Yerel Haberler
Diyarbakır
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:09 Rojin Kabaiş davasında 2 bin 500 kişiden 415 kişinin DNA’sına bakıldı Van’da cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş soruşturmasında şifreli telefonunun çözülmesi yanı sıra, cansız bedeninin bulunduğu Mollakasım ve üniversite bitişiğindeki Bardakçı köyleri olmak üzere DNA’sı alınacak 2 bin 500 kişiden 425’ine bakıldı. Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolan ve 15 Ekim’de göl kıyısında cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında DNA profili alınan kişi sayısı 425’e ulaştı. Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, tarihi konuşmalar olduğunu, Adalet Bakanı’nın üç seferdir açıklamalar yaptığını ve Diyarbakır Valiliği aracılığıyla ailesiyle görüşüldüğünü ifade etti. Kabaiş, İstanbul’dayken ailesinin taleplerinin dinlendiğini aktararak, "DNA’lar alınsın. Rektörün akrabaları, üniversitedeki erkeklerin DNA’ları, Mollakasım ve Bardakçı köyündeki erkeklerin DNA’larının alınmasını istedik. Telefonun açılmasını istedik. Konuşmalar umutlu geçmiş. Rojin’in ablaları ve annesiyle görüşüldü. Yeni Adalet Bakanı’nın umutları olmasaydı Van Adliyesi önünde ailemle birlikte oturma eylemi yapacaktık. Büyük umutlar verdi, o yüzden oturma eylemi yapmayacağız" dedi. Gülistan Doku’nun dosyasıyla nasıl her şey açığa çıktıysa umut edip Rojin’in de dosyasının açığa çıkacağını kaydeden Kabaiş, "Dosyalar benzerliktedir. Bizimkinin Van Valisi’yle ilgisi yoktur, rektörle ilgilidir. Rektör o esnada hem delilleri karartı hem çok şüpheli hareketleri vardır. Oradaki halk, rektörün iki tane yeğenini işaret ediyor. Geçen sene de rektörü yakından tanıyan bir kişi gitti ifade vermek istedi. Adam diyor ki Rojin’in dosyası hakkında rektörle ilgili ifade vermek istiyorum. Onu gözaltına aldılar. Bir gün gözaltında kaldı. O adam dosyaya ışık tutuyor, yol gösteriyor. Neden onu gözaltına alıyorlar. Defalarca bunu savcılıkta dile getirdik. Bir insan gitse ifade verse dosya için bir umuttur. Belki bir şeyler biliyordur. Tunceli’de aynı şekilde bir adam mektup götürüp bıraktı" diye konuştu. "Belli, bu bir cinayettir" Her şeyin sil baştan takip edileceğini belirten Kabaiş, "Hem telefonun açılmasını istiyoruz hem de o iki erkek DNA’sı kime aitse açığa çıkmayana kadar rahat değilim. Bellidir bu bir cinayettir. Kim o genç kıza zarar vermiş. 2 bin 500 taneye değil, 5 bine kadar da çıkartılmasını istiyorum. Bize, 2 bin 500 kişinin DNA’sına bakılacak. Bunu çoktandır talep ediyoruz. Ama şu anda yapılıyor. Bir haftadır DNA’lara bakılıyor. Şu ana kadar toplam 425 kişinin DNA’sına bakılmış. Bunlar Bardakçı köyünden, Mollakasım’dan. Mollakasım, Rojin’in cansız bedeninin bulunduğu köy. Bardakçı köyü de üniversiteye yapışıktır. Rektör ve akrabalarının DNA’sını istemiştik. Telefon açılsa büyük bir umuttur" şeklinde konuştu. "Şu ana kadar neden rektöre soru sorulmuyor" diyen Kabaiş, "Tunceli’de devletin valisiydi ona 78 tane soru soruldu. Gereken oydu. Adalet Bakanı buradan bizi dinler, ona da sorarlar. Bu adam gökten inmemiş o da bir insandır. Neden onun tarafı tutuluyor. Rektörsen, hatan neyse o da cezasını çekecek. Senin telin kopuk, ışık yoktur, kameran eksiktir. Var da var. Bu tür şeyler, soru sorulmamış. Daha önce bize diyordu ki, orası özel mülktür kamera takamam. Ama Rojin’den sonra ne yaptı. Aynı yeri aynı nokta Rojin’in telefonu bulunduğu yerde direkt takıp 5 kamera takılmış. Onun dediği özel mülke takmış. Silinen kameralar var, onların da tespitinin yapılmasını istiyorum. Hem Mollakasım’da, hem üniversitenin son kamerası. Ona dediler bozuk, bir tanesini de siyah beyaza çevirmişler" dedi. Van’da 27 Eylül 2024’ten itibaren kendisinden haber alınamayan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 15 Ekim 2024’te Tuşba ilçesine bağlı Mollakasım Mahallesi’nde Van Gölü kıyısında ölü bulunmuştu. Kabaiş’in cenazesi, 16 Ekim’de Diyarbakır’da toprağa verilmişti.
