Yerel Haberler
Düzce
Düzce depreminin 26. yılında acılar hala taze
12 Kasım 2025 Çarşamba - 13:35 Düzce depreminin 26. yılında acılar hala taze ı Kerim okunmasının ardından protokol üyeleri ve vatandaşlar depremde vefat edenlerin kabirlerine karanfil bıraktılar. Düzce’de 12 Kasım 1999 yılında yaşanan ve merkez üssü Kaynaşlı olan depremin acıları hala tazeliğini koruyor. Bu çerçevede her yıl olduğu gibi bu yılda 316 kişinin hayatını kaybettiği Kaynaşlı ilçesinde 12 Kasım Deprem Şehitleri unutulmadı. Kaynaşlı Deprem Şehitliği’nde düzenlenen programda ilk olarak depremde hayatını kaybeden vatandaşlar için Kur’an-ı Kerim okundu. Ardından protokol üyeleri ve vatandaşlar depremde hayatını kaybeden vatandaşların kabirlerine karanfil bıraktılar. Vali Selçuk Aslan, Düzce depreminde yaşanan bazı olayları halen hatırladığını belirterek "12 Kasım 1999 tarihinde saatler 18:57’yi gösterirken 17 Ağustos’un üzerinden henüz daha 3 ay geçmeden 7.2 büyüklüğünde merkez üstü Kaynaşlı ilçemiz olan yabancı bir basın kuruluşunun attığı manşette Türkiye kıyameti yaşadı hafızamdadır taze olarak bu deprem acısının 26. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Bu deprem maalesef 316’sı Kaynaşlı ilçemizden olmak üzere 845 kardeşimizi, annemizi, babamızı, komşumuzu yani kısaca canımızı sevdiklerimizi bizlerden ayırdı. Rabb’im hepsinin mekanını cennet eylesin hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. Bu sayının nerdeyse 3 katından fazla da yaralımız söz konusu tabii ki hayat orda durmadı. Hayat devam etti geldiğimiz noktada devletimizin güçlü desteği müşfik politikaları ve Düzce’nin azmiyle Düzce’de Kaynaşlı’da sendelediği yerden bugün yeniden ayağa kalktı. Bu büyük acının üzerine Düzce vilayet oldu yaralarını çok daha hızlı sarabilmesi için. Bu acı hala yüreklerimizi andıkça sızlatıyor. Özellikle daha yakın şekilde tanışlarını akrabalarını kaybeden insanlar açısından belki son nefese kadar da devam edecek bir sızı. Ancak ifade ettiğim gibi hayat orda durmadı hayat devam ediyor. Yaşadıklarımızdan güçlü dersler çıkartmamız gerekli tekrar aynı sıkıntılara düşmememiz gerekli. Çünkü afetler özellikle de deprem Türkiye’nin büyük bir gerçeği. Bizler afetlerle özellikle de depremle yaşamak zorundayız güzel bir söz var deprem değil binalar insanlara zarar vermekte. Bu minvalde ilmin bize gösterdiği imkanları en güçlü şekilde kullanarak şehirlerimizi mukavemetli şekilde dirençli şekilde inşa etmek zorundayız. Kendimize yuva bildiğimiz meskenlerimizi hayatımızı idam ettirmek noktasında kullandığımız ticari hanelerimizi iş yerlerimizi ilmin ön gördüğü mühendisliğin emrettiği hususlara göre yaparsak afetler gerçeğimiz olmakla beraber bizler açısından yıkıcı sonuçlar acı sonuçlar bırakmaktan uzaklaşacaktır. Ben tekrar gerek 12 Kasım 1999 depreminde Düzce’de gerekse farklı afetlerde yitirdiğimiz canlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Hepsinin mekanı cennet olsun. 20 şehidimizin haberini dün aldık. Bugün bir kısmı belki uğurlanacak. Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum mekanları cennet olsun ailelerine başsağlığı diliyorum milletimizin başı sağ olsun" dedi. Mezarlıkta gerçekleştirilen programın ardından kentte çeşitli anma programları düzenlendi.
