Yerel Haberler
Diyarbakır
DBB, masa tenisi turnuvası düzenledi
02 Ocak 2024 Salı - 13:14 DBB, masa tenisi turnuvası düzenledi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Uyanış Gençlik Masa Tenisi Dostluk ve Dayanışma Turnuvası düzenledi. Gençlik ve Spor Hizmetleri dairesi, çocukların kas ve eklemlerini güçlendirmek, zihin açıklığını ve konsantrasyonuna katkı sağlamak amacıyla tenis turnuvası organize etti. Talaytepe Spor Kompleksi’nde 3 farklı yaş kategorisinde gerçekleştirilen turnuvada erkek ve kız çocuklarından oluşan 132 sporcu katıldı. 120 müsabakanın gerçekleştiği tenis turnuvasında 8-12 yaş kız kategorisinde Hümeyra Üçer birinci, Şila Uludağ ikinci, Pelşin Aktaş üçüncü olurken, erkek kategorisinde Muhittin Ay birinci, Ayaz Kaplan ikinci, Caner Karahan üçüncülük elde etti. 13-15 yaş kız kategorisinde Zelal Efe birinci, Sevgi Özkaya ikinci, Zeynep Menteşe ise üçüncü sırada yer aldı. Erkek kategorisinde ise Hasan Basri Okur birinci, Ali Hecdar Özgen ikinci, Enes Selçukoğlu üçüncü olarak turnuvayı tamamladı. 16-21 yaş kategorisinde de kızlar kategorisinde Sultan Cangir birinci, Gülizar Güneş ikinci, Hürmeye İlayda üçüncü, erkeklerde Yiğit Ali Atar birinci, Ali Arjen Koç ikinci Levent İnce üçüncü basamakta yer aldı. Turnuvaya katılan tüm sporcu ve hakemlere içinde bardak, ajanda ve çeşitli hediyelerin olduğu Uyanış Gençlik çantası verilirken, birinci olan sporculara akıllı saat, ikinci olan sporculara eşofman takımı ile çanta, üçüncü olan sporculara da masa tenisi raket ve top seti hediye edildi.
Yapı-Deprem profesöründen az, orta ve hasarsız yapıların güçlendirilmesi uyarısı
02 Ocak 2024 Salı - 12:59 Yapı-Deprem profesöründen az, orta ve hasarsız yapıların güçlendirilmesi uyarısı Oxford Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde misafir bilim adamı olarak bulunan Prof. Dr. İdris Bedirhanoğlu, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli yıkıcı depremlerde hasarsız, az ve orta hasarlı yapıların bir an önce güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek, önümüzde büyük bir deprem olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtip uyarıda bulundu. 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli depremlerde 10 kentte 50 bin üzeri insan hayatını kaybetti, binlerce yapı yıkıldı, binlercesi hasar gördü. Deprem izleri silinme çalışmaları devam ederken Oxford Üniversite Mühendislik Fakültesi Misafir Prof. Dr. İdris Bedirhanoğlu, yapıların güçlendirilmesi gerektiğini, güçlendirilmediği takdirde olabilecek riskler için öngörü de bulunarak uyarılarda bulundu. 