Yerel Haberler
Diyarbakır
Narin Güran cinayetinde Nevzat Bahtiyar’a verilen 17 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı 01 Mayıs 2026 Cuma - 17:34:23 Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine ilişkin davada yeniden yargılanan Nevzat Bahtiyar’a "nitelikli kasten öldürmeye yardım" suçundan verilen 17 yıl hapis cezasına ilişkin gerekçeli karar açıklandı. Kararda, "Sanık Nevzat Bahtiyar’ın maktulün öldürülmesine ilişkin eyleme, sanık Salim Güran’ın yanında bulunarak suçun işlenmesinden önce ve eylem sırasında suç işleme kararını kuvvetlendirme, fiilin işlenmesi sonrasında yardımda bulunmak suretiyle öldürme eylemine yardım eden sıfatı ile katıldığı kanaatine varılmıştır" denildi. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 16 Nisan’daki karar duruşmasında Nevzat Bahtiyar hakkında verilen hapis cezasına ilişkin 49 sayfadan oluşan gerekçeli karar yazıldı. Kararda, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan verilen 4 yıl 6 ay hapis cezası kararını "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi gerekçesiyle bozmasının ardından Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılandığı hatırlatıldı. Kararda, Narin Güran’ın cansız bedenini Eğertutmaz Deresi’ne sakladığını itiraf eden tutuklu sanık Bahtiyar ile Narin’in babası Arif Güran, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ve taraf avukatlarının beyanları yer aldı. Amca Salim Güran ile Nevzat Bahtiyar’ın eskiden beri samimi ve yakın arkadaş oldukları ifade edilen kararda, sanık Güran’ın yeğeninin düğün merasimi hazırlıkları kapsamında kırsal mahalledeki bazı kişilerin alışveriş ve davetiye dağıtımı nedeniyle köyde bulunmadığı ifade edildi. "Sanıklar Salim, Yüksel ve Enes tarafından Narin’in öldürüldüğü anlaşılmıştır" Eylem saatinden önce sanıklar amca Salim, ağabey Enes, anne Yüksel Güran ile komşu Nevzat Bahtiyar’ın köyde olduklarının anlaşıldığı belirtilen kararda, "Sanıkların olay saatinden önceki zaman diliminde görüşmeye başladıkları anlaşılmıştır. Olaydan önce Nevzat Bahtiyar, Salim Güran’ı 15.08’de arayarak onunla irtibata geçmiştir. Kur’an kursundan çıkan maktul, her zaman kullandığı yol yerine daha kısa olduğu anlaşılan patika yolu kullanarak evine gitmiştir. Olay öncesinde sanıklar Salim ve Nevzat, birbirlerine yakın olarak maktulün her zaman kullandığı yol bölgesinde ve maktulün evi yakınında bulunmuştur. Maktulün ise patika yoldan çıkarak evi ve müştemilatının bulunduğu yere gelmesi üzerine buraya geçen sanık Salim ile evde bulunan diğer sanıklar Yüksel ve Enes tarafından maktul Narin’in öldürüldüğü anlaşılmıştır. Sanık Salim, maktulün cesedini olay öncesinde birlikte olduğu ve evin dışında bekleyen arkadaşı sanık Nevzat’a gizlemesi veya yok etmesi amacıyla teslim etmiştir. Bu hususu, sanık Nevzat ile sanık Salim’in saat 15.25 ile 15.46 sıralarında artan ortak baz kullanma durumu desteklemiştir" denildi. Kararda sanık Bahtiyar’ın maktulün cesedini yapılan aramalar sonucu cansız bedeninin bulunduğu derenin toprak ile birleşen kısmına çuval içinde götürerek bıraktığı ve üzerini taşla örttüğünün anlaşıldığı kaydedildi. Kararda, "Sanık Nevzat’ın sanık Salim’in ev içerisinde bulunan bir odaya kendisini götürerek Narin’in yerde yatan cansız bedenini gösterdiği, bu surette sanığın olay yerinde olmadığı şeklindeki beyan ve savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Sanık Nevzat Bahtiyar’ın maktulün öldürülmesine ilişkin eyleme, sanık Salim Güran’ın yanında bulunarak suçun işlenmesinden önce ve eylem sırasında suç işleme kararını kuvvetlendirme, fiilin işlenmesi sonrasında yardımda bulunmak suretiyle öldürme eylemine yardım eden sıfatı ile katıldığı kanaatine varılmıştır. Sanık hakkında maktule yönelik eylemi nedeniyle Yargıtay ilamı doğrultusunda ’nitelikli kasten öldürme’ suçuna yardım etme suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur" ifadelerine yer verildi. Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan ve 8 Eylül 2024’te Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar’a ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar Yüksel, Enes ve Salim Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi için bozmuştu. Mahkeme heyeti, 16 Nisan’da yeniden yargılanan komşu Nevzat Bahtiyar’ın "nitelikli kasten öldürmeye yardım" suçundan 17 yıl hapse çarptırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermişti.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:05 Aküzüm’den, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü açıklaması HAK-İŞ Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Aküzüm, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, emekçilerin gününü kutladı. HAK-İŞ Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Aküzüm, beraberindeki yönetici ve üyelerle birlikte Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi idare girişinde basın açıklaması düzenledi. Aküzüm, "Emeğin hakkını savunmak için omuz omuza yürüdüğümüz 81 ildeki ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki teşkilat mensuplarımızın, dünyanın dört bir yanında savaşa, soykırıma, zulme ve sömürüye rağmen haklarından vazgeçmeyen tüm emekçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun. Bugün 1 Mayısta emeğin hak ettiği değeri görmesi, çalışma hayatında adaletin güçlendirilmesi, sendikal hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ancak barış, kardeşlik ve toplumsal dayanışma yoluyla mümkün olacaktır. Bizler bugün burada, savaşa, zulme, sömürüye ve adaletsizliğe karşı ses yükseltmek, birlik, mücadele ve dayanışma irademizi meydanlardan haykırmak için bir aradayız. