Yerel Haberler
Diyarbakır
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:49 Mavi Listeden Diyarbakır OSB’ye dönüşüm paketi Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinde (OSB) 9 Mayıs 2026 tarihinde yapılacak seçimler öncesi mevcut başkan ve Mavi Liste Başkan adayı Mustafa Fidan, sanayinin geleceğine yön verecek kapsamlı proje paketini kamuoyuna duyurdu. Fidan, OSB’nin sadece büyüyen değil, aynı zamanda yön veren bir üretim merkezi haline getirilmesini hedeflediklerini söyledi. Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinde seçim süreci başlarken, Mavi Liste Başkan adayı Mustafa Fidan, kentin sanayi geleceğini dönüştürmeyi hedefleyen projelerini bir grup sanayici ile birlikte açıkladı. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen kahvaltılı toplantıda konuşan OSB’nin mevcut başkanı Mustafa Fidan, mevcut potansiyelin bugüne kadar yapılanlarla sınırlı olmadığını belirterek, "Diyarbakır’ın çok daha güçlü bir sanayi yapısına ulaşması mümkün. Biz bu hedefi somut projelerle hayata geçirmeye talibiz" dedi. Görevde bulundukları süre boyunca açık, şeffaf, ulaşılabilir ve hesap verebilir ilkesiyle hareket ettiklerini belirten Fidan, "Bizler Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu olarak bu görevi üstlendiğimiz ilk günden itibaren şunu hiç unutmadık, bu makam bir yetki alanı değil, bir emanettir. Bu yüzden alınan her kararın bir ihtiyaca dayanmasına, yapılan her işin sanayicinin önünü açmasına dikkat ettik. Çünkü Diyarbakır OSB’de hiçbir hizmet kendiliğinden ortaya çıkmadı. Her biri planlandı, tartışıldı ve bu kentin üretim gücünü büyütmek için hayata geçirildi. Geldiğimiz noktada açıkça görüyoruz ki, Diyarbakır’ın mevcut kaynakları ve gelişim potansiyeli, bugüne kadar yapılanlarla sınırlı değil; çok daha güçlü bir sanayi yapısı kurmak mümkün" diye konuştu. Organize Sanayi Bölgesini bir adım daha ileri taşımak, bu büyüme kararlılığını sürdürmek ve güçlendirmek için "Mavi Liste" olarak yeniden aday olduklarını belirten Fidan, şöyle devam etti: "Biz OSB’yi yönetmeye değil, OSB’nin gerçek sahiplerine hizmet etmeye yeniden talibiz. Bu sorumluluğu en güçlü şekilde üstlenmeye hazırız. Bugün burada yalnızca bir adaylığı açıklamıyoruz. Diyarbakır’ın üretimle büyüyecek geleceğine dair yaklaşımımızı ortaya koyuyoruz. 4 yıl önce bu sorumluluğu devraldığımızda Dünya pandemiyle sarsılıyordu. Ardından 6 Şubat depremleriyle bölge olarak ağır bir sınavdan geçtik. Böylesi bir dönemde birçok yerde üretim yavaşlarken, Diyarbakır OSB’de fabrikalar çalışmaya devam etti. Üretim durmadı, istihdam gerilemedi. Çünkü biz ‘Sanayicimiz çökerse şehir çöker’ inancıyla hareket ettik. 4 yıl içinde OSB’de faaliyet gösteren firma sayısı 269’dan 370’e çıktı. Parsel sayısı 409’dan 597’ye yükseldi. İstihdam 14 binden 23 bine ulaştı. OSB alanı büyüdü, altyapı güçlendi, enerji kapasitesi artırıldı. Ama asıl önemli olan, bu büyümenin plansız değil, yönü olan bir büyüme olmasıdır. Mavi Liste olarak yeni dönemde hedefimiz, Diyarbakır OSB’yi yalnızca büyüyen değil, yön veren bir sanayi merkezi haline getirmektir. 9 Mayıs’taki seçim, Diyarbakır’ın üretim vizyonu açısından önemli bir seçim olacaktır. Mavi Liste olarak bu kente ve sanayicilerimize hizmeti bir adım daha ileri taşımak için önemli projelerimizle geliyoruz. Önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığımız projeler, sadece OSB’nin mevcut kapasitesini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda Diyarbakır’ın bölgesel ve ulusal ölçekte güçlü bir üretim ve yatırım merkezi olmasına katkı sağlayacaktır. Üreten Diyarbakır büyür. Üreten Diyarbakır güçlenir. Ve üreten Diyarbakır kendi geleceğini kendi emeğiyle kurar. Tüm sanayicilerimizi bu ortak hedefe sahip çıkmaya, Mavi Liste etrafında buluşmaya davet ediyoruz. Kazanan bir liste olmayacak. Kazanan Diyarbakır olacak." Mustafa Fidan, daha sonra Mavi Listenin projelerini açıkladı. Fidan’ın dile getirdiği projeler arasında özellikle enerji, eğitim, teknoloji ve altyapı yatırımları dikkat çekti. OSB’nin enerji maliyetlerini düşürmek amacıyla 5 Megawatt kapasiteli Arazi Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesinin ihale aşamasına getirildiği belirtilirken, yenilenebilir enerjiyle sürdürülebilir üretim altyapısının güçlendirileceği ifade edildi.