01 Mayıs 2026 Cuma - 09:43 Halk buluşmasındaki talepler hızla çözüldü Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, halk buluşmalarında vatandaşların dile getirdiği talepleri "Yerinde Çözüm" anlayışıyla hızla hizmete dönüştürerek Ferit Köşk ve Dicle mahallelerinde kapsamlı temizlik ve ilaçlama çalışmaları gerçekleştirdi. Büyükşehir Belediyesi Başkanı Serra Bucak ve yardımcısı Doğan Hatun’un katılımıyla Ferit Köşk Mahallesi’nde gerçekleştirilen halk buluşmasında vatandaşlar, özellikle çevre temizliği ve sağlık alanındaki taleplerini doğrudan iletti. Buluşmada dile getirilen sorunların çözümü için ilgili birimler hızlı bir şekilde harekete geçti. Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen "Yerinde Çözüm" çalışmaları kapsamında, Ferit Köşk ve Dicle mahallelerinde kapsamlı temizlik ve ilaçlama çalışmaları başlatıldı. Ekipler sahaya inerek mahallelerin farklı noktalarında detaylı temizlik faaliyetleri yürütürken, aynı zamanda haşereyle mücadele kapsamında ilaçlama uygulamaları gerçekleştirdi. Büyükşehir Belediyesi, halk buluşmaları aracılığıyla vatandaşların ihtiyaç ve taleplerini doğrudan dinleyerek hizmet planlamasını bu doğrultuda şekillendiriyor. Katılımcı, şeffaf ve çözüm odaklı yerel yönetim anlayışıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında, iletilen taleplerin hızlı bir şekilde karşılanmasıyla birlikte vatandaşların yerel yönetime katılımı da güçleniyor.
Okulu bırakan çocuklar altın işleyerek sanatı öğreniyor
22 Şubat 2024 Perşembe - 09:41 Okulu bırakan çocuklar altın işleyerek sanatı öğreniyor Diyarbakır’da faaliyet gösteren bir kuyumcunun atölyesinde eğitim gören 14-21 yaş arasındaki çocuklar, yaptıkları altın ürünleri Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerine ihraç ediliyor. Çocuklar, bir yandan ustalığı öğrenirken diğer yandan ise ailelerine maddi olarak da katkıda bulunuyor. Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor. HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi. Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi. “Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu. “Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz” Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi. Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti: “Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.” 5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti. Kaya, “5 yıl önce kuyumcu sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu. Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul (14) ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti. Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi.