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak, şiddetin, terörün, savaşın ve her türlü çatışma ortamının karşısında, barışın, kardeşliğin, dayanışmanın ve demokratik zeminde güçlenen Terörsüz Türkiye’nin yanında olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. Ücrette adalet, vergide hakkaniyet, işte güvence ve sosyal adalet için meydanlardayız. Tüm emekçilerin ücretlerinin enflasyona karşı korunmasını, emekçilerin ve emeklilerin milli gelirden aldığı payın artırılmasını, refahın adil paylaşılmasını istiyoruz. Asgari Ücret Tespit Komisyonunun demokratik, katılımcı ve çoğulcu bir anlayışla yeniden yapılandırılmasını aile yükümlülüklerini dikkate alan adil, hakkaniyetli ve sürdürülebilir bir vergi sisteminin hayata geçirilmesini talep ediyoruz. 1 Mayısta meydanlardan bütün dünyaya sesleniyoruz, savaşa hayır, zulme hayır, soykırıma hayır. HAK-İŞ olarak, dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan mazlumların yanındayız. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günümüz kutlu olsun. Savaşlara hayır, soykırıma hayır, zulme hayır’’ dedi. Atılan sloganlar ile basın açıklaması sorunsuz bir şekilde dağıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 14:36 Diyarbakır AMATEM ve ÇEMATEM’de bahar şenliği düzenlendi Yaklaşık 5 yıldır hizmet veren Diyarbakır AMATEM ve ÇEMATEM’de, tedavi gören hastaların sosyal uyum süreçlerini desteklemek, tedavi motivasyonlarını artırmak, aile katılımını güçlendirmek ve kurumlar arası iş birliğini geliştirmek amacıyla bahar şenliği düzenlendi. Diyarbakır AMATEM ve ÇEMATEM yerleşkesinde gerçekleştirilen bahar şenliğine; İl Sağlık Müdürü Uzm.Dr. Emre Asiltürk, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç.Dr. Öner Avınca, hastane idarecileri, Yenişehir Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Nuray Hurata, Yeşilay Diyarbakır personeli, Yeşilay Yataklı Rehabilitasyon Merkezi personeli, sağlık çalışanları, AMATEM ve ÇEMATEM’de tedavi gören hastalar ile aileleri katıldı. Etkinlik kapsamında AMATEM ve ÇEMATEM bünyesinde yürütülen müzik, resim, el işi ve gastronomi atölyelerinde hazırlanan çalışmalar sergilendi. Yeşilay Yataklı Rehabilitasyon Merkezi hastaları da gastronomi atölyelerinde ürettikleri pastalarla bahar şenliğine katkı sundu. Hastaların oluşturduğu orkestra tarafından mini konser verildi. Tedavi sürecinin yalnızca tıbbi müdahalelerden ibaret olmadığı, sosyal destek, üretkenlik, sanat, aile katılımı ve kurumlar arası iş birliğiyle güçlendiği vurgulanan etkinlik, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. AMATEM ve ÇEMATEM’de yürütülen atölye çalışmaları ve sosyal etkinliklerle; hastaların tedaviye uyumunun artırılması, özgüvenlerinin desteklenmesi, yeniden toplumsal yaşama katılımlarının güçlendirilmesi ve aileleriyle birlikte iyileşme sürecine aktif şekilde dahil olmaları hedefleniyor. Diyarbakır AMATEM ve ÇEMATEM’de, bağımlılıkla mücadelede koruyucu, tedavi edici ve rehabilite edici hizmetlerin bütüncül bir anlayışla sürdürüldüğü belirtildi. Bahar şenliğinde konuşma yapan İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, "AMATEM ve ÇEMATEM’de tedavi gören hastalarımız, aileleri, sağlık çalışanlarımız ve misafirlerimizin katılımıyla gerçekleşen bu anlamlı etkinlikte, bağımlılığın sadece tıbbi bir süreç değil, sosyal ve sanatsal destekle güçlenen bir mücadele olduğu bir kez daha vurgulandı’’ dedi.
9 kişinin öldüğü katliamda kan donduran detaylar ortaya çıktı
18 Şubat 2024 Pazar - 13:41 9 kişinin öldüğü katliamda kan donduran detaylar ortaya çıktı Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan arazi anlaşmazlığı olayına ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede muhtar Behçet Taş’ın olaydan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün. Ölen ölür” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, hatta araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları belirtildi.İlçenin Serçeler Köyünde 15 Haziran 2023 tarihinde arazi anlaşmazlığı nedeniyle kalaşnikof silahların kullanıldığı, 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili soruşturma tamamlandı. İddianamede, olayı gerçekleştiren Taş ve Alyamaç ailelerine mensup 31 kişi hakkında birden fazla kişiye karşı tasarlayarak kasten öldürme suçunu işledikleri gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi.Sanıkların tarlada birbirlerine karşı vahim nitelikli silahlarla gerçekleştirdiği saldırıda Halil, Orhan, Serhat ve Mehmet Can Taş ile Mehmet Emin, Mehmet Selim, Ömer, Yunus ve Muhammet Alyamaç’ın öldürüldükleri belirtildi.Olay yerine giden jandarma timlerine de yaralılara müdahale etmeyi engellemek için araziye hakim olup silahlı kontrolü sağlayarak güvenlik güçlerine de ateş açtıkları belirlendi.Yaralılara yardım ve ilk müdahale edildiği sırada arazinin hakim tepelerine yerleşen faillerin jandarma timlerine kesintisiz yoğun yaylım ateşi açtıkları, jandarma timlerinin tüm uyarılarına rağmen siren ve tepe lambalarını açan jandarmaya ait resmi araçlara ve timlere yoğun ateş açmaya devam ettikleri kaydedildi. Yerde yatan ölü ve yaralıların güvenli bir bölgeye taşınmak istediği sırada tepelere yerleşen faillerin seri atışa devam ettikleri belirtildi.İddianamede, olay yerindeki bir traktör ile pulluğun arkasına siper alan timleri gören saldırganların bu kez yoğun biçimde traktörü yaylım ateşine tuttukları, jandarma timlerinin kafalarının üzerinden birbiri ardına kalaşnikof mermilerinin geçtiği ve timlerin ölü ve yaralılara müdahalesini geciktirdikleri yer aldı.Saldırganların arazi yapısını ve kırsal patika yollarını iyi bildikleri için araçlarla toz bulutu oluşturup plakası belirlenemeyen bir araçla olay yerinden kaçtıkları belirtildi. Ateşin kesilmesi üzerine tarlada üzerlerinde hücum yeleği ve 5 kalaşnikof ile 3 tabanca bulunan 6 cesedin hastaneye kaldırıldığı, bunlar arasında yaralı olanlardan 3’ünün de daha sonra hayatını kaybettiği belirtildi.