Yerel Haberler
Diyarbakır
21 Nisan 2026 Salı - 16:31 Diyarbakır’da "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı" açıldı Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı", yaklaşık 125 firmanın katılımıyla başladı. Fuar ve Kongre Merkezindeki açılışa, Diyarbakır Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı, İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, belediye başkanları, borsa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, firma temsilcileri ve çiftçiler katıldı. Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı burada yaptığı konuşmada, fuarın, potansiyelin ortaya konulduğu, bölge üreticisinin dünyaya açılan penceresi olduğunu söyledi. Valilik olarak, kalkınma önce toprakla başladığını bildiklerini belirten Gölbaşı, "Tarımı güçlü olan bir bölgenin ekonomisi de sosyal hayatı, geleceğe güvenle bakışı da güçlü olur. Bu anlayışla kamu kuruluşlarımız, üniversitemiz, sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz bir araya gelerek bu fuarı bir gelenek haline getirmiştir. Bu fuarın en kıymetli yanı sadece makine ve ekipman sergilenmesi değil, çiftçimizde üreticinin, alıcıyla satıcının bilgi ile tecrübenin buluştuğu eko sistemdir. Bu yıl ki fuarda yurt dışından özelikle komşularımızdan gelen yoğun ilgi bizi ayrıca memnun etmiştir" dedi. "Dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor" İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, kentin yaklaşık 6,5 milyon tarım arazisine sahip olup bunun 4 milyon 220 bin dekarı ekonomik olarak sulanabilir durumda olduğunu ifade etti. Bugün itibariyle 1 milyon 587 bin dekarı sulanıyor olup bunun da 1 milyon 23 bin dekarı DSİ tarafından, geriye kalan 564 bin dekarı da çiftçiler tarafından sulanmakta olduğunu aktaran Alan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yapımı devam eden Silvan Barajıyla birlikte 2 milyon 350 bin dekarlık alınımız daha sulanmaya açılmış olacak ve bu da Türkiye’de ikinci bir Çukurova olacak. Bundan sonraki süreçte dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor. Biz, tarımsal üretimde çok ciddi bir üretim potansiyeline sahibiz. Ancak katma değeri düşük ürünlerimiz var. Bu fuarında ürünlerimizin katma değerini artıracağına, ona vesile olacağına canı gönülden inanıyorum." Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya ise başta valilik, büyükşehir belediyesi olmak üzere bize destek veren, bu fuara güç veren tüm kurum ve kuruluşlara çok teşekkür ettiğini söyledi. Fuarın 5 gün süreceğini belirten Kaya, "Diğer fuara göre daha katılımcının arttığı bir fuar düzenliyoruz. Geçen yıl yaklaşık 126 bin kişinin ziyaret ettiği fuarımıza bu yıl 300 marka burada sergilenecek. Yaklaşık 125 firmamızın çatısı altında 300 marka fuarda çiftçilerimizle buluşacak. Tarım, bu bölgenin vazgeçilmezi" diye konuştu. Silvan Barajının yapılmasıyla birlikte sulanabilir alan 4 milyon dönüm olacağını kaydeden Kaya, "Nerdeyse Hollanda’nın yarısı kadar sulanabilir bir alanımız var. Hollanda’nın ihracatına baktığımız zaman tarım ihracatı 120 milyar avro civarında. Bizde güneş, toprak, beşeri kaynağımız, suyumuz da var. Burada bir yanlış yapıyoruz. Aslında tarımın temel unsurları olan suyu, toprağı, güneşi ve insan kaynağını doğru değerlendirdiğimiz takdirde Türkiye’nin değil ithal etmek, tek başına Diyarbakır bile Türkiye’nin tarım ihtiyacını karşılayacak potansiyelde olduğunu görebiliyoruz. Bu fuarlar tam da bunlar için önemli. Çiftçimizi sıradan üretimlerden çıkarıp modern, ekonomik katma değeri fazla nasıl ürünlere yönlendirebiliriz, bunu yapmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
21 Nisan 2026 Salı - 16:29 Diyarbakır’da "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı" açıldı Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı", yaklaşık 125 firmanın katılımıyla başladı. Fuar ve Kongre Merkezindeki açılışa, Diyarbakır Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı, İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, belediye başkanları, borsa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, firma temsilcileri ve çiftçiler katıldı. Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı burada yaptığı konuşmada, fuarın, potansiyelin ortaya konulduğu, bölge üreticisinin dünyaya açılan penceresi olduğunu söyledi. Valilik olarak, kalkınma önce toprakla başladığını bildiklerini belirten Gölbaşı, "Tarımı güçlü olan bir bölgenin ekonomisi de sosyal hayatı, geleceğe güvenle bakışı da güçlü olur. Bu anlayışla kamu kuruluşlarımız, üniversitemiz, sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz bir araya gelerek bu fuarı bir gelenek haline getirmiştir. Bu fuarın en kıymetli yanı sadece makine ve ekipman sergilenmesi değil, çiftçimizde üreticinin, alıcıyla satıcının bilgi ile tecrübenin buluştuğu eko sistemdir. Bu yıl ki fuarda yurt dışından özelikle komşularımızdan gelen yoğun ilgi bizi ayrıca memnun etmiştir" dedi. "Dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor" İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, kentin yaklaşık 6,5 milyon tarım arazisine sahip olup bunun 4 milyon 220 bin dekarı ekonomik olarak sulanabilir durumda olduğunu ifade etti. Bugün itibariyle 1 milyon 587 bin dekarı sulanıyor olup bunun da 1 milyon 23 bin dekarı DSİ tarafından, geriye kalan 564 bin dekarı da çiftçiler tarafından sulanmakta olduğunu aktaran Alan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yapımı devam eden Silvan Barajıyla birlikte 2 milyon 350 bin dekarlık alınımız daha sulanmaya açılmış olacak ve bu da Türkiye’de ikinci bir Çukurova olacak. Bundan sonraki süreçte dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor. Biz, tarımsal üretimde çok ciddi bir üretim potansiyeline sahibiz. Ancak katma değeri düşük ürünlerimiz var. Bu fuarında ürünlerimizin katma değerini artıracağına, ona vesile olacağına canı gönülden inanıyorum." Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya ise başta valilik, büyükşehir belediyesi olmak üzere bize destek veren, bu fuara güç veren tüm kurum ve kuruluşlara çok teşekkür ettiğini söyledi. Fuarın 5 gün süreceğini belirten Kaya, "Diğer fuara göre daha katılımcının arttığı bir fuar düzenliyoruz. Geçen yıl yaklaşık 126 bin kişinin ziyaret ettiği fuarımıza bu yıl 300 marka burada sergilenecek. Yaklaşık 125 firmamızın çatısı altında 300 marka fuarda çiftçilerimizle buluşacak. Tarım, bu bölgenin vazgeçilmezi" diye konuştu. Silvan Barajının yapılmasıyla birlikte sulanabilir alan 4 milyon dönüm olacağını kaydeden Kaya, "Nerdeyse Hollanda’nın yarısı kadar sulanabilir bir alanımız var. Hollanda’nın ihracatına baktığımız zaman tarım ihracatı 120 milyar avro civarında. Bizde güneş, toprak, beşeri kaynağımız, suyumuz da var. Burada bir yanlış yapıyoruz. Aslında tarımın temel unsurları olan suyu, toprağı, güneşi ve insan kaynağını doğru değerlendirdiğimiz takdirde Türkiye’nin değil ithal etmek, tek başına Diyarbakır bile Türkiye’nin tarım ihtiyacını karşılayacak potansiyelde olduğunu görebiliyoruz. Bu fuarlar tam da bunlar için önemli. Çiftçimizi sıradan üretimlerden çıkarıp modern, ekonomik katma değeri fazla nasıl ürünlere yönlendirebiliriz, bunu yapmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
21 Nisan 2026 Salı - 15:43 Diyarbakır’da kaymakamlık kaçak yapıları tek tek yıktı Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde "villa" tarzında inşa edilen 13 kaçak yapının yıkımına başlandı. Edinilen bilgilere göre, Yenişehir ilçesinde kamu düzeninin, doğal yaşamın ve üretim alanlarının korunmasına yönelik Kaymakamlık tarafından Elidolu Mahallesi’nde yürütülen titiz incelemeler neticesinde, mera alanlarının usulsüz şekilde işgal edildiği ve bu alanlar üzerinde "villa tarzında" 13 adet kaçak yapının inşa edildiği tespit edildi. Söz konusu yapılaşmanın, bölge halkının temel geçim kaynakları arasında yer alan tarım ve hayvancılık faaliyetlerini ciddi şekilde sekteye uğrattığı belirlenirken, kamu yararını önceleyen bir anlayışla gerekli hukuki süreçler vakit kaybetmeden başlatıldı. 3091 Sayılı Kanun kapsamında yürütülen işlemler tamamlanarak, sabah saatleri itibarıyla kaçak yapıların yıkımına başlandı. Kaymakamlığın bu hızlı ve kararlı müdahalesi, kamu arazilerinin korunması noktasında adımı atıldı. Hukuka aykırı yapılaşmaya hiçbir surette göz yumulmayacağı, bu tür eylemlerde bulunan kişi ve kuruluşlar hakkında gerekli tüm yasal işlemler gecikmeye mahal verilmeksizin ivedilikle gerçekleştirileceği öğrenildi. İlçe genelinde tüm mahalle ve köylerde benzer denetimlerin aralıksız sürdürüleceği, kaçak yapılaşmaya yönelik tespitlerin hızla yapılacağı ve gerekli müdahalelerin vakit kaybetmeden gerçekleştirileceği öğrenildi. Yıkım çalışmalarının tamamlanmasının ardından söz konusu alanın yeniden mera vasfına uygun hale getirilmesi planlanıyor. Böylece hem doğal denge korunacak hem de bölge halkının üretim faaliyetleri üzerindeki olumsuz etkiler ortadan kaldırılacak.