Glütensiz proje büyüyor
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:22 Glütensiz proje büyüyor Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, glütensiz ürünlere erişimde zorluk yaşayan çölyak hastaları için 2026 yılında 7 bin destek kolisini ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak hem yaşamı kolaylaştırmayı hem de ekonomik yükü hafifletmeyi hedefliyor. Belediye, tüm çölyak hastalarına ulaşmayı ve bu desteği sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlarken, proje kapsamında vatandaşlar ürünlere daha kolay eriştiklerini belirtti. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, çölyak hastalığı ile mücadele eden vatandaşların en büyük sorunu olan "pahalı ve kısıtlı gıda" bariyerini aşmaları için sürdürdüğü projede bu yıl hedef çıtasını yükseltti. Çölyak hastaları için glütensiz beslenme bir tercih değil, zorunluluk. Ancak bu zorunluluk, beraberinde ciddi bir ekonomik yük ve erişim sorunu getiriyor. Market raflarında sınırlı sayıda bulunan glütensiz ürünler, çoğu zaman yüksek fiyatlarıyla dikkat çekiyor. Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürlüğü, bu olumsuzlukların önüne geçmek amacıyla 2026 yılında 7 bin adet destek kolisi dağıtacak. Çölyaklı bireylerin yaşam kalitesini doğrudan artırmayı amaçlayan proje kapsamında ekipler, 2026’nın ilk çeyreğinde bin 750 kişiye gıda kolisi ulaştıracak. Yıl içinde 4 aşamada devam edecek dağıtımlarla toplamda 7 bin destek kolisinin ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırılması hedefleniyor. Proje hakkında bilgi veren Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürü Sevda Erdem Ateş, ilk etapta bin 750 vatandaşa ulaşmayı planladıklarını, yıl içinde bu sayıyı 7 bin koliye tamamlamayı hedeflediklerini belirtti. Ateş, çalışmaların ilçe belediyeleriyle iş birliği içinde yürütüldüğünü vurgulayarak, "Dağıtımlarımızı koordineli bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Amacımız ihtiyaç sahibi tüm çölyak hastalarına ulaşmak ve bu desteği sürdürülebilir hale getirmek" dedi. 2026 yılı boyunca glütensiz gıda kolilerinin 4 ayrı aşamada dağıtılmasının planlandığını aktaran Ateş, glütensiz ürünlerin hem temininde yaşanan zorluklara hem de yüksek maliyetlerine dikkat çekti. Ateş, "Bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmak ve maliyet yükünü azaltmak bizim için çok önemli. Özellikle gelişim çağındaki çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi önceliğimiz. Bu nedenle kolilerde çocuklara yönelik atıştırmalıklara da yer veriyoruz" ifadelerini kullandı. Diyarbakır Çölyak Glutensiz Derneği Başkanı Ekrem Varli, piyasadaki fiyat farkına dikkat çekerek belediyenin desteğinin önemini şu sözlerle anlattı: ’’Normal bir unun kilosu 15-20 lira iken, çölyak hastalarının kullanmak zorunda olduğu unun kilosu 250 TL’yi buluyor. Bir paket normal makarna 20-30 lira iken, glutensiz bir paket makarna 200 lira. Bu durum, dar gelirli bir ailenin bu gıdalara ulaşmasını imkansız hale getiriyor. Belediye tarafından verilen bu koliler, sofralarımıza sadece gıda değil, aile bütçemize de ciddi destek sağladı.’’ Yüksek fiyatların yanı sıra Diyarbakır’da glütensiz ürünlere erişimde de zorluk yaşadıklarını belirten Varli, ürünleri internet üzerinden temin ettiklerini, ancak belediyenin sağladığı destekle bu erişimin kolaylaştığını ifade etti. Belediyenin desteğinin kendilerini mutlu ettiğini ve güçlendirdiğini dile getiren Varli, projenin devam etmesi temennisinde bulundu. Çölyak hastası iki çocuk annesi Zekiye İçlek, çocuklarına 5 yıl önce teşhis konulduğunu ve o dönemde glütensiz ürün bulmakta büyük zorluk yaşadıklarını belirtti. Daha önce glütensiz ürünlere ulaşmak için market market dolaştıklarını ancak ürün bulamadıklarını