İddianamede, ölü ve yaralılara müdahale etmek için olay yerine giden ve saldırıya uğrayan jandarma timi ile mağdur-sanıkların da ifadelerine ayrıntılı yer verildi. Dehşet anını anlatan timler, kaçan saldırganları da fotoğraflarından teşhis ettiler. Otopsi raporlarında ise katliamın boyutu yer aldı. Ölü muayenesi yapılan cesetlerin topuklarından, kafa ve vücutlarına kadar mermi çekirdeği olduğu bildirildi. Olay yeri inceleme ekiplerince geniş bir alanda yürütülen arama ve tarama faaliyetinde ise yüzlerce boş kovan ve mermi çekirdekleri bulunduğu belirtildi.Ambulans kamerasına yakalandılarİddianamede, sanıkların katliam öncesi ve sonrasında araç içinde ve açık arazide yüzleri poşu ile ellerinde kalaşnikof tüfeklerle biçilmemiş buğday tarlasında yürürken ve güvenlik güçlerinin yaralılara müdahalesini engellemek için araçlara ve jandarma timlerine rastgele ateş açtıklarını gösteren fotoğraflar da delil olarak yer aldı. Bu fotoğrafların bir kısmının sanıklar üzerinde, bir kısmının da ambulansa ve olay yerine giden güvenlik güçlerine ait araçların kamera görüntülerinden alındığı yer aldı.İddianamede, geçmişte de anlaşmazlık nedeniyle mahkemelik olan arazinin büyüklüğü ve maddi değerinin yüksek olması, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı nedeniyle aileler arasında husumet başladığı ve devamında 9 kişinin öldüğü olayın yaşanmasıyla noktalandığı vurgulandı. Taş ailesinden maddi gücü olan ve aynı zamanda eski muhtar olan Behçet Taş’ın, Alyamaç ailesinden ise Mehmet Selim ile Ahmet Alyamaç’ın aile meclisinde söz sahibi oldukları kaydedildi.Alyamaç ailesini öldürmek için yangın çıkarıp araziye çekmişlerMuhtar Behçet Taş’ın katliamdan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün. Ölen ölür” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, hatta araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları ifade edildi.Taş ailesinin uzun namlulu silah ve tam teçhizat ekipmanlarla olay yerine çatışma amacıyla gidildiği belirtilen iddianamede, amaçlarının Alyamaç ailesinin mülkiyetinde bulunan araziyi ateşe vererek Alyamaç ailesini araziye çekmeye çalışarak katliamın fitilini ateşledikleri vurgulandı. Çıkan yangını görünce söndürmek amacıyla olay yerine giden Alyamaç ailesinin tarlaya gittiklerini gören Taş ailesi ve akrabalarının daha sonra birbirleriyle yoğun telefon trafiğine girerek olay yerine uzun namlulu silahlarla gitme şeklini planladıkları ifade edildi."PALA" yoğun silah kullandıYangına müdahaleye giden Alyamaç ailesine mevzi ve siper alarak organize biçimde ateş açtıkları ve karşılıklı çatışmada Alyamaç ailesinden 5, Taş ailesinden 4 olmak üzere 9 kişinin öldüğü kaydedildi. Şaban Taş tarafından aile bireylerinin kışkırtıldığı, Behçet Taş tarafından azmettirildiği, Ömer Taş tarafından da aile bireylerinin olay yerine toplandığı, Ömer Taş’ın bizzat traktör üzerinde bulunan Alyamaç ailesine yoğun ateş açıldığı bildirildi.Nurettin Taş’ın telefon dinlemesinde, “O öldürdü Serçeler’dekileri” dediği, Pala lakaplı Mehmet Taş’ın da yoğun silah kullandığı ve ölenlerden bazılarını bizzat kendisinin vurduğu ifade edildi.Katliamdan sonra ölen ve tutuklanıp cezaevine girenlerin ailelerine de muhtar Behçet Taş tarafından bir ömür bakılması için aile meclisinin de kendi aralarında karar aldıkları belirtildi.Behçet Taş’ın gözlerinin görmediği için her yere oğlu Aziz ile birlikte gittiği ve Aziz’in de katliam sonrasında alacağı cezadan kurtulmak için başkasına ait pasaportla yurtdışına kaçmaya çalıştığı vurgulandı. Bazı sanıkların ise katliamdan hemen sonra silah kullandıkları için üzerlerinde atış artığı ve svap örneği çıkan elbiselerini evlerine yakın noktadaki tandırın içinde yakarak, duş aldıkları ve delilleri gizlemeye çalıştıkları kaydedildi.Bazı sanıkların ısrarla olay yerinde olmadıklarını ve suçsuz olduklarını belirtmiş olmalarına rağmen, cenaze ve yaralılara almaya gelen ambulansa ait kamera görüntülerinde ellerinde uzun namlulu silahlarla olay yerinde oldukları da tespit edilerek bu kayıtlar dosyaya delil olarak konuldu.İddianamede, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı, aile meclisi kararlarının bağlayıcılığı, aile meclisinde alınan kararlarına tüm aile bireyleri tarafından uyulmasının yaptırıma tabi olduğu, aile bireylerinin olaya katılmaması halinde hak iddia edemeyeceklerine dikkat çekildi. Bu nedenle her iki aile meclisince alınan kararlara aşiret kararı gibi aile fertlerinin kesin olarak katılmasının esas alındığını vurgulandı.Olaya katılmayı reddeden aile bireylerinin dava konusu arazi üzerinde bir hak edemeyeceği gibi, bundan sonraki süreçte de meydana gelen olaylarda aile fertleri tarafından dışlanarak korunmayacaklarını bildikleri için tüm aile bireyi olan sanıkların fikir ve eylem birliği içinde çatışmaya katılarak 9 kişinin ölümünden sorumlu olduklarına işaret edildi. Olayda 7 kalaşnikof tüfek ile 4 tabanca ele geçirilmiş olsa da, olay yerinden toplanan boş kovanların kriminal incelemesinde, katliamda 17 ayrı kalaşnikof tüfek kullanıldığı tespit edildi.Mahkeme nakil istediSanıkların 9 kişiyi tasarlayarak öldürmek, ölü ve yaralılara müdahaleye giden 9 jandarma timini de öldürmeye teşebbüs etmek suçundan 19 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi. İddianameyi kabul eden Ağır Ceza Mahkemesi ise, taraflar arasında husumetin devam etmesi nedeniyle davanın güvenlik gerekçesiyle naklini talep etti. Davanın Diyarbakır’da görülmesinin güvenlik açısından sakıncalı olacağı gerekçesiyle başka bir ilde görülmesi için Valilikten nakil talebinde bulunuldu.
