Yerel Haberler
Diyarbakır
22 Mart 2026 Pazar - 11:35 Dünyada şu ana kadar 60 kişide olan bu vakanın sonuncusu Diyarbakır’da görüldü Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hasta, kolon kanseri tedavisi görürken, ileri evre sonucu penisinde oluşan kitle nedeni ile uzuv kaybı yaşadı. Literatürde dünyada şu ana kadar hastalığın bu aşamasında 60 kişide uzuv kaybıyla sonuçlanırken, bunun 10’u Türkiye’de yaşandı. Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hastaya, 3 yıl önce kolon kanseri teşhisi konuldu. Hasta, ileri evre kanser olduğu için kemoterapi almaya başladı. Kolon ameliyatı olan hasta, daha sonra radyoterapi ve kemoterapi almaya devam etti. Tedavi sürecinde hastanın penisinde kitle tespit edilip tedaviler bu yönde devam etti. 10 ay kesintisiz 2 saat uyuyamayacak hale gelen hasta, doktorlarla yapılan istişare sonucu penisin alınması kararı alındı. Tıp literatüründe dünyada şu ana kadar 60 vaka kayıtlara geçerken, bunun 10’u Türkiye’de ve en sonuncusu Diyarbakır’da yaşandı. Memorial Diyarbakır Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, İHA muhabirine, vakanın dünyada çok nadir olan, literatürde şu ana kadar bildirilmiş 60. vaka olduğunu açıkladı. Bunlardan birinin de hastanelerinde karşılarına çıktığını belirten Doç. Dr. Kılınç, 38 yaşında bir erkek hastasının peniste ağrı, peniste ele gelen kitle ile kendilerine başvurduğunu ifade etti. "Ağrıları yatarak uyumasını önlüyor, ağrı kesiciler fayda etmiyordu" Doç. Dr. Kılınç, hastaya baktıklarında yaklaşık 3 yıl önce kolon kanseri tespit edildiğini kaydederek, "Bu hastamızda biraz ileri evre olduğu için hastamız ilk önce kemoterapi alıyor. Daha sonra hastaya kolon ameliyatı yapılıyor. Ameliyattan sonra hasta radyoterapi ve kemoterapiye devam ediyor. Ama ilerleyen süreçlerde hastanın penisinde ele gelen bir kitle tespit ediliyor. Daha sonra hastanın aldığı kemoterapi rejimleri bu kitleyi yok etmek için yapılıyor. Buna rağmen kitle büyümeye devam ediyor" dedi. "Hastada penisinde ağrı başlıyor ve hasta ilerleyen süreçte idrar yapamamaya kadar bir duruma geliyor" diyen Doç Dr. Kılınç, konuşmasına şöyle devam etti: "Biz, bu hastanın tedavi değişikliğine gitmemizi ilk başta organ korumaya yönünde bir stratejimiz oldu. Daha sonra hastada kemoterapi değişikliği yapılsa da bir çare bulunamıyor. Hastanın yaklaşık 10 aydır şiddetli ağrıları devam ediyor ve idrar yapamamaya başlıyor. Belirli aralıklarla hastaya sonda takılsa da kitle büyümeye devam ediyor. Hasta bize geldiğinde psikolojisi bozulmuştu. 10 aydır yatarak uyuyamıyordu. Kesintisiz 2 saat uyku uyuyamadığını ifade ediyordu. Ne kadar ağrı kesici alsa da ağrıları devam ediyordu. Aile hayatı bozulmuştu, iş hayatı bozulmuştu, çocuklara ilgilenemiyordu." "Hasta, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi" Artık yaptıkları bütün tedavilerin fayda etmediğini tespit ettiklerini aktaran Doç. Dr. Kılınç, "Hastayla ortak bir karar verip hastanın penisini alma yoluna gittik. Yani şu an hastanın bir organ kaybı, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. ’Hocam artık uyuyabiliyorum, uzanabiliyorum, psikolojim daha da iyi oldu’ dedi. Uzuv kaybı yaşamasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. Bizim burada değinmek istediğimiz şey kolan kanserinin farkındalığı. Kolon kanseri artık genç yaşlarda görülmeye başladı. Erken tanı bizim için önemli. Erken tanı olmazsa bu hastalığın nerelere gittiğini, ne gibi sonuçlar olduğunu ve organ kaybı, uzuv kaybına kadar gidebileceğini gördük. Bizim değinmek istediğimiz, kolan