ifade eden İçlek, belediyenin desteği sayesinde ürünlere artık daha rahat ulaştıklarını kaydetti. Ürünlerin yüksek fiyatları nedeniyle geçmişte ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadıklarını vurgulayan İçlek, düzenli yapılan yardımlar sayesinde aile bütçelerinin rahatladığını ve çocuklarının daha sağlıklı beslenebildiğini söyledi. Çölyak hastası çocuğu bulunan bir diğer vatandaş Şeyhmus Palamut da hastalıkla ilk karşılaştıklarında sürecin oldukça zor geçtiğini ifade etti. Zamanla belediyenin sağladığı destekler sayesinde bu sürecin daha yönetilebilir hale geldiğini belirten Palamut, özellikle son iki yılda yapılan çalışmaların önemli katkılar sunduğunu söyledi. Palamut, ilerleyen süreçte kentin farklı noktalarında glütensiz ürünlerin satılabileceği büfe veya marketlerin açılmasının faydalı olacağını belirterek, desteklerin artarak devam etmesini istediklerini ifade etti.
DOB-DER başkanı Aydın: "Sadece bugün değil, 365 gün otizmli bireylerin varlığından haberdar olalım"
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:27 DOB-DER başkanı Aydın: "Sadece bugün değil, 365 gün otizmli bireylerin varlığından haberdar olalım" DOB-DER Başkanı Adnan Aydın, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında otizmli bireylerin ve ailelerin sorun, isteklerini dile getirdi. Aydın, "Sadece bugün değil, 365 gün otizmli bireylerin varlığından haberdar olalım" dedi. Diyarbakır Otizmli Bireyler Derneği (DOB-DER) Başkanı Adnan Aydın, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü nedeniyle otizmli bireylerin yaşadığı sorunları ve ailelerin isteklerini sıraladı. Otizm spektrum bozukluğunun doğuştan gelen ya da yaşamın ilk aylarında ortaya çıkan karmaşık bir nörolojik farklılık olduğunu dile getiren Aydın, şu ifadeleri kullandı: ’’Yapılan çeşitli araştırmalarda, bugün dünya ortalamasında yaklaşık olarak her 36 çocuktan biri otizm spektrumunda yer almaktadır. Bazı araştırmalarda ise bu oran 30’da 1 olarak ifade edilmektedir. Türkiye’de kesin bir kayıt sistemi bulunmamakla birlikte, yapılan araştırma ve tahminlere göre 2 milyonun üzerinde otizmli birey ve aile ferdinin bulunduğu öngörülmektedir. Otizmde erken eğitimin önemi büyüktür. Tanı, yaklaşık olarak 12 aylıktan itibaren konulabilmektedir.’’ "Otizmde en etkili ve temel yaklaşım eğitim" Günümüz dünya literatüründe otizmde en etkili ve temel yaklaşımın eğitim olduğunun kabul edildiğini aktaran Aydın, sözlerine şöyle devam etti: "Davranışsal bazı durumların düzenlenmesi için ilaç tedavisi uygulanabilse de asıl ve temel yöntem eğitimdir. Bu nedenle eğitim boyutuna ağırlık verilmeli ve ders saatleri artırılmalıdır. Bugün rehabilitasyon merkezlerinde verilen eğitim süreleri aylık olarak bireysel 8 saat, grup olarak 4 saat ile sınırlıdır ve bu sürelerin yetersiz olduğu bilinmektedir. Avrupa’daki bazı ülkelerde ise bu eğitimlerin günlük 8-9 saate kadar çıktığı görülmektedir. Yapılan gözlemler ve araştırmalar, yoğun ve düzenli eğitim alan bireylerin önemli gelişim gösterdiğini; yaşamlarını daha bağımsız sürdürebildiklerini ve iş hayatına katılabildiklerini ortaya koymaktadır. Eğitim çağını tamamlamış otizmli bireyler için mesleki eğitim atölyelerinin kurulması büyük önem taşımaktadır. Bu atölyeler, bireylerin hem iş hayatına kazandırılmasına hem de sosyal hayata katılımlarına katkı sağlayacaktır. Aynı zamanda aileler için de önemli bir destek mekanizması olacaktır. Bu kapsamda; eğitim, sağlık, spor, tarım ve mesleki alanların bir arada bulunduğu, yatılı ve gündüzlü hizmet verebilecek "otizm yaşam kampüslerinin" kurulması büyük bir ihtiyaçtır. Böyle bir kampüs; otizmli bireylerin eğitim almasını, meslek edinmesini ve sosyal yaşama katılmasını desteklerken, ailelerin de