Yerel Haberler
Diyarbakır
Diyarbakır’da tarım ve hayvancılık zirvesi 24 Mart 2026 Salı - 14:51:57 Diyarbakır’da tarımsal faaliyetler ile hayvancılık sektörünün durumu, DTSO İnnovasyon Merkezi’nde masaya yatırıldı. Diyarbakır’da 21-25 Nisan 2026 tarihleri arasında yapılacak "17. Mezopotamya Tarım Hayvancılık Fuarı" öncesi geçekleşen toplantıya, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Erdal Avşar, Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan, 17 ilçe tarım müdürü, 11 ziraat oda başkanı, fuar yetkilileri katıldı. Toplantıda kentin tarım ve hayvancılık sektöründeki mevcut tablo tüm yönleriyle değerlendirilirken, sektörün gelişimi için ortak adımların atılması konusunda görüş birliğine varıldı. Toplantıda konuşan DTSO Başkan Yardımcısı Erdal Avşar, Diyarbakır’ın güçlü tarım potansiyeline rağmen mevcut durumun yeterli olmadığını vurguladı. Avşar, amaçlarının tarım ve hayvancılık sektörünün tüm paydaşlarını aynı masa etrafında buluşturmak olduğunu belirterek, "Kamu kurumlarımız, sektör temsilcilerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımızla verimli bir görüş alışverişi yaptık. Önümüzdeki süreçte düzenlenecek tarım fuarının daha güçlü geçmesi için katılımın artırılması ve iş birliklerinin geliştirilmesi yönünde ortak bir irade ortaya çıktı" dedi. Aylık toplantı yapma kararı alındı Tarım alanındaki istişare mekanizmalarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çeken Avşar, toplantıda Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan’ın kurumda gerçekleştirdikleri aylık değerlendirme toplantılarına sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcilerinin de dahil edilmesi yönündeki önerinin kabul gördüğünü aktardı. Avşar, "Bu model hayata geçtiğinde tarım ve hayvancılık politikalarının sahadaki gerçek ihtiyaçlara daha uygun şekilde şekilleneceğine inanıyoruz. Diyarbakır yaklaşık 7 milyon dönüm ekilebilir araziye sahip çok önemli bir tarım kentidir. Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki, mevcut potansiyelimize rağmen tarımın bulunduğu nokta yeterli değildir. Bu yalnızca çiftçilerimizin tercihlerinden değil, tarım politikalarının bütüncül şekilde ele alınmamasından kaynaklanmaktadır" diye konuştu. Avşar, bölgede yüksek su tüketimi gerektiren ürünlerin yaygınlaşmasının yeraltı su kaynakları üzerinde baskı oluşturduğunu, mazot, gübre ve ilaç maliyetlerindeki artışın ise üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Avşar, şöyle devam etti: "Çiftçi son yıllarda beklediği geliri elde edemiyor. Bu durum kırsalda nüfusun azalmasına ve tarımsal üretimin zayıflamasına yol açıyor. Kırsalda yaşamı güçlendirecek sosyal politikalara ihtiyaç var. Taşımalı eğitim sisteminin yeniden gözden geçirilmesi ve köy okullarının yeniden aktif hale getirilmesi, nüfusun yerinde tutulması açısından kritik önemdedir." "Tarım ve hayvancılık birlikte planlanmalı" Tarıma dayalı sanayinin kırsalda gelişmesini sağlayacak düzenlemelerin önemine de değinen Avşar, üretimin katma değere dönüşmesi için yerinde yatırımların önünün açılması gerektiğini belirtti. Avşar, "Organize Sanayi Bölgeleri elbette gereklidir ancak tarımsal üretimin yapıldığı alanlarda tarıma dayalı tesislerin kurulmasının önü açılmalıdır. Tarım ve hayvancılık birbirinden ayrı düşünülemez. Bu iki alan birlikte planlanmalıdır" şeklinde konuştu. Gelişmiş ülkelerde üretimin veri temelli planlandığını hatırlatan Avşar, Türkiye’de ise çoğu zaman bireysel kararlarla üretim yapıldığını ifade ederek, "Üretici yıl başında ne ekeceğini ve yıl sonunda ne kazanacağını bilmelidir. Arz-talep dengesi bilimsel verilerle planlanmalıdır. Bu nedenle ulusal ölçekte veri temelli üretim planlaması yapılması ve çiftçi temsilcilerinin sürece dahil edilmesi şarttır" şeklinde konuştu. Avşar, Diyarbakır’da alternatif ürün çeşitliliğinin artırılması, suyu koruyan üretim modellerinin geliştirilmesi ve kooperatifçilik anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Tarım politikalarının A’dan Z’ye gözden geçirilmesi, üreticinin desteklenmesi, kırsalda yaşamın güçlendirilmesi ve tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi hem Diyarbakır’ın hem de ülkemizin geleceği açısından stratejik bir zorunluluktur. DTSO olarak tüm paydaşlarla birlikte çözüm üretmeye ve tarımın hak ettiği noktaya gelmesi için çalışmaya kararlıyız."