Düzce depreminin 26. yılında acılar hala taze
12 Kasım 2025 Çarşamba - 13:23 Düzce depreminin 26. yılında acılar hala taze Düzce’de 12 Kasım 1999 yılında yaşana ve Merkez üssü Kaynaşlı olan 7.2 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybedenler, Kaynaşlı Deprem Şehitliği’nde anıldı. Kur’an-ı Kerim okunmasının ardından protokol üyeleri ve vatandaşlar depremde vefat edenlerin kabirlerine karanfil bıraktılar. Düzce’de 12 Kasım 1999 yılında yaşanan ve merkez üssü Kaynaşlı olan depremin acıları hala tazeliğini koruyor. Bu çerçevede her yıl olduğu gibi bu yılda 316 kişinin hayatını kaybettiği Kaynaşlı ilçesinde 12 Kasım Deprem Şehitleri unutulmadı. Kaynaşlı Deprem Şehitliği’nde düzenlenen programda ilk olarak depremde hayatını kaybeden vatandaşlar için Kur’an-ı Kerim okundu. Ardından protokol üyeleri ve vatandaşlar depremde hayatını kaybeden vatandaşların kabirlerine karanfil bıraktılar. Vali Selçuk Aslan, Düzce depreminde yaşanan bazı olayları halen hatırladığını belirterek "12 Kasım 1999 tarihinde saatler 18:57’yi gösterirken 17 Ağustos’un üzerinden henüz daha 3 ay geçmeden 7.2 büyüklüğünde merkez üstü Kaynaşlı ilçemiz olan yabancı bir basın kuruluşunun attığı manşette Türkiye kıyameti yaşadı hafızamdadır taze olarak bu deprem acısının 26. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Bu deprem maalesef 316’sı Kaynaşlı ilçemizden olmak üzere 845 kardeşimizi, annemizi, babamızı, komşumuzu yani kısaca canımızı sevdiklerimizi bizlerden ayırdı. Rabb’im hepsinin mekanını cennet eylesin hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. Bu sayının nerdeyse 3 katından fazla da yaralımız söz konusu tabii ki hayat orda durmadı. Hayat devam etti geldiğimiz noktada devletimizin güçlü desteği müşfik politikaları ve Düzce’nin azmiyle Düzce’de Kaynaşlı’da sendelediği yerden bugün yeniden ayağa kalktı. Bu büyük acının üzerine Düzce vilayet oldu yaralarını çok daha hızlı sarabilmesi için. Bu acı hala yüreklerimizi andıkça sızlatıyor. Özellikle daha yakın şekilde tanışlarını akrabalarını kaybeden insanlar açısından belki son nefese kadar da devam edecek bir sızı. Ancak ifade ettiğim gibi hayat orda durmadı hayat devam ediyor. Yaşadıklarımızdan güçlü dersler çıkartmamız gerekli tekrar aynı sıkıntılara düşmememiz gerekli. Çünkü afetler özellikle de deprem Türkiye’nin büyük bir gerçeği. Bizler afetlerle özellikle de depremle yaşamak zorundayız güzel bir söz var deprem değil binalar insanlara zarar vermekte. Bu minvalde ilmin bize gösterdiği imkanları en güçlü şekilde kullanarak şehirlerimizi mukavemetli şekilde dirençli şekilde inşa etmek zorundayız. Kendimize yuva bildiğimiz meskenlerimizi hayatımızı idam ettirmek noktasında kullandığımız ticari hanelerimizi iş yerlerimizi ilmin ön gördüğü mühendisliğin emrettiği hususlara göre yaparsak afetler gerçeğimiz olmakla beraber bizler açısından yıkıcı sonuçlar acı sonuçlar bırakmaktan uzaklaşacaktır. Ben tekrar gerek 12 Kasım 1999 depreminde Düzce’de gerekse farklı afetlerde yitirdiğimiz canlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Hepsinin mekanı cennet olsun. 20 şehidimizin haberini dün aldık. Bugün bir kısmı belki uğurlanacak. Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum mekanları cennet olsun ailelerine başsağlığı diliyorum milletimizin başı sağ olsun" dedi. Mezarlıkta gerçekleştirilen programın ardından kentte çeşitli anma programları düzenlendi. (TS-ALI-
DTSO Başkanı Bıyık "Emek yoğun sektörlere acil olarak destekler sağlanmalı"