zorunlu durumlarında taziye, düğün ve benzeri durumlarda çocuklarını güvenle emanet edebileceği bir yapı sunacaktır. Bu tür projelerin hayata geçirilmesi, birçok sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır." Aydın, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Gününün yalnızca bir gün ya da bir hafta ile sınırlı kalmaması yılın 365 günü boyunca farkındalık oluşturacak şekilde ele alınması gerektiğini kaydederek, ’’Otizmli bireylere sahip aileler olarak beklentimiz, acıma duygusuyla değil, anlayış ve destekle yaklaşılmasıdır. Yardım edilemeyecek durumlarda dahi yargılayıcı veya dışlayıcı tavırlardan kaçınılması önemlidir. En büyük sorunlardan biri, özellikle okul çağındaki çocukların eğitimde yaşadığı yetersizlikler ve ailelerin toplum tarafından dışlanmasıdır. Toplu taşıma araçlarında, parklarda, yürüyüş alanlarında ve sosyal yaşamın birçok noktasında olumsuz tepkilerle karşılaşılmaktadır. Aynı şekilde alışveriş merkezlerinde veya restoranlarda otizmli bireylerle birlikte vakit geçirmek, toplumun bakış açısı nedeniyle çoğu zaman zorlaşmaktadır. Bu nedenle toplumsal bilinçlenmenin artırılması, empati kültürünün yaygınlaştırılması ve kapsayıcı bir yaklaşımın benimsenmesi büyük önem taşımaktadır’’ diye konuştu.
DOB-DER Başkanı Aydın: "Sadece bugün değil, 365 gün otizmli bireylerin varlığından haberdar olalım"
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:14 DOB-DER Başkanı Aydın: "Sadece bugün değil, 365 gün otizmli bireylerin varlığından haberdar olalım" DOB-DER Başkanı Adnan Aydın, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında otizmli bireylerin ve ailelerin sorun, isteklerini dile getirdi. Aydın, "Sadece bugün değil, 365 gün otizmli bireylerin varlığından haberdar olalım" dedi. Diyarbakır Otizmli Bireyler Derneği (DOB-DER) Başkanı Adnan Aydın, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü nedeniyle otizmli bireylerin yaşadığı sorunları ve ailelerin isteklerini sıraladı. Otizm spektrum bozukluğunun doğuştan gelen ya da yaşamın ilk aylarında ortaya çıkan karmaşık bir nörolojik farklılık olduğunu dile getiren Aydın, şu ifadeleri kullandı: ’’Yapılan çeşitli araştırmalarda, bugün dünya ortalamasında yaklaşık olarak her 36 çocuktan biri otizm spektrumunda yer almaktadır. Bazı araştırmalarda ise bu oran 30’da 1 olarak ifade edilmektedir. Türkiye’de kesin bir kayıt sistemi bulunmamakla birlikte, yapılan araştırma ve tahminlere göre 2 milyonun üzerinde otizmli birey ve aile ferdinin bulunduğu öngörülmektedir. Otizmde erken eğitimin önemi büyüktür. Tanı, yaklaşık olarak 12 aylıktan itibaren konulabilmektedir.’’ "Otizmde en etkili ve temel yaklaşım eğitim" Günümüz dünya literatüründe otizmde en etkili ve temel yaklaşımın eğitim olduğunun kabul edildiğini aktaran Aydın, sözlerine şöyle devam etti: "Davranışsal bazı durumların düzenlenmesi için ilaç tedavisi uygulanabilse de asıl ve temel yöntem eğitimdir. Bu nedenle eğitim boyutuna ağırlık verilmeli ve ders saatleri artırılmalıdır. Bugün rehabilitasyon merkezlerinde verilen eğitim süreleri aylık olarak bireysel 8 saat, grup olarak 4 saat ile sınırlıdır ve bu sürelerin yetersiz olduğu bilinmektedir. Avrupa’daki bazı ülkelerde ise bu eğitimlerin günlük 8-9 saate kadar çıktığı görülmektedir. Yapılan gözlemler ve araştırmalar, yoğun ve düzenli eğitim alan bireylerin önemli gelişim gösterdiğini; yaşamlarını daha bağımsız sürdürebildiklerini ve iş hayatına katılabildiklerini ortaya koymaktadır. Eğitim çağını tamamlamış otizmli bireyler için mesleki eğitim atölyelerinin kurulması büyük önem taşımaktadır. Bu atölyeler, bireylerin hem iş hayatına kazandırılmasına hem de sosyal hayata katılımlarına katkı sağlayacaktır. Aynı zamanda aileler için de önemli bir