Karayol: ’’Sömestr tatili yalnızca dinlenme zamanı değil, eksikleri gidermek için fırsattır’’
16 Ocak 2026 Cuma - 11:30 Karayol: ’’Sömestr tatili yalnızca dinlenme zamanı değil, eksikleri gidermek için fırsattır’’ Özel Diyarbakır Radikal Okullarında görevli rehberlik öğretmeni Leyla Karayol, sömestr tatilinin sadece dinlenme zamanı olmadığını, aksine eksikliklerin farkına varılıp toparlamak için önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Türkiye genelinde ilk, orta ve liselerde eğitim gören milyonlarca öğrenci bugün ilk dönem karnelerini alarak tatile başladı. Lise öğrencilerin sömestr tatilinde ne yapmaları gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel Diyarbakır Radikal Okullarında görevli rehberlik öğretmeni Leyla Karayol, sömestr tatilinin yalnızca dinlenme zamanı değil, eksiklerin farkına varıp kendini toparlamak için çok önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Karayol, ’’Okul dönemi boyunca hızla akan dersler arasında kaçırılan konular, anlaşılamayan kazanımlar ve ertelenen tekrarlar bu tatilde telafi edilebilir. Bu dönemi bilinçli kullanan öğrenciler, ikinci döneme hem akademik hem de psikolojik olarak daha güçlü başlar. Lise yılları, üniversite hedeflerinin yavaş yavaş netleştiği ve sorumluluk bilincinin gelişmesi gereken bir süreçtir. Sömestr tatilinde ders çalışmalarını tamamlamak, yalnızca notları yükseltmek için değil, planlı çalışma alışkanlığı kazanmak için de büyük önem taşır. Çünkü başarı, son anda yapılan yoğun çalışmalarla değil, zamanında ve düzenli emekle gelir. Bu tatilde eksik konular belirlenmeli, günlük kısa ama düzenli çalışma programları hazırlanmalı, konu tekrarları ve soru çözümleri ihmal edilmemelidir. Unutulmamalıdır ki tatilde yapılan çalışmalar, öğrencinin kendine duyduğu güveni artırır. ‘Yetiştiremiyorum’ duygusu yerini ‘yapabiliyorum’ düşüncesine bırakır. Bu da ikinci dönemde daha motive, daha kararlı ve daha başarılı bir öğrenci olmanın anahtarıdır. Elbette tatil dinlenmek içindir, ancak tamamen derslerden kopmak, ileride telafisi zor olan akademik boşluklara neden olabilir. Dengeli bir tatil planı, hem zihinsel dinlenmeyi hem de sorumlulukları yerine getirmeyi kapsar. Sömestr tatilini verimli değerlendiren her öğrenci, geleceği için önemli bir adım atmış olur. Çünkü bugün gösterilen çaba, yarının başarısını belirler’’ dedi.