kanserinin farkındalığı, erken yaşta, erken tedavi, erken tanı bizim için önemli olduğunu, halkı bilinçlendirme yoluna gitmek istedik" diye konuştu. "10’u Türkiye’de tüm dünyada 60 hasta var" Vakaların 10 tanesinin Türkiye’de olduğuna değinen Doç. Dr. Kılınç, "Diğer kesimi tüm dünyada. Yaklaşık 50 tanesi dünya literatüründe bildirilmiş. Yeme alışkanlığımız özellikle bizim ülkemizde fazla. Çünkü bizde daha çok et tüketimi, yanmış ve kızartılmış et tüketimi olduğu için, yani işlenmiş et tüketimi fazla olduğu için özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kolan kanseri çok fazla görünmeye başladı. Yeme alışkanlığımız ve sağlıklı beslenme alışkanlığımızla dikkat etmemiz gerektiğini gösteren bir durum. Korkulması gereken bir durum. Uzuv kaybına kadar gidebiliyor. Halkın bilinçlenmesi için önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yaşadığımız coğrafyada çok sık görüldüğünü ifade ettik. Bu coğrafyada insanlar için eğer aile öykümüz var ve 40 yaşını geçmişse mutlaka yılda bir sefer kolan kanseri tarama testine girmemiz gerekiyor. İlk önce bu dahiliye bölümleri ve gastroenteroloji bölümlerimize başvurmamız gerekiyor. Tarama yapılması çok önemli, özellikle aile öykümüz varsa" ifadelerini kullandı.
DİKO Başkanı Yüksel, 10 bin kişiye istihdam sağlayacak projeyi Cumhurbaşkanı başdanışmanlarına teslim etti
30 Nisan 2025 Çarşamba - 15:40 DİKO Başkanı Yüksel, 10 bin kişiye istihdam sağlayacak projeyi Cumhurbaşkanı başdanışmanlarına teslim etti Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası (DİKO) Başkanı Mehmet Yüksel, 10 bin kişiye istihdam sağlayacak "Kuyumcular Borsası Projesi" dosyasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanlarına teslim etti. Diyarbakır’da, "Cumhuriyet’in 100. yılında Türkiye Yüzyılı" vizyonu kapsamında "Türkiye Sohbetleri" toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, Cumhurbaşkanı Başdanışmanları Selim Köroğlu ve Ayhan Oğan, Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, DİKO Başkanı Mehmet Yüksel ile STK temsilcileri katıldı. Yaklaşık 10 bin kişiye istihdam sağlayacak "Kuyumcular Borsası Projesi" dosyasını Cumhurbaşkanı başdanışmanlarına teslim edip destek talebinde bulunan Başkan Yüksel, projenin tüm Güneydoğu Anadolu Bölgesi için bir cazibe merkezi ve fuar alanı oluşturacak nitelikte olduğunu belirtti. Başkan Yüksel, "Projemizde, 10 bini aşkın kişiye istihdam sağlayabilecek bu yatırım hem sektörel dönüşüm sağlayacak hem de ekonomiye büyük katkı sunacak. Kuyumculuk üretiminin şu anda şehrin ücra köşelerinde, sağlıksız ve denetimsiz koşullarda sürdürülmesi, bu projenin ne kadar elzem olduğunu ortaya koymaktadır. Proje, üretim alanlarını birleştirerek şehrimize nitelikli bir altyapı kazandırmayı hedeflemektedir. Yaklaşık bir yıldır bu proje üzerinde yoğun mesai harcamaktayız. Bu nedenle TOKİ, e-Devlet nezdindeki yetkili kurumlar, yerel yönetimler ve sanayi kuruluşları başta olmak üzere tüm kamu yapılarının konuya sahip çıkması gerekmektedir" dedi. Diyarbakır’ın kalkınması için bu projenin kaçınılmaz olduğunu dile getiren Yüksel, "Eğer bu şehir için bir şey yapılacaksa, bu proje en başta desteklenmelidir. İstihdam, mesleki eğitim, fuar alanı ve bölgesel ekonomi adına tarihi bir adım olacak bu proje için herkesin sorumluluk almasını bekliyoruz. Cumhurbaşkanımızın değerli başdanışmanlarının bu projeyi gündeme taşıyacağına ve gerekli kurumlarda değerlendirilmesini sağlayacağına inancımız tamdır. Projemizin incelenerek tarafımıza geri dönüş sağlanmasını temenni ediyoruz" diye konuştu.