destek mekanizması olacaktır. Bu kapsamda; eğitim, sağlık, spor, tarım ve mesleki alanların bir arada bulunduğu, yatılı ve gündüzlü hizmet verebilecek "otizm yaşam kampüslerinin" kurulması büyük bir ihtiyaçtır. Böyle bir kampüs; otizmli bireylerin eğitim almasını, meslek edinmesini ve sosyal yaşama katılmasını desteklerken, ailelerin de zorunlu durumlarında taziye, düğün ve benzeri durumlarda çocuklarını güvenle emanet edebileceği bir yapı sunacaktır. Bu tür projelerin hayata geçirilmesi, birçok sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır." Aydın, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nün yalnızca bir gün ya da bir hafta ile sınırlı kalmaması yılın 365 günü boyunca farkındalık oluşturacak şekilde ele alınması gerektiğini kaydederek, ’’Otizmli bireylere sahip aileler olarak beklentimiz, acıma duygusuyla değil, anlayış ve destekle yaklaşılmasıdır. Yardım edilemeyecek durumlarda dahi yargılayıcı veya dışlayıcı tavırlardan kaçınılması önemlidir. En büyük sorunlardan biri, özellikle okul çağındaki çocukların eğitimde yaşadığı yetersizlikler ve ailelerin toplum tarafından dışlanmasıdır. Toplu taşıma araçlarında, parklarda, yürüyüş alanlarında ve sosyal yaşamın birçok noktasında olumsuz tepkilerle karşılaşılmaktadır. Aynı şekilde alışveriş merkezlerinde veya restoranlarda otizmli bireylerle birlikte vakit geçirmek, toplumun bakış açısı nedeniyle çoğu zaman zorlaşmaktadır. Bu nedenle toplumsal bilinçlenmenin artırılması, empati kültürünün yaygınlaştırılması ve kapsayıcı bir yaklaşımın benimsenmesi büyük önem taşımaktadır’’ diye konuştu.
Diyarbakır’da ’İlk İşyerim’ Projesinde ihale süreci tamamlandı
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:55 Diyarbakır’da ’İlk İşyerim’ Projesinde ihale süreci tamamlandı Diyarbakır’da İlk İşyerim Projesi kapsamında yapımına başlanacak olan 710 iş yerinin ihalesini Bozduman İnşaat kazandı. Şirket, daha önce Muş adalet binası yapım işi, Fırat Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi ikmal inşaatı yapım işi ve Mardin merkezde 30 Ünit ADSM yapım işini almıştı. Diyarbakır’da 2022 yılında başlatılan proje çerçevesinde, Bağlar ilçesi Oğlaklı Mahallesi’ndeki 171 numaralı parselde hayata geçirilecek iş yerleri için düzenlenen ihaleye 38 firma katıldı. TOKİ tarafından yaklaşık 1 milyar 749 milyon lira bedelle sonuçlanan ihalede, yüzde 30 kırımla en avantajlı teklifi sunan Elazığ merkezli Bozduman İnşaat, işi üstlendi. Proje kapsamında Kayapınar bölgesinde yer alan yaklaşık 800 dönümlük alanın 480 dönümlük kısmı küçük sanayi sitesi olarak planlandı. Yapılan plan değişikliğiyle bölge "küçük sanayi alanı" olarak düzenlendi. 710 iş yerinin inşa edileceği projede, oto tamirhaneleri, mobilya imalatçıları, makine üreticileri ve çeşitli imalat kollarında faaliyet gösteren esnafın yer alması bekleniyor. Projenin, istihdama da katkı sunması hedefleniyor. Projede temelin önümüzdeki ay atılması planlanıyor. Proje daha önce ödenek ve araziden yaşanan sıkıntılardan dolayı iptal olmuştu. Projeyi en kısa sürede nihayete erdireceğiz Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bozduman İnşaat sahibi Ömer Bozduman, projenin Diyarbakır ve bölgeye hayırlı olmasını diledi. Diyarbakır’da yapımını üstlenecekleri 710 iş yerinin ihalesini aldıklarını anlatan Bozduman, ’’Yaklaşık 1 milyar 749 milyon lira bedelle sonuçlanan ihalede, yüzde 30 kırımla en avantajlı teklifi biz sunduk. Daha önce Muş adalet binası yapım işi, Fırat Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi ikmal inşaatı yapım işi ve Mardin merkezde 30 Ünit ADSM yapım işini aldık. Projelerimizin birçoğu tamamlandı, bazısı tamamlanma aşamasında. Diyarbakır’daki çalışmamızın temelini de nisan ayı içerisinde atmayı düşünüyoruz. Projenin Türkiye’ye, bölgeye ve Diyarbakır’a hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