DTSO Başkanı Kaya: "Türkiye’de vergi sistemi adalet temelinde yeniden ele alınmalı"
15 Ocak 2026 Perşembe - 16:19 DTSO Başkanı Kaya: "Türkiye’de vergi sistemi adalet temelinde yeniden ele alınmalı" Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, Türkiye’de vergi sisteminin adalet temelinde yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayarak kayıt dışılığın önlenmesi, kazancın vergilendirilmesi ve yapay zeka destekli erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ve Diyarbakır Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (DSMMMO), "Vergi Denetiminde Yeni Yaklaşımlar", "Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN)", "Elektronik İnceleme Süreci" ve "VDK-Dilekçe ve Bilgi Verme Uygulaması" başlıklı seminer düzenledi. DTSO meclis salonunda düzenlenen seminere DTSO Başkanı Mehmet Kaya, Diyarbakır İş Konseyi Başkanı Mustafa Vural, Diyarbakır Defterdarı Mustafa İnceçayır, DSMMMO Başkanı Amine Demir Çoban, çok sayıda mali müşavir ve muhasebeci katıldı. Burada konuşan DTSO Başkanı Kaya, Türkiye’de vergi sisteminin adalet temelinde yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı. Kaya, kayıt dışılığın önlenmesi, kazancın vergilendirilmesi ve yapay zeka destekli erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Kaya, 26 bin üyeye sahip DTSO açısından mali müşavirlerin "en önemli paydaşlar" olduğunu belirterek, "Bizim için sizlerin güçlü olması, bilgili olması ve sahada etkin olması hayati önemdedir" dedi. "Vergi, cironun değil kazancın vergilendirilmesidir" Vergi sistemindeki temel sorunun adaletsizlik olduğunu ifade eden Kaya, dolaylı ve dolaysız vergiler arasındaki dengesizliğe dikkat çekti. Kaya, "Bugün vergi sistemi ağırlıklı olarak kayıt altında olanların omuzlarına yüklenmiş durumda. Kayıt dışı olanlar hiç vergi ödemezken, kayıtlı olanların oranları sürekli artırılıyor. Vergi dediğimiz şey cironun değil, kazancın vergilendirilmesidir. Bu ilke sağlanmadığı sürece adalet de sağlanamaz" diye konuştu. Kayıt dışılığın önlenmesinin yalnızca oran artırımıyla mümkün olmadığını vurgulayan Kaya, tabana yayılmış, herkesin kazancı oranında vergi ödediği bir sistemin zorunlu olduğunu söyledi. Yapay zekanın yalnızca sanayi ve üretimde değil, vergi sisteminde de köklü değişimlere yol açtığını ifade eden Kaya, işletmelerin bu dönüşüme uyum sağlaması gerektiğini belirtti. "Beğensek de beğenmesek de yapay zekâ vergi sisteminin içine girmiş durumda. Uyum sağlamazsak ya sistem dışına düşeceğiz ya da işletmelerimizi kapatmak zorunda kalacağız" diyen Kaya, bu süreçte mali müşavirlerin rolünün daha da kritik hale geldiğini vurguladı. Son dönemde vergi idaresinden gelen otomatik bildirimler ve geçmişe dönük incelemelerin işletmeleri zorladığını dile getiren Kaya, erken uyarı ve bilgilendirme mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kaya, Diyarbakır’da son dönemde kısa sürede açılıp kapanan şirket sayısındaki artışa da dikkat çekerek, bunun hem kent ekonomisini hem de kayıtlı işletmeleri olumsuz etkilediğini söyledi. Kaya, "Naylon şirketler haksız rekabete neden oluyor ve uzun vadede hepimizin başını ağrıtacak bir tablo ortaya çıkarıyor. Yapay zeka destekli denetim sistemleri gerçekten kayıt dışını hedef alırsa, kayıtlı işletmeler bundan rahatsız olmaz" şeklinde konuştu. ‘’Bu sistem üç ayaklıdır, biz, siz ve vergi kurumu" Vergi adaletinin sağlanmasının tek bir kurumun sorumluluğu olmadığını vurgulayan Kaya, çözümün ortak akıldan geçtiğini belirterek şöyle devam etti: "Bu sistemin üç ayağı var, mali müşavirler, iş dünyası