrıldık. Evliyken bakmıyordu boşandıktan sonrada ne bana ne de çocuklarıma bakmıyor. Çocuklarımı evde bırakıp çalışmak zorundayım. Çalışmazsam olmaz. Saat 10.00’da gidiyorum, akşam 22.00’ye kadar çalışıyorum. İşten çıktıktan sonra birde gelip evde çalışıyorum. Bulaşık, çamaşır, temizlik, yemek derken saat geç oluyor gece yarısı yatırıyorum" dedi. ’’Hayat çok zor’’ Çok fazla işte çalıştığını belirten Gögercin, şu ifadeleri kullandı: ’’Temizlik, bulaşık, yemek ne iş olsa yapıyorum. Şuan bir lokantada bulaşıkçılık yapıyorum. 3 çocuğum da hem fiziki hem de zihinsel engellidir ama maaş alamıyorum. Ne yaptıysam olmadı veremediler. Okula da gidemiyorlar ilgilenemediğim için. Sabah erken saatlerde kalkıyorum yemeklerini hazırlıyorum ondan sonra işe gidiyorum. Bazen geç bile gidiyorum sağ olsun patronum kızmıyor. Yiyecek çok fazla bir şeyimiz yok pilav ya da çorba yapıyorum çocuklarıma. Bu işe yeni başladım. Kira, elektrik, su giderim çok olduğu için onlara öncelik verdim. Geçimimi çok zor yapıyorum. Çünkü hayat çok zor. Allah hepimize yardım etsin" şeklinde konuştu. Anneler Günü içinde güzel temennilerde bulunan Gögercin, "Allah herkesten razı olsun. Tüm kadınların Anneler Günü kutlu olsun. Çocuklarım için idare ediyorum. Çocuklarım olmasa zaten benim için hayatın anlamı olmaz. 10 yıldır kocam yok ben çocuklarıma bakıyorum ve onlar için bu zorluklara katlanıyorum. Hayatımı çocuklarıma adamışım" ifadelerini kullandı.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:54 Kadın muhtardan Anneler Gününde anlamlı jest Diyarbakır’da muhtar Dilek Demir, 10 Mayıs Dünya Anneler Günü dolayısıyla mahalledeki kadınlara kapı kapı gezerek çiçek dağıttı. Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Muradiye Mahallesi’nde Anneler Günü anlamlı bir etkinlikle kutlandı. Mahalle Muhtarı Dilek Demir, Anneler Günü dolayısıyla kadınları unutmadı. Mahallede sokak sokak, kapı kapı dolaşan Demir, kadınlara çiçek vererek Anneler Gününü kutladı. Büyük bir memnuniyetle karşılanan etkinlikte, mahalle sakinleri bu anlamlı jestten dolayı muhtarlarına teşekkür etti. Demir, Anneler Günü vesilesi ile tüm annelerin Anneler Gününü kutlayarak şu ifadeleri kullandı: ’’Gelecekte anne olacak anne adayları, kız çocuklarımızın da Anneler Gününü kutluyoruz. Zorluklarda direnen annelerimiz, zorlu hayat geçiren, çabalayan, emekçi annelerimizin, tek başına hem annelik hem babalık yapan annelerimizin Anneler Gününü kutluyoruz. Tüm anneler güçlüdür. Anne ismi çok ağır bir isimdir. Annedir, babadır, askerdir, polistir, korumacıdır, doktordur, hemşiredir. Anne her şeydir. Anne sevgidir, anne şefkattir, anne sevgi limanıdır, anne şefkat timsalidir. Annelerimize saygı duyalım. Annelerimizin sözünden çıkmayalım. Anneler en iyisini, en güzelini bilir. Lütfen toplum olarak, gençler olarak, çocuklar olarak annelerimizin dediklerine kulak verelim. Çünkü bir zamanlar onlar da çocuktu. Sizin yaşadıklarınızı yaşadılar, zorlukları gördüler ve sizin yaşamanızı istemedikleri için sizi doğru yola yönlendiriyorlar. Annelerimizi lütfen dinleyelim. Kötü arkadaşlardan, her şeyden uzak duralım. Herkesin Anneler Gününü kutluyorum" dedi. Halı dokuma kursunda çalışan Ceyda Binen ise, bugünü