Diyarbakır’da yeşil dönüşüm: 5 bin ağaç dikildi
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:04 Diyarbakır’da yeşil dönüşüm: 5 bin ağaç dikildi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, bir yılda 5 bin 16 ağacı toprakla buluşturup 6 bin 930 fidanı ücretsiz dağıtarak kentin yeşil dönüşümünü güçlendirdi. Büyükşehir Belediyesi, kentte ekolojik dengeyi gözeten, su verimliliğini esas alan ve sürdürülebilir yeşil alan üretimini önceleyen park ve bahçeler politikası doğrultusunda çalışmalarını bütüncül bir yaklaşımla sürdürüyor. İklim krizi ve kuraklık riskine karşı dirençli bir kent oluşturmayı hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, bitki üretiminden peyzaj düzenlemelerine kadar uzanan süreçte yerel türlerin korunması, su tüketimini azaltan uygulamaların yaygınlaştırılması ve kamusal yeşil alanların artırılması yönünde projeleri hayata geçiriyor. Bu yaklaşım çerçevesinde yürütülen çalışmalar, yalnızca kentin estetik görünümünü güçlendirmekle kalmayıp aynı zamanda ekolojik yaşamı destekleyen, doğayla uyumlu ve uzun vadeli bir yeşil dönüşüm perspektifini de ortaya koyuyor. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı da bu kapsamda çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Yenişehir ilçesi Şilbe TOKİ’de bulunan Fidanlık ve Ağaçlandırma Şube Müdürlüğü seralarında yetiştirilen İran çamı ve mavi selvi fidanlarının yanı sıra temin edilen diğer ağaçlarla kentin yeşil dokusu her geçen gün zenginleştirildi. Belirlenen takvim dâhilinde toplam 5 bin 16 ağaç toprakla buluşturuldu. Su verimliliği politikası tür seçimini belirledi Büyükşehir Belediyesinin su varlıklarını koruma politikası çerçevesinde ekipler, kuraklığa dayanıklı ağaç türlerini tercih etti. Bu kapsamda dikim çalışmalarında su tasarrufu sağlayan türlere öncelik verilerek sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde yoğun bir çalışma yürütüldü. Ağaçlandırma çalışmalarında ekipler, mavi selvi, çınar yapraklı dut, alev, süs armudu, oya, zakkum ve diş budak gibi türlerden oluşan 5 bin 16 ağacı toprakla buluşturdu. Peyzaj düzenlemelerinde kentin trafik ve yaya yoğunluğunu da göz önünde bulunduran Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, her güzergahı ayrı ayrı değerlendirerek bölgenin yapısına uygun ağaç tasarımları oluşturdu. Geniş yapraklı ağaçlarla gölgelik alanlar artırıldı Kentteki hava sıcaklıklarını dikkate alarak daha fazla gölgelik alan oluşturmayı hedefleyen Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, cadde, bulvar ve sokakların dokusuna uygun geniş yapraklı ağaçların dikimine öncelik verdi. Peyzaj çalışmalarını özellikle yeni imar alanlarında yoğunlaştıran ekipler, kavşak, refüj ve kaldırımlara ağaç dikimi gerçekleştirdi. Güvenlik standartları gereği kavşak noktalarında yaya ve araç görüş açısını kapatmamak adına özellikle bodur ağaç türleri tercih edildi. Kentin iklim şartlarına en uygun türleri seçen Büyükşehir Belediyesi, kamu kurumlarının, ilçe belediyelerinin ve vatandaşların taleplerini de geri çevirmedi. Bu kapsamda üretilen İran çamı ve mavi selvi fidanları kentin dört bir yanında farklı alanlarda değerlendirilmek üzere ücretsiz dağıtıldı. Fidan dağıtımı faaliyetleri kapsamında Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı; ilçe belediyeleri ve kamu kurumlarına 2 bin 925, vatandaşlara ise 4 bin 5 adet olmak üzere toplam 6 bin 930 fidanı ücretsiz olarak teslim etti. Kendi bünyesinde ürettiği ve dışarıdan tedarik ettiği bitkilerle kenti güzelleştirmeye devam eden Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, ağaçlandırma çalışmalarını sürdürmeye devam edecek.