Dünyada en az izle yapılan rahim kanseri cerrahisi ilk kez Diyarbakır’da yapıldı
21 Şubat 2024 Çarşamba - 14:39 Dünyada en az izle yapılan rahim kanseri cerrahisi ilk kez Diyarbakır’da yapıldı Diyarbakır’da görev yapan jinekolojik onkoloji doktorları Behzat Can ve Sedat Akgöl, ekibiyle dünyada en az izle yapılan rahim kanseri cerrahisini ilk kez uygulayıp tıp literatürüne ekledi. Ekibin yaptığı cerrahi işlem Avrupa’nın en büyük jinekolojik onkoloji dergisi olan International Journal Of Gynecological Cancer’de yayınlandı. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ek binası olan Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi, bir yeniliğe imza attı. Hastanede görev yapan Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Behzat Can, meslektaşı ve klinik sorumlusu Sedat Akgöl’ün desteği ile dünyada en az izle (V-NOTES) yöntemi ile rahim kanseri cerrahisini uyguladıklarını söyledi. Yeni yöntemle aynı zamanda 24 saat içerisinde hastanın ayağa kalkıp sosyal hayatına devam edebileceğini ifade eden Behzat Can, "Son 5-6 yıldır dünyada çok az sayıda yapılan kanser evreleme cerrahisi çok daha erken bir basamaktaydı. Dünyada yapılan yöntem lenf bezlerini boyayarak tek bir tane lenf bezinin alınmasından ibaretti. Biz kliniğimizde jinekolojik onkoloji ekibi olarak bunu geliştirebileceğimizi düşündük. Ekip olarak bu ameliyatlara başladığımızda, bunu daha ileri boyuta götürebileceğimizi düşündük. Operasyonu önce tasarladık sonra başarılı bir şekilde uyguladık. Sedat hocam beni bu işe teşvik etti, ben de bu işi daha ileri seviyeye götürdüm ve başarılı bir şekilde uyguladım" dedi. Rahim kanserinde kanserin ilk metastaz yapacağı yer olan büyük damarların etrafındaki lenf bezelerini vajinal yoldan V-NOTES denilen yöntemle yapmayı başardıklarını ifade eden Can, "Büyük damarların etrafındaki lenf bezlerini komple çıkardık. İleri evre kanser cerrahilerinde karın yan duvarında sadece 2 santimlik bir kesi ile sol böbrek damarına kadar bütün lenf bezelerini çıkardık. Bu yöntem dünyadaki en az izle yapılan rahim kanseri evreleme cerrahisi olarak literatüre girmiş oldu. Erken evre rahim kanserinde ise karında iz olmadan ameliyatı gerçekleştiriyoruz. Bu yöntem ile hasta daha önce hastanede bir hafta 10 gün kadar bir süreyle ağrılı bir şekilde iyileşme sürecini yaşarken bu yöntem sayesinde hasta neredeyse ağrı hissetmeyecek seviyede 24 saat sonra sosyal hayattaki iş gücünü yapabilecek şekilde evine taburcu olabiliyor. Bu hasta için çok yüksek konforda bir ameliyat iken hastane açısından iş gücünü azalttığı için ayrıca faydalı. Daha sonraki takiplerimizde de hastaların herhangi bir şikayeti olmadı" diye konuştu. "İlk vakayı 2023 yılının kasım ayında aldık" “Bu yöntemi geliştirdikten sonra Avrupa’nın en büyük jinekolojik onkoloji dergisi International Journal Of Gynecological Cancer’de yayınladık” diyen Can, şunları kaydetti: “Avrupa’daki meslektaşlarımızdan çok güzel tepkiler aldık. Şu ana kadar da bu yöntemi geliştirmeye devam ediyoruz. Şu an dünyada bu yöntemi en fazla uygulayan merkez Diyarbakır’da biziz. Bu verilerimizi daha sonra bilimsel dergilerde paylaşacağız. İlk vakamızı 2023 yılının kasım ayında yaptık. Biz bu vakayı yaptıktan sonra yaklaşık 2-3 aylık süreçte dergiye sunduk. 