Ameliyatsız iğne teknikleri ile patlayan bel fıtığı şikayetlerinden kurtuldu
26 Mart 2025 Çarşamba - 13:32 Ameliyatsız iğne teknikleri ile patlayan bel fıtığı şikayetlerinden kurtuldu Son yıllarda gelişen tıbbi yöntemler sayesinde bel ve boyun fıtığı tedavisinde ameliyatsız çözümler ön plana çıkıyor. Özellikle "girişimsel ağrı tedavisi" olarak adlandırılan iğne tekniklerinin, hastaların ağrılarından kurtulmasına ve günlük yaşamlarına kolayca dönmelerine yardımcı olduğu belirtildi. Ameliyat yapılmadan kısa sürede iyileşme, aynı gün normal hayata dönüş imkanları sunan bu yöntem aynı zamanda lokal anesteziyle uygulandığı için genel anestezi riski taşımıyor. Memorial Dicle Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyonu bölümünden Prof. Dr. Mustafa Akif Sarıyıldız, bel ve boyun fıtığının bazı ileri iğne tekniklerini uyguladıklarını ifade etti. Dr. Sarıyıldız, "Bu ileri iğne teknikleri ya direkt diski hedef alıyor yani fıtığın direkt içerisine uyguladığımız bazı iğne teknikleri var ya da diskin çevresindeki sinir dokuları hedef alan iğne teknikleri uyguluyoruz. Bu iğne tekniklerinde diski hedef alıyorsak disk içerisinde ozon radyo frekansla yakma işlemleri ya da sinir modülasyonu ya da lazer yöntemiyle disk içerisine yaptığımız iğne teknikleri büyük oranda hastalarımızı iyileştiriyor. Bu oran hemen hemen yüzde 80-85 civarında diyebiliriz hem bizim uygulamalarımızda hem de literatür bilgisi bu yönde, bir de diskin çevresindeki epidural alan üzerinde yaptığımız bir takım işlemler var bunlar da epidural alandaki sinir kökündeki inflamasyonu yani iltihabı reaksiyonu durdurmaya yönelik işlemlerdir. Bu işlemlerde de daha çok kortizon, serum fizyolojik ve bununla birlikte bazı lokal anestezikleri kullanıyoruz. Pek çok hastada bu yöntemleri kombine ediyoruz zaman zaman kanal darlıklarında da hastalarımızın arkada faset eklem bölgesinde yani kireçlenme bölgesini inerve eden oranın sinirini alan bazı sinir dokuları yaptığımız iğneler oluyor burada da daha çok radyo frekans yöntemleri kullanıyoruz" ifadelerini kullandı. Enjeksiyondan sonra hastaların yaklaşık 4 saat kadar hastanede tutulduktan sonra taburcu olduğunu ifade eden Dr. Sarıyıldız, "İşlem esnasında hastanın bacağını kısmen uyuşturuyoruz, uyuşmaya bağlı hastanın yürümesinde çok kısmi bir bozulma olabiliyor bu 3 saat kadar sürüp geçiyor tamamen geçici bir durumdur gün içerisinde de taburcu ediyoruz, nadiren bir gece yatırdığımız olur ek hastalıkları varsa" diye belirtti. Hiçbir şekilde hastada kesi oluşturulmadan omurgaya zarar verilmeden sadece bir iğne ile tedavi ettiğini söyleyen Sarıyıldız, "Komplikasyonları minimal özellikle tecrübeli bir hekimi yaptığında ve bunu ameliyathane eşliğinde floroskopi ilr hedef noktayı görerek yapıldığında son derece güvenli bir yöntemdir. Her yaşa uygulanabilir 12 yaşındaki bir çocuğa yaptığımı da biliyorum 93 yaşındaki bir amcaya yaptığımı da biliyorum o açıdan her yaş için güvenlidir" şeklinde konuştu. İğne tedavisi ile bel fıtığı tedavisi olan hasta Mehmet Şükrü Arslan, bel fıtığı şikayetinin olduğunu ayağının tamamen uyuştuğunu hissedemediğini ifade etti. Arslan, "Şuan iyiyim çok şükür. Gayet normal bir şekilde hayatıma devam ediyorum. O ağrıya rağmen şuan kendimi çok iyi hissediyorum. Mr çektikten sonra bel fıtığımın patladığını öğrendim ve hocamızın yanına geldim. Çok kısa bir zamanda müdahale etti. Çok şükür şuan iyiyim. Akşam gelir gelmez tedavim başladı. Sabah 09.00’da ise taburcu oldum" ifadelerini kullandı.