2024 yılının ilk gününde 2023 yılının muhasebesini yaptıklarında neredeyse bütün yılın deprem ile geçtiği, çok büyük acılar yaşandığını, çok büyük yıkımlar olduğunu hatırlatan Prof. Bedirhanoğlu, 100 milyar dolar üstünde kaybın, 50 bin üstünde insanın hayatını kaybettiğini söyledi. Bu süreçte ağır hasarlı yapıların yıkıldığını, yıkım çalışmalarında da iyi gidildiğini aktaran Bedirhanoğlu, bu süreçte güçlendirmeye yönelik çalışmaların ise kamu dışında neredeyse yok denecek kadar az olduğuna değindi. “Hem orta hasarlı binalar için hem de az hasarlı, ya da hasarsız binalar için; binanızın hasarlı olup olmadığına bakılmaksızın herkes binasını kontrol ettirmeli, binasının mevcut durumu, bina yapılırken inşaat hataları olmuş olabilir ve bunları da gidermeye yönelik onarım çalışmalarının da yapılması gerekiyor” diyen Prof. Bedirhanoğlu, şöyle konuştu: “Binanızın bodrum katını kontrol ettiğiniz zaman örneğin bodrum su altında ise bu suyu temizlemek gerekiyor. Kolon demirleri paslanmışsa bu korozyonu giderici, korozyonun etkilerini minimuma indirecek bir güçlendirme, onarım yapmak gerekiyor. Dolayısıyla şunu dememek lazım! Benim binamda hasar yok, orta veya hafif hasar var, binamın bir şeyi yok, depremde bu bina ayakta kalacaktır anlamına kesinlikle gelmiyor. Herkesin binasını kontrol etmesi gerekiyor.” “Sorumluluk sahibi bütün insanların binasını kontrol etmesi gerekiyor” Uzman mühendisler tarafından binanın olabilecek bir depremdeki performansı kontrol edilmesi gerektiğini kaydeden Bedirhanoğlu, “Eğer performansı yetersiz ise ona göre uygun yöntemlerle güçlendirmesi gerekiyor. Sorumluluk sahibi bütün insanların binasını kontrol etmesi gerekiyor. Bunun için hemen gereğinin yapılması gerekiyor. Bunu ertelememek lazım. Her gün depremler oluyor, her an önümüzde büyük bir deprem olma ihtimali çok yüksek. Deprem yaşanmadan, büyük acılar yaşanmadan lütfen, herkes tedbirini alsın. Özellikle binasında çatlak olanlar dikkatli olmalı ve orta hasarlı binalar hemen ya güçlendirilmeli ya da yıkılması gerekiyor” dedi. “Güçlendirmeyi teşvik etmeye yönelik çalışmaların yapılması, yasaların çıkarılmasını şiddetle öneriyorum” Türkiye’de insanlar güçlendirilmeye iyi bakmıyor ve pek güçlendirme yapmaya pek yanaşmıyor, fakat bunun çok çok yanlış bir algı olduğuna dikkat çeken Bedirhanoğlu, “Dünyanın her yerinde binalar performans açısından kontrol ediliyor ve güçlendirilmesi gerekiyorsa güçlendiriliyor. Binamızın durumunu sürekli takip kontrol altında tutmamız gerekiyor. Güçlendirme maliyetleri hep fazla bulunuyor. Dolayısıyla acaba bir destek alabilecek miyiz sorusu var. O konunun da bir an önce netleşmesi gerekiyor. İnşalara bu açıdan yol gösterilmesi lazım. Eğer bir destek sağlanacaksa bunun çok net bir şekilde ifade edilmesi lazım. Bunun sürekli değişmemesi gerekiyor ki insanların kafasında net olsun. Güçlendirmeyi teşvik etmeye yönelik çalışmaların artırılması ve bunu sağlayacak düzenlemelerin yapılmasını şiddetle öneriyorum. Bütün binaları yıkmamız mümkün değil, milyonlarca bina, konut var. Bunların büyük çoğunluğunun güçlendirilmesi gerekiyor” ifadelerinde bulundu.