12 Kasım 2025 Çarşamba - 12:39 DTSO Başkanı Bıyık "Emek yoğun sektörlere acil olarak destekler sağlanmalı" DÜZCE(İHA) – Düzce Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Bıyık, "Ülkemizin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini koruyabilmemiz için emek yoğun sektörlere acil olarak destekler sağlanmalı" dedi. Düzce Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Bıyık, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun X platformu üzerinden yapmış olduğu Reel Sektöre Destek Verilmeli çağrısını yineleyerek KOBİ’ler başta olmak üzere reel sektörün finansmana erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini belirtti. Bıyık açıklamasında; "TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu, eylül ayı büyüme rakamları ile ilgili yapmış olduğu açıklamada yıllık bazda yüzde 2,9 olan büyüme oranı olduğunu, ancak emek yoğun sektörlerde büyük sıkıntılar yaşandığını belirtmiştir. Bu yıl için tekstilde yüzde 11, hazır giyimde yüzde 22, deride yüzde 14 reel kaybın olduğu belirlenmiş, açıklamada tekstil, hazır giyim, mobilya, deri ve ayakkabı başta olmak üzere emek yoğun sektörlere yönelik yeni bir stratejiye ihtiyaç duyulduğu ifade edilmiştir. Ülkemizin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini koruyabilmemiz için emek yoğun sektörlere acil olarak destekler sağlanmalı ve KOBİ’ler başta olmak üzere reel sektörün finansmana erişimi kolaylaştırılmalıdır. Hisarcıklıoğlu’nun bu çağrısını yineliyor, Düzceli iş insanları olarak ülkemiz ve milletimiz için durmadan üretmeye, istihdam ve katma değer üretmeye gayret edeceğimizi de ifade etmek isteriz" ifadelerini kullandı.
Felaketin en yakın tanıkları konuştu
12 Kasım 2025 Çarşamba - 12:11 Felaketin en yakın tanıkları konuştu Düzce’de 12 Kasım 1999 tarihinde yaşanan felakete tanıklık eden ve kamuoyuna aktaran gazeteciler yaşadıklarını anlattı. 26 yıl önce yaşadıklarını anlatırken, Düzce’nin yaşanan acılardan ders çıkararak yüksek katlı yapılaşmaya son veren örnek bir kent olduğunu belirttiler. 26 yıl önce, 12 Kasım 1999 gecesi saatler 18.57’yi gösterdiğinde Düzce, Türkiye tarihinin en yıkıcı depremlerinden biriyle sarsıldı. 7,2 büyüklüğündeki deprem, sadece binaları değil, binlerce insanın hayatını, umutlarını ve şehir hafızasını da yerle bir etti. Yıkımın ortasında kalan Düzceliler, bir yandan sevdiklerini ararken bir yandan da hayatta kalma mücadelesi verdi. Enkaz altında yankılanan "Sesimi duyan var mı?" çığlıkları, o geceyi yaşayan herkesin belleğine kazındı. Felaketin ardından geçen 26 yılın ardından, Düzce Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü, o gecenin en yakın tanıkları olan gazetecilerle bir araya geldi. O dönemde yaşananları belgeleyen, kamuoyuna ilk görüntüleri ulaştıran basın mensupları, hâlâ dün gibi hatırladıkları o anları anlattı. İhlas Haber Ajansı (İHA) Düzce Temsilcisi Ali Yıldız, 12 Kasım depreminde evde olduğunu belirterek "Biranda sallanmaya başladı. Depremin akabinde İHA’nin bir çok canlı yayın aracı Düzce’ye geldi. Tüm Dünyaya oradan haber servisi yapıldı. Düzce’nin ne durumda olduğu gözler önüne serildiği için birçok kurum daha çabuk Düzce’ye ulaştı. 