20 gün önce de bu vaka bütün dünyaya duyuruldu. Bu yöntem daha da gelişecek. Bu yöntemi yaptıktan sonra Türkiye’deki meslektaşlarımız bu yöntemi öğrenmek istedi. Biz de teklif edilen her kongrede bu yöntemi anlatıyoruz. Şu ana kadar 3 toplantıda bu yöntemi anlattık. Önümüzde planladığımız bu yöntemi anlatacağımız 4 toplantı daha var.” "Literatüre yeni şeyler kattığımız için de mutluyuz" İlk vakalarının çok başarılı olduğunu, literatüre giren yöntemle 10 ileri evre hastaya cerrahi işlemi uyguladıklarını aktaran Can, “Bu yöntem şu şekilde aklımıza geldi; bütün dünyada 7 vakalık bir seri var. Bu 7 vakalık seride boyanma yöntemiyle kasık bölgesinden sadece tek bir lenf nodu çıkarılıyordu. Biz, bu yöntemi Türkiye’de uyguladığımızda biz bunu neden ileri evre hastalarda da uygulayarak bütün lenf bezlerini çıkarmıyoruz diye düşündük. Bunu sentinel lenf nodunu yaptığımızda biz bunun daha ilerisini yapabiliriz diye düşündük ve uyguladık. İlk vakamız çok başarılı oldu. Daha sonra bunları tekrarladık. Böbrek damarına kadar yapılan ameliyatı ilk defa biz yaptık. Bu yöntemle yaklaşık 10 vakaya cerrahi işlem uyguladık. Ama karında kesi olmadan erken evre endometrium kanserinde V-NOTES ile sentinel lenf body uygulamasını yaklaşık 53 vakamıza uyguladık. 53 vaka şu an dünyada en büyük seriye sahip. Olayın öyküsü de onkolojinin klinik sorumlusu Sedat Akgöl hocamızın bu yöntemi uygulayalım diye teklifi sonucu oldu. Bana uygulamam için teklif etti ben de kabul ettim. Daha önce başarılı şekilde çok fazla geleneksel laparoskopi ile ileri düzey çok ameliyat yaptım ancak bu yöntemi uygulamak farklı bir bakış açısı kazandırdı. Yöntemi uyguladık, çok da başarılı olduk. Literatüre değerli yeni şeyler kattığımız için de mutluyuz” ifadelerine yer verdi. Akgöl: "Kliniğimiz Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin merkezi kliniği konumunda" Diyarbakır’ın literatüre giren işlemle tüm bölgeye artık hitap edebilme konumuna geldiğini söyleyen Klinik Sorumlusu Dr. Sedat Akgöl, "Kliniğimiz Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin merkezi kliniği konumunda. 15 yataklı servisle hastalarımıza hizmet veriyoruz. Jinekolojik onkoloji cerrahisi alanında dünyada yapılan tüm ameliyatları biz de hastanemizde uygulamaktayız. Vajinal yolla yapılan ameliyatlarda şu an klinik olarak yaptığımız ameliyat serisi tüm dünyanın en büyük serisi konumundadır. Bu konuda Behzat hocam liderlik yaptı. Behzat hocamızın geliştirdiği ameliyat tekniğiyle kliniğimizi dünyaya tanıttık. Bunun bilimsel yayını da yayınlandı. Biz kliniğimizde hem öğreniyoruz hem öğretiyoruz. Eğitim paylaşarak büyüyen bir hazinedir. Biz bu bilgiyi arttırıyoruz. Diyarbakır da böylelikle tüm bölgeye hitap edebilme konuma gelmiş bulunmaktadır. Rahim içi kanserinin (endometrium) standart tedavisi hiç karında kesi izi olmadan tamamen vajinal yolla biz kliniğimizde standart tedavi protokolü olarak kabul ettik. Bu konuda ekip olarak çalışıyoruz" şeklinde konuştu.
Dünyada en az izle yapılan rahim kanseri cerrahisi ilk kez Diyarbakır’da yapıldı
21 Şubat 2024 Çarşamba - 14:31 Dünyada en az izle yapılan rahim kanseri cerrahisi ilk kez Diyarbakır’da yapıldı Diyarbakır’da görev yapan Jinekolojik Onkoloji Doktorları Behzat Can ve Sedat Akgöl, ekibiyle dünyada en az izle yapılan rahim kanseri cerrahisini ilk kez uygulayıp tıp literatürüne ekledi. Ekibin yaptığı cerrahi işlem Avrupa’nın en büyük jinekolojik onkoloji dergisi olan International Journal Of Gynecological Cancer’de yayınlandı. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ek binası olan Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi, bir yeniliğe imza attı. Hastanede görev yapan Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Behzat Can, meslektaşı ve klinik sorumlusu Sedat Akgöl’ün desteği ile dünyada en az izle (V-NOTES) yöntemi ile rahim kanser cerrahisini uyguladıklarını söyledi. Yeni yöntemle aynı zamanda 24 saat içerisinde hastanın ayağa kalkıp sosyal yaşamına devam edebileceğini ifade eden Behzat Can, “Son 5-6 yıldır dünyada çok az sayıda yapılan kanser evreleme cerrahisi çok daha erken bir basamaktaydı. Dünyada yapılan yöntem lenf bezlerini boyayarak tek bir tane lenf bezinin alınmasından ibaretti. Biz