Diyarbakır’da Hamzalı şehitleri unutulmadı
01 Ocak 2024 Pazartesi - 15:58 Diyarbakır’da Hamzalı şehitleri unutulmadı Diyarbakır’ın Kulp ilçesinin kırsal mahallelerinden Hamzalı’da 1995’te PKK’lı teröristlerce katledilen 6’sı çocuk, 9’u kadın 23 kişi anıldı. Hamzalı Mahallesi’nde 1 Ocak 1995’te PKK’lı teröristlerce bomba ve uzun namlulu silahlarla düzenlenen saldırıda 19 kişi hayatını kaybetti. Aynı yıl gerçekleştirilen ikinci terör saldırısında da 4 kişi katledildi. Mahallede düzenlenen törende konuşan Kulp Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Burak Akeller, PKK’lı teröristlerin 1 Ocak 1995 ve 16 Mart 1995’te gerçekleştirdikleri iki saldırıda 23 kişiyi katlettiklerini hatırlattı. Aradan 29 sene geçtiğini belirten Kaymakam Akeller, "Şimdi üzerinde bulunduğumuz topraklarda eli kanlı terör örgütü 5’i çocuk, 9’u kadın olmak üzere toplamda 23 vatandaşımızı şehit etti. Kinimiz hala ilk günkü gibi dipdiri. Daha geçtiğimiz günlerde 12 Kahraman askerimizi daha şehit verdik. Şehitler ölmez, şehit unutulunca ölür. Biz, bu yaşadıklarımızı unutmayacağız, eli kanlı terör örgütünün buradaki vatandaşlarımıza çektirdiklerini unutmayacağız" dedi. Şehit yakını Muhsin Çiçek, PKK terör örgütü mensuplarının yaptıkları bu katliamla yetinmediğini, aynı yılın mart ve haziran aylarında yine burada 3 vatandaşı daha şehit ederek yürekleri bir kez daha dağladığını ifade ederek, bu üç olayda Hamzalı köyünde toplam 23 şehit verdiklerini dile getirdi. "Bugün, terörü ve burada bu katliamı yapanları bir kez daha lanetliyoruz" diyen Çiçek, "Kendisini sözde insan haklarının savunucusu, sözde Kürt halkının iyiliğini isteyenler olarak adlandırıp, en doğal insan hakkı olan yaşama hakkını bile hiçe sayarak böylesine bir katliamı yapan, kendi halkına zulmeden terör örgütü kadar, onlara kucak açan ve destek verenler; gelin sizde görün bu katliamı, sizler de en az onlar kadar bu katliamdan sorumlu, onlar kadar suçlu ve katilsiniz. Ellerinize bulaşan masum kanı yıkayarak çıkartabilirsiniz ancak, vicdanınıza hesap veremeyeceksiniz" ifadelerinde bulundu Tören, müezzin Ziyad Ahmet’in Kur’an-ı Kerim tilâvetiyle devam edip ilçe müftüsü Hakan Çağıran’ın okumuş olduğu duanın ardından son buldu. Tören, Kaymakam Akeller, kurum müdür ve amirleri, şehit yakınları ve vatandaşlar katıldı.
Sokak köpekleri için barınak ve çip vurgusu
01 Ocak 2024 Pazartesi - 09:43 Sokak köpekleri için barınak ve çip vurgusu Diyarbakır’da, Dicle Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Hayvan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Hasan İçen, son günlerde sokak hayvanlarının saldırılarının olmasıyla, çözümün barınak sayılarının artması, şartlarının iyileştirilmesi ve çip uygulaması olduğunu vurguladı. Önce köpekten korkulmadığını belli etmek gerektiğini belirten İçen, birden köpek geçiyorsa ve oradan geçiliyorsa istemeden bazen heyecanlanabileceğini dile getirip, heyecanlandığı zaman bu heyecanı fark eden köpeğin kişiyi düşman olarak belleyebileceğine dikkat çekti. “Hepsi için demiyoruz” diyen Başhekim İçen, şöyle konuştu: “Veya içlerinden bir tanesi kendi bölgesini korumak adına size