Diyarbakır OSB’de üretilen GES paneli Türkiye pazarında
30 Nisan 2025 Çarşamba - 11:10 Diyarbakır OSB’de üretilen GES paneli Türkiye pazarında Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) kurulan bir enerji şirketi, yüksek teknolojiye sahip üretim tesisinde geliştirdiği güneş panelleriyle Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sunuyor. 2023 yılının Mayıs ayında kurulan ve 2024 yılı Ocak ayında üretime başlayan enerji şirketi, güneş paneli üretiminde kısa sürede dikkat çeken bir marka haline geldi. Firma, 550 W monokristal monofacial ve 575 W TOPCon N-Type bifacial güneş panelleriyle Türkiye pazarında yerini aldı. Diyarbakır OSB’nde 15 bin metrekarelik modern tesisinde tam otomasyonlu robotik sistemlerle üretim yapan enerji şirketi, yüksek verimlilik ve kaliteyi esas alıyor. Firma sahibi Ekrem Tekin, sürdürülebilir enerji alanında bölgeye ve ülkeye değer katmayı hedeflediklerini belirterek, üretim süreçlerinin uluslararası standartlara uygun şekilde yürütüldüğünü söyledi. Yaklaşık 3 milyon dolarlık yatırım yapılan tesis, 34 kişiye istihdam sağlıyor. Bu çalışanların yüzde 55’ini kadınlar oluşturuyor. Kadın istihdamına özel önem verdiklerini belirten Tekin, "Kadın istihdamı, kurumsal değerlerimiz arasında önemli bir yer tutmakta olup, bu alanda sürdürülebilir katkılar sunmayı ve kadınların iş gücüne katılımını artırmayı önceliklerimiz arasında görmekteyiz" dedi. Şu anda ağırlıklı olarak iç piyasaya üretim yapan enerji şirketi, ihracat için de hazırlıklarını sürdürüyor. Ar-Ge yatırımları ve ileri hücre teknolojilerine odaklanan firma, önümüzdeki dönemde üretim kapasitesini artırmayı ve dış pazarda güçlü bir yer edinmeyi hedefliyor. Firma sahibi Ekrem Tekin, geleceğe dair projeler için şunları kaydetti: "Geleceğe yönelik yatırım planlarımız; hem üretim kapasitemizi artırmak hem de teknolojik altyapımızı güçlendirmek üzerine odaklanmaktadır. Ar-Ge yatırımlarımızı artırarak, daha yüksek verimliliğe sahip, çevre dostu ve rekabetçi ürünler geliştirmeyi hedefliyoruz. Özellikle N-Type TOPCon ve benzeri ileri seviye hücre teknolojilerine odaklanarak ürün portföyümüzü genişletmeyi planlıyoruz. Ayrıca ihracat odaklı büyüme stratejimiz doğrultusunda, yurt dışı pazarlarda güçlü bir yer edinebilmek için gerekli lojistik ve satış altyapı yatırımlarımızı da sürdürüyoruz. Amacımız yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermek değil, aynı zamanda sektördeki dönüşümün öncüsü olarak uzun vadeli ve sürdürülebilir bir büyüme sağlamaktır." Tekin, yenilenebilir