9 kişinin öldüğü katliamda kan donduran detaylar ortaya çıktı
18 Şubat 2024 Pazar - 13:16 9 kişinin öldüğü katliamda kan donduran detaylar ortaya çıktı Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan arazi anlaşmazlığı olayına ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede muhtar Behçet Taş’ın olaydan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün. Ölen ölür” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, hatta araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları belirtildi. İlçenin Serçeler Köyünde 15 Haziran 2023 tarihinde arazi anlaşmazlığı nedeniyle kalaşnikof silahların kullanıldığı, 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili soruşturma tamamlandı. İddianamede, olayı gerçekleştiren Taş ve Alyamaç ailelerine mensup 31 kişi hakkında birden fazla kişiye karşı tasarlayarak kasten öldürme suçunu işledikleri gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi. Sanıkların tarlada birbirlerine karşı vahim nitelikli silahlarla gerçekleştirdiği saldırıda Halil, Orhan, Serhat ve Mehmet Can Taş ile Mehmet Emin, Mehmet Selim, Ömer, Yunus ve Muhammet Alyamaç’ın öldürüldükleri belirtildi. Olay yerine giden jandarma timlerine de yaralılara müdahale etmeyi engellemek için araziye hakim olup silahlı kontrolü sağlayarak güvenlik güçlerine de ateş açtıkları belirlendi. Yaralılara yardım ve ilk müdahale edildiği sırada arazinin hakim tepelerine yerleşen faillerin jandarma timlerine kesintisiz yoğun yaylım ateşi açtıkları, jandarma timlerinin tüm uyarılarına rağmen siren ve tepe lambalarını açan jandarmaya ait resmi araçlara ve timlere yoğun ateş açmaya devam ettikleri kaydedildi. Yerde yatan ölü ve yaralıların güvenli bir bölgeye taşınmak istediği sırada tepelere yerleşen faillerin seri atışa devam ettikleri belirtildi. İddianamede, olay yerindeki bir traktör ile pulluğun arkasına siper alan timleri gören saldırganların bu kez yoğun biçimde traktörü yaylım ateşine tuttukları, jandarma timlerinin kafalarının üzerinden birbiri ardına kalaşnikof mermilerinin geçtiği ve timlerin ölü ve yaralılara müdahalesini geciktirdikleri yer aldı. Saldırganların arazi yapısını ve kırsal patika yollarını iyi bildikleri için araçlarla toz bulutu oluşturup plakası belirlenemeyen bir araçla olay yerinden kaçtıkları belirtildi. Ateşin kesilmesi üzerine tarlada üzerlerinde hücum yeleği ve 5 kalaşnikof ile 3 tabanca bulunan 6 cesedin hastaneye kaldırıldığı, bunlar arasında yaralı olanlardan 3’ünün de daha sonra hayatını kaybettiği belirtildi. İddianamede, ölü ve yaralılara müdahale etmek için olay yerine giden ve saldırıya uğrayan jandarma timi ile mağdur-sanıkların da ifadelerine ayrıntılı yer verildi. Dehşet anını anlatan timler, kaçan saldırganları da fotoğraflarından teşhis ettiler. Otopsi raporlarında ise katliamın boyutu yer aldı. Ölü muayenesi yapılan cesetlerin topuklarından, kafa ve vücutlarına kadar mermi çekirdeği olduğu bildirildi. Olay yeri inceleme ekiplerince geniş bir alanda yürütülen arama ve tarama faaliyetinde ise yüzlerce boş kovan ve mermi çekirdekleri bulunduğu belirtildi. Ambulans kamerasına yakalandılar İddianamede, sanıkların katliam öncesi ve sonrasında araç içinde ve açık arazide yüzleri poşu ile ellerinde kalaşnikof tüfeklerle biçilmemiş buğday tarlasında yürürken ve güvenlik güçlerinin yaralılara müdahalesini engellemek için araçlara ve jandarma timlerine rastgele ateş açtıklarını gösteren fotoğraflar da delil olarak yer aldı. Bu fotoğrafların bir kısmının sanıklar üzerinde, bir kısmının da ambulansa ve olay yerine giden güvenlik güçlerine ait araçların kamera görüntülerinden alındığı yer aldı. İddianamede, geçmişte de anlaşmazlık nedeniyle mahkemelik olan arazinin büyüklüğü ve maddi değerinin yüksek olması, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı nedeniyle aileler arasında husumet başladığı ve devamında 9 kişinin öldüğü olayın yaşanmasıyla noktalandığı vurgulandı. Taş ailesinden maddi gücü olan ve aynı zamanda eski muhtar olan Behçet Taş’ın, Alyamaç ailesinden ise Mehmet Selim ile Ahmet Alyamaç’ın aile meclisinde söz sahibi oldukları kaydedildi. Alyamaç ailesini öldürmek için yangın çıkarıp araziye çekmişler Muhtar Behçet Taş’ın katliamdan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün. Ölen ölür” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, hatta araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları ifade edildi. Taş ailesinin uzun namlulu silah ve tam teçhizat ekipmanlarla olay yerine çatışma amacıyla gidildiği belirtilen iddianamede, amaçlarının Alyamaç ailesinin mülkiyetinde bulunan araziyi ateşe vererek Alyamaç ailesini araziye çekmeye çalışarak katliamın fitilini ateşledikleri vurgulandı. Çıkan yangını görünce söndürmek amacıyla olay yerine giden Alyamaç ailesinin tarlaya gittiklerini gören Taş ailesi ve akrabalarının daha sonra birbirleriyle