tepki gösterebilir, havlayabilir. Eğer o havlama esnasında kaçma gibi bir eylemde bulunursanız bu sefer sizi düşman belleyip saldırabilir. İnsanlara bu hayvanlardan korkmamayı öğretmemiz lazım. Korkusu ve fobisi olan kişileri barınaklara götürüp bu hayvanların aslında tehlikeli olmadığını ispatlamak lazım. O fobiyi yendikten sonra eğer siz köpekten korkmazsanız köpek de bir değil, 30 tane olsa havladığında siz o korkuyu salmadığınız sürece kolay kolay size saldırmaya cesaret edemezler. Ama içlerinde bir tanesi psikolojik olarak saldırır, o saldırı sizde panik oluşturursa diğerleri de iştirak eder. İşte bu, istenmeyen durumlara sebep olur.” “Türkiye’de barınaklarımız eskiye göre çok daha iyi” Yeni yapılan çip uygulamasında köpek sokağa atıldığı zaman o hayvanın kime ait olduğu bilindiğini kaydeden İçen, “Avrupa’da bu uygulamada hayvan sokağa atılmışsa, sahibi bulunduğunda ciddi bir cezasına çarptırılıyor. Dolayısıyla kimse kolay kolay o köpeği sokağa atamıyor. Eğer çipsiz ve sahipsizse barınaklar bunu sahipleniyor. Barınaklar bunun tedavisini ce sahiplendirme projesine gidiyorlar. Türkiye’de, barınaklarımız eskiye göre çok daha iyi. Özelikle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin barınakla ilgili yaptığı düzenlemeden sonra eskiye oranlar hizmetler nispeten biraz daha düzeldi. Ama örnek göstereceğim barınaklardan bir tanesi şu anda Mardin Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılıyor. Yaklaşık 350 dönüm bir arazi tahsis edilmiş ve burada hayvanseverlere yönelik özelikle ağaçlandırma da yapılarak hayvanseverlerin gidip orada hayvanları sevmesi, gezdirmesini, bakım ve beslemelerini bizzat kendi elleriyle yapmalarını ve böylece sokak hayvanı kavramını, insanların bu korkusunu da, tehlikeyi de ortadan kaldırıyor” diye konuştu. “İnsanlarla hayvanları karşı karşıya getirmemek bizim için oldukça önemli” Hayvanların da insanların da değerli olduğunu söyleyen İçen, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla insanlarla hayvanları karşı karşıya getirmemek, onları bu pozisyonlara düşürmemek bizim için oldukça önemli. Bunun da tek yolu barınak sayılarını ve kalitelerini artırmak. Onların sosyal bir canlı olduğunu ve bu sosyal canlıların da ilgiye ihtiyaç duyduklarını, dolayısıyla bunları sadece oraya atmak değil, özelikle belli aralıklarla ilkokul öğrencilerini, ortaokul öğrencilerini bu barınakları ziyaret ettirip köpeklerle daha yakın temas sağlamalarını, aşıları da yapıldığı için insanlar için tehlike de oluşturmayacak.” Bir diğer önemli hususun kuduz olduğuna dikkat çeken Prof. İçen, “Son dönemde gerçekten vaka sayısının arttığı bir olgu. Kuduz için ciddi aşılama programlarının sadece evcil hayvanların değil, yaban hayvanlarında ve bunun içinde çiplendirmenin muhakkak bütün hayvanlara yapılması gerekir. Bu şekilde de kuduzu nispeten kontrol altına alabiliriz. Evcil hayvanlarımızın sayısını bilmek, envanterimizi iyi bilmek ve bunları kısırlaştırmak. Bunlara eziyet değil, hayat standartlarını yükseltmemiz lazım. İnsanları koruyalım derken hayvanlara da eziyet etmememiz gerektiğini de unutmamamız lazım” ifadelerine yer verdi.