enerjiye artan ilginin sevindirici olduğunu belirterek, "Son yıllarda güneş enerjisine olan ilginin artması; hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ekonomik verimlilik açısından son derece sevindirici ve anlamlı bir gelişmedir. Artan enerji ihtiyacı ve fosil yakıtların çevre üzerindeki olumsuz etkileri, yenilenebilir enerji kaynaklarını bir tercih değil, artık bir gereklilik haline getirmiştir. Güneş enerjisi; temiz, sınırsız, çevre dostu ve uzun vadede maliyet avantajı sağlayan bir enerji kaynağıdır. Ayrıca kurulum süreçlerinin hızlanması ve teknolojik gelişmeler sayesinde güneş enerjisi sistemleri artık daha erişilebilir ve verimli hale gelmiştir. Biz de enerji şirketi olarak bu dönüşümün bir parçası olmaktan büyük memnuniyet duyuyor; sürdürülebilir bir gelecek için güneş enerjisinin yaygınlaşmasını destekliyoruz" diye konuştu.
Diyarbakır’da 2019’dan beri oturma eyleminde olan anneler, PKK’dan evlatlarını istiyor
30 Nisan 2025 Çarşamba - 09:38 Diyarbakır’da 2019’dan beri oturma eyleminde olan anneler, PKK’dan evlatlarını istiyor Diyarbakır’da, 2019’dan beri eski HDP İl Başkanlığı binası önünde oturma eyleminde olan anne ve babalar, PKK’dan evlatlarını istiyor. 3 Eylül 2019 tarihinde farklı kentlerden Diyarbakır’a gelerek eski HDP İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemi başlatan ailelerin nöbeti aralıksız devam ediyor. Mahmut Uslu’nun annesi Bedriye Uslu, her sabah çadıra geldiğini hatırlattı. Allah’tan umudunu kesmediğini belirten Uslu, "Bir gün Mahmut’umu burada alıp eve götüreceğim. Hep o hayalle, o umutla geliyorum. Hiç vazgeçmeyeceğim, hep geleceğim. HDP binasının tabelalarını da sökmüşler. Tabelası sökülse, ne yapılsa ömrümüz yettiği kadar biz vazgeçmeyeceğiz. Mahmut’um, oğlum eğer beni görüyorsan, beni diyorsan dön eve gel. İnan ki perişanız" dedi. Fadime Levent için Kütahya’dan gelen Hatice Levent, kızını almadan gitmeyeceğini vurgulayarak, "Fadime, beni görüp duyuyorsan yavrum güvenlik güçlerine teslim ol. Seni çok özledim. Bu anaların, babaların gözyaşı sel oldu. Bu binanın tabelasını söktüler. Ne yaparsa yapsınlar biz çocuklarımızı almadan buradan gitmiyoruz" diye konuştu. Ramazan Üçdağ’ın babası Recep Üçdağ da evladını istediğini, annelerin ve babaların 6 yıldır gözyaşı döktüğünü dile getirdi. Üçdağ, "Oradaki hayat, hayat değil. Kesinlikle oradaki hayat size ölümden başka hiçbir şey veremez. Gelin güzel bir hayat burada sizi bekliyor. Evlatlarımızı almadan buradan kalkmayacağız. Bunu örgüt de bilsin" şeklinde konuştu.