Logo Yazılım’ın ‘Hayallerini Kodlayanlar’ projesi Diyarbakır’da
02 Nisan 2026 Perşembe - 10:31 Logo Yazılım’ın ‘Hayallerini Kodlayanlar’ projesi Diyarbakır’da Logo Yazılım, Hayallerini Kodlayanlar sosyal sorumluluk projesi kapsamında Diyarbakır’ın Bağlar ve Yenişehir ilçelerinde robotik kodlama atölyesi ve bilgisayar laboratuvarı açtı. Yeni açılışlarla birlikte proje, bugüne kadar toplamda 13 farklı şehirde 21 farklı noktada 10 binden fazla öğrenciye ulaştı. Yerli iş yazılımı şirketi Logo Yazılım, Hayallerini Kodlayanlar sosyal sorumluluk projesi kapsamında Diyarbakır’ın Bağlar ve Yenişehir ilçelerinde robotik kodlama atölyesi ve bilgisayar laboratuvarı kurarak eğitime hazır hale getirdi. Son iki senedir deprem bölgesine odaklanılan projede son olarak Yeşildallı Ortaokulu’nda robotik kodlama atölyesi ve Yolaltı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bilgisayar laboratuvarı öğrencilerle buluşturuldu. Açılışlar Bağlar Kaymakamı Necdet Özdemir, Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürü Salih Sadoğlu, İl ve İlçe Milli Eğitim Şube Müdürleri ile Logo iş ortaklarının katılımlarıyla gerçekleşti. 21 farklı noktada 10 bini aşkın öğrenciye ulaşıldı Şirket, Bütün Çocuklar Bizim Derneği (BÇBD) ve Atölye Vizyon’un katkılarıyla 2019 yılında başlattığı Hayallerini Kodlayanlar projesi ile çocuklara erken yaşta kod yazmayı öğreterek 21’inci yüzyıl yetkinlikleri kazanmalarını sağlıyor. Proje kapsamında açılan bilgisayar laboratuvarlarıyla ise meslek lisesi öğrencilerinin logo programlarını öğrenerek, çalışma hayatı için gereken donanımı mezuniyetlerinden önce edinmeleri amaçlanıyor. Diyarbakır’da gerçekleştirilen açılışlarla birlikte bugüne kadar Hayallerini Kodlayanlar projesi kapsamında 13 ayrı ilde toplam 21 atölye, bilgisayar laboratuvarı ve kütüphanelerle 10 bini aşkın öğrenciye ulaşıldı. Sürdürülebilir kalkınmaya katkı Logo Grup CEO’su M. Buğra Koyuncu, "Ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasının, ancak geleceğin yetkin bireylerini bugünden yetiştirmekle mümkün olduğuna inanıyoruz. Robotik kodlama atölyelerimizde yalnızca çocuklarımızın teknolojiyle tanışmasını değil, aynı zamanda analitik düşünme, üretme ve araştırma becerileri kazanarak geleceğe daha donanımlı bireyler olarak hazırlanmalarını sağlıyoruz. Yapay zekâyı teorik bir kavram olarak anlatmak yerine, somut ve anlaşılır bir deneyime dönüştürüyoruz. Meslek liselerinde kurduğumuz bilgisayar laboratuvarlarıyla ise gençlerimizi iş hayatına hazırlıyoruz. Bugüne kadar 10 bini aşkın çocuğumuza ulaşarak hayatlarına hayatına dokunmuş olmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyoruz. Önümüzdeki dönemde bu etkiyi Türkiye’nin dört bir yanına yayarak daha fazla öğrencimizin hayallerini desteklemeye kararlıyız" ifadelerini kullandı. Öğrencilerin gelişimleri eğitimleri boyunca takip ediliyor Şirket, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında bulunan nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insana yakışır iş ve ekonomik büyüme maddelerine verdiği önem doğrultusunda toplumsal sürdürülebilirlik konularına odaklanıyor. Bu kapsamda Hayallerini Kodlayanlar projesinde, 8-14 yaş arası öğrencilerin mekanik becerilerini ve analitik yeteneklerini geliştirmeleri hedefleniyor. Atölye sürecinde çocuklar, yapay zekânın temel mantığını oluşturan "algıla, karar ver, tepki ver" yaklaşımını projeler geliştirerek deneyimliyor. Şirket öğrencilerin eğitimleri boyunca sürecin içinde kalmaya devam ederken, başarıları ve ihtiyaçları belirleyip öğrencilerin gelişimlerini takip ediyor.