bize hatırlattığı için muhtar Demir’e teşekkür etti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:52 3’ü engelli 4 çocuğuna hem annelik hem babalık yapıyor Diyarbakır’da yaşayan 3’ü engelli 4 çocuk annesi Mülkiye Gögercin, 10 yıldır tek başına verdiği yaşam mücadelesiyle Anneler Gününün en anlamlı hikayelerinden birini yazıyor. Çocuklarına hem annelik hem babalık yapan Gögercin, sabah 10’dan gece 22.00’a kadar çalışıp, ardından geldiği evinde çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamaya çalışıyor. Anneler Gününde fedakarlığın en somut örneklerinden biri Mülkiye Gögercin’in hayatında karşılık buluyor. 4 çocuk annesi Gögercin, eşinden boşandıktan sonra geçen 10 yılda tüm yükü tek başına omuzladı. Bir lokantada bulaşıkçı olarak çalışan Gögercin, sabah 10’da başladığı mesaisini gece 22.00’da tamamlıyor. Gün boyu yoğun tempoda çalışan fedakar anne, iş çıkışı dinlenmek yerine evine koşarak çocuklarının yanına gidiyor. 3 çocuğunun engelli olması nedeniyle evdeki sorumlulukları daha da ağır olan Gögercin, çocuklarının yemek, temizlik ve bakım ihtiyaçlarını tek başına karşılıyor. Gece geç saatlere kadar süren bu çaba, onun hayatının rutinine dönüşmüş durumda. Bir yandan evinin geçimini sağlamak için çalışan, diğer yandan çocuklarının her ihtiyacıyla yakından ilgilenen Mülkiye Gögercin, Anneler Gününün sadece bir kutlama değil, aynı zamanda görünmeyen emeklerin hatırlanması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. 3’ü engelli 4 çocuğu ile yaşadığını belirten Gögercin, ’’Maddi durumum iyi değil. Çalışmazsam bize bakabilecek başka kimse yok. Asgari ücret ile çalışıyorum. Bazen işsiz kalıyorum. Çocuklarım için çalışıyorum, onlara bakıyorum. Mücadele ediyorum. Eski kocam ile 10 yıl önce ayrıldık. Evliyken bakmıyordu boşandıktan sonrada ne bana ne de çocuklarıma bakmıyor. Çocuklarımı evde bırakıp çalışmak zorundayım. Çalışmazsam olmaz. Saat 10.00’da gidiyorum, akşam 22.00’ye kadar çalışıyorum. İşten çıktıktan sonra birde gelip evde çalışıyorum. Bulaşık, çamaşır, temizlik, yemek derken saat geç oluyor gece yarısı yatırıyorum" dedi. ’’Hayat çok zor’’ Çok fazla işte çalıştığını belirten Gögercin, şu ifadeleri kullandı: ’’Temizlik, bulaşık, yemek ne iş olsa yapıyorum. Şuan bir lokantada bulaşıkçılık yapıyorum. 3 çocuğum da hem fiziki hem de zihinsel engellidir ama maaş alamıyorum. Ne yaptıysam olmadı veremediler. Okula da gidemiyorlar ilgilenemediğim için. Sabah erken saatlerde kalkıyorum yemeklerini hazırlıyorum ondan sonra işe gidiyorum. Bazen geç bile gidiyorum sağ olsun patronum kızmıyor. Yiyecek çok fazla bir şeyimiz yok pilav ya da çorba yapıyorum çocuklarıma. Bu işe yeni başladım. Kira, elektrik, su giderim çok olduğu için onlara öncelik verdim. Geçimimi çok zor yapıyorum. Çünkü hayat çok zor. Allah hepimize yardım etsin" şeklinde konuştu. Anneler Günü içinde güzel temennilerde bulunan Gögercin, "Allah herkesten razı olsun. Tüm kadınların Anneler Günü kutlu olsun. Çocuklarım için idare ediyorum. Çocuklarım olmasa zaten benim için hayatın anlamı olmaz. 10 yıldır kocam yok ben çocuklarıma bakıyorum ve onlar için bu zorluklara katlanıyorum. Hayatımı çocuklarıma adamışım" ifadelerini kullandı.