kliniğimizde jinekolojik onkoloji ekibi olarak bunu geliştirebileceğimizi düşündük. Ekip olarak bu ameliyatlara başladığımızda, bunu daha ileri boyuta götürebileceğimizi düşündük. Operasyonu önce tasarladık sonra başarılı bir şekilde uyguladık. Sedat hocam beni bu ile teşvik etti, ben de bu işi daha ileri seviyeye götürdüm ve başarılı bir şekilde uyguladım" dedi. Rahim kanserinde kanserin ilk metastaz yapacağı yer olan büyük damarların etrafındaki lenf bezelerini vajinal yoldan V-NOTES denilen yöntemle yapmayı başardıklarını ifade eden Can, "Büyük damarların etrafındaki lenf bezlerini komple çıkardık. İleri evre kanser cerrahilerinde karın yan duvarında sadece 2 santimlik bir kesi ile sol böbrek damarına kadar bütün lenf bezelerini çıkardık. Bu yöntem dünyadaki en az izle yapılan rahim kanseri evreleme cerrahisi olarak literatüre girmiş oldu. Erken evre rahim kanserinde ise karında iz olmadan ameliyatı gerçekleştiriyoruz. Bu yöntem ile hasta daha önce hastanede bir hafta 10 gün kadar bir süreyle ağrılı bir şekilde iyileşme sürecini yaşarken bu yöntem sayesinde hasta neredeyse ağrı hissetmeyecek seviyede 24 saat sonra sosyal hayattaki iş gücünü yapabilecek şekilde evine taburcu olabiliyor. Bu hasta için çok yüksek konforda bir ameliyat iken hastane açısından iş gücünü azalttığı için ayrıca faydalı. Daha sonraki takiplerimizde de hastaların herhangi bir şikayeti olmadı” diye konuştu. “İlk vakayı 2023 yılının kasım ayında aldık” “Bu yöntemi geliştirdikten sonra Avrupa’nın en büyük jinekolojik onkoloji dergisi International Journal Of Gynecological Cancer’de yayınladık” diye konuşmasına devam eden Can, şunları kaydetti: “Avrupa’daki meslektaşlarımızdan çok güzel tepkiler aldık. Şu ana kadar da bu yöntemi geliştirmeye devam ediyoruz. Şu an dünyada bu yöntemi en fazla uygulayan merkez Diyarbakır’da biziz. Bu verilerimizi daha sonra bilimsel dergilerde paylaşacağız. İlk vakamızı 2023 yılının kasım ayında yaptık. Biz bu vakayı yaptıktan sonra yaklaşık 2-3 aylık süreçte dergiye sunduk. 20 gün önce de bu vaka bütün dünyaya duyuruldu. Bu yöntem daha da gelişecek. Bu yöntemi yaptıktan sonra Türkiye’deki meslektaşlarımız bu yöntemi öğrenmek istedi. Biz de teklif edilen her kongrede bu yöntemi anlatıyoruz. Şu ana kadar 3 toplantıda bu yöntemi anlattık. Önümüzde planladığımız bu yöntemi anlatacağımız 4 toplantı daha var.” “Literatüre yeni şeyler kattığımız için de mutluyuz” İlk vakalarının çok başarılı olduğunu, literatüre giren yöntemle 10 ileri evre hastaya cerrahi işlemi uyguladıklarını aktaran Can, “Bu yöntem şu şekilde aklımıza geldi; bütün dünyada 7 vakalık bir seri var. Bu 7 vakalık seride boyanma yöntemiyle kasık bölgesinden sadece tek bir lenf nodu çıkarılıyordu. Biz, bu yöntemi Türkiye’de uyguladığımızda biz bunu neden ileri evre hastalarda da uygulayarak bütün lenf bezlerini çıkarmıyoruz diye düşündük. Bunu sentinel lenf nodunu yaptığımızda biz bunun daha ilerisini yapabiliriz diye düşündük ve uyguladık. İlk vakamız çok başarılı oldu. Daha sonra bunları tekrarladık. Böbrek damarına kadar yapılan ameliyatı ilk defa biz yaptık. Bu yöntemle yaklaşık 10 vakaya cerrahi işlem uyguladık. Ama karında kesi olmadan erken evre endometrium kanserinde V-NOTES ile sentinel lenf body uygulamasını yaklaşık 53 vakamıza uyguladık. 53 vaka şu an dünyada en büyük seriye sahip. Olayın öyküsü de onkolojinin klinik sorumlusu Sedat Akgöl hocamızın bu yöntemi uygulayalım diye teklifi sonucu oldu. Bana uygulamam için teklif etti ben de kabul ettim. Daha önce başarılı şekilde çok fazla geleneksel Laparoskopi ile ileri düzey çok ameliyat yaptım ancak bu yöntemi uygulamak farklı bir bakış açısı kazandırdı. Yöntemi uyguladık, çok da başarılı olduk. Literatüre değerli yeni şeyler kattığımız için de mutluyuz” ifadelerine yer verdi. Klinik Sorumlusu Dr. Sedat Akgöl, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin merkezi kliniği konumuna geldiklerini belirtti. Diyarbakır’ın literatüre giren işlemle tüm bölgeye artık hitap edebilme konumuna geldiğini söyleyen Akgöl, “Kliniğimiz Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin merkezi kliniği konumunda. 