105 saat sonra çıkartılan teyzemizin, enkaz altında babasının kendisine su ve yiyecek getirdiğini anlatması beni çok etkiledi. Düzce il olmayı hayal ederken yıkılmış bir şehir oldu. Düzce küllerinden yeniden doğdu" ifadelerinde bulundu. Gazeteci Hasan Kaya ise yaşadıklarını "Ana haberleri sunmak için üst kata çıkacaktım, bir gürültüyle birlikte kıyamet koptu. Benim görevim bu; ‘Kameranı al çekim yapmaya başla’ Koştum arabaya kamerayı almaya. Aracımızın üzerine banka binası çökmüştü. İte kaka kapıyı açtım ve kamerayı aldım. Anında çekim yapmaya başladım. Kızım aklıma geldi. Kameranın ışığını tutuyorum. Yatmış vatandaş, ya balkondan atladı. Kameranın ışığını görünce ‘Baba’ diye sesini duydum. Dünyalar benim oldu, ama çocuğunun sesini duyamayanlar o kadar çoktu ki" dedi. TRT Muhabiri Levent Öztürk’de "Radyoda, ‘Merkez üssü Düzce’ sözünü duydum. Arabayı hemen geri çevirdim. Kamuoyuna acilen yardım getirilmesi konusunda mesaj vermeyi düşündük. Sinyal yakaladığım ilk yerden önce ana haber bültenine bağlandım ve ‘ne varsa gönderin, Düzce tamamen yıkıldı, sizin yardımınızı bekliyoruz’ dedim. Anlatması çok güç, 2 saat önce haberini yaptığım caddede eser kalmamıştı. 26 yıl öncesinden bahsediyoruz. İnternet yok, bugünkü gibi bir afet koordinasyonu yok. Kültür Mahallesi’nde bir teyzemiz çok uzun bir süre sonra enkazdan kurtarılmıştı" şeklinde konuştu. Gazeteci Ümit Çetin, "Ürkütücü bir sesle birlikte geldi. Birçok yerde yıkım vardı. Hemen görüntü alma isteği, gazeteciliğin vermiş olduğu bir refleks. Aracımız İstanbul Caddesi üzerindeydi ve enkaz altında kalmıştı. Binaların altından sesler geliyordu ve hiçbir şey yapamıyorduk. Ailemi sağ salim görene kadar benim için hayat durdu diyebilirim. Depremin gerçekten çok büyük bir boyutta olduğunu o ekmek arabalarının geldiğini görünce hissettim. Gün ağardıktan sonra depremin boyutu daha çok ortaya çıkmış oldu" dedi. Gazeteci-yazar Dilaver Kambur; "Hani derler ya kıyamet senaryoları diye, yer yüzü bir halı gibiydi. Tam bir felaketti. Annenin kaçarken evladını almayı unuttuğu tam bir korku dünyası. Çatıdan bakıldığında görüntülerin yüzde 40’ı yerle birdi. Bir anneyi hatırlıyorum. Yıkılmış bir binanın önünde eşi ve çocukları çıkarılmış. ‘Karnın aç mı?’ diye soruyorlardı. O da ‘Hiçbir şey hatırlamıyorum, açlığımı hatırlamıyorum, Dünyayı hatırlamıyorum. Bana çocuklarımı getirin" dedi. Gazeteci Harun Can Şerbetci ise "Binaların yıkıldığını görünce kendimi yere attım, korkunç bir şeydi. O insanların bağırmaları aklıma geldikçe kanım çekiliyor. Evlerin başında herkes enkazdan birilerini çıkarmaya çalışıyor. O gün benim cebimde tesadüfen fotoğraf makinem vardı. Hemen makinemi çıkardım. Flaşla çekmeye başladım. Haberleri zarfa koyuyorduk filmle birlikte İstanbul’a öyle gönderiyorduk. Gün ışıyınca gördük ki Düzce yerle bir olmuş. Düzce’de artık güvenilir durumdayız. Çok büyük yıkımların olacağını düşünmüyorum bundan sonra" dedi. Anadolu Ajansı Düzce Temsilcisi Ömer Ürer: Arabanın ışığına doğru koşan toz yığınından çıkmış insanlar vardı. Bembeyaz suratlarıyla başka bir yakınının kurtarılması için yardım istemesi unutamadığım bir sahneydi. Biraz acı olacak ama, öyle bir dönemdi ki cenazeyi bulduğumuza sevinmiştik. Gazeteciliğe başlamam afetle birlikte oldu. İnanlara nasıl yardımcı olabiliriz ile başladı. 36 kareye neler yaşandığını sığdırmamız gerekiyordu. Siyah odalarımız yoktu, hepsi yıkılmıştı. Hem kamerayı bırakıp enkaz altındaki insanları çıkarma çabası, hem buradaki durumun ne kadar büyük olduğunu insanlara duyurma çabasındaydık" ifadelerinde bulundu. Fotoğraf Sanatçısı Lütfü Şimşek; "Fotoğrafladığım vatandaş, ‘Enkazdan çıkan hayat’ diye tüm uluslararası basında yer aldı. Duvarlara yazılan çeşitli yazılar vardı. Biz de onları fotoğraflamıştık. ‘Biz iyiyiz gençlik merkezinin önünde çadırdayız’ yazıyordu. Özellikle evlerde kalan öğrenciler çok kullandılar" şeklinde konuşarak yaşadıklarını aktardılar.