DİSİDER’den konut, kira ve arsa fiyatlarındaki artışa eleştiri
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 17:58 DİSİDER’den konut, kira ve arsa fiyatlarındaki artışa eleştiri Diyarbakır Sanayici ve İş Dünyası Derneği (DİSİDER) Başkanı Şeyhmus Akbaş, "Barınma hakkı temel bir insan hakkıdır. Ne yazık ki bugün bu hak giderek erişilemez hâle gelmekte; özellikle konut fiyatlarındaki artış ve kredi faizlerinin yüksekliği artık sadece dar ve sabit gelirli vatandaşları değil, orta sınıfı da derinden etkilemektedir" dedi. DİSİDER Başkanı Şeyhmus Akbaş, toplumsal bir soruna dönüşen konut, kira ve arsa fiyatlarındaki fahiş fiyatlara ilişkin basın toplantısı düzenledi. Akbaş, "Son aylarda özellikle büyüyen şehir merkezlerinde yaşanan kontrolsüz konut ve kira artışları yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda ciddi bir sosyal krizin habercisi haline gelmiştir. Barınma hakkı temel bir insan hakkıdır. Ne yazık ki bugün bu hak giderek erişilemez hâle gelmekte; özellikle konut fiyatlarındaki artış ve kredi faizlerinin yüksekliği, artık sadece dar ve sabit gelirli vatandaşları değil, orta sınıfı da derinden etkilemektedir" dedi. Arsa ve konut piyasasındaki spekülatif artışların ihracatçı ve sanayiciyi, üretimi teşvik etmesi gereken sermayeyi sanayiden koparıp emlakçılığa yönlendirdiğini aktaran Akbaş, sözlerine şöyle devam etti: "Buradan açıkça ifade etmek isteriz ki kolaycılık kalkınmamızın önünde duran en büyük engellerden biridir. DİSİDER olarak yaptığımız analizler göstermektedir ki inşaat malzemeleri ve işçilik maliyetlerinde kayda değer bir artış yaşanmamış olmasına rağmen konut, kira ve özellikle arsa fiyatlarındaki fahiş yükselişler ekonomik gerçeklerle açıklanamayacak boyuttadır. Bu tablo, spekülatif ve manipülatif bir piyasa gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu kontrolsüzlük yalnızca bireyleri değil; şehirlerin sosyal dokusunu, adil yaşam hakkını ve ekonomik sürdürülebilirliği de derinden sarsmaktadır. Özellikle enflasyonu körüklemekte ve ekonomik istikrarı tehdit etmektedir. Bu noktada altını çizerek vurgulamak istiyoruz; konut bir yatırım aracı değil, herkes için erişilebilir, güvenli ve insanca bir yaşamın temelidir. Bu nedenle tüm sektör paydaşlarını sorumlu, duyarlı ve adil bir duruşa davet ediyoruz. Kar elbette önemlidir ancak toplum odaklı çözümlere bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Aksi halde yalnızca konut satışlarında değil, genel olarak inşaat sektöründe de ciddi sorunlar yaşanacak, süreç içinden çıkılamaz bir hâl alacaktır. Bu çerçevede Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) deprem konutlarında sergilediği başarılı uygulamaların sosyal konut üretiminde de sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca 30 Haziran 2025’te sonlanan yerinde dönüşümün tekrardan gözden geçirilmesi önemini vurgulayarak, Hazine ve TOKİ’ye ait arsaların yapı kooperatiflerine, konut üreten firmalara öncelikli ve uygun fiyatlarla tahsis edilmesi, hem TOKİ’nin yükünü hafifletecek, hem fiyat istikrarı sağlayacak, hem de konut krizine kalıcı çözümler üretecektir. Yerel yönetimlere de bu süreçte önemli sorumluluklar düşmektedir. Arsa rantının önüne geçilmeli, uydu kentler oluşturulmalı ve ucuz konut üretim mekanizmaları hızla devreye alınmalıdır. Bu adımlar yalnızca bugünün sorunlarını değil, yarının şehirlerini ve toplumsal huzurunu da doğrudan etkileyecektir. DİSİDER olarak bu süreçte üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğumuzu ifade etmek isteriz. Çünkü biz inanıyoruz ki barınma hakkı kutsaldır. Ve bu hakkın korunması hepimizin ortak sorumluluğudur."