ve vergi kurumu. Hep birlikte çalışarak, popülizm yapmadan, kazancın vergilendirildiği adil bir sistemi kurmak zorundayız. Eğer Diyarbakır’daki en büyük bin şirketle, en zengin bin kişi aynı kesim değilse, burada toplumsal bir sorun vardır." Konuşmasının sonunda toplantının düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Kaya, adaletli, şeffaf ve sürdürülebilir bir vergi sisteminin hem Diyarbakır’ın hem de Türkiye ekonomisinin geleceği açısından zorunlu olduğunu vurguladı. DSMMMO Başkanı Amine Demir Çoban, mesleki camiada birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekerek, "Mesleğimizin, akademik herhangi bir meslekten katbekat fazla sorumluluk ve ceza ile muhatap olduğu bir gerçekliktir. Özellikle sorumluluk raporları bağlamında, meslek mensuplarının buna denk düşecek bir yetkiyle donatılmadan çalışmak zorunda kalması önemli bir problemdir. Bu bağlamda, vergi mahremiyeti başta olmak üzere gerekli hukuki ve idari düzenlemelerin yapılması sağlanmalıdır. Cezaların, işlemle orantılı ve amaca uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bizler bunun mücadelesini vereceğiz. Bizler, mesleğimizin en büyük sermayesi olan meslek itibarına duyulan güveni hep birlikte koruyacağız’’ dedi. Yapılan konuşmaların ardından Antalya Vergi Denetim Kurulu Başkanı Emre Gök ve Antalya Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı Çağrı Türkyılmaz, Vergi Denetiminde Yeni Yaklaşımlar, Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN), Elektronik İnceleme Süreci ve "VDK-Dilekçe ve Bilgi Verme Uygulaması konularında katılımcıları bilgilendirdi.
Diyarbakır’ın köklü tatlı firmasının kampanyası satışları 5 katına çıkardı
15 Ocak 2026 Perşembe - 14:15 Diyarbakır’ın köklü tatlı firmasının kampanyası satışları 5 katına çıkardı Diyarbakır’ın yarım asırlık tatlı firması, başlattığı kampanya ile satışlarını 5 katına çıkarttı. Kentin köklü tatlı markalarından Hacıbaba Pastaneleri, kuruluşunun 41’inci yılına özel iki ürünle başlattığı tatlı indirimini 6 ürüne çıkardı. Kampanyanın zaman kavramını kaldıran firma, gördüğü yoğun taleple satışları 5 katına çıkardı. 3 vardiya şeklinde ürünler çıkartılırken firma, Ar-Ge çalışmalarıyla 2027 yılında Dubai, Avrupa ve Orta Doğu’da yatırım ortaklığına ve büyümeye hazırlanıyor. Hacıbaba Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Elaldı, bu kampanyaya iki ürünle başladıklarını, şu an 6 ürüne çıkardıklarını söyledi. Yoğun ilgiden dolayı kampanyanın süre durumunu da kaldırdıklarını belirten Elaldı, şu an süresiz bir kampanyada olduklarını söyledi. Bunu birçok ürüne de yansıtabileceklerini kaydeden Elaldı, "Buna birkaç ürünü daha ekleyebiliriz. Hacıbaba Pastanelerinin menüsü Türkiye’de yok. Böyle zengin bir menüye sahip firmayız. Günün en az 18 saati işimizdeyiz. 2027 planlarımız var, yatırımlarımız olacak. Hacıbaba’da durmak yok, yola devam diyoruz" dedi. Elaldı, firmaya değer katacak, firmayı daha da büyütebilecek ortaklıklar olursa değerlendirebileceklerini ifade ederek, "Oturur konuşuruz. Ama sırf mevcuda ortak olsun diye ortak istemiyoruz. Dubai teklifi, 6 ülkeye yayılalım dediler. Meşakkatli gördüğümüz bir süreç olduğu için askıya almış bulunmaktayız. Ama 2027’de Dubai, Avrupa, Orta Doğu AR-Ge’miz var. 2027’de bu yatırımları düşüneceğiz. Satışlarımız, kampanya ile birlikte öncesine göre 5 katına çıkmış. Bunu vardiyaya dökmüşüz. Allah, bütün halkımızdan razı olsun. Firmaya değer verdiler, bizde bunu gözeterek kampanyayı başlattık. Yoğun ilgileri olduğu için süreyi ortadan kaldırdık" şeklinde konuştu.