Kaçak elektrik Türkiye’de elektrik arzını tehdit ediyor
29 Nisan 2025 Salı - 15:46 Kaçak elektrik Türkiye’de elektrik arzını tehdit ediyor Dicle Elektrik, Şanlıurfa ve Mardin başta olmak üzere bölgede artan kaçak elektrik kullanımının ulusal enerji güvenliğini tehdit edildiği açıklandı. Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, yaptığı açıklamada, "Şanlıurfa ve Mardin başta olmak üzere tarımsal sulamada kontrolsüz şekilde artan kaçak elektrik kullanımı, sadece enerji sistemini değil tarımı, çevreyi ve toplumsal düzeni tehdit eden boyutlara ulaştı. Kuraklık ve yer altı sularının bilinçsizce kullanımı nedeniyle 850 metre derinliğe varan kuyulardan su çekmek amacıyla rekor seviyede kaçak elektrik tüketiliyor. Bu durum, sadece bu yılın ilk 4 ayında 1.5 milyar kWh fazla enerji tüketimine yol açtı" dedi. Bu usulsüz durumun sürdürülemez olduğunu vurgulayarak kaçak elektrik tüketiminin ulusal şebekeye zarar verdiğini ve Türkiye’nin Avrupa elektrik ağı ENTSO-E ile entegrasyonunu etkileyebileceğini ifade etti. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hizmet veren Dicle Elektrik, kuraklıkla birlikte hızla artan tarımsal sulama kaynaklı kaçak elektrik kullanımının sadece bölgeyi değil tüm Türkiye’yi tehdit ettiğini açıkladı. Açıklamada, Şanlıurfa ve Mardin başta olmak üzere tarımsal sulamada elektrik tüketiminin geçen yıla göre yaklaşık yüzde 300 arttığı, bazı bölgelerde ise bu artışın 10 kata yaklaştığı, bu tüketimin neredeyse yüzde 96’sının kaçak elektrik kullanılarak karşılandığı bilgisi verildi. Bu durumun ulusal şebekede dengesizliklere yol açtığı ve yüksek maliyetlerin ise tüm Türkiye’nin omuzlarına yüklendiği vurgulandı. Türkiye’nin büyük ölçüde dışa bağımlı olduğu ve pahalı bir kaynak olan enerjinin vatandaşlara daha düşük maliyetle sunulabilmesi için devlet tarafından sübvanse edildiği de ayrıca hatırlatıldı. Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, sulama kuyularında bugüne kadar ulaşılan en derin seviyeye inilerek 850 metreden su çekildiği bilgisini paylaşarak, "Bu rekor derinlik, bölgemiz adına açık bir ekolojik alarmdır. Yer altı sularının kontrolsüz ve vahşi sulama yöntemleriyle tüketilmesi hem ekosistemi tehdit etmekte hem de tarımın sürdürülebilirliğini riske atmaktadır. Sürdürülebilir tarım için modern ve doğru sulama yöntemlerine geçilmesi artık bir tercih olmanın dışına çıkmalıdır" ifadelerini kullandı. Arvas, bu derinliklerden yalnızca çok güçlü motopomplarla su çekilebildiğini ve bunun da enerji tüketimini olağanüstü seviyelere taşıdığını söylerken, "Yılın ilk dört ayında yalnızca bu nedenle 1.5 milyar kWh fazladan tüketim gerçekleşti. Kontrolsüz gidişat durdurulmazsa ulusal şebekemiz çökme riskiyle karşı karşıya kalabilir" uyarısında bulundu. Sadece 