Diyarbakır’da sinema keyfi açık havaya taşınıyor
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:02 Diyarbakır’da sinema keyfi açık havaya taşınıyor Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri, açık hava film gösterimleri ile sinema keyfini park ve mahallelere taşıyor. Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığına bağlı Sinebir ile Kayapınar, Bağlar, Sur ve Yenişehir belediyeleri, sinema keyfini parklara taşıyor. Ağustos ayı boyunca düzenlenecek açık hava film gösterimleri, yaz akşamlarını filmlerle buluşturuyor. Kent merkezinden ilçelere uzanan etkinlik, parklarda her yaştan izleyiciyi bir araya getirmeyi hedefliyor. Parklarda gösterilecek tüm filmler ücretsiz olacak. Gösterimlerin başlama saati ise 20.00 olacak. Kayapınar’da 1 Ağustos’ta Park Orman’da Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri filmi, 6 Ağustos’ta Barış Parkı’nda Gergerok filmi, 13 Ağustos’ta 500 Evler Spor Kompleksi’nde Neşeli Çiftlik filmi, 20 Ağustos’ta Peyas Mahallesi’nde Şirinler filmi, Sur’da; 5 Ağustos’ta Alipaşa Mahallesi’nde Neşeli Çiftlik filmi, 12’ta Ağustos’ta Tilelek Mahallesi’nde Gergerok filmi, 19 Ağustos’ta Zorova Mahallesi’nde Komşum Totoro filmi, 26 Ağustos’ta İskenderpaşa Mahallesi’nde Ciran filmi, Yenişehir’de; 7 Ağustos’ta Üçkuyu TOKİ Mahmut Zengin Parkı’nda Benim Adım Mutlu, 14 Ağustos’ta Seyrantepe Toplu Konut Koru Parkı’nda Ciran filmi, 21 Ağustos’ta Yenişehir Belediyesi Parkı’nda Çirkin Ördek Yavrusu (Zazaki) filmi, 28 Ağustos’ta Çelikevler Sokağı’nda Şirinler filmi, Bağlar’da; 9 Ağustos’ta Körhat Parkı’nda Komşum Totoro filmi, 16 Ağustos’ta Gül Parkı’nda Çirkin Ördek Yavrusu (Zazaki), 23 Ağustos’ta Koşuyolu Parkı’nda Benim Adım Mutlu filmi, 30 Ağustos Rıhan Parkı’nda Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri filmi vatandaşlarla buluşacak.
DİSİDER’den konut, kira ve arsa fiyatlarındaki artışa eleştiri
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:54 DİSİDER’den konut, kira ve arsa fiyatlarındaki artışa eleştiri Diyarbakır Sanayici ve İş Dünyası Derneği (DİSİDER) hayatı doğrudan etkileyen ve toplumsal bir soruna dönüşen konut, kira ve arsa fiyatlarındaki aşırı artışlar konusunda kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla basın toplantısı düzenledi. Basın açıklamasını yapan DİSİDER Başkanı Şeyhmus Akbaş, herkesin hayatını doğrudan etkileyen ve derin bir toplumsal soruna dönüşen konut, kira ve arsa fiyatlarındaki aşırı artışlara dair görüşlerini kamuoyuyla paylaşmak üzere bir araya geldiklerini ifade etti. Akbaş, "Son aylarda, özellikle büyüyen şehir merkezlerinde yaşanan kontrolsüz konut ve kira artışları yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda ciddi bir sosyal krizin habercisi haline gelmiştir. Barınma hakkı, temel bir insan hakkıdır. Ne yazık ki bugün bu hak giderek erişilemez hâle gelmekte; özellikle konut fiyatlarındaki artış ve kredi faizlerinin yüksekliği, artık sadece dar ve sabit gelirli vatandaşları değil, orta sınıfı da derinden etkilemektedir" dedi. Arsa ve konut piyasasındaki spekülatif artışlar; ihracatçı ve sanayici üretimi teşvik etmesi gereken sermayeyi sanayiden koparıp, emlakçılığa yönlendirdiğini aktaran Akbaş sözlerine şöyle devam etti: "Buradan açıkça ifade etmek isteriz ki; kolaycılık, kalkınmamızın önünde duran en büyük engellerden biridir. DİSİDER olarak