"Özgür Özel, kendi ülkesine ihanet içindedir"
26 Mart 2025 Çarşamba - 11:56 "Özgür Özel, kendi ülkesine ihanet içindedir" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in, Türkiye’yi uluslararası medya organlarına şikayet etmesinin, ülkeye ve millete yapılmış büyük bir saygısızlıktır olduğunu söyleyen 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, "Özgür Özel kendi ülkesine ihanet içindedir" dedi. Özgür Özel’in yabancı medya kanallarına verdiği röportajda Tükiye’yi kötülemesinin büyük bir talihsizlik olduğunu belirten Gündüz, Özel’in kendi ülkesine ihanet içinde olduğunu söyledi. Gündüz, "Türkiye, güçlü bir hukuk sistemine, bağımsız yargıya ve milli iradeye sahip bir devlettir. Adaleti sadece kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kabul edenlerin, yargı kararlarını yok sayarak sokak çağrıları yapması kabul edilemez. CHP Genel Başkanı Özgür Özel Amerikan CNN İnternational kanalına verdiği röportajda devletimizin itibarını zedelemiştir. Yaptığı bu durum kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti devleti hukukun üstünlüğünü her şeyin önünde tutan, bağımsız mahkemelerce adil yargılama yapan, büyük bir devlettir. Devletimizi küçük düşürmeye çalışmakla Atatürk’ün kurduğu Partiye Özgür Özel ihanet etmektedir" dedi. "Bu bir provokasyondur" Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk ve terör soruşturması kapsamında gözaltına alınmasının ardından, Özgür Özel’in halkı sokağa çağırarak kaos ortamı oluşturma girişimi, Türkiye’nin huzurunu ve güvenliğini hedef alan bir provokasyon olduğunu belirten Gündüz, bu çağrılar sonucunda güvenlik güçlerine yönelik saldırılar gerçekleştirildiği ve 123 polisin yaralandığı, kamu düzeninin ise bozulduğunu söyledi. Gündüz, "Siyasi hesaplarla sokakları karıştırmaya çalışanlara devletimiz gereken cevabı vermiştir ve vermeye devam edecektir. Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir dış güce hesap vermez, hiçbir yabancı medya kuruluşuna şikayet edilemez. Ülkemiz, bağımsız ve güçlüdür. Adalet, kişisel menfaatlere göre değil, hukukun üstünlüğüne göre işler" diye konuştu.
Diyarbakır anneleri çifte bayram yaşamak istiyor
26 Mart 2025 Çarşamba - 10:34 Diyarbakır anneleri çifte bayram yaşamak istiyor Diyarbakır’da evlat nöbetinde olan aileler, çocuklarına kavuşup çifte bayram yaşamak istiyor. 3 Eylül 2019 tarihinden beri farklı kentlerden Diyarbakır’a gelerek eski HDP İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemi başlatan ailelerin nöbeti aralıksız devam ediyor. Bayramı buruk geçirmek istemeyen aileler, evlatlarına ‘teslim ol’ çağrısı yaptı. Ailelerden Güzide Demir, oğlu Aziz Demir için burada olduğunu söyledi. Demir, "6 senedir buradayız, bu eylemi sürdürüyoruz. Çocuklarımız gelinceye kadar buradan gitmeyeceğiz. Bayram geldi bizim bayramımız yok, seyranımız yok, bayram bilmiyoruz. Çocuklarımız gelse ancak bayramımız oluyor, o zaman seviniriz. Çocuklarımızı almayana kadar burada kalkmayacağız. Ne huzur var ne bayram var ne şeker aldık; kıyafet almadık, huzurumuz yok. Sevinçli değiliz, çocuklarımız geldiği zaman bize bayram olur. Yavrum gel güvenlik güçlerimize teslim ol. Oğlum bak devletimiz büyük bir devlettir, gel teslim ol. Orası senin yerin değil" dedi. Recep Üçdağ ise evladı Ramazan Üçdağ için burada olduğunu belirterek, "3 Eylül 2019’dan beri burada evlat nöbeti tutuyoruz. Bakın yine bir bayram geldi. Bu bayram da buruk geçecek. Kaç bayramdır burada evlatlarımızın yolunu gözlüyoruz. Bizim için bayram sıradan bir gün olmuştur. Bu bayram daha iyi olabilmesi için evlatlarımıza kavuşmamız lazım. Oğlum eğer beni duyuyorsan sen ve tüm örgütteki elemanlar bırakın artık. Örgütün sahte şeylerini bırakın gelin devletimize teslim olun. Buradaki ailelere çifte bayram yaşatın" diye konuştu.
Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kez kapalı yöntemle beyindeki tümör alındı
25 Mart 2025 Salı - 12:33 Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kez kapalı yöntemle beyindeki tümör alındı Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin Cerrahi Bölümünde ilk kez beyindeki tümör, kapalı yöntemle alındı. Bölge hastanesi görevi gören Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, birçok alanda tedaviler gerçekleştiriyor. Bünyesinde bir ilki gerçekleştiren hastane hekimleri, 56 yaşındaki erkek hastanın beynindeki tümörü kapalı yöntemle 2,5 saatlik bir operasyonla başarılı bir şekilde aldı. Beyin Cerrahi Bölümünün Klinik Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Abdurrahman Çetin, İHA muhabirine, hastanın 56 yaşında erkek olduğunu, burun kökü ve dilinde kabalaşma, ses kalınlığı şikayetleriyle geldiğini söyledi. Hastanın dış merkezlerde çekilen MR’larında hipofiz bölgesinde bir iyi huylu tümör tespit edilmesi ve tavsiye üzerine kliniğine başvurduğunu belirten Dr. Çetin, hastanın yatışını yapıp ileri tetkiklerini yaptıklarını kaydetti. Dr. Çetin, hormonlarına baktıklarında hastanın büyüme hormonları yüksek olduğunu söyleyerek, "Hastayı yapacağımız ameliyat ile ilgili bilgilendirdik. Hastanemizde ilk defa burundan kapalı yöntemle girilerek hipofiz tümörüne müdahale ettik. Allah’a şükür sağ salim bir şekilde, her hangi bir komplikasyon gelişmeden tümörü aldık. İki gün sonra da hastamızı taburcu ettik. Operasyonumuz 2-2,5 saat sürdü. Herhangi bir riskle karşılaşmadık. Hastamızın genel durumu şu an gayet iyi. Kan tetkiklerinde ve hormon düzeyinin de düştüğünü büyük bir memnuniyetle gözlemledik" dedi. "Kendi açımız ve hastanemiz açısından güzel oldu, gururlandık" diyen Dr. Çetin, "Hipofiz bezinde yetmezlik ve görme sinirlerinde baskı yaptığı zaman görme kaybına neden olabilmektedir. Bu hastamızda ameliyat öncesi görme kaybı bir miktar vardı. Büyüme hormonu oldukça yüksekti. Tümörü boşalttığımız için hormon düzeyi yarıya düştü. 2-3 hafta sonra kontrole gelecek bir daha ölçme imkanı bulacağız. Bu hastalar genelde şimdiye kadar büyükşehirlere gitmekteydiler. Bundan sonra bu tür ameliyatları gerçekleştirme imkanı bulacağız" şeklinde konuştu.
Diyarbakır’da 43 yaşındaki kadının karnından 35 santim boyutunda miyom çıkartıldı
25 Mart 2025 Salı - 11:01 Diyarbakır’da 43 yaşındaki kadının karnından 35 santim boyutunda miyom çıkartıldı Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde karın ağrısı, kanama ve kansızlık şikayetleri ile hastaneye başvuran 43 yaşındaki kadının karnından 35 santim boyutunda miyom çıkartıldı. Çermik ilçesinden 4 çocuk annesi 43 yaşındaki kadın, bir yıldır devam eden şiddetli karın ağrısı ve intrauterin kanama şikayetleriyle Çermik Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum polikliniğine başvuruda bulundu. Yapılan muayene ve tetkikler sonrası rahminde iyi huylu miyom tespit edilen hastanın karnında büyüyen 35 santim boyutundaki miyom başarıyla çıkartıldı. Başarılı bir ameliyat gerçekleştirdiklerini belirten Op. Dr. Abdurrahman Sengi, hastanın uzun süredir yaşam kalitesini bozan miyomu tamamen çıkardıklarını söyledi. Sengi, "43 yaşındaki hastamız yaklaşık bir yıldır devam eden şiddetli kanama ve intrauterin kanama şikayetleri ile Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniğimize başvurdu. Yaptığımız görüntüleme sonucu hastamızın rahminde yaklaşık 35 santim boyutlarında bir miyom tespit ettik. Hastamıza gerekli bilgilendirmeyi yaptıktan ve miyomun kötü huylu bir kitle olmadığını tespit ettikten sonra ameliyat kararı aldık. Yaklaşık 1,5 saat süren ameliyat sonucu hastanın uzun süredir yaşam kalitesini bozan miyomu tamamen çıkardık. İki gecelik bir hastane yatışı sonrası hastamızı şifa ile taburcu ettik" dedi.