yoğun telefon trafiğine girerek olay yerine uzun namlulu silahlarla gitme şeklini planladıkları ifade edildi. "PALA" yoğun silah kullandı Yangına müdahaleye giden Alyamaç ailesine mevzi ve siper alarak organize biçimde ateş açtıkları ve karşılıklı çatışmada Alyamaç ailesinden 5, Taş ailesinden 4 olmak üzere 9 kişinin öldüğü kaydedildi. Şaban Taş tarafından aile bireylerinin kışkırtıldığı, Behçet Taş tarafından azmettirildiği, Ömer Taş tarafından da aile bireylerinin olay yerine toplandığı, Ömer Taş’ın bizzat traktör üzerinde bulunan Alyamaç ailesine yoğun ateş açıldığı bildirildi. Nurettin Taş’ın telefon dinlemesinde, “O öldürdü Serçeler’dekileri” dediği, Pala lakaplı Mehmet Taş’ın da yoğun silah kullandığı ve ölenlerden bazılarını bizzat kendisinin vurduğu ifade edildi. Katliamdan sonra ölen ve tutuklanıp cezaevine girenlerin ailelerine de muhtar Behçet Taş tarafından bir ömür bakılması için aile meclisinin de kendi aralarında karar aldıkları belirtildi. Behçet Taş’ın gözlerinin görmediği için her yere oğlu Aziz ile birlikte gittiği ve Aziz’in de katliam sonrasında alacağı cezadan kurtulmak için başkasına ait pasaportla yurtdışına kaçmaya çalıştığı vurgulandı. Bazı sanıkların ise katliamdan hemen sonra silah kullandıkları için üzerlerinde atış artığı ve svap örneği çıkan elbiselerini evlerine yakın noktadaki tandırın içinde yakarak, duş aldıkları ve delilleri gizlemeye çalıştıkları kaydedildi. Bazı sanıkların ısrarla olay yerinde olmadıklarını ve suçsuz olduklarını belirtmiş olmalarına rağmen, cenaze ve yaralılara almaya gelen ambulansa ait kamera görüntülerinde ellerinde uzun namlulu silahlarla olay yerinde oldukları da tespit edilerek bu kayıtlar dosyaya delil olarak konuldu. İddianamede, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı, aile meclisi kararlarının bağlayıcılığı, aile meclisinde alınan kararlarına tüm aile bireyleri tarafından uyulmasının yaptırıma tabi olduğu, aile bireylerinin olaya katılmaması halinde hak iddia edemeyeceklerine dikkat çekildi. Bu nedenle her iki aile meclisince alınan kararlara aşiret kararı gibi aile fertlerinin kesin olarak katılmasının esas alındığını vurgulandı. Olaya katılmayı reddeden aile bireylerinin dava konusu arazi üzerinde bir hak edemeyeceği gibi, bundan sonraki süreçte de meydana gelen olaylarda aile fertleri tarafından dışlanarak korunmayacaklarını bildikleri için tüm aile bireyi olan sanıkların fikir ve eylem birliği içinde çatışmaya katılarak 9 kişinin ölümünden sorumlu olduklarına işaret edildi. Olayda 7 kalaşnikof tüfek ile 4 tabanca ele geçirilmiş olsa da, olay yerinden toplanan boş kovanların kriminal incelemesinde, katliamda 17 ayrı kalaşnikof tüfek kullanıldığı tespit edildi. Mahkeme nakil istedi Sanıkların 9 kişiyi tasarlayarak öldürmek, ölü ve yaralılara müdahaleye giden 9 jandarma timini de öldürmeye teşebbüs etmek suçundan 19 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi. İddianameyi kabul eden Ağır Ceza Mahkemesi ise, taraflar arasında husumetin devam etmesi nedeniyle davanın güvenlik gerekçesiyle naklini talep etti. Davanın Diyarbakır’da görülmesinin güvenlik açısından sakıncalı olacağı gerekçesiyle başka bir ilde görülmesi için Valilikten nakil talebinde bulunuldu.
Şehit ve gazi aileleri derneğinden İmamoğlu’na  Erzincan tepkisi
18 Şubat 2024 Pazar - 12:44 Şehit ve gazi aileleri derneğinden İmamoğlu’na Erzincan tepkisi 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, Erzincan İliç’teki maden kazasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun provokatörlük yaptığını ileri sürerek tepki gösterdi. 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, İstanbul’a tatil mantığı ile uğrayan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bu algı operasyonlarının başında yer almakta olduğunu iddia etti. “25 kişilik aktivist guruba iki otobüs kiralayarak Erzincan’da provokatörlük yapmak amacıyla, yolda da bir grup Marksist Leninist Komünist Partilileri de (MLKP) yanlarına alarak, bölgede huzursuzluk yapmaya çalışacaklar” diyen Gündüz, “Bir önceki dönem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, şimdi ise Cumhur İttifakı’nın İBB Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’u hedefe almakta olan İmamoğlu kendince kirli hesaplar peşindedir. ÇED raporu ve benzer konuları rakibi Kurum’a mal etmeye çalışan İmamoğlu, milletin acısına ortak olmak yerine 31 Mart’ın hesabı yapmaktadır” dedi. Masa başında üretilmiş pek çok yalan haberin bir anda birçok yere servis edildiğini öne süren Gündüz, “13 Şubat’ta yaşanan hadiseden bugüne kadar tek merkezden yönetilen, sistematik algı operasyonu ve kara propagandalar tamamen gerçeklerden uzak bir o kadarda yalanlarla doludur. Erzincan iline kanuna aykırı eylemlere katılmak amacıyla gitmek isteyenlerin ulaşımını sağlayan İmamoğlu, neyin peşinde olduğu hepimizin malumudur” ifadelerinde bulundu.