yaptığımız analizler göstermektedir ki; inşaat malzemeleri ve işçilik maliyetlerinde kayda değer bir artış yaşanmamış olmasına rağmen, konut, kira ve özellikle arsa fiyatlarındaki fahiş yükselişler ekonomik gerçeklerle açıklanamayacak boyuttadır. Bu tablo, spekülatif ve manipülatif bir piyasa gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu kontrolsüzlük yalnızca bireyleri değil; şehirlerin sosyal dokusunu, adil yaşam hakkını ve ekonomik sürdürülebilirliği de derinden sarsmaktadır. Özellikle enflasyonu körüklemekte ve ekonomik istikrarı tehdit etmektedir. Bu noktada altını çizerek vurgulamak istiyoruz, konut bir yatırım aracı değil, herkes için erişilebilir, güvenli ve insanca bir yaşamın temelidir. Bu nedenle, tüm sektör paydaşlarını sorumlu, duyarlı ve adil bir duruşa davet ediyoruz. Kar elbette önemlidir; ancak toplum odaklı çözümlere bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Aksi halde yalnızca konut satışlarında değil, genel olarak inşaat sektöründe de ciddi sorunlar yaşanacak, süreç içinden çıkılamaz bir hâl alacaktır. Bu çerçevede, Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) deprem konutlarında sergilediği başarılı uygulamaların, sosyal konut üretiminde de sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca 30 Haziran 2025’te sonlanan yerinde dönüşümün tekrardan gözden geçirilmesi önemini vurgulayarak, Hazine ve TOKİ’ye ait arsaların yapı kooperatiflerine, konut üreten firmalara öncelikli ve uygun fiyatlarla tahsis edilmesi, hem TOKİ’nin yükünü hafifletecek, hem fiyat istikrarı sağlayacak, hem de konut krizine kalıcı çözümler üretecektir. Değerli basın mensupları, Yerel yönetimlere de bu süreçte önemli sorumluluklar düşmektedir. Arsa rantının önüne geçilmeli, uydu kentler oluşturulmalı ve ucuz konut üretim mekanizmaları hızla devreye alınmalıdır. Bu adımlar yalnızca bugünün sorunlarını değil, yarının şehirlerini ve toplumsal huzurunu da doğrudan etkileyecektir. DİSİDER olarak, bu süreçte üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğumuzu ifade etmek isteriz. Çünkü biz inanıyoruz ki, barınma hakkı kutsaldır. Ve bu hakkın korunması, hepimizin ortak sorumluluğudur". (MAK-AKK-E)
Diyarbakır Dokuzçeltik Mahallesi’ndeki çocukların talebi yerine getirildi
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:58 Diyarbakır Dokuzçeltik Mahallesi’ndeki çocukların talebi yerine getirildi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, çocukların talebi üzerine Dokuzçeltik Mahallesinde ’Çocuk Şenliği’ düzenledi. Büyükşehir Belediyesi, Yenişehir ilçesine bağlı Dokuz Çeltik Mahallesi’nde yaşayan çocukların talebini karşılıksız bırakmadı. Çocukların oyun talepleri üzerine çalışma başlatan Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Dokuz Çeltik Mahallesinde şenlik düzenledi. Dokuz Çeltik Mahallesindeki çocuklar için şişme tırmanma duvarı, futbol kaleleri, basketbol potaları parkurları oluşturan ekipler, mantar evi, dart, trambolin, akıl-zeka oyunları masaları, huni ve müzik sistemini kurdu. 