2025’in ilk üç ayında, Şanlıurfa Viranşehir’de yakalanan 349 kaçak trafoyla 72 binden fazla kişinin elektrik ihtiyacını karşılayacak büyüklükte bir kayıt dışı tüketim tespit edildi. Mardin’in ilçelerinde ise aynı dönemde yüzlerce kaçak trafo bulundu. Dicle Elektrik’in dron ve yapay zeka destekli yürüttüğü operasyonlarla Şanlıurfa ve Mardin başta olmak üzere toplam 10 binin üzerinde kaçak trafo tespit edildi. Dicle Elektrik’in paylaştığı verilere göre kaçak tüketimin en yoğun olduğu ilk beş ilçe; Viranşehir, Kızıltepe, Siverek, Ceylanpınar ve Derik olarak sıralandı. Bu beş ilçenin Türkiye’nin üç aylık toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 2’sini tek başına gerçekleştirdiğine dikkat çekildi. Dağıtım şirketinin hesaplamalarına göre tüketim bu hızla devam ederse 2025 yılı sonunda 6 ilde kaçak kullanım nedeniyle faturalandırılamayan enerji miktarının 9.8 milyar kWh’i aşması bekleniyor. Güncel piyasa değeriyle bu miktarın karşılığı yaklaşık 45 milyar TL. Bu tabloya göre, yaklaşık her 17 dakikada bir TOGG fiyatına denk gelen bir kaçak kullanım yaşanıyor, günde 86 TOGG alınabilecek bir ekonomik değer kaybediliyor. Arvas, kontrolsüz kaçak elektrik tüketiminin, hem ekonomiye hem de enerji arzının sürdürülebilirliğine büyük zarar verdiğini vurgulayarak, "Kaçak yollarla aşırı elektrik tüketimi, şebeke arızalarına ve uzun süreli elektrik kesintilerine neden olurken tarımsal sulama abonelerimizden ticarethane abonelerine kadar kaçak kullanmayan ve borcunu zamanında ödeyen tüm abone gruplarımızı olumsuz etkileyebiliyor. Kaçak kullanımın ekonomiye zararını ise örnekle belirtmek gerekirse, sadece bir köyde tespit ettiğimiz 83 kaçak trafonun her biri 200 KVA gücünde. Bu trafolardan sezon boyunca tüketilen toplam elektriğin maliyeti 200 milyon TL. Bu durum, ‘kaçak kullanımda tüketimin normalin 9 ila 10 kat arttığı’ gerçeğini doğrular nitelikte." dedi. Türkiye’nin Avrupa elektrik ağı ENTSO-E ile kalıcı bağlantısının olduğunu, kontrolsüz kaçak tüketim artışının bu entegrasyonu tehdit ettiğine de değinen Arvas, "Ekonomiyi ve toplumsal düzeni bozan kaçak elektrik, yalnızca bir enerji krizi değil, doğrudan bir beka sorunudur" ifadelerini kullandı. 2013 yılında başlayan özelleşme sürecinden bu yana şebekesini güçlendirmek adına 62 milyar TL’nin üzerinde yatırım gerçekleştiren Dicle Elektrik, bu sayede kayıp-kaçak oranını yüzde 76 seviyelerinden yüzde 37’ye kadar düşürmeyi başardı. Şehir merkezlerindeki 3K (kayıpsız-kesintisiz-kaliteli) olarak adlandırılan bölgelerde bu oran yüzde 14,5 seviyesine inerek Türkiye ortalamasına kadar çekilmiş durumda. Fakat kırsal ve tarımsal alanlarda özellikle tarımsal sulama amacıyla kullanılan kaçak trafolar ile kaçak şebeke bağlantıları bu kazanımı gölgeliyor.