15 yataklı servisle hastalarımıza hizmet veriyoruz. Jinekolojik Onkolojik cerrahisi alanında dünyada yapılan tüm ameliyatları biz de hastanemizde uygulamaktayız. Vajinal yolla yapılan ameliyatlarda şu an klinik olarak yaptığımız ameliyat serisi tüm dünyanın en büyük serisi konumundadır. Bu konuda Behzat hocam liderlik yaptı. Behzat hocamızın geliştirdiği ameliyat tekniğiyle kliniğimizi dünyaya tanıttık. Bunun bilimsel yayını da yayınlandı. Biz kliniğimizde hem öğreniyoruz hem öğretiyoruz. Eğitim paylaşarak büyüyen bir hazinedir. Biz bu bilgiyi arttırıyoruz. Diyarbakır’da böylelikle tüm bölgeye hitap edebilme konuma gelmiş bulunmaktadır. Rahim içi kanserinin (endometrium) standart tedavisi hiç karında kesi izi olmadan tamamen vajinal yolla biz kliniğimizde standart tedavi protokolü olarak kabul ettik. Bu konuda ekip olarak çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
Diyarbakır’da düğün salonunda dehşet saçan sanığa 15 yıldan 26 yıla kadar hapis talebi
21 Şubat 2024 Çarşamba - 14:19 Diyarbakır’da düğün salonunda dehşet saçan sanığa 15 yıldan 26 yıla kadar hapis talebi Diyarbakır’da bir düğün salonunda damat ile bir çocuğu yaraladığı gerekçesiyle tutuklanan sanık hakkında üç ayrı suçtan 15 yıldan 26 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklu sanık S.A. hakkında hazırlanan iddianame, 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Olay, 5 Eylül 2023 tarihinde merkez Kayapınar ilçesindeki bir düğün salonunda meydana gelmişti. Kına gecesi merasiminde gelin F.A. ile damat A.E. düğün salonuna girdiği esnada sanık S.A. tabancayla ateş etmeye başladı. Olayda damat A.E. ile kına gecesi merasimindeki akrabalarından E.K. yaralanmıştı. Ağır yaralanan damat yakınları tarafından özel bir hastaneye, çocuk ise sağlık ekiplerince Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılmıştı. Polis ekiplerince yakalanan S.A. gözaltına alınmış, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmıştı. Öte yandan, saldırıda yaralanan damat A.E. (20), tedavisinin ardından F.A. ile 1 Ekim 2023’te Batman’da düzenlenen törenle evlenmişti. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklu sanık S.A. hakkında hazırlanan iddianame, 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilirken, iddianamede, sanığın yaklaşık 3 yıl önce evlenmek amacıyla F.A.’yı ailesinden istediği ancak ailenin rıza göstermemesi nedeniyle evliliğin gerçekleşmediği kaydedildi. Sanığın olay tarihinden 1 ay önce F.A.’nın müşteki A.E. ile evleneceğini öğrenmesi üzerine bu evliliğe engel olmak amacıyla plan yaptığı belirtilen iddianamede, olay tarihinde yaşadığı köyden kent merkezine tek başına gelerek düğün salonunda beklediği anlatıldı. İddianamenin devamında sanığın, müşteki A.E. ve F.A.’nın düğün salonuna geldikleri esnada belinden çıkardığı tabancayla damada karşı öldürmek amacıyla yakın mesafeden 5 el ateş ettiği vurgulandı. İddianamede, müştekinin hayati tehlike geçirecek ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği ifade edildi. Sanık S.A.’nın, müşteki A.E.’yi öldürmek amacıyla ateş ettiği esnada kurşunlardan birinin mağdur E.K.’ye isabet ettiği ifade edilen iddianamede, yaralı çocuğun basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralandığı aktarıldı. İddianamenin değerlendirme ve sonuç kısmında, "Her ne kadar şüpheli ifadesinde amacının