Vali Aslan "Gönüllülük sorumluluktur"
12 Kasım 2025 Çarşamba - 10:27 Vali Aslan "Gönüllülük sorumluluktur" DÜZCE (İHA) – Afetlerde gönüllülük ve liderlik sempozyumunda konuşan Vali Selçuk Aslan, "Afetlerden dersler çıkarmamız önemli" dedi. Düzce Valiliği, Düzce Belediyesi, Düzce Üniversitesi ve AFAD Başkanlığı iş birliğiyle düzenlenen "Düzce’den Türkiye’ye Afetlerde Gönüllülük ve Liderlik Sempozyumu" Cumhuriyet Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. "Afetler dayanışma ve liderlik ruhunu ortaya koymaktadır" Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, afetlerin yalnızca fiziki yıkımlara yol açan olaylar değil, aynı zamanda toplumların dayanışma, yardımlaşma ve liderlik ruhunu ortaya koyduğu süreçler olduğunu belirtti. 1999 depremi ile Düzce’nin büyük bir acı yaşadığını ancak bu süreçten güçlenerek çıktığını ifade eden Sözbir, bu sempozyumun Düzce’de düzenlenmesinin sembolik ve anlamlı bir duruş taşıdığını vurguladı. Üniversitelerin topluma yön veren, farkındalık oluşturan ve çözüm üreten kurumlar olduğunu dile getiren Sözbir, Düzce Üniversitesinin toplumsal dayanışmayı güçlendiren çalışmalara katkı sağlamaya devam edeceğini belirtti. "Afet bilincini geliştirmek için tüm adımları attık" Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, ülkemizin deprem gerçeğiyle yüzleştiğini ve bu konuda farkındalığın artırılmasının hayati bir önem taşıdığını vurguladı. 6 Şubat depremlerinde yaşanan büyük yıkımın ardından, Türkiye’nin eşine az rastlanır bir toplumsal dayanışma örneği sergilediğini ifade eden Faruk Özlü, devletin bölgeyi yeniden inşa etme sürecinde kararlılıkla çalıştığını belirtti. Düzce’nin 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinde ağır kayıplar yaşadığını hatırlatan Özlü, "O günlerden bugüne afet bilincini geliştirmek için tüm adımları attık" ifadelerini kullanarak, yapı güvenliği ve yatay mimari konusundaki hassasiyetlerine dikkat çekti. Düzce’deki yapı stokunun büyük oranda yenilendiğini, Bahçeşehir bölgesinin Türkiye’ye örnek teşkil eden bir toplu konut modeli olduğunu belirten Faruk Özlü, sempozyumun deprem farkındalığının güçlenmesine ve dayanışma kültürünün pekişmesine katkı sunacağına inandığını ifade etti. Gönüllülük önemli Düzce Valisi Selçuk Aslan, afetlerle mücadelede yalnızca profesyonel ekiplerin değil, gönüllülerin de önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Afetlerin önlenmesi, müdahalesi ve iyileştirilmesi süreçlerinde gönüllülerin, profesyonellerle birlikte kilit aktörler olduğunu vurgulayan Selçuk Aslan, sempozyumun gönüllülük sisteminin daha etkin ve sürdürülebilir hale gelmesi açısından önemli bir adım olduğunu ifade etti. Afet yönetiminin; gönüllülük, liderlik, strateji ve iletişim unsurlarının çok boyutlu bir planlama gerektirdiğinin altını çizen Aslan, "Gönüllülük sorumluluktur, liderlik ise bu sorumluluğun en somut yansımasıdır" ifadelerinde bulundu. Afetlerde gönüllülük ve liderlik sempozyumunda uzman isimler Düzce Vali Yardımcısı Ömer Sağlam yönetiminde düzenlenen, "Afetlerde Gönüllülük" başlıklı ilk oturumda; AFAD Başkanlığı Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar "Afetlerde Gönüllülük ve Gönüllü Yönetimi", AFAD Başkan Yardımcısı Dr. Önder Bozkurt "Afet Sosyolojisi Fikirle Sivil Toplum ve Gönüllülük Üzerine Bir Değerlendirme", AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Barış Altan Doğan, ANDA Genel Başkanı Okan Tosun ve İHH Afet Yönetiminden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Kars ise "Afetlerde Gönüllülük Programları ve Uygulama Örnekleri" konularında sunumlar gerçekleştirdi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Genç yönetiminde düzenlenen, "Afetlerde Liderlik" başlıklı ikinci oturumda ise; Dr. Ebru Güzelcik Ural "Afet Yönetiminde Etkili Lider İletişimi", Doç. Dr. Kurtuluş Açıksarı "Afet Yönetiminde Liderlik", Öğr. Gör. Ali Kuru "Afet Yönetimi Farkındalığı", Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Enes Ağca "Dijital Çağda Afetlerde Gönüllülük ve Lider İletişimi Yönetimi, Nuran Kızılkan "Afetlerde Liderlik Uygulamaları ve Öneriler" başlıklı sunumlarını paylaştı. Düzce’nin afet bilincinde örnek şehir olma vizyonuna önemli katkı sunarak, afet yönetimi alanında gönüllülük ve liderliğin güçlendirilmesine yönelik farkındalık oluşturan sempozyum, belge ve plaket takdimlerinin ardından sona erdi.