BBA ve ABA, Otizmde Bilimsel Müdahale Birliği’nin gözdesi oldu
17 Şubat 2024 Cumartesi - 13:38 BBA ve ABA, Otizmde Bilimsel Müdahale Birliği’nin gözdesi oldu Otizm alanında dünyaca söz sahibi olan ve bilimsel makaleler alanında son noktayı koyan Otizm Bilimsel Müdahale Birliği yayınladığı makalesinde Türkiye’de söz sahibi olan BBA ve ABA otizm ile ilgili övgü ile söz etti. Türkiye’de hızla trendi artan BBA ve ABA otizm, alanında gerçekleştirdikleri ataklarla kamuoyunun dikkatini çekerken, makalelerde yer almaya başladı. BBA Akademi Özel Eğitim Uzmanı Prof. Dr. Binyamin Birkan, dünya çapında yapılan araştırmada Türkiye’den seçilmiş olmalarından duydukları mutluluğu dile getirdi. Birkan, “Geçtiğimiz aralık ayında Otizmde Bilimsel Müdahale Birliği çok önemli bir makale yayınladı. Bu makalede dünya genelinde özellikle Avrupa, Amerika ve Asya’da yüksek kalitede özel eğitim hizmeti sunan kurumların sistemi ve yıllık değerlendirme sonuçları paylaşıldı. Biz Türkiye’den BBA otizm olarak bu makalede yer aldık. Onun için de çok gurur duyuyoruz. Bu makalede yüksek kalitede özel eğitim hizmeti sunan kurumların şu özellikler açısından değerlendirilmeleri yapılmış; bunların başında personel yetiştirme geliyor. Bu kurumlarda iyi düzeyde personel yetiştiriliyor ve personelin de yeterlilikleri sürekli olarak gözden geçiriliyor. İkinci özellik ise aile katılımıdır. Özel eğitim hizmetlerine ailenin katılması. Üçüncüsü ise burada bilimsel kanıt olan uygulamaların yer alması ve bunları profesyonelce uygulanmasıdır” dedi. ABA Otizmle tecrübelerini paylaştıktan ötürü gurur duyduklarını ifade eden Birkan, “BBA Otizm olarak bizi gururlandıran bir diğer konu ise tüm bu tecrübeyi, bilgiyi farklı kurumlarla paylaşıyor olmamızdır. Özellikle Diyarbakır ABA Otizm Merkezi’yle bu tecrübeyi paylaşıyor olmaktan büyük gurur duyuyoruz” diye konuştu. ABA tekniğinin çocuklarda büyük etki oluşturduğunu söyleyen Hacıbaba Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı ve ABA Otizm Eğitim Merkezinin Kurucusu Yılmaz Elaldı ise, “4 yıldır otizmli çocuklara hizmet veriyoruz. Bizim kuruluş amacımız; otizm eğitiminin bölgemizde olmamasıyla alakalıdır. ABA sistemini 4 yıldır otizmli çocuklara uyguluyoruz. ABA terapisi dünyada kabul görülen bir sistem oldu. O yüzden 4’üncü yılımızda sürekli kendimizi geliştirerekten ilerliyoruz. Çocuklarımızda gördüğümüz etkiler ABA’nın otizme birebir iyi geldiğini kendi gözlerimizle görmüş bulunmaktayız” ifadelerine yer verdi.
Evlat nöbetindeki anneler bin 629 gündür çocuklarının yolunu gözlüyor
17 Şubat 2024 Cumartesi - 12:52 Evlat nöbetindeki anneler bin 629 gündür çocuklarının yolunu gözlüyor Çocuklarının terör örgütü PKK mensuplarınca kandırılarak dağa kaçırıldığını iddia eden Diyarbakır annelerinin evlat mücadelesi kararlılıkla devam ediyor. 3 Eylül 2019 tarihinde farklı kentlerden Diyarbakır’a gelerek oturma eylemi başlatan ailelerin evlat nöbeti bin 629 gündür HDP il binasının önünde sürüyor. 5 yıldır HDP il binası önünde eşiyle evlat mücadelesini sürdüren Ayten Elhaman, çocuğu Bayram’ı alana kadar nöbetinde kararlı olduğunu söyledi. HDP’lilerin anne haklarını savunmadığını belirten Elhaman, “5 yıldır HDP önünde evlat nöbeti tutuyorum. Biz anneler yılmayıp çocuklarımız gelene kadar nöbetimize devam edeceğiz. Evlatlarımızı kaybettiğimiz yerde arıyoruz. HDP’liler diyorlar ya mecliste annelerin hakkını savunuyoruz. Hani annelerin hakkı? Madem ki annelerin hakkını savunuyorsunuz verin o zaman çocuklarımızı. Bizim çocuklarımız dağa taşa mahkum ettiler. Dağdaki tüm çocuklara sesleniyorum: Kaçıp gelin. Bayram, oğlum beni duyuyorsan kaç gel. Güçlü devletimize teslim ol” dedi. Çocuğu Mahmut için her gün HDP binasının önündeki çadıra gittiğini dile getiren Bedriye Uslu, evladına ‘teslim ol’ çağrısında bulundu. Uslu, şunları kaydetti: “Her sabah bu çadırın yolunu oğlum Mahmut için tutuyorum. Burada evlat mücadelemi sürdüreceğim. Ayağım tuttuğu dilim döndüğü kadar evladım için nöbetime devam edeceğim. Devletimiz güçlü bir devlettir. Allah’ın izni devletimizin gücüyle inşallah evladım gelecek. Oğlum, ben çok hastayım. Artık dayanacak halim kalmadı. Her gün evladımın dönmesi umuduyla çadıra geliyorum. Evladıma artık kavuşmak istiyorum.” İstanbul’dan gelerek evladı Serdar için oturma eylemini sürdüren Hatun Yüceyurt ise, çocuğunun 14 yaşında HDP aracılığıyla kandırılarak dağa götürüldüğünü ileri sürdü. Yüceyurt, 30 yıldır çocuğunu görmediğini ifade ederek, “Ben oğlum Serdar’ı arıyorum. İstanbul’dan evladım için nöbetteyim. Oğlum, baban çok hasta her gün hastaneye götürüyoruz. Şu an baban yoğun bakımda yatıyor. Baban seni görmeden gözü açık gitmek istemiyor. Ne olursun oğlum yaşıyorsan çık gel. Devletimize askerimize sığın. Evladım gideli 30 sene oldu 30 daha beklerim. Yeter ki oğlum gelsin. Ömrüm yettikçe HDP il binasının önünden bir yere ayrılmayacağım” diye konuştu.