25 spor eğitmeni eşliğinde gönüllerince eğlenerek spor yapan çocuklara, kek ve meyve suyu ikramında bulunuldu, tişört ve şapka hediye edildi. Şenliğe katılan çocuklar, taleplerinin yerine getirilmesinden dolayı memnuniyetlerini dile getirdi. Taleplerinin yerine getirilmesinden dolayı çok mutlu olduklarını ifade eden çocuklardan Necim Tuncay, "Biz Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nden oyunlar istemiştik. İsteğimizi yerine getirdiler. Çok eğlendik. Burada tırmandım, satranç, voleybol ve futbol oynadık. Çok mutluyuz" dedi. Etkinliği çok beğendiğini dile getiren çocuklardan Ravzanur Koyun, "Büyükşehir Belediyesinden böyle oyunlar talep etmiştik ve onlar da getirdi. Oyunlar çok güzel" diye konuştu. Arkadaşlarıyla birlikte eğlendiklerini aktaran Asmin Koyun ise "Bu parkurlarda çok eğlendik. Bütün çocuklar eğlendi" şeklinde konuştu. Zerya Lina Koyun da "Her şey çok güzel. En sevdiğim oyunlar burada var. Bu oyunlar için çok teşekkür ederiz. Burada en çok sevdiğim oyun tırmanma oyunu idi. Burası çok güzel, bir dahakine tekrar geleceğim" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’ın kavurucu sıcağı altında kurutulan domatesler Avrupa’ya ihraç ediliyor
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:02 Diyarbakır’ın kavurucu sıcağı altında kurutulan domatesler Avrupa’ya ihraç ediliyor Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde yetiştirilen domateslerin kurutma işlemi, kavurucu sıcağın altında yapılıyor. Kurutulan tonlarca domates, işlendikten sonra meze ve pizza sosu olarak kullanılmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesine ihraç ediliyor. İlçede binlerce dönüm alanda ekilen domates fidelerinin ürün vermesiyle hasat dönemi devam ediyor. Üretici, kendi tarlasında ektiklerinin yanı sıra başkalarından da ürün alıyor. Hasat edilen ve alınan domatesler, işçiler tarafından serilen sentetik kumaş üzerine ikiye bölünüp tuzlanıyor. Kentte 40 derece üzeri kavurucu sıcakta yapılan bu işlemin ardından toplanan domatesler, işlendikten sonra İtalya, Fransa ve İngiltere gibi Avrupa’nın birçok ülkesine ihraç edilip meze ve pizza sosu olarak kullanılıyor. Çalışanların sorumlusu Cemil İlik, İHA muhabirine, Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde olduklarını, domates kurutma sergiliği işini yaptıklarını söyledi. Yaklaşık 15 yıldır bu işin içinde olduklarını belirten İlik, domateslerin tarlada yetiştiğini, yaklaşık 45-50 derecenin altında kuruttuklarını ifade etti. İlik, tuzladıktan sonra yaklaşık 5-6 gün güneşin altında kaldığını kaydederek, "Kuruduktan sonra çuvallanıp İzmir’e gönderiliyor. İzmir’de fabrikamız var, işlendikten sonra yurt dışına gönderiliyor. Başta İngiltere, Fransa, İtalya gibi birçok Avrupa ülkesine gönderiyoruz. Bunlar meze olarak, ya da pizza sosu olarak kullanılıyor" dedi. "Yaklaşık 50 derece hissediyoruz, daha fazla, havalar çok sıcak" Çalışmaya yaklaşık 15 gündür geldiklerini aktaran İlik, "Serilmesi bir hafta sürüyor. Domates kesimine de yaklaşık iki gündür başladık. Yaklaşık 50 derece hissediyoruz, daha fazla, havalar çok sıcak. 7 kilo yaş domatesten 1 kilo kuru domates çıkıyor. Bu görülen tırlar da dışarıdan geliyor. Kendimiz de yaklaşık 2 bin dönüm domates ektik. Dışarıdan da ayrıca alım yapıyoruz. Yaş domatesin kilosunu 6-6,5 civarı alıyoruz. Bunun birçok masrafı oluyor. İşçilik, toplanması, yol gibi masrafları oluyor" şeklinde konuştu. Çalışanlardan Semih İlik, domates kuruttuklarını belirterek, "Bende kesilen domatesleri tuzluyorum. Kurunun daha kaliteli olması için. Bu işi, 40-50 derece altında yapıyoruz. Arkadaşlarımızla severek bu işi yapıyoruz. Çok şükür alın teriyle geçiniyoruz" diye konuştu.