Uzmanından öğrenciler için yarıyıl tatili uyarısı
15 Ocak 2026 Perşembe - 14:13 Uzmanından öğrenciler için yarıyıl tatili uyarısı Okulların yarıyıl tatiline girmesiyle birlikte öğrenciler için dinlenme ve gelişim süreci başladı. Bu süreçte rehber öğretmenler, çocukların tatili verimli ve dengeli geçirmesinin önemine dikkat çekti. Diyarbakır Maya Okulları Rehberlik Koordinatörü Duygu Kervan Alver, yarıyıl tatilinin yalnızca dinlenme değil, aynı zamanda çocukların sosyal, duygusal ve akademik gelişimlerini destekleyecek bir dönem olarak değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Alver, her yaş grubundaki çocuk için farklı ihtiyaçlar bulunduğunu belirterek, tatil sürecinin yaşa uygun planlamalarla geçirilmesinin önemini ifade etti. Alver, "Öncelikle bütün velilerime, sevgili öğrencilerime şimdiden harika bir yarıyıl tatili diliyorum. Şunu vurgulamak istiyorum. Tatil süreci aslında sadece okuldan uzaklaşmak değil, çocuklarımızın evde aileleriyle birlikte eğlenceli, keyifli ve dinlenerek geçirecekleri bir dönem demektir. Dolayısıyla bunu bir mola olarak da düşünmemek gerekiyor aslında. Duygusal pillerimizi şarj etme dönemi diyebiliriz buna. Tatil sürecini velilerimiz nasıl geçirebilirler? Öğrencileriyle ne tür etkinlikler yapabilirler? Tatil sürecinde aslında her yaş grubunun ihtiyacı farklı. Yani anaokulu yaş grubunun ihtiyacıyla lise grubunda sınava hazırlanan bir çocuğumuzun ihtiyacı aynı olmayacaktır. Dolayısıyla bu noktada aslında yaş yaş bu konuları konuşmak gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle en küçüklerimizden başlayalım mesela anaokulu grubumuz. Anaokulu grubumuzda aslında bizim için en büyük tehlike ekran. Okulun sosyal ve hareketli ortamından çıkan çocuk eve gittiğinde bir anda ekrana çok fazla maruz kalabiliyor. Özellikle aslında velilerimin iş yoğunluğunu anlayabiliyorum. Bu kadar yoğun bir iş temposunun içerisinde, hele bir de evde iş bölümü yoksa anne ve baba arasında, yani çocukların bakımı, ev işlerinin yapılması anlamında bir iş bölümü yapılmamışsa bazen çocuklarımız için gerçekten ekran çok tehlikeli olabiliyor. Burada aslında bizim için önemli olan durum gerçekten anne ve babalarımızın sorumlulukları paylaşarak ortak hareket edebilmeleri. Dolayısıyla şöyle düşünelim, bir anaokulu çocuğu aslında ekranla öğrenmez. Anaokulu öğrencilerimiz bizim yaşayarak, yaparak ve tecrübe ederek öğrenir. Dolayısıyla bu noktada evde annelerimiz, babalarımız çocuklarımızla böyle mutfağa girebilirler, minik minik etkinlikler, kurabiyeler, kekler yapabilirler. Çok pahalı oyuncaklara da ihtiyacımız yok aslında. Evde bir çarşafla, yastıklı bir çadır kurulabilir. Çocukların aslında hayal dünyalarına, oyun dünyalarına girilebilir. Hem çocuklarımız için unutulmayacak bir anı olur hem de ebeveynlerimiz o çok bahsettiğimiz kaliteli zaman sürecini çok güzel bir şekilde çocuklarıyla birlikte değerlendirirler" dedi. ’’İlkokul öğrencileriyle zaman geçirerek tatili keyifli hale getirebiliriz’’ İlkokul dönemi çocuklarının ise öğrenmeyi öğrendikleri bir süreç olduğunu aktaran Alver, şunları söyledi: "ilkokul öğrencilerimizin aslında birinci dönemleri çok