Diyarbakır Final Okulları bursluluk sınavına yoğun ilgi
17 Şubat 2024 Cumartesi - 11:24 Diyarbakır Final Okulları bursluluk sınavına yoğun ilgi Özel Diyarbakır Final Okulları 17-18 Şubat tarihinde düzenlediği geleneksel bursluluk sınavının ilk oturumunu gerçekleştirdi. Bu yıl da büyük ilgi gören sınava kentte 5 bin öğrenci katılım sağladı. Özel Diyarbakır Final Okulları geleneksel bursluluk sınavı 17-18 Şubat tarihinde düzenleniyor. 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerinin katılım göstereceği sınavın ilk oturumu 6 ve 7. sınıf öğrencileriyle gerçekleşti. Özel Diyarbakır Final Okulları Ortaokul Müdürü Sezer Arıkan okulun tarihinden bahsederek, “Final Okulları köklü bir tarihe sahip eğitim kurumudur. Türkiye’de 1980 yılından beri milyonlarca öğrenciye hizmet veriyor. İlk olarak 1980 yılında 6 derslik, 7 öğretmen ve 17 öğrenciyle eğitim-öğretime başladık. Eğitim serüveni daha sonra büyüyerek devam etti. Bugün Türkiye’de 185 okulumuz ve 341 kursumuzla milyonlarca öğrenciye hizmet vermeye devam ediyoruz” dedi. İlk oturumu başarıyla tamamladıklarını ve Diyarbakır halkına gösterdiği ilgi için teşekkürlerini ileten Arıkan, “Bu hafta sonu Türkiye genelinde tüm şubelerimizde bursluluk ve okula kabul sınavlarımız gerçekleşiyor. Bu sınava Diyarbakır ilimizden 5 bine yakın öğrenci katıldı. Öğrenciler bu sınavda hem kendi yerlerini görmüş oldu hem de başarılı olduklarında okulumuzdan eğitim bursu almaya kazanmış olacak. Sınavın ilk oturumunu başarıyla tamamladık. Diyarbakır halkına göstermiş oldukları ilgiden teşekkür ediyorum” ifadelerinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Özelikle bu yılın ortasında enflasyonda belirli düşüşleri hep birlikte göreceğiz"
16 Şubat 2024 Cuma - 21:10 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Özelikle bu yılın ortasında enflasyonda belirli düşüşleri hep birlikte göreceğiz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır’da “Kanaat Önderleri Buluşması”na katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Özelikle bu yılın ortasında enflasyonda belirli düşüşleri hep birlikte göreceğiz" dedi. Bir dizi programa katılmak üzere Diyarbakır’a gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir otelde “Kanaat Önderleri Buluşması”na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, dünyada büyüme ortalaması yüzde 3 civarında olduğunu, Türkiye olarak bu seneyi 4,4 ile kapatmayı öngördüklerini söyledi. Ülke ekonomisinin ilk 9 ayda 4.7 ile gerçekleştiğini belirten Yılmaz, son çeyrek henüz belli olmadığını, bu ayın sonunda netleşmiş olacağını ve son çeyrekte 3.7 dahi büyüme sağlanması takdirde 4.4’ü yakalayacaklarını, programdaki hedefin bu olduğunu belirtti. Bunun için gayret ettiklerini aktaran Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “2023’ü rekor seviyede istihdam ile kapattık. Aralık ayı işsizlik oranı yüzde 8.8’e kadar geriledi. Biz, orta vadeli programda yıl boyu 10.1 olur diye düşünüyorduk. Ama şimdi son ay bu veri ile birlikte tek haneli kapattığımız kesinleşti. 32 milyona aşkın artık çalışanı olan bir ülke konumundayız. Bunu da istihdam dostu politikalar ile çok daha ileriye taşıyacağız. Geçen yıl ihracatını yine rekor ile kapattık. 256 milyar dolar ihracat yaptık. Bu da tarihimizin en yüksek ihracat oranı. 2024 için turizmde 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. Bütün illerimiz payını alacak. Sadece deniz, kum turizmi istemiyoruz. Kültür, inanç turizmini de çok önemli görüyoruz.” “Şehirlerimizi bu afetlere hazırlamak için 1 trilyon Türk lirası üzerinde bir kaynağı bütçemize koymuş durumdayız” “Temel meselemiz enflasyon. Vatandaşımızın sorunu bizimde sorunumuz” diyen Yılmaz, "Dolayısıyla bu konuda da büyük bir gayret içerisindeyiz. Özelikle bu yılın ortasında enflasyonda belirli düşüşleri hep birlikte göreceğiz. Tarihimizin en büyük afetini yaşadık. 14 milyon insanımızı, 11 ilimizi doğrudan etkiledi. İlk yaptığımız hesaplara göre 104 milyar dolar maliyet getiren bir afetten bahsediyoruz. Bunun yaralarını sarıyoruz. Geçen yıl önemli harcamalar yaptık. Bu sene senede sadece depremin yaralarını sarmak ve şehirlerimizi bu afetlere hazırlamak için 1 trilyon Türk lirası üzerinde bir kaynağı bütçemize koymuş durumdayız” dedi. 2024’ün en yoğun dönem olacağını, 2025’ten itibaren daha rahat bir döneme geçiş yapılacağını, enflasyonda da yüzde 15’ler civarlarında bir seviye tahmin ettiklerini kaydeden Yılmaz, “2026’da ise, tek haneli rakamlara hep birlikte ulaşacağız. Bütün dengeleri gözeterek aşamalı bir şekilde gidiyoruz. Bir taraftan enflasyonu düşüreceğiz, bir taraftan da büyümemizi belli bir oranda sürdürme. Bunun getirdiği bir yol haritası var, bunu adım adım uyguluyoruz” ifadelerinde bulundu. Sabah, vekillerin Erbil’le uçuşun olmadığını söylediklerini aktaran Yılmaz, “Bizim bu buradaki bölgeye bunun çok ciddi bir canlılık getireceğini söylediler. Ben de Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdülkadir Bey’le temas kurdum. Kendisine huzurunuzda teşekkür ediyorum. Hemen gerekli görüşmeleri yapıp döndü bana. Aradan bir saat geçmeden haftada üç gün her gün her gün uçuşlarının başlayacağını söyledi” ifadelerine yer verdi. Buluşmaya Vali Ali İhsan Su, kanaat önderleri, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Mehmet Sait Yaz, Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu Ataman ve partililer katıldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Kim ne derse desin Diyarbakır bu ülkenin birliğine, beraberliğine sahip çıkacak"