müştekiyi öldürmek olmadığını ve düğünü bozmak olduğunu belirtse de kullanılan tabancanın öldürmeye elverişli ateşli silah olması, yakın mesafeden 5 el ateş etmesiyle, müşteki A.E.’nin hayati tehlike geçirmesine neden olmuştur. Müştekinin, F.A. ile evlenecek olması nedeniyle şüphelinin kendisine husumet duyması dikkate alındığında, sanığın öldürme amacıyla hareket ettiği değerlendirilmiştir. Şüpheli olaydan bir ay önce F.A.’nın müşteki ile evleneceğini öğrenmesi üzerine evliliği istemediği için engel olmak amacıyla planlı şekilde ve tasarlayarak hareket ettiği için eyleminin ’tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır. Sanığın düğün salonunda ve kalabalık bir ortamda ateş ettiği, kurşunların bir kısmının başkasına isabet edebileceğini öngörmesine rağmen ’olursa olsun’ düşüncesiyle hareket ederek, müşteki E.K.’ye yönelik ise ’olası kastla kasten yaralama’ suçunu işlemiştir. Olayda kullandığı tabancanın da yasak niteliğe haiz olduğu tespit edilmiştir" denildi. İddianamede, tutuklu sanık S.A. hakkında "tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs", "olası kastla kasten yaralama" ve "ruhsatsız ateşli silahla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma" suçlarından 15 yıldan 26 yıla kadar hapis cezası istendiği öğrenildi.
Diyarbakır’da düğün salonunda dehşet saçan sanığa 15 yıldan 26 yıla kadar hapis istemi
21 Şubat 2024 Çarşamba - 14:16 Diyarbakır’da düğün salonunda dehşet saçan sanığa 15 yıldan 26 yıla kadar hapis istemi Diyarbakır’da bir düğün salonunda damat ile bir çocuğu yaraladığı gerekçesiyle tutuklanan sanık hakkında üç ayrı suçtan 15 yıldan 26 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklu sanık S.A. hakkında hazırlanan iddianame, 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Olay, 5 Eylül 2023 tarihinde merkez Kayapınar ilçesindeki bir düğün salonunda meydana gelmişti. Kına gecesi merasiminde gelin F.A. ile damat A.E.’nin düğün salonuna girdiği esnada sanık S.A. tabancayla ateş etmeye başladı. Olayda damat A.E. ile kına gecesi merasimindeki akrabalarından E.K. yaralanmıştı. Ağır yaralanan damat yakınları tarafından özel bir hastaneye, çocuk ise sağlık ekiplerince Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılmıştı. Polis ekiplerince yakalanan S.A. gözaltına alınmış, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmıştı. Öte yandan saldırıda yaralanan damat A.E. (20), tedavisinin ardından F.A. ile 1 Ekim 2023’te Batman’da düzenlenen törenle evlenmişti. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklu sanık S.A. hakkında hazırlanan iddianame, 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilirken, iddianamede, sanığın yaklaşık 3 yıl önce evlenmek amacıyla F.A’yı ailesinden istediği ancak ailenin rıza göstermemesi nedeniyle evliliğin gerçekleşmediği kaydedildi. Sanığın olay tarihinden 1 ay önce F.A’nın müşteki A.E. ile evleneceğini öğrenmesi üzerine bu evliliğe engel olmak amacıyla plan yaptığı belirtilen iddianamede, olay tarihinde yaşadığı köyden kent merkezine tek başına gelerek düğün salonunda beklediği anlatıldı. İddianamenin devamında sanığın, müşteki A.E. ve F.A’nın düğün salonuna geldikleri esnada belinden çıkardığı tabancayla damada karşı öldürmek amacıyla yakın mesafeden 5 el ateş ettiği vurgulandı. İddianamede, müştekinin hayati tehlike geçirecek ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği ifade edildi. Sanık S.A’nın, müşteki A.E’yi öldürmek amacıyla ateş ettiği esnada kurşunlardan birinin mağdur E.K’ye isabet ettiği ifade edilen iddianamede, yaralı çocuğun basit tıbbı müdahale ile giderilemeyecek ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralandığı aktarıldı. İddianamenin değerlendirme ve sonuç kısmında, "Her ne kadar