yoğun geçti. Bu süreçte çocuklarımızı ödevlere boğmak yerine onlarla küçük küçük zamanlar geçirerek tatili keyifli bir hale getirebiliriz. Kutu oyunları oynayabiliriz. Mesela artık çocuklarımız çok güzel kitap okuyorlar ilkokul sürecinde. Okudukları bir kitabın kahramanı üzerine sohbet edebiliriz. Hatta çocuklarımızın okuduğu kitaplardaki kahramanlarla ilgili canlandırmalar yapabiliriz. Aynı zamanda bunu yaptığımızda aslında çocuklarımızın içsel dünyasındaki düşüncelerini de öğrenebiliyoruz. Bu bizim için çok kritik bir süreçtir. Tatil döneminde çocuklarımız ekranla çok fazla iç içe olmuşlarsa, çok fazla zaman geçirmişlerse okula döndüklerinde ikinci dönemin başında biz oryantasyonumuzu çok zor atlatıyoruz. Özellikle velilerimizi uyarmamız gereken kritik nokta budur aslında. Çocuklarımız ekrana çok maruz kaldığında hem uyku saatlerinde ciddi anlamda bozulmalar yaşanıyor hem de okula döndüklerinde o ekrandan koptukları için çocuklar okula gelmek istemiyorlar, isteksiz oluyorlar. Özellikle anaokulu grubunda ağlamalar, anne babadan ayrılmak istememe süreçleri çok fazla yaşanıyor. Bunun için sizden ricamız kesinlikle ekranın sınırlı ve kontrollü olması. Kontrol noktasında da çocuğunuzun ne izlediğini, ne oynadığını kontrol ederek ilerlememiz gerekiyor ki zararlı içeriklere çocuklarımız maruz kalmasınlar.’’ ’’Yarıyıl tatilinde dinlenmeyen çocuklarımız ikinci dönem daha yorgun olabiliyor’’ Ortaokul ve lise grubu öğrencilerinin ise birinci dönemin çok daha akademik anlamda yoğun bir dönem geçirdiklerini vurgulayan Alver, ‘’Ortaokul ve lise grubundaki öğrencilerimiz için birinci dönem akademik anlamda yoğun bir dönemdi. Dolayısıyla bu noktada çocukları tamamen yarıyıl tatilinde ekrandan uzak tutmak çok doğru bir hedef olmayacaktır. Bu noktada dijital detoks dediğimiz konuyu ele almak gerekiyor. Çocuklarımız bu dönemde ergenliğin en yoğun duygularını yaşıyorlar aslında. Velilerimizden isteğimiz şu olacak. Mesela akşam yemeklerinde telefonlarımızı bir kenara bırakalım, televizyonu kapatalım ve o ergenlik sürecindeki çocuklarımızla sadece ‘nasılsın’ diyerek onların duygularını öğrenebileceğimiz bir sohbet ortamı oluşturalım. Çünkü yarıyıl tatili tamamen sınav kampı gibi geçen bir süreç, çocukların aslında dinlenme ihtiyacını da elinden alıyor. Tabii ki konu eksikliklerini kapatmaları gerekiyor. Tabii ki ders çalışmaları gerekiyor. Ama aynı zamanda yarıyıl tatili bizim için aslında bir dinlenme süreci. O yüzden çocuklarımızın bu süreçte dinlenmesi bizim için kritik. Bu dönemde dinlenmeyen çocuklarımız, yeteri kadar mola veremeyen çocuklarımız ikinci dönem başladığında çok daha fazla yorgun olabiliyorlar. Dolayısıyla bu noktada ikinci dönem aslında sınav grupları için atağa geçecekleri bir dönemdir. O yüzden bu döneme de dinlenerek girmeleri hem onlar açısından hem de velilerim açısından çok daha güzel ve verimli olacaktır. Bizim çocuklarımıza verebileceğimiz aslında en güzel hediye çok pahalı oyuncaklar değil. Bizim şefkatimiz ve onlara verdiğimiz sürekli dikkatimizdir. Tüm ailelerime umarım bol bol dinlendikleri, çocuklarımın bol bol eğlendikleri bir tatil diliyorum’’ diye konuştu.