Uzmanından sokak köpekleri için barınak ve çip vurgusu
01 Ocak 2024 Pazartesi - 09:21 Uzmanından sokak köpekleri için barınak ve çip vurgusu Diyarbakır’da, Dicle Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Hayvan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Hasan İçen, son günlerde sokak hayvanlarının saldırılarının olmasıyla, çözümün barınak sayılarının artması, şartlarının iyileştirilmesi ve çip uygulaması olduğunu vurguladı. Sona zamanlarda sokak köpeklerinin saldırıları olmasıyla birlikte, beraberinde düzenlemelerin yapılması tartışmaları da geldi. Başhekim Prof. Dr. Hasan İçen, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine, sokak hayvanları saldırı meselesini, köpeklerin psikolojisini iyi bilmek gerektiğini söyledi. Önce köpekten korkulmadığını belli etmek gerektiğini belirten İçen, birden köpek geçiyorsa ve oradan geçiliyorsa istemeden bazen heyecanlanabileceğini dile getirip, heyecanlandığı zaman bu heyecanı fark eden köpeğin kişiyi düşman olarak belleyebileceğine dikkat çekti. “Hepsi için demiyoruz” diyen Başhekim İçen, şöyle konuştu: “Veya içlerinden bir tanesi kendi bölgesini korumak adına size tepki gösterebilir, havlayabilir. Eğer o havlama esnasında kaçma gibi bir eylemde bulunursanız bu sefer sizi düşman belleyip saldırabilir. İnsanlara bu hayvanlardan korkmamayı öğretmemiz lazım. Korkusu ve fobisi olan kişileri barınaklara götürüp bu hayvanların aslında tehlikeli olmadığını ispatlamak lazım. O fobiyi yendikten sonra eğer siz köpekten korkmazsanız köpek de bir değil, 30 tane olsa havladığında siz o korkuyu salmadığınız sürece kolay kolay size saldırmaya cesaret edemezler. Ama içlerinde bir tanesi psikolojik olarak saldırır, o saldırı sizde panik oluşturursa diğerleri de iştirak eder. İşte bu, istenmeyen durumlara sebep olur.” “Avrupa’da sokak köpeği diye bir kavram yok” Köpeklerin yeri sokak olmadığını, sokaklara atılacak kadar değersiz canlılar olmadığını aktaran Prof. İçen, “Onlarda bir can, birlikte yaşıyoruz, birlikte yaşamanın gereği ne ise onu yapmamız lazım. Avrupa’nın birçok ülkesini gezdim, sokak hayvanlarıyla ilgili araştırmalarda bulundum. Orada sokak köpeği diye bir kavram yok. Herkes evinde 3-4 tane köpek besler ve canından can gibi besler. Ama hayvanı alıp iki günlüğüne çocuklarına hediye etmek, üç gün sonra havlıyor veya bakamıyoruz diye sokağa atmak gerçekten zalimce bir davranış. Öncelikle bunun önüne geçmek lazım; hayvan, bir oyuncak değildir” dedi. “Türkiye’de, barınaklarımız eskiye göre çok daha iyi” Yeni yapılan çip uygulamasında köpek sokağa atıldığı zaman o hayvanın kime ait olduğu bilindiğini kaydeden İçen, “Avrupa’da bu uygulamada hayvan sokağa atılmışsa, sahibi bulunduğunda ciddi bir cezasına çarptırılıyor. Dolayısıyla kimse kolay kolay o köpeği sokağa atamıyor. Eğer çipsiz ve sahipsizse barınaklar bunu sahipleniyor. Barınaklar bunun tedavisini ce sahiplendirme projesine gidiyorlar. Türkiye’de, barınaklarımız eskiye göre çok daha iyi. Özelikle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin barınakla ilgili yaptığı düzenlemeden sonra eskiye oranlar hizmetler nispeten biraz daha düzeldi. Ama örnek göstereceğim barınaklardan bir tanesi şu anda Mardin Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılıyor. Yaklaşık 350 dönüm bir arazi tahsis edilmiş ve burada hayvanseverlere yönelik özelikle ağaçlandırma da yapılarak hayvanseverlerin gidip orada hayvanları sevmesi, gezdirmesini, bakım ve beslemelerini bizzat kendi