Diyarbakır’da otizm farkındalığı için renkli etkinlik
02 Nisan 2026 Perşembe - 10:06 Diyarbakır’da otizm farkındalığı için renkli etkinlik Diyarbakır’da 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında düzenlenen etkinliklerle farkındalık oluşturdu. Diyarbakır ABA Otizm Eğitim Merkezi, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştirdi. Etkinliklerde çocuklar pankartlar açarak müzikler eşliğinde yürüyüş yaptı, vatandaşların dikkatini otizme çekti. Program kapsamında boyama etkinlikleri de düzenlenirken, çocukların yaptığı resimler sergilenerek katılımcıların beğenisine sunuldu. Renkli görüntülere sahne olan etkinliklerle otizme dikkat çekilmesi amaçlandı. ABA Otizm Eğitim Merkezi Müdürü Ahmet Çaçan, her yıl olduğu gibi bu yıl da 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü nedeniyle etkinlikler yaptıklarını ifade etti. Çaçan, "Çocuklarımızla beraber etkinlikler yaptık, boyamalar yaptık, pamuk şekerler dağıttık, tabelalarla, mesajlarımızla Diyarbakır’da yürüyüş yaptık. Çok güzel bir gün geçti. Tabi amacımız bir gün değil, her gün bu çocukları hatırlamak. Bu amaçla beraber her yıl bu şekilde etkinliklerimizi düzenliyoruz. Otizmin rengi bu sene kırmızıydı. Bizler, öğretmenlerimiz, çocuklarımız, velilerimiz hep beraber bugün kırmızı giydik. Kırmızı temaya uygun davrandık. Otizmin bu anlamda farkındayız, onların yanındayız" şeklinde konuştu. ABA Otizm Eğitim Merkezi öğretmenlerinden Nur Sayan ise 2 Nisan Otizm Farkındalık Gününü dikkat çektiklerini söyledi. Sayan, "Bu kapsamda, farkındalık oluşturabilecek resimler özellikle seçtik. Bu resimlerle boyama yaptık, boyama etkinliği gerçekleştirdik. Daha sonrasında bu etkinliğimizle birlikte küçük bir sergi oluşturduk. Otizmin rengi olarak bu yıl belirlediğimiz renk kırmızı. Kırmızı temaya uygun kırmızı balonlar dağıttık çocuklarımıza. Aslında bugün bizim oluşturmak istediğimiz şey, tamamen otizmin bir farkındalık olduğu otizmin bir spektrum bozukluğu olduğu ve bu farkındalığa dikkat çekmek. Buna yönelik olarak çocuklarımızla bugün burada oyunlar oynadık, halaylar çektik, dans ettik, boyamalar yaptık, balonlu etkinliklerimiz oldu, yürüyüş yaptık. Tüm bu etkinliklerimiz, dediğimiz gibi, birazcık gürültülü oldu açıkçası. Zaten gürültülü olması bizim istediğimiz bir şeydi. Çünkü otizm var, biz buradayız. Otistik çocuklar, otizm spektrumuna sahip çocuklar da burada. Herkesin onları görmesini istiyoruz aslında. Herkesin onların farkına varmasını istiyoruz. O yüzden bugün bizim için birazcık gürültülü etkinlikler oldu. Tam da istediğimiz şekilde, çok güzel etkinlikler düzenledik bugün kurumumuzda" diye konuştu.