İnşaat sektöründen 12 Kasım’da "güvenli yapı" vurgusu
12 Kasım 2025 Çarşamba - 10:22 İnşaat sektöründen 12 Kasım’da "güvenli yapı" vurgusu 12 Kasım 1999 Düzce Depremi’nin 26. yıl dönümünde, kentteki inşaat sektörü temsilcilerinden "güvenli yapı" mesajı öne çıktı. Yekta İnşaat’ın sahibi Metin Şişman, doğru malzeme kullanımı, yönetmeliklere uyum ve nitelikli işçiliğin önemine dikkati çekerek, "Şimdiye kadar Düzce’de meydana gelen doğal afetlerde yaptığımız yapıların zarar görmemiş olması, ne kadar doğru çalıştığımızın bir işaretidir" dedi. Kaynaşlı ilçe merkezli 7,2 büyüklüğündeki, 845 kişinin hayatını kaybettiği ve 2 bin 678 kişinin yaralandığı depremin üzerinden 26 yıl geçti ancak acılar hala tazeliğini koruyor. Yekta İnşaat’ın sahibi Metin Şişman, 12 Kasım 1999 Düzce Depremi’nin 26. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, depremlerin Türkiye’nin acı bir gerçeği olduğunu belirtti. Depremin yıl dönümü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Şişman, 12 Kasım depreminde ve meydana gelen diğer afetlerde yaşamını yitiren vatandaşlara Allah’tan rahmet diledi. "İnsanlarımız depremlerden zarar görmesin diye çalışmalarımıza devam ediyoruz" Depremlerle yaşamak zorunda olunduğunu vurgulayan Şişman, "Depremler maalesef ülkemizin acı gerçeği, bu gerçekle yaşamak zorundayız. Biz de inşaat firmaları olarak insanlarımız depremlerden zarar görmesin, daha güvenli evlerde otursunlar diye çalışmalarımıza devam ediyoruz" dedi. "Yapıların zarar görmemiş olması, ne kadar doğru çalıştığımızın bir işaretidir" Açıklamasında, binaların güncellenen inşaat yönetmelikleriyle daha güvenli hale geldiğine işaret eden Metin Şişman, doğru malzeme kullanımı, yönetmeliklere uyum ve nitelikli işçiliğin önemine değindi. Şişman, şirket olarak afetlere hazır konutlar inşa etmek için çalıştıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Şimdiye kadar Düzce’de meydana gelen doğal afetlerde yaptığımız yapıların zarar görmemiş olması, ne kadar doğru çalıştığımızın bir işaretidir. Hem kullandığımız malzeme olarak hem sık sık güncellenen yapı yönetmeliklerine uygunluğumuz hem de işçilerimizin kalifiyesiyle afetlere hazır, özellikle depremlere hazır konutlar inşa etmek için yoğun şekilde çalışıyoruz. Bu anlamda malzemenin en kalitelisine, yönetmeliklerin izin verdiği ölçütlerin çok daha üstünde malzemeler kullanarak yapılar inşa ediyoruz. Amacımız, insanlarımız aileleriyle, çocuklarıyla huzur içerisinde güvenli evlerde oturmaları."