Diyarbakır’da ‘Dijital Dönüşüm Konferansı’ düzenlendi
29 Nisan 2025 Salı - 15:19 Diyarbakır’da ‘Dijital Dönüşüm Konferansı’ düzenlendi Diyarbakır Dijital Dönüşüm Konferansı, TOBB, Diyarbakır Ticaret Borsası, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası ve Diyarbakır AB Bilgi Merkezi işbirliğinde, gerçekleştirildi. KOBİ’lerin dijital dönüşüm süreçlerinde doğru bilgilenmeleri, doğru yatırımları yapabilmeleri için başta TOBB olmak üzere yerelde Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) ve Diyarbakır Ticaret Borsası (DTB) ile işbirliği içinde düzenlenen ’Diyarbakır Dijital Dönüşüm Konferansına’ DTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, DTB Meclis Başkanı Ahmet Ay, Diyarbakır Vali Yardımcısı İlyas Öztürk, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Emrullah Gördük, kamu kurum temsilcileri ve KOBİ’ler katıldı. Konferansta konuşan DTSO Başkanı Kaya, "Değişim ve dönüşüme ayak uyduramayanların şansı yoktur. Ticarette globalleşmenin olduğu dönemde ilaç lojistik sektöründeyken ne kadar acımasız büyüdüğünü ve sizi nasıl kaldırdığını çok iyi gördüm. Şimdi böyle bir değişim ve dönüşüm dönemindeyiz. Dünyada değişim ve dönüşüm tabii ki çok kolay değil. Yeşil dönüşüme hemen ayak uydurun demek, dijital dönüşüme hemen ayak uydurun demek söylemi gerçekten güzel, gerekli ama çok kolay değil. Hele bir de dönüşen yapı, iş insanlarıysa ki burada birçoğunun günlük sorunlar, ayakta durma sorunları, finanse erişiminden tutun da çalıştırdığınız işçinin bütün özel sorunları dahil bütün sorunlarla uğraşırken, bir de kendinizi ticarette uluslararası güçlerle rekabet edecek bir pozisyona sokmanız doğrusu çok kolay değil. Öncelikle ben teşekkür ediyorum. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne böyle bir çalışmayı gündeme getirip ülkemizin hemen hemen tüm illerinde bu çalışmayı düzenledikleri için. Türkiye Odalar Borsalar Birliği kendi yapısını, odalarını, borsalarını dijital dönüşüme uyarlı hale getirmeye çalışıyor. Burada iki yapıyı birlikte dönüştürmezsek biz bu kentte dijital dönüşümü istediğimiz seviyede tutamayız. Hem işletmelerimizi bu konuda bilgilendireceğiz hem de işletmelerimizde çalışanları da hazır hale getireceğiz. Kentimizde çok önemli bir girişimcilik ruhu var. Dünyada şu an en önemli sermayelerden biri beşeri sermaye. O anlamda da kentimize hem eğitim verme anlamında hem de rakamlarımız bu konuda iyi. İnsanlarımızı burada tutup bu değişime uyum sağlayacak hale getirebiliriz" şeklinde konuştu. Daha sonra konuşan DTB Meclis Başkanı Ay, "Bugün burada, kadim şehir Diyarbakır’ın dijitalleşme yolculuğunda atacağı adımları konuşmak ve birlikte geleceği şekillendirmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Dijital dönüşüm artık bir tercih değil, bir zorunluluk. Şehirler, kurumlar ve işletmeler olarak dijital altyapımızı güçlendirmek, sadece bugünü değil yarını da inşa etmek demek. Ve aslında bu topraklar, teknolojiye ve inovasyona yabancı değil. Bugün yapay zekayı, otomasyonu konuşuyorsak; 12. yüzyılda Artuklu Sarayı’nda mekanik düzenekler geliştiren, sibernetiğin öncüsü kabul edilen büyük bilim insanı El-Cezeri’yi hatırlamak gerekir. El-Cezeri, su saatlerinden otomatik yardımcı sistemlere kadar, çağının çok ötesinde makineler icat etti. Bugün mühendislik ve robotik alanlarında hala ilham kaynağı olan bu büyük deha, tam da Diyarbakır topraklarında teknolojiye yön verdi. İşte bizler de El-Cezeri’nin izinden giderek, bu kadim coğrafyayı dijital çağın öncüsü yapabiliriz. Yerel işletmeleri e-ihracatla dünyaya açabilir, gençlerimizi kodlamaya, yapay zekaya yönlendirebilir, kamu hizmetlerini akıllı sistemlerle daha erişilebilir hale getirebiliriz" dedi. Açılış konuşmaların ardından Dijital Dönüşüm ile ilgili katılımcılara bilgilendirme sunumu yapıldı ve plaket taktim edildi.