şüpheli ifadesinde amacının müştekiyi öldürmek olmadığını ve düğünü bozmak olduğunu belirtse de kullanılan tabancanın öldürmeye elverişli ateşli silah olması, yakın mesafeden 5 el ateş etmesiyle, müşteki A.E’nin hayati tehlike geçirmesine neden olmuştur. Müştekinin, F.A. ile evlenecek olması nedeniyle şüphelinin kendisine husumet duyması dikkate alındığında, sanığın öldürme amacıyla hareket ettiği değerlendirilmiştir. Şüpheli olaydan bir ay önce F.A’nın müşteki ile evleneceğini öğrenmesi üzerine evliliği istemediği için engel olmak amacıyla planlı şekilde ve tasarlayarak hareket ettiği için eyleminin ’tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır. Sanığın düğün salonunda ve kalabalık bir ortamda ateş ettiği, kurşunların bir kısmının başkasına isabet edebileceğini öngörmesine rağmen ’olursa olsun’ düşüncesiyle hareket ederek, müşteki E.K’ye yönelik ise ’olası kastla kasten yaralama’ suçunu işlemiştir. Olayda kullandığı tabancanın da yasak niteliğe haiz olduğu tespit edilmiştir" denildi. İddianamede, tutuklu sanık S.A. hakkında "tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs", "olası kastla kasten yaralama" ve "ruhsatsız ateşli silahla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma" suçlarından 15 yıldan 26 yıla kadar hapis cezası istendiği öğrenildi.
Mezopotamya ÜPAK kuruluyor
21 Şubat 2024 Çarşamba - 13:27 Mezopotamya ÜPAK kuruluyor Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni kapsayan Ürün Piyasası Aracı Kurumları (ÜPAK) kuruluyor. Diyarbakır, Adıyaman, Batman, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Iğdır, Kars, Kızıltepe, Malatya, Nizip, Nusaybin, Van ve Şanlıurfa Ticaret Borsaları, Ürün Piyasası Aracı Kurumları (ÜPAK), Mezopotamya’yı kurma kararı aldı. Merkezi Diyarbakır’da kurulacak olan Mezopotamya Bölge ÜPAK’ın yönetimi belirlendi. Yönetim Kurulu Başkanlığına Şanlıurfa Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Kaya getirilirken, Yönetim Kurulu Üyeliklerine de Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Engin Yeşil, Batman Ticaret Borsası Başkanı Arif Güneş, Gaziantep Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Enver Çokay, Kızıltepe Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Şahin, Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Yıldırım Hakan Oral getirildi. Mezopotamya Ürün Piyasası Aracılık Kurum A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Kaya, yeni girişimlerin hem Doğu hem de Güneydoğu Anadolu’daki tarımın geliştirilmesi ve sermaye gücünün korunması için önemli olduğunu kaydederek emeği geçen herkese teşekkür etti. Merkezi Diyarbakır’da Ülke tarımının geleceği olan Türkiye Ürün İhtisas Borsası fiziki yer değiştirme gerekmeksizin, elektronik ortamda ve tek bir platformda ürün ticaretinin yapılmasının mümkün kılındığını belirten Yeşil, “Ülkemiz tarım ürünleri piyasası için devrim niteliğinde bir sistem olan Türkiye Ürün İhtisas Borsası ile daha rekabetçi tarım ürünleri piyasasının oluşması, lisanslı depolarda depolanan ürünlere yönelik daha sağlıklı fiyat oluşumlarının sağlanması ve fiyat dalgalanmalarının en aza indirilmesi sağlanmaktadır. Bu platformda daha önce mudiler direk alım satım emir iletimini Türkiye Ürün İhtisas Borsasına yapabiliyor iken 19 Nisan itibari ile kurulacak olan ürün piyasaları aracı kurumları üzerinden ancak emirlerini iletebileceklerdir. Bu durum mudilere verilecek hizmetin etkinliğini arttıracağı gibi aynı zamanda saklama ve takas hizmeti ile danışmanlık hizmeti de almalarına imkan sağlayacaktır. Bu çerçevede kurulan Mezopotamya Ürün Piyasaları Aracılık Kurumu A.Ş. şirketinin ülkemize, bölgemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Katılım sağlayan ve emeği olan herkese de teşekkür ediyorum" dedi.