16 Şubat 2024 Cuma - 16:11 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Kim ne derse desin Diyarbakır bu ülkenin birliğine, beraberliğine sahip çıkacak" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır’da Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) Seçim Koordinasyon Merkezi’nin (SKM) açılışına katılarak, “Kim ne derse desin Diyarbakır bu ülkenin birliğine, beraberliğine sahip çıkacak. Bu vatana, bu bayrağa, bu devlete sahip çıkacak ve emperyalist birtakım güçlerin bu bölge üzerinde kurduğu hesapları boşa çıkaracak” dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti’nin merkez Bağlar ilçesinde bulunan Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışına katıldı. Burada açıklamalarda bulunan Yılmaz, Diyarbakır’ın çok daha güçlü bir şekilde geleceğe yürümeye ihtiyacı olduğunu, daha fazla hizmete, yatırıma, ihtiyacı olduğunu ve bu noktada da kritik bir seviyeye gelmiş durumda olduğunu söyledi. Diyarbakır’da her şeyin olduğunu ve tek yapılması gereken Diyarbakır’a, geleceğine, aklı fikri Diyarbakır olan adayları desteklemek olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bunun yapıldığında Diyarbakır’ın çok şey kazanacağını, çok hızlı bir şekilde değişim ve dönüşüm süreci yaşayacağını ifade etti. “Diyarbakır için, Diyarbakır’ın hizmetleri için kararlı mıyız? İnşallah hep birlikte Diyarbakır’ı geleceğe hazırlayacağız. Biz buna gerçek belediyecilik diyoruz” diyen Yılmaz, şöyle konuştu: “Şimdi belediyeyi amacı için kullanmak var, kanunlarda amacı belli. Belediye yerel hizmetler yapacak. Halka hizmet edecek. Bunun için mi kullanacaksınız belediyeyi? Yoksa başka amaçlar için mi kullanacaksınız? Mesele budur. Kişisel kariyer için veya ideolojik için mi belediye kullanılacak? Bir enstrüman olarak, bir araç olarak mı kullanılacak başka amaçlar için? Yoksa belediyeye tahsis edilen kaynaklar bu halka yeşil alanlar yapmak, spor tesisleri yapmak, içme suyunu temiz bir şekilde ulaştırmak, havanın kalitesini korumak, mesleki eğitimler vermek, girişimciliği desteklemek, yine ihtiyaç sahibi olan insanlara destek olmak gibi belediyenin başka hizmetleri için mi kullanılacak? Biz işte bundan yanayız. Gerçek belediyecilikten yanayız.” Açılışa; AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu, Mehmet Sait Yaz, AK Parti İl Başkanı Mehmet Raşit Ocak, AK Parti Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Halis Bilden ve partililer katıldı. Yılmaz, açılıştan sonra merkez Sur ilçesinde Gazi Caddesi’nde esnaf ziyareti gerçekleştirdi. Yılmaz, kanaat önderleriyle görüşmek üzere bir otele geçti.
Garanti BBVA ve BÜYEM Türkiye Kadın Girişimci Akademisi’nin eğitimleri başlıyor
16 Şubat 2024 Cuma - 14:24 Garanti BBVA ve BÜYEM Türkiye Kadın Girişimci Akademisi’nin eğitimleri başlıyor Garanti BBVA ve BÜYEM Türkiye Kadın Girişimci Akademisi’nin Diyarbakır eğitimleri başlıyor. 6-29 Mart tarihleri arasında sınırlı kontenjanla gerçekleştirilecek Türkiye Kadın Girişimci Akademisi’ne katılmak isteyen Diyarbakırlı kadın girişimcilerin, 3 Mart tarihine kadar başvuru yapması gerekiyor. Geleceğe iyi bakmak amacıyla ekonomiye güç katan kadın girişimcileri destekleyen Garanti BBVA ile Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi’nin (BÜYEM) birlikte hayata geçirdiği Türkiye Kadın Girişimci Akademisi’nin 2024 yılı eğitimlerinin ikincisi Diyarbakır’da gerçekleştirilecek. Kadın girişimcilerin yönetim becerilerini artırmak, iş hayatındaki varlığını güçlendirerek kalıcı ve sürdürülebilir kılmak amacıyla düzenlenen Türkiye Kadın Girişimci Akademisi, Diyarbakır Ticaret Borsası ile Diyarbakır İl Kadın Girişimciler Kurulu desteği ve işbirliğiyle 6 Mart tarihinde başlayacak. 6-29 Mart tarihleri arasında sınırlı kontenjanla gerçekleştirilecek Türkiye Kadın Girişimci Akademisi’ne katılmak isteyen Diyarbakırlı kadın girişimcilerin 3 Mart tarihine kadar garantibbvakadingirisimci.com/ adresinden başvuru yapması gerekiyor. Boğaziçi Üniversitesi eğitmenleri ve profesyoneller tarafından Diyarbakır Ticaret Borsası Eğitim Salonu’nda fiziki ortamda ayrıca online olarak da verilecek eğitimlerde; dijital pazarlama, insan kaynakları, müşteri deneyimi, kurum içi iletişim, e-ticaret için sosyal medya iletişimi, şirket yönetimine finansal bakış, liderlik, sürdürülebilir şirket yönetimi, yenilikçi iş modelleri geliştirme, temel ticaret hukuku ve ticari sözleşmeler gibi girişimcilerin işlerini yönetmelerinde fark oluşturacak alanlara odaklanılacak. Girişimcilerin ihtiyaç duyduğu bilgi birikimini arttırmayı hedefleyen Türkiye Kadın Girişimci Akademisi eğitimlerini başarıyla tamamlayan kadın girişimciler Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) tarafından düzenlenen sertifikaya sahip olacak.