Diyarbakır’ın köklü tatlı firmasının kampanyası satışları 5 katına çıkardı
15 Ocak 2026 Perşembe - 13:57 Diyarbakır’ın köklü tatlı firmasının kampanyası satışları 5 katına çıkardı Diyarbakır’ın yarım asırlık tatlı firması, başlattığı kampanya ile satışlarını 5 katına çıkarttı. Kentin köklü tatlı markalarından Hacıbaba Pastaneleri, kuruluşunun 41’inci yılına özel iki ürünle başlattığı tatlı indirimini 6 ürüne çıkardı. Kampanyanın zaman kavramını kaldıran firma, gördüğü yoğun taleple satışları 5 katına çıkardı. 3 vardiya şeklinde ürünler çıkartılırken firma, AR-GE çalışmalarıyla 2027 yılında Dubai, Avrupa ve Orta Doğu’da yatırım ortaklığına ve büyümeye hazırlanıyor. Hacıbaba Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Elaldı, bu kampanyaya iki ürünle başladıklarını, şu an 6 ürüne çıkardıklarını söyledi. Yoğun ilgiden dolayı kampanyanın süre durumunu da kaldırdıklarını belirten Elaldı, şu an süresiz bir kampanyada olduklarını söyledi. Bunu birçok ürüne de yansıtabileceklerini kaydeden Elaldı, "Buna birkaç ürünü daha ekleyebiliriz. Hacıbaba Pastanelerinin menüsü Türkiye’de yok. Böyle zengin bir menüye sahip firmayız. Günün en az 18 saati işimizdeyiz. 2027 planlarımız var, yatırımlarımız olacak. Hacıbaba’da durmak yok, yola devam diyoruz" dedi. Elaldı, firmaya değer katacak, firmayı daha da büyütebilecek ortaklıklar olursa değerlendirebileceklerini ifade ederek, "Oturur konuşuruz. Ama sırf mevcuda ortak olsun diye ortak istemiyoruz. Dubai teklifi, 6 ülkeye yayılalım dediler. Meşakatli gördüğümüz bir süreç olduğu için askıya almış bulunmaktayız. Ama 2027’de Dubai, Avrupa, Orta Doğu AR-Ge’miz var. 2027’de bu yatırımları düşüneceğiz. Satışlarımız, kampanya ile birlikte öncesine göre 5 katına çıkmış. Bunu vardiyaya dökmüşüz. Allah, bütün halkımızdan razı olsun. Firmaya değer verdiler, bizde bunu gözeterek kampanyayı başlattık. Yoğun ilgileri olduğu için süreyi ortadan kaldırdık" şeklinde konuştu.
Çüngüş’te bin 500 metre rakımda yollar kardan temizleniyor
15 Ocak 2026 Perşembe - 11:40 Çüngüş’te bin 500 metre rakımda yollar kardan temizleniyor Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, yoğun kar yağışının etkili olduğu Çüngüş ilçesinde, bin 500 metre rakımda bulunan kırsal mahalle yollarını ulaşıma açmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, ilçe belediyelerinin katılımıyla oluşturulan Karla Mücadele Koordinasyonu, kent merkezinde ana arterler, yerleşim alanları ve hastane çevrelerinde çalışmalarını sürdürürken, Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı ekipleri de kırsal mahalle yollarında yoğun mesai harcıyor. İlçede bulunan 35 mahalle yolunun büyük bölümünü ulaşıma açan ekipler, 5 grup mahalle yolunda kar temizleme çalışmalarına devam ediyor. ’’Yolların çoğunu açmış bulunmaktayız’’ Kar yağışının 29 Aralıktan bu yana etkili olduğu Çüngüş ilçesinde, ekipler bin 500 metre rakımdaki kırsal mahalle yollarını açmak için yoğun çaba sarf ediyor. Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığında görevli saha şefi Umut Demirkol, dün etkili olan kar yağışının ardından ilçedeki 35 mahalle yolunun tamamının kar altında kaldığını belirtti. Demirkol, "Ekiplerimizle 2 loder, 2 greyder ve 1 kazıyıcı yükleyici beko loder ile 15 personel eşliğinde müdahalede bulunduk. Bu yolların çoğunu açmış bulunmaktayız. Sadece 5 grup mahalle yolumuz kapalı durumda. Bu 5 grup yol, mezralarıyla birlikte yaklaşık 200 kilometrelik bir güzergâha tekabül ediyor. Ekiplerimiz bu yollara da müdahale etti" dedi. ’’24 saat görevimizin başındayız’ Zorlu doğa koşullarında çalışmaların sürdüğüne dikkat çeken Demirkol, Polat Uşağı, Akbaşak, Malkaya ve Kaynak mahalle yollarında karla mücadele çalışmalarının devam ettiğini ifade etti. Yer yer kar kalınlığının 1 metrenin üzerine çıktığını aktaran Demirkol, "Tüm ekiplerimiz 24 saat esasına göre çalışıyor. Bu yolların tamamına yakınını kısa süre içerisinde açmayı hedefliyoruz. Şu ana kadar 60-70 kilometrelik bölümü yaya ve araç trafiğine açmış durumdayız. Çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. Bu kriz ortamını tamamen ortadan kaldırarak yurttaşlarımızın gerekli yerlere güvenli şekilde ulaşmasını sağlamayı amaçlıyoruz" diye konuştu.