elleriyle yapmalarını ve böylece sokak hayvanı kavramını, insanların bu korkusunu da, tehlikeyi de ortadan kaldırıyor” diye konuştu. “İnsanlarla hayvanları karşı karşıya getirmemek” Hayvanlarında, insanların da değerli olduğunu söyleyen İçen, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla insanlarla hayvanları karşı karşıya getirmemek. Onları bu pozisyonlara düşürmemek izim için oldukça önemli. Bunun da tek yolu barınak sayılarını ve kalitelerini artırmak. Onların sosyal bir canlı olduğunu ve bu sosyal canlılarında ilgiye ihtiyaç duyduklarını, dolayısıyla bunları sadece oraya atmak değil, özelikle belli aralıklarla ilkokul öğrencilerini, ortaokul öğrencilerini bu barınakları ziyaret ettirip köpeklerle daha yakın temas sağlamalarını, aşıları da yapıldığı için insanlar için tehlikede oluşturmayacak.” Bir diğer önemli hususun kuduz olduğuna dikkat çeken Prof. İçen, “Son dönemde gerçekten vaka sayısını arttığı bir olgu. Kuduz için ciddi aşılama programlarının sadece evcil hayvanlarında değil, yaban hayvanlarında ve bunun içinde çiplendirmenin muhakkak bütün hayvanlara yapılması gerekir. Bu şekilde de kuduzu nispeten kontrol altına alabiliriz. Evcil hayvanlarımızın sayısını bilmek, envanterimizi iyi bilmek ve bunları kısırlaştırmak. Bunlara eziyet değil, hayat standartlarını yükseltmemiz lazım. İnsanları koruyalım derken hayvanlara da eziyet etmememiz gerektiğini de unutmamamız lazım” ifadelerinde bulundu.
Diyarbakır’da yılbaşında 170 noktada 2 bin 527 personel görev başında
31 Aralık 2023 Pazar - 22:14 Diyarbakır’da yılbaşında 170 noktada 2 bin 527 personel görev başında Diyarbakır Valisi Ali İhsan Su, yılbaşı gecesi 170 noktada 2 bin 527 personelle sahada olduklarını söyledi. Vali Ali İhsan Su, Diyarbakır-Şanlıurfa yolu üzerindeki jandarma ve emniyet kontrol noktalarını ziyaret ederek, güvenlik güçlerinin ve sürücülerin yeni yılını kutladı, vatandaşlara ikramlarda bulundu. Vali Su, görevli personele ise çorba ikramında bulundu. Burada gazetecilere açıklamada bulunan Vali Su, öncelikle herkesin yeni yılını tebrik ettiğini, 2024 yılının Diyarbakırlı vatandaşlar ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ettiğini dile getirdi. “Biz de bugün vatandaşlarımızın huzur ve güveni için, geceyi de yine huzur ve güvenle geçirmeleri için tüm ekiplerimizle beraber tedbirlerimizi aldık” diyen Vali Su, şu anda emniyet ve jandarmanın kent genelinde 170 noktada 292 ekip ve 2 bin 527 personelle sahada olduklarını ifade etti. Bu çerçevede kontroller yaptıklarını aktaran Vali Su, şöyle konuştu: “Vatandaşlarımızın huzur ve güveni için güvenlik güçlerimiz çalışmalarını sürdürüyor. Bir taraftan hem emniyet ve jandarmamız asayiş ve güvenlikle ilgili vatandaşlarımızın huzuru için çalışmalarını sürdürürken, diğer taraftan da sağlık birimlerimiz, DİSKİ idaremiz, elektrik idaresi, gaz idaresi, itfaiyemiz, bugün vatandaşlarımızın ihtiyaç duyabileceği konularda yardımcı olmak üzere ekiplerimiz hazır vaziyette.” Bugün yılbaşı nedeniyle oluşabilecek yoğunluk nedeniyle ek personel takviyesiyle ekiplerin nöbetlerini sürdürdüğünü kaydeden Vali Su, “İnşallah herhangi bir olumsuzluk olmaz. Bu vesileyle bir kez daha tüm vatandaşlarımızın, tüm Diyarbakırlı hemşerilerimizin yeni yılını tebrik ediyorum. 2024 yılının hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi. Vali Su’ya İl Jandarma Komutanı Tüm General Selçuk Yılmaz, İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya, komutanlar ve amirler eşlik etti.